|
Laik Avrupa’nın ne kadar laik üniversitesi varsa hepsinde -evet
birkaçında, çoğunda, tamamına yakınında falan değil HEPSİNDE- türbanla
okumak mümkün. Hiçbir yasak, engelleme, gak guk yok! Avrupa’da durum bu: Avrupa’daki üniversitelerde AİHM türban aleyhine
karar aldı diye yasak getirilmiş mi? El Cevap: Getirilmemiş! Bundan sonra getirilmesi de mümkün değil!
Dikkat buyurunuz: Arabistanlı Lawrence’ın ülkesinde yani İngiltere’de
dahi yasak yok. Dahası, İngiliz hükümetinin sözcüsü, Fransa ve Almanya’daki
türban tartışmaları vesilesiyle çıktı (Aralık 2003) İngiltere’deki
üniversitelerde hiçbir zaman kılık kıyafet konusunda yasak konulamayacağını
deklare etti...
YUH! DÜNYA'DA TEK TOTALİTER DEVLET BİZ KALDIK!!!
Dünyada durum ne?
Türkiye ve Tunus hariç gezegenimizdeki hiçbir
üniversitede türban yasağı yok!
(Zaman:T.KORKMAZ:02.05.06)
Tunus’ta mahkeme kadınların kamuya ait
işyerlerinde başörtüsü takmasının yasaklanmasını yasal bulmadı...Tunus
lideri Bin Ali’de başörtülü kadınları ödüllendirdi.(Zaman: 17.10.2007)


Okul birincileri törene peruk takarak katıldı
Dicle Üniversitesi'nin mezuniyet
törenine okul birincileri türban takarak katıldı. 4 yıl boyunca
peruk takarak üniversiteye devam eden Hukuk Fakültesi öğrencileri
Ayfer Can ile Zehra Demir, puanları aynı olduğu için birinciliği
baylaştılar. Can ve Demir, diplomalarını peruk takarak aldı.
Diplomalarını Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem'in
elinden alan her iki öğrenci, keplerini peruk üstüne taktı. Her yıl
renkli geçen mezuniyet töreni, bu yıl sönük bir havada geçti. DÜ
Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç'un davet ettiği birçok kişi töreni
katılmadı. Törene Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer mesaj gönderdi. (
Sabah:04.07.2004)
Metin YÜKSEL
02/11/2003 : HÜRRİYET
Viyana'nın göbeğinde beş katlı
bakımlı bir bina. 34 dairesinde Viyana üniversitelerinde eğitim
gören tam 200 kız öğrenci kalıyor. Hepsi de imam hatip mezunu,
türbanlı ve bu yüzden Türkiye'de üniversiteye gidememiş.
Şimdi Viyana'nın özgür havasını
soluyup Avrupa'dan Türkiye'ye bakma ayrıcalığını yaşıyorlar. Onlara
bu olanağı iki yıl önce kurulan Viyana Uluslararası Öğrenci
Aktivitelerini Destekleme Derneği (WONDER) sağlıyor. Dernek eğitim
masraflarını karşılamak için her öğrenciye Türkiye'den bir sponsor
buluyor, yurt imkanı sağlıyor. Bu yolla eğitimine devam eden
öğrenciler arasında İslami kesime mensup gazeteci, yazar ve
akademisyenlerin kızları da var. Vakit Gazetesi yazarı Abdurrahman
Dilipak'ın kızı Fatıma Zehra Dilipak'la Milli Gazete'nin Yazı İşleri
Müdürü Ekrem Kızıltaş'ın kızı Betül Kızıltaş bu öğrenciler arasında.
Esra Sümeyye Özkan 22 yaşında. Osmaniye İmam Hatip Lisesi'ni
bitirip Fatih Üniversitesi'ni kazanmış. Bir yıl sonra başlayan
türban yasağı nedeniyle okulla ilişiği kesilmiş. Okumak için geriye
tek yol olarak türbanın sorun olmadığı bir ülkeye gitmek kalmış. Ama
ona da ailesinin olanakları elvermemiş. ‘‘Lisedeyken yurtdışında
okuma hayalleri kurardım sık sık, ama olanak yoktu’’ diyor.
