|
GELECEĞİMİZ,
YETİŞTİRDİĞİMİZ NESİL ...

En büyük Türk bayrağını biz göklerde açarız...en uzununu da İstanbul
sokaklarında gezdiririz...Futbol maçlarında "Türkçe" avrupa duy sesimizi diye
ortalığı inletiriz...Bir Türk dünyaya bedel diye kendimizi kandırırız...vs...vs
Ama ya gerçekler ...Acı gerçekler...Kıprıslı Türkler Ana vatandan
ayrılıp avrupanın bir parçası olmak ister...Hiç bir Türki cumhuriyet Kıprıs'ı tanımaz... Türkiye'de ; yargı, asker,
polis, çete-mafya,medya,siyaset birbirine girmiştir.Yabancı ülkelerde -
mesela Rusya'da " mağazamızda türk malları satılmaz " yazar - Türk denince
hiç te iyi şeyler akla gelmez - İngiliz veya bulgar 'ların Türklerle ilgili
sözlerini buraya almıyoruz !- Milli ruhtan yoksun gençlik, iki kültür
arasında kalmış ,amaçsız , taklitçi , cahilbir nesil...Her şeyi para ile
kıyaslayan bir mantalite...Ahlak bitmiş ve devamı çorap söküğü gibi gelmiŞ;
ekonomide yolsuzluk, kadın satma,tecavüz, saldırı ...!

" Milliyetçiliğiniz , etnik milliyetçiliği doğurdu-
Eskiden olmayan, Çanakkale'de yan yana savaşmış Kürt kardeşlerimizin torunları
artık kürtçü oldular...!,Irak'ta din kardeşimizle ırkçılık siyasetimiz yüzünden
anlaşamıyoruz...! - , laikliğiniz dindarlığı çökertti - Hikmetli haberler
başta, sitemiz bunun örnekleri ile dolu ...! - çağdaşlığınız insanları
köklerinden koparttı ...! "
Abdurrahman DİLİPAK

