HALKIN MUHTIRASI

TÜRK BASINI SINIFTA KALDI
Radikal Gazetesi isim isim gazetecilerin karnesini çıkardı. Kim ne dedi, ne
çıktı?
Seçim tahminlerinde çok sayıda yazar ve araştırmacı
fena yanıldı. Çoğu yazarın hiç inanmadığı, kiminin hakaret ettiği Tarhan Erdem,
sonuçları bilen tek isim oldu. Bazı yazarlar dün özür diledi
.Genel seçimler geride kaldı. Önceki akşam oy oranları belli oldukça
milletvekili adayları kadar seçim üzerine tahmin yürütenlerde de heyecan vardı.
Özellikle de köşe yazarlarında. Tahmin yarışı Radikal'in 19 Temmuz'daki
manşetiyle hızlanmıştı. Araştırmacı Tarhan Erdem, AKP'nin yüzde 48'e dayandığını
yazınca, o güne kadar tahminlerini okuyucuyla paylaşmayanlar da kaleme sarıldı.
Aralarında Radikal yazarlarının da bulunduğu pek çok gazeteci Erdem'in
araştırmasını 'uç' bulmuştu. Kimine göreyse yapılan, bir propagandaydı. Seçim
sonuçları açıklanıp Tarhan Erdem'in haklılığı ortaya çıkınca bu yazarların büyük
kısmı Sezar'ın hakkını Sezar'a verdi. İşte gerçek sonuçların yanına bile
yaklaşamayan ve Tarhan Erdem'e yüklenen köşe yazarlarından bir demet:
Tufan Türenç'in seçim turu
Seçimden önce İstanbul 2. Bölge'de izlenim turu atan Türenç'in yorumu şöyleydi:
"AKP-CHP başa baş... AKP de birinci parti olabilir, CHP de... Barajı aşacak
üçüncü partinin MHP olacağı kesin gibi. İstanbul'da bir patlama bekliyorlar...
Çarşı, diye bakıp da, "FB'li Tufan Türenç'e de karşı" demeyin sakın. Ama BJK'nın
kalbi olan Çarşı Grubu, AKP'ye karşı. Beşiktaş'ta dolaşırken onlarla seçimi
konuştuk. Çarşı'nın tribün lideri Alen Makaryan, "Bizden CHP'nin dışına oy
çıkmaz" diyor. Bence, birinci parti olmaya AKP daha yakın. Ancak CHP de birinci
parti çıkabilir. Bu bölgede MHP sürpriz parti olmaya aday. Sonuçlar şöyle
olabilir: AKP 10, CHP 8, MHP 3. (İkinci olasılık CHP 10, AKP 8, MHP 3.) Dördüncü
parti barajı aşarsa bu üç partiden bir veya iki milletvekilini alabilir."
(Radikal'in notu: İstanbul ikinci bölgede AKP 12, CHP yedi, MHP iki milletvekili
çıkardı.) (Hürriyet, 9 Temmuz)
Vatan: AKP'nin yüzde 40 oy alması hayal
Vatan gazetesi 3 ve 4 Temmuz'daki sayısında seçim tahmini yaptı. Gazeteye göre
AKP'nin yüzde 40 alması hayaldi. Şu yorum yapıldı: "AKP 22 Temmuz'da yüzde 40'ı
yakalayabilir mi? Başta da söyledik, teorik olarak evet. Matematik olarak
baktığımızda ise bunun kolay olmadığını söyleyebiliriz." Gazete, CHP için "Oy
oranını 3 Kasım'a göre artıracak. Partinin yüzde 25'in az da olsa üzerine
çıkması sürpriz olmaz. Ancak CHP'nin yüzde 30'a yaklaşması veya aşması çok zayıf
bir ihtimal olarak görünüyor" derken, MHP'yle ilgili yorumu da şöyleydi: "Tahmin
yapmak zor. Ancak MHP'nin 1999 seçimlerindeki oyuna yaklaşacağını söylemek
mümkün. MHP'nin yüzde 15'e yakın oy alması normal bir sonuç gibi görünüyor.
