Sorular-Cevaplar
Sual: Yer ve göklerin yaratılışı
bazı âyetlerde altı, bazılarında sekiz yazıyor. Bu çelişki değil mi?
"Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratandır." (Araf 54) . Şu
âyetlerde de 8 günde yaratıldığı söyleniyor: "Siz, yeri iki günde
yaratanı inkâr edip Ona ortaklar mı koşuyorsunuz? O, yeryüzüne sabit
dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde
isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti. Sonra duman
halinde olan göğe yöneldi, ona ve yer küreye: İsteyerek veya
istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler. Böylece
onları, iki günde yedi gök olarak yarattı. " (Fussilet
9,10,11,12)
CEVAP: Ateist toplamayı bilmiyorsa veya kasıtlı topluyorsa kabahat
kimin olur? Arapça’da bir anlatış şekli vardır. Bunu bilmeyince ateist
işte böyle zırvalıyor. Doğrusu, Yer küre ve içindekiler dört günde
tamamlandı. Gökler de iki günde toplam altı gün eder. 7 âyette 6 gün
deniyor. Fussilet’te ise detaylı olarak altı gün açıklanıyor. Bunun
ikisi yer küre, ikisi içindekiler,Kısaca yer küre için 4 günden toplam
bahsedilir, ikisi yerin yaratılması, ikisi içindekiler için, 6 günü
geri kalan iki günde de gökler yaratılır.Hepsi altı gün. İşin uzmanı
olan müfessir İmam-ı Kurtubi bu âyet-i kerimeyi şöyle
açıklıyor:(Basra'dan Bağdat'a 10 günde, Küfe'ye de 15 günde gittim)
denince, Bağdat’la Kufe arasının 15 gün olduğu anlaşılmaz. 15 -10 = 5
gün olduğu anlaşılır. Basra Bağdat arası 10 gün, Bağdat Kufe arası 15
gün denirse, toplam 25 olur ki yanlış olur. Çünkü Basra ile Bağdat
arası 10 gün, Bağdat ile Kufe arası ise 5 gündür. (El-Câmiu li
Ahkâm-il-Kur’ân)Âyet-i kerimede de durum aynen böyledir. 2 günde yeri,
iki günde gıdaları ki toplam dört gün eder, âyette de bu bildiriliyor.
Dört gün bildiriliyor. İki gün de gökler yaratılıyor.Tefsir uzmanı
İmam-ı Beydavi de şöyle açıklıyor:Orada [yer yüzünde her mahlukatın]
gıdalarını [iki gün yerin yaratılışı ile beraber toplam] dört günde
yarattı.Tefsir uzmanlarının hepsi şöyle diyor:Böyle ifadeler, Arap
dilinde de çok kullanılan bir üsluptur, mesela, Kufe’den Medine arası
20 gündür, Mekke ise 30 gündür denince, Kufe Mekke arası 50 gün
anlaşılmaz. Medine'den Mekke arası 10 gündür toplamı 30 gündür. (Taberi,
Beydavi, Kurtubi, Nesefi)
Sual: 1 gün dünyanın kendi
etrafındaki 24 saatlik bir dönüşünden meydana geldiğine göre, dünya
yaratılmadan önce böyle bir dönüş olamayacağından bu zamanı gün olarak
hesaplamak mümkün mü?
CEVAP: Dünya günü, ahiret günü farklı olduğu gibi Allahü
teâlânın indinde gün de farklıdır. Burada bildirilen gün için işin
uzmanı müfessir İmam-ı Razi hazretleri (Burada gün demek, devir
demektir, hâl demektir) buyuruyor. Allahü teâlâ için zaman mefhumu
yoktur. “Ol” denince her şey olur. Buradaki “Ol” ifadesindeki günü 24
saat olarak algılamak yanlıştır. Hâşâ öyle emek sarf etmesi falan
olmaz. Emek sarf etmek acizler içindir.
Sual: Kur'anda sağmal hayvanların sütünden bahsedilirken, gıdaların
toplandığı işkembeden ve sonra kandan süzülerek temiz süt verildiği
bildiriliyor. Halbuki bilim, sütün memede oluştuğunu açıklıyor.
CEVAP: Gıdalar ağız yolu ile alındıktan sonra mide, 12 parmak ve ince
bağırsaklarda emilmeye hazır hâle getirilir. Vücut için lazım olan
amino asitler, yağ asitleri, mineraller, vitaminler, glikoz kana
geçer. Hamilelikte meme dokusundaki değişimlere paralel olarak kandan
süt yapımı için gerekli maddeler alınmaya başlar. Alınan bu maddeler
salgı hücrelerinde süt haline getirilir. Ayete bakalım: "Süt veren
hayvanlarda da size ibretler vardır. İşkembedeki pislik ile [necis]
kandan [iki pislik arasından] meydana gelen, [içinde faydalı maddeler
bulunan] temiz bir süt içirmekteyiz" (Nahl 66)
Var mı bilime aykırı bir durum?
Sual: Bakara suresinde önce yerin yaratıldığı, Naziat suresinde ise
göklerin önce yaratıldığı bildiriliyor. Bu çelişki değil mi?:
"O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra semaya yöneldi,
onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi" (Bekara
29)."Sizi yaratmak mı daha güç,
yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti. Onu yükseltti,
düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Ondan sonra da
yer küreyi döşedi. Yerden suyunu ve otlağını çıkardı. Dağları
sağlam bir şekilde yerleştirdi" (Naziat 27-32)
CEVAP: Bakara suresinde bildirildiği gibi, önce yer küre, sonra gökler
yaratıldı. Naziat suresinde de bildirildiği gibi otların, suların,
dağların düzenlenmesi, yani yerleşime müsait hale getirilmesi ise
göklerden sonra oldu.Naziat suresinde yaratmadan bahsedilmez,
yaratılanın döşenmesinden bahsedilir.Kısaca en ufak bir çelişki
yoktur. Bu uzmanlar diyor ki:Yer, göklerden önce yaratıldı. Fakat
henüz yerleşime, oturmaya müsait değildi.
(İmam-ı Razî, Tefsiri Ebüssüûd ve Medârik)
Sual:
Ahzab suresi 56. âyette "Allah ve melekleri, Peygambere salat ederler;
ey müminler, siz de, ona salat edin." Allah’ın peygambere salavat
getirdiği yazıyor. Allah salavat getirir mi?
CEVAP:
Salat; dua, övme, rahmet, şefaat gibi anlamlara gelir.Bu âyet-i
kerimede Allahü teâlânın Peygamber efendimizi övdüğü ona rahmet ettiği
bildiriliyor. Meleklerin salatı ise ona duadır. Müminlerinki ise onun
şefaatini talep etmektir.
