Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
KIZIL ELMA'CILARA, KUVVAY-İ MİLLİYECİLERE, ULUSALCILARA...  ÇAĞRI !

              ARKADAŞLAR HİÇ BİRİMİZ AB SEVDALISI DEĞİLİZ DE..BAZILARINA BİR TAKIM  HATIRLATMALARIMIZ OLACAK
     MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK İŞİ MİT RAPORU İLE ADI MİSYONERLİK FAALİYETLERİNE KARIŞMIŞ BİR KART TAVUK VE GEÇMİŞİ İSLAM DÜŞMANLARININ ESERLERİNİ BASIP DAĞITMAKLA DOLU BİR TOPAL LEYLEĞE KALMIŞSA BU İŞ BAŞTAN BİTMİŞTİR!
     "NE ABD NE AB" DİYENLER 27 MAYIS İHTİLALİNİN ABD VİZESİ İLE YAPILDIĞINI -HERKES BİLDİĞİ HALDE- NEDEN HALA SAVUNUR...? MEDENİ,CEZA,TİCARET,MİRAS...HUKUKU,GİYİNME, YEME İÇME - ADABI DAHIL!- ,DANSINDAN TUVALETİNE DEK ... HEPSİ AB ÜLKELERİNDEN ALINMA İKEN VE BUNLARI UYGULARKEN GOCUNMAYANLARIN AB DÜŞMANI OLMASI KİMİ KANDIRIR , NE KADAR İKNA EDİCİ OLUR...!?
     "İDDİALARINIZDA SAMİMİ İSENİZ" SİZDEN ÇOK DAHA ÖNCE, MİSYONERLİK,EMPERYALİZM,SİYONİZM,KÜLTÜR EROZYONU...KONULARINA DİKKAT ÇEKEN, UYARAN,GÜNDEME GETİREN KİŞİLERİ YILLARCA " GERİCİ,YOBAZ,ÇAĞDIŞI,AŞIRI DİNCİ, FUNDAMENTALİST, RADİKAL, HUCU, İRANCI, HUMEYNİCİ..." DİYE SUÇLARKEN YAPTIĞINI İFTİRA-YALANLARI İTİRAF EDİN,HATANIZI İKRAR EDİN SONRA GELİN ELBİRLİĞİ İLE YENİDEN ÜLKEMİZİ LİDER ÜLKE HALİNE GETİRELİM !


                                                                           NEDİR ULUSALCILIK?
           Ulusalcılık: Yönetici kadrosu solcu, ayak-maşa takımı sağcı olan, milli olmaktan yani bu toplumu oluşturan mayadan uzak, dışarıdan gelen akımlarla , topluma yabancılaşmış, vatan-millet edebiyatı ile gizledikleri "duygusal  amaçları"  olan, -gayri- yerel akımdır.İdare kadrosu dış istihbarat örgütler ile bağlantılı iken, halktan insanları kendi duygusal amaçları için kullanmaktan da çekinmezler ! Susurluk kazasında bu derin yapılanmanın sağ kesimi ekarte edilirken, Ergenekon terör örgütü (ETÖ) tutuklamaları bu yapılanmanın sol kesimini de ortaya çıkarmıştır.Fakat sol kesim olaya ideolojik yaklaşıp, işi " Laikliğe saldırıya, Kemalizme...." getirerek sapla samanı birbirine karıştırmış görünmektedirler. En üstteki yapılanmada rütbelilerin olduğu iddiası vardır.
          Sağcılar yapınca çete, emperyalizm oyunu, solcular yapınca devrim olacak öyle mi yok öyle, hepsi çete hepsi emperyalizm oyunu, hiç biri yerli değil . Yapan sağcı da olsa, solcu da olsa fark etmez...!
           Günümüzde ulusalcı geçinenler aslında geçmişin ABD piyonu Gladio'nun yerli uzantılarından başka bir şey değillerdir. ABD onları kullanıp, pis bir mendil gibi atmaya karar verince birden ABD düşmanı (!) kesilip, kendilerini artık araları ABD ile bozuk olan İsrail'e sırtlarını dayamak zorunda hissetmişlerdir. Özellikle 28 Şubat dönemi sonrası Ulusalcıların İsrail ile olan sıkı fıkı ilişkileri artık medyaya yansımış, gün yüzüne çıkmıştır. KISACA GÜNÜMÜZDE ULUSALCI GEÇİNENLER ESKİ ABD-GLADİO'CU YENİ İSRAİL  TARAFTARLARIDIR. ULUS-MİLLET-BAYRAKLA HİÇ BİR İLGİLERİ YOKTUR !
                                                                          GÜYA ATATÜRK'ÇÜLER !
          Atatürk, hem de hiç zorunlu değilken Ankara'nın merkezinde kendi de askerken -askeri sistem yerine - millet meclisini kurar, milletin egemenliği fikrini savunur.Şimdiki "Ulusalcılar" ise meclisi kapatıp, askeri ihtilal yaptırmak istiyorlar, ne adına, Atatürkçülük adına. Hadi Bea...! Sahte Atatürkçüler, Atatürkçülüğü paravan olarak kullanan millet düşmanları...!
                                                                               Bİ DÜŞÜNELİM !
          28 Şubattan hemen önce anlı şanlı, 28 Şubat öncüsü Çevik Bir, İsrail'i ziyaret eder, ertesi gün 28 Şubat'tır.28 Şubat'tan sonra ise ABD silah satıcılarının Türkiye temsilcisi olur.Bedreddin Dalan, Ergenekon'dan içeri alınacakken, bir gün öncesinden haberdar edilir, önce İsrail'e sonra ABD'ye "diş tedavisine" gider! Çevik Bir, İrtica ile, Dalan ise AB ve ABD ile mücadele ediyordu...Ama uğradıkları yerler fark etmiyor, Nedense...! Herkes şucu bucu olabilir...Maksadımız artık bu oyunlara gelmeyelim, bizi bölmek isteyenlerin asıl yüzünü görelim  istiyoruz, gerisi her zaman olacak olan ikiyüzlülük, ihanet hikayeleri...!

  
  
                                                                                                                                                                   Devamı >>
1 - 2
 

                                                                 ULUSALCILAR, AB, ABD, NATO, PKK

                        

                                                                                                                          
ABD- AB'den medet uman ulusalcı (!)
 

     ABD'deye kaçan ulusalcılar: Yazar Oray Eğin, Eski Belediye başkanı Bedrettin Dalan, Çetin Doğan’ın damadı Yahudi Dani Rodrik...!
 

                                              

                 

                            

                                  

                                     
                                                    
                                      

                          

                           

                                 


                                   Ergenekon'un suikast planInI gördüm, kanIm dondu
                                                 

    On beş gün önce Savcı Zekeriya Öz ile görüşen ABF Genel Başkanı Ali Balkız, Ergenekon'un suikast planlarını görünce ürperdiğini söyledi. Balkız, " Evimin fotoğrafını, krokisini, 9 kişiyi, patlayıcıyı kimin temin edeceğini ve düzeneklerini gördüm. O anda aklıma Mumcu ve Hablemitoğlu'nun karanlık güçlerce katledilişi geldi." dedi...ETÖ'nün kendisine yönelik suikast planı ortaya çıkan ABF Başkanı Balkız, 15 gün önce Savcı Zekeriya Öz ile görüşmesinde, bu planları görünce kanının donduğunu söyledi. Balkız, Alevi ve Sünnileri birbirine düşürme senaryoları için, "Artık Türkiye bu oyuna gelmeyecek." dedi...Ergenekon terör örgütü (ETÖ) belgelerini gören, fikir değiştiriyor. Ergenekon zanlısı Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel de sorgusunda "Belgeleri görünce Ergenekon'dan ürperdim." diyerek ilginç itiraflarda bulunmuştu...Araştırmacı Erhan Göksel de, belgeleri gördükten sonra çark edenlerden. Savcı tarafından sorgulandıktan sonra serbest kalan Verso Araştırma şirketinin sahibi Göksel, Ergenekon soruşturmasındaki iddiaların büyük bölümünün doğru olduğunu belirtirken, "Ergenekon'daki iddiaların yüzde 75'i doğru...Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi de, savcılık ifadesinde şunları söylemişti: "Dokümanların kimler tarafından hazırlandığını bilmiyorum. İlk defa Emniyet'te duydum, dehşete kapıldım, Türkiye'yi facia bir durumda olarak değerlendirdim." Emekli Org. Hurşit Tolon ise, savcılıktaki ifadesinde, "Anlatılan doküman ve delillerden böyle bir oluşumun olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde savunma yapmıştı... 10 Mart 2009
                                  

                         
GERÇEĞİ GÖREN  YA İRKİLİYOR, YA KANI DONUYOR, YA DA KANI AKIYOR...NE LANET Bİ ŞEYMİŞ!

 


              

         

                                                 
                    KAFALARA BAK KAFALARA..!