Yüzde 15'in üzerine çıkması da büyük bir sürpriz olmaz." (Radikal'in notu: CHP
yüzde 20.9, AKP yüzde 46.6 oranında oy aldı. Vatan sadece MHP'nin oy oranını
bilebildi: Yüzde 14.3)
Erol Tuncer: 'Yüzde 40' diyenleri anlamıyorum
Türkiye Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TESAV) Başkanı Erol Tuncer: "...
Çoğu kamuoyu yoklaması iktidar partisini yüzde 40'larda gösteriyor. Bütün bu
dezavantajlara rağmen, AKP'nin oylarını nasıl artırdığını çözemiyorum. Niye
kamuoyu yoklamalarında böyle çıkıyor, onu da bilmiyoruz. Manipülasyon endişeleri
var. Ama hepsi de manipülasyon yapmıyor tabii... Bu işi çok ciddi yapan kurumlar
da var." (Vatan, 9 Temmuz)
Mine Kırıkkanat: Anketi duydum 'Oha' dedim
Dün bir arkadaşım, son seçim anketine göre oy dağılımını bildirdi: AKP yüzde
47.9. Vallahi farkında bile olmadım, ağzımdan tek sözcük çıkmış: Oha! 'Çüş' de
diyebilirdim. Ama beynim, sahtekârlığın bu kadar kalını, yalanın böyle hamı,
soytarılığın bunca kabası, densiz ve yontulmamış kurnazlık karşısında, ancak
insanoğlunun homurtularla konuştuğu bellek katmanında bulmuştu gerekli tepkiyi.
Odun gibi, ağız dolusu, gırtlağımın tüm baslarını gerektiren bir 'oha'. (Vatan,
18 Temmuz)
Can Ataklı: AKP, 230'un da altında kalır
AKP ve yandaşı çevreler günlerdir bir 'yüzde 40' tutturdular. İçinde saygın
isimlerin bulunduğu bazı araştırma kuruluşları da yaptıkları anketlerle bu oranı
onayladıkları için kamuoyunda ciddi bir beklenti oluştu. ... Bir yandan
anketlere dayanarak 'yüzde 40' oranı pompalanıyor, diğer taraftan toplama
insanlarla hemen her yerde büyük kalabalıklar oluşturuluyor, öte yandan kentler
sadece AKP bayraklarıyla donatılıyor. Sanki herkes AKP'li... ... Bülent Tanla
ile konuşuyorduk. 'Yüzde 40' konusunu sordum. O da bu oranın abartıldığı
görüşünde.... Bir not daha vereyim: Göreceksiniz AKP 230'un da altında kalarak
iktidardan iyice uzaklaşacaktır (Radikal'in notu: AKP 340 milletvekilliği
kazandı). (Vatan 10 Temmuz)
Bülent Tanla: Tek başına iktidar hayal
CHP milletvekili ve eski araştırma şirketi sahibi Bülent Tanla, Vatan
gazetesinde 16 Temmuz'da yayımlanan söyleşide AKP'nin yüzde 40'ları bulmasının
hayal olduğunu belirtirken tek başına iktidar olmasının da çok güç olduğunu
söyledi.
Cüneyt Ülsever de yanıldı
... Soruyorlar; 'Seçim hakkında tahminin ne?' AKP'nin birinci, CHP'nin ikinci
geleceğini söylüyorum. Suratıma 'Sen ne biçim gazetecisin, bunu çoluk çocuk bile
bilir!' ifadesiyle bakıyorlar. AKP'nin alacağı yüzdeyi tahmin etmemi istiyorlar.
"Yüzde 25 ile yüzde 40 arasında bir yer!" diyorum. Tabii, yine tatmin olmuyorlar
(Radikal'in notu: AKP'nin oy oranı yüzde 46.6 oldu). (Hürriyet 10 Temmuz)
Yılmaz Özdil: Anketler palavra
Gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanan 'bağımsız' seçim anketlerini topladım.