Sual:
Allah beddua eder mi? "Allah inkârları yüzünden onlara [Yahudilere]
lanet etmiştir." (Nisa 48 ),
"Allah’ın laneti zalimlerin üzerine
olsun!" (Araf 44),
"Bozgunculara lanet olsun." (Rad 25),
"Biz, kitapta açıkça belirttikten sonra, indirdiğimiz açık delilleri
ve hidayeti gizleyenler var ya, işte onlara, hem Allah lanet eder, hem
de bütün lanet ediciler lanet eder." (Bakara
159)
CEVAP:
Allah'ın beddua ettiklerine dikkat edin. Sadece bir kaç ayeti yukarıda
verdik. Zalim, bozguncu, gerçeği bile bile gizleyenler, kısaca ilk
ayette açıkça ifade edildiği gibi, yapılan kötülüklerinden ötürü
lanetlenmektedirler. Lanetli oldukları için kötülük yapmıyorlar,
kötülükleri yüzünden lanetleniyorlar! Kötü, zalim, gaddar olanların
Allah tarafından lanetlenmesi, Allah'ın masum, mazlum, temiz kulları
tarafında olduğunun da göstergesidir!
Sual:
Âyet-el kürsi’de, (Allah’ın kürsüsü) olduğu bildiriliyor. Kürsü ne
demektir?
CEVAP:
"Onun kürsüsü [saltanatı, kudreti] gökleri ve yeri kapladı. Gökleri ve
yeri korumak, gözetmek, Ona hiç zorluk vermez. O, çok yüce ve çok
büyüktür." (Bakara 255)
: Âyetin devamı konuyu açıklıyor: "Gökleri, yeri koruyup gözetmek ona
zorluk, ağırlık vermez" buyruluyor. Yani kürsi, bu işi koruyup gözetme
kudretidir. Güç, kuvvet, saltanat demektir.
Sual:
Hac suresinin, "İnkâr edenler için ateşten bir elbise giydirilecek ve
başlarına kaynar su dökülecektir" anlamındaki 19. âyeti ile, Haşr
suresinin, "Allah rahman rahimdir [esirgeyen, bağışlayandır]"
anlamındaki 22. âyeti çelişkilidir. Affedici olan Allah, inkârcıları
hiç cezalandırır mı?”
CEVAP:
Affedici olmak, mazlumun hakkını zalimden almamak mıdır? Suçluları
adaletle cezalandırmak, affedici olmaya aykırı olur mu?... Her şeyi
yoktan yaratan Rabbimizin, emrini dinlemeyenlere ceza verme yetkisi
yok mudur? Cezayı suçluların kendisi mi tayin eder? "Rabbin elbette
hem çok bağışlayan, hem de çok acı azap verendir."
(Fussilet 43)
Sual:
Aşağıdaki âyetler çelişkilidir. Aynı surede hem istisna var, hem de
yok. "Namuslu kadınlara zina isnat edip de, sonra [bu durumu ispat
için] dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların
şahitliğini kabul etmeyin. Onlar fasıkların ta kendileridir. Ama
bundan sonra, tövbe edip düzelenler bundan istisnadır. Allah çok
bağışlayıcı ve merhametlidir. " (Nur 4,5)
"Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında
bulunanlar, dünya ve ahirette lanetliktir. Onlar için çok büyük bir
azap vardır. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına
şahitlik ettikleri gün, onlar büyük azaba uğrayacaklardır. O gün,
Allah onlara hak ettikleri cezaları verecek ve onlar Allah'ın apaçık
gerçek olduğunu anlayacaklardır." (Nur
23,24,25)
CEVAP:
Birinci âyette, (İftira edenlere gerekli cezayı verin, şahitliklerini
de kabul etmeyin. Ama tövbe edip düzelenler bundan istisnadır)
deniyor. Yani tövbe ederlerse şahitliklerini kabul edin deniyor.
İkinci âyette ise, iftira edenler lanetliktir, onlar ahirette
cezalarını bulacaklardır deniyor. Bu iki âyetin neresi çelişkilidir?
Sual:
İlk iki âyette canları ölüm meleğinin aldığı bildirilirken, üçüncü
âyette, Allah’ın aldığı yazılıdır. Bu çelişki değil mi? "Size vekil
kılınan [görevlendirilen] ölüm meleği canınızı alacaktır."
(Secde 11) , "
Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken
durumları nasıl olacak?" (Muhammed 27),
" Allah, öleceklerin ölümleri gelince canlarını alır."
(Zümer 42)
CEVAP:
Vekilin asıl gibidir. Bir mahkeme bir mahkuma ölüm cezası verse,
cezayı bizzat yargıç infaz etmez, cellat bu işi yapar. Her ne kadar
öldüren cellat ise de, emri veren bunun sorumlusudur. Esas öldüren
mahkemedir. Her şeyi yapan ve yaratan Allahü teâlâdır. İnsanların
canlarını melekleri vasıtası ile alıyor. Allah bunun canını aldı
denince elbette ölüm meleğinin aldığını bilmeyen kimse yoktur. Birinci
âyette ölüm meleği tekil olarak kullanılıyor. Yani herkesin ölüm
meleği bir tanedir. Herkese tek melek vekil kılınmakta ve o melek canı
almaktadır. İkinci âyette, çoğul olarak melekler tabiri geçiyor. Bu
âyet-i kerimede canları alınan bir çok inkârcıdan söz edilmektedir.
Onların canlarını alan da bir çok melek vardır. Her biri için vekil
kılınmış ölüm meleği farklı olduğu için yani çok melek olduğu için
(melekler) ifadesi kullanılmıştır. Müslümanların ruhunu Azrail
aleyhisselam alıyor, kâfirlerin canını ise Azrail aleyhisselamın
emrindeki melekler alıyor.
Sual:
Aşağıdaki ilk âyette Hıristiyanların
İsa'yı Rab olarak kabul ettikleri açıkça belirtilmektedir. İkinci âyet
ise tapılanların da Cehennemde ebedi olarak kalacakları ifade olunur.
Bu anlatımla Kur’an, tapılan konumunda olmasından dolayı, Siz ve
Allah'ın dışında taptığınız şeyler Cehennem yakıtısınız diyerek,
İsa'yı da farkında olmadan Cehenneme koymuyor mu? Ayrıca puta, taşa,
heykele tapılıyor. Tapanların cezalandırılmasının mantığı var, ama
tapılanın bunda ne suçu var ki, onlar da Cehenneme atılıyor?
"Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih'i
rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı'dan başkasına kulluk
etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, koştukları
eşlerden münezzehtir." (Tevbe 31),
"Siz ve taptıklarınız, Cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmezlerdi. Hepsi [tapanlar da,
tapılanlar da] orada temelli kalacaktır."