Özkan'ın imdadına Viyana Uluslararası Öğrenci Aktivitelerini
Destekleme Derneği (WONDER) yetişmiş. Genç kız kendisine barınmak
için yurt, eğitim masrafları için de sponsor olanağı sağlayan WONDER
aracılığıyla Viyana'ya gelmiş. ‘‘Başlangıçta sıkıntılı oldu ama
artık alıştım. Matematik okuyorum. Burada matematik felsefeyle
içiçe. Ayrıca arkadaşlarımla bir edebiyat dergisi çıkartıyoruz. Bir
yandan da Osmanlıca öğreniyorum’’ diyor. Türkiye'ye karşı buruk
hisler taşıdığını ancak kırgın olmadığını anlatıyor: ‘‘Viyana'da
insan olduğumu hissetmek bana huzur veriyor’’ diyor hüzünlü bir ses
tonuyla.
Esra Sümeyye Özkan başını açmamak için yurtdışında
okumak yolunu seçen tek öğrenci değil. Onunla birlikte 200 başörtülü
öğrenci daha okuyor Viyana'da. Hepsi de imam hatip mezunu.
Üniversiteye girişte puan katsayısı farklılığına rağmen
Türkiye'nin önde gelen okullarını kazanmışlar. Bazıları kayıt
aşamasında karşılaşmış başörtü yasağıyla. Bazıları yasak nedeniyle
okullarına girememiş, uzaklaşmak zorunda kalmışlar. Sonuçta onlar da
tıpkı Esra gibi WONDER'e başvurmuş. İki yıl içinde dernek
aracılığıyla Viyana'da tahsil yapmaya gelen kızların sayısı 200,
toplam öğrenci sayısı ise 400'ü bulmuş.
Şimdi Viyana'nın
göbeğinde beş katlı 34 daireli bir yurtta birlikte kalıyor, türbanı
sorun etmeyen üniversitelerde eğitimlerine devam ediyorlar.
Başlangıçta uyum problemi yaşasalar da şimdi türbanlarıyla
istedikleri yere girip çıkıyor, bisikletleriyle dolaştıkları Viyana
sokaklarında ilginç görüntüler oluşturuyorlar. Aralarında kay kay
yapanlar da var. Çoğu Almanca'nın yanı sıra ikinci bir dil öğrenmeye
başlamış. Okullarını bitirdikten sonra Fransa, İngiltere, Kanada
gibi ülkelerde ihtisas yapacaklarını söylüyorlar.
Başörtülü
öğrenciler bizi Viyana'nın ünlü Cafe Central'ine davet ediyor. Canlı
müzik yapılan ve klasik müzik çalınan kafeye birlikte giriyoruz.
Başörtüleriyle girdikleri mekanlarda garsonlar tarafından güleryüzle
karşılanıyorlar. Tramvayda, metroda, okulda, hayatın farklı
alanlarında oldukça rahatlar. Yabancı ellerde saygı görmek onları
mutlu ediyor.
Sohbet türban, okul, Viyana üzerinde
yoğunlaşıyor. Zeynep Esra Abay (21) Viyana Üniversitesi İletişim
Fakültesi'nde birinci sınıf öğrencisi. Daha önce Türkiye'de iki
buçuk yıl İngiliz edebiyatı okumuş. Ailesi İstanbul'da oturuyor.
Başörtüsü yasağıyla KKTC'de okurken karşılaşmış. ‘‘Özel bir
üniversitede okurken başörtüsü yasağı sadece KKTC'li ve Türkiye'den
gelen öğrencilere uygulandı. Diğerleri okuluna devam ederken biz
apar topar okuldan atıldık. Bu çok zoruma gidiyor. Kıbrıs'tan
ağlayarak ayrıldım’’ diye anlatıyor. ‘‘Her şeye rağmen dünyaya
Avrupa'dan bakmanın ayrıcalık olduğuna inanıyorum.’’
Hilal
Pala da (22) Zeynep Esra gibi iletişim okuyanlardan biri. O da
İstanbul'dan gelmiş. Birinci sınıfta. Ailesinden ayrı olmaktan
dolayı mutsuzmuş ancak arkadaşlarıyla kurduğu uyumlu ilişki onu
rahatlatmış. ‘‘Burada olmak kolay değil. Burada olmak ve başarılı
olmak Türkiye'de başarılı okumaktan daha zor. Dil sıkıntısı
yaşıyoruz. Farklı kültürlerden insanlarla aynı kentte yaşamak artı
şeyler katıyor hayatımıza. Doğuluyuz ama Batılı düşünmek zorundayız
burada. Bunu başarabildiğimizde hayatımıza yeni şeyler katmış
olacağız.’’