Beni ziyaret eden milletvekili adaylarının 'tarafsız' tahminlerini de ilave
ettim. Tablo şu...
AKP: Yüzde 52. CHP: Yüzde 47. MHP: Yüzde 43. GP: Yüzde 24. DP: Yüzde 22. SP:
Yüzde 20. HYP: 17. İP: Yüzde 12. Meclis'e sekiz parti, 134'ü bağımsız, 2 bin 147
milletvekili falan giriyor! Güdümlü medyanın, daha önce defalarca palavra olduğu
kanıtlanmış, eğip bükmeye müsait rakamsal hokus pokusu yayımlaması niye serbest?
(14 Temmuz, Sabah)
Şakir Süter: Erdem komik duruma düşüyor
Tarhan Erdem yönetimindeki KONDA'nın anketinde AKP'nin yüzde 48 gösterilmesi
'istikrarlı isabetsizlik' olmalı! Çünkü Konda'nın, 2004 yerel seçimlerinde de
yaklaşık 14 puanlık sapma ile 'büyük fiyasko' diye nitelenen araştırması da var.
Yaygın kabul şu: 'Tarhan Erdem, Baykal'la husumete dayalı araştırma yaptıkça
şişiyor ve itibarını gölgeleyip komik duruma düşüyor. AKP'ye de yaranamıyor
çünkü orada da itibarsız.. Bu arada, çıtanın 48'e çıkartılmış olmasından ciddi
rahatsızlık duyan AKP yönetiminin bizzat yaptırdığı son araştırmanın özeti: AKP:
38-39, CHP: 22-24, MHP: 12-15 (Akşam, 21 Temmuz)
Tercüman: Tarhan Erdem'in anketi gülünç
Tercüman gazetesi, 20 Temmuz tarihli sayısında, 'AKP yüzde(!) 48 halk yüzde 98'
başlıklı haberinde AKP'nin 4.5 yıllık ekonomik politikaları eleştirilirken,
Tarhan Erdem'in araştırmasıyla ilgili şu yorumu yaptı: "Tarhan Erdem'in sahibi
olduğu KONDA'nın AKP oylarını yüzde 48 göstermesi, gülünç bulundu.
Cüneyt Arcayürek: Nabza göre şerbet veriyorlar
Günlerdir yayımlanan anketler halkı şu veya bu parti adına etkilemek için yarış
halinde. Birine göre iktidar partisinin oyları düşüyor, bir diğerine göre
artıyor. Biri muhalefet oylarını yerinde saydırıyorsa, öteki daha insaflı,
birazcık arttığını duyuruyor. Her nabza göre şerbet söylemini tarif etmeye gerek
yok; anketleri göstermek yeterli. Yüzde 30-31'lere düşürenler oldu AKP oylarını,
son anda Tarhan Erdem yönetimindeki KONDA'nın açıkladığı sonuca göre, AKP, ohooo
almış başını gidiyor. Yüzde 48'lerde! (Cumhuriyet, 21 Temmuz)
Güngör Mengi, Erdem'e yüklendi ama...
... Tarhan Erdem, AKP oylarının yüzde 48'e dayandığını, CHP'nin ise yüzde 20'nin
altında kaldığını söylüyordu. Bu iddia 'Ya sayı saymayı bilmiyor ya dayak
yememiş' sözünü hatırlattı. Yüzde 80 katılımlı bir seçimde AKP'nin bu kadar oy
alması için bir önceki seçimde elde ettiği 10.8 milyon oyu 16.3 milyona
yükseltmesi gerekecektir. Bu, beş yıl önceki oyunu yarıdan daha fazla artırması
demek oluyor. Böyle bir ihtimal var mı? Sokaktaki her iki kişiden biri AKP'li
mi? MHP yüzde 14 oy alıp 70 milletvekili bunları kimden alacak? ... Makulü
savunanlar bile 'Yüzde 40 ve üstü hayaldir' derken AKP'nin tuzağına, yani yüzde
39'un gerçekçi olacağını kabul etmiş duruma düşüyorlar! Araştırmalar doğru ise
bu yanlışa karşı Meclis'in yasal tedbirler getireceğini bekleyemeyiz. Şu andaki
tek ümit, Erdem'in yanıldığı zamanlarda 'küçük pardon'larla geçiştirilemeyecek
yanlışlara düşmesidir. (Vatan, 20 Temmuz)
Necati Doğru şimdi ne diyecek?