(Enbiya 98,99)
CEVAP:
Bu, Arapça’yı iyi bilmemekten kaynaklanan bir sorudur. Arapça'da
hayvan ve cansızlara hitap şekli farklıdır. Âyet-i kerimede "ve ma
ta'büdüne" deniyor. "ma" edatı Arapça’da akılsızlar için kullanılır,
yani; taptığınız putlar demektir. Burada "ve men ta'büdüne" denmiyor,
öyle denseydi, böyle bir sual sorulabilirdi. Burada akıllılar için
kullanılan "men" edatı kullanılmadığı için, Hıristiyanların taptıkları
İsa aleyhisselam yahut bazı Yahudilerin taptıkları Üzeyir aleyhisselam
veya melekler anlaşılamaz. (İmam-ı Kurtubi) Cehenneme atılan putlar,
taşlar, ceza için atılmıyor. Tapana ceza olması için atılıyor. Bunlar
ceza için yakıt oluyor. İmam-ı Kurtubi hazretleri buyuruyor ki: İnsana
sevdiği, değer verdiği, taptığı şey tarafından ceza görmek daha ağır
gelir. Puta tapmalarının boşa gittiğini görmek, özellikle taptığıyla
azap edilmesi ona daha çok acı verir. Ne kadar güçlü ateş ki taşlar
bile yakıt hâline geliyor. (El-Câmiu lî Ahkâm’il-Kur’ân) Bir kimse,
putu sevip ona, taptığı için put ona Cehennemde azap edecektir.
Sual: Hz.Yunus sahile atıldı mı ?
CEVAP: Hz. Yunus hakkında ki ayetlerden ikisi olan 37/145 ve 68/49 olan ayetlerin tevilini , güvenilir tefsirler yardımıyla sizlere aktarmaya çalışacam inşallah.37/145-146 ; Fenebeznahü bil’arai ve hüve sakim,ve embetna aleyhi şecereten min yaktin: Biz , halsiz bir vaziyette kendisini dışarıya çıkarmıştık ve üstüne gölge yapması için geniş bir bitki (bal kabağı) bitirmiştik. Hz. Yunus peygamberin Allahın rahmeti olarak kaybettiği kura davası (bkz.37/141) sonucu ,denize atlamış ve bir balığın karnında boş bir araziye atıldığını Allah-u teala yüce ayetinde söylemektedir.burada ki el-ara kelimesi “ıssız,boş yer,ağaç bulunmayan,bitki örtüsü olmayan bir arazi” anlamındadır.o yüzden hz.Yunus peygamberin boş bir yere atılması olayı ayette bildirilmiştir. Tabi burada ki boş bir araziye atılış sebebi ayetin iki gerisiyle irtibatlıdır.
Yani Hz. Yunus.
37/143-144 Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Anlaşılacağı üzere,
Hz. Yunus’un Allah’a tövbesini çokça yapması ve çokça af dilemesi sonucu,Allahın rahmetiyle,boş bir araziye çıkarıldığını anlamak hiç de zor olmayacaktır. Bu nimet olmasaydı,o,o balığın karnında,kıyamete değin kalakalır,sonra da,kıyametin çırılçıplak olan sahrasına mezmum bir durumda atılırdı.demektir.Bunun böyle oluşunun delili yukarıdaki ayetlerimizde açıktır.ve bu tıpkı, “kıyamet meydanı” anlamında, “Arasatu’l-kıyameti” ve “Arau’l kıyameti” denilmesi gibidir. Buradan çıkarılacak mananın derinliği göz önüne alınacak olursa,hz.yunusun Allahın rahmetinden esirgenmiş olarak çöl bir sahraya bırakılacağı çıkmaktadır.ancak rahmetinin sonucu olarak yine bir ıssız adaya bırakılması diğer ayetle bütünleştirici bir etmen yapmaktadır.
37/145-146 ; Fenebeznahü bil’arai ve hüve sakim,ve embetna aleyhi şecereten min yaktin: Biz ,halsiz bir vaziyette kendisini dışarıya çıkarmıştık ve üstüne gölge yapması için geniş bir bitki (bal kabağı) bitirmiştik.
Yani burada bırakıldığı yerde,onu koruyucu çevresel etmenlerin olduğunu söylemektedir.bundan sebep,hz.yunus’un bırakıldığı mekanda,onu koruyucu bir bitki ona gölge yapmaktadır. Alimlerin ekseriyetine göre; bu bitki kabak olup onu yapraklarıyla örtüp,sineklerden korumuştu.Zira sinekler onun yapraklarına konmazlar.Buna şu hadiste delalet ediyor ki; Resulullah’a sen,kabak yemeğini seviyorsun,neden? Diye sorulunca; “evet,o,kardeşim Yunus’un bitkisidir” buyurmuştur.
(Ebussuud tefsiri alıntı, El-Esas fi’t-tefsir-Said Havva-Şamil yayınevi c.12 s.262)
Şimdi gelelim kalem süresinde ki ayetimize;68/49: levlaen teda rekehü ni’metün min rabbihi lenübize bi’l-arai ve hüve mezhüm
:
Eğer Rabbinden bir nimet ona erişmeseydi,o mutlaka çorak bir diyara
kovulmuş olarak atılacaktı.
Şimdi bu ayette İslam karşıtlarınca şöyle denmektedir;hz.yunus atıldı mı ? atılmadı mı ? Ayeti bir daha kontrol ettiğimizde, mantıkları şu oluyor; eğer rahmetten uzak ise; çorak bir diyara atılacaktır.bu saffat süresinde de geçiyor…ama rahmet ettiğine göre; atılmaması gerekmiyor mu diye çürük bir mantık sürecinden geçirmişlerdir ayeti; hayır burada olasılık vardır,yani ayette rahmetten uzak olsaydı,corak bir diyara atılırdı ancak kovulmuş olarak..burada bunu destekleyici olan, ayet öncesi ve sonrasıyla kesinlikle şeceretin yaktin’den bahsetmemesidir.. ,atılış yerinde çevresel faktör farklı.
Atıldı ama kovulmadan, rahmetten uzak olmadan, "el-ara" gibi yerde
özel bir koruyucu: üstüne gölge yapması için geniş bir bitki (bal kabağı)
bitirilmiş bir yere atıldı. Atıldı;
Kovulmadan, korunacak yani rahmet ile !
Sual: Türkler ile
ilgili hadisler
CEVAP:
Genel değerlendirme
Bugün hadis
külliyatlarında peygamberin sözü olarak nakledilen Türkler hakkında hem lehte, hem de aleyhte hadisler vardır. Bu çelişkili rivayetler hadis
kitaplarında bulunmaktadır. Olayın tamamen siyasî olduğu tarihi
incelediğimizde ortaya çıkıyor. Abbasî sultanı Mutasını zamanında
orduya alınan Türklere karşı ırkî bir Arapçılık anlayışı ile aleyhte
hadisler uyduruldu. Bu tavrı haksızlık olarak değerlendiren bazı insanlar
da bu sefer Türkler' savunmak için yeni hadislerle durumu kurtarmaya
kalktılar.
«Fetihlerle çeşitli din
ve uluslara mensup insanlar Müslüman oldular. Bunlar ne kadar Müslüman olsalar
da eski inanç ve kültürleriyle yoğrulmuş insanlardı, içlerinde o kültürün
düşüncelerini taşıyorlardı. Zaten bir anda onlardan sıyrılmaları da
mümkün değildi. Bunların Müslüman olmasıyla birlikte Araplar da çeşitli
kültürlerle temasa geldiler. Kendileri onlara kültür verdikleri gibi büyük
ölçüde onlardan etkilendiler. Hint ve Yunan düşünceleri, Mani inançları
İslam ülkelerinde tartışılır oldu. Felsefe de yayıldı. Böylece çeşitli
fikir ve inanç ekolleri doğmaya başladı. Her ekol kendi düşüncesine geçerlilik
kazandırmak için bunları bir ayete veya hadise dayandırmak lüzumunu
hissetti. Ayetler sınırlı idi. Yeni ayet ilave edilemezdi. Ama hadis
işi kolaydı. Onun için ekoller mümkün olduğu ölçüde ayetleri, kendi fikirleri
doğrultusunda tevil ettiler. Ve düşüncelerini bol bol uydurdukları hadislere
söylettiler. Böylece fıkıh, kelam, felsefe ve tasavvuf ortamlarına
uydurma hadisler yayıldı. Ve bunlar derlenerek kitaplara girdi. Hele Hz.