Zeynep Esra, Viyana'ya okumaya gelen 200
başörtülü arkadaşıyla birlikte Türklerin buradaki imajını
düzelttiklerine inanıyor: ‘‘İstanbul'u görmeden, kent kültürü
edinmeden birçok Türk buraya gelmiş. Buradaki yaşama adapte olana
kadar çok büyük sıkıntılar yaşamışlar. Hoş olmayan izler
bırakmışlar. Kısa sürede bu izleri, Türklerin olumsuz imajlarını
sildik.’’
Hepsinin ortak hedefi ihtisas yaptıktan sonra
Türkiye'ye dönmek. Yurtta kalan öğrencilerden 22 yaşındaki Hacer
Tütüncü, ‘‘Viyana'da genç bir potansiyel oluşturuyoruz. Bu
potansiyeli ileride Türkiye'ye kaydırmayı düşünüyoruz. Geri
döndüğümüzde daha iyi bir Türkiye bulmak istiyoruz. Ümitliyiz.
Yasaksız bir Türkiye istiyoruz. Yüzümüzdeki gülümsemeyle
Viyanalıları şaşırtıyoruz. Başörtüsü sebebiyle eğitim hakları
ellerinden alınan arkadaşlarımızın da yüzlerinin gülmesini
istiyoruz’’ diyor.
Her öğrenciye eğitim masrafını
üstlenecek bir sponsor buluyorlar
WONDER, Viyana'ya
okumak amacıyla gelen imam hatip mezunu 13 Türk öğrenci tarafından
iki yıl önce kurulmuş. Türkiye'de imam hatip liselerinden başarıyla
mezun olan, üniversite imtihanlarında yüksek başarı gösterdikleri
halde puan katsayısı ve başörtüsü nedeniyle istedikleri okullara
giremeyen öğrencilerin Viyana üniversitelerinde okumalarına yardımcı
oluyor. Onlara altyapı hazırlıyor, danışmanlık hizmeti veriyor. Dil
öğrenmelerine yardımcı oluyor, sosyal aktiviteleri düzenliyor. Bu
kapsamda son bir yıl içinde Türkiye'deki çeşitli üniversitelerden
otuz beş bilim adamı ve yazar derneğin seminer programlarına
katılmış.
SADECE İMAM HATİPLİLERE
İki yıl
içinde 200 kız ve 200 erkek öğrenciye Avusturya'nın başkenti
Viyana'da okuma imkanı sağlayan dernek öğrencilerini seçerek alıyor.
Öğrenci seçiminde imam hatipli olmak birinci şart. Öğrencinin ÖSS
puanı ve imam hatip lisesini bitirme notunun da yüksek olması
gerekiyor. Zeki ve çalışkan olmak, ahlaki zafiyetleri olmamak
derneğin aradığı diğer vasıflar.
NASIL
ÇALIŞIYOR?
Bu kriterlere sahip öğrenciler WONDER'e
başvurarak, Avrupa'da okumak istediklerini söylüyorlar. WONDER,
öğrencilere üniversitelere nasıl başvuracaklarını, kabul alabilmek
için nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatıyor. Viyana'da okuma
hakkı kazanan öğrencilere vize, okul kayıtları ve Viyana'daki günlük
yaşama ilişkin bilgi aktarıyor. Bütün bu danışmanlık hizmetleri
ücretsiz.
Dernek öğrencilerin barınma sorununa da çözüm
üretmiş. Erkek öğrenciler şehrin çeşitli yerlerinde tutulan
dairelerde, kız öğrenciler ise beş katlı 34 daireli büyük yurtta
kalıyor. Yurttaki daireler ve evlerin doğal gaz, elektrik gibi ortak
giderleri öğrenciler tarafından karşılanıyor. Öğrenciler bunun için
derneğe her ay 250 Euro ödüyor. Dernek aracılığıyla Viyana'ya gelen
tüm öğrenciler WONDER'e üye olmak zorunda.
300 ÖĞRENCİYE
BURS BULDULAR
WONDER, maddi imkansızlık nedeniyle sıkıntı
çeken öğrenciler için burs buluyor. Dernek imam hatip mezunu olan ya
da onları desteklemek isteyen işadamı, şirket ya da kuruluşlara
başvurup, Viyana'da eğitime başlayan, yetenekli, ama maddi imkanları
kısıtlı bir öğrenciyi okutmasını istiyor. Yani öğrenci ile burs
veren kişiyi buluşturan bir köprü işlevi görüyor.
Para
WONDER'e verilmiyor. Burs veren kişi parayı ismini öğrendiği ve
masraflarını üstlendiği öğrencinin Avusturya'daki hesabına
yatırıyor.