... 48 saat kala; 'AKP'nin yüzde 47.9'u bulduğunu, yüzde 50 sınırına
dayandığını' ilan ediyorlar. Hitler'in propaganda bakanı Goebbels "Propagandada
beyinlere her gün 1 cm. çivi çakacaksın, 40 günde 40 cm. girecek, girdiğini
kimse hissetmeyecek, böylece yalan gerçek olacak" demişti. Hormonlu anketler!
Goebbels'in çivisi! Seçmenin sandığa gitmesine iki gün kala; 'Seçimlerde oy
verecek olan 42 milyon seçmenin yüzde 70'i, yani her 100 seçmenden 70'i, AKP'nin
iktidar olacağını beklemektedir' yalanını paslı çivi gibi beyinlere çakıyor.
Böylece belki de yüzde 30'ların altına inmiş AKP'yi son anda kararsızları
etkilemek ya da karar verdiği partinin 'iktidar olacağı ihtimalini zayıf
bulanları' oy sandığına gitmekten caydıracak etki yaratmaya çalışıyorlar. Yüzde
13'lük bir sapma yapacak kadar hormonlu bir anketi seçime 48 saat kala
yayınlayarak seçmenin 'beynini Goebbels'in çivili tahtasına dönüştürmek
isteyenlerin' bir sorumluluğu olması gerekir. Hapis demiyorum. Kınanmaları.
(Vatan, 20 Temmuz)
Bekir Coşkun: Erdemli tarhana
Tarhan Erdem'in şirketinin dünkü Radikal'de yayımlanan kamuoyu yoklamasına göre,
yüzde 48... Allah'a şükretmeliyiz ki bu erdemli tarhana yoklamalar hiçbir zaman
tutmuş değil. Yine de AKP yüksek oy alır mı?.. Alır... Tayyip Erdoğan'ın bu
başarısı, demokrasinin iki önemli özelliğine dayanır. Birincisi: Demokrasilerde
her toplum layık olduğu yönetimi mutlaka bulur. Tayyip Erdoğan bu topluma göre
bir 'Başbakan'dır. Demokrasi; sosyal yapıları ve kültürleri aşağı yukarı eşit
insanların rejimidir. Toplumun çoğunluğu zırcahilse... Büyük çoğunluk okumaz,
görmez, düşünmez, sessiz, kaderci ise... Bilinç-erdem kazanamaz. Tayyip Erdoğan
yine 'Başbakan'dır. (Hürriyet, 20 Temmuz)
Mustafa Mutlu: Akıl almaz tahmin
Bazı kamuoyu şirketleri seçime iki-üç gün kala akıl almaz tahminlerde bulundu...
Buna göre bugünkü iktidar partisi kimilerine göre oyların yüzde 48'ini,
kimilerine göre ise 52'sini alacak... Eğer bu tahminler doğru çıkarsa, o
anketleri yapan tüm şirketleri yürekten kutlayacağım... Ama yine 15-20 puanlık
'yanılmalar' olursa... O zaman sakın bir daha kafamızı karıştırmaya, oyumuzu
etkilemeye soyunmasınlar... Kendi adıma, dünya-âleme rezil ederim! (Vatan, 21
Temmuz)
Mehmet Y. Yılmaz: Ankette hata olmalı
... Ben son açıklanan anket sonuçları ile ilgili düşündüklerimi hemen
söyleyeyim: AKP'nin yüzde 48 oy alacağı tespitine inanmıyorum. Eğer bu doğruysa
oy kullanacak iki seçmenden birinin tercihinin AKP olması gerekiyor. Ve bu kadar
yer dolaştım, böyle çarpıcı bir durumla hiçbir yerde karşılaşmadım. Tarhan Erdem
ciddiyetine inandığım bir araştırmacı. Ama sanırım ki ankette önemli bir hata
var. İkinci büyük olasılık şu: Her zaman Türklerin, anket yapanlarla dalga
geçtiklerine inanırım. Bana öyle geliyor ki bu anket için de aynı şey geçerli!
