1
Makdisi'nın Ürdün cezaevinden yazdığı risale üzerinden selefi akımlar hakkında
kısa bir mütelaa
"sen
yasamayı, emri, yasaklamayı mutlak bir sekilde Allah’tan baskasından alıyorsun.Iste
bundan ötürü seninle, efendilerine masiyette itaat konusunda tartıstığımızda
hemen “Ben emir kuluyum” diyorsun.Allah’ın sana onları inkar etmeni ve sakınmanı
emretmesine rağmen Allah’ın seriatına muhalif olan beseri kanunların nöbetini
tutuyor, onları koruyor ve muhafaza ediyorsun."
BİR ÜLKENİN
KANUNLARINI KABUL ETMEK BAŞKA O KANUNLARDA HAREKET ETMEK BAŞKADIR.LADINCI
KARDEŞLERİMİZ DE ALIŞ VERİŞ YAPIYOR, VERGİ VERİYORLAR.ONALRA BUNU CIZYE-HARAC
OLARAK KABUL EDİYORLAR AMA SONUC DEĞİŞMİYOR.ADINI NE KOYARSANIZ KOYUN KURALLAR
UYUYORSUNUZ.HAA VAR MI DINEN MAZERETI , O ZAMAN İSLAM DIŞI KURUMLARDA GÖREV
ALANLARA DA "ŞİRK " SIFATI EKLEMEYİNİZ LÜTFEN!ONLARDA TAKİYYE,
MASLAHAT..FALAN DER İŞİN İÇİNDEN ÇIKAR.DEMEK Kİ SEN YAPINCA İSLAMA UYGUN
BAŞKASI YAPINCA ŞİRK OLMUYOR.
"Kanun
koymaya itaat ibadettir. Allah Ehli Kitap hakkında dedi ki: “Onlar, Allah'dan
baska bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler” Bunun sebebi
onlar tesrii konusunda onlara itaat etmislerdi. Allah tesrii meselelerinden bir
mesele hakkında daha bahseder: Müsrikler ölü etin yenmesi konusunda
Müslümanlarla mücadele ediyorlar ve Allah’ın adının anıldığı ile ölü hayvanın
arasında bir fark olmadığını iddia ediyorlardı. Ve Allah buyurdu ki: “Eğer ki
onlara itaat ederseniz muhakkak ki müsriklerden olursunuz"
AMENNA.
ÖLÜ HAYVAN ETİNDE BİLE , İSLAM'A AYKIRI ŞEYİ KABUL EDEN KAFİR, MÜSLÜMANKEN
SADECE BU KONUDA İSLAM'A KARŞI BU GÖRÜŞÜ KABUL EDERSE MÜŞRİK OLUR!AMA YA ETMİYOR
- ÇÜNKÜ KAFİR DEĞİL MUVAHHİD MÜMİN VE MÜSLÜMAN KİŞİLER BUNLAR- SADECE ALLAH'IN
EMRİNİ HAKİM KILANA DEK -BU YOLSA ÇALIŞIYOR,AMA İLAHİ NİZAM KURULANA DEKTE
KURALLARA GÖRE YAŞIYORSA, TIPKI SELEFİ GÖRÜŞTEKİ KARDEŞLERİMİZ GİBİ YANİ, BUNA
ŞİRK DEMEK YANLIŞ OLUR.TEMEL SORUN KAFİR REJİME KARŞI MÜCADELEDE UYGULANAN
" METOD FARKLILIGI" AMA BU METOD-USUL FARKLILIGINI İTİKADİ FARKLILIK
OLARAK ANLAMAK SADECE HARICI MANTIKLA ACIKLANABILIR KI ISLAM TARIHINDE KIMSE
HARICI MANTIĞINI SAVUNMAMISTIR VE BU MANTIK NE YAZIK KI MATURIDI'NIN "IYILIK
AKILLA DA BILINIR" GÖRÜŞÜNDEN HAREKETLE ONU LAİKLİĞİN TOHUMLARINI ATMAKLA
SUÇLAMAYA DEK VARABILMEKTEDİR.!YA DA HAMAS GİBİ TERÖRİST (!) BİR GRUBUN
LİDERİNİ BİLE ARTIK NEREDE İSE MÜŞRİK* OLARAK İTHAM EDEBİLECEK SEVİYEYE
GELEBİLMEKTEDİR BU MANTIK SAHİBİ KARDEŞLERİMİZ - NEDEN İKTİDARI ALIRKEN TAĞUT
KURALLARINA UYACAĞINA DAİR YEMİN ETMİŞMİŞ...!!!- UNUTMAYALIM HARICI MANTIKTA -
TARIHI OLAYLARLA SABITTIR- KAFIR BIRI RAHATLIKLA ISLAM TOPRAKLARINDA
GEZEBILIRKEN MUSLUMANLAR KATLEDILMIS, HANIMLARI ESIR EDILMISTIR...!
BEŞERİ
KANUNLARIN UYGULANDIĞU ÜLKEDE YAŞAYAN SELEFİ KARDEŞİMLE- ATIYORUM- NURCU KARDEŞM
ARASINDAKİ TEK FARK USLU FARKIDIR.IKISI DE ÜLKE KANUNLARINA GÖRE YAŞAR, AMA
İLAHİ NİZAMI İSTERKEN BİRİ VURA KIRA,KAFA GÖZ İSTER DİĞERİ BEKLER, KENARDAR
DOLANIR, SABREDER...AMAÇ HEDEFE ULAŞMAKSA MANTIKI OLAN DA BUDUR !
"Evet olabilir fakat sizler ya da liderleriniz .... müesseseler ve büyük faiz
binaları kuruyorlar ve tıpkı ticari kanunlarınızda olduğu gibi; onu koruyan ve
mübah kılan farklı kanunlarda ekliyorlar.bizler ancak tağutların kullarından,
askerlerinden, beseri kanunların nöbetini tutanlardan, Seriat’ın ve tevhidin
dostlarını hapise atanlardan tüm müsrikleri tekfirliyoruz. Çünkü o –tevhidin
yardımcıları- onlara tevhidleri için savas açmıstırlar."
SİZİN HAPİSTE OLMANIZIN EN BÜYÜK SEBEBİ " METOD
BİLMEMENİZDİR!" AYNI YOLDA OLANLARI -SIRF USULU FARKLI DIYE - ŞİRK İLE SUÇLARKEN
, SİZ USULSUZLUGUNUZDEN DOLAYI İÇERİ GİRMİŞKEN , BİR DE SİZ DİĞERLERİ NEDEN
İÇERİDE DEĞİLSİNİZ GİBİ BİR MANTIKLA DERİNDEN GİDENLERİ MÜŞRİKLİKLE SUÇLAMAK
SADECE MANTIK-USUL BİLMEMEK VE SABIRSIZLIKLA AÇIKLANABILIR!
