Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 İNANANLAR KARDEŞTİR!
 
 

ŞİİLİK
KARDEŞLİĞİMİZ, TARİHÇESİ, FARKLILIKLARIMIZ
 

        Önce şunun hususların altInI çizelim ;
1-Her iki taraftan da buna karŞI çIkacak olanlar OLACAKTIR, maksadImIzI farklI algIlamak çabasında olacak olanlar OLACAKTIR ...Bu kardeşlerimiz- YANI  BU SIYASI ITTIFAKA KARSI CIKABILECEK OLAN  KARDESLERIMIZ -  geniş düşünemeyen, sIğ kafalI ama - bize bazen hakaret, iftira ...etseler de - din  kardeşlerimizdir, biz bunu böyle kabul ediyor, İLAN EDİYORUZ ...!
2-Ayrıca artık şunu kabul etmek gerekir...Şiilerden Sunni olacak olmayacağı gibi , şii kardeşlerimiz de aynı şeyi kabul etmelidirler ; Hiç bir Sunni de Şii olmaz !
3-Ve son olarak şunun altını çizelim:biz Sunni'yiz. Hak yol olarak Sunni yorumu kabul ettik. Ama Şii kardeşlerimiz ile -farklılıklarımız ve ortak hareket etmemiz ...gereken noktalar aşağıda açıklanacaktır !- artık ayrılığın son bulmasI gerektiği düşüncesindeyiz...Bu böyle olmaz ise " önce Şii kardeşlerimiz ama sonra mutlaka biz  Sunni'ler de zarar " göreceğiz.Ahİr ZAMAN yaklaştı.Artık zulÜm bir OLARAK hareket ediyor.Bombaları İSE Sunni-şii ayırmıyor ..Sadece bir sıralama söz konusu o kadar !ARTIK İtikadi değil ama siyasi ve MÜSLÜMANLARIN kardeşliği bir an önce sağlanmalıdır!
       Ya bir olacağız ya da tek tek bize de demokratik ( Irak'taki gibi ! ) uygulanmaya başlanacak...Seçim-tercihİMİZ  hem dünya hem ahiretimizi etkileyecek...Rabbim yolumuzu açık eylesin.Niyetimiz gibi amelimizi de hayır eylesin.AMİN !
      ATALARIMIZ YUZLERCE YIL TARTISTILAR, KONUSTULAR, BIR ARAYA GELIP YEDILER ... VEYA SAVASTILAR...AMA SONUC ORTADA...SII KARDESLERIMİZ:BAZI HUSUSLARI NETLESTIRMENIZ LAZIM.BIZ HZ ALI'YI SEVIYORUZ...AMA ITIKATÎ BAZA BUNU TASIMIYORUZ....BIZIM ALI ILE SORUNUMUZ YOK AMA SIZIN BAZI SAHABILER ILE VAR...SIZ BASTA " VELAYET, TAKIYYE, SAHABE'YE OLAN ONYARGI ..GIBI "KONULARDA BAZI -RESMI DILDEN - ACIKLAMA YAPMALISINIZ...BUNU SIZ ALTTAN BASKI ILE SAGLAYACAKSINIZ...!AYRICA " HAK MEZHEP SIA "GORUSU YERINE SUNNI DE HAK OLABILIR...MANTIGINI KABULLENMENIZ LAZIM...!SUNNI KARDESLERINIZ OLARAK BIZLERDE SIZINLE OLAN - VE ITIKAT BOYUTUNA TASIMADIGIMIZ ICIN FARKLI GOZUKEN- HZ ALI'YI SEVME KONUSUNU ORTAK PAYDA KABUL EDIP, KUR'AN UZERINDEKI BERABERLIGIMIZ ILE YOLA CIKIP SUNNET-HADIS KONUSUNDAKI FARKLILILARIMIZI EN AZINDAN BILGI VE AKADEMIK BOYUTTA TARTISMAYA YONELTIP BIRLIK ICINDE SIILERLE HAREKETI DUSUNMEYE BASLAMALIYIZ...
     TARIH, ITIKAT... KONULARI HEP BİZE HATIRLATILIYOR... BU KARSILIKLI OLAN BIR YANLIS. TARİHİ OLAYLAR ORTADA AMA  ZAMAN DERS CIKARMA ZAMANI...OZELLIKLE PAKISTAN-AFGANISTAN VE BIR KISIM ARAP KARDESLERIMIZ ARASINDA YAYGIN OLAN SUNNI-SII AYRILIGININ GIDERILMESI COK ONEMLI ...MESELA GULAT- ASIRI- ŞEYHİYYE MENSUBU, ŞEYH AHMET AHSAİ VE KAZIM REŞTİ VE ABDUL HALİM EL GIZZİ TALEBELERİ
... -ÖZELLİKLE GÜNÜMÜZDE IRAK'TA ABD EKSENLİ ORTAYA ÇIKA-RTILA-N  SUNNİ-Şİİ AYRILIGI DA AYRI VE YENİ BİR SORUN OLARAK KARŞIMIZDA DURMAKTADIR !
BUNUN ICINDE ONCELIKLE BIZLERIN ORNEK TESKIL ETMESI GEREKMEKTEDİR...CUNKU ORALARDA İŞİMİZ  DAHA DA ZOR...
     Allah icin siilik probagandası veya siilik yanlıslıkları ilanı yapmak yerıne " hangi konularda birlik saglanabilir " bunlar uzerınde tartısalım...Abd burnumuzun dibinde....Akan kan, saldırıya ugrayan namus, calınan istikbal bizim !
ANLAYAN ANLADI ...Anlamayan ile kıyamet günü Allah'ın huzurunda karsılasacagız...

            HALLEDİLMESİ,en azından - ilmi seviye de kalması şartı ile -  tartışılması GEREKEN KONULAR :
                          
                               VELAYET-MASUMIYET-TAKIYYE-SAHABIYE BAKIS ...

    BİZ TAKIYYE YAPMIYORUZ...BIZZAT SIA HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİMİZİ AÇIKCA YAZACAĞIZ...AMA BUNLARA RAĞMEN SİA MEZHEBİNİ  KARDEŞ KABUL EDİYOR- ITIKADI FARKLILIKLARI AHIRETE HAVALE EDIYORUZ -...-
      İŞTE BİZ BUYUZ ve Sİİ KARDEŞLERİMİZE dE  el UZATIYORUZ :
                         
1-EHLI BEYT AYETINDE HZ RESULUN "HANIMLARINDAN "BAHSEDILIRKEN  , HZ.AISE'YI NEDEN EHLI BEYTTEN KABUL EDİLMEZ...!
2-GADIR HUM OLAYI HZ. RESULE IFTIRA OLMAZ MI...100.000 MUSLUMANA VEDA HUTBESINDE ACIKLAMA YAPMAZ DA SONRA CEVRESINDEKI BIR KAC KISIYE HZ. ALI ILE ILGILI HUKUMLERI ACIKLAR...!
3-HZ. HASAN HILAFETI DEVREDERKEN ALLAH'A ISYAN ETMIS OLMADI MI...?
4-HAKEM OLAYINI KABUL ETMESI HZ. ALI'NIN ALLAH'IN AYETINI ARKA PLANA İTMESI ANLAMINA GELMEZ MI...?BU HAREKETİ IMAMETI INKAR OLMAZ MI...?

    BAZI Sİİ KARDEŞLERİMİZİN YAPTIĞI :BUHARİ'DEKİ ZAYIF-MEVZULARI ORTAYA CIKARMAK !...BU SUNNILERI ZAYIFLATMAZ AKSINE GECMISE GORE DAHA DA GUCLENDIRIR...SII KAYNAKLARIN SAGLAMLIGI KONUSUNU BIR SUNNI OLARAK - ZATEN TEK TARAFLI SENETLERI VE RAVI ZINCIRINI KABUL ETTIKLERINI - SOZ KONUSU BILE ETMIYORUZ...AYRICA K. SITTE'DEN DELİL GETİRİLEREK Sİİ DESTEKLİ SONUCLARA VARILMAMASI GEREKİR. CÜNKÜ BİZZAT O ESERLERİ DERLEYENLER SONUCTA SUNNİ...YANİ YAZARLARININ SUNNİ OLDUGU BİR ESERDEN SİİLİK PROBAGANDASI YAPILMAMALI...!O SUNNI ALIMIN  GORUSU-RİVAYETİ  DOGRU ISE O ZAMAN ONU DOGRU KABUL EDEN DE SUNNI OLMALI YANI..MANTIK YANLIS...SUNNI ILE KARDESIZ DENMELI, SII PROBAGANDASI YAPILMAMALI BU BIR OLMA GAYRETLERI ESNASINDA...!
    ALLAH RAHMET EYLESİN Şİİ LİDER AYETULLAH HUMEYNİ'NİN AMACINI AŞAN BİR İKİ CÜMLESİ VAR -
Humeyni 1982 Gençlik oyunları yarış koşusu başlangıcında söylediği, Tahran Times Gazetesinde yayınlanmış olan, ayrıca  İran'da basılan  "Humeyninin Hayatı" adlı kitapta da gecen ,HZ RESUL'UN BASARISI ILE ILGILI VE APTAL DIYE KASTEDILEN KISILERLE ILGILI IKI CUMLE - ..TABİİ - BİZ SUNNİLERE GÖRE O BİR İNSAN, HATA YAPTIGINI VE TEVBE ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ!AMA BU DA SUNNİ KARDEŞLERİMİZE AÇIKLANMALI!
      EL KAFİ,cilt 1 sayfa 270 , Usul Kafi, Sayfa No. 420, Kuran Mecid--Makbul Huseyn Dehlevi, Sayfa No. 134,Cila-ul-Uyun, Sayfa. 63,
Vesail’üş Şia Takıyye der İslam s60,Usulu Kafi s419, MİFTAH-UL KUR'AN :197,EL KAFİ :212, ..gibi eserlerde geçen, Velayet, TAKIYYE,KURAN...  ILE ILGILI Cümleler ...! ÇOK TEHLİKELİ...BİRLİĞE ENGEL OLACAK CÜMLELER...YENİDEN YORUMLANMALI...!
    BAZEN SII KARDESLERİMİZ HADISLERI DELIL GOSTERIP EHLI BEYT OLARAK SADECE BELLI BIR ZUMREYI EHLI BEYT KABUL ETMEKTEDIR !DOGRUDUR, ONLAR DA EHLI BEYTTIR AMA ASIL OLAN EHLI BEYT HZ RESUL'UN HANIMLARIDIR :33-28/34. AYET KIME  HITAP EDIYOR:HANIMLARA ...SON AYET NE DIYOR SONRA " EY EHLI BEYT!" ...YANI PEYGAMBER HANIMLARI=EHLI BEYT..!YANI HZ AISE DAHIL TUM HANIMLAR EHLI BEYTTIR ! BU AYRIMI BITIRMEK GEREKIR!Alusî şöyle der: «Bana göre ehli beytten maksat, Rasûlullah ile fazla ilgisi olan kimselerdir.Kuvvetli ve yakın bir ilgi ile Peygamber'e bağlı olanlardır. Öyle ki Peygamberle biraraya gelmeleri, Peygamberle birlikte aynı evde oturmaları Örfen çirkin sayılmayan kimselerdir." Öyleyse Rasûlullah'tan hanımları da, Hz. Fatma, Hz. Ali ve iki oğlu da buraya girerler!TAII AYETTEN HZ RESUL'UN HANIMLARININ KOTULUK YAPTIGI DA CIKARILAMAZ ...ORADA GECEN FIIL " ERADE " FIIL KOKUNDEN TUREMISTIR.ISTEMEK ANLAMINA GELIR.MUZARI SIMDIKI ZAMAN -CEKIMI ILE ERADE - YURIDU -, ANLAMI ISTIYOR, KIM : ALLAHU , ALLAH ...MEFUL NE - NE YAPMAK ISTIYOR ALLAH :TEMIZLEMEK ....ISTEK VAR, ALLAH ISTIYOR, SIZ DE OLUN DENIYOR - NASIL OLUNACAK :KURANA UYULARAK, TÜM INANANLAR GİBİ, KIRITMAYARAK...VS - Zaten sonrakı ayet hala hanımlarına hıtap ettıgıne gore ayetten cıkacak hukum:HANIMLARI ( VE TUM HADIS RIVAYETLERINI DE DAHIL EDELIM: EY EHLI BEYT ) HZ.ALİ ,TORUNLARI,SELMAN,...HEPINIZI TEMIZLEMEK ISTIYOR!BAZI ALIMLER BU AYETIN MUHATABI OLARAK TUM HANIM MUSLUMANLARI ALIYOR...SADECE HZ RESULUN HANIMLARI MI KIRITMAMALI ...! AYRICA SUNUN ALTINI CIZMEK GEREKIR :ALLAH'IN  KENDI IRADESI ILE ISTEMESI HEMEN OLUR AMA ALLAH KULLARI ICIN ISTEDIGINI KUL DA ISTEYINCE OLUR...AYETLERI YANLIS TEFSIR ETMEMELİYİZ...YOKSA ALLAHIN KULLARI HAKKINDA GUZELLIK ISTEDIGINE ISARET EDEN BIR SURU AYET VAR AMA KULLAR ISYANDA...! TABII ONA GÖRE DE KARŞILIĞI VAR AHİRETTE!
     HZ RESUL ALI'YIDE ÖVMUSTUR, OMER'IDE ,OSMANI DA, EBU BEKIR'IDE...SADECE ALI DEGIL OMER ICINDE AYET INMISTIR...AYET HZ ALI ICIN INSE BILE MANASI UMUMA SAMILDIR.HZ OMER ICIN INEN AYET SADECE O'NA MI OZELDI..!?
     Hz.Ali Veda haccı esnasında yemen bolgesınde iken bazıları ıle anlasmazlıga duser.Durum Hz resule bıldırılır..O da hac donusu gADIR hum bolgesınde olayı dınler ve hz Alı 'nın ıyı nıyetlı oldugunu , ondan sıkayet etmemeleı gerektıgını bıldırır...( Hısam: 7-34 )OLAY BUDUR...AMA NERELERE CEKILMISTIR...!Bakalım:
      Hz resul "ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır." demıstır ama bunu hilafet anlamında nasıl anlayabılırız kı...Hz. resul bır cok kısıyı ovmustur..o zaman ısın ıcınden cıkılmaz kı ...Eger boyle bır anlam olsa ıdı sakıfe ve daha sonrakı sıyası toplantılarda bu durum neden soz konusu edıLmedı...!?NITEKIM HZ ALI'NIN TORUNLARINDAN HASAN B. EL HASAN B ALI B EBU TALIB , " VELI - DOST KELIMESININ - HILAFET ANLAMINDA KULLANILMIS OLSAYDI , NAMAZ, ORUÇ...GIBI HUKUMLERI ACIKCA BELIRTEN BUNU DA BELIRTIR VE " EY INSANLAR BENDEN SONRA HALIFE BUDUR " DERDI DIYEREK OLAYIN HILAFETLE ALAKASI OLMADIGINI BELIRTMISTIR...( SA'D : 5-320).YERI GELMISKEN TEBUK SEFERI SIRASINDA " MUSA HARUN BENZETMESINI HZ ALI ILE KENDI ARASINDA YAPAN HZ RESUL'UN BU BENZETMESINI DE ACIKLAYALIM:Hz resul un Medıne'de yerıne bıraktıgı kmse bır rıvayete gore ıbnı ummu mektum, diğer rıvayete gore ıse muhammed b. seleme'dır...!hz Alı sadece aılesı ıle ılgılenmesı ıcın gerıde bırakılmıstır... ( belazurı - i. sa'd) ..Hz resul 'un vekılı olarak O bırakılsa bıle bu gorev daha once de bır cok kısıye verılmıstı...!Hz Harun ,Hz musa sag iken onun yerıne gorev yapmıstı...Bu benzetmeden hareketle Hz resulun vefatından sonra halıfe olması anlamı cıkarılamaz...Eger boyle olsa ıdı basta sakıfe olmak uzere bunun gundeme gelmesı gerekırdı...!AYRICA MAIDE 67 G. HUM'DAN COK ONCE VE KAFIRLER SOZ KONUSU OLARAK INDIRILMISTIR...!
       SORULAR: SAKIFE'DE , HILAFET SECIMLERINDE HZ ALI BUNU NEDEN GUNDEME GETIRMEDI VELAYET MESELESİNİ....!HASAN NEDEN HILAFETI DEVRETTI...HZ ALI NEDEN HASANI VASI TAYIN ETMEDI....HZ. ALI'NIN SAGLIGINDA SOZKONUSU EDILMEYEN HAIDSLER NEDEN ÖLUNCE ZORLAMA ANLAMLAR CIKARILARAK IMAMET ANLAMI CIKARILMAYA CALISILMAKTADIR...HZ  ALI HALIFE IKEN NEDEN IMAMET FIKRI UZERINDE DURMADI..HELE O KARISIK ORTAMDA NEDEN BU " ILAHI " KAYNAKTAN YARARLANMADI..  ISLAM TARIHINDE " MENAKIBI CIHARYARI GUZIN " ADINDAIR COK ESER YAZILDI...4  HALIFEYI OVEN HZ RESULUN SOZLERI VAR...NEDEN SADECE HZ ALIDE ISRAR EDILIYOR...BEN SAYFALAR DOLUSU OSMAN-OMER-BEKIR HAZRETLERINI OVEN YAZIYI BURAYA EKLESEM ...NEREYE VARACAĞIZ...HZ OMER  GERCEK VASI IDI DIYEN IYIKI CIKMADI SUNNILER ARASINDA...YOKSA UMMET NE HALE GELIRDI...!
      "...Ali’nin Muaviye’yi haklı gördüğü anlamına gelemez.Hakemen olayı da,bu olumsuzluğun bir neticesidir.Eğer gerçekten Eşari’nin yerine imam Ali (as)’ın öğrencilerinden biri katılmış olsaydı,kesinlikle imam Ali’nin hilafeti ispatlanmış olurdu" DIYEN SII KARDEŞLERİMİZ VAR ...:NE YANI HZ ALI AYETI BIRAKIP ISI BIR SAHSA MI DEVRETTI...YASLI ESARI YERINE GENC BIRISI...HANI AYET-EMIR-HILAFET VE HZ RESULUN BUYRUGU...HZ ALI BUNLARI UNUTTU MU ...VELAYET SADECE YASLI BIRI SECILDI DIYE MI BU HALE GELDI... !? HZ HASAN HAYATI ICIN AYETI-EMIRI ARKA PLANA MI ATTI ...!? SII MANTIK HZ ALI VE COCUKLARINI ZOR DURUMDA BIRAKMIYOR MU ...?
      HZ ALI HILAFET OLAYLARININ HIC BIR SAFHASINDA MUHARRIK UNSUR OLARAK ORTAYA CIKMAMISTIR! HZ OSMAN'A YONELIK ELESTIRILERI DE UYGULAMALARA YONELIKTIR ASLA ONUN HAKSIZ YERE HALIFE OLDUGU ANLAMINDA BIR ITIRAZI YOKTUR...HATTA OGULLARINI BILE ONU KORUMAK UZERE GONDERMEDI MI ...!? HZ ALI'NIN SAGLIGINDA HILAFETIN NAS VE TAYINLE ONU HAKKI OLDUGUNA DAIR BIR GRUBUN VARLIGINDAN ASLA SOZ EDILMEMEKTEDIR...CUNKU BIZZAT HZ ALI'NIN IFADESI ILE HZ EBU BEKIR OMER VE OSMAN' A BEYAT EDENLER ONA'DA BEYAT ETMISLERDIR ! SIFFINDAN SONRA HAKEM OLAYINI KABUL ETMESI BU KONUDA AYET VE NAS OLMADIGININ DELILIDIR...!HZ ALI OLUM DOSEGINDE IKEN " HASAN'A BEYAT EDELIM MI " SORUSUNA " SIZ BILIRSINIZ" DEMESI VE HASAN'INDA HILAFETI MUAVIYEYE DEVRETMESI YINE BU KONUDA NAS OLMADIGININ DELILIDIR! VARSA O ZAMAN - HASA - EHLI BEYT HAINDIR ! ...HASA SUMME HASA ...ESTEGFIRULLAH.
     siyasi ve askeri bir zorunluluktan  Bahsediyor BAZI Sİİ  KARDEŞLERİMİZ, HASAN-HÜSEYİN'İN HİLAFET KONUSUNDAKİ TEPKİLERİ İÇİN...Sızın mantıkla bakalım, ayet-nas-Allah'ın emrı varken ne sıyasetı ve askerı...Hasan mı hatalı ıdı Huseyın mı...HAYIR IKISIDE NORMAL INSANDI - AYETLE GOREVLENDIRILMEMISTI - VE KENDI IRADELERI ILE OLAYLARA TEPKI VERMISLERDI...!PEKI SIILIK NEDIR NASIL ORTAYA CIKTI..kısaca SIILIK SIYASI BASLAYAN BIR OLAYIN - HAKEM OLAYI- DINI HUVIYETE BÜRÜNDÜRÜLMESIDIR
      " insanların Sünnet’e sarılmaları kişileri yalnızca Ehl-i Beyt’e değil binlerce değişik yola sevkeder " DIYEN SII KARDESLERIMIZ VAR  ..BEN SIZI ANLIYORUM AMA BASKASI ANLAMAZ.BU SOZLER KATLIAM GIBI SOZLER.. ...SIZ 12 IMAM MANTIGI ICINDEN GELEN HADISLERI KABUL ETMIYOR MUSUNUZ...!?YANI HADISI REDDETMIYORSUNUZ...AMA O  KABUL ETTIGINIZ HADISLER DE SIZI YUZLERCE GRUBA AYIRMADI MI ...SIA  TEK VUCUT MU ...? NUSAYRI , HZ ALI - HASA - ALLAH DER- , ZEYDIYYE NEREDE ISE  HANEFI GIBI DUSUNUR, IMAMIYE BASKA BIR YORUM VE HAYAT TARZI SUNAR...SAY SAYABILDIGIN KADAR: ISMAILIYE,DURZIYYE, BABILIK,BAHAILIK....VS....IMAMIYE TEK MI HAYIR:KAMILIYE, MUHAMMEDIYE, BAKIRIYYE, NAVUSİYYE, ŞUMEYTIYYE, AMMARIYE, ISMAILIYYE, MUSEVIYYE, MUBAREKIYYE, KATIYYE, HIŞAMIYYE,ZURARIYYE,YUNUSIYYE,SEYTANIYYE...
      SII KARDESLERIMIZ " BIZ DE SAHABIYI KABUL EDIYORUZ" DIYORLAR AMA NEDENSE KABUL ETTIKLERI SAHABILER HEP SII MEZHEBIN KABUL ETTIKLERI ILE  SINIRLI BU SAHABILER...BU DA SORUN OLUYOR TABII !!!BAZI SII KARDESLERIMIZ ILE FORUMLARDA KONUSURKEN NEDENSE BEN KLASIK SUNNI GOZU ILE SII YORUMU HIC YAPMAZKEN ONLAR   BOL BOL SII GOZU ILE SUNNILIK YORUMU YAPMAKTALAR  VE NE YAZIK KI IKNA DEGIL NEFRET SAÇIYORLAR YAZILARINDA ...BU YAPILMAMALI!
     HZ ALI'YI KENDI YERINE  BAZEN SEHIRLERE YONETICI OLARAK TAYIN ETMESI  OLAYINI VELAYETE  DELIL GOSTEREN KARDESLERIMIZ VAR: M. HAMIDULLAH - ISLAM ANAYASA HUKUKU'NDAN:HZ RESUL'UN HICRI 2 ILE 10. SENELER ARASI MEDINE'YE - KENDISI DISARIDA IKEN BIRAKTIGI- 27 KISININ KABILE DOKUMU :EVS-HAZREC-KUREYS-KELB-KINANE-GIFAR-ENSAR...12 SAHIS ARALARINDA HZ ALI YOK VE EN COK 11 KERE BIRAKTIGI IBN-I UMMI MEKTUM...SIMDI SUNNILER DE ONU MU IMAM TAYIN ETSIN...BU BAKIS ACISI DA YANLIS!

