|
Allah'a ve ahirete inanmayanlar ölümü unutmak için
yakınlarının ölülerini bile hemen evden aldırıyorlar, bütün hizmetleri
profesyonellere (ücretli işçiler ve memurlara) yaptırıyorlar, ya cenaze namazı
kılınırken veya defin yapılırken şöyle uzakta durup bir an önce oradan ayrılmaya
bakıyorlar.
Dini unutmak için de toplumda dinin görünür olmasına karşı çıkıyor; sakala,
başörtüsüne, cüppeye, çarşafa, tesbihe, ezana, din eğitimine, mahyaya, selaya,
camiye, minareye, cemaatle namaza... itiraz ediyorlar, laiklik adına bunların
kaldırılmasını veya görünmez kılınmasını talep ediyorlar.
Ya dindarlar; onlar dinsizlere, çıplaklara, sokaklarda ve medyada boy
gösteren eşcinsellere, itibar gören faizci kurum ve kuruluşlara, şeriata aykırı
düzen ve düzenlemelere, meyhanelere, dine ve dindara hakaret eden medya
parçasına ve sözde sanat eserlerine... tahammül ediyorlar mı? Edemiyorlarsa
bunların ortadan kalkmasını talep ediyorlar, hatta bilfiil ortadan kaldırma
teşebbüslerinde bulunuyorlar mı?
Mukayeseli baktığımızda dindarların duygularının daha ziyade aşınmış olduğunu
veya itirazlarını, nefretlerini içlerine (fazlaca derine) gömdüklerini
görüyoruz; yani en azından zahirde tahammül ediyor, kendi varlık ve
mutluluklarını farklı olanların yokluk ve mutsuzluğunda görmüyorlar, olsa olsa
aşırı olanlara cılız itirazlarda bulunuyorlar.
Sözde modernist ve uygar olan öteki kesim ise bir "endişe ve geleceğinden
korkma" edebiyatı tutturmuş, güvene kavuşabilmek için laikliği en radikal
biçimde anlama ve uygulamayı, dini önce azaltmayı, sonra da yok etmeyi
hedeflemiş görünüyorlar. Başörtüsü yasağı konusundaki müzminleşmiş tutumları da
bunun bariz bir örneğidir.
Eğer Müslüman iseler başörtüsünü yasaklayamazlar. Müslüman değilseler veya
kendilerini Müslüman zanneden modernist, batıcı ve laik iseler yine başörtüsünü
yasaklayamazlar; çünkü modernizmin amentüsünde insan hakları ve demokrasi
vardır, din özgürlüğü insan haklarının en önemli maddesidir, laiklik onun
teminatıdır ve din özgürlüğünü (başkasının hakkını ihlal etmeyen insan hakkını)
kısıtlayan hukuk olamaz. Er veya geç bu tabu da yıkılacak ve isteyen, her yerde başını örtecek,
namazını da kılabilecektir.
( Hayrettin KARAMAN: Yeni Şafak: 28 Ocak 2011)
|