                  

                                                          

                         

                       



                                                    ‘Hedefimiz iç savaş gayri nizami harp yapmalıyız’
   ( Tutuklu ) Doç. Sayın, yarbay M.S.’ye düşüncelerini aktarırken, yarbay bu durumdan rahatsız oluyor ve daha tedbirli olmak adına Doç. Sayın’ı uyarıyor.Ümit Sayın: Özel harp gereğini fark eder ve yapar. Artık gayri nizami harp yapmamız gerekiyor.
(Vatan : 29.01.2008 )
           
             

                 
    

                                                               2009’DA KIYAMET GİBİ KAN AKACAKTI
   Murat Belge, Ergenekon Terör Örgütü’nün 2009 darbe planı için “Kıyamet gibi kan akacaktı. Yasin Hayaller, O.S.’ler kapıyı kırıp, içeride kim varsa temizleyecekti. Sonra ordu durduruncaya kadar asıl istenmeyen unsurlar temizlenmiş olacaktı” diyor....“Türkiye’nin bu yapıyı temizlemezse kendi temizlenir” diyen Murat Belge bir bahsedilen türden bir darbeyle yaşanabilecekleri şöyle anlatıyor: “Hayatta herşeyin sonuçları var. ‘Ben böyle bir çeteyle var olacağım’ diye karar verirse, bir kere bu ülkede bir sürü insan buna olmaz diyecek. O zaman bu insanları susturmak gerekecek. Son yakalananların bir darbe ortamı hazırlamak istedikleri açıklandı. 2009 darbe planında kıyamet gibi kan akacaktı. Linçler yaşanacaktı. Sonra da ordu gelip bu kanı durdurmuş olacaktı. Fakat ordu saldırıları durduruncaya dek, asıl istenmeyen unsurlar zaten temizlenmiş olacaktı. (Vatan:29.01.2008 )

 

              
 

       

         


     
                             
                                               EMEKLİ JANDARMA KURMAY BİNBAŞI’DAN ŞOK AÇIKLAMALAR
  
Şahin, "Ergenekon’un, Fırat’ın ötesindeki yapısının adı JİTEM’dir. Yine orada karanlık yapıyla yıllarca birlikte hareket eden işadamları, sanatçılar, silah, hayvan, uyuşturucu ve akaryakıt kaçakçıları var" dedi.
  
Ortaya çıkan belge ve iddialar ışığında Jandarma’dan istenen bilgiye verilen cevap ile JİTEM’in varlığı bir defa daha inkar edilse de 1990’lı yıllarda Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhı’nda görev yapan Emekli Jandarma Kurmay Binbaşı Kemal Şahin ise, Aslan Değirmenci’ye çarpıcı açıklamalarda bulundu. “O yıllarda Albay Arif Doğan ve Cem Ersever hep birlikte hareket ederlerdi. Karargâha birlikte gelir, birlikte ayrılırlardı. O gün karargâhta görevli herkes Ersever ve Doğan’ın JİTEM’in Komutanları olduğunu bilirdi. Çünkü JİTEM’e atamaları açıktan yapılmış, maaş bordroları da ortadaydı. Kimlikleri, belgeleri kesinlikle şifrelenmemişti. Çünkü JİTEM henüz hukuksuz işlere karışmamıştı. Onun için gizleme gereği de hissedilmiyordu” dedi.
                                                           JANDARMA NEDEN JİTEM’İ İNKÂR EDİYOR? 
   Başta Arif Doğan olmak üzere JİTEM hakkında birçok kişinin JİTEM’i itiraf ettiğini hatırlatan Şahin, “JİTEM’in varlığı inkar edilemez. Savcıların elindeki deliller de yeterlidir. Ancak Jandarma’nın bu yapılanmayı kabul etmesi zordur. Çünkü yapı terörle mücadele kapsamında kurulmuş ancak sonrasında kontrol edilemez bir güç haline gelmiştir. Bu güç birçok hukuksuz işe karışmış ve kendi içinde suç makineleri üretmiştir. Bugün Jandarma’nın da tasvip etmediği bu yapının kabul edilmesinin ciddi hukuki yaptırımı olacaktır. İşte Jandarma Genel Komutanlığı’nın JİTEM’i sürekli inkâr etmesinin nedeni budur” diye konuştu. 
                                                            “ERGENEKON’UN FIRAT ÖTESİ JİTEM’DİR” 
   Ergenekon soruşturmasının, Fırat’ın öte yakasına geçemediğini vurgulayan Şahin, “Oysa oradaki karanlık işleri çözmeden demokratikleşme sağlanamaz. Ergenekon’un Fırat’ın ötesindeki yapısının adı JİTEM’dir. Yine orada karanlık yapıyla yıllarca birlikte hareket eden işadamları, sanatçılar, silah, hayvan, uyuşturucu ve akaryakıt kaçakçıları var. Yapı dışında birde CIA ve MOSSAD var. Başta JİTEM olmak üzere karanlık işlerde eli bulunan diğer yapıların üzerine gidilmezse sıkıntılar devam eder” dedi.
(
20 Kasım 2010)


                   


                                                Vatansever (!) adamın marifetleri bitmiyor...!  Devamı aşağıda!

     

                                         
                             
Deliller için tıklayınız




 
     Ulusalcı Tuncay Özkan ile ADD'lilerce ihraç edilmek istenen               Yine Özkan ve
çeteci Subay  ile  el ele kol kola...!
              AB'cilikle suçlanan başkanları Emekli General 

           
  

                                                
        
                         

                                      

                        

                      
                              

                                

             
                                
                         

                        
                                 

                                                 

                                 


                                                Ulusalcı sendika, cemaatle namaza da karşı
 Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni tarafından öğrencilere dağıtıldığı iddia edilen 'Dinin Direği Namaz' kitabını suç unsuru gibi gösteren Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) cemaatle namaz kılınmasına da karşı çıktı.Sendika yöneticileri, cemaatle namazın teşvik edilmesini, "Çocuklarımızın saflığı; art niyetsiz oluşları, din duyguları okşanarak örgütlemek istenmektedir. Bu durumdan, dinin siyasallaşmasının istendiği görülmektedir." şeklinde yorumladı. Sendika yöneticileri kitabın 'ulusalcı anlayıştan yoksun' olduğunu savundu. (17 Mayıs 2007)
                           

                                                            
İskender Pala çok iyiydi ama
  Prof. Dr. İskender Pala'yı tanırsınız…
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Salim Dervişoğlu :Evet, benim emrinde çalıştı. Bizim camiamızda yetişmiş çok nadir insanlardan biriydi. Müzede yaptıkları hiçbir zaman unutulmayacak şeylerdir. Osmanlıca dokümanları okuyacak adamımız yoktu, hepsini okuyup tasnif etti, yetenekleriyle müzenin arşivini bugünkü haline getirdi.
  Bu kadar yetenekli birini neden attınız?
Biz kişinin kendine ait zamanda yaptıklarına karışmayız ama makamında namaz kılmak bizde kabul edilebilir şey değil.
  Kendisini siz hiç ikaz ettiniz mi?
Hayır.
Konu bana gelene kadar bağlı bulunduğu sicil kumandanının dosyasına yazdığı şeyler vardı… Pala meslek itibariyle gayet değerli bir subaydı, demek ki uyum sorunu olmuş…
(
Yeni Şafak: 17.03.2009 )             İYİ OLMASI ÖNEMLİ DEĞİL, NAMAZ KILIYORSA TAMAM !



                                              Ulusalcılar ve Misyonerler için Tıklayınız. Detay aşağıda!

 


                                       


                 

               

                            

                                             

                   

                                                                 Çetin Doğan ve Hadis, Tıklayınız:  1 - 2

                                              

                                       


                                                     
Aleviler’e iftira ve nifak tohumlarI ekmek
   Geçmişte Gazi olaylarını organize ettiği, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız ve yardımcısı Kazım Genç'e suikast planladıkları ortaya çıkan Ergenekon'un, Alevilik hakkındaki fikirleri de bir o kadar ürpertici. JİTEM eski Komutanı Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün bilgisayarında silinmiş olarak bulunan "13. Kabile" isimli dosya inanılmaz iddialar içeriyor. Atatürk'ün öldürülmesinde parmaklarının olmasından tutun da PKK lideri Öcalan'ın "Kürt-Alevi sentezi" olmasına kadar Aleviler'e atfedilmeyen suç yok gibi. "13. Kabile, Ali'nin Musevileri=Ale(Musevi)viler" isimli dosyayı Ergenekon'un tutuklu sanığı Ümit Oğuztan kaleme almış. Raporun kaleme alınış tarihi 29 Mayıs 2000.
    "13. Kabile" dosyası Aleviler'in, Yahudilerin kayıp kabilesi olduğunu iddia ediyor.Hazar Türkleri'nin Hahamlar tarafından Musevi inancına kazandırıldığı ve Aleviliğin de bu inancın devamı olduğunu iddia ediyor. "Alevi dedelerin kıyafetleri, sakal ve bıyık biçimleri ile Musevi hahamların görünümleri arasındaki benzerlik, Aleviliğin 'sır' vermeme, kendinden olmayana kız verip almama kurallarının Musevi inancıyla aynı olması, 'Musevi olunmaz Musevi doğulur' prensibi ile 'Alevi olunmaz Alevi doğulur' prensipleri, Museviler'in 'ağlama duvarı'nda pişmanlıkla tövbe edişleri ile Alevilerin pişmanlıkla vücutlarından kan çıkana değin kendilerine eziyet edişleri bunun en belirgin ve çok özet kanıtlarıdır. " Ergenekon'un Aleviler'e yönelik şok eden tespitleri bunlarla da sınırlı değil. Aleviler'in "gizli/etnik/ ideolojik" bir topluluk olduğu ileri sürülüyor ve önemli bir kesiminin Türkçe dışında başka bir ana dili olduğu ifade ediliyor.Yine insanı tanrı ile bir saydıkları, kıyamet ve ahiret yerine ruh göçüne inandıkları iddia ediliyor. Raporda Aleviler'e yönelik "mum söndü" iftirası tekrarlanıyor ve izinsiz zina hallerinde "recm"e benzer "yok edilme" cezası uygulandığı kaydediliyor. Aleviler'in gerçek Atatürkçü olmadıklarının da iddia edildiği belgede, Alevilerin Osmanlı'dan intikam almak için Cumhuriyete ve Atatürk'e sahip çıktıkları iftirasına yer verildi. Belgedeki en akıl almaz iftiralardan biri de Atatürk'ün ölümünden Aleviler'in sorumlu olduğu iddiası oldu. Ergenekoncular buna gerekçe olarak da Atatürk'ün Doktoru Ragıp Erensel'in Alevi olmasını gösterdiler.    12 Mayıs 2009
                                          HALA ERGENEKON'U SAVUNACAK ALEVİ KARDEŞİMİZ VAR MIDIR ACABA...!?