     "Ali ibni Ebu Talib 6 aydan sonra Ebu Bekir b.Ebu Kuahafe’ye biat etmiştir.Ali ibni Ebu Talib, Fatıma-tüz Zehra’nın vefatından sonra biat etti.”DIYOR BIR SII KARDESIMIZ ... BIAT ETTI NEDEN…CUNKU OLAY SIYASI IDI VE SONRA DUYGUSAL BOYUT KAZANDI .“Eğer hilafet Ebu Bekir’in hakkı olmuş olsa idi Ali ibni Ebu Talib’in 6 ay beklemesi şüpesizki Ebu Bekir’e zulüm olmuş olurdu ...Bu sebebten dolayı Ali b. Ebu Talib’in Ebu Bekir’e biat etmesi Ebu Bekir’in haklı olduğundan değil Ali ibni Ebu Talib’in buna mecbur kaldığından, başka bir imkanı olmadığından dolayıdır “ DIYOR SII KARDESIMIZ YINE...O HADISLERLE OVULEN VE YUCE KURAN’IN  AYETI ILE GOREVLENDIRILEN ALI “ MECBUR VE IMKANIN OLMAMASINDAN “ DOLAYI BIAT EDIYOR…"
 ISKENCE MI VAR, OLDURME TEHDIDI MI VAR- KI OLSA NE OLUR ALLAH AYET ILE  EMIR VERMISKEN…!- NIYE ALI “ YAHU E. BEKIR BU AYETTE NIYE KARSI GELIYORSUN DEMEDI…NIYE BIAT ETMEYEN SAHABILER BU KUTSAL GOREVI ETRAFA HATIRLATMADI…!CUNKU SIYASI  IDI OLAY VE OYLE DE GELISTI …Müslim b.Dinaveri (ö.276) el İmameti Ve’s Siyase’nin 14.sayfasında şöyle diyor.”Hz Fatıma(r.z) vefat etmedikçe Hz Ali(k.v)biat etmedi.” DIYOR SII KARDESIMIZ ... DIKKAT …ESINE BU ONEMI VEREN HZ ALI AYETE KARSI CIKIYOR…MANTIKSIZ…AMA SUNNI MANTIKLA OLAYI DEGERLENDIRIN…GUNUMUZDE DE OLMUYOR MU…SIYASI CEKISMELER…SONRA ESI – DUYGUSAL NEDEN- ORTADAN KALKINCA BIAT EDIYOR… ASLINDA MADEM EDECEKTI HEMEN ETMEMESI HZ ALI’NIN HATASI…- ZATEN ETMESI GEREKIRDI AMA BIR DE GEC OLMASI BILE HATA…HILAFET , UMMETIN BASSIZ KALMASI NE DEMEK GÜNÜMÜZDE ORTADA ...!!! BU E.SUNNET ACISINDAN BENIM YORUMUM –...saHabenin büyüklerinden 18 kişi Ebu Bekir’e biat etmeyerek Rafızi oldular”…DIYOR BIR SII KARDESIMIZ ...BUNLARIN KACI “ BU KONUDA AYET VAR, SIZ AYETE KARSI CIKIYORSUNUZ DEDILER…!?HZ ALI SONRA NEDEN BIAT ETTI…?! CUNKU OLAY SADECE SIYASI IDI, ITIKADI DEGIL…!
      “İkinci halife Ömer’in fatıma’nan kapısını kırıp,evini yakmaya kalkması,İslam ümmetinin refahı için olmuş olamaz mı?” DIYOR SII KARDESIMIZ ..ZATEN OYLE…AMA NEREDEN BILSIN ARKADA HZ FATIMA VAR VE BU UZUCU OLAY OLACAK…! HZ OMER – KI EN SEVDIGIM SAHABIDIR, BU BENIN TERCIHIMDIR,- CELALLI BIRI…O ESNADA YINE HEYBETI  KONUSTU AMA YANLIS BIR OLAY OLDU…AMA HAKLI IDI…! UMMETIN TEK BIR LIDER ETRAFINDA BIRLESMESININ ONEMI SIMDI GUNUMUZDE DAHA IYI ANLASILIYOR…!
  
  “Yoksa düşmanları zelil edecek ve hakkını onlardan alacak güce sahibim.Ama bilki o zaman din ortadan kalkar “  DEMİŞ HZ ALİ DIYOR SII KARDESIMIZ ... ZELIL OLACAK OLAN SAHABI MI…?GUCU VAR AMA HAREKET ETMIYOR HEM DE DIN ELDEN GIDER DIYE…AMA HAREKETE GECMEYINCE DININ ELDEN GITMESI LAZIM DEGIL MI ASIL…!  “Zira eğer sabretmeseydim müslümanlar arasında ihtilaf çıkar ,kanlar dökülürdü.Çünkü müslümanlar daha yeni İslam’a girmişlerdir “ DEMİŞ YİNE HZ ALİ- BU RİVAYETLERİN KAYNAĞI HZ ALI'DEN SONRA YAZIYA GEÇİRİLEN VE HZ ALI'NIN YAZDIGI IDDIA EDILEN N. BELAGA ADLI ESER ICIN DE SUNU SOYLIYELIM: HZ RESUL'E YALAN SOZ IDDIA EDEN INSANLAR , OZELLIKLE EN COK HADIS UYDURULAN ALAN OLAN BU KONUDA NEDEN BU KITABA HZ ALI'NIN SOYLEMEDIKLERINI EKLEMEMIS OLSUNLAR KI...KIM BUNUN TERSINI GARANTI EDEBILIR KI...! NEYSE DEVAM :-  ...SONRA CIKMADI MI …BU NE GUNAHSIZ BIR VAHIY ILE GOREV KENDINE VERILMIS SAHIS KI DAHA SONRA KAN DOKULUYOR AMA  DURUM DAHA DA BERBAT OLUYOR…!  SONRA NEHCUL BELAGA’DAN ORNEKLER SIRALINIYOR AMA UNUTMAYIN , BU SIILERIN KAYNAK KITABI…AYRICA HZ RESUL’E  UYDURMA HADIS IZAFE EDENLER N. BELAGA’YA KIM BILIR NELER SOKMUSLARDIR…!SONRA DINEN HIC BIR DELILLIGI OLMAYAN TARIH KITAPLARINDAKI RIVAYETLERDEN HAREKETLE ITIKADI BIR MESELEYE DELIL BULMAYA CALISMAK TA BUYUK HATA OLUR…!TARIHI ESERLER DELIL KABUL EDILMEZLER ITIKATTA!     “halife Ömer 70 defadan Fazla ‘Ali olmasaydı Ömer helak olurdu demiştir. “ DIYOR BİR SII KARDESIMIZ ..BU KADAR ALI’YE ONEM VEREN BIR HALIFE- KI EN SEVDIGIMDIR  ÖMER TEKRAR ALTINI CIZEYIM!- ALLAH’IN AYETINE NASIL KARŞI GELIYOR O ZAMAN…ALI OMER ICIN ONEMLI , BU SOZU SOYLEDI , EEE BIR DE AYETTE VAR .. O ZAMAN….! VEYA  ALI NEDEN DEMEDI “ VER O ZAMAN HAKKIMI …!” TAŞI GEDIGINE NEDEN KOYMADI…OMER MI – KI BIR EVDEN BIR KURBAN YETER DIYECEK KADAR HILAFETTEN YORGUN DUSMUS VE OGLUNU HALIFE TAYIN ETME ISTEKLERINI REDDETMISTI…-  MAKAM DUSKUNU IDI ,- KI YAPTIKLARI BELLI ; HEP HIZMET ETTI…KESKE SIA KARDESLERIMIZ  BU KONUDAKI RIVAYETLERI DE YAZSA... YOKSA HZ ALI  YINE  MI VE HALA SABREDIYORDU …!
      HZ. AISE. VE BIR COK SAHABININ  ALLAH'IN  KANUNUNA KARSI GELDIGINI  ILERI SURMEK NE KADAR DOGRU OLUR... DOGRU CEMEL VAKASINDA HZ. AISE SIYASI YONDEN HAKSIZ TARAFTA IDI  AMA " SIYASI " YONDEN  - HASA -  ASLA  "  " DINI "  YONDEN DEGIL... ISLAM TARIHI  BILINSE OLAYIN SIYASI BOYUTU VE ZAMANLA " EMEVI " ZULMUNE UGRAYAN MUSLUMANLARIN KENETLENEREK SIYASI MUHALEFETI DINI BIR HUVIYETE BURUNDIRDUKLERINI GORECEKSINIZ...KUR'AN'DAN  EHLI BEYT   AYETLERINI BULMAYA CALISANLAR NEDENSE AYETTE OZELLIKLE HZ. RESULUN HANIMLARI - DOLAYISI ILE HZ. AISE DE DAHIL - INSANLARDAN BAHSEDILDIGINI UNUTUYORLAR...NE DIYOR HZ. RESUL  KIZI FATIMAYA " PEYGAMBER KIZIYIM DIYE GUVENME SENI BEN BILE KURTARAMAM ..." ISLAMDA IRKCILIK YOK AMA SII MANTIK TEK BIR SOYA BAGLAYABILIYOR HILAFETI... KISACA SIILIK  GEREK HZ. ALI OLAYINDA HZ. ALININ UGRADIGI HAKSIZLIGA GOSTERILEN TEPKIYE  ZAMANLA EMEVI IKTIDARINA DONUSEN OFKENIN  EKLENMESI ILE SIYASI OLAYIN  ASIRILIGA - KI ZAMANLA HZ. ALIYI ILAH ILAN EDENLERDE CIKTI ...-  VE DINI HUVIYET KAZANMASI ILE ITIKADI BIR MESELE HALINE DONUSTURULMESINDEN BASKA BIR SEY DEGILDIR... 
      ON  IKI  IMAM MESELESI SUNNI ALIMLERCE HIC TE SII MANTIK ICINDE ANLASILMIYOR...ZATEN  ON IKI IMAMA  BAKISTA FARKLI SIILER ICINDE...AYRI KONU ...HZ. RESUL  O KADAR MUCADELE ETMIS, 23 YIL UGRASMIS TA  IMAMETI SADECE - ANCAK EVET SADECE ANCAK  - ZORLAMA YORUMLARLA IMAMETIN ALIYE AIT OLDUGUNA DAIR HADISLERLE MI  INSANLIGA SUNACAKTI...BU  IDDIA HASA HZ. RESULE BILE IFTIRADIR...IRKCILIGA SAVAS ACMIS BIR DIN , GERIE KURAN VE BIR IRK - EHLIBEYT- BIRAKACAK OYLE MI...!!? SUNNET - KURANIN ACIKLAMASI - DAHA MANTIKLI BIR MIRAS DEGIL MI
       bizim siilerden pek farkımız yok , onların sevdikLerini biz zaten seviyoruz, sadece itikadi baza tasımıyoruz bu sevgiyi...Ama onlarda sevmediklerini - en azından bugzetmeyi bırakınca- birbirimize cok daha fazla yaklasacagiz insaAllah.. ALTYAPISI OLMAYAN (  RAVI-EMEVI IRKCILIGI-GADIR HUM- IMAMIYE-MURSEL-MUHTAR ES-SEKAFI-HUCR B. ATIY-GAYB IMAM-NAHCUL  BELAGA-... ) AVAM TABAKASININ BIRBIRI ILE  TARTISMASI YERINE  SUNNI SII ALIMLERINE  BIRAKALIM BU  ALANI ...SII- SUNNI KARDESLIK RUHU VURGUSUNU ONPLANA CIKARALIM... ONCE  "KARDESLIK-BERABER HAREKET ETME RUHU- " SONRA ALIMLER TARTISIP " HAK OLANI " BULSUNLAR...O ZAMANA KADAR SEN SII BEN SUNNI , YOLA DEVAM.TABII  SIILER ICINDE ÖNCELİKLE ZEYDIYYE VE IMAMIYYE KOLU ILE BIRLIKTE HAREKET EDEBILIRIZ ...NUSAYRI GIBI GRUPLARLA BU IS OLMAZ ...!


                                        BIR SII  KARDESIMIZIN YAZIMIZA YORUMU VE CEVABIMIZ
   
Selamun AleykÜm,Sunni ve Şia mezheplerini siyasal anlamda birleŞtirme konusundaki yazIlarInIzI okumuŞtum.Ve Şiilik bÖlÜmÜnÜzÜn aÇIlmasInI heyecanla beklemekteydim.Siyasal anlamda mezheplerin birleŞmesi iÇin atIlabilecek adImlar hakkInda dÜŞÜncelerinizi duymak istiyordum.Nihayet yazInIzI yayInladInIz.Ancak -belki iyi niyetle- iki mezhebin birleŞmesi iÇin yapIlmasI gerekenleri anlatmaktan Çok,Şia mezhebinin fikirlerini eleŞtirmiŞsiniz.Pek tabi sizi rahatsIz eden fikirleri eleŞtirmek hususunda haklIsInIz,ancak kullandIĞInIz "Bu kardeŞlerimiz geniŞ dÜŞÜnemeyen, sIĞ kafalI ama - bize bazen hakaret, iftira ...etseler de - din kardeŞlerimizdir" cÜmlesine bir anlam veremedim.Bizler geniŞ dÜŞÜnemeyen,sIĞ kafalI,hakaret ve iftira yanlIsI insanlarIz yani?

  W.A.SELAM..CANIM KARDESIM...O  CUMLE  SUNNI SII ITTIFAKINA KARSI OLAN - KIM OLURSA :SUNNI SII - ONUN ICIN YAZILMISTIR..SIILERE DEMEDIK  BU SOZU ...AMA SIILERDEN ITTIFAKA KARSI OLAN VARSA O DA SIG  KAFALIDIR- TABII SUNNILERDEN DE KARSI OLANLAR DA SIGDIR...!- AMA  BASKALARI TARAFINDAN DA YANLIS  ANLASILABILME NEDENIYLE CUMLEYE BIR EKLEME YAPILMISTIR...BOYLE DUSUNDURTTUGUMUZ ICIN HAKKINIZI HELAL EDINIZ !

 SIILERI ELESTIRMEDIK..BIZ SUNNIYIZ VE SIZ SII KARDESLERIMIZI BOYLE GORUYORUZ DIYE SIZE  GONLUMUZDEKINI ACTIK..BIZI TANIYIN DIYE.AMA SIZ " SII YORUMU KABULLENMEDIGIMIZ ICIN " BUNU ELESTIRI OLARAK ALMISSINIZ...HAYIRLISI ...!

Ben az uz hatIrlarIm ilkokul yIllarImI.Çok yakIn bir arkadaŞIma "Alevi" olduĞumu sÖylemiŞtim ve bir daha benle konuŞmamIŞtI.Ona "Aleviler anneleriyle iliŞkiye girer onlarla arkadaŞ olma" diyen ailesi geniŞ dÜŞÜnen,vizyonu geniŞ bir sÜnni ailesiydi yanlIŞ hatIrlamIyorsam.YanIlIp da "Alevi" olduĞumu sÖylediĞim bir diĞer geniŞ vizyonlu sÜnni arkadaŞIm ise "Çamurla abdest aldIĞImIz" nedeniyle(iftirasIyla daha doĞrusu) beni arkadaŞlIktan reddetmiŞti.

     Zaten Alevi katliamlarInI da hep geniŞ vizyonlu sÜnniler yapmIŞlardI,deĞil mi?
  DOLAYISI ILE BU SUNNI KARDESLERIMIZ DE SIG KAFALI OLUYO...BASTAN YANLIS ANLASILMISIZ!
Şunu kabul edelim ki biz,tÜm Şiiler Çok zeki gibi birŞey iddia etmiyoruz.Elbette iÇimizde sIĞ kafalIlar vardIr.Ancak bizi bedevilerle kIyaslamayIn ÇÜnkÜ madem bir ittifaktan bahsediliyor,bu ittifakta kardeŞlik tek taraflI olmayacaktIr.

 "Hak mezhep Şia " gÖrÜŞÜ yerine "sÜnni de hak olabilir..." MantIĞInI kabullenmeniz lazIm" diyorsunuz.Bence aynI Şekilde sizin de "Şia da hak olabilir" gÖrÜŞÜnÜ aklInIza sokmanIz gerekir.Bunun iÇin Önce sÜnni toplumunun Şia hakkInda ÖnyargIlardan sIyrIlmasI, "Hz Ali'ye tapIyorlar,topraĞa tapIyorlar,Hz Ali'yi peygamber biliyorlar,Şunu yapIyorlar bunu yapIyorlar" gibi kIŞkIrtmalara kanmamasI gerekir.Gulat-I ŞiA kesimini biz Çoktan dIŞladIk.Yani Hz Ali'yi (tÖvbe haŞa) ilahlIk kavramIna sokanlarI.Sizin de bize iftira atan sÜnnileri dIŞlamanIz gerekir.Bu da sÜnni ve Şia kesimlerinin ittifakI iÇin siyasi adImlarIn en Önemlilerindendir.

   SUNNILERIN ICINDE ZATEN GULAT SIILER YUZUNDEN SIILIK COK YANLIS ANLASILDI ..ONLARI DISLADIGINIZI BILIYORUZ - TABII SIYASI ANLAMDA SURIYE ILE IRANIN ABD KARSISINDAKI ITTIFAKI SIYASI  OLDUGU ICIN BU KATEGORIYE GIRMIYOR...- BU GUZEL  BIR SEY...BIZIM DE SIILERIN GULATLARINA KIZIP TUM SIILERE  DUSMAN OLAN SUUNILERI DISLAMA DEGIL - CUNKU NUSAYRIYE KIZMAKTA HAKLILAR, SADECE OLAYI GENELLESTIRME DE HATALILAR !- OLAYIN ASLINI ANLATIP DOGRUSUNU GOSTERMEYE CALISMALIYIZ...- DIKKAT LUTFEN:"HAKLISINIZ ONLARI DA  BIZ DISLAYALIM BI SIZDEN BI BIZDEN " DIYEBILIRDIK AMA BU IKI YUZLULUK OLURDU...BIZ ACIK SOZLUYUZ...SUNNILERDEN YANLIS BAKIS ACISINA SAHIP OLANLARI DISLAMAK ARADAKI DUSMANLIGI KORUKLER, DERINLESTIRIR- BU YANLIS BAKIS  ACISINA SAHIP SUNNILER SII DUSMANLIGINA DEVAM EDER...ONLARI BU HATALARINDAN - TUM SIILERI TEK KEFEDE TOPLAMA , HEPSININ HZ ALI  YI ILAH KABUL ETTIKLERI YANLIS INANCINDA- UYANDIRMAYA CALISMALI , SIYASI ITTIFAK TARAFTARLARINI COGALTMALIYIZ!

Gelelim Fikri konulara:

EHLI BEYT AYETINDE HZ RESULUN "HANIMLARINDAN "BAHSEDILIRKEN , HZ.AISE'YI NEDEN EHLI BEYTTEN KABUL EDILMEZ...!
Cevap : Çok basit,Bahsedilen Ehl-i Beyt ayetine kadar gelen ayetlerde ve o ayetin ilk yarIsInda
IÜÜlestÜnne, in'ittekaytÜnne, fela'tahza'ne, ve karne fi buyutikunne, velateberrucne ve ekimnes'salate, ve Atinez'zekate, ve eti'nellahe ve resulehu gibi kadInlara Öz zamirler kullanIlmaktadIr.Ancak Ehl-i Beyt'i anlatan bÖlÜmde zamirler deĞiŞmekte , kunne yani kadInlara Öz zamir yerine kum yani erkeklere Öz zamir kullanIlmaktadIr.IÜÜLiyÜzhib'e enkum" ve yutehhire'kum.Yani ayetin geri kalanInda Peygamber'in hanImlarIndan deĞil Peygamber'in soyundan bahsedilmektedir."Kum erkek zamiri Öyleyse FatIma Ehl-i Beytten deĞil mi?" demeyin.Buna arap edebiyatInda taĞlip sanatI denir.Yani ÇoĞunluĞa gÖre zamir kullanmak.

   ARAPCA BILIYORUM KARDESIM..BAKIN SIZ DE DEDINIZ...FATIMA ANNEMIZI ICINE ALIYORSUNUZ - CUNKU  " KUM " ZAMIRI MUZEKKER -ERKEK SIGASI DA OLSA , KADINLARA DA SAMILDIR, ONLARI DA KUSATIR!-  AMA TAGLIB SANATINI AISE ANNEMIZE GELINCE UNUTUYORSUNUZ...OLMAZ KI AMA...!

SÜnni hadislerinden yola ÇIkarak neden Peygamber Efendimizin hanImlarI Ehl-i Beyt'ten deĞildir :  

  Hasin bin Semure Zeyd bin Erkam’a;   Peygamber (s.a.a)’in hanImlarI da Ehl-i Beyt’ten midirler?” diye sorduĞunda Zeyd ŞÖyle dedi:   Allah-u Teala’ya and olsun ki hayIr; ÇÜnkÜ kadIn bir mÜddet eŞiyle olur, boŞanInca babasInIn evine dÖner ve babasInIn ailesine katIlIr, bÖylece kocasIndan bÜtÜnÜyle kopar. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in Ehli Beyti kendisine sadaka verilmesinin haram olduĞu kimselerdir. Onlar hangi eve gitseler, nereye gitseler O Hazretin Ehl-i Beyti’nden ÇIkmazlar.” (Sahih-i MÜslim , Cami'ul- Usul)

    BU GORUS ZEYD'IN  GORUSUDUR...AYET DEGIL, HADIS HIC DEGIL!

