                                                  

|
Tasavvuf Kaynaklarının Yeniden
Gözde Geçirilmesi Gerekmektedir!
Yasak olduğu, "Cehennemliktir " uyarısına rağmen
halde Hz. Resul'e - İyi niyetle olsa bile - uydurma söz izafe edenler
varken, aynı şeyin
-içeriği zaten subjektif- duygusal bir boyut olan - tasavvuf kurumu içinde
yapılmadığını kim iddia edebilir ki!
Düşünebiliyor musunuz, tasavvuf kitaplarında imanı tehlikeye atan , güya
insanlara iyiliğe yöneltmeyi amaçlarken verilen o örnekler ne
öyle...İmanı, aklı, tevekkülü-önce tedbir almayı- tehlikeye düşüren , arka plana
iten örnekler...!
Ahlaki içeriği bozuk örnekler - sapık cinsellik örnekleri dahil ! ( Mesnevi,
Mantı-ı At-tayr ..) - ne işi var bu eserlerin içinde...Bazılarının
tevili, yorumu İslami sınırların içine uydurulabiliyor ama ne gerek var böyle
zorlama yorumlara. Önce şeriat yolundan çıkarıp sonra yeniden - yorum ile - İslam
yoluna sokma gayretlerine ne gerek var...!?
Şeriat'ta seddü zera vardır. Yani kötülük kadar kötülüğe götüren şeylerde
yasaklanmıştır. İçki kadar içkiyi satmak, yapmakta yasaklanmıştır... Bir damlası
bile yasaktır! Neden, çünkü o yola , haram yola götürür!
İşte tasavvuf kitaplarındaki İslam'a aykırı örnekler için de aynı mantığı
kullanmalıyız! Tevil ile İslami sınırlar içine çekilen tasavvuf hikayelerini-
örneklerine girip konuyu dağıtmayacağız, amacımız metod - usul göstermeye
çalışmak !- tasavvuf kitaplarından eleme zamanı gelmiştir! Kur'an'a aykırı hadis
olamayacağı ortada iken , başta Allah'ın sıfatlarından birini kullarına vermek
şeklinde gerçekleşen şirk olmak üzere tasavvuf eserlerindeki tüm batıl içeriğe
sahip hikayelerin elenmesi hem tasavvufa karşı olanların ellerinden
mazeretlerini alacaktır bu metod, hem tasavvuf kurumu içindekileri daha çok
Kur'an eksenine yaklaştıracak ve amelde kendilerinde var olan uygulamaları imani
noktada da tamamlamış olacaklardır...
Tasavvuf kitaplarındaki insan üstü kişilikleri ve
karakterleri okudukça insanlar, çevrelerindeki normalin üstünde ahlaki
karaktere, fazilete sahip insanları bile eleştirecek ve "neden daha iyi değil"
mantığına sahip olacaklardır, hüsnü zan yerini eleştiriye bırakacaktır. Çünkü
ideal çıtası yüksektir. Halbuki herkes o kıstas ile kendine baksa zaten sorun
kalmayacak ama nefis ve şeytan, yüksek çıtayı hep başkalarına atlatmaya çalışır.
Dolayısı ile bilinçaltı ki çekememezlik, tarikat kitaplarındaki yüksek
fazilet arama kılıfı ile insanlar arasında husumete neden olabilmektedir. Lütfen
yazılan yanlış anlaşılmasın, hedef- çıta tabii yüksek olacak ama bu çıta sadece
kendi nefsimiz için olmalı, başkaları için hatırlatmak, kardeşçe nasihat evet
ama dedikodu, yıkıcı eleştiri kaynağı olmasına ise hayır ! Pratik hayatta ise
durum ne yazık ki ikinci şık yer alıyor!