Bu sıcakta eğlenecek şey arayan millet anketörlerle dalgasını geçmiş! (Hürriyet,
21 Temmuz)
Mehmet Y. Yılmaz dünkü yazısında yanılanın kendisi olduğunu şu sözlerle ifade
ediyordu: "Tarhan Erdem'in seçim öncesindeki son araştırmasını Radikal'in
manşetinde okuduğumda 'Yok artık, o kadar da değil' diye düşünmüştüm. Bu
görüşümü seçimden önceki son yazımda da belirtmiş ve 'Halk anketçilerle dalga
geçiyor' demiştim. Seçim sonuçlarından sonra sizlerden ve Tarhan Erdem'den özür
dilemem gerekiyor, yanılan benmişim!
Hikmet Çetinkaya: Soros'un çocukları
... AKP yüzde 48-50'yle tek başına iktidarmış 23 Temmuz sabahı... Bizim Soros'un
çocukları yine övgüler düzüyor AKP'ye.... Tayyip bey değişmişmiş. Yüzde 48'le
tek başına iktidara geleceği söylenen Tayyip bey neden bu kadar hırçın? Çünkü
yüzde 48 değil... Yüzde 30'ların altına düşüyor.. (20 temmuz, Cumhuriyet)
Tarhan Erdem ve ekibi için 'Soros'un çocukları' diyen Hikmet Çetinkaya dün özür
diliyordu: Tartışma konusu olan Tarhan Erdem'in kamuoyu sonuçları doğru çıktı.
Erdem'i eleştirmiştim. Kendisinden özür diliyorum.
Murat Yetkin: İnanmamıştım ama...
.. Gördüğüm iki uç örnek, YÖNARA'nın AKP'yi yüzde 31, CHP'yi yüzde 28.9, MHP'yi
yüzde 15.7 gösteren çalışması ile, bugün manşetimizde yer alan KONDA'nın AKP'yi
yüzde 47.9, CHP'yi yüzde 19.5, MHP'yi yüzde 14.1 gösteren çalışması. Gerçek
ikisinin arasında bir yerde mi, yoksa KONDA'nınkine mi yakın mı çıkacak? Çünkü
dün ulaştığım AKP yönetimindeki bir araştırma, AKP'ye KONDA'dan az şans tanıyor,
CHP'ye de biraz daha fazla. Parti yönetimindeki son tahminlerde, AKP yüzde
40-42, CHP yüzde 20-22, MHP ise yüzde 10.5 ile 12 arasında görünüyor. (Radikal,
19 Temmuz)
Murat Yetkin dünkü yazısında ise Tarhan Erdem'in hakkını Erdem'e veriyordu:
"İsmet Berkan, 18 Temmuz'da telefonda Tarhan Erdem'in AKP'yi yüzde 48, CHP'yi de
yüzde 20'nin altında gösteren anketini manşet yapacağını söylediğinde 'Yapmasak
daha iyi olur, riskli' demiştim. Ertesi gün 'AKP 48'e dayandı, CHP 20'nin
altında' manşetiyle çıkan Radikal'de de sonucun böyle çıkacağından emin
olmadığımı yazmıştım. Hemen hemen öyle çıktı. Tarhan Erdem'in Deniz Baykal
alerjisi nedeniyle işine taraflı yaklaştığı için yönlendirme yaptığı
eleştirisinin de haksızlık olduğu görülüyor. Erdem 1999 seçimlerinde CHP'nin
barajı geçemeyeceğini söylediği için de benzer eleştirilere maruz kalmıştı. O
zaman da haklı çıkmıştı."