            Yolsuzluk+Dürüst olmayan  görev!

             
                                                   

                                      

TUNCAY ÖZKAN 28 GÜN ASKERLİK YAPAR, 18 GÜNÜNÜ KANAL D 'DE GEÇİRİR !
  " 35 Yaşında iken nihayet  askere giden Özkan, Küçükyalı'da 10 güncük kısacık dönemcik askerlik yaptıktan sonra geri kalan 18 gününü de Kanal D'de - 10 güncüklük - askerlik anılarını anlatarak geçirir."Vatanın bir karış toprağı" diye şişinen ve şişiren birisinin; iş, vatani görevi yapmaya gelince kısacık-en geçinden dönemci olması itibari örseliyor tabii
" (Radikal:Perihan Mağden:24.04.08)

                                                     Ulusalcı derginin sahibi asker kaçağI çIkt
I
      Ankara merkezli ulusalcı çizgide yayın yapan Yeni Çizgi Dergisi'nin sahibi Murat Doğan'ın, asker kaçağı olduğu ortaya çıktı. Askerlik görevini yapmadığı için hakkında yakalama kararı bulunan Murat Doğan'ın polisin yaptığı bir aramada tesadüfen yakalandığı ve askeri birliğe teslim edildiği öğrenildi. Uzun dönem 15 ay askerlik yapacak olan Doğan, Erzincan'daki birliğinde askerlik görevine başladı. (
18.09.2006 )


                 
 

  Sahte çürük raporunda 'Vatansever' sanık

   İddianamede 1 albay, 1 yarbay, 2 binbaşı, 1 yüzbaşı ve 5 astsubayın ordudan ihraç edilmesi isteniyor.Sanıklardan birinin Ergenekon Soruşturmasının ilk ayağı olarak gösterilen Vatansever Kuvvetler Güç Birliği davasından tutuklu Salih Zeki Balaban olduğu ortaya çıktı.     06.05.2008

                                          
           

                                        
     


              

                          

                                                                              SİNAN AYGÜN
    
2001 yılında " Türk lirasına itibar kampanyası " başlatıp " Ulusal para ulusal onurdur" diye slogan başlatan ATO Başkanı Sinan Aygün'ün, 2008 yılında evinde yapılan aramada kasasında tam 2,5 milyon Euro para çıkar.O kadar parayı kasada ne diye saklar sorusu dışında bu Ulusal onursuzluğu nasıl açıklayacak merak ediyoruz !

                      

                                               BIrak  AB'ye gIrmemeyI!.. AB'yI çIkarmaya var mIsIn?
      
Herkes, "kendi penceresinden" bakıyor olaya... Kimi "yandık, bittik, mahvolduk" diyor, kimi de "sevindirik" olmuş!.. Oysa; ortada ne "yanacak, bitecek, mahvolacak" bir olay var, ne de "ne oldum delisi" olacak bir bayram havası!.. Öncelikle bir "durum tesbiti" yapalım:Deniliyor ki; "Müzakere masasına oturmayalım!.. Avrupa bizden taviz ister, vermeyelim!.. Biz kendimize yeteriz!.. Biz Avrupa'ya değil, Avrupa bize muhtaç!"
        GİRMEDİK NE KALDI?
       Eğri oturup, doğru konuşalım... Şu andan itibaren yazacaklarımı, "millet sevdalısı bir kalem" olarak, yani "bu milletin dostu" biri olarak yazıyorum... "Dost" dediğin, "acı" söyler, ama "doğru"yu söyler!..Şimdi, "doğruları söylemenin zamanı" geldi!.. Hatta, geçiyor bile!..
       Diyorlar  ki;"AB'ye girmeyelim!"Hay hay, girmeyelim... Ama AB, "tepeden-tırnağa girmiş" bize!..
       "Kıyafet"leriyle girmiş, "gıda"larıyla girmiş, "yasa"larıyla girmiş!..Söyleyin Allah aşkına;
     "Türkiye'nin bilim önderleri" olması gereken "rektör"lerin, "dekan"ların, "profesör"lerin sırtındaki kıyafetler, "cami imamının cübbesi" midir, yoksa "kilise papazının cübbesi" mi?..Söyleyin, ıkınıp-sıkılmadan söyleyin;
"Vatandaş Türkçe konuş" kampanyalarının açıldığı ve böylece "Osmanlıca/Arapça"nın dışlanıp, katledildiği bir ülkede; "rektör" ve "dekan" kavramları niye "olduğu gibi ithal" edilip, hâlâ niye muhafaza ediliyor?..Ne yani;"Rektör-dekan" kelimelerini ithal edip, hâlâ muhafaza edenler, bu kelimelerin "mahalle papazı" demek olduğunu bilmiyorlar mıydı?.. Ve yine bilmiyorlar mıydı, onların üzerindeki kıyafetler de "mahalle papazının kıyafetleri"dir!..Hâl bu iken, sen kalk, "AB'ye girmeyelim" diye bağır!..Ulan, ne girmesi; adamlar çoktan girmişler senin içine!.. "Bilim"ine de girmiş, "film"ine de!..Şimdi kalkmış;"Papaz cübbeleri"ni andıran kıyafetler içindeki "mahalle papazları" demek olan "rektör" ve "dekan"lardan "başörtüsüne özgürlük" bekliyoruz!..Niye "Türkiye şubeleri"nden aman dileniyoruz ki; fırsat bu fırsat deyip, bari "asıl"larından talepte bulunalım!..Bakarsınız, "daha insaflı" çıkarlar!..
       YASALAR VE PARALAR YERLİ Mİ?
      Tamam, "AB'ye girmeyelim" de, "bize giren yasaları" ne yapacağız!?!Malûm;Anasından "bilmem kaç dolar" borçlu doğan bir ülkenin mensuplarıyız!.. Borcumuzun miktarı da, "Yeni Türk Lirası" ile değil, "ABD Doları" veya "Avrupa'nın Euro'su" ile ifade ediliyor!..Evvelden, "Osmanlı Lirası" ile ifade edilirdi... Osmanlı'nın defterini dürdük ve "teb'a"lıktan "vatandaş"lığa geçtik!.. Artık, hepimiz "Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları"yız!..
     Evet, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı"yız ama; "evlenme akdi"ni "İsviçre Medenî Hukuku"na göre!..Cezalandırmayı "İtalyan Ceza Kanunu'na" göre!..Ticari hayatı "Alman kanunları"na göre!..İdare hukukunu "Fransız kanunları"na göre düzenleyen bir ülkeyiz..
     Uzun lâfın kısası;"Bir yerli yasamız" bile yok!.. Daha dün; IMF istedi diye, "15 günde 15 yasa" ve yine AB istedi diye "uyum yasaları" çıkarmadık mı?..Bırakın "yasa"ları, "kasadaki paralar" bile "Türkiye Cumhuriyeti"nin değil!..Defalarca yazdım;Cebimizdeki "kâğıt para"ların üzerinde "Türkiye Cumhuriyeti" değil, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" yazıyor!.. Oradaki "i" harfi, bir "aidiyet" belirtir!..Sorarım size;"Merkez Bankası" bile "Türkiye Cumhuriyeti"ne ait değilse; hangi "yerli"likten, hangi "millî"likten ve hangi "ulusalcılık"tan söz ediyoruz?!?"Girenler" zamanında girmiş!..Hâlâ, "girmeyelim" desen kaç yazar?..
          YERLİ OLAN NEYİMİZ KALDI?
     Söyleyin Allah aşkına;"Ulusalcı" ayaklarına yatıp, "Haçlı kültürüne hayır" diyenlerin kaçı sahiden "yerli"dir?!?Ayağında "Caterpiller" bot, kıçında "Blu Jean" kot, sırtında "Armania" mont!.. Donu da, herhalde "Boxer"dır!..Bunlar giydikleri!.. Ya yedikleri?.."Çikita" muz, "McDonald's" hamburger!.. İçtiği "Coca-Cola", tüttürdüğü "Marlboro" veya ne karın ağrısıysa!..En sinirime dokunan da ne, biliyor musunuz; "Türkiye'nin albenili elmaları" dururken, marketlerde satılan "Yunan elmaları"ndan fena halde gıcık kapıyorum!..Yahu, bu ne "özenti"dir, bu ne "aşağılık kompleksi"dir ki, "yerli elmalar" müşteri beklerken, "Yunan elmaları" revaçta!..Ondan sonra da bağırıyoruz;"İşin özü, Haçlı ruhu!.. Aslımıza dönelim!"Hangi ruh, hangi asıl?!? Televole Cumhuriyeti'nin "şuh"larından, "ruh" mu kaldı insanlarda?.. "Asıl" dersen, onlar Çanakkale'de kırıldı!.. Şimdi yaşayanlar, "fotokopi"ler!.. Ve hatta, fotokopinin fotokopileri!..
       "YERLİ MALI, YURDUN MALI" MASALI!
Şunu, bir kere daha; "moda"ya uyup, altını "kırmızı çizgi"lerle ve "kalın" olarak çiziyor ve diyorum ki; "bedenimin en ücra köşesindeki hücre"ye varıncaya kadar, AB'ye ve ABD'ye "zerre kadar sempati" duymuyorum!..Ama, "Müslümanlar" olarak, "İslâm coğrafyası" olarak; "iğne"yi değil, "çuvaldız"ı batırmanın ve "nefsimizle hesaplaşma"nın sırası çoktan geldi ve hatta geçiyor bile!..Sorarım size;"Bu da bizim eserimiz" diye gösterebileceğimiz "neyimiz" var?..Söyleyin Allah aşkına;Kendi doğurduğu bebeğinden "anne sütü"nü bile esirgeyip, "memelerim sarkmasın" diye, onun ağzına "biberon" dayayıp, "Avrupa maması" içiren "kadınlar", hangi ülkenin kadınıdır?.. Başı ağrıdığında, "Türk buluşu Gripin"i değil de, "Alman Aspirini"ni tercih edenler, hangi ülkede yaşıyor?..Bırakın ötesini, berisini;Yıllardır, "Yerli malı, yurdun malı; her Türk onu kullanmalı" masallarıyla, bu ülkenin insanına, "otomobil" adı altında "teneke yığınları" kakalanmadı mı?..Onların asıl sahibi de, "AB üyesi bir ülke" değil miydi?..Düşünebiliyor musunuz;İlkokul sıralarında "ceviz"lerimizi, "kestane"lerimizi, "üzüm"lerimizi açar, "Yerli malı, yurdun malı, her Türk onu kullanmalı" pompalamaları arasında "hafta"lar kutlardık!..Şimdi ise, muz diye "Çikita"ları yiyor, artist diye "Nikita"ları seyrediyoruz!..Sonra da bağırıyoruz:"AB'ye girmeyelim!..Onlar bizi ham eder!"Yahu, ne girmemesi!.. Adamlar "kın"ından-"kan"ına, "kanun"undan-"sabun"una kadar, her tarafımıza girmiş zaten!..
         ÖNCE GİRENLERİ ÇIKAR!
      Haa, eğer "samimi" isen, eğer "dürüst" isen, yapman gereken "mücadele"nin yolu-yordamı belli!.."Girmeyelim" diye bağırmayı bırakıp, ilk önce "girenleri çıkarmaya" başlayacaksın!.. Ayağındaki "çorap"tan kafandaki "jöle"ye kadar çıkaracaksın!.. Sonra, "mideni yıkatacaksın" ki, "kan"ın iyice temizlensin!..Hem bunları yapmaz, hem de "AB'ye hayır" dersen; kusura bakma ama, bunun adı "ulusalcılık" değil, "ulusal-cılık" olur!..Uzun lâfın kısası;"Dış"a sövmek yerine, "iç"e bakalım ve soralım kendimize;"Biz ne kadar Yerli'yiz?"
        Ya da, şöyle bir soru;"Ulusalcı" takılanların "yerliye saygısı" ve "yerlilik kaygısı" ne kadar samimi?.. Bir "Haçlı saldırısı"na karşı, yine "Haçlı silahları"na "mecbur" ve "mahkûm" isek; daha neyin lâfını ediyoruz Allah aşkına?.."AB'ye girmeyelim" diyenlere, işte son sözüm;"Tamam, girmeyelim!..Peki girenleri çıkarmaya ve işe de kendinden başlamaya hazır mısın?"Değilsen, bari ağzını açma;Çiğnediğin "McDonald's'ın köfteleri" düşmesin!..
        AB'ye girmek ya da girmemek değil, girseniz ne yapacaksınız, girmezseniz ne yapacaksınız? Bunu biliyorsanız, karar vermişseniz sorun yok. Ama bunu bilmiyorsanız, bu soruya verecek cevabınız yoksa her iki halde de kaybedeceksiniz.Girip girmemeyi değil, süreci ve hedeflerimizi konuşalım.. Girmeyin, peki ne yapacaksınız. Bugünkü borç stoğu, savunmada dışa bağımlılık, özgürlüksüzlük ve darbe tehdidi altında nereye gidebilir, ne yapabilirsiniz.. Girdiniz, aile dağılacak, dinden uzaklaşacak, uyuşturucu ve fuhuş batağına saplanacaksanız.. Bu bir kurtuluş değil, felaket olur..
   ( Vakit : 06/10/2005 )