Denizde boğulmak üzere olan
kişi: "Allah'ım kurtar!" deyince kurtulamayıp ta " Yetiş şeyhim!" deyince
boğulmaktan kurtulması, türbelere giderek onları vesile ederek Allah'tan bir şey
istemek gibi ... daha başka da sayılabilecek bir çok örnek tek tek belki - Bazen
zorlama yorumlarla olsa da- İslami sınırlar içinde tahlil edilip
açıklanabilecekken bilinç altında bu tür hikayeler zamanla birleşip zihniyeti
oluşturmaktadır: " Ben bir şeyhe bağlandım, sonunda onun himmeti beni nasılsa
cehennemden korur, cennete giderim." Farkında olmadan herhangi bir
tarikata girmek, cenneti garantilemekle özdeşleşebiliyor, halbuki
efendimiz (sav) kızı Fatıma'ya ne buyuruyor: Ey kızım Fatıma. Peygamber kızıyım
diye güvenme kıyamet günü seni ben bile kurtaramam." Peygambere tanınmayan yetki
kimseye atfedilemez. Karı koca tarikatçı arkadaşım anlatıyor: "Şeyhim yapar,
eder...diye o kadar dilimiz alışmış ki Allah'tan isteyeceğimiz şeyleri
şeyhimizden ister-bekler olduk!" Hatırlatsak:" Tabii ki Allah izin
verirse." diyecektir tariatçi kardeşlerimiz ama önce dil , zamanla gönül
sadece şeyhim diyor ve bu yol Allah korusun şirke götürüyor! Bizim de
altını çizdiğimiz nokta bu, şirksiz tasavvuf, amaç bu!
Hadis ilimleri ile uğraşanlar bilir, insanları ibadet, kuran okumayan teşvik
için bir çok hadis uydurulmuştur. Allah resulüne hadis uyduran, duygu yoğunluklu
bir alan olan tasavvuf aleminde bundan geri durur mu? İşte Tasavvuf
kitaplarındaki hikayeler. İnsanları iyiliğe sevk edeceğim diye, kaş yaparken göz
çıkarma hikayeleri, Kur'an'ın ruhuna, İslam'a aykırı bir çok mesajlar içerir ne yazık ki
bu hikayeler.
Gerçek Tasavvuf
Ne diyor İmam-ı Gazali : " İlimsiz tasavvuf zındıklıktır."
Hasan-ı Basri
(ra) ise
bakın ne diyor:
"Kur'an-ı kerim, ahkâmına uyulsun,
kendisiyle amel olunsun diye indirilmiştir. Halbuki şimdi halk onun sırf
kıraat ve tilavetini amel edinmiştir."
Bu da Abdulkadir GEYLANİ hazretlerinden: "
Yüce ALLAH’tan (C.C) başka her kime güveniyor veya
kimden korkuyorsan o senin ilahındır. ALLAH'tan (C.C) başka ilah yoktur, dediğinde bir DAVA? peşine
düştün demektir. Her davada şahit isterler, şahidi olmayan davasını kaybeder.
Ayrıca bu uğurda gelecek her türlü sıkıntıya göğüs gerip, sabır göstermek de
birer şahid sayılır. Bunları yaparken İHLASlı olmak gerekir."
Ne yazık ki şeriatsız tasavvuf - İlimsiz amel - örnekleri ile
doludur tarikatlar tarihi. Şeriat içindeki tarikat, şeriatın sınırları dışına
çıkmayan tasavvuf ise aliyyu'l-A'lâdır, başımız gözümüz üstünedir.
"HALVET DER
ENCÜMEN" EHLİNE SELAM OLSUN!
|
 
(Ehli Sünnet İnancı: Dilaver Selvi- Nakşi- Menzil tarikatı neşri)
ŞERİATA AYKIRI TASAVVUF HİKAYELERİNDEN ÖRNEKLER
-
"Yahudi
komşusu zikir çeken Abdulkadir Geylani'nin dergahına sadece başını sokup,
sonra onlarla evde alay eder.Ölünce önce başı sonra tüm geri kalanı
cehennemden azad edilir, kurtulur." Bu ne şimdi. İman etmeden kim
cennete gidebilir. Kadiriliğin ayrı bir cenneti mi var?
-
"Şeyh sana
içki şisesi verse ve sana bardağını uzatıp doldur dese doldurmalısın. Allah'ın
izni ile o içki su olur."