"Fakat üslubunuz kaba ve iyi değil. “Falan Cemaat” çok güzel bir üsluba
sahipler. Bizimle tokalasıyorlar, bize tebessüm ediyorlar.Iste biz bundan ötürü
asıl onlardan korkuyoruz, böylelikle onlar üsluplarıyla etkiledikleri insanları
askerlestirebilirler. Fakat sizler bu üslubunuzla insanları davetinizden nefret
ettireceksiniz. Dedim ki: - Öncelikle; Seninle bu sekilde muamele etmemdeki ve
seni tevhide davet etmemdeki hedefim seni bir cemaate ya da hizbe asker yapmak
değildir. – tıpkı bana bahsettiğin cemaatin yaptığı gibi – Ancak benim ilk
hedefim; seni sirkin karanlıklarından tevhidin nuruna çıkartmak ve seni ilk
davet ettiğim seye davet etmektir, seni kendime ya da baska bir gruba asker
yapmak için değildir. Bilakis seni tağutun ordusunu, beseri kanunlarını terk
etmeye ve tevhidin,Islam Seriatı’nın askeri olmaya davet ediyorum."
HAYIR.SIZ DE KENDI CEMAATINIZIN BIR NEFERI OLMASI ICIN ONU CAGIRIYORSUNUZ.SONUCTA
SIZ DE BIR GRUPSUNUZ..GIDER ISLAMI CEMAATLERDE.ONLARIN HEDEFININ NEFSI OLDUGUNU
IDDIA ETMEK HAKSIZLIK OLUR DI MI."SELEFI OLAN KARDEŞLERİMİZİN EN BÜYÜK HATASI
'YORUMLARINI AYET GIBI IMIS ' TELAKKİ ETMELERİ, KENDİ YORUMLARINI NAS-AYET GİBİ
KABUL EDERKEN BAŞKA GÖRÜŞTEKİ -FARKLI METOTTAKİ KARDEŞLERİMİZİN YORUMLARINI ISE
HİÇ BİR SURETTE KABUL ETMEMELERİDİR!".BENİM YORUMUM İLAHI MESAJIN TEK DOGRU
YORUMU, FETVASI,FIKHI AÇIKLAMASI, BENIM YORUMUMA KARŞI GELENLER İSE ŞİRK
İÇİNDELER , ŞEKLİNDE ÖZETLENEBİLECEK BİR DAR GÖRÜŞLÜLÜĞÜN İÇİNE DÜŞEBİLMEKTE ,
DOLAYISI İLE HEM KENDİLERİ YALNIZ VE AZ SAYIDA KALMAKTA HEM BAŞKA KURANI
KAYNAKLI YORUMLARI BENİMSEYEN KARDEŞLERİMİZİ KENDİLERİNDEN
UZAKLAŞTIRABİLMEKTEDİRLER.YANI "TEK HAK YOL BENIM KI " MANTIGI BURADA YANLIS
OLANDIR VE BUNDAN BİR AN ÖNCE KURTULMAK LAZIMDIR.EN AZINDAN "BEN DAHA
FEDAKARCA EYLEM İÇİNDEYİM DIGER KARDESLERIM DAHA TEDBIRCI,PASİF " DENMELIDIR- Kİ
GERÇEKTE ÖYLEDİR AMA - BUNDA DAHA ASIRI YORUMLAR SADECE ABD'NIN EKMEGINE
YAG SURMEYE YARAR.ISTE IRAK.UMMETI ARAP-KURT-TURK..BOLDU VE YONETIYOR.BU BOLUNME
ICIN MILYONLARCA DOLAR HARCIYOR.AMA SELEFI KARDESIM ISE DIREK KENDISI -HEM DE
BEDAVADAN - ABD'NIN AMACINA, BIR DE ISLAM ADINA , - KUSURA BAKMASINLAR AMA-
HIZMET EDIYORLAR!
"bana! Vallahi biz senin için hayrı seviyoruz. Ve bizler bu ülkeye ve onun
maslahatına düskünüz.sesleniyoruz! : “Allah’la birlikte hüküm koymaktan
sakının!” , “Sakın Allah’a sirk kosmayın!”, “Beseri kanunları terk edin”, “Faizi
haram kılın!”, “Zinadan sakının!”, “Hak dini kabul edin!"
BUNLARI KIM REDDEDEBILIR KI.AMA SONUCTA AYNI SEYLERI KABUL ETSEKTE- ITIKADI
ANLAMDA "LA" DEDIKLERIMIZ AYNI OLSA VE "ILLA" EDATINDAN SONRA SADECE ALLAH DESEK
TE , SADECE HEDEFE ULASMADAKI METOD FARKLILIKLARINDAN OTURU BASKALARINI
MÜŞRİK OLARAK VASIFLANDIRMAK EN AZINDA FERASET SAHİBİ OLMAMAKLA ACIKLANABILIR.
ALLAH AYETLERDE NE BUYURUYOR:
"GÜZEL ÖĞÜTLE ÇAĞIR", " ONA YUMUŞAK SÖZ
SÖYLE", " EGER KABA VE KATI YUREKLI OLSA IDIN ETRAFINDAN DAGILIR
GIDERLERDI".
" ISLAMIN TEBLIGINI ISLAM RUHUNA UYGUN YAPMAZSAK ZARARI SADECE MÜSLÜMANLAR
GÖRÜR! METOD FARKLILIGINI DIN OLARAK GÖRMEYELIM VE İSLAMI TEBLİGİ İSLAMA UYGUN
SEKİLDE YAPALIM!"
NOT: BURADAKİ YORUMUMUZ SELEFİ
KARDEŞİMİZİ ZİNDANA TIKANLARI, İŞKENCELERİNİ VEYA BEŞERİ İLAHLARI SAVUNMA ANLAMINDA ASLA KABUL
EDİLMEMELİDİR. VERİLEN CEVAPLARA KARŞI YORUMLARIMIZDIR ESAS OLAN.