                                            

                                 


 
       

                                 "Ulusalcı" derneğe 7 ilde operasyon düzenlendi. 18 kişi gözaltında
   Danıştay saldırısında da adı geçen Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneği başkan ve üyelerinin “çek senet tahsilatı, iş yeri kurşunlama, tarihi eser kaçakçılığı” gibi iddialar nedeniyle gözaltına alındığı belirtildi.Operasyon, İçişleri Bakanlığı’nın dernekle ilgili soruşturmanın ardından elde edilen bulgular çerçevesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla başlatıldı. Dernek mensuplarının “çek senet tahsilatı, iş yeri kurşunlama, tarihi eser kaçakçılığı” gibi suçların oluşması üzerine, suça maruz kalan kişilerin de ifadeleri alındı...Gözaltına alınan kişilerle birlikte 4 tabanca, 3 kurusıkı tabanca, 3 av tüfeği, bir el bombası, sahte kimlikler, sahte belge düzenlenmesinde kullanıldığı belirtilen bir cihaz ile çok sayıda CD’ye el konuldu. ( 01.07.07 )

                                    Hem PKK posterli mitinglerin hem de Tandoğan'ın sembolü oldu
  
Cumhuriyet mitinglerinin favori sanatçısı Edip Akbayram'ın, terör örgütü PKK yanlısı etkinliklerin de vazgeçilmez ismi olduğu ortaya çıktı.Sanatçı Akbayram, 14 Nisan'daki Tandoğan Mitingi'nden iki hafta önce Londra'da PKK bayraklı ve Apo posterli kitleleri coşturmuş. İngiltere'deki Nevruz kutlamaları bu yıl Halkevi, Kürt Toplum merkezi, Kürt Kültür Merkezi, İngiltere Gençlik Meclisi'nin de aralarında bulunduğu Kürt dernekleri tarafından organize edildi. Ve kutlamalar 'Güneşimizi karartamazsınız' sloganıyla 2 Mart 2007'de Haringey'deki Kurdish Community Centre'da düzenlenen "Halay Gecesi" ile başladı. 1 Nisan 2007 tarihinde ise Londra'daki Sordicth Park'da konser düzenlendi. İşte bu konsere Cumhuriyet Mitingleri'nin vazgeçilmez ismi Edip Akbayram'ın "Koma Agire Jiyan", "Rojin", "Aziz Weysi", "MC Zagros", "Govenda Zilan" ve "Kürt Halk Danslarının" ile birlikte sahne aldı. Akbayram'ın bulunduğu sahnenin hemen önünde bu sefer "Biji Serok Apo, Biji Öcalan" (Apo Çok Yaşa) sloganları atıldı. Ve bu sefer Akbayram'ın şarkıları ile ellerinde Türk bayrakları olan değil bölücü örgüt PKK'nın sözde bayrakları olan kitleler coştu. Konserde teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın posterleri de elden ele dolaştı. Sanatçı Akbayram'ın terör örgütü PKK bayraklı ve terörist başı Abdullah Öcalan posterli meydanlarda sık sık konser vermesi sadece bununla da sınırlı değil. Söz konusu sanatçı geçtiğimiz yıllarda ülkemizde düzenlenen bölücü örgüt yanlısı başka etkinliklere de katılarak destek verdi. ( 11 Mayıs 2007)

                                     Ulusalcı dernek, terör örgütü DHKP/C'yi de saflarına çağırdı
 
 Üyelerine ölme-öldürme yemini ettiren Kuvayı Milliye Derneği'nden sonra aynı söyleme sahip ve kurucuları arasında emekli paşaların da yer aldığı Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin (VKGB) skandal bir kaseti ortaya çıktı.VKGB Başkanı Taner Ünal harekete katılmak isteyenlere şöyle sesleniyor: "Bizim hareketimizin içinde yüreğinde vatan sevgisi olan, Türklük aşkı olan, Allah'ını, kitabını, bayrağını seven herkes yer alabilir. Bu kişi DHKP/C'li de olabilir, CHP'li de olabilir, MHP'li de olabilir, başka bir partili de olabilir." 17/02/2007 -DİKKAT LÜTFEN DHKP'LİLER DESE TAMAM AMA DİREK DHKP/CEPHE,DEVLETE SİLAH ÇEKENİ DE SAYIYOR

                                                         CUMHURİYET GAZETESİ EDİTÖRÜ APOCU !
            
İstanbul'da yapılan " Barışarock" festivalinde konuşan Cumhuriyet Gazetesi Pazar eki editörü Berat Günçıkan :"... Abdullah Öçalan çocuk katili değildir...Oğlumun odasında Türk bayrağı var.Ama biliyorum bir gün oğlum o bayrağı indirecek...Güneydoğu anadolu bölgesi kürt bölgesidir..."  Videoyu Dinle  : http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=725027&title_cumhuriyet-editoru-ocalan-bebek-katili-degil-iste-o-sozler#   -   Videoyu  İndir  
       
 UĞUR MUMCU'NUN CUMHURİYET GAZETESİNDEN AYRILMAK İSTEDİĞİNİ AMA KISA SÜRE SONRA ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ, CUMHURİYET GAZETESİNİ MAHKEMEYE VERİP, ANCAK ÖLDÜKTEN -BİR YIL - SONRA TAZMİNATINI ALABİLDİĞİNİ DE EKLEYELİM.BUNLARI BİLMEYEN MEDYAYA YANSIYAN BU KONULARI İNTERNETTE ARAŞTIRSIN! YANİ İFİRA DEĞİL HAKİKAT BUNLAR!