Viyana diğer Avrupa ülkelerine göre ucuz ancak
Türkiye'ye göre oldukça pahalı bir kent. Öğrenciler barınma, ısınma
ve yemek ihtiyaçlarını paylaştıkları için rahatlıkla geçinebiliyor.
Bir öğrencinin aylık masrafı yaklaşık 500 Euro. 8 aylık bir eğitim
döneminde bir öğrenciye verilen burs, Türkiye'ye gidiş dönüş uçak
parası dahil beş bin Euro. Sistem ‘‘bir öğrenciye bir hayırsever’’
esasına göre çalışıyor.
Bu sistemle 400 öğrencinin 300'ü
burslu olarak okuyor. 100'ü ise ailelerinden gelen parayla
eğitimlerini sürdürüyor.
AVUSTURYA’DA EĞİTİM
BEDAVA
Türk öğrencilerin Viyana'daki eğitim çabasına
resmi makamlar destek veriyor. Okumak isteyen herkese üniversite
kapılarını açan Avusturya hükümeti din, dil, ırk ayrımı yapmıyor.
Yani üniversitelerdeki tek yabancı öğrenciler Türkler değil.
Viyana'daki üniversitelere başvuran Türk öğrenciler, Türkiye'de dört
yıllık bir üniversiteye yerleşmiş olduklarını ispatlamak zorunda. Bu
yapıldığında diğer prosedürler öğrencilerin lehine işliyor.
Yurt binası şehrin merkezinde
WONDER,
Viyana'nın göbeğinde, Döblingerhauet Caddesi'ndeki beş katlı,
restore edilmiş kiralık bir apartmanda faaliyet gösteriyor. Bin
sekiz yüz metrekare kullanım alanına sahip binanın giriş katı
derneğin yönetimine ayrılmış. Diğer dört katta 200 kız öğrencinin
kaldığı 34 daire var.
Binanın zemin katında öğrencilerin
ortak kullanımına açık iki konferans salonuyla bir kütüphane
bulunuyor. Bu salonlarda çeşitli sosyal aktiviteler, seminer ve
konferanslar yapılıyor. Orada olduğumuz günlerde Bosna-Hersek
Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'i anma toplantısı da burada
yapıldı.
Kız öğrencilerin çoğu Viyana Üniversitesi'nde
okuyor. Bir bölümü de Teknik ve Ekonomi Üniversiteleri'nde okuyor.
Wirtschaft (Ekonomi), öğrencilerin kaldığı binaya en yakın
üniversite. 200 metrelik mesafede. Teknik ve Viyana
üniversitelerinde okuyan öğrencilerin çoğu okullarına bisikletle
gidip geliyor. Apartmanın girişi öğrencilerin bisikletleriyle
dolu.
Öğrencilerin kaldığı her dairede en az bir bilgisayar
bulunuyor. Yirmidört saat internete bağlanabiliyorlar. Öğrenciler
yemeklerini kendi paylaştıkları dairede nöbet sistemiyle kendileri
hazırlıyor.
Öğrencilerin sosyal danışmanlığını WONDER Başkanı
Yusuf Kara'nın eşi Nadire Kara yapıyor. Nadire Kara da başörtüsü
yasağı nedeniyle Türkiye'deki edebiyat öğretmenliğini bırakarak
Viyana'ya eşinin yanına gelmiş.
Kara ailesinin aynı binadaki
evlerinin kapısı öğrencilere sürekli açık. Nadire Kara, Viyana'da
okumaya gelen öğrencilere aile özlemi çektirmemeye çalıştıklarını
söylüyor: ‘‘Burada anne baba özlemi çekmesinler istiyoruz. Maddi ve
manevi tüm sorunlarını paylaşmaya çalışıyoruz. Viyana'da 400
çocuğumuza annelik babalık yapıyoruz. Yaptığımız işten mutluluk
duyuyoruz’’ diyor.
WONDER Başkanı Yusuf Kara, neden sadece
imam hatipliler, sorusuna şu yanıtı veriyor: ‘‘Türkiye'de imam
hatipliler başarılı olmalarına rağmen istedikleri üniversitelere
giremiyor. Bunların önünü açmaya çalışıyoruz. İstedikleri bölümü
kazanmış olsalar bile Türkiye'deki başörtüsü sorunu nedeniyle
istedikleri okula gidemiyorlar. Avrupa'daki üniversitelerde böyle
bir sorun yaşanmıyor. Hem farklı dilleri öğreniyor hem de dünya
standartlarında bir üniversite bitirmiş oluyorlar. Eğitim hakkının
engellenmemesi ve ihtiyacı olanlara yardımcı olunması gerektiğine
inanıyoruz.’’
