|
" ... Bir şahsiyet düşlerim: Sorunun
bir parçası değil, çözümün bir parçası olan. Yük olmayıp yük alan. Kendini
yad ve yabancı ellerde aramayıp kendini kendinde arayan ve kendini
kendinde bulan. Hamken yanan, pişen ve olan. Olmanın sırrına erdiği için
hamların elinden tutup, onların da olması için onların yerine yanmaktan
çekinmeyen. Düşünce, duygu ve aksiyon dengesini varlığında
gerçekleştirerek, 'muvahhid şahsiyet' olma
kıvamına eren. Yalnızca kafa gözüyle değil, yürek gözüyle de bakıp, onunla
gören. Kendini yalnız sözle değil yüzle, gözle, özle ifade edebilecek
liyakate eren, vuracağı ve duracağı yeri iyi bilen, Allah'a karşı esas
duruşunu ayağının altındaki topraklar kayarken dahi bozmayan bir şahsiyet.
Bir şahsiyet düşlerim: Kendi kafasıyla düşünüp, kendi
yüreğiyle duyan. Kesrette vahdet bulan. Ne dostları karşısında kapris
yapan, ne düşmanları karşısında aşağılık kompleksine kapılan. Ayaklarının
birini hakikatin merkezinde sabit tutarak, diğer ayağıyla tüm dünyayı,
hatta tüm evreni dolaşan ve yitik hikmetleri, hakikatleri, cevheri arayıp
kendine çeken bir mıknatıs gibi arayıp kendine çeken, "bizden adam olmaz"
bedbinliğini alıp "çıkarsa bizden adam çıkar" bencilliğine vuran, bu iki
sakat ucu da bir fiskeyle atık düşünceler çukuruna yuvarlayıp, adil ve
mutedil olmayı bir hayat düsturu bilen bir şahsiyet.
Ve bir bayram düşlerim; hesap gününün sonunda "Ey (sadece
Allah ve cennetle) tatmine ulaşan insan; gir kullarımın arasına (çünkü
cennetin yolu kulların arasından geçiyor) ve gir cennetime!" muştusunun
verildiği bir bayram.
İşte o bayramın provasıdır bu bayramlar. O mutlak
bayramlardan bir efilti taşıdığı oranda anlamlıdır bu bayramlar. Onun
içindir ki, "bayram" anlamına gelen "ıyd" sözcüğüyle "ahiret" anlamına
gelen "me'ad" sözcüğü aynı köke aittir... "
Ömrünüz Ramazan, akıbetiniz bayram olsun!
SAMİ HOCAOĞLU
(
: 15 Kasım 2004
|