             


                        
                         

                                            

                                                              PKK'ya gazete kuran Kanaltürkçü
  Kanaltürk televizyonun sahibi Tuncay Özkan'ın sağ kolu Merdan Yanardağ, bölücü terör örgütü PKK'nın yayın organı Özgür Gündem'in kurucularından olduğu ortaya çıktı.(03 Mayıs 2007 )

                                        Le Monde: Mitinglerdeki 'uyanan çoğunluk', 'gerçekte azınlık'
 Fransız Le Monde gazetesi, Türkiye’deki düzenlenen dev gösterilere katılan laiklerden “uyanan çoğunluk" olarak söz edilmesine karşın “gerçekte azınlık" olduğunu savundu
 3 Haziran 2007

                               Miting tertipçisi Necla Arat'ın doktora ve doçentlik tezleri de çalıntı çıktı
  Daha önce Profesörlük tezinin çalıntı olduğu ortaya çıkan Necla Arat'ın doktora ve doçentlik tezlerinin de çalıntı olduğu anlaşıldı.
(16.05.2007)

                                                                        
 Vatanseverler gurbetçileri de dolandırmış
 
   VATANSEVER Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği’nin eski genel başkan yardımcısı Vehbi Şanlı’nın yurtdışında kurduğu Adya Holding isimli tabela şirket aracılığıyla gurbetçileri dolandırdığı ortaya çıktı. (Star:05.07.2007)
                                                                            ŞEHİT EŞİNE TUZAK
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği'ne (VKGB) yönelik polisin 1 yıldır sürdürdüğü takip, Girdap Operasyonu'yla sonuçlandı.
    Gözaltına alınan şahısların şehit olan bir yüzbaşının eşine verilen yaklaşık 100 bin YTL'yi dolandırmak amacıyla çalıştıkları bildirilirken, "ev, işyeri ve oto kurşunladıkları, adam kaçırdıkları, işkence yaptıkları, tabancayla adam yaraladıkları, Mersin, Diyarbakır, Ordu ve Bilecik'te düzenlenen bayrak mitingleri ile şehit cenazelerinde toplulukları provokatif eyleme sürüklemeye çalıştıkları ve silah ticareti, Diyarbakır ilinde bir gazete muhabirinin tehdit edilmesi” gibi 40 ayrı suçu işledikleri iddia edildi.Gözaltına alınan 18 kişinin ev, işyeri ve arabalarında yapılan aramalarda 1 el bombası, 5 tabanca, 4 av tüfeği, 3 kuru sıkı tabanca, 370 mermi, 274 av tüfeği mermisi, 1 çelik yelek, 3 kelepçe, 1 cop, 2 adet gaz maskesi, resmi kurumlara ait mühür ve soğuk damgalar, tarihi eser olduğu belirtilen iki kılıç, yağdanlık ve tablolar, çok sayıda çek, senet ve makbuz, Özel Kuvvetler Komutanlığı'na ait düzenlenmiş sahte kimlik, sahte askeri kimlikler, basın kartı ve polis kimliği ele geçirildi. Yakalanan silahların suç kaydının araştırılması için Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı'na gönderildi.VKGB üyesi olduğu bildirilen Selçuk C.'nin de bir süre önce bir mitingte, AKP Milletvekili Saffet Benli'ye küfür ve hakaretten tutuklu olduğu da kaydedildi. Emniyet yetkilileri, operasyon kapsamında mahkemeye sevk edilen kişilerin bazı üst rütbeli askerlerle irtibatlı oldukları savıyla haklarında işlem yapılması için Genelkurmay Başkanlığı'na suç duyurusunda bulunulacağını da ifade ettiler.( Vatan:03.07.2007)

                                              KANALTÜRK'ÜN AB KARŞITLIĞI EURO İLE TANIŞANA KADAR
  
   Avrupa komisyonu Türkiye delegasyonu , AB karşıtlığı yayınların başını çeken Kanaltürk'e , 74.000 Euro aktardı.Artık Kanaltürk televizyonu haftada bir kere  AB tanıtım programı yapacak ! ( Star:09.11.07)  
  
- Yorum :74.000 Euro'ya tanıtım!740.oooEuro verselerde nedceklerdiler acaba...YUH yani !:(( -

                               Vatan, namus, ABD’ye vefa!.. Tuncay Özkan’In Obama’ya mektubu
    Bütün ideolojini anti-Amerikan, anti-Batı temellerde oluştur, üstelik bu karşıtlığını “yılan” falan gibi metaforlarla ifade et, temel sloganın “Ne ABD ne AB, tam bağımsız Türkiye” olsun, sonra da... :
    “AKP iktidarı, ülkemi din faşizmine taşımaktadır. Siyasetin referansı İslami kurallar haline gelmiştir. (...) Bu din Faşizminin Türkiye’yi ele geçirmesi ve batılı bir demokrasi olma yolunda inanılmaz mesafe kat eden ülkemi Hamas Örgütünün yanına koymasına, hukukun üstünlüğüne inanan vicdanınızla mı izin vereceksiniz? Türkiye’de Museviler gibi İslam dışı dini azınlıkların hedef gösterilmesine, toplumun İranlaştırılmasına sessiz mi kalacaksınız? ... Bush ‘Ya bendensin ya teröristsin’ dedi. Obama ‘Biz iyisiyle kötüsüyle Dünya’yı barış ve mutluluk için kucaklıyoruz’ demeli ve nerede olurlarsa olsunlar faşistleri desteklememelidir. Lobilerin, çıkarları için ulusları, insanları yok eden yönetimleri desteklememelidir. Ben ülkemdeki din faşistlerinin susturmak için tutuklattığı gazeteci Tuncay Özkan olarak, sizden bunların dışında hiçbir şey istemiyorum.Size inanmak, güvenmek, Türkiye ve Amerika’nın barış kültürüne, medeniyete, insan uygarlığına el ele katkı sunmasını görmek istiyorum. Yoksa sizin de Bush’dan farkınız olmaz. Lütfen bu konu ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi bana iletiniz. (...) Başkan Obama, ailenizle birlikte mutluluk, barış ve başarı içinde yaşamanızı, Dünya ve insanlık için güzel şeyler yapmanızı temenni ederim. Saygılarımla.”
05.04.2009


               

                             
                                    


                     

                              Ulusalcı (!) Tuncay ÖZKAN kızı Nazlıcan'ı Avusturya Lisesi'nde okutuyormuş (Vatan:11.082010)

                                                                                                                 .

                                              BUNLARLA MI VATAN KURTARACAKTINIZ ?!  L

                 

                            

                                               

 

 

 

 

                                                    YABANCIYA TOPRAK SATAN  ULUSALCI LİDER (!)
                                                                      Aylık gelir küçük, iş büyük
 
Polisin sorgulaması, Küçük'ün mali faaliyetlerini de ortaya koydu. Aylık geliri kâğıt üzerinde 3 bin YTL olan Küçük, milyonlarca dolarlık işlerle uğraşıyordu. Milli Emlak'ın arazilerinin satışında yabancı şirketlere danışmanlık yaptığını ifadesinde anlattı .Veli Küçük, Gülkanat'ın İsviçre'de faaliyet gösteren Alfa Şirketi'nin Türkiye temsilcisi olduğunu söylüyor ve bu şirkete danışmanlık yaptığını belirterek şunları söylüyor: "Zincirlikuyu'da Milli Emlak'a ait olan bir arsanın (Tattowers'ın bitişiği) Milli Emlak tarafından ihaleyle satışa çıkarılacağını duyduk... Kayzın İnşaat ve Yapı Firması (İngiliz firması) buraya talip olduğunu öğrendik." Küçük genel bilgileri sıraladıktan sonra Kayzın firmasının danışmanlığını da yaptığını anlatıyor. (Radikal:28 Mart 2008)

                 

                     
                                


                   
                                                              
        Vatansever (!) hainler !!!
                               
                  Danıştay saldırganı Alparslan Arslan ve Veli Küçük aynı karede!Fotoğraf Avrupa!da incelettirildi,gerçek!

   

                                              Hrant Dink davasının agresif avukatı İşçi Partili çıktı
Hrant Dink Cinayeti davasında agresif davranışları ile dikkat çeken Yasin Hayal'in avukatı Fuat Turgut, İşçi Partili çıktı.( 03.07.2007)

     

                                                                      Nusret Baba sürprizi
   Ankara polisi Vatansever Çete’de ilginç isimlere ulaştı. Şebeke liderinin telefon konuşmalarında adı geçen ‘Nusret Baba’nın eski "Ankara DGM Başsavcısı"  Nusret Demiral olduğu ortaya çıktı (Star:07.07.2007)
  
               DUU DAHA NERELERE UZANACAK,DANIŞTAY SALDIRISI, CUMHURİYET GAZETESİNE SALDIRI...VS
                                                - Demiştik  bi sene geçmeden Ergenekon deşifre oldu ...! -
 

                      

      İşçi Partisi'nin mitingi ADD'yi karıştırdı

   Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), İşçi Partisi tarafından Diyarbakır'da düzenlenen mitinge katılan üyeleri hakkında işlem yapacak.13 Haziran 2007

 

 

 Prof Dr. Türkan Saylan'dan...
Sayın Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni.Aydınlık Dergisi’nin 7 Haziran 2005 tarihli sayısında  Ulaş Gencer ve Sibel Koç imzalı  “Van’da Haçlı Üniversite” haberini okudum. Haber Van Yüzüncü Yıl Üniversite’sindeki  heykellerin hristiyan haçına benzediğinden yola çıkıp ardından   Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkan’ı Prof. Dr Türkan Saylan ve Van Yüzüncı Yıl Üniversitesi  rektör yardımcısı Prof. Ayşe Yüksel’i  “hristiyanlık propogandası”  ile suçluyor. Van Yüzüncü Yıl  Rektör Prof. Yücel Aşkın’da hristiyan propogandasına “destek veren”  kişi  olarak kamuoyu önüne çıkartılıyor .
9.6.2005

          
                               'Çağdaş Yaşam' okullara müstehcen kitap gönderdiğini itiraf etti
 Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), ilköğretim öğrencilerine dağıttığı hikaye kitaplarının 'pornografik' öğeler içerdiğini itiraf etti. ÇYDD'den kitapların dağıtıldığı okullara "ivedi düzeltme" başlığı ile gönderilen yazıda kitapların bazılarının 'yetişkinler' için olduğu belirtildi.(11 Mayıs 2007)

                                              


               

                               

   