Avusturya'da 180 bin Türk yaşıyor. Bunun 100
bine yakını Viyana'da. Viyana'daki Türkler WONDER'in bu
organizasyonuna katkıda bulunuyor mu? Öğrencilere burs veren var mı?
Bu soruya Kara, ‘‘Hayır, hiçbir destek görmüyoruz. Bursları
Türkiye'den sağlıyoruz’’ diye cevap veriyor. Yusuf Kara, WONDER'in
hedeflerini şöyle sıralıyor: ‘‘Öncelikle mevcut öğrencilerin
akademik kariyerlerini yapmalarını sağlamak. Kariyer yaptıktan sonra
Türkiye'ye dönerek, ülkeye faydalı birer bilim adamı olmalarına
katkıda bulunmak. Türkiye'deki mağduriyet devam ettiği sürece
başarılı olanları desteklemeye devam edeceğiz.’’
FATIMA
ZEHRA DİLİPAK (20)
Bir Müslüman olarak Hıristiyan teolojisi
öğrenmemde sakınca yok
İslami kesimin tanınmış
yazarlarından Abdurrahman Dilipak'ın kızı Fatıma Zehra Dilipak da
WONDER aracılığıyla Viyana'da okuyan öğrencilerden. Zehra Dilipak
İslam Akademisi'nde okuyor. Almanca ve Arapça eğitim alıyor. İslam
Akademisi'ni bitirdiğinde din öğretmenliği yapabileceğini söylüyor.
Türkiye'de kendisiyle ilgili yayımlanan haberler için ‘‘rahatsız
oldum’’ diyor. Akademi eğitiminin yanı sıra Katolik Üniversitesi'nde
misafir öğrenci sıfatıyla dersler almaya başlayacağını da
doğruluyor: ‘‘Bir Müslüman olarak Hıristiyan teolojisini öğrenmemde
hiçbir sakınca yok. Türkiye'de üniversiteyi kazandığım halde
başörtülü olduğum için kayıt yaptıramadım. Kayıt belgem olsaydı
burada normal eğitime geçecektim. Eğitim hakkımız elimizden
alındı.’’
ELİF OYUK (21)
Bilkent’te çok iyiydim
şimdi derslerimde daha vasatım
Balıkesir Gönen İmam Hatip
Lisesi'ni iyi bir dereceyle bitirdikten sonra Bilkent Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler'i kazandım. Birbuçuk yıl sonra, başörtüsü
yasağı başlayınca Viyana'ya geldim. Almanca öğrenmekte çok
zorlandım. Hálá da iyi derecede öğrendiğimi söyleyemem. Derslerde
zorlanıyorum. Bilkent'te derslerim çok iyiydi. Şimdi vasatım. Hepsi
benim dışımda gelişen olaylar bunlar. Birey olarak olanlardan çok
büyük zarar gördüm. Hayatımı değiştirmek zorunda kaldım. Burada
arkadaşlarımla her şeyi paylaşıyoruz. Gezi ve spor alanları çok
fazla. Hepsinden yararlanıyoruz ancak Türkiye'de okuyamamanın
burukluğunu bir türlü üzerimden atamıyorum.
MELİKE UYAR
(22)
Burada çekingen değilim tiyatro, sinema, opera hepsinden
yararlanıyorum
Yozgat İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Bilgi
Üniversitesi'nden sonra Viyana Ekonomi Üniversitesi'ne kaydoldum.
Burada herkesin yararlandığı sosyal imkanlar var. Okulda sadece
benimle aynı kaderi paylaşanlarla değil Avusturyalı arkadaşlarımla
da iyi diyaloglarım var. Burada çekingen değilim. Tiyatro, opera,
sinema ne varsa bütün imkanlardan yararlanıyorum. Türkiye'de
istikbal endişem yok. Eğitim alırken hem kültürünü hem de ticaretini
inceliyorum Viyana'nın. Türkiye'ye dönünce kendi işimi kurmayı
düşünüyorum.