Osman'ın öldürülmesinden itibaren meydana gelen siyasî çalkantılar,
bölünmeler, kargaşalar hadis uydurmada çok etkin
oldu.
Irkçılığı yasaklayan ümmet bilincini savunan bir dinin ayet ve hadislerle
ırkçılığı reddeden temel prensiplerine aykırı bu tür - Türkleri öven veya yeren
- rivayetlerin o dinde olduğunu, dine ait olduğunu savunmak için ya ırkçı-faşist
olmalı ya da tamamen önyargılı din - özellikle de İslam- düşmanı olmak
gereklidir. Zaten "Mevzu hadisleri" inceleyen kitaplar bu tür ırkçı
içeriğe sahip olan hadislerin uydurma olduğunu yazmış, bir çok İslAmi ilme sahip
olduğunu söyleyenT. DurSun gibilerin ise bu tür ilmi çalışmalardan haberinin
olmaması ya cahilliklerini ya da önyargılarını göstermektedir.
Rivayetlerin tahlili
Türkler aleyhinde söylendiği ileri surulen
Hadisler uydurulmus yalanlardan ibarettir.bunlar icerisinde Turkleri
yeren,onları ahir zamanda cıkacak ye’cuc ve me’cuc un bir kolu
sayan rivayetleri yanında Türkleri
öven,onların,bas edilemeyecek savascılar olduklarını belirten
hadislerde vardır.
Turan dursun,turkler aleyhinde ki hadisin,muslim ve ebu davud un
kitaplarında bulunmasını,saglamlıgına kanıt gostermektedir.bir
rivayetin,cesitli kitaplarda bulunması,saglamlıgının kanıtı
olamaz.
Hadis derleyicileri,peygamberden iki-uc asır sonra artık agızdan
agıza soylene soylene topluma yayılmıs olan aktarmaları surdan
buradan derlemislerdir.Burada önemli
olan ,o rivayetin temelde kimin tarafından rivayet edildigi ve
iki üc asır ağızdan ağza dolasırken ne derece orjinalitesini
korumus oldugudur.
Mesela ebu davud:” Türkler size dokunmadığı surece siz onlara
dokunmayın “ rivayetini “sahabeden bir adamdan” almıstır.kim bu
adam ? mechul…soyleyen belli degil.
Türklerin ,ye’cuc ve me’cuc un bir kolu oldugunu,akın icin
cıkmıs olan bir kolun,geri döndüktelerinde İskender tarafından
yaptırılan sed dolayısıyla yerlerine varamayıp dısarıda
kaldıkları hakkında ki rivayetin,ileri tutar tarafı var mı ?
belli ki bunlar ,Türklerin guclenmesiyle otoriteyi elden
kacırmakta olan arap ırkcılarının uydurdukları sözlerdir.
Simdi burada turan dursun’un bir celiskisine dikkati cekmek
istiyorum.o da su: dursun ,peygamber’in,sadece arap toplumuna
gonderildigini,hatta hicaz bolgesinden baksa bir toplumun
musluman olmasını dahi dusunmedigini ileri suruyor- ki bunlara
cevap verildi sitemizde - varsayalım ki oyledir.öyle ise,hic gormedigi ,bir ilişkisinin
olmadıgı ,belki de varlıgını dahi duymadıgı Türkleri ne diye
yersin,onları dusman ilan etsin?
Amr bin taglib’ in rivayetine gore peygamber (sav) : “kıl
ayakkabı(carık) giyen bir kavimle carpısmanız,kıyamet
alametlerindendir.yüzleri,üst üste deri kaplı kalkanlar gibi genis ve değirmi olan bir kavimle carpısmanız,kıyamet
alametlerindendir.”
Bu rivayette Türk adı gecmez.Ayrıca carpısılacak kavim de ayrı
ayrı kavimdir.İbn hacer,bunlardan birinin ,zındıkların bası
Babek ve yandasları oldugunu soyluyor.
İkinci rivayette ise Türk adı gecmektedir: ebu hureyre’nin
rivayetine göre Allah’ın elcisi soyle buyurmus:”siz,kücük
gözlü,kırmızı yüzlü,basık burunlu,yüzleri üst üste deri kaplı
kalkanlar gibi değirmi ve etli olan Türklerle carpısmadıkca
kıyamet kopmaz.kıl ayakkabı (carık) giyen bir kavimle carpısmadıkca kıyamet kopmaz.
"
(buhari,cihad;96; muslim,fiten:b.18 h.65;ebu davud,melahim;9)
Ebu davud un büreyde’den cıkardıgı rivayete gore de;”kucuk gozlu
bir kavim (ravinin izahına gore yani turkler) sizinle savasacak.onları
uc kez arap yarımadasına kadar kovalayacaksınız.birinci
kovalamada onlardan kacanlar kurtulurlar.ikinci kovalamada
onlardan bir kısmı kurtulur,bir kısmı ölür.üçüncü kovalamada
hepsinin kökü kesilir.” (melahim:9,hadis:4305)
Rivayetlerin sözleri de birbirinden farklı.Amr ibn tağlib’in ki
daha kısa,ebu hureyre nin ki de ilaveler var ve yine bunlar da
aynı sahsın rivayeti olmasına karsın birbirinden
farklı,eksiklik,fazlalık var.kiminde Türk adı geciyor,kiminde
gecmiyor.İste bir baskası:
“siz,kıl ayakkabı giyen bir kavimle carpısmadıkca kıyamet
kopmaz.yüzleri üst üste deri kaplı kalkanlar gibi genis,etli ve
kıllı yüzlü bir kavimle carpısmadıkca kıyamet kopmaz.” A’rec in
,yine ebu hureyreden rivayeti ise:”Gözleri küçük,burunları
basık,yüzleri deri kaplı kalkanlar gibi genis ve etli” ilavesi
var (buhari,cihad:97; muslim,Fiten :b.18,h.64)
Bu rivayetin iki ravisi vardır:biri Amr ibn tağlib,digeri-ki
cogunluk rivayeti bundan gelir.ebu hureyredir.bu sozu,ebu
hureyre nin kendisinin yazmıs olduguna ihtimal vermiyoruz.onun
azgına koymuslardır.nasıl ve neden koydular,onu biraz sonra
anlatacagız.
Bu rivayetler İslam'ın temel prensipleri ile de zıtlık arz eder.