                      
   Başörtülülere burs vermediğini  Ayşe ARMAN'la yaptığı mülakata açıkca söyleyen, ama en az 80 PKK'lıya burs verdiği son PKK'ya yapılan baskınlarda ele geçen belgelerde ortaya çıkan, MIT ve TSK gizli belgelerinde " misyonerlik yaptığı" rapor edilen, 2007 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Yerleşkesi'nde “Türkiye'mizin Çağdaşlaşma Sürecinde Laiklik” konulu toplantıda  "Çocuklarımızın namaz kılmasını değil, balo yapmasını istiyoruz" diyen ve " Gençlik korosunu yaratan ve yöneten arkadaşın ismi Muhammed, düşünebiliyor musunuz? " diyerek Muhammet ismine bile dayanamadığını ilan eden, Nişantaşı'ndaki Özel Işık Lisesi'nde düzenlenen törende “Tanrı'nın yaptığı yasalara değil, insanların yaptığı değişken yasalara tabiyiz.", diyerek Kuran'a laf   eden, " ASIL OLAN BİZİZ, DOLAYISI İLE  BİZİM İSTEMEDİĞİMİZ HİÇ BİR ŞEYİN BU ÜLKEDE OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR ! " sözü ile despotluk tarihinin özetini irad eden, " zavallı annem Katolik olsa idi Müslümanlığa dönemezdi, katoliklerde dinden dönmek yasaktır ama annem protestandı..." (!)  diye mantıkları alt  üst eden  açıklamalarda bulunan, Çağlayan mitinginde "Günahtır diye don üzerinden iğne yapan tıp profesörleriyle kadrolaşmalarını tamamlamak, çağdaş eğitimin yerine, yaradılışla simgelenen hurafeleri getirmek için baskılar en üst düzeye varmıştır." gibi saçma iftiralarda bulunan Türkan Saylan!
( Zaman:03.04.2006, Adnan Odabaş:Dikkat Misyoner Geliyor,  Zaman:19 Nisan 2009, Hürriyet: 15 Nisan 2009, Habertürk :17.04.2009, Yılmaz Dikbaş: Araştırmacı-Yazar ,27 Eylül 2006 tarihli gazeteler  ) 

    ÇYDD'den eski çalışma arkadaşı Ayşe Asuman Özdemir , ÇYDD'nin, terör örgütü PKK'nın siyasallaşmasına katkı sağladığını savunuyor. STK Platformu Başkan Yardımcısı Yetkin Aröz de Saylan'ı 'Atatürk'ü yok saymakla' suçluyor.Özdemir, ÇYDD'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan 'Kardelenler Projesi' adı altında İstanbul'a kız öğrenciler getirdiğini, bu gençlerin Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kadro açığını karşıladığını savunuyor. Özdemir'e göre yıllarca samimi duygularla çalıştığı ÇYDD, terör örgütü PKK'nın siyasallaşmasına katkı sağlıyor. Ulusalcı bir anlayışta yayın yapan Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Dergisi'nde de Saylan aleyhine birçok yazı yayınlandı. Derginin sahibi Çetin Yetkin eski bir Hürriyet gazetesi çalışanı. Söz konusu derginin yazarı Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Başkan Yardımcısı Yetkin Aröz, bakın ne diyor Saylan hakkında: "Bir izleyiniz, artık demeçlerinde 'Atatürk' yoktur Sayın Saylan'ın! Etkinliklerinde Atatürk yoktur. Konuşmalarında Atatürk yoktur. Şimdi bütün sorun Atatürk'e yürekten bağlı gerçekten Atatürkçü olan üyeleridir." ( 21.04.09)
    
Saylan'ın sağ kolu Adnan Zencir: Adnan Zencir, ÇYDD'de bağışların nereye gittiğini, dernek başkan ve yöneticilerinin ibadet ve inanca bakış açılarını, ÇYDD'lilerin mağdur ve yoksul başörtülüler hakkındaki düşüncelerini ve yaşadığı daha birçok çarpıcı olayları tüm yönleriyle vakit'e anlattı.Zencir, Saylan'la tanışmasını ise şöyle anlattı: “Ben İ.O. sayesinde Türkan Saylan'la tanıştım. Benim çok parlak bir geleceğim olacağını söyledi ve bana burs sağladı. 1999'da Türkan Saylan ile tanıştım. Saylan ile kısa zamanda bir yakınlık oldu. Beni çok sevdi. Paylaşmadığı birçok şeyi benimle paylaşırdı. Bana zaman içerisinde Hıristiyanlık mucizeleriyle ilgili, Batılılaşmayla ilgili kitaplar verdi...Türkan Saylan'ın odasında konuşurken, örtülü bir bayan içeri girdi. Ben bayanı tanıyordum, Edebiyat Fakültesi'nden bir bayandı. Annesi-babası yoktu, çok yoksul bir öğrenciydi. Saylan'ı görür görmez ağlamaya başladı, kendisinden burs istedi, aç olduğunu söyledi. Hiç unutmuyorum. Saylan ona dedi ki; ‘Eğer açsan, git Taliban sana para versin, sana ekmek versin..' Kızcağız o odadan ağlaya ağlaya çıktı...Saylan'la dostluğumuz ilerlerken, bana kendisinin yanımda olmamı, yakın bir zamanda ÇYDD'nin başında olmamı istedi. Benim bu yüzden derneğin tam karşısındaki bir eve yerleşmemi istedi. Saylan'ın beni yerleştirdiği evde, Karl Marx, Che Guevara ve Lenin posterleri vardı...Bu öğrencilerle yaşamaya başladıktan sonra yemeklerimizi Pera Palas Oteli'nden yemeye başladık. Bu kişilerden biri PKK sempatizanıydı, diğeri ise DHKP-C'liydi. Çünkü bu kişilerle 8 ay beraber yaşadım. 1 Mayıslarda, marjinal solun önemli günlerinde molotof kokteyli atanlar, o eve sığınıyordu ve ben tedirgin oluyordum. Bu yüzden korkmaya başladım...Saylan bana birçok kitap hediye etmişti. Bunlardan biri de Kitab-ı Mukaddes idi. Bana Yehova Şahitleri'ni öğrenmemi ve bunu diğer öğrencilere anlatmamı söylerdi...Bir gün DHKP-C'li olan kişi bana ‘Hoca seni Vakıf'tan istiyorlar' dedi ve ben de vakfın merkezine gittim.İçeri girdiğimde Türkiye'nin etkili isimlerini gördüm, oradaydı. Cumhuriyet gazetesi yazarları, üniversitelerde ders veren akademisyenler, Türkan Saylan, herkes bana bakıyordu. Meğerse bunlar ÇYDD'nin mütevelli heyetiymiş. Türkan Saylan ise ayakta tir tir titriyor ve kıpkırmızı olmuştu. Cumhuriyet yazarı olan kişi bana ‘Sen nasıl aramıza girebilirsin. Sen yarın belki de ÇYDD'nin genel başkanı olacaktın. Sen İmam Hatip mezunusun, bize niye söylemedin... MİT'in mi, yoksa tarikatların mı ajanısın?' dedi... Orada kıpkırmızı kesilmiş olan Saylan,beni başka bir odaya çağırdı. Saylan beni her zaman bir anne gibi sevmişti o ana kadar. Haftada üç gün yanına gitmesem sitem ederdi. Bana ‘Sen nasıl bu okuldan (İmam Hatip okulu) mezun olursun?' diye sorunca, ben de konumumu anlattım ve bu durumun çok bağnaz olduğunu, beni devletin, sistemin düşmanı olarak görürken, aynı zamanda da PKK'lılara burs verdiklerini söyleyerek, ‘Onlardan daha mı tehlikeliyim' diye sordum.O anda çok kızan Saylan, ‘Git tarikatlar sana burs versin. Evi de hemen terk ediyorsun. Bir daha yanıma gelmeni ve görmeni de istemiyorum' dedi. Ertesi gün evden ayrılacaktım ama öncesinde kahvaltı yapacaktım. Benimle birlikte kalanlar okula gitmişti. Kahvaltı edeceğim sırada Türkan Saylan geldi. Ben ağzıma zeytin alacakken, elimdeki çatalı alıp yere fırlattı ve ‘Defol git Taliban' diye bağırdı...( Vakit:26.05.2009)
                                                                   Kızlar okusun ama hepsi değil!
    Hesapta, herkes kızlar okusun istiyor. Fakat hakikatte durum bu kızlar okusun, ama o kızlar değil haline geliyor. Çağdaş Yaşam, Kardelenler... kızları okutmak istiyor. ... kimi "çağdaş" da kızların okumasını istiyor ama bütün kızların okumasını istemiyor. Kızın başının örtülü olmasını, bazen anasının örtülü olmasını dahi, kızın okumaması için laikliğin beş şartından biri görüyor. Ona
burs haram, üniversite haram, kamusal alan haram! ... Kızları okutmak için seferber olanların dahi bazı kızları okutmamak için de seferber olabildiği bir ülkede...Günahların sadece erkekler tarafından değil, kadınlarca bile, "öteki" kızların, kadınların üstüne yıkıldığı bir ülkede...Kafasının, yüreğinin içindekinden de özlemleri ve yeteneklerinden de ziyade, başının açık veya kapalı olmasının bir kızın hayatını belirlediği, bazen tehdit ettiği,bazen kararttığı, iradesini çiğnediği,laik veya dini yasaklarla kısıtlandığı bir ülkede (Umur TALU-Sabah:20.04.09)
                                          ÇYDD'DE AMİRAL İMZALI TEĞMENLERİ KIZLARA KONTROL MEKTUBU!
 Ergenekon'un 12'nci dalgası kapsamında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin İstanbul Kadıköy Şubesi'ndeki aramalarda bilgisayarın hard diskinde bir mektup ele geçirildi...Altındaki imza ise Tuğamiral O.S.K'ya ait ...Aksaklıklar başlığı altında "Askeri Okullara Giriş Aşaması" ve "Askeri Okullarda Okuyan Öğrenciler" in durumu ele alınıyor. Askeri okullara giriş aşamasının ele alındığı bölümde, askeri okullara giriş için hazırlanan listelere sızmaların olduğu, 'hanımefendi'nin aracılığı ile bu listelere giren öğrencilerin sağlık problemlerinin bulunduğu ve mülakatlara iyi hazırlanılmadığı, bu nedenle de mülakatlarda elenmelerin yaşandığı iddia edililiyor. Metinde şu görüşler yer alıyor: "Bu listelere alınacak olan öğrencilerin sizlere yardımcı olacak personel yardımıyla mülakattan geçirilmesi ve eksiklerin mülakat aşamasından önce tespit edilerek tarafımıza bildirilmesi gerekmektedir." ... Öğrencilerle tanıştırılan kızların, öğrencilerle olan irtibatlarını aksatmamaları, ...Okudukları süreçte tanıştıkları kızların teğmenlerin evlerine sıksık giderek veya Kocaeli üniversitesinde tanıdık kızlarla tanıştırılarak kontrol altında tutulması gerekmektedir.
18 Nisan 2009 
  
SAYLAN;
başörtüsü”ne, “namaz”a, “Peygamberimiz”e, “Kur'an-ı Kerim"E  HAKARET, "ŞEHİTLİK" KAVRAMINA  UZAK, MİSYONERLİĞİ RESMİ MİT RAPORLARI İLE ONAYLANIRKEN,...BİZLERDEN DE TÜM BUNLARA OKEY VERMEMIZ, ÇYDD-ÇEV-SEV'E POZİTİF YAKLAŞMAMIZ İSTENİYOR, BAŞKA...!   BİZ MAZOŞİST MİYİZ YAHU ?!