2
Selefilerin devlet ilanI kanlI bitti

Filistin’in
Gazze bölgesinde “İslami Emirlik” ilan eden Selefi grup ile Filistin polisi
arasında çıkan çatışmada 25 kişi öldü, 150 kişi de yaralandı. Gazze Şeridi`nin güneyindeki Refah
kentinde, Filistin polisi ile El Kaide`ye bağlı olduğu belirtilen Cundu
Ensarullah grubuna bağlı kişiler arasında çıkan silahlı çatışmada 25 kişi öldü.
Çatışmalarda 150’den fazla kişinin de yaralandığı bildirildi. Çatışmaların, Refah`ta İbni Teymiyye Camii’nde toplanan 100 kadar
silahlı grup üyelerinin, Gazze`yi bir "İslami Emirlik" olarak ilan etmeleriyle
başladığı belirtildi.

Hamas`a bağlı polislerin camiyi sarmasıyla başlayan
çatışmalarda onlarca kişinin öldüğü ve yüzlerce kişinin yaralandığı
vurgulandı. Çatışmalar öncesi, Cünd ü Ensarullah grubu taraftarlarının, Refah`ta
bir yürüyüş düzenledikleri, yürüyüş sonrasında grubun Refah`taki İbni Teymiyye
camii’nde toplandığı bildirildi.

Cundu Ensarullah grubu lideri Abdüllatif Musa, Camide verdiği
vaazda, "Gazze Şeridi`ni İslami bir emirlik" olarak ilan etti; "Biz, El Kaide`ye
bağlıyız ve liderimiz Usame Bin Ladin. Cesetlerimizin ve bedenlerimizin üzerine
kaim olacak İslami emirlik ilan ediyoruz. İslam Şeriatını ve hududlarını
uygulayacağız. Allah`ın kanunlarına bağlı kalacağımıza söz veriyoruz" diye
konuştu.
Hamas İslami yasaları uygulamıyor
iddiası
Refah`tan başlayarak, dini kurallara dayalı bir yönetimi tüm
Filistin`de uygulayacakları söyleyen Musa, Hamas`ı da eleştirerek, örgütün
yeterli ölçüde İslami olmadığını ifade etti. Musa Hamas`ı kastederek, "İslami
yasaları uygulamıyor; Kongre üyeleriyle, (Jimmy) Carter ve (Tony) Blair ile
görüşmeyi tercih ediyorlar. Hamas, Allah`ın ve Cihad`ın yolundan yürürse, onun
hizmetinde oluruz. Selefiler olarak Gazze`de Şeriatın uygulanması için Hamas`a
destek vermeye hazırız. Ama, bizim camilerimizi almaya kalkarsa, onlara uzanan
kollarını keseriz" dedi.

Musa`nın El Kaide terminolojisini kullanarak "İslami emirliğin
doğumunu ilan ediyoruz" diye konuştu. Cundu Ensarullah liderinin uzun kırmızı
bir cübbe giydiği, etrafının 4 maskeli ve silahlı kişiyle çevrili olduğu
belirtildi. Gazze`deki görgü tanıkları, silahlı kişilerden birinin üzerinde
patlayıcı kuşak bulunduğunu da ifade etti.

Grubun lideri öldürüldü
Diğer grup üyelerinin
ise vaaz sırasında, Hamas güvenlik güçlerinin camiyi basacakları haberleri
üzerine pozisyon aldıkları, cami etrafına barikatlar kurdukları belirtildi. Çatışmalarda grubun lideri Abdüllatif Musa ve yardımcısı Ebu Abdullah
es-Suri dahil grubunun bütün üyelerinin öldürüldüğü vurgulandı.

Gazze yönetimini kontrolü altında tutan Hamas lideri,
operasyonların tamamlandığını, 6 Hamaslı polis yetkilisi ile birlikte 11 yaşında
bir kız`ın da öldüğünü ve 150`den fazla yaralı olduğunu
açıkladı.
Gazze’de Yabancı Savaşçı yok
Filistinli polis
yetkilisi, Gazze’de yabancı savaşçıların bulunduğu söylentilerinin doğru
olmadığını ve bazı kesimlerin ısrarla Gazze’de savaşmak için bekleyen birçok
yabancı kişi bulunduğunu iddia ettiğini söyledi.

Cuma günü de bu konu ile ilgili Filistin Başbakanı İsmail
Haniye, daha önce Irak ve Afganistan’da savaşmış örgütlerin mısır sınırını
geçerek Gazze’ye girdiği haberlerinin doğru olmadığını
söyledi. (15-08-2009)
ORADA ZATEN HAMAS; MOSSAD, EL-FETİH, ARAP KRALLARI, BATILI ZALİMLER, ... İLE
UĞRAŞIRKEN BU İKİLİĞİ ÇIKARMAYA NE GEREK VARDI, BU NE MANTIKSIZ BİR
ÇIKIŞ, HERHALDE A. MUSA'NIN ÖLÜMÜNE İSRAİL EPEY ÜZÜLMÜŞTÜR.NEYMİŞ,
ŞUNLA BUNLA GÖRÜŞMÜŞLER, E YAHU AFGAN CİHADI SIRASINDA ÜSAME BİN LADİN
ABD + CIA İLE DİRSEK TEMASINDA DEĞİL Mİ İDİ? YAZIK, AKLI
KULLANMAYANLAR ALLAH YOLUNDA ÖLMEYE HAZIRIZ DERKEN, İSRAİL'İN EKMEĞİNE
YAĞ SÜRMELERİ ÇOM ÜZÜCÜ. AKLI KULLANMALI, İSTİHBARAT OYUNLARINI İYİ
BİLMELİ!
CİHADA; ZALİME,
SÖMÜRGECİLERE KARŞI MÜCADELEYE EVET, AMA TEKFİRE, AŞIRILIĞA HAYIR! ZALİMLE
MÜCADELE EDİYOR OLMAK, PASİF OLARAK GÖRSENİZ BİLE VEYA FARKLI BİR
METOT İZLEDİ DİYE DİN KARDEŞLERİMİZİ TEKFİRE
NEDEN OLMAMALI! SELEFİCİ KARDEŞLERİMİZİN İLK BİLMESİ GEREKEN KONU AMELİN İMANDAN
BİR CÜZ OLMADIĞIDIR. DOLAYISI İLE AMELDE EKSİK VEYA FETVADA FARKLI YOL
İZLEYENLERİN ASLA KAFİR İLAN EDİLEMEYECEKLERİDİR!
Ehl-i Sünnet'e göre imanın rükünleri; kalp ile tasdik ve dil ile
ikrardır. İman ile amel birbirinin cüz'ü değildir. İmam-ı Azam Ebu Hanife (rh.a)
"El Vasiyye" isimli eserinde: "-Sonra amel imandan, amel de imandan başkadır.