AiŞe'yi Ehl-i Beyt'e sokmamamIzI ona buĞz ettiĞimizden sananlar dÜŞÜnsÜnler,Çok sevdiĞimiz Hz Hatice'yi neden Ehl-i Beyt'ten saymIyoruz?

  HZ HATICE ANNEMIZ DE EHLI BEYTTIR .AMA SIANIN DOGUS KOKENINDE ASIL SORUN TESKIL EDEN HZ AISE ANNEMIZ  OLDUGU ICIN OZELLIKLE ONUN UZERINDE DURUYORUZ!

     Peygamber-i Ekrem 'in hanImI Ümm-Ü Seleme ŞÖyle demiŞtir:

  Resulullah benim evimdeydi, FatIma Resulullah iÇin bir tas harire (muhallebi) getirdi, Resulullah (s.a.a) de sofada oturmuŞtu, mÜbarek ayaklarInIn altInda Hayber malI bir aba seriliydi, ben de odamda namaz kIlIyordum, Peygamber (s.a.a) FatIma’ya ŞÖyle buyurdu:   Git kocanI ve ÇocuklarInI da al getir.” ArdIndan Ali Hasan ve HÜseyin gelerek muhallebi yemekle meŞgul oldular, Çok geÇmeksizin Cebrail nazil olarak onlara Şu ayeti okudu:

  Ey Ehl-i Beyt! Allah ancak sizden ricsi (her ÇeŞit Çirkinlik ve pisliĞi) gidermek ve sizi tertemiz kIlmak istiyor.Peygamber daha sonra abanIn artan kIsmInI onlarIn Üzerine Örterek mÜbarek elini gÖklere kaldIrdI ve ŞÖyle dedi:  Allah’Im, bunlar benim Fitretim ve Ehl-i Beytimdir; o halde onlardan her tÜrlÜ pisliĞi gider ve onlarI temiz kIl.ÜmmÜ Seleme sonra ŞÖyle diyor: Ben de baŞImI abanIn altIna koyarak;   Ya Resulullah, ben de sizinleyim.” dedim. Peygamber (s.a.a) ŞÖyle buyurdu:   Sen de hayIr Üzeresin."

    Yani peygamber,ÜmmÜ Seleme'yi abanIn altIna almamIŞ onun yerine "sen de hayIr Üzeresin" demiŞtir.SÜnni hadislerinden ŞiayI doĞru kIlan deliller ÇIkartmIyoruz.Ehl-i Beyt sÜnni muhaddis ve mÜctehitler tarafIndan hep "Alî Muhammed" olarak yorumlanmIŞtIr.Ehl-i Beyt'i geniŞleterek onun iÇini boŞaltmak,sÜnniye yakIŞmayan bir davranIŞtIr.

       CANIM KARDESIM...HADISIN KAYNAGINI VERMEMISSINIZ...AMA NE ONEMI VAR KI AYET MEALINI BIR DAHA VERIYORUM:

   " 32 Ey Peygamber eşleri! Siz [öteki] kadınlar gibi değilsiniz, eğer Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine [hakkıyla] sahip olursanız! O halde, edalı bir şekilde konuşmayın ki kalplerinde maraz olanlar [size karşı] bir arzuya kapılmasın: daima yerinde ve uygun şekilde konuşun. 33 Evlerinizde sessizce oturun, eski cahiliye günlerindeki gibi cazibenizi sergilemeyin; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı yükümlülüklerinizi ifa edin, Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin: ey [Peygamber'in] ev halkı, Allah sizden yalnızca çirkinlikleri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 34 Evlerinizde okunan Allah'ın mesajlarını ve [O'nun] hikmetini hatırlayın: şüphesiz Allah [hikmetinde] akıl-sır ermez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdardır."

      ayetın bası kıme hıtap edıyor: sadece eslere... HER SEY ortada !!!

  "Selman bizden ve ehli beyt'tendir" hadisiyle, özel mensubiyet ile Selman bile ehli beytten sayıldığı halde, Peygamberle birlikte geceleyip yatan, temiz hanımların ehli beytten hariç sayılmaları tuhaf olmaz mı...neyse ..ayet  ortada zaten...!
   "Ehl'ül-Beyt" kelimesi Arapçada, Türkçedeki (ev halkı) "aile" (ingilizcede household) anlamında kullanılmaktadır. Ve bir adamın karısını ve çocuklarını kapsayan bir terimdir. Hiç kimse "karı"yı ev halkından saymamazlık edemez. Kur'an bu kelimeyi bundan başka iki yerde daha kullanır ve her iki yerde de "karı" ailenin en önemli üyesi olarak bu kelimenin tarifi kapsamına girer. Hud Suresi'nde, melekler Hz. İbrahim'e (a.s) bir oğul müjdelediklerinde, karısı şöyle der: "Vay bana, ben kocamış iken ve şu kocam da bir ihtiyar iken doğuracak mıyım?" Melekler dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Ey İbrahim'in ev halkı, Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizdedir." Kasas Suresi'nde, Musa (a.s) bebek iken Firavun'un evine vardığında ve karısı ona uygun bir süt anne aradığı sırada, Musa'nın (a.s) kızkardeşi şöyle der: "Size, onu büyütecek ve iyi bakacak bir ev halkını haber vereyim mi?" O halde arapça ifade kuralı, hepsi, Peygamber'in (s.a) hanımlarının ve çocuklarının Ehl'ül-Beyt terimi içinde yeraldıklarını göstermektedir. Bu yüzden İbn Abbas, Urve bin Zübeyr ve İkrime, bu ayetteki Ehl'ül-Beyt ile Peygamber'in (s.a) hanımlarının kastedildiği görüşündedirler.

    AYET ILE BELLI ...EHLI BEYT KESIN HANIMLARI KAPSAR AMA ZAMIR MÜZEKKER OLDUGU ICIN ICINE BASKALARINI DA ALIR...BU TARTISILABILIR..AMA HANIMLAR KESIN EHLI BEYTTIR..TARISMA GERI KALANLARDA OLUR !

   İbn Ebi Hâtim'e göre, Hz. Aişe'ye (r.a), Hz. Ali (r.a) hakkında sorulduğunda, şu cevabı vermiştir: "Hz. Peygamber'in en çok sevdiği ve onun en çok sevdiği kızının kocası olan bir kimseyi mi bana soruyorsunuz?" Daha sonra Hz. Peygamber'in (s.a) Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hüseyin'i (r.a) çağırdığını, bir örtü altına alıp şöyle dua ettiğini anlattı: "Allah'ım, bunlar benim ev halkım (Ehl'ül-Beyt), onlardan pisliği uzaklaştır ve onları tertemiz kıl." Hz Aişe der ki: "Ben de senin ev halkından biriyim (yani beni de o örtünün altına alıp dua etsen) dedim." Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a) şu cevabı verdi: "Sen dışarıda kal. Elbette sen zaten ehli beyttensin."

   BAKINIZ  KIM  HZ ALI YI EHLI BEYTTEN  ILAN EDIYOR: HZ AISE ANNEMIZ !
 
Peygamber'in (s.a) eşleri zaten "ev halkı"ndandırlar; çünkü Kur'an onlara Ehl'ül-Beyt diye hitap etmiştir. Bununla birlikte Hz. Peygamber (s.a) Kur'an'daki bu açık ifadenin ailenin diğer üyelerinin Ehl'ül-Beyte dahil olmadığı gibi bir yanlış anlamaya sebep olabileceğini düşünerek, onların da (Hz. Ali, Fatıma ve iki oğulları) ev halkından olduğunu bu olay vesilesiyle ayrıca vurgulamıştır, eşleri için böyle ayrıca bir vurgulamaya gerek duymamıştır. Çünkü Kur'an bu noktayı açıklığa kavuşturmuştur.

   ayetteki ifade onların pislikten uzaklaştırıldıklarını ve temizlendiklerini bildirmemekde, bilakis şöyle demektedir: "Allah sizden pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor." Konunun bütünlüğü de, burada Peygamber'in (s.a) ev halkının övülmesinin kastedildiğine dair bir ipucu vermemektedir. Tam aksine onlara ne yapıp ne yapmamaları gerektiği bildirilmektedir; çünkü, Allah onları tertemiz kılmak istiyor. Başka bir deyişle, onlara şu davranış tarzını benimserlerse, Allah'ın onları tertemiz kılacağı, aksi taktirde onları temizlemeyeceği söylenmektedir. Bununla birlikte, eğer: "Allah sizden pisliği uzaklaştırmak ve sizi tertemiz kılmak istiyor" sözünden Allah'ın onları günahsız ve hatasız kıldığı sonucu çıkarılırsa, Allah'ın namazdan önce abdest alan bütün Müslümanları da günahsız ve hatasız kılmaması için hiçbir sebep yoktur. Çünkü abdest alanlar hakkında da Allah şöyle buyurur: "Allah sizi tertemiz kılmak ve size olan nimetini tamamlamak istiyor." (Maide: 6)
 

GADIR HUM OLAYI HZ. RESULE IFTIRA OLMAZ MI...100.000 MUSLUMANA VEDA HUTBESINDE ACIKLAMA YAPMAZ DA SONRA CEVRESINDEKI BIR KAC KISIYE HZ. ALI ILE ILGILI HUKUMLERI ACIKLAR...!

Soru Gadir Hum olayının olup olmamasıyla ilgiliyse işte kaynakları :
Olayı anlatan sünni Islam tarihçileri:

Belazuri (ÖlÜm. Hicri. 279)   Ensab-ul EŞraf”ta. Ibn-i Kuteybe (Ö. h. 276)   el-MeArif” ve   el-Imame ve’s-Siyase”de.Taberi (Ö. h. 310) bu konu ile ilgili Özel kitabInda.Ibn-i Zulak-i MIsri (Ö. h. 387)   Tarih-i BaĞdat”ta.Hatib-i BaĞdadi (Ö. h. 463) Tarih kitabInda.Ibn-i Abdulbirr (Ö. h. 463)   el-Istiab”de Şehristani (Ö. h. 548)   el-Milel ve’n-Nihal”de.Ibn-i Asakir (Ö. h. 571)   Tarih-i DimaŞk”te.Yakut-i Himvi (Ö. h. 626)   Mu’cem-ul Udeba”da.Ibn-i Esir (Ö. h. 630)   Üsd-Ül Gabe”deIbn-i Ebi’l Hadid (Ö. h. 656)   Şerh-i Nehc-Ül BelaĞa”da. Ibn-i Hallikan (Ö. h. 681)   Vefeyat-ul A’yan”da.Yafii (Ö. h. 768)   Mir’at-ul Cinan”da.Ibn-i Şeyh el-Belevi (Ö. h. 605)   Elif-Ba”da.Ibn-i Haldun (Ö. h. 808)   Mukadime”de.Şemsuddin-i Zehebi (Ö. h. 748)   Tezkiret-ul Huffaz”da.Nuveyri (Ö. h. 833)   Nihayet-ul Ereb Fi Funun-il Edeb”de.Ibn-i Hacer-i Askalani (Ö. h. 852)   el-Isabe” ve   Tehzib-ut Tehzib” adlI kitaplarInda.Ibn-i SabbaĞ-I Maliki (Ö. h. 855)   el-Fusul-ul Muhimme”de.Makrizi (Ö. h. 845) "el-Hutat-ul Makriziyye"de.Celaleddin-i Suyuti (Ö. h. 910) birÇok kitabInda.Kirmani-i DimaŞki (Ö. h. 1019)   Ahbar-ud Duvel”de.Nuruddin-i Halebi (Ö. h. 1055)   Siret-ul Halebiyye”de
Ve sÜnni hadisÇiler:Ahmed b. Hanbel (Ö. h. 241),   MÜsned” ve   MenakIb” adlI kitaplarInda.Ibn-i Mace (Ö. h. 273),   SÜnen”inde.Tirmizi (Ö. h. 273),   Sahih”inde.Nesai (Ö. h. 303)   Sahih”deEbu Ya’la-i Musuli (Ö. h. 307)   Musned”indeBaĞavi (Ö. h. 317)   SÜnen”de.Dulabi (Ö. h. 320)   MuŞkil-ul Asar”da.Tahavi (Ö. h. 321)   MuŞkil-ul Asar”da.Hakim (Ö. h. 405)   MÜstedrek”de.Ibn-i MeĞazili eŞ Şafii (Ö. h. 483)   MenakIb”daIbn-i Munde (Ö. h. 512) bir Çok yolla kitabInda.Hatib-i Harezmi (Ö. h. 568)   MenakIb” ve   Mekteb-ul Imam-us SIbt” kitaplarInda.Genci-i Şafii (Ö. h. 658)   Kifayet-ut Talib”de.Muhibbuddin-i Taberi (Ö. h. 694)   Riyaz-un Nazire” ve   Zehair-ul Ukba” kitaplarInda.Hamvini eŞ Şafii (Ö. h. 722)   Feraid-us Simtayn”daHeysemi (Ö. h. 807) Mecma-uz Zevaid”deZehebi (Ö. h. 748)   Telhis”te.Cizeri (Ö. h. 830) Esne’l Metalib”deEbu Abbas-i Kastalani (Ö. h. 923)   Mevahib-ul Leduniyye”de.Muttaki el Hindi (Ö. h. 975)   Kenz-ul Ummal”daHerevi-i Kari (Ö. h. 1014)   el Mirkat-u Fi Şerh-il Miskat”ta.Tacuddin-i Menavi (Ö. h. 1031)   Kunuz-ul HakayIk” ve   Feyz-ul Kadir” kitaplarInda.Şeyhani Kadiri (Ö. h. 11. yy.)   es-SIrat-us Sevi Fi MenakIb-I Ali-n Nebi”deAhmed Baksir-i Mekki eŞ-Şafii (Ö. h. 1047),   Vesilet-ul Meal fi MenakIb-il Al”daIbn-i Hamza-i DimaŞki el-Hanefi (Ö. h. 1120),   el-Beyan ve-t Tarif”de.
 

  Ancak bu sorunuzdan maksat "Ben kimin mevlası isem,Ali de onun mevlasI idir" sözünün neden Özellikle Gadir Hum'da söylendiği,Veda Hutbelerinde ise değinilmediği ise, Maide 67 o anda vahyolunmuştur .Haccet-ül Veda yılının (h. 10) zilhicce ayInIn 18. günü nazil oldu. Peygamber (s.a.a), Gadir-i Hum’a vardığında öğleyi beş saat geçerken Cebrail inerek şöyle dedi: Ey Muhammed! Yüce Allah sana selam gÖndererek şöyle buyurmaktadIr:

  Ey Peygamber! (Ali hakkInda) Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Bunu yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini etmemiş  olursun..."

Gadir Hum'da birkaÇ kiŞi yoktu.Peygamber efendimiz Veda HaccIna bazI kaynaklarda 90,bazIsInda 114, bazIsInda 124 ve bazIsInda da 120 bin kiŞiyle ÇIkmIŞtI.Gadir Hum,Hac tamamlanIp Medine'ye,aynI kafileyle geri dÖnÜlÜrken,Medine,MIsIr ve Irak'In yol ayrImI olan Gadir Hum denilen yerde gerÇekleŞti.Yani yÜzbinlerce insan henÜz daĞIlmamIŞtI.

   KARDESIM ..OYLE BIR CEVAP YAZDINIZ KI (
  Ey Peygamber! (Ali hakkında) Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Bunu yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun..." ) HASA... YANI  ELÇILIK  GOREVI  OLAN  HZ ALI'NI VELAYETINI  ALLAH ONA OYLE BI ZAMANDA BILDIRIYOR KI ...TOVBEEE!.. CEBRAIL YOLUNU MU SASIRDI  GEC KALDI...HASA..ALLAH MI ZAMANI AYARLAYAMADI..ALLAH  GELECEGI DE EN IYI BILENDIR...YANI  CEMAAT DAGILDIKTAN SONRA MI BU GELECEGIN EN BUYUK MUSLUMANLARIN AYRIMINA SEBEB OLACAK AYETI  CEMAAT DAGILINCA GONDERIYOR...!

   AYETI TAM ALALIM- ONCESI VE SONRASI ILE -:
65 E
ğer Kitâb-ı Mukaddes'in izleyicileri [gerçek] inanca ve Allah'a karşı sorumluluk bilincine ulaşmış olsalardı, Biz gerçekten onların [geçmiş] kötülüklerini siler ve onları nimet bahçelerine sokardık; 66 eğer onlar Tevrat'a, İncil'e ve Rableri tarafından kendilerine indirilmiş olan bütün [vahiy]lere uymuş olsalardı, gökyüzünün ve yerin tüm nimetlerinden yararlanırlardı. Onların bir kısmı doğru bir yol tutarlar; çoğuna gelince, yaptıkları ne kötüdür onların!67 EY ELÇİ! Rabbinin sana indirdiklerini tebliğ et: Sen onu tam yapmadığın sürece Rabbinin mesajını [hiç] yaymamış olursun. (Görevini yaparsan) Allah seni [inanmayan] insanlardan koruyacaktır. Allah, KAFIRLERI  doğru yola iletmez.68 De ki: “Ey Kitâb-ı Mukaddes'in takipçileri! Siz, Tevrat'a, İncil'e ve Rabbiniz tarafından size indirilen her şeye [tam olarak] uymadıkça inançlarınızı sağlam bir temele oturtmuş olmazsınız!
   GORULDUGU GIBI AYET EHLI KITAP ILE ALAKALIDIR... YUKARIDAKI ANLAM ASLA CIKMAZ - TABII BU BIZIM SUNNI YORUMUMUZ...SIZIN SII YORUMUNUZA SAYGIMIZ VAR AMA BIZ BUNUN HAK OLDUGUNU IDDIA EDIYORUZ...SIZE DE SAYGILIYIZ...AMA SIZ DE BIZE SAYGILI OLUN...-

  Kitap ehli, müslümanların dinini alay ve oyun konusu ediniyorlardı. Bu onların azgınlığını ve küfrünü artırıyordu (Mâide 5/57, 64). Bunun an­lamı, Hz. Peygamber'in getirdiği mesaja ağır bir tepki gösteriyorlardı.

Bu tepki karşısında Ahmed b. Hanbel'in Müsned'mâe (I, 309) be­lirtildiği gibi, Hz. Peygamber, insanların onu yalanlaması, yahudi, hıristi-yan ve müşriklerin onu korkutması sebebiyle peygamberlik görevini yürü-temeyeceğinden endişeye kapıldı. Âyet bunun üzerine inmiştir.

Zaten âyetin devamındaki "Allah seni insanlardan koruyacaktır" ifa­desi, âyetin iniş sebebinin, toplumun tehlike arzedecek kadar ağır tepkisi olduğunu ortaya koymaktadır.

  Rivayet ediliyor ki Resulullah (s.a.v) bir hadis-i şerîfinde şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ beni peygamberlik göreviyle gönderdi. Bundan dolayı çok sıkıldım ve görüyorum ki insanlar beni yalanlıyorlar. Yahudiler, hıristiyanlar, Kureyşliler korkutuyorlar. Ne zaman ki Allah, 'Peygamberlik görevlerini tamamen tebliğ etmezsen seni cezalandırırım.' dedi, korku da tam a men ortadan kalktı". Eğer böyle yapmazsan, yani sana tebliğ edilmek için indirilenleri tebliğ etmezsen Allah'ın peygamberlik görevini, elçiliğini ifâ etmemiş olursun. Nâfi kırâetinde, çoğul olarak şeklinde okunduğuna göre, Allah'ın elçilik görevler i ni tamamen yerine getirmemiş, vazifeni yapmamış olursun. Allah ise seni insanlardan tamamen koruyacak. Çünkü muhakkak ki Allah kâfirler gürûhunu gayelerine ulaştırmayacak, sana karşı herhangi bir sû-i kast yapmaya kalkışacak olanların herhalde kâfir l erden olacağında şüphe yoktur. Şu halde Allah seni -her halde- insanlardan korur ve muhafaza eder. Fakat hiçbir kimseyi Allah'ın azabından koruyacak bir muhafız yoktur.

  AYRICA CANIM KARDESIM...KADIR HUM  OLAYINI INKAR EDEN YOK..OLAY OLDU TABII ...YANI VEDA HUTBESINDEN SONRA KUCUK BIR GRUP BIR ARAYA GELDI - HZ RESUL , HZ ALI VE ONUNLA MUNAKASA EDEN BIR GRUP - AMA HZ RESUL SADECE ARADAKI BU SORUNU COZDU VE HZ ALI  YI HAKLI BULDU ...KISILER ARASI BIR OLAYI COZMEKTIR GADIR HUM...BASKA ANLAM CIKARMAK , IZAFE ETMEK YANLIS OLUR...KISACA :OLAY OLDU AMA  VARDIGINIZ SONUC YANLIS...OLAYIN NEDEN VE SONUCUNU  ZATEN KISACA  DAHA ONCE DE   ANLATTIK BIZ...BURADA VELAYET - IMAMET CIKMAZ WESSELAM

 HZ. HASAN HILAFETI DEVREDERKEN ALLAH'A ISYAN ETMIS OLMADI MI...?

Cevap : Hz Hasan'In hilafeti Muaviye'ye devretmesi olayI tamamen Hz Hasan'In Ümmetin baŞIna gelebileceklerden korkmasI nedeniyle gerÇekleŞmiŞtir.ÇÜnkÜ SIffIn savaŞInda zuhur-u havaric denilen olay yaŞanmIŞ,peygamber ashabInIn aklarIndan Ammar bin Yasir Şehid edilmiŞ,Şam ve Kufe halkI arasIndaki iplerin kopmasIna ise ramak kalmIŞtI.Hz Hasan bunun Üzerine elindeki birlikleri kullanarak ipleri koparmak yerine,savaŞ yapmadan Muaviye'nin karŞIsIna geÇmiŞ,istediĞi hilafet makamInI elde etmesini ancak o ÖlÜnce yerine kÜÇÜk kardeŞi Hz HÜseyin'in geÇmesini talep etmiŞ,Muaviye de bunu kabul etmiŞ ve anlaŞma imzalanmIŞtIr.EĞer Muaviye verdiĞi sÖzÜ tutup baŞa Yezid'i deĞil Hz HÜseyin'i geÇirseydi,yani Hz Hasan'In kurduĞu plan bozulmasaydI ipler belki hiÇ kopmayacak ve Kerbela olayI ile neticesinde gelen onbinlerce insanIn Şehit edilmesine neden olan gerginlikler olmayacaktI.Bu olayda Hz Hasan ile yaptIĞI anlaŞmayI bozarak Allah'a huruÇ eden Muaviyedir.