                  
                                        DEVAMI > > >



       
             ALLAH'A KUL OLMAYI KÜÇÜMSE SONRA "BİREY" OLARAK ÇIK DÜŞMANIN KARŞISINA BAKALIM!!!

                           

                                  BU ADAMLARA GÖRE KEMALİZM VE LAİKLİK = DİNSİZLİK ... GEL DE BİRLEŞ!


                                                       

                    
                        KAHROLSUN EMPERYALİZM... VS , YAŞASIN İNGİLİZ YAŞAM TARZI VE YAZILARI...! HADİ BEA !
 

                                

 
              
        

                                

   
       SEN BUNU ANLAYACAKSIN DİYE TÜM ÜLKE KRİZİN EŞİĞİNE GELDİ...HER ŞEY BİZİ HAKLI ÇIKARTIYOR AMA ANLAYANA DEK TOPLUM BAKALIM DAHA NE İMTİHANLARDAN GEÇECEK...GÖRECEEZZZ! :(((

               Emekli General Tolon: 'Yanılmışım'
   Cumhuriyet mitinglerinin mimarlarından emekli Orgeneral Hurşit Tolon, seçim sonucunu, "AK Parti'nin birinci olacağından kuşkum yoktu; ama bu kadar farklı olabileceğini beklemiyordum." sözleriyle değerlendirdi.Sonucun ülke için hayırlı olmasını dileyen Tolon, "Memleket demokrasiyi özümsemiştir artık." dedi...Mitinglerde kadınların örgütlenmesinde büyük payı olan Orgeneral Hurşit Tolon, seçim sonucunu nasıl bulduğuna yönelik bir soruya şu cevabı veriyor:"Muhalefetin gerekli ve yeterli hazırlık içinde bulunduğunu sanıyordum, yanılmışım. Halkımızın yüzde 80'i seçime katılarak fikrini söyledi. Halkımızın yüzde 45-46 oranındaki seçmeni mevcut yönetimin devam etmesinin uygun olacağını değerlendirmiş. Ülkemiz, halkımız ve geleceğimiz için hayırlı olmasını diliyorum." Tolon, Türkiye'nin artık krizlere değil, huzurlu, güvenli, sakin, yarınlarından emin, uzlaşı içerisinde bir yönetime ihtiyacı olduğunun altını çizerek, "Çok önemli bir mesaj var burada. Sen dilediğini yap, diye kimseyi iktidar yapmıyorlar. Sen bu ülkeyi güzel; huzur, güven içerisinde halkı refaha kavuşturacak şekilde yönet, diye iktidar yapıyorlar. Yeniden hele bu seçim sakin, anlamlı, demokratik bir şekilde geçmişken, bu güzelliği ve sakinliği bir gerginlikle bozmanın âlemi yok. Bu memleket demokrasiyi özümsemiştir artık!" ...  E SAĞOL BARİ :((

                                                            LAİKLİK, AÇLIK, SOSYAL DEMOKRASİ
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, 22 Temmuz seçimlerinde solun sınıfta kalmasını değerlendirdi. Sezer'in samimi itirafı, solun çıkmazını görmeyenlere kapak olacak türden...Zeki Sezer'in tespitleri şöyle; -"İnsanın karnı açken laiklikle oy isteyemezsiniz."-"Kendini solda gören, laik diye niteleyen bazı kesimler, azıcık dindar insanlardan solcu olamaz diye uzak durdular." -“Solda olması gereken insanlar, sağın tabanına itildi” -Solda olduğunu iddia eden kesim seçkinci davranarak, inançlara saygı konusunda yeterince hassas değilmiş gibi bir görüntü verdi. -Biz birbirimizle kavga etmekten, sağa karşın etkin mücadele vermeye zaman bulamadık. En büyük hatalarımızdan biri budur. -Seçim sonuçlarıyla ortaya çıkan gerçek şu ki, bizim toplumumuz, inancını kültürünü dilediği gibi yaşamak istiyor.
27 Temmuz 2007

  CUMHURİYET SİSTEMİ İLE KİMSENİN SORUNU YOK.AMA ONU KORUMA İŞİNİ BELLİ BİR KESİM İLE SINIRLANDIRIR VE GERİ KALANI ÖCÜ İLAN EDERSENİZ BU KELİMENİN TAM ANLAMI İLE BÖLÜCÜLÜK OLUR !
* Girdap operasyonu ile yakalanan, kendilerine " vatansever" adını verip mafyacılık yapan VKGB üyelerinden Ahmet Cinali'nin Mersin ve Diyarbakır 'Cumhuriyet Mitingleri ' ile ilgili bazı rütbeli askerler  ile yaptığı telefon görüşmesinden bir cümle :" Mersin'deki mitinge kolordudaki askerleri svil kıyafet giydirip yürüttük.Diyarbakır'da da yürütelim." -Kim kiminle kol kola , ne için, asıl amaç ne,..ve en önemlisi aslında o mitinge katılanlarda miting "yönlendiricilerce" kendi amaçları için kullanılmış olmadı mı..!
*
Kamuoyu araştırma şirketi Estima, milyonlarca insanın  “Cumhuriyete Sahip Çıkalım” sloganıyla doldurduğu meydanın siyasi tercihini ortaya çıkardı.Araştırma Manisa’daki miting alanında yapıldı... katılımcıların yüzde 58.8’inin tercihi CHP. Bunu yüzde 8.2’yle DSP izliyor. ilk kez sandık başına gideceklerin yüzde 7.9’unun tercihi AKP. Bu tespit de AKP’li seçmenin de mitingleri yakından izlediklerini ortaya koyuyor. Gençlerin yüzde 7.9’u DSP’ye, 7.0’ı GP’yeoy vereceğini söylüyor... Vatan:07 Mayıs 2007
  
 SOLCU  KARDEŞLERİMİZDE BİZİM KARDEŞİMİZ AMA :
  
E Hani tüm Türkiye'yi temsil ediyodu  bu mitingler : % 70'i solcu,yaklaşık 10'u da AKP'li ..Eee ne kaldı geriye..Yaw toplasan sol oyu toplam zaten -son secimde -% 30 bile diildi...%30'un % 70'i mi Tüm Türkiye!" !?
                      
                       
                                                                        Bİzİm mahalleye de beklerİz
   "Dün sabah "bizim mahalleden" biriyle sohbet ediyordum. AKP'ye şiddetle muhalefet eden, Erdoğan'ı "Bu ülke için en büyük tehlike" olarak gören, dolayısıyla da beni şiddetle eleştiren bir "mahalle sakini"."Meğer biz ayda yaşıyormuşuz" dedi."Hayır ayda değil, sadece kendi mahallende yaşıyorsun. Kafanı oradan dışarı çıkarmıyorsun. Dünyayı, kendin gibi düşünen üç beş arkadaşın, senin mahallende oturan azgın azınlığın üç beş faksından, e-postasından ibaret sanıyorsun. Mesele bu."..Bana göre bu seçimde, azgın azınlıklar her cephede hezimete uğradı.Umarım bu hezimet, kendini galiplerin safında gören azgın azınlıklara da ders olur.Bir gün o şımarıklık da dersini alır ve bu ülke huzura kavuşur...Kısaca, dün bizim mahallede biraz şaşkınlık, daha fazla düş kırıklığı vardı.O nedenle diyorum ki, bizim mahalledekiler biraz dışarı çıkmalı." (Hürriyet:Ertuğrul Özkök-25.07.07)

                                                                                    KISA VE ÖZ !
    DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, seçim sonuçlarını değerlendirirken, sol düşüncenin önümüzdeki dönemde tartışılmasını istedi. Sezer : Solun sorunu inanca saygılı laikliği anlamaması!  ( 25.07.07 ) AMA AKILLANACAK MI SOL, ZANNETMEM :(

                                           SAMİMİ OLUN BEYLER SAMİMİİİİ !HALKI VE DÜNYASINI ANLAYINNN!
                    AL İŞTE  ...  ATO  BAŞKANI ULUSALCI SİNAN AYGÜN'Ü " KAFAM ÇOK KARIŞTI " DEDİRTEN OLAY
                                            ÖNCE ULUSAL SERMAYE KAZANDI DİYE SEVİNDİK ...SONRA ...?!