Altan Öymen: KONDA'yı kutluyorum
...AKP ile CHP'nin yüzde 30 civarında oy oranıyla başa baş göründüğü
araştırmalar mı doğru çıkacak, AKP'yi yüzde 40, CHP'yi 20 civarında gösteren
araştırmalar mı?.. Ben değerli politikacı ve yazar arkadaşım Tarhan Erdem'i
eskiden beri tanıyorum. Araştırmalarında ne kadar objektif ve dikkatli
davranmaya çalıştığını bilirim. Nitekim geçmiş seçimler öncesindeki
araştırmalarının çoğunun isabet derecesi seçim sonuçlarıyla ortaya çıkmıştır.
Ama bu defa bu araştırmanın yanlış çıkmasını veya üç gün içinde seçmenleri
etkileyerek, araştırmadaki dengelerin değişmesine katkıda bulunmasını diliyorum.
(Radikal 19 Temmuz)
Altan Öymen dünkü yazısında ise şunları belirrti. "...Tarhan Erdem'in
yönetimindeki son KONDA anketinin yanlış çıkmasını dilemiştim. Seçmenlerin,
başta CHP olmak üzere, AKP dışı partileri ve adayları güçlendirmesinde fayda
olduğunu belirtmiştim. Bu dileğim gerçekleşmedi... AKP'yi başarısı için,
KONDA'yı anketindeki isabet derecesi için kutlarken..."
Haluk Şahin: Yok daha neler!
...Daha önce yazdığım 'Ben yüzde 43'lük bir hava göremiyorum' başlıklı yazımda
da bu inanılmazlık duygusunu dile getirmiştim. Şimdi Tarhan bey ona beş puan
daha eklemiş, olmuş mu yüzde 48! Oysa ben de dere tepe dolaşıyorum, herkesle
konuşuyorum, eski izlenimlerimi gözden geçiriyorum. Hatta uyanmak için kendimi
çimdikliyorum, ama bir şey değişmiyor. Hayır efendim, ben bırakın yüzde 48'i
yüzde 43'lük bile bir hava görmüyorum! Bu konudaki yöntemlerime güvenirim. Ben
kendi temaslarımdan elde ettiğim izlenimi özetleyeyim: Yüzde 40'ı aşan bir
siyasal blokun bulunduğunu sanmıyorum... (Radikal, 19 Temmuz)
Haluk Şahin dünkü yazısında ise Tarhan Erdem'den özür dilemeyi ihmal etmedi:
"... Ben Türkiye'de yüzde 40'ı geçen bir oy bloku olmadığını düşündüğümü
yazmıştım.. Varmış. Yılların araştırmacısı Tarhan Erdem haklıymış."( RADİKAL:24.07.2007)
Halkı bilerek yanıltma
suçu
Son birkaç gündür gelen okur
tepkileri, halkın geniş bir kesiminin 22 Temmuz seçimiyle ilgili olarak nasıl
yanıltıldığını açık olarak gösteriyor.Yanıltma cumhurbaşkanı seçimi kriziyle
başladı. Bu seçimin başarısızlığında önemli bir etken olan Genelkurmay bildirisi
büyük bir alkış almıştı. Alkış büyüktü de susanların, alkışlamayanların ama
olumsuz bir görüş de bildirmeyenlerin sayısı alkışlayanlardan daha fazlaydı.Önce
alkış sesinin büyüklüğü yanılgının altyapısını hazırladı. Bu sese katılanlar,
olayın coşkusu ve cumhuriyet mitinglerinin yarattığı duygusal ortamda yanılmaya
ve yanıltmaya devam etti.Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenler de bu yanıltma
sisteminin önemli bir parçası oldu. Cumhuriyete bağlılığını göstermek
isteyenlerin, laik demokrasiyi benimsemiş olanların sokağa çıkmasını radikal
milliyetçi patlama, ya da “ulusalcı şahlanış” gibi göstermeye çalıştılar.
