Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 BİR MÜSLÜMAN Kİ...

      "... Bir şahsiyet düşlerim: Sorunun bir parçası değil, çözümün bir parçası olan. Yük olmayıp yük alan. Kendini yad ve yabancı ellerde aramayıp kendini kendinde arayan ve kendini kendinde bulan. Hamken yanan, pişen ve olan. Olmanın sırrına erdiği için hamların elinden tutup, onların da olması için onların yerine yanmaktan çekinmeyen. Düşünce, duygu ve aksiyon dengesini varlığında gerçekleştirerek, 'muvahhid şahsiyet' olma kıvamına eren. Yalnızca kafa gözüyle değil, yürek gözüyle de bakıp, onunla gören. Kendini yalnız sözle değil yüzle, gözle, özle ifade edebilecek liyakate eren, vuracağı ve duracağı yeri iyi bilen, Allah'a karşı esas duruşunu ayağının altındaki topraklar kayarken dahi bozmayan bir şahsiyet.
 

      Bir şahsiyet düşlerim: Kendi kafasıyla düşünüp, kendi yüreğiyle duyan. Kesrette vahdet bulan. Ne dostları karşısında kapris yapan, ne düşmanları karşısında aşağılık kompleksine kapılan. Ayaklarının birini hakikatin merkezinde sabit tutarak, diğer ayağıyla tüm dünyayı, hatta tüm evreni dolaşan ve yitik hikmetleri, hakikatleri, cevheri arayıp kendine çeken bir mıknatıs gibi arayıp kendine çeken, "bizden adam olmaz" bedbinliğini alıp "çıkarsa bizden adam çıkar" bencilliğine vuran, bu iki sakat ucu da bir fiskeyle atık düşünceler çukuruna yuvarlayıp, adil ve mutedil olmayı bir hayat düsturu bilen bir şahsiyet.
 

     Ve bir bayram düşlerim; hesap gününün sonunda "Ey (sadece Allah ve cennetle) tatmine ulaşan insan; gir kullarımın arasına (çünkü cennetin yolu kulların arasından geçiyor) ve gir cennetime!" muştusunun verildiği bir bayram.
 

     İşte o bayramın provasıdır bu bayramlar. O mutlak bayramlardan bir efilti taşıdığı oranda anlamlıdır bu bayramlar. Onun içindir ki, "bayram" anlamına gelen "ıyd" sözcüğüyle "ahiret" anlamına gelen "me'ad" sözcüğü aynı köke aittir... Ömrünüz Ramazan, akıbetiniz bayram olsun!   "                                                                                                              ( Sami  HOCAOĞLU- Yeni Şafak : 15 Kasım 2004 )

 

    Hayri Kırbaşoğlu ; " Hayatımızın 24 saatini inancımızın gerçekleşmesi için ciddi sorumluluklar almamızın gerekiyor. Ulusçuluk, mezhepçilik, ırkçılık gibi hastalıklardan kurtularak bir ümmet birliğini bütün farklılıklara rağmen evrensel kardeşliği gerçekleştirmemizin tevhidin olmazsa olmazlarından olduğu belirterek sürdürdü..."  ( Eskişehir Damla Derneği’nden, 27 Aralık 2010 )


                                                   KorkmayIn: Her şey hükme tabIdIr!
 
Evvela bilin ki, “İnanıyorsanız üstünsünüz” (Al-i İmran 139). Bu bir hüküm. Peki kime üstünsünüz?..İnanmayanlara...Neden üstünsünüz?..Çünkü inançlı insan beşeri güçlere değil doğrudan Allah’ın gücüne dayanır. Onun üstünde bir güç bulunmadığına göre de üstündür! Bu yüzden inanan insanın dinamikleri hiç çökmez. Umutları hiç sönmez. En kritik anlarda bile inancına tutunup ayağa kalkmayı başarır. Her türlü çöküntünün üstesinden gelir, açmazlardan imanı sayesinde çıkar, her zaman yeniden dirilişi başarır ve yoluna devam eder... Yani inanç, insana azim, ümit, kararlılık, güç ve direnç kazandırır. Pes etmez, teslim olmaz, şartlara boyun eğmez! İnanç, insanı, böyle bir yapıya kavuşturuyorsa, hakiki inançtır. Ve ancak “Hakiki imanı elde eden insan kâinata meydan okuyabilir!” (Bediüzzaman). İşte bu yüzden inançlı insana kararsızlık yakışmaz, tereddüt yakışmaz. Ümitsizlik, moralsizlik, hedefsizlik hiç yakışmaz. (Yavuz Bahadıroğlu - Yeni Akit:  2011-05-04)

                                                                       Ne kaos ne umutsuzluk: Bayram 

  Eğer Müslümanlar hâlâ haram ve helal gibi kavramlara hayatlarında yer veriyorlarsa; adalet gibi evrensel bir ideali yüreklerinde diri tutuyorlarsa; faizin haram olduğuna hâlâ inanıyor ve buna bulaşmamaya çalışıyorlarsa; ahlak, merhamet, erdem gibi modern dünyanın çoktan unuttuğu değerleri içlerinde, evlerinde, çevrelerinde yaşatmaya çalışıyorlarsa; dilini, dinini bile bilmedikleri dünyanın dört bir yanındaki açlıktan kemikleri çıkan yetimlerin hesabını sormayı, merhamet elini uzatmayı, adaleti arzuluyorlarsa. (Akif  EMRE: Yeni Şafak: 30 Ağustos 2011)