Bu rivayetlerde,Peygamber,arkadaslarını,Türklerle savasmaya
tevsik eder durumdadır.ama aynı peygamber’in :”habesliler size
dokunmadıkca siz onlara dokunmayın.Türkler size dokunmadıkca siz
onlara dokunayın;” dedigi de aktarılmıstır.bu hadis de ebu davud,sünen,k.el-melahim,b.8,h.4302;nesai,cihad,babu
ğazveti’t-türk,h.3178 de mevcuttur.
Şimdi peygamber’in bir yandan arkadaslarını,Türklerle savasmaga
yonlendirirken,bir yandan da onlara dokunulmamalarını emretmesi,boyle
bir celiski icine düsmesi düsünüle bilir mi? Müslümanlara
saldırmayan bir millete saldırmak,Kur’an ın buyruguna aykırıdır.cunku
Kur’an:”sizinle savasanlara karsı Allah yolunda savasın,fakat
saldırmayın.Allah,saldırganları sevmez” (bakara: 190 )
ayetiyle,tek yanlı saldırıyı men etmistir.
Kasgarlı Mahmut da şöyle bir hadis nakl etmistir: “benim bir
ordum var.ona Türk adını verdim.onları doğuya yerlestirdim.bir
millete kızarsam,onları bu milletin basına salarım.” (divanu
lugati’t Türk,Kilisli rifat nesri,matbaatu’l-amire,1333-1335,I.,293-294
)
İstanbul’u fethedecek ulusu öven,” onlar size dokunmadıkca siz
onlara dokunmayın!” diyerek arkadaslarına,Türklerle barıs icinde
yasamayı emreden Peygamber,tam bu soylediklerinin tersine ,kah
vasıflarını belirterek,kah da acık isimlerini anarak Türklerle
savasmayı,hatta onların kökünü kesmeyi emreder mi? Eger asırlar
sonra olacak ğayb olaylarını bildiyse-ki Kur’an a göre ğaybi
Allah’tan baksa kimse bilmez-Türkler,haçlı ordularına karsı
göğüslerini siper etmese,yerlestirdigi dinden hic eser
kalmayacagını bilmedi mi ki Türklerin aleyhine boyle sozler
soyledi.
Özetlersek öven de yerende tüm rivayetler uydurmadır, İslam'la
ilgisi yoktur. İslam'ın temel prensipleri ile- - Savaş hukuku, Irkçılığa
bakışı,- ile taban tabana zıttır bu rivayetler. Türkleri öven rivayetleri İslam
düşmanları görmek istemez, Türkleri yeren hadis rivayetlerinin üzerine ise
balıklama atlarlar. halbuki iki tür rivayette sadece tarih sahnesinde siyasi
nedenlerle uydurulan , İslam ile alakası olmayan uydurma sözlerdir. İslam ile
asla ve hiç alakaları yoktur. İslam dini arap ırkçılığını reddeden ayet-
hadislerle dolu iken, ne başka ırkları över ne de sadece bir ırktan geldiği için
bir toplumu yerer, kötüler. İslam ferdin yaptığı iyilik ile insanları
değerlendirir, peygamber soyundan bile gelse üstünlüğü kanda değil, Allah'ın
kanunlarına uymada görür ve bu prensibi savunur.
( Pr. Dr.SÜLEYMAN ATEŞ: Gercek din bu 2)
MAİLLER
BİR MAIL :" ...
bu adam nasıl olurda ateist oluyor babasına kızdıgı icin mi. islam
dinine kin mi duymuş... yoksa misyonerlerin aklına uyduda mı ateist
oldu. bir insan kendi kendini nasıl atese atar. anlamak zor...
kenana6... @hotmail.de
Babası onu güdülemişti
- ortadoğunun en büyük alimi olma ideali - .... "farklı olacaktı."...
Ama hem hukuk hem ilahiyat bitirenler varken, dışarıdan bitirdiği
ilkokul mezunluğu ile - ve sadece klasik arapça bilmesi ile ama
-modern fen bilimleri başta bir çok yeni ilim dallarından habersiz
biri olarak ne yaptı ise ön plana çıkamadı - baksana Yaşar Nuri bile
bu kadar dolu iken beceremedi :))) - ... din adamı iken de TRT'de
çalışırken de... hep sivrildi- detay sitemizde bir çok yazıda !- ...
Ama olmadı... Sonuçta araç amaç oldu , İslam'ın en ünlü alimlerine
olma yerini - ulaşabileceği tek hedef olan - ünlü-meşhur olmaya
yerini bıraktı. Baksanıza ne demişti : " yüzyılların beklediği ölümüm
ben, ben şu ilmi bu imi ...bilirim..." Halbuki o ilimden geçen binler,
yüz binler var doğu medreselerinde...:))) Zaten yazdıklarına bakınca
açıkca görürüz ki yeni-orjinal hiç bir şey yoktur söylediklerinde : Ya
eski alimlerin ilmi tartışmalarını tek taraflı aktarın yapmış, ya
yüzlerce yıldır oryanyalist-müsterşrik ve misyonerlerin İslam
hakkındaki önyargılı iftiralarını derleyip kotarmıştır.Defalarca
yazdık, kaynak gösterdiği kitaplarla dinimize saldırırken, o kaynak
eserlerde bir çok başka saldırılarının cevabının olduğunu görmemesine
imkan yok ...bile bile lades oldu yani ...! Kendi etti kendi buluyor
...! Kısaca ters güdüleme gibi bi si oldu , kendini ortaya çıkaramama,
rızaullah yerine meşhur olma isteği bir yerden dışarı vurdu. İlk
sırada; adam olma, Müslüman olma, ilim ehli olma... değil de ilgi
çekme, ön plana çıkma güdüsü insana hakim olunca işte böyle "bile
bile " insan kendini cehenneme atar. Öyle ya...yıllarca yiyemediği
naneleri yeme - detayı boş verin !- imkanı da hasıl olunca yeni
ortamında ...:((( Hiç unutmam , Ahmet Altan - 28 şubat öncesi yani
10 küsür yıl önce - bizim dindar kesimle tv de bir programa çıkmıştı
ve - bizimkiler onu fikri bazda hafif sıkıştırmaya başlayınca -
aynen şunu söylemişti: " Beni bırakın yahu, içki içmek istiyorum, ben
cehenneme gitmek istiyorum! " tarihte böyle çoook oldu: Hz resul'un
amcası Ebu Talip, Ebu Cehil... Bile bile cehenneme gittiler..selamlar
MAIL 2 : Selamünaleyküm, sayin abilerim kardeslerim. size bundan
önce 1 ay önce yolladigim bir email vardi turan dursun hakkinda .bunu
sitenizde yayinlamissiniz. cok sevindim...benim sadece bir kac soru
kafamda kaldi onu size sormaya unutmusum. eyer allah rizasi icin bu
soruma cevap verirseniz müslüman bir kardesinizi mutlu
edeceksiniz.sorum sayfanizda turan dursun,un hayati kisminda.kendisi
incil ve tevrati arastirdiginda.kuranda olan seyleri gördügünde.(HASA
PEYGAMBER EFENDIMIZI YALANCI SAHTEKAR OLARAK NITELEMIS KAFIR) Bunu
sizde kendisi kurani kerimi hic okumamis diyorsunuz.bu kafir incil ve
tevratta ne bulmuski.kurani kerim ile özlestirmis.ben anlayamadim.benzerlikler
varmi.bunu merak ettim.birde kendisi ansiklobedi yazmis bu adam
yazdiginda islama inanmiyordu diyorsunuz. ozaman ateistmiydi.bu
ansiklobediyi yazdiginda.cünkü adam allaha inanmiyorsa böyle kitab
yazmaya gerek yok.kimse inanmaz ona.son sorum su bu adam müftülük
yapmadan önce misyonerler tarafindan kullanilmasin....kafamdaki
sorulari bitirmis olacagim ...selam ve dua ile almanyadan kenan
KURANI OKUMAMIS DEGIL, OKUYANIN RAHATLIKLA GORECEGI :" ALLAH TUM
NEBILERI ILE HEP ISLAMI GONDERMISTIR" MEALINDEKI ONLARCA AYETI
GOREMEMESI IMKANSIZ, ANCAK "BILE BILE, GÖZ GÖRE GÖRE " ISLAMA
SALDIRIYOR DEMEK ISTEDIK !