Allah isteyince her şey olur, dünya denen taş parçası uçak olur,
pilotsuz-benzinsiz-motorsuz aynı yörüngede uçar. Ama ya Allah o an
izin vermezse? Biz Allah'ımı şeyhi mi kendimizi mi deniyoruz? Biz şeriata
bağlıyız, şeriata aykırı şeyhim bile emir verse uymayız! Şeriatsız ne tarikat
ne iman ne din olır ama tarikatsız din de olur, iman da ahlakta!
-
"Adam
denize düşmüş, kurtar Allah'ım deyince kurtulamamış, kurtar şeyhim deyince
kurtulmuş. Allah'ın katında şeyhin makamı büyük."
İnsan şeyhini övmek için daha uygun hikayeler uyduramaz mı, neden illa insanın
imanını tehlikeye atacak uydurma hikayeler ortaya atılır.Herkes şeyhini
sevebilir , övebilir ama Allah'a iftira etmeden masal uydursun lütfen!
-
"Şeyhim
kutuptur." şeyhini kutup ilan etmeyen tarikat görmedim. O zaman ortada şeyhlik
makamı yok herkes kutup o zaman ne değeri kaldı, sorun bakalım kim 'Benim
şeyhim kutup değil, onunki üstün.' der... O zaman eski şeyhlere şimdi kutup
deniyor. Ama ben biliyorum ki Mahmut Efendi hazretleri ile Menzil şeyhi
( Allah ikisinden de razı olsun ) birbirlerine iltifat etmekte,
kendileri yerine karşılarındakileri üstün tutmaktadır ama gelinde bunları
müritlere anlatın, ' Şeyh uçmaz mürit uçurur' durumu.
-
"Allah
dünyevi işleri şeyhime havale etti." Bu dünyadaki tüm adaletsizlikler
şeyhinin eseri mi yani? Şeyhinin haberi olmadan ona iftira etme bari.
-
"Manevi
makamı belli olmasın diye elinde boş içki şişesi ile dolaşan mürit." Sen
manevi alemde ilerleyeceğim diye milleti arkadan gıybet yaptır. İslam'a
uygun mu bu? 'Adam içkici ondan uzak durun.' diye doğal olarak
herkes birbirini uyarır halbuki...!
-
"Gerçek
tarikat ehlinin kuran okumayı bilmesine bile gerek yok, o manevi olarak
onu anlar." Kuran hafızlar yazılı metinler sayesinde günümüze dek gelmiştir,
iyi ki sahabe de bu mantıkla hareket etmemiş!
Örnekler uzatılabilir ama emin olun bir tasavvuf muhibbi olan
bu kardeşiniz tüm bunları 20 senelik nakşi -kadiri tarikat ortamlarında
duymuştur.
ÖNCE ALTINI ÇİZEREK BELİRTELİM BİZ TASAVVUFA KARŞI DEĞİLİZ.
NAKŞİBENDİ, KADİRİ, GEYLANİ, RUFAİ, FARUKİ, UŞŞAKİ, HALVETİ, ÜVEYSİ, CERRAHİ, ... BİZ
ONLARIN
TIRNAĞI BİLE OLAMAYIZ
AMA TARİKATLARDA ZAMANLA YOZLAŞMA OLDUĞU DA BİR GERÇEK! BİZİM ARZUMUZDA TARİKATLARI
ASIL İŞLEVİNDEN HATTA İSLAM'IN ÖZÜNDEN UZAKLAŞTIRAN YANLIŞ İÇERİKLERDEN BİR
AN ÖNCE TEMİZLENMESİDİR! YOKSA TASAVVUF KURUMUNUN İSLAM TARİHİNE KATTIĞI
"AHLAK, EDEP, İHLAS, TAKVA, ZİKİR, ..." GİBİ KAVRAMLARIN HAYATA YANSIYAN,
UYGULAMALARI İLE PRATİĞE GEÇİRİLMİŞ ÖRNEKLERİ İSLAM TARİHİNİN YÜZ AKLARIDIR.
TALEBİMİZ BU YÜZ AKLARININ LEKESİZ OLARAK YENİDEN SAHNEYİ DOLDURMALARIDIR!
GERÇEK TASAVVUF ;
İSLAM'IN ÖZÜ , KUR'AN
VE SÜNNETİN TAM ANLAMI İLE
KENDİSİDİR
 
   
|