  CANIM KARDESIM...ALLAH BIR SOYU IMAMET ILE GOREVLENDIRMISKEN   - SII GORUS YANI- HZ HASAN KIM OLUYOR KI BU  ILAHI GOREVI BIR SURELIGINE MUAVIYEYE VERIYOR...NASIL  HASAN " TALEP EDER"...NEYI VERIYOR...ILAHI EMIR- OLSA IDI - SEN EY MUAVIYE...ALLAHA MI KARSI GELIYORSUN ..DEMESI GEREKMEZ MI IDI... YENI HARICILER ORTAYA CIKMASIN - Z. HAVARIC- DEDINIZ..OLAR TARIHTE BITTI AMA HZ HASAN IN  BU EYLEMI BAKIN ISLAM ALEMINI NE NOKTAYA GETIRTTI...- NEDEN BOYLE ANLASMA YAPTI, TIPKI  HZ ALI NIN ANLASMA YAPMASI GIBI ...CUNKU AYET , ILAHI IMAMET GOREVI YOK ORTADA...OLSA IDI ALLAHIN ASLANI MI  BUNU ANLASMA SEVIYESINE INDIRECEKTI...!HEM  SONRA KABUL ETTI DE SONUC NE OLDU...MUAVIYE MI BOZDU ILAHI CIZGININ SEYRINI ...BENCE COK AGIR ITHAM BUNLAR...SONU NERELERE UZANIYOR...

 HAKEM OLAYINI KABUL ETMESI HZ. ALI'NIN ALLAH'IN AYETINI ARKA PLANA ITMESI ANLAMINA GELMEZ MI...?BU HAREKETI IMAMETI INKAR OLMAZ MI...?

Cevap : EĞer bahsettiĞiniz ayet "LA HÜkme illA Lillallah" (Allahtan baŞka hÜkÜm veren yoktur) ise bakIn bunu aÇIklamak iÇin ilk Önce Hakem olayInIn nasIl gerÇekleŞtiĞine bakmalIyIz.BeŞ mIzraĞIn ucuna beŞer Kur'an baĞlanIr.Muaviye ordusu baĞIrIr "Ey IraklIlar,Allah'In kitabI sizinle bizim aramIzda hakem olsun".Amr ibnul As'In dÜzenlediĞi bu oyunu ilk yutan Hz Ali'nin ordusunun en Ön safInda savaŞan Kur'an ezberleyicileridir(kurra).Bunun Üzerine ordu Hz Ali'ye savaŞmayacaklarInI sÖyler.Hz Ali :Siz iŞinize devam edin.Muaviye,Amr ibn Ebi Muayt ve Dahhak,ehl-i Kur'an deĞillerdir.Ben onlarIn ahvalini sizden ve Allah kitabInIn hÜkÜmlerini hepinizden iyi bilirim.Ordu : Allah'In kitabIna davet olunduĞumuzda icabetten baŞka bir Şey yapamayIz

Hz Ali : Ben de onlar ile Allah'In kitabIna itaat etsinler diye cenk ediyorum.Zira onlar,Allah'In emrine asi oldular.Ordu : Ya Ali,Allah'In kitabIna uy.Yoksa seni dÜŞmanlarImIza teslim ederiz.Yahut Osman'a yaptIklarImIzI sana da yaparIz.Ordunun bÖyle iĞrenÇ bir teklif yapmasInI,Cevdet paŞa ŞÖyle yorumlamaktadIr : "Bu muhaliflerin ÇoĞu gÜruh-I kurra idi ki , ekseriya tilavet ve ibadetle meŞgul olurlardI ve Arap olduklarI iÇin Kur'an'In manalarInI bilirlerdi.Lakin bir adam Kur'an-I Kerim'e tahtellafz mana vermekle Alim ve fakih olamaz ve Kur'an-I Kerim'den Şer'İ hÜkÜmler ÇIkaramaz.BugÜn gÜruh-I kurra dahi fakih olmadIklarIndan hÜkÜmlerin hakikatine vAkIf olmayIp varta-I taassuba dÜŞmÜŞlerdi.Hatta bu gÜruh-I kurra,Hz Osman'In taraftarlarIna dinsiz ve mezhepsiz nazariyle bakIp Alevilikte aŞIrI gitmiŞken Şimdi de Hz Ali'ye muhalefet ettiler ve piŞmiŞ aŞa su kattIlar.FukahayI hafIzlardan ve kurradan ayIrt edemeyen avam-I nas olanlarIn hallerine aldanarak yanlIŞ yola gittiler.IŞte bu yÜzden ÇoĞunluk mÜtarekeyi kabul etti."Hz Ali,ordusunun savaŞmamasI nedeniyle Muaviye ile gÖrÜŞtÜ,ve hakemlerin tartIŞmasIna razI oldu(olmak zorunda kaldI).Amcazadesi AbbasoĞlu Abdullah'In hakem olmasInI ordusuna sÖylediĞinde ordusu onun objektif olamayacaĞInI iddia ederek Ebu Musa'da karar kIldI.Ebu Musa'yI Hz Ali ŞÖyle anlatmaktadIr:"Ben Ebu Musa'yI uygun bulmuyorum.Zira benden ayrIldI ve halkIn yardImIna mAni oldu.Sonra kaÇtI.BirkaÇ ay sonra onu temin ettim.Onun seÇilmesi mÜnasip deĞildir."Ancak ordusunun IsrarI Üzerine Hz Ali'nin hakemi Ebu Musa olur.Ebu Musa yaŞlI,siyasetten anlamayan bir adamdIr.Hakemlerin tartIŞmalarInda Kur'an ve hadis kullanIlmaz.Amr ibnul As kurnaz olduĞundan Ebu Musa'yI kandIrIr.AnlaŞmalarIna gÖre ikisi de ard arda halkIn karŞIsIna ÇIkacak ve sIrayla hem Hz Ali'yi hem de Muaviye'yi hilafetten alacaklarInI sÖyleyeceklerdi.Gerisine ise halk bakacaktI.Ebu Musa ÇIkar : "Ali'yi hal' ediyorum"Hemen ardIndan Amr ÇIkar : " Onu duydunuz,Ali'yi hal' etti.Ben de onun gibi Ali'yi hal' ettim ve Muaviye'yi makamInda sabit kIldIm"Yani aslInda ne Hz Ali bu hakem olayIndan razIydI,ne Hz Ali'nin istediĞi hakem gÖnderildi.Üstelik Kur'an Üzerine tartIŞIlmadI,kafalarIna gÖre karara baĞlandI.BakIn bunu Nehrevan savaŞIndan Önce Hz Ali,haricilere nasIl anlatIyor:"Bilmiyor musunuz ki ben hakemlere,Allah'In kitabI ile amel etmeyi Şart koŞmuŞtum.DememiŞ miydim ki,ŞamlIlar'In bu istekleri bir hileden baŞka bir Şey deĞildir.Siz o zaman hakem deyip baŞka birŞeyi kulaklarInIz duymadIĞIndan ben de mecburen Kur'an-I Kerim'in dirilttiĞini diriltmek,ÖldÜrdÜĞÜnÜ ÖldÜrmek ŞartlarInI koŞarak iŞi onlara bIraktIm.Onlar ise kitap ve sÜnnete muhalefet ettiler ve keyiflerine gÖre hareket ettiler.Biz de onlarIn hÜkÜmlerini terk ettik ve attIk"Daha sonra Hz Ali haricilerden birini tartIŞmak iÇin ÇaĞIrIr.Gelen harici Nehrevandaki asi kalabalIĞInIn en bilgililerindendir.Ibn Kevva...Ibn Kevva : SÖylediklerinden haklIsIn,fakat hakeme mÜracaatI kabul etmekle biz bÜyÜk bir gÜnaha girdik ve bunun iÇin de tÖvbe ettik.Sen de Allah'a tÖvbe et,af dile sana dÖnelim.Hz Ali : Ben her gÜnahtan dolayI Allah'a tÖvbe ederim.Ben iki hakemi deĞil,sadece Ebu Musa'yI,o da sizlerin zoru ile tayin ettim.Amr'I Muaviye tayin etti.Ibn Kevva :Ebu Musa kAfirdi!Hz Ali : Ne zaman kAfir oldu? GÖnderildiĞi zaman mI ? HÜkÜm verdiĞi vakit mi ? Hangisi ? Ibn Kevva : HÜkÜm verdiĞi vakit.Hz Ali : Şu halde sen de tasdik ediyorsun ki,ben onu hÜkÜm vermek Üzere mÜslim yolladIm.Senin fikrince ben gÖnderdikten sonra kafir olmuŞ...Resul-i Ekrem eĞer bir MÜslÜmanI kAfirlere hak dine davet iÇin gÖndermiŞ olsaydI o adam da onlarI hak din yerine baŞka bir Şeye davet etseydi bundan ResulÜllah sorumlu olur muydu?Bu cevap Üzerine Ibn Kevva sessiz kalIr.500 harici olay yerini terkeder.DiĞerleri ise onun "ben her gÜnahtan dolayI Allah'a tÖvbe ederim" sÖzÜnÜ yanlIŞ yorumlayarak "gÜnah iŞlemiŞ ki tÖvbe ediyor,o bir kafir" diyerek Hz Ali'ye saldIrIrlar.Ama burda asIl olan Hz Ali'nin hakem olayIna zorlandIĞI ve tayin etmek zorunda bIrakIldIĞI hakemin,Hz Ali'nin IsrarIna raĞmen Kur'an'a gÖre hÜkÜm vermediĞidir.Hz Ali Üzerine dÜŞeni yapmIŞtIr.Ayeti terkeden Hz Ali deĞil Muaviye'dir.

   CANIM KARDESIM...SUNNILERDEN  HIC KIMSE " HZ ALI HAKSIZDIR " DEMIYOR KI.. MUAVIYE VEYA HARICILERI  HAKLI BULAN SUNNI YOK KI... BIZ ALLAH IN KENDINE VERDIGI ILAHI GOREVI ZOR GORUNCE - KI SIZ DE AYNI KELIMLERI KULLANDINIZ!!!-  TERKETMESI HZ ALI YE HAKARET OLMAZ MI...BU  ASLINDA BOYLE ILAHI BIR GOREVIN ALI VE SOYUNA -CUNKU SOYU DA  YANI  HZ . HASAN DA AYNISINI YAPTI ,ANLASMA YAPTI - VERILMEDIGINI GOSTERMEZ MI...TABII HZ ALI ZORUNDA KALIR...TÜM   NORMAL INSANLAR GIBI...AMA  ALLAH " EHLI BEYT " SOYUNU -SII YORUMLA DILLENDIRISEK- TEMIZ  YAPMIS ISE BU  YANLISLAR NE DİYE SORULMAZ MI...ALLAH YUKARIDAKI AYTTE HZ RESULE " GOREVINI YAPMAZSAN..." DIYE UYARIDA BULUNUYOR...AYNI  IHTAR - ILAHI GOREVLE YUKLU ISE -  ONUN IICNDE GECERLI DEGIL MI O ZAMAN...!!!

   TEKRAR YAZIYORUM...NORMAL INSANI BIR HAREKET YAPMISTIR HZ ALI VE TUM SUNNILERCE DE DESTEKLENIR, HAKLILIGI KABUL GORUR! .O  BIZIM ONDERIMIZ, BUYUGUMUZ, CIHAT ABIDEMIZDIR...RABBIM SEFAATINE NAIL EYLESIN .AMIN!

  K. SITTE'DEN DELIL GETIRILEREK SII DESTEKLI SONUCLARA VARILMAMASI GEREKIR.BIZZAT O ESERLERI DERLEYENLER SONUCTA SUNNI

Diyorsunuz.Bu sözünüzü "KÜtÜb-i Sitte hak deĞil,SÜnniler tarafIndan yazIlmIŞ,o halde peygamber hadisleri sÜnni dÜŞÜnceye gÖre deĞiŞmeye uĞramIŞtIr" olarak algIlayabiliriz.Bizim KÜtÜb-i Sitte'den hadisleri gÖstermemizin nedeni sizin o kitabI sahih bulmanIz.Sahih-i Buhari deĞil miydi sizin iÇin "Kur'an dan sonra en sahih kitap" olan? Şimdi de o kitaplar bizim dÜŞÜncemize gÖre hazIrlandI kendi dÜŞÜncelerinizin yanlIsI fikirler ÇIkartmanIz mantIk dIŞI demeye getiriyorsunuz.Biz,isterseniz kendi kitaplarImIzdan da hadis gÖsterebiliriz ki bu durumda tartIŞma tartIŞma olmaktan ÇIkar.

    KARDESIM ..ILK  CUMLENIZ COK  KONU DISI VE ALAKASIZ...GECIYORUM..GELELIM ASIL KONUYA : BI DAHA AYNI SEYI SOYLIYECEGIM! K . SITTEDE YAZAN  HADISLER - TABII ZAYIF, MEVZU DA VAR ICLERINDE AMA O  AYRI BIR KONU  VE SONUCTA-  BIZIM ICIN O  KURANDAN SONRAKI EN ONEMLI IKINCI KAYNAK TABII KI ..AMA USUL OLARAK YANLIS BIR METOD SECIYORSUNUZ DIYORUM..EGER BU  SUNNI KAYNAKLAR SIIZN ICIN  DEGERLI ISE SII YORUMA AYKIRI OLANLARI DA KABUL ETMENIZ GEREKLI DIYORUZ..SADECE SII YORUMU DESTEKLEYENLERI ALIRSANIZ TABII " SUNNI KAYNAKLAR DA SIILERI DESTEKLIYOR " SONUCUNA VARIRSINIZ..AMA YA TUMUNU ELE ALIP  BI DE O  GOZLE OLAYLARI DEGERLENDIRIRSENIZ,... NE OLUR...ISTE NIZ DE O OLANI VURGULUYORUZ...MADEM  SUNNI KAYNAKLARI KABUL EDIYORSUNUZ HADI "TAMAMINI KABUL EDIN " SUNNI OLUN   DESEK IS DAHA KARISMAZ MI...SUNNI KAYNAKLAR TUMDEN DEGERLENDIRILDIGINDE SII YORUMU KABUL GORMUYOR..OLAY VE KASTIMIZ BU...!  


    EL KAFI,cilt 1 sayfa 270 , Usul Kafi, Sayfa No. 420, Kuran Mecid--Makbul Huseyn Dehlevi, Sayfa No. 134,Cila-ul-Uyun, Sayfa. 63,Vesail’ÜŞ Şia TakIyye der Islam s60,Usulu Kafi s419, MIFTAH-UL KUR'AN :197,EL KAFI :212, ..gibi eserlerde geÇen, Velayet, TAKIYYE,KURAN... ILE ILGILI CÜmleler ...! ÇOK TEHLIKELI...BIRLIĞE ENGEL OLACAK CÜMLELER...YENIDEN YORUMLANMALI...!

Öncelikle bu sÖzÜnÜzÜn evvelinde Ayetullah Humeyni iÇin kullandIĞInIz "Allah Rahmet eylesin" iÇin teŞekkÜr ederiz.Birbirimize bÖyle saygI duyarak birleŞiriz ancak.

BURADA KARDESIMIZ  KONUYU DAGITAN BIR ORNEK VERMIS..OLAYI DAGITMAMAK ICIN- SII SUNNI OLAYI ILE HIC ILGISI OLMADIGI ICIN ONU ALMIYORUZ VE KONUMUZA DONUYORUZ !-

   farklI bir Şekilde yorumlamak belki evet ama kitaplarImIzIn bir virgÜlÜnÜ bile deĞiŞtirmeye hakkImIz yoktur.
   Bunun yanIsIra Sahih-i Buharî cilt 2 sayfa 120 e l-Lehv-u bi’l- Hirab
ba'bI , Sahih-i MÜslim cilt 1 er- Ruhsat-u fi’l- La’b-i Ellezi La Ma’siyete fi Eyyam’il- Iyd ba'bI, Sahih-i Buhari Men IĞtesele Uryanen ba'bI , Sahih-i MÜslim Fezail-u Musa ba'bI , MÜsned-i Ahmed ibn Hanbel'in 2. cÜz'Ü , Sahih-i Buhari cilt 1 Men Ehabb’ed- Defne fi’l Arz’il- Mukaddeset-i min ba'bI ve cilt 2 "Vefat-u Musa" ba'bI,bunlarda aynen dediĞiniz gibi " BIRLIĞE ENGEL OLACAK CÜMLELER " bulunmaktadIr.Yeniden yorumlanmalI.Bunun yanI sIra sizin alimlerinizden yazdIĞI kitaplardan bazIlarInda ( Ibn-i Temiyye'nin Minhac’us- SÜnne , Şehristani'nin Milel ve Nihal , Ebu Muhammed Ali bin Ahmed bin Said bin Hazm el-EndÜlÜsi'nin el-Fasl-u fi’l- Milel-i ve’n- Nihal , Ibn-i Abdurabbih'in Ikd’ul- Ferid) geÇen "Şiiler Ümmetin Yahudileridir" , "Şiiler dokuz kadInla evlenmeyi caiz bilir" , "Onlar Hacc etmezler" "Birlikte namaz kIlmazlar" gibi ifadeler de biz Şiilere aÇIklanmalIdIr.

  O ZAMANIN SARTLARI ICINDE O  SOZLER SOYLENMIS...AMA SIZE AYNEN KATILIYORUM..BUNLAR DEGISMEZ..PEKI NE YAPMALI...YENIDEN YORUMLANMALI...ISTE BURADA HEMFIKIRIZ...!- IMAMI HUMEYNI YE TABII RAHMET OKUYACAGIZ...YUZBINLERI ICKI, KUMAR...DAN ALIP  KURANIN BIR YORUMU  UZERINE YOLA KOYDU ...SII YORUMDA OLSA, HIC OLMAMASINDAN IYIDIR TABII KI ...SII KARDESLEIRIMIZIN  DE BASTA  HZ OMER, HZ AISE..ICINDE AYNI DUYGULARI  PAYLASMALARI BIRLIGE COK BUYUK KATKI SAGLAYACAKTIR!

Hz resul "ben kimin mevlasI isem Ali’de onun mevlasIdIr." demIstIr ama bunu hilafet anlamInda nasIl anlayabIlIrIz kI...Hz. resul bIr cok kIsIyI ovmustur..o zaman IsIn IcInden cIkIlmaz kI ...Eger boyle bIr anlam olsa IdI sakIfe ve daha sonrakI sIyasI toplantIlarda bu durum neden soz konusu edILmedI...!? Cevap : "Hz. Ali (a.s) Kufe'de halkIn karŞIsIna ÇIkarak ŞÖyle buyurmuŞtur:   Allah aŞkIna, kim Gadir-i Hum’da benim hakkImda bir Şey duymuŞsa kalksIn ve tanIklIkta bulunsun.Orada bulunan on ikisi Bedir ashabIndan olan tam otuz sahabe ayaĞa kalkarak ŞÖyle tanIklIkta bulundular:   Peygamber-i Ekrem (s.a.a) gÖzÜmÜzÜn ÖnÜnde Ali’nin elinden tutarak halka ŞÖyle buyurdu:   Benim mÜminlere nefislerinden daha evla olduĞumu biliyor musunuz?Oradakiler;   Evet deyince de Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ŞÖyle buyurdular:   Ben kimin mevlasIysam, bu Ali de onun mevlasIdIr..." O cemiyetten ÜÇ kiŞi tanIklIk etmekten kaÇIndI, bunlardan biri de   yaŞlandIĞIm iÇin unuttum” diyen Enes bin Malik’ti. Hz. Ali (a.s) da bunun Üzerine onlara, Özellikle de Enes’e beddua ederek ŞÖyle buyurdu:   EĞer yalan sÖylÜyorsan, Allah-u Teala seni abraŞ hastalIĞIna duÇar kIlsIn ki sarIĞInla da Örtemeyesin.Enes daha yerinden kalkmadan abraŞ hastalIĞIna yakalandI. BazI rivayetlerde ise kÖr ve abraŞ olduĞu kaydedilmiŞtir.Bu konuŞma,farklI Şekillerde bÜyÜk sÜnni alimlerinin ve tarihÇilerinin bir kIsmInIn kitaplarInda ve Nehc'ul BelaĞa'da bulunmaktadIr.(MÜsned-i Hanbel cilt 4 sayfa 370 , yine MÜsned-i Hanbel cilt 1 sayfa 119 , Cezri usd'ul- Gabe cilt 5 sayfa 205,276 ve cilt 3 sayfa 307 , Maarif sayfa 194 , Kifayet'ut Talib , Nehc'ul BelaĞa cilt 1 sayfa 362 , Hilyet'ul- Evliya cilt 5 sayfa 26 , Zehair'ul- Ukba sayfa 67) Hz Ali Sakife'de bu hadisi Öne sÜrmemiŞ olabilir,ancak Sakife'de bir Çok hadisi,Ehl-i Beyt'in hilafete hak olduĞunu gÖstermek iÇin ileri sÜrmÜŞtÜr.Hz Hasan da Sakife olayI ile ilgili bir mektubunda Sakaleyn hadisini iŞaret etmiŞtir (Ibn-i Ebi'l Hadid c.4, s.9 ve KeŞf-ul Gumme ve aynI iÇerikli bir diĞer mektup da: Makatil'ut Talibin s.37 ve Şerh-i Ibn-i Ebi'l Hadid c.4 s.12'de geÇer.)
   KARDESIM...BU SOZ SOYLENMIS OLABILIR  TABII AMA OLAYI  IMAMETE DAYANAK ETMEK IMKANSIZ...UZERINDE DURDUGUMUZ KONU BU...!
HZ ALI'NIN TORUNLARINDAN HASAN B. EL HASAN B ALI B EBU TALIB  IN   BIZI DESTEKLEYEN SOZUNU AKTARMISTIK ZATEN  DAHA ONCE...!

 HATTA OGULLARINI BILE ONU KORUMAK UZERE GONDERMEDI MI ...!? HZ ALI'NIN SAGLIGINDA HILAFETIN NAS VE TAYINLE ONU HAKKI OLDUGUNA DAIR BIR GRUBUN VARLIGINDAN ASLA SOZ EDILMEMEKTEDIR...CUNKU BIZZAT HZ ALI'NIN IFADESI ILE HZ EBU BEKIR OMER VE OSMAN' A BEYAT EDENLER ONA'DA BEYAT ETMISLERDIR ! SIFFINDAN SONRA HAKEM OLAYINI KABUL ETMESI BU KONUDA AYET VE NAS OLMADIGININ DELILIDIR...!HZ ALI OLUM DOSEGINDE IKEN " HASAN'A BEYAT EDELIM MI " SORUSUNA " SIZ BILIRSINIZ" DEMESI VE HASAN'INDA HILAFETI MUAVIYEYE DEVRETMESI YINE BU KONUDA NAS OLMADIGININ DELILIDIR! VARSA O ZAMAN - HASA - EHLI BEYT HAINDIR ! ...HASA SUMME HASA ...ESTEGFIRULLAH.