WONDER’İN DANIŞMANI MATUŞKA
BEY
Entelektüel Müslümanların sayısının artması
önemli
Türk öğrencileri çatısı altında toplayan WONDER'in
danışmanı bir Avusturyalı. Muhammed Yusuf Matuşka’ya öğrenciler
soyadıyla hitap ediyor. Matuşka Bey, Türklere yabancı değil. Meslek
hayatının son üç yılını Ankara'da Avusturya Başkonsolosu olarak
geçirmiş Muhammed Yusuf Matuşka. Matuşka Bey'in ilginç bir yönü de
genç yaşta İslamiyet’i seçmiş olması. Daha 17 yaşında tanışmış
İslam’la. Sonra Müslüman olmuş. Müslüman olması mesleğinde
yükselmesine engel olmamış. Uzun yıllar ülkesini konsolos olarak
başarıyla temsil etmiş. Şimdi 64 yaşında, WONDER'in danışmanlığını
yapıyor, Türk öğrencilerle Avusturya makamları arasında köprü
oluyor. ‘‘Kıyafetin belli bir parçasının yasaklanması ister
Türkiye'de, ister Fransa'da ya da Almanya'da olsun, devletin
vatandaşlarının kişisel özgürlüğüne müdahale etmesidir. Özgür ve
demokratik anayasaya aykırıdır’’ diyor. Avusturya'da yaşayan İslam
topluluğu için entelektüel Müslümanların sayısının artmasının çok
önemli bir gelişme olduğunu söylüyor. Öğrencilere yardımcı olmanın
kendisini mutlu ettiğini, Türk öğrencilerin eğitimlerini en iyi
şekilde bitirmek için çok çaba harcadıklarına inandığını
anlatıyor.
SÜMEYYE DURSUN (19)
Felsefe
öğreniyorum
Gaziosmanpaşa Kazım Karabekir İmam Hatip
Lisesi'ni bitirdim. 16 yaşımda üniversiteyi kazandım ve başörtüsü
sorunu yok diye Bilgi Üniversitesi'nin matematik bölümünü tek tercih
olarak seçtim. Yasak oraya da geldi, ben de buraya geldim. Sinemayla
ilgiliyim. Felsefe, Almanca ve Fransızca
öğreniyorum.
NEVİN ÖZTÜRK (22)
Bazen sıkılsam da
Viyana güzel
Viyana'da mimarlık okumak geçmişte yaşadığım
sıkıntıları unutturuyor. İstanbul Kartal İmam Hatip Lisesi
mezunuyum. Beykent Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde geçen bir yılın
ardından buraya geldim. Bazen sıkılsam da Viyana güzel bir kent.
Kanada'da ihtisas yaptıktan sonra Türkiye'ye
döneceğim.
AYŞEGÜL ARAR (22)
Wonder’i 12
arkadaşımla beraber kurduk
Viyana'ya ilk gelen ve 12
arka-daşımla WONDER'i kuran ekipte yer aldım. Diş hekim-liğinde
okuyorum. Burada uzmanlık yaptıktan sonra ülkeme döneceğim. Viyana
20 gün kalmak ya da gezmek için ideal bir kent. Sokaklarda sanki bir
labirentte dolaşıyormuşum gibi oluyorum. Tarihin ağırlığını
hissediyor insan burada. Belki de bana öyle
geliyor.
SAADET PEKZORLU (22)
Buraya karanlık bir
ruh hakim
Bursalıyım ve imam hatibi Bursa'da okudum.
Yeditepe Sistem Mühendisliği'nde okurken Viyana'ya geldim ve ekonomi
okuyorum. Viyana büyük bir müze gibi. Ancak karanlık bir ruh hali
hakim kente. Burada kalmayı düşünmüyorum. Tarihi, kültürü, yeşili,
her şeyden önemlisi Bursa'daki insani ilişkiler çok sıcak. Burayı
soğuk buluyorum.

Ukrayna'daki
üniversitelere türbanlı öğrenci akını var. Tıp ve diş hekimliğini
tercih eden öğrenciler,
üniversitede mescit bile açtırdı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen
nisanda fahri doktora unvanı aldığı Kiev Teknik Üniversitesi'nin de
aralarında bulunduğu Ukrayna'daki üniversiteler, türbanlı Türk
öğrencilerin yeni gözdesi oldu.
Ukrayna'ya öğrenci gönderme hakkına, Taşdemir Şirketler Grubu'na
bağlı Kota Eğitim sahip bulunuyor. Şirket, turizm ve inşaat
yatırımlarına devlet desteği alabilmek amacıyla Ukrayna Eğitim
Bakanlığı ile özel bir stütü anlaşmasına imza atmış. Böylece,
ülkedeki 45 üniversiteye her yıl 550 öğrenciyi 'kayıtsız şartsız'
gönderme hakkına sahip olmuş.
2000'den bu yana Türkiye'den bini aşkın öğrenciyi tıp, ekonomi gibi
dallarda Ukrayna'ya eğitime gönderen Kota Eğitim, İslami basına
ilanlar verdi.