Çünkü çoğu zaman mü'minden amel yapma mükellefiyeti kalkabilir. Ancak "Amel
kalktığı zaman iman da kalkar" denilmesi caiz değildir. Zira hayız halindeki bir
kadından; o hal içerisinde iken, namaz ibadeti kalkar. Böyle
bir kadın için iman da kendisinden kalkar diyemeyiz. Yahut kendisine imanı
da terketmesi emredilir denilemez. Yine fakire zekat yoktur denilir. Fakat
fakire iman gerekli değildir denilemez. Eğer iman, amelden bir parça olsaydı,
amelin düştüğü hallerde imanın da düşmesi gerekirdi. Halbuki durum böyle
değildir.(İmam-ı Azam Ebu Hanife- Fıkhı Ekber (Aliyyü'l Kari Şerhi) İst: 1981
Sh: 216, Ayrıca Molla Hüseyin b. İskender- El Vasiyye Şerhi- İst: 1992 Sh:
205-206) Muhkem ayet-i kerimelerle ve mütevatir sünnetle sabit olan husus, tevbenin
emredilmiş olduğudur. Eğer günah işleyenler (amelleri sebebiyle) imandan
çıkmış olsalardı, onlara "tevbe etmeleri" değil, "tecdid-i iman etmeleri"
emrolunurdu. İmam-ı Maturidi (rh.a): "-Günah işleyenler; hükmü inkar
etmedikleri müddetçe, günahları sebebiyle imandan çıkmazlar. Çünkü haber-i
mütevatirle sabit olan husus; şirk koşmak müstesna, büyük günahların tevbe
ile bağışlanma ihtimalinin bulunduğudur. Büyüğü bağışlanınca, küçüğünün
bağışlanma ihtimal' daha evladır." ( İmam-ı Maturidi- Kitabu't Tevhid- Beyrut: 1970 Sh:
329)
Hariciler: "-İman kalb ile tasdik, dil ile ikrar ve
uzuvlarla ameldir" tarifini esas alarak; büyük günah işleyen herkesin
kafir olduğunu söylemişlerdir. Onlara göre "Amel olmadığı müddetçe, imanın
hiç faydası yoktur. Herhangi bir farzı terkeden veya haramı irtikap eden
kimse, kafirdir."
Hariciliğin
önderlerinden Abdullah b. Zu’l-Hüveysıra et-Temimi “Adil ol ! (Ya Muhammed
sav) Zira bu paylaştırma Allah’ın rızasının gözetildiği bir
paylaştırma değildir” dedi, bunun üzerine Rasulullah (sav)
üzüntüsünü belli ederek “Ben adil olmamayım da kim adil olsun!”
cevabını verdi. (Bu densizliği üzerine Hz.Peygamber’den kendisini
öldürme izni isteyenlere ise, o engel olmuştur.
(Buhari, Müslim, İbn
Mace)
Haricilerin “hüküm ancak Allah’a aittir” ayetini
sloganlaştırarak Hz.Ali’ye savaş açtığı ve O’nu kafirlikle itham
ettikleri bilinen bir vakıadır. Hz.Ali, haricilerin bu tavrına şöyle
cevap vermiştir: “Hak bir söz ile batıl bir mana kast ediyorlar”
Günümüz selefi akımı, tarihteki harici akidesini kabul
etmemekte ise de Müslümanlara karşı olan tekfirci tutumları ile tarihteki harici
mantalitesinin günümüz versiyonu olmaktadırlar ne yazık ki!
Hamas'ın açıklaması: Hamas hükümeti toplumda İslam’a aykırı olan
uygulamaları kaldırmak için önemli adımlar attı. Filistin Meclisi de
toplumu ifsada yol açan, içkiyi helal kılan, faiz vb uygulamalara ilişkin
İslam Şeriatı’na aykırı olan kanunları değiştirdi. Filistin yargısı da
toplumda İslam’a aykırı olan uygulamaları değiştirmek ve ahlaksızlıklara son
vermek için çalışmalar yaptı.Filistin Meclisi, İslam’a ve
Filistin toplumuna aykırı olan yaklaşık 44
kanunda değişikliğine gitti. Ve daha onlarca
kanun, oluşturulan komisyonlar tarafından
düzenlenmeyi beklemektedir. Filistin
hükümeti, Meclis ve Yargı, Filistin toplumunu
tedrici bir yöntemle değiştirmek için çalıştı
ve
çalışmaya da devam etmektedir. Değişim sürecinin
tedrici olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Öncelikle insanlarımızı bu değişime hazırlamakla
yükümlüyüz. İslami hükümlerin uygulanmasında
tedricilik, İslami bir metottur... Sadece Hamas değil
tüm İslami hareketlerin nihai hedefi İslam
Şeriatı’nın tam olarak uygulanmasıdır. Fakat
bunun tedrici olarak yapılması gerektiğinin
altını çizmekteyiz. Biz, hareketimizde ve
kurumlarımız da Şura esasına dayanıyoruz. Demokrasiyi “Şura” olarak
görmekteyiz... seçimlere de bu dine hizmet etmek, toplumu ıslah etmek amacıyla
girdik... seçimlere girmekle batı demokrasisinin, “hüküm, çoğunluğun
görüşüne göre belirlenir esasını” asla kabul etmedik. Bu, bizim düşüncemize ve
metodumuza uygun değildir.Biz, şuan üzerinde bulunduğumuz
yöntemle İslam Şeriatı’nın Filistin’de
uygulayacağımızı ümid
etmekteyiz. Hamas, düğünlerdeki
İslam’a aykırı yöntemleri ıslah çalışmaları ve
uyarılarıyla çözmeye çalışmaktadır. Hatalarında
ısrarcı olanlar da gerekli ve farklı şekilde
cezalandırılmaktadır.
Ensarullah ise düğünün
icra edildiği alana el bombası atarak sorunu çözmeye çalışmıştır.
Selefiler İslam Şeriatı’nın bir anda uygulanmasını
beklemektedirler.Bu durum Kurani usule de aykırıdır. Hamas'ın Arap Yöneticiler
tarafından tecrit edilmeye çalışılması da
Hamas'ın İslami direniş projesine sahip olması
değil midir?
Ensarullah adlı cemaatin
lideri aynı zamanda doktor olan Musa Abdullatif, Hamas hükümetini
tekfir etmişti. Hatta Gazze savaşı günlerinde,
“Biz, müşriğe karşı başka bir müşriğe; bir
kafire karşı başka bir kafire destek olmayız”
diyerek kenara çekilmişti.