 Hz Ali,Osman'In yardImIna koŞmuŞtur bu Nehc'ul BelaĞa'da da belirtilmektedir.Zaten biz Hz Ali Osman'I ÖldÜrdÜ diye birŞey iddia etmiyoruz.Ama bu,Hz Ali'nin Osman'I Çok sevdiĞine delalet deĞildir.OlmadIĞInI iddia ettiĞiniz grup Hz Hasan,Hz HÜseyin,Hz FatIma,Ammar bin Yasir,Selman Farisi,Ebuzer,Sa'd bin Ubade,Huzayme,Huzeyfe-i Nehai,Ebu Eyyub el Ensarî(EyÜb Sultan) ve Mikdad'dan oluŞmaktadIr.
  KARDESLER BILE BAZEN GECINEMEZ AMA OGULLARINI KORUMASI ICIN GONDERMESI DUSMAN OLMADIGININ DA ALAMETI...GRUP  DEDIGINIZ KISILER SII   KAYNAKLI RIVAYETLERDEN  ORTAYA CIKAN SIILERIN SINIRLI SAYIDA SAYGI DUYDUGU SAHABILERDENDIR...AMA O DA SIIS KAYNAKLA ELDE EDILEN BIR GRUP.. AMA BAKINIZ ALTINI  CIZIYORUZ : " SUNNIYIZ AMA HILAFET KONUSUNDA HAKLI OLAN HZ ALI  IDI !!!"  TUM SUNNILERIN  ORTK GORUSUDUR BU !!!
Hz Ali'nin hakem olayInI kabul etmediĞini yazmIŞtIm.Hz Muhammed aÇIkÇa "Ebu SÜfyan soyundan birini halife gÖrdÜĞÜnÜzde karnInI yarIn" demiŞtir.Burdaki soydan kasIt Muaviye'dir,ÇÜnkÜ onun gÖbeĞi Çok bÜyÜktÜ."Muaviye gibi yemek" "Muaviye gibi doymamak" "Muaviyenin gÖbeĞi gibi bÜyÜk" gibi bazI laflar da o zamanlar halk arasInda yaygIndI.Netekim K. Sitte muhaddislerinden Imam Nesai de,"Peygamberden Muaviye hakkInda tek iŞittiĞim "Allah onun karnInI doyurmasIn"'dIr" dedikten sonra Emeviler tarafIndan tekmelenerek ÖldÜrÜlmÜŞtÜr(Islam Tarihi Ansiklopedisi) . IŞte bu nedenle Muaviye baŞa geÇtiĞinde Hz Ali "hadi yarIn onun karnInI,ama yapamazsInIz" demiŞtir.

  MUAVIYEYI HAKLI GOREN - HILAFET KONUSUNDA - SUNNI YOK...SII KAYNAKLARIN ONUN HAKKINDAKI SOZLERI DE NORMAL...HZ RESULUN  O  SOZU DE -PEK TABII KI MUSLUMAN OLMASINDAN ONCEKI BIR SOZUDUR, MUSLUMAN BIRI  ICIN O  ASLA OYLE CUMLELER KULLANMAZDI ...KONU DAGILMASIN DIYE UZATMIYORUM!!!-

   Hz Ali , Sakife'de olduĞu gibi ÖlÜm dÖŞÜĞinde de kimseyi zorla biat ettirmemiŞ ya da etmemeye zorlamamIŞtIr.IstediĞinizi yapIn diyerek Hz Hasan konusunda serbest bIrakmIŞtIr.Ama siz Hz Hasan'In hilafeti Muaviye'ye kendi isteĞiyle bIraktI diyorsunuz.Şu halde Hz Ali yani ilim beldesinin kapIsI da haŞa SIffIn savaŞInda Muaviye ile savaŞarak yanlIŞlIk yaptI ? Yani tÜm ashab hak,bir Ali batIl? Oysa ki Hz Hasan Muaviye'nin yaŞIna gÖre plan yaparak kardeŞinin baŞa geÇmesini hedefleyen bir anlaŞmayI Muaviye'nin imzalamasInI saĞlamIŞtI.EĞer Hz Hasan kendi isteĞiyle hilafeti Muaviye'ye bIrakmIŞ olsaydI onlarca zehirle suikast teŞebbÜsÜne uĞramaz ve en sonunda eŞi tarafIndan zehirlenerek Şehit edilmez,kardeŞine de Şehit olurken "sabIr et ya HÜseyin" demezdi.Madem beni Ümeyye haricileri bastIrmIŞ ve Hz Hasan ile anlaŞmIŞtI,Öyleyse ona defalarca sÜikast dÜzenleyen yakInlarI ve onu Şehit eden eŞi bunu ne iÇin yapmIŞtI?Ve Hz HÜseyin neden yezite biat edip yaŞamak yerine karŞI ÇIkIp Şehit oldu? BunlarIn hepsi Nas'In delilidir...

   NAS OLSA IDI BASTA GOSTERIRDI TEPKISINI..TÜM  BUNLAR SIYASETIN DOGASININ  GEREGIDIR... - ZATEN SUNNI GORUSTE BU :OLAY DINI DEGIL SIYASI DIR!- IKTIDAR OLAN  MUHALEFETI HEP YOK ETMEK ISTER- KIMI ZAMAN SERIAT DISINA CIKAR VE CINAYET ISLER...! YENILIYORUZ : ALLAHIN  EMRI VARSA ANLASMA OLMAZ...KARDES YASI...VS  ILE DE ILAHI  HUKUM  ERTELENEMEZ..DEMEK HATA YAPTI O  HALDE MASUM- SOYU  HATALARDAN TEMIZLENMIS - DEGILDI...GERI KALAN KONULARDA OLAYIN SIYASI OLDUGUNU YENILEYIP SUNNILERIN DE BU SIYASI OLAYDA HZ ALI NIN HAKLILIGINI KABUL ETTIGININ ALTINI CIZELIM.SIFFIN SAVASI ILE ILGILI CUMLENIZ COK ALAKASIZ..AYRICA HZ ALI NIN   SOYUNA BIAT ETTIRMEMESI KONUSU DA ISIN CABASI ...

4 HALIFEYI OVEN HZ RESULUN SOZLERI VAR...

  HADIS KONUSUNDA BAZI SOZLERINIZ CIK  TEPKI CEKEBILIRDI ...EBU HUREYRE ..FALAN...KONU DAGILIRDI ...GECIYORUZ..AMA SONUCTA  SIZ  HZ ALI YI OVEN  RIVAYETLERI SADECE KABUL EDERKEN BIZ SUNNILER 4 HALIFEYI OVEN SOZLERI DE KABUL EDIYORUZ...OLAY BU !!!SII HADIS RAVILERI ICIN DE NELER SOYLENEBILIR...BU  POLEMIGE DONER, ASIL KONU DAGILIR...GECIYORUM

siyasi ve askeri bir zorunluluktan  Bahsediyor BAZI Sİİ  KARDEŞLERİMİZ, HASAN-HÜSEYİN'İN HİLAFET KONUSUNDAKİ TEPKİLERİ İÇİN...Sızın mantıkla bakalım, ayet-nas-Allah'ın emrı varken ne sıyasetı ve askerı..

Yani sÜnni mantIĞa gÖre Hz Hasan ordusunu toplayIp Muaviye'nin Üzerine yÜrÜmeli binlerce MÜslÜmanIn kanI akmalI , Beni Ümeyye'nin Hz Hasan'a karŞI ÇIkaracaĞI tepkilere de "ayet" adI altInda Şiddetle karŞIlIk verilerek Beni Ümeyye'nin soyu kurutulmalIydI.Ayete uyacaĞIz diye IslamI parÇalamak onlarIn kafasIna pek yatmamIŞtI."BÖyle kutsal topraklar,kan ile dolmamalI" diyerek Şehit edileceĞini bile bile Kufe'ye giden Hz HÜseyin'i dÜŞÜnÜn.Ehl-i Beyt iŞte bÖyle onurlu insanlardan oluŞur.O zaman diyeceksiniz ki neden Hz Ali ayeti korumak uĞruna 75 bin MÜslÜmanIn kanInIn akmasIna neden oldu?

ÇÜnkÜ SIffIn savaŞInI Hz Ali deĞil Muaviye baŞlatmIŞtI.SIrf hilafeti ele geÇirebilmek iÇin orduya baŞ kaldIrIp kendi ordusunu kurdu.Oysa Hz Ali'nin zaten bir ordusu vardI...

   EEE  AMA SONUCTA SAVASTI..KAN AKTI ..BABA KAN AKITIYOR OGUL AKITMIYOR...SIZIN MANTIKLA BAKAESAK HZ ALI ISLAMI PARCALAMAK MI ISTIYOR...VEYA HZ HASAN MI BABASI KADAR CESUR DEGIL...!ALLAHIN ILAHI EMRI VARSA ORDUSU VARDI YOKTU NE ONEMI  VAR...BEDIR DE ORDU MU VARDI...! TEKRAR EDIYORUZ:FARKLI TEPKILER ORTAYA KONUYOR CUNKU  " OLAY DINI DEGIL SIYASI !" ... SANKI HZ HASAN SAVASMA DIDA KAN AKMADI..UMMET PARCALANMADI...

  BAKIN CANIM KARDESIM...SAMIMI SOYLUYORUM: SII YORUM SIZCE DE HZ ALI,HASAN,HUSEYIN 'I  BIR COK  YERDE ZAN ALTINDA BIRAKMIYOR MU... NE DERSINIZ...!?

...SIA TEK VUCUT MU ...?

Zeyddiye ve BatIniyye inancI Şiadan sapmIŞlardIr ÇÜnkÜ 12 imamIn emirlik makamI hem Şia hem sÜnni kaynaklarInda kabul edilirken onlar "5 imam,6 imam" gibi inanÇlara sahip olmuŞlardIr.Ve bugÜn nÜfus bulduklarI yerlere bakarsanIz havariÇlerin de nÜfus bulduĞu gÜney yemen gibi cahil yerlerdir.

Sebaiyye, Mensuriyye, Ğarabiyye, BuzeyĞiyye, Yakubiyye, Ismailiyye, Ezduriyye mezhepleri ise gulat olduklarI iÇin Şiadan dIŞlanmIŞlardIr.

Imamiye bÖlÜnmemiŞtir.Sadece mÜÇtehitlere ayrIlmIŞtIr,bu da ufak fIkIh farklIlIklarIndan kaynaklanmaktadIr.

    ZEYDIYYE  DE IMAMIYE GIBI KARDESIMIZDIR..AMA YINE KONUYU DAGITIRIZ DETAYA GITMIYORUZ! DIGER GULATLARI DISLAMANIZ GUZEL!AMA SORUN SURADA : SIZ SIAYI SADECE IMAMIYE - 12 IMAM -ILE SINIRLADINIZ..KABUL EDINI..ONLARDA SII ICINDE AMA GULAT- ASIRI!-

Peki SÜnni tek vÜcut mu?

ÖrneĞin Imam Malik'e gÖre "namazda bismillah demek mekruh" , Ebu Hanife'ye gÖre ise "namazda bismillah demek namazI batIl eder" ,Imam Şafii'ye gÖre "namazda bismillah dememek namazI batIl eder".En azIndan bizim mÜÇtehitlerimizin hepsi 12 imamIn emrettiĞi Şekilde emretmiŞlerdir.Ancak sizin bir mezhebinizin kIldIĞI namaz Öteki mezhebinize gÖre batIl ?

AMA BIZDE MEZHEP DIN DEGILDIR..YANYANA DA KILARIZ! AMA SIA BIR ITIKADI MEZHEP!BIZIM IKI NAMAZIMIZDA OLUR AMA SIZDE IKI SIA MEZHEBINDEN BIRI MUTLAKA KAFIR OLUR...CUNKU ITIKADINIZDA FARKLILIK VAR...BIZIM  ITIKATTA AYRILIGIMIZ YOK..AMELDE VAR O DA NORMAL...AYET-HADIS...YORUMUNDA FARK OLUR...!

ISKENCE MI VAR, OLDURME TEHDIDI MI VAR

     Var tabi...............BIR ORNEK VERILIYOR... AMA SAHABILERI BIRBIRINE  KARSI GOSTEREN BIR RIVAYETI GECIYORUZ...AMACIMIZ  BIRLIK SAGLAMAK...AYRILIK ORNEKLERINI SIRALAYIP  AYRILIGI KORUKLEMEK DEGIL ..AMA KONUYU ATLAMIYORUZ :HATA ORNEGINI TEKRAR ZIHINLERDE CANLANDIRMAYIP YORUMA GECIYORUZ :

  Siz bu olayI anlatIrken "Ömer celalli idi bu sIrada yanlIŞ sÖzler etmiŞ olabilir" diyorsunuz.HaklI idi diyorsunuz.Ama konu Hz Ali(a.s) olunca "haksIzdI,koŞa koŞa gidip bi'at etmeliydi" diyorsunuz.Herkes hak,bir Ali batIl.
     HZ OMER MUTLAKA HALIFE BIR AN ONCE SECILMELI VE UMMET BASSIZ KALMAMALI KONUSUNDA HAKLI...YOKSA YAPTIGI HAREKER - CELALLI ADAM  AMA SONUCTA HAREKETI- YANLIS ...HZ ALI BIAT  ETTI AMA SONUCTA...BU NE ILAHI  EMIRE MUHATAP  OLMA ISI KI TEHDIT VEYA KAN DOKULMESI DURUMLARINDA RIZA , ANLASMA ILE SONUCLANAN OLAYLAR GERCEKLESIYOR...BU BILE ASLINDA OLAYIN SADECE SIYASI VE IKTIDAR MUCADELESI OLDUGUNUN ISARETI... OLAY DINI OLSA IDI -  IMAMET HZ ALI'NIN AYET ILE HAKKI OLSA IDI - BU  ILAHI EMIRI GERCEKLESTIRMEK ICIN BILE OLUMU GOZE ALIRDI HZ ALI ...HZ HASAN DA ...AMA ANLASMA SIKINI TERCIH ETTILER...

HZ ALI'DEN SONRA YAZIYA GEÇIRILEN VE HZ ALI'NIN YAZDIGI IDDIA EDILEN N. BELAGA

Nehc'ul BelaĞa'da bulunan mektuplar tarafImIzdan yazIlmamIŞtIr.ÇÜnkÜ mektup ve hutbeler zaten Çok Önceden yazIya geÇirilmiŞti.IŞte senetler : 1- (Şeyh'ut Taife Tusi'nin iki gÖrÜŞÜnden biri esasInca) H. 328 yIlInda NeccaŞi'nin dediĞi esasInca da 329 yIlInda) vefat eden HÜccet'ul Islam Kuleyni; Kitab-i Cami-i Kafi.2- H. 285 yIlInda vefat eden Ebi Osman Ömer b. Bahrul Cahiz'in el-Beyan ve't-Tebyin adlI eseri. 3- MÜberret diye meŞhur olan ve H. 285 yIlInda vefat eden Ebil Abbas Muhammed b. Yezid'in el-Kamil adlI eseri. 4- Muhaddis Kumi'nin, el-KÜnye ve'l Elkab kitabInda yazdIĞI esasInca h. 246 yIlInda (baŞka bir gÖrÜŞÜ gÖre de H. 292 yIlInda) vefat eden Ahmed bin Ebi Yakub el-Katip'in, Tarih-i Yakubi diye meŞhur olan kitabI.5- H. 310 yIlInda vefat eden Cafer Muhammed bin Cerir et-Taberi el-Amuli'nin Tarih-i Taberi diye meŞhur olan Tarih'ul Umem ve'l-MulÜk adlI eseri. 6- Şeyh-i Ekdem Ebu'l-Fazl Nasr bin Mezahin el Munekkeri et-Temyini el-Kufi'nin Kitab-u Siffin adlI eseri. Şeyh-i Ekdem kadim ravilerdendir, hatta Tabiin'den sayIlmIŞtIr. Imam (BakIr'ul Ulum) Muhammed b. Ali b. HÜseyin (a.s)'In ÇaĞdaŞIdIr ve hatta ondan rivayet eden Şahsiyetlerden biri sayIlmIŞtIr. Ravendi'nin Haraic adlI kitabInda yer aldIĞI esasInca Imam Ali b. Musa RIza (a.s) zamanInda yaŞamIŞtIr. H. 212 yIlInda da vefat etmiŞtir.7- H. 413 yIlInda vefat eden Şeyh Mufid'in kitaplarI, Özellikle de kitaplarInda H. 297 yIlInda vefat eden meŞhur tarihÇi Muhammed b. Ömer b. Vakid Vakidi'ye isnad ederek naklettikleri.8- H. 346 yIlInda vefat eden Abdullah b. MÜslim b. Kuteybe ed-Dinveri'nin Tarih'ul-Hulefa diye meŞhur olan el-Imame ve's-Siyase adlI kitabI9- H. 346 yIlInda vefat eden Ebi'l-Hasan Ali b. HÜseyin b. Ali el-Mesudi'nin yazdIĞI Muruc'uz-Zeheb ve Meadin'il-Cevher fi't-Tarih adlI eseri.10- H. 381 yIlInda vefat eden ve Şeyh Seduk diye meŞhur olan Ebi Cafer Muhammed b. Ali b. HÜseyin b. Babeveyh Kummi'nin kitaplarI11- H. 283 yIlInda vefat eden Ebi Ishak Ibrahim b. Muhammed b. Said es-Sakafi el-Kufi Isfahani'inin el-Garat adlI kitabI.

Bunlar sadece sÜnniler tarafIndan kesin sayIıan kaynaklardIr.Bunun dIŞIndaki senet sayIsI ise 200'Ü bulmaktadIr.Nehc'ul BelaĞa'nIn Seyyid Razi veya kardeŞi Murteza tarafIndan uydurulduĞu ise yalnIzca iki sÜnni alim tarafIndan rivayet edilmiŞtir(Yafii ve Ibn-i Hallakan)

  KARDESIM...HZ RESUL'UN  HADISLERI O  SAGKEN DE YAZILIYORDU- SONRA YASAKLANDI- ELLI SENE GECMEDEN - KI BILIRISNIZ RAVI  ZINCIRINE VERILEN ONEM...YOLCULUKLAR...SENET, GUVENILIRLIK...- YINE DE BIR SURU  UYDURMA HADIS HALA KITAPLARDA HADIS GIBI YAZILIR CIZILIR...KIM ADINA BU UYDURMALAR  ..PEYGAMBER ADINA..UTANMADAN...

   DIYORUZ KI ..BU MEKTUPLAR HUTBELER... ZAMANLA - SIZ TABII KI YAZMADINIZ AMA - HZ RESULE BIR SURU UYDURMA HADIS RIVAYET EDEN SII VARKEN - TABII SUNNI DE UYDURMUS AMA KONUMUZ N. BELAGA ...O  NEDENLE SII UYDURMALARINI ONE ALIYORUZ!- , HZ RESULE SIILIK ADINA YALAN IZAFE EDENLER HZ ALI YE  NEDEN ETMESIN KI ...HZ RESUL DEN KORKMAYAN ALI DEN NEDEN KORKSUN..." COK DAHA ONCE " DE OLSA  SONUCTA HZ ALI'NIN KALEME ALMADIGI BU ESER DE DE MUTLAKA - BIZE GORE TABII - EKLEMLER OLMUSTUR...MESELA :Hz.Ali (as) diyor ki: And olsun Allah'a O'nu ilk gerçekleyen kişiyim ben (ilk iman eden) .Nehc’ul Belaga Hutbe 37... YANI  BU COK TARAFLARA CEKILEBILIR...NEYSE KONU YINE DAGILACAK!!!

halife Ömer 70 defadan Fazla Ali olmasaydI Ömer helak olurdu demiŞtir.    DIYOR BIR SII KARDESIMIZ ..BU KADAR ALI’YE ONEM VEREN BIR HALIFE- KI EN SEVDIGIMDIR ÖMER TEKRAR ALTINI CIZEYIM!- ALLAH’IN AYETINE NASIL KARŞI GELIYOR O ZAMAN ALI OMER ICIN ONEMLI , BU SOZU SOYLEDI , EEE BIR DE AYETTE VAR .. O ZAMAN .! VEYA ALI NEDEN DEMEDI    VER O ZAMAN HAKKIMI  TAŞI GEDIGINE NEDEN KOYMADI  OMER MI KI BIR EVDEN BIR KURBAN YETER DIYECEK KADAR HILAFETTEN YORGUN DUSMUS VE OGLUNU HALIFE TAYIN ETME ISTEKLERINI REDDETMISTI - MAKAM DUSKUNU IDI ,- KI YAPTIKLARI BELLI ; HEP HIZMET ETTI  KESKE SIA KARDESLERIMIZ BU KONUDAKI RIVAYETLERI DE YAZSA... YOKSA HZ ALI YINE MI VE HALA SABREDIYORDU!

 DoĞrudur,Ömer bin Hattab ÇeŞitli yerlerde 70 defadan fazla  Levla Aliyy’un- le-heleke Ömer. demiŞtir.Şimdi gelelim neden Hz Ali bu sÖzÜ Ömer zamanInda kendi hilafetinin hak olup olmadIĞInI gÖstermek iÇin kullanmadI,hala mI sabrediyordu.Öncelikle Şura olayI haksIz bir biÇimde Ömer'in kazanmasInI saĞlayacak Şekilde kurulmuŞtu.Ki Hz Ali,amcasI Abbas'a zaten kendisinin kazanmasInIn mÜmkÜn olmadIĞInI sÖylemiŞti.Ortada bÜyÜk bir haksIzlIk vardI.Hz Ali "ayet ayet" diyerek topladIĞI orduyla Ömer'in ÜstÜne mi yÜrÜmeliydi? SabIr.Sabrediyordu.

   HEP  AYNI  SEY:HZ ALI  BEKLIYOR...SABREDIYOR..ANLASMA YAPIYOR..AMA KARDESIM ..ORTADA NAS -AYET VARSA BU NE GENIS YUREKLILIK...OLMAZ KI...BI DE SII YORUMU DUSUNUN..OLAY SIYASI..BASA  GECME + HIZMET  YARISI ...BIRINDE OLMADI...BIRINDE ANLASMA YAPTI...BAKIN BU ACIDAN BAKINCA OLAYLAR NASIL YERLI YERINE OTURUYOR VE HZ ALI VE SULALESINI -  EN AZINDAN GOREVINI TEHIR ETMEMEKLE ITHAM ETMIYOR!- DI MI ...HZ ABBAS A  KAZANMASI MUMKUN DEGIL DEMIS...HERKES KAFIR BI ABBAS KALDI- VE BIR KAC SAHABI !- ...ISTE BU DUSUNCE  GULAT  SIAYI DOGURUYOR ZATEN...IKTIDAR HIRSI ICIN DINLERINI SATAN SAHABILER- HASA  SUMME HASA...!!!-  SII KARDESLERIMIZIN DE SAHABI  ICIN BOYLE SOYLEMEDIGINI BILIYORUZ AMA BU YORUM ORAYA DEK UZANIR ...!   YOK  CANIM KARDESIM..OLAY SIYASI IDI ..SECIM, BIRAZ DA KAVGA...KLASIK  HUKUMET OLMA GORUNTULERI ..ARADA BIRBIRINI KIRMALAR..AMA OLAY BITINCE YENIDEN BARISMALAR..BIRLIKTELIK , YARDIMLASMA, IKRAM VE ILTIFATLAR...UNUTMAYALIM SAHABE DE INSAN VE BU OLAYLARDA HP INSANI ...- ASHABIM GOKLERDEKI YILDIZLAR GIBIDIR HADISI UYDURMADIR! BUNU  DA BELIRTELIM...-

Diyorsunuz ki "Ömer hilafette ÇalIŞmaktan baŞka birŞey yapmadI".Peki bu Muaviye belasInI baŞImIza ilk musallat eden kimdi??