       
Erdemir'i yerli sermaye alsın diye emekli maaşından 100 YTL gönderen öğretmenin çabaları boşa gitti. OYAK, Erdemir için Fransız Arcelor ile ortaklık anlaşması imzaladı.Erdemir özelleştirme ihalesini kazanan Oyak ile de ortak olacak olan Arcelor'un ortaklık anlaşmasını imzalamasının ardından toplam payı yüzde 25'i aşacak.Erdemir ile ilgili olarak Arcelor S.A.'dan Borsa'ya gönderilen yazıda, dün, geçerli olan piyasa bedelinden yapılan ek 806 bin 46 adet Erdemir hissesi alımı neticesinde Arcelor'un bu şirkette sahip olduğu toplam hisse adedinin 24 milyon 735 bin 110'a ulaştığı kaydedildi. Açıklamada böylelikle, Erdemir'in çıkarılmış ve halka arz edilmiş hisselerinde, mevzuatta belirtilen yüzde 5'lik eşiğin aşıldığı vurgulandı. Oyak ile ortak olacak Öte yandan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı da dün yaptığı açıklamada, Oyak tarafından Erdemir sermayesindeki ÖİB hisselerinin satın alımına yönelik, hisselerinin tamamı Oyak'a ait olmak üzere Ataer Holding A.Ş. adlı bir şirket kurulduğunu ve Ataer Holding'in yüzde 41 oranındaki hissesinin Arcelor'a devrine ilişkin onayın uygun görüldüğünü bildirmişti.Böylece Erdemir'de özelleştirmeye konu yüzde 49.29'u hisseyi satın alan Oyak, bunun yüzde 20.20'sini Arcelor'a devredecek. Oyak'ın elinde de yüzde 29 oranında hisse kalacak.Arcelor'un borsadan yaptığı alımlarla yüzde 5'in üzerine çıkardığı hisse oranı da eklendiğinde Fransız ortağın payı yüzde 5'i geçecek.Erdemir'deki yüzde 46.12'lik kamu hissesi için ekim ayında yapılan ihalede en yüksek teklifi 2 milyar 770 milyon dolar ile OYAK vermişti. ( 30 Aralık 2005 )
        Madem  gavur ortak olacaktı...Bilen bilir, ne diye "Erdemir'i  yabancıya sattırmayız, Ulusal sermaye onu alsın" ...diye yaygaralar  atıldı..." Biz ulusal sermayeyiz, aldık ..." falan nutukları niye atıldı ...!
          Aaaah  Ah ...! Biz saf değiliz de... Ulusal uyanma seferberliği lazım ...Wesselam !

    EYYYY  ULUSALCILAR.AB KARŞITLARI, MİLLİCİLER, KURTULUŞÇULAR...ALOOOO SİZE SESLENİYOM.AVRUPA'YA KAPAKLANMAMIZA KARŞI ÇIKAN ONUR (!) SAHİBİ TÜRKLER! "EĞER SAMİMİ İSENİZ" ÖNCE SON 150 SENEDİR AVRUPA'NIN TAKLİTÇİSİ OLAN,GİYDİĞİ GİBİ GİYİNEN, YEDİĞİ GİBİ YİYEN, ONLARIN KANUNLARI İLE YÖNETİLEN YURDUMUN İNSANLARINA ÖNCE; " KENDİ KÜLTÜRLERİNİ " VE KENDİ GELENEKLERİNE UYGUN " KANUN-YASALARI"  ANLATIN,SAVUNUN...O ZAMAN SİZE İNANALIM!AMA NEREDEEE.DAHA 10 SENE ÖNCE 28 ŞUBAT DÖNEMİNDE DİNİME EN ÇOK SALDIRANLARIN , ŞİMDİ AB KARŞITI OLMASI SADECE BİR TESADÜF MÜ ACABA...DÜŞÜNÜN - HER İKİ TARAFTA DÜŞÜNSÜN !-

     Ergenekon Çetesindekiler birbiri ile bir araya gelmesi mümkün olmayan kişilermiş.Yok biri solcu , biri ülkücü falan...Yahu siz kimi kandırıyorsunuz?! " Susurluk kazasında" arabada olanların bir araya gelme ihtimali yüzde kaç idi i...?: Biri solcu polis müdürü bir alevi.Diğeri yakalanma emri çıkmış ülkücü bir sunni.Üçüncüsü devleti yıkmaya çalışan PKK'ya karşı,devletle bir olup savaş veren bir aşiret lideri sağcı milletvekili.Ama üçü de devletin altını oyuyordu o sırada...!
   Bu ülke neler gördü neler.Yapılan eziyetlere isyan eden Menderes'e :Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor" diyen 1960  yılından yargı mensubu tipinden, 2008 yılında suçsuz yere asılanların olduğu bu ihtilali övme yüzsüzlüğünü gösterebilen Danıştay başsavcılığına yükselmiş minik kargalara , Anayasada kendisine sadece şeklen denetleme görevi verilmişken, aldığı davayı usulen görüşüp karara bağlayan Anayasayı askıya alan anayasa mahkemesi üyelerine dek...!

                                                                                   Kızım, "Darbeci" biri nasıl "demokrat" olur ?!
           

                                   

Ergenekon'un beyin takIMI  hâlâ dIşarIda
    Bu haftanın konuğu eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu....
- Beyin takımı?
 
Beyin takımı veya gövde diyelim bu isimlere. Ergenekon'un âkil adamları... Çünkü bu yapıyı yöneten bir âkil adamlar grubu var.Cezaevinde olanlar? Onlar yıpranmış isimler. Bu dönemde ortaya çıkmadıkları takdirde bu derin yapının beyni için tehlike yaratabilecek insanlar... Eylemci gruplar, tetikçiler biraz da emir verenler ve ilişkili olanlar açığa çıkarıldı.
- Beyin takımı kimlerden oluşuyor?
Şöyle söyleyeyim; Ergenekon'un sivil toplum kuruluşlarından, emniyetten, Silahlı Kuvvetler'den veya mülk idare amirliklerinden sorumlu birinci yöneticileri var. Bu yöneticilerden oluşan bir beyin takımı. Bu beyin takımı kendilerine ulaşılmamasını sağlayacak bir takım bariyer ve barikatlar hazırlarlar. Encümen-i Daniş bu barikatlardan biri. Encümen-i Daniş'te eski Genelkurmay başkanları, MİT müsteşarları, gibi önemli isimler var. Ama oradaki insanların yüzde 90'ı gerçekten fikir alışverişi yapmaya, ülke meselelerini tartışmaya geliyor. Ama içlerindeki 3-4 kişi Ergenekon'un gövdesine veya beyin takımına giden yol. Encümeni Daniş gibi yapılar Ergenekon'un beynine gitmenize engel.
- Bu yapıdaki Ergenekon'cular kim?
 
Encümen-i Daniş'in kararlarını kim alıyorsa, alınacak kararları kim gündeme getiriyorsa... Zaten o birkaç isim de Ergenekon'un gövdesindeki isimlerdir. Ama bu şekildeki tek yapı Encümeni Daniş değil, çok sayıda var...Özkök, Büyükanıt ve Başbuğ'un sağduyulu tavırları olmasaydı yeni darbeler olacaktı. Son darbe girişimlerinin deşifre edilmesinde polis istihbarat ve MİT üstüne düşeni yaptı. Özkök darbelerin önlenmesinde darbecilerin planları hakkında MİT ve polisten istihbarat aldı. 28 Şubat'ta polis darbeleri önleme inisiyatifine ulaştı.... 28 Şubat'ta bana yapılan eleştiri görev alanımı aşmamdı. Çünkü darbe istihbaratını yapmaya yetkili kurum yok. Darbe belgesini hiyerarşiyle Süleyman Demirel'e verdik. Ama Demirel belgeyi Çevik Bir'e geri verdi. Demirel isteseydi 28 Şubat olmazdı ama bu vesileyle siyasi hasımlarını tasfiye etti. Bizim de tutuklanmamıza neden oldu. Ama bizi içeri atanlar şimdi Ergenekon'dan cezaevindeler Allah'a şükür. Hizbullah'i gerçekten Ergenekon mu yönlendiriyordu? Ergenekon'un naylon terör örgütleri kurma gibi bir stratejisi var. Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu'nun Cem Ersever'le ilişkisi zaten biliniyor. Hizbullah ile bu güçlerin ilişkisinin tanığıyım. Ben Hatay Emniyet Müdürü'yken, İl Alay Komutanlığı'na Vicdan Başaran'ın atanması nedeniyle Adana Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz, kente geldi. Üçümüz yemeğe gittik. Yemek sırasında uzun boylu birisi hep ayakta duruyordu. Koruma zannettim. Ben de "Temel Paşa, bu arkadaş neden ayakta duruyor, o da yemek yesin" dedim. Temel Cingöz de "Gel otur Hüseyin" dedi. Tabii Hizbullah operasyonundan sonra o adamın Hüseyin Velioğlu olduğunu öğrendik. Velioğlu'nun Beykoz'daki operasyonda öldürüldüğüne inanmıyorum. Hüseyin Velioğlu'nun bir özelliği dikkatimi çekmişti; polis veya asker çağırdığında hemen önünü ilikliyor, çok saygılı davranıyordu. Böyle birisinin polise ateş açacağına inanmıyorum. O çatışma mizansendi. Büyük olasılıkla başka yerde öldürüldü; oraya getirildi.Bir de imkânı yok Velioğlu'nun o kadar kısa sürede örgütün arşivini ve bütün parasını İstanbul'a taşımasına...
Ergenekon buzdağının görünen yüzü... Derin yapıların emirleri bittiği zaman PKK biter. 
Zaman:06 Nisan 2009
 

          ERGENEKON'DA ELE GEÇİRİLEN SİLAHLARI KÜÇÜMSEYENLERE, TARİHTEN - ÜÇ YIL ÖNCESİNDEN !- HATIRLATMA

       


                    AL İŞTE ; İSTİKLAL SAVAŞININ RUHUNA BİLE ARTIK ELEŞTİRİ YAPABİLİYOR TÜRK   (!)  GAZETELERİ


                                                            SULANDIRMA DENEMELERİ