Kendisi hangi
İslam şeriatı ile yönetilen ülke bulup orada okumuş ta sonra Hamas'ı kafir ilan
adiyor ayrı konu! Musa’nın en bariz talebi, İslami hadlerin uygulanması,
mesela hırsızın elinin kesilmesiydi. Yine Musa, Hamas’ın İslami hükümleri
uygulamaktan kaçındığını, laik bir parti olduğunu ve İslami devlet yerine
demokrasi talebinde bulunduğunu iddia etti. - cevapları yukarıda verildi!-
Hamas'ın Siyonizm karşıtı Yahudilerle görüşmesine karşı çıktı. Hamas'a “Kimden korkuyorsun? İngiltere’den mi
Amerika’dan mı?” diye çıkıştı.
Hamas ile
Ensarullah arasında esasta bir fark yok. Her
ikisi de İslam’ın hâkim olduğu bir devlet ve ülke kurmak istiyor, İslam’a aykırı
olan her şeyi değiştirmek istiyor. Fakat Hamas, bu
değişiklikleri tedrici olarak, halkın da kabul
etmesini sağlayarak uygulamaya geçirmek isterken
Ensarullah, bu yönteme karşı çıkmış ve “Ya şimdi
Ya da şimdi” diye ısrar etmiş, İslam
Emirliği’nin ilanı için şartların oluşup
oluşmadığına ise hiç aldırış
etmemiştir. - Halbuki Cezayir, Türkiye, İran
örnekleri aceleci davranışların nasıl İslami harekete zarar verdiğinin örnekleri
ile doludur!-
Filistin Alimler Birliği üyesi ve Hamas lideri Dr. Yunus Astal
: “Bu kişiler uçan başlar, kesilen eller ve kırbaçlanan sırtlar görmeyince
birkaç kadın ve düğün onları kışkırtır ve kendilerince bozulmuş olan şeriata
ağlarlar… Asıl sorun, bu kişilerin had cezalarını yerine getirmenin şartının
insanların ihtiyacını gidermek olduğunu bilmemesidir.
Bir
gün Abdulmelik, babasına Ömer b. Abdülaziz'e şöyle çıkışır: -“Ne
diye sen, dinin hükümlerinin hepsini birden
infaz etmiyorsun ?! Allah’a and olsun ki Hak
uğrunda olduktan sonra senin ve benim aleyhimde
kazanlar kaynasa aldırmam.” Ömer b.
Abdülaziz ise oğluna şu yanıtı verdi: “Hayır,
yavrum! Böyle düşünme! Cenâb-ı Hak bile içkiyi
önce iki sefer zemmetti; üçüncüde haram kıldı.
Ben, insanlara hakkı bir defa toptan
yükleyiverdiğim zaman onların bir çırpıda hakkı
reddetmelerinden korkuyorum. Şayet böyle
davranırsan fitne çıkarmış olursun!” (Ebu Nuaym
el-İsfehânî, Hilyetü’l-Evliyâ, Beyrut, 1405, V,
354)
Bunlar o zamanda yaşasalar Hz Ömer'e
de karşı çıkarlardı.
Hz Aişe
validemizi
dinleyelim: “…Kur’ân’dan ilk nazil olanlar,
cennet ve cehennemin anlatıldığı mufassal
surelerdir. İnsanlar İslâm’da toplandıkları
zaman helal ve haram konularını içeren sureler
inmiştir. Eğer başlangıçta ‘içki içmeyin’
şeklinde vahiy inseydi, ‘biz asla içki içmeyi
terk etmeyiz’; ‘zina etmeyin’ şeklinde vahiy
inseydi ‘biz asla zinayı terk etmeyiz’ derlerdi”
(Buhârî, Sahîh, IV/101)
Hamas hareketi, üç yıldır ambargo altında
yaşıyor, baskılara maruz kalıyor. Son Gazze
savaşındaki direnişi bunun delilidir. Taviz
vermeleri için inanılmaz bir baskı sürecinden
geçtiler. Buna rağmen bu hareketin liderleri,
hiçbir ilkelerinden taviz vermemiştir. Bu baskı
ve ambargonun sebeplerinden birisi de hareketin
İslami olmasıdır. Hamas liderleri
yıllarını hapiste geçirmişler ama geri adım
atmamışlar. Hamas’ın 30’dan fazla milletvekili
İsrail tarafından tutuklandı. Bunlardan bir
tanesinin dahi İslami ilkelerden taviz
verdiklerini söylememiz mümkün mü?
Ölümle sonuçlanan olayda Hamas ve Filistin hükümeti
hatta alimler, soruna diyalogla, barışçıl yolla
çözüm bulmak için büyük çaba sarfetti... onlar
hiçbir arabulucuyu kabul etmediler...Çatışmalar, Abdullatif
Musa liderliğindeki Ensarullah adlı bir cemaatın
tüm uzlaşı ve diyalog girişimlerine rağmen
Hamas'ı ve Filistin hükümetini tekfir etmesi,
bazı düğünlere bombalı saldırılar düzenlemesi ve
Hamas liderlerine suikast girişiminde
bulunacaklarının açığa çıkmasından sonra
başladı...Olay günü de Hamas’ın kontrolünde olan Filistin
polisi, cemaatteki kişilerin silah bırakması
çağrısında bulundu. İddia edildiği gibi Hamas,
doğrudan camiyi basmadı, camiye
saldırmadı.Cemaatin lideri Musa,
Hamas’ın bu talebine olumsuz yanıt verdi. Cuma
hutbesinde Gazze’deki herkese çağrıda bulunarak,
kendilerine bağlanacak kişilerin ellerindeki
silahlarla İbn Teymiye camisine gelerek biat
etmelerini istedi.Musa, Cuma hutbesinde
ayrıca Filistin polisine işaretle “İbn Teymiye
camisine yaklaşanların sonu gelmiştir” dedi.
Musa’nın Cuma hutbesindeki bu ilanı, İçişleri
Bakanı Fethi Hammad’ın “Arabulucu olarak giden
Muhammed Şimali adlı komutanı öldürdüler”
iddiasını doğrulamaktadır.Adalet bakanı
Muhammed Farac’ın da ifade ettiği gibi
Ensarullah’a bağlı olan Filistinliler, caminin
minaresinden hem Filistin polisini hem de sivil
vatandaşları vurdular. Cemaatin silahını Hamas’a
ve sivillere karşı kullanmasından sonra Hamas da
Ensarullah’a karşılık vermek zorunda
kaldı.Hamas’ı
operasyon yapmaya iten temel sebep cemaatin
silahlanma arzusu ve günden güne tehlikeli
olacağı düşüncesidir. Unutmayalım ki başta
İsrail, ayrıca el fetih dört gözle Gazze'de çıkacak bir isyanı beklemektedirler.