  SIMDI  DICEM HZ ALI ..KIZACAKSINIZ...HAKEM OLAYINI NIYE KABUL ETTI..NE ALAKASI VAR OMER -ALTINI CIZIYOM EN SEVDIGIM HALIFEDIR !- ILE....YAPMA  KARDESIM...ALLAH ICIN ...!

ISLAMDA IRKCILIK YOK AMA SII MANTIK TEK BIR SOYA BAGLAYABILIYOR HILAFETI... KISACA SIILIK GEREK HZ. ALI OLAYINDA HZ. ALININ UGRADIGI HAKSIZLIGA GOSTERILEN TEPKIYE ZAMANLA EMEVI IKTIDARINA DONUSEN OFKENIN EKLENMESI ILE SIYASI OLAYIN ASIRILIGA - KI ZAMANLA HZ. ALIYI ILAH ILAN EDENLERDE CIKTI ...- VE DINI HUVIYET KAZANMASI ILE ITIKADI BIR MESELE HALINE DONUSTURULMESINDEN BASKA BIR SEY DEGILDIR...

Islamiyette kan davasI da yoktur ama o Çok sevdiĞiniz Muaviye,Osman'In kan davasInI aÇarken "haklI" diyordunuz.

   OLMADI KARDESIM...HIIIC OLMADI...AHA BURAYA BI DAHA YAZIYOM ...KURNADAKI BIR AYET OLMASA - hasr:9-10: ...Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin." - HAYATIM BOYUNCA MUAVIYE YE DE KIZAR NEFRET EDERDIM... BENI BIRAKIN HANGI SUNNI MUAVIYE HAKLI DIYOR KI ...!!!YAPMAYIN LUTFEN...!

       Hilafetin tek bir soya baĞlI olmadIĞInI sÖylerek bizzat Kur'an ile ters dÜŞÜyorsunuz :

  Yoksa onlar, Allah’In kendi fazlIndan insanlara verdiklerini mi kIskanIyorlar? DoĞrusu biz, Ibrahim ailesine kitabI ve hikmeti verdik; onlara bÜyÜk bir mÜlk (saltanat) de verdik.” Nisa 54 Hz Ibrahim'in ailesine bÜyÜk bir mÜlk olarak saltanat yani bir nevi emir-Ül mÜminin'lik veriliyor.Bu IrkÇIlIksa tÖvbe haŞa(cÜmlenin gerisini getirmek bile istemem ama) Kur'an'da IrkÇIlIk mI var yani?

  ALAKASI YOK  KI KARDESIM...SIZ BILE DIYORSUNUZ " BIR NEVI"...YANI  SIZIN BIR NEVINIZE UYMADI DIYE BIZI DINDEN CIKARMAYINIZ LUTFEN...ONCE KITAP SONRA HIKMET VERILDI...BI DE MULK VERILDI-SERVET- HILAFET NEREDE..OLSA BILE BU ANLAM ..KAN BAGI ILE ALAKASI NE...SIZCE ISLAMDA IRKCILIK MI VAR YOKSA...NEYSE KONU YINE DAGILMASIN !!!

 Hilafet Ehl-i Beyt'e baĞlanmIŞtIr ki bu Peygamber efendimizin emriyle olmuŞtur.

  BU  SII  YORUM TABII ...ILLA KABUL EDECEK DEGILIZ !

Ve Neticede...Oysa ki adInI ister IrkÇIlIk koyun ister kabilecilik,bir insanIn ne yaptIĞInI en iyi onun ailesi bilir.Peygamber efendimizin kIzI,damadI ve oĞullarI Hz Hasan ve HÜseyin efendilerimizin de Peygamber efendimizden rivayet ettiklerini pek tabi en iyi onlarIn ailesi bilecektir.

  BU MANTIKA ISLAMDA PATISAHLIK TA VAR DERIZ O ZAMAN..BABADAN OGULA...OSMANLILARA NIYE KIZIYORSUNUZ KI O ZAMAN...KONU YINE DAGILIYOR...!

BIR IKI SIA REKLAMI OLAN CUMLEYI ALMIYORUZ BURAYA ...:

  Emevi iktidarIna da Abbasi iktidarIna da bir nefret beslemiyoruz.Hz Ali'ye buĞz edenlere de.Ancak insanlarI sevmekte ya da sevmemekte ÖzgÜrsek biz de bunu kullanIrIz.

  BU  BAKIS ACISI COK GUZEL...

  BURADA DA EMEVILERI KOTULAYEN BIR KAC CUMLE VAR ALMADIK...BIZ TABII KI HZ ALI YI HAKLI GORUYORUZ VE EMEVILERIN ISI SALTANATA DONUSTURDUGUNU KABUL EDIYORUZ...
Elbette ki kÖrÜ kÖrÜne "biz hakIz,geri kalanI batIl" gibi bir dÜŞÜncemiz yoktu,hiÇ olmadI,olmayacak da.Olanlar ise olsa olsa kendini mezhebi farklIlIklara fazla kaptIranlardandIr.Bizler ister Şii olalIm ister sunni,yapmamIz gereken Şey 1400 sene Önce olanlarI IsItIp IsItIp ortaya ÇIkarmak,birbirimize olan kinimizi arttIrmak deĞildir.KeŞke bu yazInIzda da aynen baŞlIktaki gibi "kardeŞliĞimiz"den bahsetseydiniz de bu mevzularI tekrar tekrar aÇmak zorundak

  ALLAH RAZI OLSUN.BOYLE BITIRECEK OLMAMIZ HARIKA..RABBIM RAZI OLSUN

   BIZ BU KONUYU ELE ALIRKEN TARIHI HATALARIMIZI TEKRARLAMAMAK YANINDA KARDESLIGIMIZI TESIS EDERKEN SUNNILER OLARAK BIZ 1 ACIKCA " BOYLE DUSUNUYORUZ AMA FARKETMEZ BIZ BUYUZ AMA ELIMIZI DE SIIKARDESLERIMIZE UZATIYORUZ DEMEK ISTEDIK..GIZLI SAKLI OLMADAN..SII KARDESLERIMIZI  YANIMIZA DAVET EDERKEN KENDILERININ DUSUNCELERINE BAKIS ACIMIZI DA BILSINLER ISTEDIK...ZATEN AYNI DUSUNSEK, OLAYLARI AYNI YORUMLASAK YA BIZE SII YA SIZE SUNNI DENIRDI DI MI ..AMA IKI GRUP VAR VE BELLI KABULLERI VAR...BUNLARLA BERABER- ACIKCA - BIZCE BU OLAY  BOYLE AMA YINEDE KARDESIZ DIYORUZ..ACIK VE GENIS YUREKLILIKLE...AMAC HAYAL UZERINE DEGIL , BIRBIRINI OLDUGU GIBI KABUL ETMEK VAR BIZIM HAREKET NOKTAMIZDA...

En altta yazdIĞInIz ve "sorumlu deĞiliz" dediĞiniz,tipik beni Ümeyye ve havariÇ uydurmalarInI iÇeren "Ibni Sebe ve Fars MilliyetÇiliĞi" konusuna ise hiÇ girmeyeceĞim.ÇÜnkÜ eĞer Öyle olsaydI Ibni Sebe,Şia kitaplarInda "fasIk,LAin,hain" olarak nitelendirilmezdi.Fars MilliyetÇisi olsa idik de kendimizde tamamI KureyŞ'li Arap olan 12 imamI veli deĞil,tamamI Fars olan 12 kiŞiyi seÇerdik ve bunlarIn iÇerisinde de emin olun biri Selman Farisi olurdu :) .

  ICERIKTEN SORUMLU  DEGILIZ  DEDIK... DI MI ... :)  SELMAN I  FARISI  ESPIRISI DE IYI GITTI AMA ...:D

 Şaka bir yana dediĞiniz gibi artIk kardeŞÇe beraber hareket etmeli ve bu iŞi alimlerimize bIrakmalIyIz.

   HAY ALLAH RAZI OLSUN...ALIMLER TARTISIP DURSUN...BIZ  KARDESCE VE BIRLIK ICINDE YASAYALIM ...OH BEEE :)

EĞer yazIma cevap vermek isterseniz lÜtfen bÖlÜp parÇalayarak her cÜmleye cevap vermek yerine ilk Önce tamamen yayInlayIn,daha sonra istediĞiniz gibi cevap verin ki objektif olduĞunuzdan emin olabilelim

    DEGISIK  BIR OBJEKTIFLIK ANLAYISINIZ VAR...ONCE SIZIN YAZI SONRA BENIM KI ...EMIN OLUN YAZI COK UZUN OLUR VE ILK ACAN UZUNLUGUNU GORUP OKUMAZ...OBJEKTIF OLAMANIN - SUBJEKTIVIZM, OZNELLIK, - KRITERI BENCE PARCA PARCA ALIP CEVAPLAMAK DEGIL, YAZINIZI DEGISTIRIP BURAYA OYLE EKLEMEM VEYA " SOYLE DEDI" DIYEREK YAZINIZI  ALINTILAMADAN HAYALI BIR METNE CEVAP VERMEM OLURDU ...AYRICA BU BIR METOD VE BEN BU METODU HEMEN HEMEN TUM MESAJLARA UYGULARIM - ILK BIR KAC SIKICI VE UZUN DENEMEDEN SONRA KESFETTIGIM BIR YONTEM BU ! :) -

 (bu arada ben de ÜnlÜ olayIm :))) )

 KUSURA BAKMAYIN BURADA SADECE BEN UNLU OLABILIRIM :)))

 MAIL ADRESINI YAZINCA - TIPKI  BANA OLDUGU GIBI- YAZIDAN HOSLANMAYANLARCA RAHATSIZ EDILMESINLER DIYE SITEDE  MAIL ADRESI ASLA VERMEM ... CUNKU BAZEN COK REZIL SEYLER GELIYOR...BUNUN VEBALINDEN KORKARIM...YANI  MAILINIZI VERMICEM VE BU DA SADECE SIZE  KARSI OLAN BIR TUTUM DEGIL :)

BaŞlattIĞInIz barIŞ projesini sonuna kadar destekliyorum.Selam ve dua ile.

EYVALLAH KARDESIM.ALLAH RAZI OLSUN.BI GUN BERABER KARSILIKLI CAY ICEREK MUHABBET ETME DILEGI ILE..A.SELAM VE DUA ILE

NOT: YAZINIZI  NASIL YAZDINIZ BILMIYORUM AMA BIZE COK BOZUK GELDI COZENE KADAR ÖLDÜK :) .. ISTE ILK SATIRI :S
elamun Aleyküm,Sünni ve Şia mezheplerini siyasal anlamda birleştirme konusundaki yazılarınızı okumuştum.Ve Şiilik bölümünüzün açılmasını heyecanla beklemekteydim.Siyasal anlamda mezheplerin birleşmesi için atılabilecek adımlar hakkında düşüncelerinizi duymak istiyordum.Nihayet yazınızı yayınladınız.Ancak -belki iyi niyetle- iki mezhebin birleşmesi için yapılması gerekenleri anlatmaktan çok,Şia mezhebinin fikirlerini eleştirmişsiniz.Pek tabi sizi rahatsız eden fikirleri eleştirmek hususunda haklısınız,ancak kullandığınız "...  
        ASLINDA CEZA OLARAK SİZE DE  AYNI SEKILDE CEVAP GONDERMEK VARDI YA...NEYSE ...:)


                                                    
          BİR BAŞKA Şİİ KARDEŞİMİZİN ( II.)  MAİLİ
 
Kardeş samimiyetinizden dolayı Allah sizden de razı olsun. Evet! Dediğim gibi İranda ve Irakda ve türkiyede ki Müçtehit ve Alimlerimiz bizleri bu üç isim hakkında yıllardır sıkı sıkıya uyarmaktadır. Bu uyaranların içinde Ayetullah Humeyni, Ayetullah Seyyid Ali Hamanei Ayetullah Sistani Murtaza Mutahhari Ali Şeriati Ahmedi Nejat ve daha bir alim ve Müçtehitler vardır. Allah hepsinden razı olsun... Benim Bu üç isimle ilgili tespitlerim biraz var. Kardeş ben  eskiden Abdul Halim El Gızzi denen sapığın bir numaralı talebelerinin sohbetine gittim. O zamanlar Şii alimleri beni hep uyarırlardı gitme diye. Ama ben dinlemedim gittim. Tam 8 ay sohbetlerine katıldım. Kusuruma bakmayın ama bu 8 ay zarfında Ehl-i Sünneti kafir görürdüm. Kafir görmeyenleri de zayıf imanlı sayardım. Bu fikirlerimi Türkiyede ki Şii alimleri duyduklarında beni bu yoldan çevirmek için ellerinden geleni yaptılar. Allah hepsinden razı olsun.  Neyse vel Hasıl Kelam yine o dönem İran'a gittim. Ve bir çok Müçtehitle görüştüm sorular sordum bu gruptan öğrendiklerimi aktardım. Ve bütün şii müçtehitler gittiğim yolun batıl bir yol olduğunu ve tövbe etmem gerektiğini söyledi. Türkiyeye döndüğümde artık biraz rahattım. Ve karar verdim araştırmaya. Araştırmalarımda Şii'liğin bu olmadığını gördüm. Şiilik Allah'a Peygambere, Ehl-i Beyte Kuran'a Adalete, Mead'a ve İslam Aleminin yaptığı tüm ibadetlere iman etmekle olur. İşte Şiilik buydu. Ve ben bu grubun içerisine girerek İmam Sadığın sözünde söylediği gibi ileri gidenlerden olmuştum. Yani azıtanlardan. Ve tevbe edip Araştırmalarıma hız verdim. Abdul El Gızzi ismini tespit edip bir çok araştırma yaptık. İranda, ve birisi aracılığı ile Irakda. Anladım ki bu sapık insan Mezhep kavgalarını aşırı derece de körüklemek için Şii toplumu içerisine sızmış birisiydi. Ayetullah Humeyni Abdul El Gızziyi bizzat Zindana attırmıştır. Kendisi öldükten sonra Zindandan çıkmıştır. Aynı saçmalık ve sapıklıklarına devam edince bu sefer Ayetullah Seyyid Ali Hamanei Irak'a Sürgün etmiştir. Bazıları onun ıraktan Pakistana geçtiğini ve orada Vahhabiler tarafından öldürüldüğünü söylüyor. Çünkü Pakistanda bir dönem mezhep kavgası siyonistler tarafından had safhaya ulaşmıştı. İşte İster sünniler içinde olsun ister şiiler içinde olsun böyle sapık insanlar ümmeti birbirine düşürüp CİA ve Mossad adına iş yapmaktadırlar. O dönemlerde İRanda bir gazete Abdul Halim el Gızzıinin dış bağlantılı olduğunu yazmış ama buna kanağım yok. Sadece İranda okuyan bir alimden duydum. Bazılarıda iran'da birmüçtehidin bu adamın ismini yazarak ABD adına çalıştığını yazıp evinin duvarına astığını söylüyor... Vel Hasıl Kelam kardeş Şiiler birçok insanın tanıdığı gibi değildir.  Sünniler Allah'ı Nasıl Kabul ediyorsa Şiilerde Kabul ediyor. Sünniler Kıbleyi Kuran'ı Peygamberleri, Orucu Namazı Haccı Zekatı kısacası amel ve ibadetleri nasıl kabul ediyorsa Şiilerde kabul ediyor.  Muhterem Kardeşim ayrıca uzun makalenizde Ayetullah Humeyninin HAŞA Peygember efendimize bir çok insanın yanlış anladığı gibi BAŞARISIZ dediğini yazmışsınız. Muhterem kardeşim sözü ilk önce anlamak gerekmektedir. Bu gün bunu bırakın ayetullah Humeyniyi basit bir şii bile demekten Haya eder... Ayetullah Humeyni kendisini yanlış anlayanlara cevabını vermiştir Zaten. Peygamber efendimiz Ebu Cehili ve Ebu Lehebi hidayet etmede Başarısız oldu demek Peygamber efendimizin Haşa başarısızlığına ve acizliğine değil Abu Cehillerin hidayette ki başarısızlıkları ve acizliklerini göstermektedir. Şia'da Usl-i Din vardır. Usul-i Dinin en önemli şartı Peygambere imandır. Ayetullah Humeyni Peygamber efendimizle ilgili eserler yazmış makaleler kaleme almıştır. Allah rızası için okuyun ve böyle bir sözle karşılaşırsanız bizede bildirin. Ayetullah Humeyni Tüm insanlığa Hz.Muhammed örnek almayı özellikle tavsiye etmiştir eserlerinde. Şimdi bazılarının yanlış anladığı gibi Ayetullah Humeyni eğer gerçektende o anlamda BAŞARSIZ dediği birine neden insanları aşık etmeye çalışıyor ki? Neden O peygamberi takip edin onun Ahlakıyla ahlaklanmaya çalışın diyor. En Azından Selman rüşdü olayına dikkat çekeyim. Bildiğiniz gibi Selamn Rüşdü sapık ve kafir bir zattı. Peygamber efendimize sürülerce iftira atmış alay etmiş ve küfürler etmişti. Şeytan ayetleri kitabı çıktığında o dönemde Dünyada sadece Ayetullah humeyninin sesi duyuldu. Hatta bununla ilgili Peygamber efendimizin kudsiyetiyle ilgili bir konuşma yapmıştır. Ve Selman rüşdünün katledilmesinin caiz olduğu fetvasını vermiştir. Hatta kendisi 17 yaşında bir genç olmayı istemiş ve keşke genç olsaydımda ingiltereye gidip Peygember efendimize dil uzatan o kafiri öldürseydim demiştir. Bu fars sitelerinde mevcuttur. Hatta Türkçe bazı sitelerde de okumuştum bu konuşmayı...Kardeş şimdilik kendinize iyi bakın. Allah'a emanet olun.            

                                                            BİR BAŞKA KARDEŞİMİZDEN MAİL
     sevgili kardeşler öncelikle Allah bu siteyi açdığınız ve müslümanlar arasında kardeşlik kurmaya çalışdığınız için sizden razı olsun ve hepimizin günahlarını bağışlasın diye dua ediyor sonra konuya giriyorum. sitede yayınlanan şii-sünni kardeşliğine ait yazıları okudum herşey çok güzel ancak bir şey dikkatimi çekiyor. neden siz sünniler sanki kendi mezhebiniz hakmış gibi şiayı ehli bidat olarak nitelendiriyorsunuz? sanki siz müslümansınızda şia müslüman olmayan ama islama kabul edilmek aşamasında olan bir mezhepdir. size sorarım neden şia ehli bidatdır? unutmayın şia sünneti Rasulullahın (s.a.a) ehli beytinden (a) alır, sizin mezhebinizse hadis konusunda şiadan geridir çünkü bazı kimseler hadis nakl etmeyi yasakladığı için sizler tam 150 yıl gibi bir sürede hadis nakl edemediniz. şianın yayılmasına geldikde ise her kes kendi inancını seçmekde hürdür. belki sizin yazdığınız doğrudur, İran buna katkı sağlıyor ama kesinlikle kimse bir kişinin mezhebini seçmesine engel olamaz.   ilki...8@mail.ru
     SELAMUN ALEYKUM.GUZEL KARDESIM.SIILER BIZIM DIN KARDESIMIZ. ONCE BUNU BILELIM. BIDAT DEMEK EHLI ISLAM DIDI DEMEK DIIL KI .SIZ DE DE  BIZI BIRAKINIZ EHLI SIA OLMAYI - KI ALI'YI SEVME ANLAMINDA OYLEYIZ!- BIZI  EHLI ISLAM BILE KBUL ETMEYENLER VAR DI MI AMA BIZ ISLAM ICI AMA BAZI KONULARDA BIDATE YANLISA DUSMUS KABUL EDIYORUZ: IMAMET, TAKIYYE, ...VS!!!  HADIS KONUSUNA GELINCE ISTERSENIZ DALMAYALIM.SIZIN ITHAMLARINIZI SUNNILIK ADINA BIZ ORTAYA ATABILIRIZ HELE UYDURMACILIKTA MILYONLARI BULAN MEVZUATLAR CABASI...GECELIM...
      ZATEN BIZ DE BUNLARI YANI KARSILIKLI " BENIM MEZHEBIM SENINKINI DÖVER" MANTIGINI ASALIM DIYORUZ. 1400 SENEDIR SONUC ORTADA.BAK SELAMLA BASLADIN...NERELERE GELDIK...GECELIM...!  "SEN SII BEN SUNNI O KADAR...!"  DIYORUZ ! UZATMAYALIM- VEYA ALIMLERIN VAKTI BOL , TARTISSINLAR...BIZ "BERABER YOLA DEVAM EDELIM" DIYORUZ...ERKEKSEK GAVURU SUNNI VEYA SII YAPALIM, SUNNI VEYA SII'YI TERSI DIIL!!!
      GELELIM  MEZHEP  REKLAMI YAPMA KONUSUNA: YUKARIDA DEDIK YA YAPACAKSAN DINININ REKLAMINI YAP, GAVUR OLSUN SII...EYVALLAH  AMA KAYNAKLARI SUNNILERI SII YAPMAYA HARCARSANIZ , ACIKCA YAZIYORUZ:
  "ELİMİZDE BIR  SUNNI'YI SII DUSMANI YAPACAK BIR SURU, PEK ÇOK VE DELILLERI ILE  DOKUMANLAR YIGINI VAR;  BIZLER BUNLARI SAKLARKEN, TEVHID BILINCI, UMMET SUURU IDEALI ILE HAREKET EDERKEN  SUNNI BIR KARDESIMIZI SU VEYA BU SEKILDE SII YAPMA CALISMALARI BIZI ALDANMISLIK PSIKOLOJISINE SOKMAKTADIR VE KENDİMİZİ SAF GIBI ADLEDILME PSIKOZUNA GIRMEKTEYIZ.. BIZ SIZE SUI ZANDA BULUNMAMA, SIZI SUNNI YAPMAMA VEYA EN AZINDAN SUNNILERI SII YAPMANIZA ENGEL OLACAK SURU ILE KAYNAGI SU YUZUNE CIKARMAMA GAYRETI ICINDE IKEN, SII KARDESLERIMIZIN BU INCELIGI GOSTERMEMESI BIZI EN HAFIF KELIME ILE UZUYOR ACIKCASI...  BIZ "MEZHEP ITHALINE HAYIR, INANANLARIN KARDESLIGINE EVET" DIYORUZ...!!! AMA SIILIK  ITHAL ETME GAYRETI ICINDEKI SII  KARDESLERIMIZ  " MEZHEP ITHALINE  DEVAM"  EDERLERSE HEM TUM SUNNI ALEMIN TEPKISINI CEKIP IYICE YANLIZLASACAKLAR HEM BIZIM GIBI INSANLARI DA KAYBEDECEKLERDIR!
    SUNNILERIN KABUL EDEMEYECEGI BIR COK SII KAYNAK, RIVAYET, SOYLEM , VIDEO, KITAP,FETVA, GÖRÜŞ, GELENEKLER GUNYUZUNE CIKARILSA; SUNNI HALKA YANSITILSA BIRAKIN KAFIRI - ZATEN KISMENDE OLSA  VAR OLAN  SUNNI  SII CATISMALARI - IYICE KORUKLENIR VE SONUCTA DA EN COK ZARARI SII KARDESLERIMIZ CEKER.BU YAZIYI TEHDIT OLARAK  DEGIL KARDESLIK HATIRLATMASI, UYARISI OLARAK ALINIZ LUTFEN! UNUTMAYIN KI BU YAZIYI YAZANLAR "SIA KARDESIMIZDIR" DEDIGI ICIN BIR COK HAKSIZ SALDIRIYA MARUZ KALMIS KİŞİLERDIR VE BIZ BILE BU MEZHEPCILIK FITNESINDEN BUNALDIGIMIZA GORE SII KARDESLERIMIZIN SINIR IHLALLERININ NE SAFHAYAB GELDIGINI ARTIK SIZ DUSUNUN...! HALA BIZI ANLAMAYAN  VARSA ARTIK KENDILERI BILIR!
      TEKRAR  EDIYORUZ: " MEZHEP ITHALINE HAYIR, UMMET SUURUNA EVET! " GERISINI  BIZDEN UZAK OLSUN! YAŞASIN İNANALARIN KARDEŞLİĞİ!   SELAM VE DUA ILE

                                                                     BİR SORU
    Efendim essalamün aleyküm.Şiiler hz.Ali KABE-de doğmuş dünyaya gelmiş  diyorlar.Sizce bu o zamanda nasıl oldu.Benim Aklıma pek yatmadı.Şiiler anlatıyor ama ben ne diyeceğimi şaşırdım.Bunun kuran hadis sünnet ve o zamanki kabe ile Hz.Alinin annesi kabede işiş neydi.KABE KUTSAL DEĞİLMİYDİ ORADA DOĞUM NASIL YAPILDI.TARİH BUNU NASIL ANLATIYOR. diyerek bana cevap verirseniz sevinirim.hayırlı günler...
 