TEVRAT VE INCIL BOZULMUS OLSA DA HATTA COGUNLUK BOYUTUNDA BIRBIRINE
ZIT SEYLER OLSA DA HALA "BOZULMAYAN" YERLERINDE KURAN ILE BENZER
AYETLER VAR :
http://www.islamustundur.com/konular/ilkdin.html
-
http://www.islamustundur.com/konular/kmukaddes.html
... bu kısı
ekonomık zorluklar nedenıyle, BUNDAN cıkıs amaclı bu ansıklobedıyı
yazmıstı ve o zamanlar en azından ıslama dusman degıldı.! MUFTU IKEN
- KI ILKOKUL MEZUNU, ( KLASIK ) ARAPCA BILMEK DISINDA OZELLIGI
OLMAYAN, CAGDAS GELISMELERDEN VE YORUMLARDAN UZAK BI CAHIL IDI,
ESKIDEN ILKOKULU BITIRENI OGRETMEN, MUDUR, MUFTU YAPARLARDI...!- YINE
ILK SORUNUZA CEVAP VERDIGIM GİBİ BU MANTALITE ILE HAREKET ETTI;
KENDINI ON PLANA CIKARMA IÇGÜDÜSÜ! ONDE OLMA, ONPLANA CIKMA...COCUKKEN
AŞIRI GUDULENME MESELESI YANI.
SUNU UNUTMAYALIM. COCUKLAR KISILIGINI 3-4 YASLARINDA OTURDURLAR.BIR
COK YERDE EĞİTİMLE İLGİLİ AFİŞLER GÖRÜRÜZ: " 7 YAS EGITIM ICIN COK GEC
" DIYE ! DURSUN DA ALT YAPISINI OTURTMUSTU COCUKLUGUNDA.GELECEKTE DE
O ALT YAPI UZERINE KIMLIGINI BİNA ETTİ, YASADI VE DISARI YANSITTI. AMA
BILGISEL ALTYAPISI YETERSIZ VE KISILIGINDE SORUNLAR OLAN BIRI IDI.
EZIKLIK PSIKOLOJISI INSANI IKI DAVRANISA ITER ! YA EZIKLIGE DEVAM EDER
VE HAYAT BOYU EZİLİR YA DA TAM AKSINE HERKESI EZER, KENDİNİ HERKESDEN
ÜSTÜN GÖRÜR, O DA IKINCIYI TERCİH ETTİ. TEDAVİ GÖRMEDİ VE HAYATINI UÇ
NOKTALAR ARASI GEZİNMEKLE GEÇİRDİ... ELINDEKI ESKI-KLASIK KITAPLARDAN
ALDIGI BILGI ILE SAGA SOLA SALDIRDI. AMA HER ZAMAN VE HER DONEMINDE
HAYATININ BU ÖZELLİĞİ EN BARIZ VASFI OLARAK KALDI.CUNKU KİŞİLİĞİ, ALT
YAPISI KARISIKTI, BUNALIMLARLA GEÇMİŞTİ. İŞ-AILE-KİŞİLİK YAŞAMININ HER
ANINDA BU " BIR ORTA YOL TUTAMAMA " KLASIK DAVRANISINI HER ZAMAN
GOZLEMLEYEBILIRSINIZ. TÖVBE EDIP ÖLSE, ALLAH AF ETSIN DERDIK - KI BAZI
YAZILARINI YUMUSATMAYA BASLAMISTI, HZ RESULUN EVLILIKLERI YAZILARINDA
MESELA...! - AMA ARTIK BILIYORUZ KI OLDURULMESI BILE BIR DERIN DEVLET
YAPISININ ESERI IMIS... ICINDE OLDUGU CEVRE SU AN ERGENEKON ADLI TEROR
ORGUTUNUN MERKEZINI OLUSTURUYOR...! YANI DAHA BU MANTALITE COK SU
KALDIRIR. BIZ BURADAYIZ ! TARIH ZATEN BU " HAK-BATIL " MUCADELESI ILE
GECMEDI MI ... RABBIM BU ACIZ KULUNA DA BIR UCUNDAN DAVAYI SAVUNMA
GOREVINI LUTFETTI. EKSIKLERIMIZLE DEVAM EDIYORUZ... GECELIM, KONUMUZA
DONELIM : EVET DURSUN HER ISINDE UÇ-SİVRİ OLDU... HAYATINDA HIC BIR
ZAMAN HER MUSLUMANDA OLMASI GEREKEN "ORTA YOL" PRENSIBINI UYGULAMAYA
SOKAMADI...! muftulugunde kullanılmadı ama cok ıyı bılıyorum dıne
saldıran kıtaplarını hem yazarken hem yazdıktan sonra mısyonerlerce
cok ıyı kullanıldı. detayı uzun konu....! KAÇ MISYONER MERKEZINDE
ONUN KITAPLARINI GORDUM...!!! DUALARINIZDA BIZI DE EKSIK ETMEYINIZ VE
ASLA UNUTMAYINIZ : " DAIMA SIZE DINI HATIRLATAN ARKADASLAR ILE BERABER
OLUNUZ, O CEVREDE BULUNUNUZ...SELAM VE DUA İLE
MAİL 3 :
Ben bir ateistle konuşduğumda ona "kamerayi bir yaratan varda senin
mükemmel gözünü yaratan yokmu?" dedim. bana cevabi "o zaman bu iş
sonsuza kadar devam eder. yani bu iddana göre her şeyi bir yaratan
varsa Allah'ı da yaratan ve Onu yaratani da yaratan... olmalidir"
dedi. ASIL CEVAP: “SONSUZA KADAR GİTMEZ, BİR YERDE DURMALIDIR “
ŞEKLİNDE OLMALIDIR: ALLAH’IN VARLIGI ADLI DOSYAMIZI OKUYUNUZ.ORADA
CEVAP VAR
Yine bir ateiste "Big Bangi" delil olarak sundum. cevabi "Big
Bang 0 hacme sahip nokta ve sonsuz kütle bir aradayken oluştu, yani
yokluk, hiçlik hiç olmamiştir" oldu.ONA, SIFIR HACMIN " YOKLUK "
KELİMESİNİN ANCAK BİLİMSEL AÇIKLAMASI, BİLİMSEL DİLLE ANLATIMI
OLDUGUNU BİR HATIRLATIN. SIFIRIN İÇİNE SONSUZLUK OLAMAZ.BU MU ATEİST
MANTIK...!?