Hiç aklımızdan çıkarmayalım ki birbirimizi “ötekiler” sınıfında değerlendirmeye
devam ettiğimiz sürece düşman olarak ne İsrail’e ne de Amerika’ya ihtiyacımız
vardır. Bunu da yapan Selefilerdir ne yazık ki...!Bazı noktalardaki
düşüncelerimiz farklı olsa da, aynı Allah’a iman
eden, aynı peygambere tabi olan, aynı Kitab’ı
hayata uygulama çabası içerisinde aynı kıbleye
yönelen kişiler olarak, ümmetin ortak
düşmanlarına karşı birlikte mücadele
etmeliyiz.
BİZ SELEFİ CİHADA KARŞI DEĞİLİZ ASLA DA OLAMAYIZ, KENDİ CAN , MALLARINI
BU YOLDA SARF ETMEDEKİ AZİMLERİ İLE BİZLERİ DE KAT VE KAT GEÇTİKLERİ DE ORTADA
AMA SELEFİ KARDEŞLERİMİZİN KENDİ DİNDAŞLARINA BAKIŞ AÇILARINDAKİ RAHMETTEN
YOKSUN, ACIMASIZ TUTUMLARIDIR BİZİM ELEŞTİRDİĞİMİZ ALAN. BU DURUM HEM
DERİNLİKTEN YOKSUN, YÜZEYSELDİR HEM DE DAR AÇILI, OLAYLARI İHATA EDEMEYEN,
KUŞATMAYAN BİR BAKIŞ AÇISINI BÜNYESİNDE
BARINDIRMAKTADIR. BU DURUM İSE ZAMAN İÇİNDE ÜMMETİN GELECEĞİ AÇISINDAN ÇOK
BÜYÜK SORUNLARI GÜN YÜZÜNE ÇIKARMAYA GEBEDİR. SON ÖRNEĞİ HAMAS'A OLAN BAKIŞ
AÇILARI, TUTUMLARI VE ONLARA KARŞI YAPTIKLARI HATALARDIR! KISACA
Bizim
karşı olduğumuz nokta bir müslümanın selefi kimliği değil, birilerinin
“selefilik” iddiası altında
Müslümanlar arasında kin, husumet ve çatışmalara
yol açan, müslümanları birbirine düşman yapan ve
müslüman kanının dökülmesine neden olan
“tekfirci” yaklaşım ve
tavırlarıdır...Şehid İmam Hasan El Benna,
müslümanlar arasındaki görüş ve inanç
farklılıkları konusunda “ittifak
ettiğimiz hususlarda birbirimizle ittifak
edelim; ihtilaf ettiğimiz hususlarda ise
birbirimizi mazur görelim” şeklinde en
güzel yol ve yöntemi gösteriyordu.
KENDİ İÇLERİNDE BİLE ANLAŞMAZLIK İÇİNDELER.KİM KAFİR, KİM ÖLDÜRÜLÜR?
El-Kaide Komtanı: Ciddi Hatalar Yaptık
Katar
Gazetesi olan El-Arab’da yayınlanan bir röportajda El Kaide’nin
Kuzey Irak Komutanı Ebu Turab el-Cezairî önemli açıklamalarda
bulundu. Röportaj esnasında Cezairi, el-Kaide’nin Irakta içinde
bulunduğu durumu, örgütün yaptığı hataları, sivillere yönelik
saldırıları, Cezayir’deki el-Kaide Örgütü’nün durumunu ve Irak
halkının örgüte bakışını çarpıcı bir şekilde, özeleştiri yaparak
değerlendirdi. Bizim tek bir hedefimiz vardır: O da haçlıları topraklarımızdan
sürmektir. Irak İslam Devleti, Haçlılara ve tüm İslam düşmanlarına: ABD yanlısı
ister Sünni olsun, ister Şii, ister Kürt; tüm bunlara karşı dimdik ayaktadır.
Operasyonlarımız devam etmektedir...rak’ta nüfuzumuzun azalmasının başlıca
sebebini, gerçekleştirdiğimiz operasyonlarda yaşanan sivil kayıplara
bağlıyorum... Cezayir’deki el-Kaide’nin yaptığı operasyonların büyük bir
kısmını hedefimiz açısından doğru bulmuyorum. Çünkü Cezayir, Irak
gibi işgal altında değil ve sivil halkın da öldüğü saldırıların izah
edilebilir bir yanı yok. “La ilahe illallah” diyen ve mücahidlere
karşı savaşmayanları öldürmek caiz olamaz. Savaşımızın belirli
kuralları vardır...Her insanı öldürme hakkına sahip değiliz.
Ayrıca, mürted olduğuna inansak ta her mürtedi öldürmek zorunda
değiliz...sokaklardaki patlamalar, diz boyuna ulaşan kanlar hareketimize yarar
sağlamıyor. Üçüncü sınıf bir lokantada dahi yemek yiyecek para bulamayan
askerleri öldürmek ve bunu cihad olarak isimlendirmek; vallahi büyük bir aptallıktır...zulmün
başı konumundaki kişilere, İçişleri Bakanına ya da işkenceci polis şeflerine
saldırmayı düşündüler mi, yoksa kolay ve açık bir hedef olan sıradan ve fakir
insanlara, dinimizin açık nasslarına
muhalefet ederek, saldırmaya devam mı edecekler...İçinde bulunduğunuz bu
korkunç durumdan ve günahtan kurtulun.
Hâricî
olmayan Müslümanlar bir tarafa, kendilerine katılmayan Hâricîler de kafirdirler
(Eşarî, Makâlât, I,
168, 170; Bağdâdî, el-Fark, s. 60)

BİR HABER VE YORUM
"Ceyşu’l İslam, Hamas hareketini, Filistinli bir polisin Ceyşu’l İslam
liderlerinden Cemil Doğmuş tarafından öldürülmesini, örgüte karşı savaşın
bahanesi olarak kullanmakla itham etti.Seçilmiş Filistin hükümetine bağlı
İçişleri Bakanlığı 11’i Doğmuş ailesinden toplam 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan
çatışmaların nedeninin, Cemil Doğmuş adlı şahsın cinayet suçlamasıyla yargı
tarafından aranan 6 kişinin kendisine teslim edilmesini isteyen Abdulkerim
Huzeyk’e teslim etmeyip onu öldürmesinin neden olduğunu
açıklamıştı. Açıklamasında bakanlık, polisin bu aranan şahısların kendilerini
adalete teslim etmeleri durumunda onlara dokunulmayacağı sözü verdiğini, ancak
bu kişilerin söz konusu taleplere karşılık vermediğini belirterek, polisin
gerçekte Doğmuş ailesini hedef almadığını, kanundan kaçanların yakalanması için
böyle bir baskın düzenlediğini kaydetti.