   GULAT  DENEN AŞIRI Şİİ GRUPLAR VAR; - HAŞA- HZ ALİ’Yİ  TANRI SEVİYESİNE ÇIKARANLARA DEK UZANIYOR LİSTE.  “SELAMUN ALA MENİTTEBEAL HUDA “ DE GEÇ, FAZLA TAKILMA ONLARA VE ONLARLA…! SELAM VE DUA İLE
 

 

                                                                SON SÖZ SADEDİNDE

                        İSİMLER VE HZ ÜMMÜ GÜLSÜM ANNEMİZ ve NEHCÜ'L-BELAĞA ÜZERİNE

1- Oğluna Ali Rıza, Musa Kazım,... ismini veren bir çok sunni vardır- Ali, Hasan, Hüseyin saymıyorum bile - , kızına fatıma, Gülsüm, Zeynep adı veren de hakeza...! YA peki kaç şia çocuğuna Osman, Ömer, Ebu Bekr, Aişe adını koymuştur? Bırakın isim vermeyi, kaçı onlara sövmemektedir?

2-Hz Ali, kızı Ümmü Gülsüm'ü Hz. Ömer ile evlendirmiştir:

 Hz. Ali'nin Fatma'dan Hasan, Hüseyin ve Muhsin adlarında üç erkek  çocuğu ile Zeyneb ve Ümmü Gülsüm adlarında iki kız çocuğu dünyaya gelmiştir. (  İbn-i Saad, Tabakat, c.3, s.13 (Dr. Mahmud Mehdevi’nin Farsça çevirisinden), Belazeri, Ensab-ul Eşraf, c.2, s.136, www.ehlibeyt.com, www.caferilik.com)

Hicret’in 17. yılında Hz Ömer, Hz. Ali’nin, Hz. Fatıma’dan olma kızı Ümmü Gülsüm’le (r.anha) evlenmiştir. ( Tarihül Hamis, II, 284; Zehairul Ukba, s. 148-170; el-Hulafaur-Raşidin, s. 68) "Ben de, benimle Resûlullah (s.a.v.) arasında bir 'sebep ve sıhr (kız alma) yoluyla akrabalık' oluşmasını istedim." der Hz Ömer. (Zehairul Ukba, s. 169) Hz. Ömer'in bu evlilik olayı da, Hz. Peygamber'e ve Ehl-i Beyt'e sevgi ve saygısına büyük bir delildir. Ümmü Gülsüm'ün Ömer'den Zeyd ile Rukıyye adlı iki çocuğu olmuştur. ( İbn Kesir, Musne-du'l-Fârûk, 1/390, (neşr: Abdu'l-Mu'tî Kal'acî), Mansûra: 1412/1992, Kafi, c.6, s.115)

Bazı şia  kaynakları Ümmü  Gülsüm adlı Hz Ali'nin kızı hiç olmadı derken, bazıları da bu evliliği inkar edememiş ama Ümmü Gülsüm'ün Hz Ali'nin değil, Hz Ebu Bekir'in kızının ismi olduğunu ileri sürmüşlerdir. Diğer bazı şia kaynakları ise Ümmü Gülsüm Hz. Zeyneb’in künyesidir diye başlayan ve  "Ömer’i aklamak için bazı sözde Müslümanlar tarafından uydurulan" bir evlilik hikayesi diye devam eden yorumlar yaparken aslında şunu unutmaktadırlar; Her sunni şunu bilir ki, Ali'de Ömer'de bizim için önemlidir ve hiç birinin aklanmaya ihtiyacı yoktur! Şii âlimlerinden Nevbahti ise, "Ümmü Gülsüm, Ömerle evlendiği zaman küçüktü, büluğ çağına ermeden Ömer öldü."  evliliği kabul eder ( Bihar-ul Envar, c.42, s.91 )

Görüldüğü gibi birbiri ile tutarsız iddialar ile sunni şia gerginliğini azaltacak bir tarihi gerçeğin üstünü örtmek isteyecek - ne yazık ki adı şii olan ve - hala olaylara siyasi gözlükle bakmaya çalışan sahte şiiler bulunabilmektedir. Yaşasın şii sunni kardeşliği, kahrolsun sahabi düşmanı gulatlar!

3- Nehcü'l Belağa’da, Hz. Ali (a.s.)’ın, Muaviye’ye yazdığı mektupta (altıncı mektup) şöyle buyrulmaktadır: “Şüphesiz Ebu Bekir’e, Ömer’e ve Osman’a biat edenler, onlara biat ettikleri şekilde bana da biat ettiler." Bu açıkça Hz Ali tarafından ilk üç halifenin hilafetlerini onay anlamına gelmez mi?

 

 

   Not:  Şii kardeşlerimize dostça, kardeşçe, samimi hatırlatma, Tıklayınız

 


 

 

 HATIRLATMA: BAZI KARDEŞLERİMİZ, "BİZ SUNNİLER ŞİİLERE EL UZATIRKEN ONLAR ŞİİLİK PROBAGANDASI YAPIYOR, SAHABEYE SÖVÜYOR, SURİYE - IRAK- AFGANİSTAN'DA SUNNİLERİ ÖLDÜRÜYOR." DİYORLAR. EL-CEVAP:KARDEŞİM, KARDEŞLERİM, BİZ SUNNİLİK ŞİİLİK ADINA DEĞİL, İSLAM ÜMMETİ ADINA HAREKET EDİYORUZ. ŞİİLER İN DÜŞTÜĞÜ HATAYA BİZDE DÜŞTÜKTEN SONRA ADIMIZ SUNNİ OLSA NE OLUR? SAYILAN KONULARDA ŞİİLER YANLIŞ YAPIYOR AMA BİZ SUNNİLER AYNI HATALARA DÜŞMEYECEĞİZ, YOKSA HATAYI SUNNİ YAPSA DA HATA-YANLIŞ YANLIŞTIR!

 