Kuranin sadece Mekke ve çevresine indiği söyleniyor ve buna
delil olarak Enam suresinin 92-ci ayeti gösteriliyor ve yine Kuranin
tüm alem için gönderildiği söyleniyor ve bunada delil olarak Kalem
suresi 52-ci ayet gösteriliyor. ve bununda bir çelişki olduğu idda
ediliyor. BUNUN CEVABI SITEMIZDE DEFALARCA VERILDI: AYETLER ONCE
CEKIRDEK KADROYU OLUSTURMAK İÇİN MEKKE’YE INDIRILMEYE BAŞLANDI.AMA
MESAJ KADEME KADEME İLERLEDİ VE EVRENSEL HALE GELDI.DETAY İÇİN
www.islamustundur.com/islamzip.zip
ADLI KITAPCIGIMIZDA – SİTEMİZDE CEVABI BİRKAÇ YERDE VAR, ARAMA
BUTONUNU KULLANARAK O YAZILARA ULAŞABILIRSINIZ-
Enfal 1-de ganimetlerin tamami Allahindir denirken, Enfal
41-de ganimetlerin 1/5-nin Allaha ait olduğu söyleniyor. ve bunun bir
çelişki olduğu idda ediliyor.
KURANDA BAHSEDILEN BIR KONU ILE ILGILI BIR SONUCA VARMAK ICIN O KONU
ILE ILGILI TUM AYETLERI GOZDEN GECIRMELI, KURANIN GENEL CIZGISI ICINDE
DEGERLENDIRIP OYLE SONUCA VARMALIDIR: ENFAL 1. AYETİN DETAYI İŞTE AYNI
SUREDE 41. AYETTE VERILIR. YANLIS YAPAN, KURANIN TEFSIRI KONUSUNDA
METOT – USUL KURALLARINI BILMEYEN ONYARGILILARDIR. ENFAL I. AYET'TE "“Bütün
ganimetler, Allah'a ve O'nun Elçisi'ne aittir” ifadesi, savaşta elde
edilen ganimet üzerinde kişisel olarak hiçbir savaşçının hak iddia
edemeyeceğini bildiriyor: Çünkü ganimet, Kur’an'da ve Hz. Peygamber'in
öğretilerinde (Sünnetlerinde) yer alan ilkelere göre kamu malıdır ve
İslamî devlet (ya da cemaat) yönetimi tarafından kamunun yararına
kullanılır ya da dağıtılır. " 5/1 ALLAH VE RESULUNE: DEVLET,KAMU MALI
OLARAK AYRILIR, GERI KALANI MÜCAHİDLERE DAĞITILIR, AMA MÜCAHİDLERDE
KAMU-HALKIN BİR PARÇASI DEĞİL MİDİR ZATEN?
Kuranda musevilere Yahudi dendiği ve bunun çelişi olduğu ireli
sürülüyor. çünkü milliyeti yahudi olup da hristiyan olanlarda varmiş.
NERDE , NE ANLAMDA KULLANILIYOR. AYETI – VARSA- OKUMADAN, SANAL-
HAYALI IDDIALARA CEVAP VEREMEYİZ. HEM UNUTMAYALIM KI KURALLAR
GENELDİR, ÖZEL HÜKÜMLER GENEL KURALLARIN DIŞINDAKİLERİ İFADE EDER.
YAHUDİ KÖKENLİ OLUPTA HRİSTİYAN OLAN TOPLAM KAÇ KİŞİDİR Kİ, İĞRAPTA
MAHALLİ OLSUN, GENEL KURALLARA AYKIRI OLSUN, DEĞİL Mİ... YİNE DE ÖNCE
İDDİA EDİLEN AYETLERİ, VARSA KELİMELERİN HANİ ANLAMDA KULLANILDIĞINA
BAKMAK GEREKİR!
Kuranda neden sadece Yahudilere gönderilen Peygamberlerin
isimleri var? ADEM YAHUDILERE MI GONDERILDI, YA MUHAMMED (SAV)…?
HUT, LUT, ... IBRAHIME DEK OLAN PEYGAMBERLER…?
meleklerden peygamber olduğu idda ediliyor ve buna delil
olarak Hacc suresinin 75-ci ayeti gösteriliyor. CEBRAİL ALLAH İLE
RESULU ARASINDA ELÇİ - PEYGAMBER DEĞİL!- DEĞİL MİDİR? R-S-L KÖKÜ
İRSAL'DEN TÜREMİŞTİR VE GÖNDERMEK ANLAMINA GELİR. ALLAH CEBRAİL'İ HZ
RESUL'E GÖNDERMİŞTİR. BAŞKA ARACI OLARAK GÖNDERİLEN BİR ÇOK MELEKTE
VARDIR AMA HİÇ BİRİ NEBİ-PEYGAMBER DEĞİLDİR.
Cennetin genişliği göklerle yer kadar ne demek. uzayla yer
kadarmi? o zaman bu sonsuz bir mesafe olmazmi? ÖNCE SONSUZ OLAN SADECE
ALLAH'TIR , BU BİR. İKİ: KURANDA MECAZ BOL BOL KULLANILIR. BU KONU
SITEMIZDE ISLENDI: KURANDA MECAZ ADI ILE BIR OKUYUNUZ. BU CÜMLEDEN
KASTEDİLEN İSE : CENNETIN SONSUZ DENECEK KADAR GENIS OLDUĞUDUR.
İNSANIN ANLACAĞI KELİMELER İLE İFADE EDİLİŞİ İSE SÖZ KONUSU OLAN
CÜMLEDİR.