" KATİLLERİ SAKLA, POLİSİ ÖLDÜR, SONRA HAMAS SUÇLU!!!
BASINDAN
1- Kendisini İbn-i Teymiyye'nin öğrencisi olarak ifade eden Hasan el-Benna'ın
kurduğu İhvan-ı Muslimin hareketinin Filistin kolunu oluşturan HAMAS selefiliğin
tekfirci olmayan ve öze dönüşün yıkıcı değil ıslahçı yöntemlerle
gerçekleşeceğini savunan bir yapı. Ceyş'ul İslam ise Selefiliğin S. Arabistan'da
şekillenen Muhammed b. Abdulvehhab yorumunu esas alıyor. Ceyşul İslam İslam
dünyasındaki tüm mezheplerin reddine ve özellikle düşmanlık boyutunda Şiiliğin
reddine yönelik sert söylemiyle tanınıyor.
"Ceyşul İslam"'ın Devamı Niteliğinde Olan Küçük Gruplardan Birisinin Lideri
Şeyh Ebu Mustafa İle Alman Der Spiegel dergisi Görüşmüştü.Alman Dergisine ilginç
açıklamalarda Bulunan Ebu Mustafa en büyük düşmanımız HAMAS'tır dedi.Ona göre,
Filistin'de Cihadi Selefi akımın müdahale olmadığı sürece her geçen gün daha da
büyüyeceğini ve küresel güçlere kafa tutmadan önce ilk uğraşmaları gereken daha
yakın düşman olan: HAMAS (18 Eylül 2008)
DÜNYAYI
SADECE KENDİLERİ KURTARABİLİR VE KARŞILARINA KİM ÇIKARSA ÇIKSIN KAFİRDİR
MANTIĞI! İSRAİL YAKINDA MADALYA TAKAR BU ADAMA !
2-" İsrail'in
Gazze'ye şiddetli saldırısı bölgedeki ve tüm dünyadaki Cihatçı Selefileri bir
anlamda ikilem içinde bıraktı. Özellikle Selefi görüşteki internet forumlarında Gazze saldırılarının ardından
Hamas'ın "mürted" olup olmadığı yönündeki
tartışmalar rafa kaldırılmış gibi gözüküyor."
(09 Ocak 2009)
KAFİR BULAMAYINCA MÜSLÜMANLARIN KAFİRLİĞİ ÜZERİNE ALIŞTIRMA YAPIYOR SELEFİLER!
OLAYLARA BU KADAR SIĞ-DAR GÖRÜŞLÜ YAKLAŞMAK, BAŞKALARI YORUM YAPINCA KARŞI ÇIKIP, KENDİ
YORUMLARINI TEK OTORITE HATTA VAHİY İLE EŞ TUTUP, YORUMLARINA KARŞI ÇIKANLARI
KOLAYCA ŞİRK, MÜŞRİK, KAFİR İLAN ETMEK, KAFİRE YÖNELTTİĞİ BAKIŞ AÇISINI AYNEN
MÜSLÜMANA YÖNELTMEK, "RUHEMA" OLMAYI; MÜSLÜMANA MÜŞFİK OLMAYI DEFTERDEN SİLMEK,
MÜSAMAHASIZLIKTA, TOLERANS TANIMAMAKTA
ANCAK SELEFİLİKLE OLUR HERHALDE!
KONUYU İNTERNETTE ARAŞTIRIKEN ÇOK İLGİNÇ BİR ANIYA RASTLADIM,
SİZLERLE PAYLAŞIYORUM
2000 yılında çeşitli sebeplerden bir gruba arapça dersi vermekte idim.(Emsile, Bina..vs.
) Grup selefi düşüncede kendini tanımlamakla beraber tekfirci bir düşüncede idi.
Bu düşüncedeki insanların sosyo ekonomik, sosyo
kültürel alt yapısı malumunuz...Bir gün dersleri aniden
bıraktılar... Ortada hiçbir sebep yoktu...Grubun lideri ile ve
diğer fertleri ile ders aralarında konuşurduk. Lakin
anlaşamadığımız bir hakikatti... Yıllar sonra gurubun lideri
guruptan ayrıldı. Tekfir edilmişti. Halbuki gruba tekfir
öğretisini empoze eden kişiydi. Fikirlerinin yanlışlığına kanaat
getirmişti, lakin öğreti bir bumerang misali kendisine dönmüştü... Benden özür diledi ve
derslerin bitmesine sebebin benim bir
defasında bir camii önünden geçerken "şu müslümanlar neden bu kadar
şuursuz" demem olduğunu açıkladı. Camii cemaatini müslüman
olarak görmemi hazmedememişlerdi. Yine şunu söylemişti... Biz
hariciler ile ilgili kaynakları okuduğumuzda kendimizi onlara çok
yakın hissediyorduk,kendimizi görüyorduk. Selef içinde onlar
hakkında müsbet konuşan bir kişi görse idik, sokaklarda "biz
hariciyiz" diyerek gezecek kadar yakın hissediyorduk kendimizi onlara...
DETAY
İÇİN TIKLAYINIZ:
AHMET VAROL'UN YORUMU
Ebu Muhammed
el-Makdisi'NİN YORUMU VE CEVABIMIZ
HAMAS'TAN CEVAP
3

4

Hamas, Gazze ambargosuna karşı çıkan İtalyan aktivistin
öldürülmesine sert tepki gösterdi. Arrigoni'nin Gazze'ye gemiyle gelen ilk
gruptaki kişi olduğu belirten Hamas, 'Filistin dostu Arrigoni'yi öldürenler
İsrail ajanlarıdır. Gazze'de Selefi olarak adlandırılan böyle bir örgütü ilk kez
duyuyoruz' dedi.
5
KaIde’nIn yöntemI
Bin Ladin davasında haklı ama yönteminde yanlıştı.