                                                           – Mostar Dergisi’nden alıntı -
                                                                İçerikten sorumlu değiliz !
                                                          Mahmut Erol Kılıç’la Röportaj
 Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Tasavvuf Bölümü hocası olan Mahmut Erol Kılıç, Halen İstanbul'daki Türk-İslam Sanatları Müzesi'nin başkanı ve Oxford'daki İbn-i Arabi topluluğunun da Onur Üyesi'dir. Bosna ve İran gibi ülkeler konusunda da ciddi bir birikimi var M. Erol Kılıç hocanın. Bu ülkelere seyahatler yaparak şahsi tanışıklıklar kurmuş bir bilim adamı ayrıca. Kendisiyle İran üzerine farklı bir söyleşi yaptık.Hocam Müslüman olmuş toplumlar içerisinde üç milletin ön plana çıktığını görüyoruz; Araplar, İranlılar ve Türkler. Müslüman oluş biçimi açısından İranlılar diğerlerinden daha mı farklı? Coğrafyalarında kadim bir kültürün bulunması açısından soruyorum… Şimdi tabi-i olarak her özün, her cevherin bir kabuğa ihtiyacı vardır. Bir bölgenin manevi harsı ve geleneği o coğrafyanın kabuğunu, yani tarihini ve medeniyetini oluşturur. Bu durum müteakip süreçler açısından önemlidir, zira siz hangi cesedin, hangi kabuğun içerisindeyseniz ona göre şekillenirsiniz. Bu çok tabii bir durum. İslam kaynaklı bir ruhun Afrika'ya, İran'a, Anadolu'ya ya da Balkanlar'a üflenmesinin sonucunda farklı farklı kültürlerin doğması hem çok tabii bir durum ve hem de bence işin güzel olan tarafı da bu. Mesela, İran'ın tarihine bakacak olursak çok köklü bir medeniyet mirasına sahip olduğunu görürüz. İslam kültürüne intikal etmeden evvel de belli bir medeniyet seviyesine sahipti. Müslüman olmasıyla beraber, bu ülkenin içerisinde var olan ve bir şekilde devam etmekte olan bazı güzel ve faydalı unsurlar belirli bir oranda Müslümanlık dönemine de sirayet etti. Bu, aslında İslam'ı kabul eden tüm toplumlarda rastlanabilecek bir durumdur. Orta Asya Türklerinin İslamlaşma sürecinde de, Anadolu'da da, Afrika'da da aynı durum söz konusudur.Ali Şeriati, zannedersem “Safevi Şiası, Ali Şiası” kitabında, Sasani medeniyetinin kendisini bir şekilde İslam içerisinde de devam ettirebilmek için Şiiliği (Safevi Şiiliği) millileştirdiğini iddia eder. Bugün İran'ın Şiilikle birlikte anılmasının arkasında gerçekten de bu Safevi gururu ve onun İran'a özgü Müslümanlık anlayışı olabilir mi? Esasen İran coğrafyası dediğimizde, bu günkü sınırları da aşan çok geniş bir alandan bahsettiğimizin bilinmesi gerekiyor. Yani doğuda Buhara'ya kadar, Hindistan'a kadar uzanan bir coğrafyası vardır. Aslında Şiilik, İran'da daha sonraları oluşmuştur. Yani, İran'ın ilk İslamlaşması Sünnilikle başlamıştır ve Sünni İslam'ın önemli kurucu şahsiyetlerini doğuran bir coğrafya olmuştur. İmam-ı Azam Ebu Hanife, Gazali, Hafız, Sadi gibi İran içinde ve dışında tesirleri hâlâ devamlılık arz eden kimseler hep, birer Sünni idiler. İran'ın Şiileşmesi daha sonraki yıllarda başlamış ve Safevi Devleti tarafından, biraz da zor kullanarak, gerçekleştirilmiştir. Şiilik, Safevilerin devlet politikası haline getirilmiştir. İran'ın Şiileşmesi de haddi zatında ilginç bir olaydır ve Türkler eliyle olmuştur. Türkleri Müslüman eden Farslardır, fakat yıllar sonra Farsları Şii eden ise Türkler olmuştur. Bugün dahi İran'ın en sert Şiileri Türk asıllıdırlar, Farslar daha mülayim kalırlar. Muharrem merasimlerinde kafasına kılıç vuran, kanlar içinde kalanlar “Azerilerin desteleri”dir. Farslar ise sadece “sine vurmak” ile yetinirler. Mutasavvıf bir kökten gelen, dedesi Sünni bir tarikatın şeyhi olan Şah İsmail, bu tasavvufi Ehl-i Beyt muhabbetini bir mezheb haline getirmiştir. Bu yüzden bugün bile İran İslam'ında, İran Şiiliğinde çok yoğun bir tasavvufi fikir ve yapıdan tesirler bulunmaktadır. Tabii, Şah İsmail'e kadar daha masumane ve de arifane bir vecheye sahip olan Şia, ondan sonra daha çok re-aksiyoner bir karakter kazanmış ve siyasi bir ideolojiye dönüşmüştür. Ali Şeriati'nin kasdettiği tam da budur. Önceleri mazlumların, fakr ehlinin, kalender meşreblerin dini zevki iken sonraları zulmeden, saray ehlinin ve “ahund” adı altındaki bazı softaların meşrebi olmuştur. Sasanilerden bu yana gelmekte olan güçlü Farslık bilinci –ki oluşumunu anti-Arap ideolojiyle şekillendirmeye borçludur- kendisini Arap'tan ayırt etmek için bu düşünceyi bir farklılaştırma aracı olarak kullanmaya başlamıştır. Bu yüzden, Şiizm zaman zaman İran milliyetçiliğini beslemiştir. Günümüzdeki İran milliyetçiliği, bunu daha da aşmış ve bırakınız Şiiliği, İslam'ı bile reddeder hale gelmiştir. Daha çok Zerdüşt-Mazdek ekseninde ulusal bilinç oluşturmaya çalışıyor bu guruplar. Bazı Kürtlerin de benzer köken arayışlarını bazı Türklerin Şaman köken arayışlarıyla yan yana getirdiğimiz zaman, ortak ana fikrin “anti-İslam” bir akım oluşturmak olduğu anlaşılabilir. Bu projenin uluslararası planda destekleyeni malum sebeplerden dolayı çoktur.Diğer taraftan bugün birçok şuurlu İranlı ilim adamı, İran İslam'ını, Şiilik öncesi ve sonrası diye ayırmadan incelemektedir. Zira bu merhalelerin hepsi bir bütün olarak İran İslam'ını oluşturmaktadır. Çok az bir mutaassıp Şi-i alim kesimi sadece Şiilik dönemini öne çıkarmaya gayret edegelmekteseler de akl-ı selim sahibi ve mutaassıp olmayan kimseler bu parçalamayı yapmamaktadırlar. Şu da inkar edilemez bir gerçektir ki Hafız, Sadi, Hayyam, Mevlana ve Attar'ı çekip alırsanız ortada İran diye bir şey kalmaz…Hocam,   İran ve Türkiye'yi beraber konuşalım istiyorum. Türklerin Orta Asya'da iken İran'la sınırları var. İslam, İran coğrafyasını ele geçirince, Türklerle Müslümanlar sınırdaş olmaya başlıyor. Yani bizim Müslümanlıkla tanışmamız, bir anlamda İran coğrafyası üzerinden gerçekleşiyor değil mi?Daha önce de temas ettiğim gibi Türkleri Müslüman edenler doğrudan Araplar değildi. Yani Araplar İranlıların,   İranlılar da Türklerin Müslümanlığına vesile olmuştur. Dolayısıyla Türklerin İslam anlayışında Farisi etki çok fazladır. Mesela çok ilginçtir, Türkler namazdan önce   “vuzû” almazlar “âbdest”   alırlar. Yani bu eylem için Arapça değil Farsça bir tabir kullanmayı tercih ederler. Şöyle ki, İranlılar dahi bu iş için Farsçasını değil Arapçasını yani “vuzû” demeyi tercih ederler. “Namaz” kılmak bile Farsçadır. Kisra'nın önünde perestiş etme, hafif eğilme anlamına gelen Pehlevice kökenli “nemâz” kelimesini biz “namaz” şeklinde söylüyoruz. Yani bu kelime Arapça değildir; Arapçası “salat” tır, “dua” anlamına geliyor. Mesela “peygamber” diyoruz;   “Peyâm” haber, “ber” getiren anlamına geliyor. Biz “nebî” demek yerine daha çok “peygamber” demeyi tercih etmişiz. Siyasi ve edebi dünyamızda Farsça'nın yeri önemlidir, ama dinî hayatımızdaki yeri de bir o kadar önemlidir.Anadolu'daki Müslümanlaşma serüvenimizi bile Horasan erenlerinden başlatırız. Yani Horasan erenlerinden başlayan bir ırmak bir kaynak, buralara kadar gelir. Şimdi Türkler biraz güneye, Maveraünnehir'den Horasan'a iniyorlar ve siyasi güç olarak burayı kontrol etmeye başlıyorlar. Orada “Horasan mektebi”   diyebileceğimiz bir eğitim ortamı oluşuyor. Bir anlamda Bozkırdan gelmiş bu ter-ü taze topluluğu Müslümanlaştıran bir mektep coğrafyayla karşı karşıyayız. Bu mektebin özelliği nedir? Şimdi Horasan, bir nevi mitolojik bölgelerden biri. Aslında Horasan çok geniş bir bölge; Orta Asya'nın bir bölümünü de kapsar, İran'ın Pakistan tarafındaki bölgelerini de. Gerek Emevi gerekse Abbasi hilafetinden sonra Ortadoğu'yu terk eden bazı âlimlerin Orta Asya'ya ve Horasan bölgesine geldiklerini görmekteyiz. Dolayısıyla Horasan, iklim olarak evliyalar diyarıdır. Ayrıca Horasan erenleri melamet meşrep oldukları için Anadolu tasavvuf neşvesinin şekillenmesinde de birinci dereceden etki sahibidirler. Hatta o Horasan erenlerinden bazıları daha sonra Anadolu'ya da gelmişlerdir. Dolayısıyla Horasan'dan Anadolu'ya oradan da Balkan'a uzanan manevi bir hat vardır… Hep İran coğrafyasının Türkler üzerindeki etkisinden bahsediyoruz, peki İran'ın   Türklerden etkilenmesi söz konusu değil mi? Modern zamanların ilim çevrelerinde nasyonalist yaklaşımlar revaçta. Bunun ortaçağ toplumlarını anlamakta zaman zaman bazı yanlışlara yol açtığını da belirtmeliyim. Bugünkü ulusal devlet anlayışından yola çıkarak o devrin toplumsal ilişkilerini çözemeyiz.Tabi-i ki İran kültüründe de hafife alınamayacak bir Türk tesiri bulunmaktadır. Mesela bugün dahi İran'da Kaşkariler, Türkmenler, Azeriler, Bahtiyariler var. Bunlar İran'da Türkçe konuşan etnik guruplardır ve kendi kültürlerini yaşamaktadırlar.Osmanlı zamanında her ne kadar siyasi açıdan zaman zaman çatışmalar vuku bulsa da, kültür ve sanat adamlarının bir ilişkisi, gidiş-gelişi hep söz konusu olmuştur. Hafız-ı Şirazi divanında, “Ben o Şiraz Türkünün bir benine Semerkand'ı, Buhara'yı veririm” der. İranlıların Türklerden öğrendiği şeyler vardır, Türklerin İranlılardan öğrendiği şeyler vardır.Şimdi, bu tarihsel süreci devam ettirelim; Osmanlılar Anadolu'ya hâkim olmaya başlayınca, zaman içerisinde İran ile Osmanlı arasında hem mezhebi hem de siyasi bir sınır ortaya çıkıyor. Biraz önce Şiiliğin Şah İsmail zamanında siyasi bir hüviyete girdiğini söylemiştik.   Bu, Osmanlı Devletiyle arasındaki siyasi çizgiyi tebarüz ettirmek için girişilmiş bir çaba mıdır? Safevilerin zaman zaman ifrata varan, Sünni katliamına varan Şiilik politikasından Osmanlılar rahatsız oldular. Yine de bütün bu siyasi rahatsızlığa rağmen, İran sanatkârlarıyla Anadolu sanatkârları arasında, İran uleması ile Anadolu uleması arasında, İran kökenli arifler ile Anadolu arifleri arasında gidişler-gelişler hep oldu. Meseleye sadece siyasi tarih açısından bakmamak gerekiyor. Daha 1071'de Anadolu'ya tam yerleşilmeden evvel, Şeyh Muhammed Kirmani isimli bir zatın Erzurum'da yazılmış bir vakfiyesine rastlıyoruz. Yani Anadolu topraklarına gelmiş âlimler, ârifler vardı ilk önce. Efendim, bugün Siirt'e giderseniz merkezde Ulu Cami vardır. Bu camiyi yaptıran kişi, Şeyh Muhammed İsfehani'dir. İsfehan'dan gelmiştir. Lakaplara baktığınız zaman Doğu Anadolu bölgesinde, Kirman, İsfehan bölgelerinden gelmiş insanlar olduğunu görürsünüz. Yani bir kültürel geçiş mevcut… Kesinlikle.   Şah İsmail biraz mütevazı davranıp kendi mezhebi, kendi meşrebiyle meşgul olsaydı, ya da “yeryüzünün kralı benim” iddiasına soyunmasaydı, sanıyorum Osmanlı ondan çok da rahatsızlık duymazdı. Çünkü Osmanlı'nın İslam'ında da   mutedil bir irfanilik söz konusudur. Osmanlı İslam'ında sultan dahi Nakib-ül Eşraf'ın, yani seyyidlerin reisinin önünde diz çökerek onun kendisine kılıç kuşatması suretiyle meşruiyet kazanıyordu. Yani Osmanlılar, kendilerini mutlak bir yönetim olarak görmemekte, bu hakkın kendilerine vekâleten verildiğini düşünmekteydiler. Osmanlı tasavvufuna da baktığımız zaman, işte muharremleriyle, taziyeleriyle, Osmanlı'nın bir Ehl-i Beyt muhabbeti yaşattığını da görüyoruz. Osmanlıda Nakşibendî şeyhi vardır, muharremiye yazmıştır. Hamza Nigari gibi bir Sünni Nakşi-Halidi şeyhi “Vey ehl-i Muaviye siz bir taraf, biz bir taraf!” diyebilmiştir. Bu yüzden Osmanlı'nın tasavvufi İslam'ı içerisinde güzel bir Sünni – Şi-i sentezi gerçekleşmiş olmaktadır aslında.“Osmanlı İslamı” diye bir kavram var mı? Pek tabi-i ki var. Bir vakıa. Bunu ırki manada veya teolojik anlamda söylemiyorum. Yani sosyolojik olarak var. Ve bu İslam, bugünkü Türkiye İslamı ile de zaman zaman farklılıklar arzedebiliyor. Peki, sosyolojik olarak Osmanlı İslamı,   İran İslamı gibi bir ayrım yaparsak; İslam medeniyetinin, düşünce, siyaset ve politika açısından hem doğuda, hem batıda en geniş temsil merci-i durumunda olan Osmanlılardı diyebilir miyiz? Osmanlının kronolojik olarak, diğer İslam devletlerinden sonra geliyor olması, onun ayrıcalıklı bir yönüdür. Çünkü kendinden evvelki İslam medeniyetlerinin, kültürlerinin bir harmanlanması kendisinde gerçekleşmiş olmasından dolayı adeta en rafine İslam kültürü Osmanlı'da ortaya çıkmıştır. Bir zirve noktadır. Osmanlı musikisi, Osmanlı hat sanatı, Osmanlı tezhibi ilk kez Osmanlıda icat edilmiş değillerdir. Osmanlıya geçmişten tevarus eden bir miras var. Kirman'dan, İsfahan'dan, Horasan'dan, Orta Asya'dan alınan, güneyden bazı Arap diyarlarından alınan - hatta buna daha sonraki dönemler için Balkanları da katabiliriz- bu miras kullanılmış, bu miras üzerinde bir terkip vücuda getirilmiştir. Bu açıdan Osmanlı insanlığın gördüğü son medeniyettir. Önemi her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Hocam, zannedersem İran, Osmanlı gibi dışa açık da değildi. Kıta içi bir devlet yani…İran'ın tarihine baktığımız zaman, İslam'ın geldiği dönemde Sasanilerin bir düşüş içerisinde olduğu görülür. Türkler, Orta Asya civarından bir çırpıda gelmiyor Anadolu'ya. Aslında Orta Asya'dan geldiği hususu da tartışmalıdır. Anadolu'ya ilk gelen Türkler, Uygur veya Kazak Türkleri değildi. Bugün Osmanlı Türkleri, Kayı vb. aşiretinden çıkma ise eğer; bugün Türkmenistan'ın güneyi, İran'ın kuzeyi Kayı aşiretinin asıl yaşadığı yerdir. Kayı köyü, halen bugünkü kuzey doğu İran toprağındadır. Osmanlı'nın son dönemlerinde İran'da Kaçar Hanedanı hüküm sürmekte idi ki bunlar da Türk asıllı idiler. Genel açıdan bakıldığında iyi ilişkiler içerisinde idi bu iki devlet. Yani bir zamanlar Türklerin yaşadığı yerler bugün İran toprağı… Hâlâ o bölgede İran Türkmenleri yaşamaktadır… Hocam, sözü günümüze getirmek istiyorum.   İran'da çeyrek asır önce bir devrim oldu, ama onun öncesinde bir İran modernleşme serüveni var. Bu serüvende Türkiye ile denk düşen ve çelişen yanlar nelerdir? Yüzyılın başında 1907lerde, özellikle de Orta Doğu İslam dünyasında, moda akımlar vardı. Sanayileşmiş Batı toplumlarında  olduğu gibi bir değişme, gelişme arzulanıyordu. İran'da 19. yy'ın sonlarında başlayan siyasi – toplumsal – ekonomik modernleşme çabaları daha sonra Rıza Şah'ın babası ve Rıza Şah'la ileri bir noktaya gelmiştir.   Bu dönemde, ülkede Batılı bir yapıyı kurmak için çaba sarf edilmiştir. Bir cepheden bakılacak olursa, gerçekten de İran'ın altyapısında iyileştirmeler olmuştur; teknik anlamda fena işler yapmamışlar yani, İran'ı bayağı bir imar etmişlerdir. Ancak burada ihmal ettikleri nokta şuydu: Modernizasyon, aşırı Batılılaşma sadece teknolojiyle sınırlı kalmadı. İran'ın geleneksel yapısı da adeta deforme oldu, ekonomik refah topluma, mustazaflara yayılamadı. Bazı mahrum bırakılan unsurlar, bir müddet sonra tepki göstermeye başladılar.   Binanaleyh 1979 yılında yapılan İran İslam Devrimi, öyle beş dakikada olmuş bitmiş değildir; öncesi vardır, şartların hazırlaması vardır. Bu devrimin, İslam dünyasında ya da Müslümanlar üzerinde ne tür etkileri oldu? Şimdi İran İslam Devrimine pek çok açıdan bakmak lazım. Mesela, İran'daki bazı Müslüman unsurların masumane taleplerinin verilmemesi, üzerlerinde baskı kurulması, İran'daki İslamcı gurupları kuvvetlendirdi. Şia'da, bir imam etrafında toplanma kültürü, toplum içerisinde belli bir saygınlığı olan, belli bir noktada olan İmam Humeyni'yi muhalif lider konumuna getirdi. Dolayısıyla, İran İslam Devrimine sadece bir İslami devrim olarak bakmamak lazım. O devrimin içerisinde birçok mağdurların, birçok hakları elinden alınmış unsurların söylemi vardır. Devrimin ilk yıllarında devrime destek veren sol, Marksist, ya da İslamî çok değişik unsurların olduğunu gördük. Ama diğer unsurların devrim sürecini yönlendirecek toplumsal zemini güçlü olmadığı için bütün bu çabalar, İmam Humeyni'nin belirlediği role hizmet etmiştir. İslam dünyasının temsiliyeti açısından, Türkiye ve İran'ı karşılaştırdığımızda, bu iki coğrafyanın, İslam kültür/medeniyetinin sahiplenilmesi, dünyaya tanıtılması noktasında bir tarz farklılığı var mı? Müslümanların hepsi tabii kardeştir ama bu kardeşler arasında benzerlikler de farklılıklar da mevcuttur. Türklerdeki İslam anlayışına en çok benzeyen İslam anlayışının İran'da olduğunu görüyoruz. İranlılarla aramızda, her ne kadar mezhep farklılıkları olsa da, oraya gittiğinizde çok farklı insanlarla karşılaşmazsınız. İranlılarla Türklerin bu kadar yakın olduğunu ancak yaşayarak anlamak mümkündür. Bugün İranlılar, Araplardan ziyade Türkleri daha çok severler. Benim tanıdığım bazı İranlılar, Türk asıllı olmasalar bile ve de yasak olmasına rağmen çanak antenle Türkiye'yi izlemektedirler. Niye daha çok Avrupayı veya başka ülkeleri izlemiyorsunuz diye soracak olsanız, alacak olduğunuz cevap “bize daha yakın geliyorsunuz da ondan” şeklinde olacaktır.  Hocam, çok teşekkür ediyoruz, güzel bir sohbet oldu.
                                                                        İran'la Hikayemiz
İran'ın tarihinde 1979 yılı önemli bir kırılmaya işaret eder. Bu tarih, yirminci yüzyılın son halk ayaklanmasının ve son devriminin gerçekleştirildiği tarihtir. Dahası, modern zamanlarda yapılmış, Marksizmin devrim literatürüne uymayan ilk ve tek devrimdir. Bu göz alıcı halk ayaklanması, kimi Batılı düşünürlerin de dikkatini çekmiş; Focualt, devrim sonrasında İran'a giderek, devrimi öven bir yazı kaleme almıştır. İran devrimi, din adamları tarafından, Şiiliğin avantajları kullanılarak gerçekleştirilmiş dini bir devrimdir. Nitekim Pehlevi Hanedanına son verilip, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla, ülkede şeriat hukuku uygulanmaya başlamış, iç ve dış siyasette İran'a özgü bir tavır geliştirilmiştir. Bu tavır sayesinde, İran'ın, gücünü aşan politik ataklara girdiğine şahit olduk. 1979 yılına kadar, pasif bir bölgesel güç olan ve daha çok iç meselelerini hâl yoluna koymaya çabalayan doğu komşumuz, bu yıldan sonra hem bölgesel gücünü ön plana çıkarmış, hem de bazı küresel çıkışlar yapmaya başlamıştır. Hülasa, devrim sonrası İran, dünyanın egemen güçlerinin önemli gündem maddelerinden birisi haline gelmiştir.Türkiye, İran İslam Devrimi'ni biri içe, diğeri dışa dönük iki farklı söylemle değerlendirdi. Dışarıya, daha doğrusu komşusu İran'a, ilettiği mesaj; İran halkının tercihlerine karşı saygı duyulduğu yönündeydi. Ancak, laik bir ülke olan Türkiye, İran'daki inkılâbı başından beri rejimine karşı dolaylı bir tehdit olarak algıladı. Nitekim komşudaki inkılâptan sonra ülkede boy atan radikal İslamcı hareketler (ki bu hareketlerin kimin elinde, nasıl boy attığı hâlâ daha tartışmalıdır) küçük çaplı da olsa, bir tedirginlik doğurdu. İran rejimine karşı duyulan tepki, resmî yollarla olmasa da, laikliğin sivil enstrümanları tarafından sürekli dile getirildi. Öyle ki, Türkiye, kendi toplumsal yapısının doğal bir parçası olan tesettürü bile, İran'la ilişkilendirerek gündemine taşıdı. Tarihimizin şekillenişinde önemli bir rol oynayan İran coğrafyasına bakışımızın son çeyrek asırla sınırlı kalmış olması ve bu bakışın da laiklikle İslamcılığın kör dövüşüne hapsedilmesi hafızamızı daraltmaktan başka bir işe yaramadı. Ya Batılı ajansların aktardığı bilgilere dayanılarak yerilen ya da Farsça'dan Türkçe'ye çevrilen kitaplar yoluyla neredeyse kendisine biat edilen iki farklı İran'a karşı, iki farklı (marjinal) yaklaşım özellikle ön plana çıkarıldı. Artık kendimizi bu iki uç yaklaşımdan kurtarıp, komşumuz İran'a geniş bir perspektiften bakmamız gerekiyor. Çünkü her iki İran da gerçek İran değil.Hz. Muhammed'in (sav) İslam'ı tebliğe başladığı yedinci yüzyılda, eski dünyaya (Asya, Avrupa, Afrika) iki devlet hâkimdi: Bizans ve Sasaniler. Zaman içerisinde her iki güç de İslam'a teslim olmuş, tarihin bir tecellisi, bugünkü İran Sasaniler'in, Türkiye ise Bizans'ın kurulu bulunduğu ana coğrafyada boy atmıştır. Bu açıdan bakıldığında İran ve Türkiye, İslam tarafından ortadan kaldırılan Ortaçağın iki büyük devletinin coğrafyasına nakşedilmiş İslami mirasın bekçileri konumundadırlar.   Ancak, bu İslami miras kimi tarihi sebeplerden dolayı her iki coğrafyada farklı tonlara bürünmüştür. Osmanlı İmparatorluğu ile Safeviler arasında yalnızca siyasi olarak değil, kültürel olarak da yarışa girişilmesinin sebeplerinden birisi, hâkim oldukları kadim coğrafyalarda, İslam sanatını ve düşüncesini kendilerinin temsil ettiği iddiasıydı. Osmanlı Sarayı, İslam sanatlarının ve düşüncesinin hamiliğini ele geçirebilmek için, İran'da yaşayan bilginleri cazip tekliflerle İstanbul'a çağırmaktan yüksünmemiştir. Burada atlanmaması gereken önemli bir nokta var. Osmanlı Sarayının yarış içine girdiği Timurlular da, Safavi devleti de birer Türk devletidir. İran, İslam orduları tarafından fethedildiği yedinci yüzyıldan bu yana, kimi kesintilerle yaklaşık bin yıl Türk / Türkmen hâkimiyeti altında kalmış bir coğrafyadır. Yedinci yüzyılın başlarında İslam ordusu, Kadisiye ve Nihavent savaşları sonunda Sasani Devletini yıkarak, bu bölgeyi ele geçirmiş ve bölgenin İslamlaşması, Arap Müslüman göçmenlerin yerleşmesi sayesinde hızlı bir şekilde gerçekleşmiştir. Dört halife döneminden sonra sırasıyla Emevi ve Abbasilerin yönetimi altına giren İran'ın, her iki devlet üzerinde de ciddi tesirlerde bulunduğuna şahit oluyoruz. Kavmiyetçi bir yönetim sergileyen Emevi devleti, İran/Horasan valisi Ebu Müslim'in Abbasiler lehine ayaklanmasıyla yıkılmış, Abbasi Devletinin kuruluşu ancak bu ayaklanmadan sonra gerçekleştirilebilmiştir. Abbasilerin başkent olarak Bağdat'ı inşa etmeleri ve hoşgörülü yönetimleri, Sasani kültüründen gelme İran'ı yönetim ve kültür açısından etkili bir konuma getirmiştir. Abbasilerle beraber, İslam Devletinin önemli kurumlarının, Fars kökenli danışmanların etkisiyle, Sasani modeline göre şekillendiğini görüyoruz. Bu etkiye en önemli örnek “vezirlik” makamıdır. Onuncu yüzyıldan itibaren, İran'da, zayıflayan Abbasi otoritesinin yerini, Müslüman Türkler doldurmaya başlamışlardır. Gerçek şu ki, Türklerin hem İslam'a girişlerinde hem de idari ve kültürel donanımlarının oluşmasında İran coğrafyasının birinci derecede etkisi olmuştur.Daha İslamiyet'ten önce, Orta Asya'da kurulmuş Türk Devletleriyle Sasani Devleti arasında zaten bir ilişki söz konusuydu. İpek Yolunu ele geçirebilmek için Sasanilerle Göktürklerin ittifak yaptıklarını biliyoruz. İran'ın bir İslam beldesi haline gelmesiyle Türkler, artık Sasaniler'in değil, Müslüman Arapların (Emevi ve Abbasilerin) komşusu olmuşlardır. Özellikle Abbasiler döneminde yoğun olarak Müslümanlığı kabul eden Türk boyları, zaman içinde Maveraünnehir ve Horasan bölgesinde etkin bir duruma geldiler. Öyle ki, Abbasilerin zayıflamasına paralel olarak bölge, Müslüman Türk devletlerinin kurulup serpildikleri bir yer halini aldı. Karahanlıların, Gaznelilerin, Harzemşahların ve Büyük Selçuklu Devletinin egemenlik kurdukları toprakların ya bir kısmı ya da tamamı İran topraklarıydı. Özellikle Horasan olmak üzere, yine bu topraklar, sonraları Anadolu'ya da inecek olan Müslüman Türklerin bir anlamda İslami terbiyeden geçtikleri ve kendilerine özgü İslami renkleri oluşturdukları büyük bir mektep özelliği de taşıyordu. Türkler, birkaç yüz yıl boyunca bu coğrafyada İslami kimliklerini oluşturmuşlar, Horasan erenlerini bu coğrafyada yetiştirmişler, Alplik ve Gazilik kültürünü bu coğrafyada tedris etmişlerdir.Sasaniler'den sonra Müslüman Arapların ve Türklerin yönetimine geçen İran'da, melez bir kültürün oluşması tabiiydi. Orta Asya'dan getirilen göçmen geleneklerinin, Arabistan'dan taşınan çöle özgü adetlerin ve Sasaniler'den kalma kadim kültürün, özellikle Türk idareleri döneminde birbirine karıştığını ve izleri bugüne dek süren İslam'ın medeniyet mirasını meydana getirdiğini söyleyebiliriz. Bu mirasın, ilk Müslüman Türk devletleri dönemindeki hoşgörülü ortamda boy attığını söylemekte de yarar var. Hafız'ı, Şirazlı Sadi'yi, Firdevsi'yi koruyup kollayanlar bu devletlerin sultanları/sarayları olmuştur. Farsça, önemli bir kültür dili haline gelişini bir yanıyla Gaznelilere, Harzemşahlara ve Selçuklulara borçludur. Şunu da ifade etmekte yarar var: Türklerin ve İranlıların Müslüman oluş tarihleri arasında ciddi bir zaman farkı yoktur. Hem Farslar hem de Türkler, İslami geleneklerini bir yanıyla iç içe ve aynı zeminde oluşturmuşlardır. Fars coğrafyasında Şiiliğin tam manasıyla egemen oluşu, bu ilk dönemde değil, daha sonraki dönemlerde (Safeviler döneminde) gerçekleşmiştir.Kuruluşundan 18. yy'a kadar Osmanlı Devletinin doğudaki hasımları, bu zaman zarfında sırasıyla İran'da hüküm süren üç Türk devleti olmuştur: Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler. Bu üç devletten üçüncüsünü yani Safeviler'i, diğerlerinden ayırmakta yarar var. Safeviler, Osmanlılarla İslam âleminin egemen gücü olma konusunda mücadeleye girişmişler;   İslami kültüre tam iştirak edememiş Türkmenleri de arkalarına alarak, İran'da Şiiliği resmi bir mezhep haline getirmişler; bu yolla Osmanlı – Safevi kavgasına mezhebi bir gömlek giydirmişlerdir. Osmanlıların önce Akkoyunlular'la sonra da Safevi devletiyle ilişkilerinin, kültür ve siyasette birbirine benzer bir seyir içerisinde geliştiğini söyleyebiliriz. Her iki tarafta da bir üstünlük mücadelesine girişilmiş, yalnızca savaş meydanlarında değil; şiirde, mimaride, minyatürde ve bilimsel faaliyetlerde sürekli bir yarış halinde olunmuştur. Ancak zaman içerisinde Osmanlı estetiğinin pek çok alanda rakibini geride bıraktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yine de İslam'ın kültürel mirasının her iki yakada da benzer malzemeleri kullandıklarını ve aynı zahiri - batıni maksada hizmet ettiklerini vurgulamamız gerekiyor. Vurgulamamız gereken bir diğer nokta da, Anadolu'da meydana getirdiğimiz medeniyetin, Anadolu Selçuklularından itibaren kültürel – kurumsal alanda ciddi bir Farisi etki taşıdığı ve bu etkinin zaman içerisinde peyder pey minimalize edildiğidir. Bunun en önemli örneği, Konya'da ikamet eden Mevlana Celalettin-i Rumi'nin, divanını Farsça vücuda getirmiş olmasıdır. Dahası Türkler, yüzyıllar boyunca Arapça'yı bilim, Farsça'yı edebiyat, Türkçe'yi ise günlük konuşma dili olarak kullanagelmişlerdir. Osmanlı Devletinde okur yazarlığın bir alâmetifarikası da Farsça ve Arapça'yı yazıp konuşabilmekti. Ancak ilginç olan şu ki, Osmanlı Sultanı Yavuz, şiirlerini Farsça kaleme alırken; Safevi sultanı Şah İsmail divanını Türkçe tertip edebiliyordu. Yalnızca bu örnek bile iki coğrafya arasında nasıl bir kültürel zeminin bulunduğuna dair ipuçları vermektedir.On sekizinci yüzyılın sonundan yirminci yüzyılın başına kadar İran'a hâkim olan Kaçar Hanedanlığı döneminde, bu ülkenin İngiliz-Rus çatışmasının etki alanına girdiğini görüyoruz. Fakat aynı hanedanlık döneminde –özellikle 19. yy'ın sonuna doğru– Batıya açılma ve meşrutiyet arayışları, Osmanlı üzerinden ya da Osmanlı örneğine bakılarak yürütülmeye çalışılmıştır. Fars modernleşmesinde son dönem Osmanlı uygulamalarının ve Türkiye Cumhuriyetinin önemli bir etkisi olmuştur. Kimi muhalif İran gazeteleri İstanbul'da Farsça – Türkçe olarak çıkarılmış, Ahmet Vefik Paşa'nın eserleri İstanbul'da Farsçaya çevrilmiş ve el altından İran'a sokulmuştur. Bu yıllarda Osmanlı aydını için Paris ya da Londra'nın tuttuğu yer ne ise, denilebilir ki İranlı aydın için de İstanbul böyle bir merkez görevi görmüştür. Muhalif İran milliyetçilerinin, özellikle Namık Kemal'den etkilenmiş olma olasılığı yüksektir. Bunun bir kanıtı, Londra'da çıkardıkları gazeteye bile Namık Kemal'in çıkardığı gazetenin ismini (Kanun) vermiş olmalarıdır. Yirminci yüzyılın başında Kaçar Hanedanını yıkan Pehleviler de, modern Türkiye Cumhuriyetini örnek almışlar, bir nevi Mustafa Kemal gibi davranmışlardır. Nitekim İran batılılaşması Pehleviler eliyle, 1979 yılına değin sürdürülmüş, devrimden sonra ülkede kültürel batılılaşmaya son verilerek, Şii-İslami gelenek etrafında yeni bir siyasi organizasyon kurulmuştur. Doğrusunu söylemek gerekirse devrim, özellikle Amerika'yı şaşkına çevirdi. Zengin petrol yataklarına sahip olan ve Ortadoğu siyasetini etkileyebilecek bir gücü bulunan bu ülkenin inkılâptan sonraki bağımsız politikaları bir yanıyla ABD'yi çaresizleştirdiğini söyleyebiliriz. Irak'ın devrimin peşi sıra İran'a saldırmasına “göz yumulmuş” olması ve yaklaşık on yıl süren İran – Irak savaşı, devrimin pekişmesinden başka bir işe yaramadı. İran'ın hem İslami gerekçelerle hem de Amerika'nın bölgedeki karakolu olması sebebiyle İsrail'e karşı takındığı tavır, İsrail – Amerika ekseninde onu birincil düşman haline getirmeye yetti de arttı. Son dönemlerde Nükleer Santral etrafında kopan fırtınanın bir sebebi, İran'ın bu yolla nükleer silaha sahip olması durumunda erişeceği güçse, bir diğer sebebi de İran'a karşı nihayet iyi bir bahane bulunmuş olmasıdır. Ancak her iki ülke de, İran'ı sıkıştırabilmek için Türkiye'ye muhtaç olduklarını farkındalar. 1639 Kasr-ı Şirin anlaşmasından beri sınırları neredeyse hiç değişmeyen Türkiye ve İran'ın, ABD-İsrail planına uygun olarak birbirine düşürülmesi küçük bir ihtimal, fakat ihtimal dışı değil. Eğer ABD, İran'a karşı fiili ya da bugünkünden çok daha ağırlaştırılmış diplomatik bir taarruza karar verirse; Türkiye, çıkarlarıyla büyük müttefikin arzusu arasında sıkışıp kalabilir. Çünkü İran'a karşı alacağı tavra bakılarak Türkiye yeni değerlendirmelere tabi tutulacaktır. Şimdilik şunu söyleyebiliriz, ne dostumuz ne de düşmanımız olan komşumuz İran, nerden bakarsak bakalım aramızda tarihi-kültürel akrabalığımız bulunan bir ülke.