Zariyat suresi 49-cu ayette her canlinin çift yaratildiği ancak
Bakteri ve virüslerin çift olmadiği ve bununda bilimsel çelişki olduğu
idda ediliyor. SITEMIZDE ISLENDI BU KONU:ARAMA
UTONUNA MÜRACAAT LÜTFEN. AYRICA ne yanı artık her sey bulundu mu ,
BİLİNMEYEN BİR ŞEY , ÇÖZÜMSÜZ SORU KALMADI .DAHA DENİZLERİN
DİPLERİNDEN BEYNİN KIVRIMLARINA, UZAYIN DERİNLİKLERİNE... DAHA BİLİM
NEYİ ÇÖZDÜKİ. HEM BİLİM NE BAKALIM: BUGUN " BİLİMSEL " DEDİĞİNİ YARIN
İNKAR EDİYOR - BU KONUYU HAZIRLIYORUZ, BİLİM NEDİR, DİN MİDİR,
YAKINDA- ...NEYSE, hanı bır zamanlar atomun tanımı “ parcalanamayan
en kucuk YAPI TASU “ IDI.. ŞİMDİ ATOM BOMBASI YAPILDI... DAHA
BILIM NE NOKTAYA GELDI KI SANKI BULUNACAK SEYLER BITMIS GIBI BU AYETTE
EKSIK BULUNULMAYA CALISILIYOR…
Zumer suresinin 6-ci ayetinde canlilarin 8 çift yaratildiği
bildiriliyor. buna nasil cevap vermemeiz gerekir? CANLILARIN DEGIL
DAVARLARIN 8 YARATILDIĞI ANLATILIR:
BuNDAN ( SEMANİYETE
EZVAC YANİ 8 ZEVCE İLE ) KASTEDİLEN İSE dİŞİ ve erkek olmak üzere
8 çift: deve, öküz, koyun ve keçİDİR! AYETTE GEÇEN ZEVC KELİMESİ İÇİN
, YAHUDİ İKEN SONRADAN MÜSLÜMAN OLUP TEFSİR YAZAN MUHAMMED ESED ŞÖYLE
DER: "Zevc terimi, hem bir eşya
çiftini hem de bu çiftin her iki elemanını gösterir: Bu sebeple,
semâniye ezvâc (lafzen, “sekiz çift [halinde]”)
ifadesini “her iki cinsden dört tür hayvan” olarak çevirdim " DER.
Mulk suresi 5-ci ayette kayan yildizlarin şeytanlara atilan
taşlar olduğunun geçdiği idda ediliyor. AYETN TAM MEALİ:
"Andolsun,
biz en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle - YILDIZLARLA :
SAFFAT : 6 - süsleyip-donattık ve bunları, şeytanlar için
taşlama-birimleri (rücûm) kıldık." AYETTE KASTEDİLEN YILDIZLARIN
ŞEYTANLARIN DÜNYAYA YAKLAŞMALARINA ENGEL OLAN "İLERİ KARAKOL" OLARAK
KULLANILAN YERLER OLDUĞUDUR. KAYAN YILDIZLAR AYETTE GEÇMEZ.
YILDIZLARDA DEMEK ŞEYTANLARI DÜNYAYA YAKLAŞMASINA- DAHA DOĞRUSU :
ŞEYTANLARIN GELECEKLE İLGİLİ HABERLERİ ALMALARINA - ENGEL OLMAKLA
YILDIZLARDA GÖREVLİ MELEKLER VAR.
Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki
denizin birbirine salindiği-kariştirildiği ama aralarinda bir engel
olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatli
su olduğu, diğerinin aci ve tuzlu su olduğu yazilidir. Rahman-22'de
her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatli
suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile
mercan hiç yetişmez. Son
dönemlerde yapılan bazı araştırmalar, inci ve mercanın deniz ve nehir
sularında bulunduğunu ortaya koymuştur. İncilerin en bol şeklide Umman
Yarımadasından Katar Yarımadasına kadar uzanan büyük körfez
açıklarındaki sularda bulunduğuna dikkat çeken kaynaklar, bunların
kuzey yarı küre ılıman kuşağındaki tatlı sularda bulunduğunu
belirtiyorlar. Özellikle Mississippi ve onu besleyen ırmaklarda çok
değerli incilerin bulunduğu kaydedilmektedir. Yine bu kaynaklara göre
Asya, Avrupa ve Amerika'nın bazı ırmak ve akarsularında inci
bulunduğu belirtilmektedir. Mesela Avrupa kıtasında çıkan en kıymetli
incilerin kaynağı, Bavyera ormanlarındaki akarsulardır. Çin'de ırmak
inciliği çok öncelerden beri bilinmektedir.
(The Encyclopedia Americana, 1973, "pearl" mad.; The World Book
Encyclopedia, 1978, "pearl" mad.; Encyclopedia of Science and
Tachnology, 1971, "perl" mad.; Ana Britanica, 1992, (inci) mad. )
Reşid Rıza'nın bildirdiğine göre, bazı Hint nehirlerinde incilerin
bulunduğu kesin olarak tespit edilmiştir. İngiliz asıllı
müsteşriklerden ve Kur'an'ın meşhur ingilizce mütercimlerinden biri
olan George Sale (1697-1736), Kadı Beydâvî'nin bu ayetin tefsiri ile
ilgili açıklamasına ek bilgi çerçevesinde yaptığı incelemede, söz
konusu tespitlerin doğru olduğunu ifade etmiştir.
(Reşid Rıza, Tefsiru'l-Menâr, VIII/106.)
Dr. İbrahim Avd da, bu konuda değişik araştırmalar yaptığını ve netice
itibariyle inci ile mercanın, Kur'an'ın ifade ettiği şekilde tuzlu
sularda olduğu gibi, tatlı sularda da, - özellikle İngiltere,
İskoçya, Çekoslovakya ve Japonya'nın tatlı sularında- bulunduğunun
tespit edildiğini ifade etmektedir.
(İbrahim Avd, Masdaru'l-Kur'an (mahtut, 1986), 278-281. Ayrıca: "el-Muntehab
fi Tefsiri'l-Kur'ani'l-Kerim" adlı tefsirde Fâtır Suresinde, onikinci
âyetin açıklamasına da bakılabilir. )
KUYUMBURADA.COM ADLI
SİTEDEN :
TATLI SU İNCİLERİ : Bu inciler dünyanın her yerinde tatlı su
nehirlerinden veya göllerden çıkar . Tatlı su incilerinin renk
birleşimi tuzlu su incilerinkini geçer. Renkleri açık orta ve koyu
turuncu, mor menekşe, mavi ve grinin yanı sıra geleneksel beyaz, krem,
pembe, sarı
altın ve siyah olabilir. En çok
görülen şekli uzun ince pirinç tanesi gibi üzeri kırışık olanlardır.
Bununla beraber şekilleri de renkler de çok çeşitlidir. Doğal tatlı su
incileri tatlı su incilerine nazaran daha beyazdır ve iyi biçimleriyle
tuzlu su incilerinin en iyilerine rakiptir.İNTERNETTEN
TATLI SU MERCANLARI ILE ILGILI BIR BILGI:
Tatlı su
mercanları da var.Fakat bu deniz mercanları gibi bir yapıda değil.Daha
yumuşak gövdeye sahiplerdir.Bunun sebebi de,kabaca söylemek gerekirse,
iskeletleri deniz mercanları gibi calsiyum tuzlarından oluşmuyor.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mercan_(koral)
DEN BİR BİLGİ : KURAN'IN TATLI SU OLARAK ADLANDIRDIĞI AKDENİZDE MERCAN
YETİŞİR.
AYRICA DENİZ ALTINDA TATLI SU KAYNAKLARI DA OLDUĞU BİLİNMEKTEDİR.
NOT: DUHAN VE CASIYE SURESI ILE ILGILI VERDIGINIZ AYET NUMARALARI
YANLIS. YENİDEN GONDERIRSENIZ CEVAPLARIZ INSALLAH.SELAM VE DUA ILE.
DEVAMI İÇİN
TIKLAYINIZ