Türbanlı kız silueti olan ilanlarda, Ukrayna'daki
eğitim imkânı anlatılarak öğrenci çekmeye çalışılıyor.
Notlara bakılmıyor
Taşdemir Eğitim Grubu Başkan
Yardımcısı ve Medya Planlama Uzmanı Emre Ünal'ın verdiği bilgiye
göre, yapılan özel statü anlaşmasına göre, kayıt sırasında birçok
bölümde Türk öğrencilerin notlarına dahi bakılmıyor. Aslında bu
üniversiteler, diğer ülkelerden gelen öğrencileri, lise başarı
ortalamalarına göre seçiyor. Ünal, bu anlaşmayla Türk öğrencilerin
istedikleri dalda eğitim alma şansını yakaladıklarını vurguluyor.
Kurumlar AB'ye uyumlu
Güzel Sanatlar Bölümü için bile
yetenek sınavına girilmiyor. Yıllık eğitimin bedeli ise yurt, kayıt,
danışmanlık hizmetleri dahil 2500-4000 bin dolar arasında değişiyor.
YÖK tarafından denkliğe sahip tek üniversite, KİEV
Teknik Üniversitesi olmasına rağmen, diğer tüm kurumlar Avrupa
Birliği'ne uyumlu. Bu nedenle, öğrencilerin Avrupa'daki
üniversitelere geçiş hakkı bulunuyor.
En gözde bölüm tıp fakütlesi
Ünal'ın verdiği bilgiye göre, 2000'den bu yana gönderilen binin
üzerindeki öğrencinin yüzde 30'u kız ve neredeyse tümü türbanlı.
Öğrenciler, kıyafet zorunluluğu olmaması nedeniyle tercih ettikleri
üniversitelerde, dini inançlarını uygulamak amacıyla tıp fakültesi
3. sınıf öğrencisi bir kız öğrencinin girişimiyle mescit bile
açtırılmış.
Ünal, "Ukrayna'ya gidenlerin
yüzde 90'ı başörtülü. Genellikle tıp ve diş hekimliğini tercih
ediyorlar. Yurtlarda çok rahat ediyorlar. Genellikle Arap
ülkelerinden gelen öğrenciler de orada" dedi. Ünal, bu sene
kayıtlara büyük ilgi olduğunu söyledi.
( Milliyet :27
Ağustos 2004 )
Başörtülü kariyer
Üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı ne Etiler İmamı'nın kızı Nagihan Haliloğlu'nu ne de Tıp Fakültesi'ni yarıda bırakmak zorunda kalıp
yurt dışına çıkan Nurevşan Bastem'i yıldırmadı. Eğitimlerini Avrupa
ülkelerinde tamamlayan bu iki genç, şimdi Almanya'da hem çalışıp hem de
akademik kariyer yapıyor
AYŞE OLGUN Okullarda uygulanan başörtüsü yasağı
'azmin' önüne engel olamadı. Okuma hayallerinin peşine takılan Nagihan
Haliloğlu ve Nurevşan Bastem yurt dışına okumak için giden ilk
başörtülüler arasında. "İlim Çin'de bile olsa gidip öğrenin" Hadis-i
Şerif'inin açtığı yolda ilerleyen Haliloğlu ve Bastem başarılarla dolu
okul yıllarının ardından şimdi de yurt dışında mesleklerini aynı
başarıyla sürdürüyorlar.
Etiler Cami İmamı'nın kızı olan Nagihan Haliloğlu,
babasının verdiği destekle Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra
Oxford'a gidip 2 ayrı alanda mastır yapmış. Doktorasını ise şimdi
Almanya'da sürdürüyor. Haliloğlu, çevirmenlik yanında edebi eserleri de
Türkçe'ye kazandırıyor.
OKULU 10 AY ÖNCE TAMAMLADI
KTÜ Tıp Fakültesi'ni başörtüsü yasağı yüzünden birinci
sınıfta bırakan Nurevşan Bastem ise Almanya'da din görevlisi olarak
çalışan babasının yanına gidip yarım kalan eğitimini orada tamamlamış.