Mitinglere katılanların sayıları da bu yüzden tartışma konusu oldu. Bilgisayar
sayesinde artık her türlü arşive ulaşmak birkaç saniyelik iştir.Bu mitinglerden
siyasi fayda çıkarmaya çalışanların mitinglere katılanların sayısıyla ilgili
açıklamalarını doğru kabul edersek bunların bir bölümünün CHP’ye oy vermediğini
de görürüz.Çünkü mitingleri düzenleyenler, milyonlar milyonlar diyerek belli bir
“kalkışma havası” yaratmak istemişlerdir.Halkı yanıltmanın ikinci aşaması bu
olmuştur.Mitinglere katılanları CHP’nin doğal seçmeni olarak görmek ve göstermek
nesnel tahlil yapanları, halkın geniş kesiminin nabzını tutmaya çalışanları
suçlamak için kullanılmıştır.Gazeteciliği belli bir siyasi misyona sıkıştırmış
olanların yayınladıkları seçim araştırmaları da internet sayesinde hızla
yayılmış ve insanlar “CHP’nin oy patlaması yapmak üzere olduğuna ve AKP’yi
neredeyse yakalayacağına hatta geçebileceğine” inandırılmaya çalışılmış ve belli
ölçüde başarılı olunmuştur. Bu sahte araştırmalarla insanları kandırma faaliyeti
sürerken, en ciddi seçim araştırmaları da türlü suçlamalarla karalanmaya
çalışılmıştır. Böylece de önemli bir kesimin gerçeklerden kopması, hatta CHP-MHP
koalisyonu seçeneğine bile razı edilmesi sağlanmıştır.Seçim öncesi halkı
kandırma sistemi bu şekilde çalışırken, insanları uyarmaya ve gerçekleri
göstermeye çalışanlara yönelik saldırılar da duygusal ortamın tırmanmasını
sağlamıştır.“En doğru seçim araştırması” diye CHP’yi AKP’nin üzerinde ve
iktidara yaklaşmış olarak gösteren yayınlar yapanlardan hesap sorması gerekenler
öncelikle o yanıltılmış insanlar olmalıdır. Halkı böyle kandırmaya kalkmak
sadece gazetecilik açısından değil en temel insani değerler açısından da suçtur.
Ama bu suçu işleyenler yine hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.22 Temmuz’un en
önemli derslerinden biri budur:İnsanları küçük siyasi hesaplarla kandırmanın her
zaman bir sınırı vardır. Ama bu oyunlarla kandırılmış olanlar kendilerini
kandıranlardan hesap sormazsa bu sahtekârlıklar sürer gider.Gerçekten tarafsız
gazetecilik yapanlar, halkı kandırmak değil aydınlatmak ve gerçek durumu
görmesini sağlamak için gazetecilik görevlerini yapanlar bazen biraz geç
anlaşılabilir. Bunun önemi yok; önemli olan, kandırılanların gerekli dersi
çıkarıp sahtekârlardan hesap sormasıdır ( Vatan:
24.07.2007)
Birinci
partiyle, ikinci arasında yüzde yüze yakın bir fark olması normal bir durum
değildir, kimse de bunu başarı olarak anlatmaya kalkmamalıdır. Medyaya da
bakacak olursak, istifaların parti yöneticileriyle sınırlı kalmaması gerektiği
net bir biçimde görülmektedir.Kendi halkına bu kadar yabancı köşe yazarı ve
gazete yöneticisi dünyanın bir başka ülkesinde yoktur herhalde."