Davası, İslam dünyasının dağınıklığının giderilmesi ve emperyalizm çizmesi
altında çiğnenmekten kurtarılmasıdır. Lakin bunun izalesinde ve giderilmesinde
izlemiş olduğu yöntem yanlış olmuştur. Yanlışlığının göstergeleri ortadadır.
Her yerde Kaide’ye nispet edilen eylemler olmasına rağmen somut siyasi sonuçları
almamış ve aksine Kaide’nin ismi büyürken kendisi erimiştir. Şöyle söylemek
mümkündür: Bin Ladin’in yöntemi silahlı mücadele idi ama bu güç başarısız
olmuştur. Mevcut rejimleri işbirlikçi olarak görüyor, dolayısıyla meşru görmüyor
ve İslam alemine yönelik saldırı karşısında devreye seferberlik halinin girdiğini
düşünüyor ve bunun gereğini yaptığına inanıyordu. Yönteminin başarısızlığı
Bin Ladin’e atfedilen 2001 tarihli vasiyetinde de tescil edilmiştir. Burada ilginç
tespitlerde bulunmaktadır. Bu tespitlerinde almış oldukları darbeleri iç ihanete bağlamıştır.
Hatta Taliban unsurlarının bile çok azının zor imtihan karşısında direnebildiğini
söylemiştir. Demek ki burada şeriat öğrencilerinin bile orantısız düşman ve güç
karşısında sarsılmalarının ve direnememelerinin sebebini iyi tahlil etmek gerekir.
Silah karşı tarafa gerektiği kadar zarar vermediği gibi iç çözülmeyi de
beraberinde getirmiştir. Öyleyse burada eksik olan iki husus vardır. Bunlardan birisi güç
dengesindeki eşitsizliktir. İkincisi ve asıl önemlisi ise manevi irşadın hakkının
verilmemesi veya ihmal edilmesidir. Manevi eğitim iç bünyeyi takviye ettiği ve
sarsılmaz hale getirdiği gibi dış düşman cephesinde de gedikler ve çatlaklar
açmaya muktedirdir. Elbette manevi eğitim ve irşat hizmetleri de kolay değildir. Lakin
bu alt yapı tamamlanmadan silah kendi böğrüne saplanabilir. Bu tartışma bizi
Cemaleddin Afgani ile Muhammed Abduh ekolleri arasındaki ayrışmaya götürür. Muhammed
Abduh’u irşatsız veya eğitimsiz siyasetten ayıran bu mesele olmuştur. Cemaleddin
Afgani doktrinel siyasi eğitimle Müslüman cephenin güçlendirilebileceğine
inanmıştır. Bu yolda ömrünü harcamıştır. Lakin altyapı çalışmaları olmadan
ve ümmet irşat edilmeden bunun yetersiz olduğu görülmüş ve bu yöntemi ilk terk
eden de Muhammed Abduh olmuştur. Dolayısıyla Kaide’nin kaidesi (temelleri ve
altyapısı) sağlam değildir.
Bin Ladin fikriyatının en önemli yanlışlarından birisi irşat yerine silahlı yöntemi
ikame etmesidir. İkinci hatası ise ümmeti gevşeklikle suçlamasının onu tekfire götürmesidir.
Zamanla da bu yanlışı iç cephelerde sarsıntı meydana getirmiş ve adeta kendisini
intiharcılığa sürüklemiştir. Bu açıdan Şükrü Mustafa’nın Cemeatü’l
Müslimin hareketine benzemiştir. Kaide, Cemeatü’l Müslimin hareketinin daha gelişmiş
ve küresel halidir. Zamanla merkezi kontrolünü kaybeden Bin Ladin ve Kaide
konfederasyon veya marka haline gelmiştir. Benzeri eylemleri yapanlara Kaide damgası
vurulmuştur. Zamanla kurgusal alanı gerçek alanını aşmış ve örtmüştür. Hatta
Kaide markası basmakalıp atılı bir suç ve suçlama haline gelmiştir. Sözgelimi,
Kaddafi halk hareketinin başladığı günlerde Kaide korkuluğuna sarılmış ve Beyzaa
kentinde Kaide Emirliği kurulduğunu ileri sürmüştü. Bununla kendi batıni
emirliğini meşrulaştırmak ve gizlemek istemiştir. Muhalifleri de, Ali Abdullah Salih’in
de paralı Kaide elemanları beslediğini ve bununla ABD’nin vazgeçilmez adamı olmayı
arzuladığını savunmaktadırlar. Irak’ta ise birden fazla Kaide fraksiyonu
bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı İran, bir kısmı ABD adına çalışmaktadır.
Kaide Irak’ta pratikte şiddetin tonunu artırmış ama buna mukabil direnişin
yalızını düşürmüştür. Sünnilerin dağınıklığını beraberinde getirmiş ve
aralarında Sahva adıyla Amerikan mürtazikası (lejyoneri) oluşmasına neden olmuştur.
Dolayısıyla Şiiler siyasette nasıl infiratçı davrandılarsa Kaide de silahlı alanı
kendilerine ayırmak istemiş ve bu da karşıt kuvvetlerin oluşmasına yol açmıştır.
Türkiye’de benzeri bir durum PKK’nın faaliyet alanında yaşanmış ve Hizbullah da
tek yanlı silahlı meşruiyetini ilan etmiş ve bu da cephe içi çatışmalara neden
olmuştur. Kaide’nin bir başka yöntemi de vela ve beraa prensibi üzerinden kutuplaştırma
siyaseti izlemesi olmuştur. Bush da bunu tersinden yapmıştır. ‘Diyalogcular’ da bu
bağlamda başkalarının gündemine eklemlenmişlerdir. Yanlış olan diyalog değil,
birilerinin diyalog özel gündemidir.
Kaide zamanla marka haline gelince isteyen bu şapkayı giymiş ve Bin
Ladin sadece sembol bir isim olarak kalmıştır. Bu açıdan öldürülmesi belki de
Kaide’nin tabutuna çakılan son çivi olabilir. Daha doğrusu son sıralarda
korkuluk haline gelmiştir. Kurgusal alan büyümüş ve izler birbirine karışmıştır.
Üzücü olan hususlardan birisi de, gereksiz bir biçimde Türkiye’de bazı siyasi
çevrelerin Bin Ladin’in öldürülmesiyle alakalı Batı’nın şamata ve kutlamalarına
katılmalarıdır. (
Mustafa Özcan
- Yeni Akit: 2011-05-04 )
6
Oy kullanmak şirk mi?
tIklayInIz