Çiçeği burnunda genç doktor şimdi bir yandan Almanya'da yaşayan Türklerin
sağlık sorunlarıyla ilgileniyor diğer yandan da Doğu Anadolu Bölgesi'nde
birinci sırada yer alan kanser hastalıkları üzerine akademik çalışmalarını
sürdürüyor. Bastem Almanya'ya ailesinin yanına gittiğinde önce dil kursuna
yazılmış ve iki ayrı dil kursunun ardından girdiği sınavla Heidelberg
Üniversitesi'nde tıp eğitimi almaya başlamış. Okulu 10 ay önceden
başarıyla tamamlayarak Almanya'da hastanelerde çalışmaya başlayan Bastem,
başörtüsü problemi olduğu mesleğini yurt dışında sürdürmeyi düşünüyor
çünkü akademik kariyerini yükseltmek istiyor. Bir yandan da Almanya'da
yaşayan gurbetçilerin sağlık alanında kendisi gibi Türk doktorlara
ihtiyacı olduğunu düşünüyor.
UZMANLIK ALANI KADIN DOĞUM
Uzmanlık alanı olarak kadın doğum hastalıklarını seçen
Bastem, yan dal olarak ise kanseri seçmiş. Dünyada ölüm sebepleri arasında
birinci sırada kalp hastalıkları varken Doğu Anadolu Bölgesi'nde neden ilk
sırada gırtlak ve mide kanserinin görüldüğünü şimdi araştırıyor.Aynı
zamanda Muş'ta kanserli hastaların kurduğu Onko-Sev Derneği'yle de
kanserin teşhisi ve tedavisi konusunda ortak çalışmalar yürütüyor.
KANSER ÜZERİNE ÇALIŞIYOR
Nurevşan Bastem Almanya'da tıp eğitimi alarak meslek
hayatına atıldı. Akademik çalışmalarını kanser üzerine yoğunlaştırdı.
Etiler İmamı'nın 'farklı' kızı OXFORD'da
Boğaziçi Üniversitesi'nde kimya eğitimi aldıktan sonra
yurt dışına çıkan ve İngiltere'de Oxford Üniversitesi İngiliz Dili ve
Edebiyatı ile Osmanlı Edebiyatı Tanzimat Dönemi Fatma Aliye üzerine iki
ayrı alanda mastırını yapan Nagihan Haliloğlu, şimdi de Almanya'da
Heidelberg Üniversitesi'nde doktora çalışmasını sürdürüyor. İngilizce,
Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Arapça bilen Haliloğlu, bir yandan
İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında doktorasını yaparken diğer yandan da
hem kitap çevrileri yapıyor hem de başkanlığını Ayşe Böhürler'in yürüttüğü
ve çeşitli Avrupa ülkelerinde gerçekleşen Avrupa Kadın Müzakeresi
Toplantıları'nda tercümanlık yapıyor. Babasının Etiler Camii'nin imamı
olduğunu söyleyen ve bu yüzden çocukluk ve genç kızlığının ağırlıklı
olarak sosyetenin oturduğu bu semtte geçtiğini anlatan Haliloğlu, okul
yıllarında başörtüsü takan semtteki sayılı başörtülülerdenmiş. Bu yüzden
de Oxford'da başörtülü olarak eğitim görürken alışık olduğu bu duygudan
dolayı kendini çok fazla yalnız hissetmemiş. Yani Haliloğlu'na göre
Etiler'in başörtülü 'farklı' kızı olarak o günlerde Avrupa'da eğitim
hayatının bir anlamda provasını yapmış.
( Yeni şafak:3 Ekim 2005 )

... Türkiye’de üniversite eğitimi alma imkanı
bulamadığı için 1998’den bu yana dünyanın dört bir tarafına
dağılan binlerce genç, iyi bir eğitim, birkaç yabancı dil ve
epeyce tecrübeyle geri dönmeye başladı. Bu kez de denklik ve
istihdam sorununa takılan öğrenciler, “Bundan sonra ne
olacak?” sorusunun cevabını arıyor...Türkiye’den giden
öğrenciler, genellikle iyi diploma derecesi ile geri dönüyor.
Yabancı dilde eğitim almalarına rağmen başarılarıyla
hocalarının takdirini kazanmalarını kendilerine sunulan ikinci
şansın hakkını vermek olarak tanımlıyorlar. Olumlu imajları,
tıp fakültesi mezunlarının yurtdışında uzmanlığa kabul
edilmelerini de kolaylaştırıyor. Büyük kısmı bu imkânı
değerlendiriyor ve okullarını tamamladıkları halde Türkiye’ye
dönmüyor... Mağduriyet yurtdışına
sürüklüyor ... ( Aksiyon
:31.10.2005 )

BUNLARDA
BAŞÖRTÜLÜ (!)
Tövbe etmişlerdir
ümidi ile gözleri bantlanmıştır !
 
Kendilerine kızmıyor, dua ediyoruz...onlarda bizim
bacılarımız...Sadece bilinç eksiklikleri var ...!
|