( Sabah:ERGUN BABAHAN-23.07.2007)
Türk basınının bir kesimi, bu
seçim kampanyasında son derece rezil, aşağılık, utanç verici bir tutum
sergilemiştir!Bönler, kendini solcu sayan ama “cahil halk kime oy vereceğini
bilemez” kafasında gidenlerdi. Bunlar “AKP yüzde yirmiyi geçemez” diyerek önce
kendi kendileriyle çelişkiye düşüyorlardı, çünkü “kalkınmadan pay alamayan halk
artık uyanmıştı!”Kıytırık kırk okuyucusuyla kamuoyu oluşturduğunu sanan,
oturduğu yerden memleket yönetenler vardı... Zırvalarıyla seçmen etkilediğini
sananlar vardı...Akıl almaz, inanılmaz zavallılık örnekleri sergilendi.“23
Temmuz sabahı Deniz Baykal başbakan, isterseniz bu yazımı kesip saklayın” diyen
bile gördük.Bir başkasına göre, CHP oy patlaması yapacaktı.Bunu nereden mi
çıkarmıştı? Ali Şen’e sormuştu!Çünkü “Ali Şen bu işleri bilirdi”...
Fenerbahçe’nin efsanevi başkanı Ali Şen’in tahminleri hep doğru çıkarmış...“AKP
ile CHP arasındaki puan farkı kapanacak gibi görünüyor” yazarak bu farkı
kapatabileceklerini sananlar da gördük, “CHP, Deniz Baykal’ın bile beklemediği
bir oy patlaması yapacak gibi görünüyor” yazıp lafı elinde patlayanlar da...
Çünkü, “cumhuriyet mitinglerini CHP doğru okumuştu”... Fakat o mitinglerin
yapıldığı İstanbul ve Ankara’da AKP kazanmıştı, artık o kadarcık da olurdu!
“Göbeğini kaşıyan ayılar” kime oy vereceklerini gene bilememişlerdi.
Karşıdevrimciler, ne olacak..Kimin morardığını görmesi için aynaya bakması
yeterlidir.“İçi kan ağlaya ağlaya oyunu CHP’ye veren” arkadaşlar da, kanamayı
durduracak bir tamponu uygun bir yerlerine tıkmışlardır sanırım.( Akşam:Engin
Ardıç-24.07.2007)
Ankara’da gazeteci arkadaşlarımız seçim öncesinde "seçim toto"
oynadı. Aralarında köşe yazarları ve muhabir arkadaşlarımız vardı.Çoğu, seçimden
önce pek çok il ve ilçeyi gezmiş, genel başkanları ve mitingleri izlemiş,
binlerce kişiyle konuşup toplumun nabzını tutmuş, seçim tahminleri yazmış
deneyimli gazetecilerdi. Toto sonuçlarında AKP’nin
yüzde 46.5 oy alacağını, 340 milletvekili çıkaracağını
öngören bir tek gazeteci yoktu... Ve dediğim gibi, bunlar siyasetin içinde
yoğrulmuş deneyimli arkadaşlarımızdı...Şimdi herkes itiraf etsin! Hiç kimse
"AKP’yi yüzde 46.5-her iki kişiden biri" beklemiyordu.
Çok ilginçtir, sandıktan Türk siyaset tarihinin en büyük sürprizi çıktı!Yine de
AKP’yi kutluyorum.Gazeteci arkadaşlarımızla konuşurken şu görüş öne
çıktı:"Demek ki biz uzayda, başka bir gezegende yaşıyormuşuz.
Türkiye’nin ve toplumun hiçbir şeyini bilmiyormuşuz! Demek ki insanlar durumdan,
gidişten memnunmuş. Seçim günü uzay gemisinden paraşütle, hiç bilmediğimiz bir
ülkeye indik. Burasının Türkiye olduğunu öğrendik. Ülkenin gerçeklerini, nasıl
böyle yanıldığımızı da yakında inşallah öğrenmeye başlayacağız!"İşte
böyle!..( Hürriyet:EMİN ÇÖLAŞAN-24.07.2007)
Türkiye'de siyaseti siyasetçiler yapar
Bakan Şahin 27 Nisan bildirisine böyle yanıt verdi: Halk siyasete müdahaleye
tepki göstermiştir.24.07.2007

Ezan-kamet, ayet-dua, farz-sünnet...şimdide bu...sırada...!