TÜRKİYE'DEN GENÇLİK
MANZARALARI
AL SİZE LAİK VE ÇAĞDAŞ BİR TÜRK KADINI ...
SİSTEMİN YETİŞTİRDİĞİ ÇAĞDAŞLARIN SEVİYELERİ

Tarihim
iyidir ,istediğini sor, sağlamım ben
Savaş Ay'ın bu haftaki
konuğu Esra Eron. Fransız koleji mezunu güzel manken, sanattan
tarihe, edebiyattan coğrafyaya her şeyi anlattı.* Bak şimdi Atatürk Vahdettin ile beraber ama adam
çok akıllı. Sonra Atatürk'ü trenle Samsun'a yolluyor. Sonra trene
bir telgraf geliyor.* Atatürk diye kalın bir kitap çıktı, hemen
aldım. Yabancı bir yazarın. Atatürk benim en çok sevdiğim
şahsiyet.* Uzakdoğu'ya gittim süperdi, Bangkok Singapur gibi.
Singapur biliyorsun, Endonezya'da bir şehir.
Atatürk Samsun'a trenle gitmişti Abi
Bu sefer
konuğum sıkı. Kültürlü, bilgili okuyan yazan bir kızımız. Fransız
Koleji Mezunu. Bilgi Üniversitesi'nde medya okuyor. Fransızca ve
İngilizcesi var. Hem Türkiye hem Avrupa 3. güzeli. Ama çok moralsiz.
"Yıprandım, depresyona girdim- çıktım" diyor. Niye
acaba?.. * Neleri konuşalım istersin. Konuları
sen seç istersen, üstüne abanmış olmayayım. Hobilerin ne mesela?
Spor yaparım ama öyle tenis filan değil fitnes mesela.
Bir de tavla severim ama tavla oynayan doğru dürüst bir arkadaşım
yok maalesef. Ben de deli gibi kitap okuyorum.* Deme. Bak
buna sevindim. ... Zaten psikolog
okumayı çok istedim hep, bir de FBI ajanı olmayı...* !!!!! *
MİT Başkanı kim peki tanıyor musun? Yooo!*
Aaaa!.. Şenkal Atasagun beyin adını bilmeden MİT'e nasıl
gireceksin, olur mu hiç? (Gülerek) Gizli ya, ondan
bilmiyorum abi.* Yaşaaa!.. Sırf iyi bölüm
kazanayım üniversitede diye lisede matematik ve Türkçe dersi aldım
özel olarak. Çünkü sosyalden giriyordum.* !!! Bir de tarihi çok severim. Tek 100 aldığım derstir tarih
Bilgi Üniversitesi'nde.* Bak kendin kaşındın (siz de duyun
ey ahali). "Tarihim kuvvetli" dedin soracağım çaresiz. Sor istediğini, nasılsa sağlamım. Mesela "Atatürk" diye
bir kitap çıktı, kalın. Yabancı bir yazarın. Onu aldım son. Zaten
klasik olacak ama en sevdiğim tarihi şahsiyet Atatürk. Çünkü o bir
kere bir şeyleri... Şey yapmadan yani karşındakine... Ne denir ki ona? Yani "Türk halkı bu olsun da, diğerleri
ölsün" dememiş.*
!!! Şimdi Atatürk... Hangisiniydi... Duuur.. Hah,
halifeliği kaldırıyor... Yok yok sadrazamlığı... Yok.. Allah Allaaah!.. Tabii tabii ilk Atatürk, ikisini birden kaldırmıyor.*
!!!! Bak, Atatürk bütün savaşı yenmesine rağmen
Vahdettin hala tahtta oturuyor... Dur bakayım, sonra ne oluyordu...
Halifelik var, sadrazamlık vaaar!..* Ne onlar? Halifelik babadan oğula geçiyordu. İşte onlar sadrazam
mı oluyor? Ay, Erol Mütercimler hoca beni bulsa vurur valla. Ne
kadar ezbere dayalı öğrenmişiz. Sonra Vahdettin işte o yüzden kaldı.
Tabii son sadrazam Vahdettin olduğuna göre... Sonra Cumhuriyet
kuruluyor. Dur bir dakika. Nasıl nasıl kuruyooor? Yavaş yavaş
hatırlıyorum. Bak şimdi Atatürk, Vahdettin'le beraber ama, adam çok
akıllı, karşı çıkmıyor hiç. Vahdettin onu bir şey için şeye
yolluyor. Samsun'a yolluyor. Samsun'da Atatürk gizliden gizliye
kongreler düzenlemeye başlıyor.* Samsun'a niye yolluyor
onu Vahdettin? Oradaki halk ayaklanmış çünkü. (El çırpıp
sevinerek) Buldum ohh! "Samsun'daki halk ayaklanmış. Git ayaklanmayı
bastır!" diyor.* Nasıl gidiyor Atatürk oraya? Trenle gidiyor...* Ühüüüüüüü!.. Acıklı di mi? Hatta o trende bir telgraf hikayesi
vardır.* Anlatsana gerçekler çıksın ortaya. Trene bir telgraf geliyor... Ya da telgraf mı geliyor
bir şey geliyor da. Abi ne geliyordu trene? * Ben bana
gelenlere yoğunlaştım şimdi.. "Geri çekil!" mi diyordu
ne işte. Bir ip ucu versen anlatacağım. Neyse Samsun'da gizliden
gizliye küçük Erzurum, Sivas, Amasra kongrelerini topluyor.*
Amasra'da mesela nerede topluyor? Meydanlarda
mitingler yapıyor, hatta yanında ünlü biri var. Kimdi o
hatırlatsana...* Ulaşım araçları
konusunda süpersin. Tarihim iyidir, boşuna demedim
sana.* Başka iz bırakan padişah var mı aklında?
İstanbul'u alan Fatih mesela. Bizans'tan almış. Yılı
1800'lü yıllarda ama tam tarihini çıkaramadım.* 19. yüzyıl
yani. Bir de o gemileri getirme meselesi var zor yoldan hani? Evet bir gece vakti ansızın kuşatıyorlar. Gemiler
Çanakkale'den yola çıkıyor, Boğazlar'a girip kuşatıyorlar.*
Başka tarih gibi kuvvetli olduğun ne var? Günceli konuşalım
istersen. Irak'ta olup biteni izliyor musun? ??????*
Kızım bakmıyor musun ne oluyor? Valla
bilmiyorum.* Bir devlet başkanı vardı hani Irak'ın. Kaçtı,
saklandı, yakaladılar hani. Diktatördü, asıp kesiyordu. Hani
heykellerini yıktılar, terlikle dövdüler... Terlikle
mi?..Valla bilmiyorum. Atsam da tutmaz. Depresyondaydım ya bir
dönem, ona denk geldi herhalde.* Afganistan'da ne olduydu?
Sabah:18.09.2004
BU
YAZIYA ATATÜRK'ÜN DOĞUM TARİHİNİ VEYA CUMHURİYETİN İLAN TARİHİNİ BİLMEYEN MANKEN
VE SANATÇILARIMIZI (!) EKLEYİNİZ:TV'DEN KONUSMA: "Cumhuriyetin ilan tarihi
mi ...bu bi dakka...cıktık acık alınla 10 yılda marşını 5 yıl önce dinlemiştim
demek ki 15 yıl oldu ..." AYNEN AKTARMADIR !



Çoğu Taksim Çocuk
ve Gençlik Merkezi'nden kaçırılan veya kaçan
çocuk yaştaki kızlar fuhuşa zorlanıyor
Uyuşturucuya alıştırılıyor, sokaklarda yaşıyor, tecavüze uğruyor.Parçalanmış
ailelerin sevgisiz, çocukları onlar... Zorla
erkeklere satılıyor, sokaklarda yatıyorlar.
Uyuşturucuya alıştırılıyor ve küçücük yaşta
fuhuş batağına çekiliyorlar. Asıl acı olanı, bu
küçük kız çocuklarının hatrı sayılır bir kısmı
İstanbul-Taksim Çocuk ve Gençlik Merkezi'nden
getiriliyor. İddiaya göre merkez yetkilileri ve
polisse bu durumu bildiği halde ses çıkarmıyor.
T.K. (17) ve G.B. (16) bu çocuklardan sadece
ikisi. Beyoğlu'nun arka sokaklarında iki hafta
süren çabalarımızla zorlukla ikna ediyoruz
yaşadıklarını anlatmaya... 16 yaşındaki G.B.,
anne ve babasını hiç tanımamış. Evlatlık verilen
G.B. sekiz yaşındayken iki üvey ağabeyinin
kendisiyle ters ilişkiye girdiğini
söylüyor.İLAÇLA TECAVÜZ ETTİLER
Genç kız, dehşet verici hayat
hikayesini şöyle anlatıyor: "Üvey annem
erkeklerle para karşılığında zorla ters ilişkide
bulundurdu. 10 yaşıma geldiğimde çareyi kaçmakta
buldum. Bir gün iki çocuk musallat oldu. O
sırada bir kadın yanıma gelerek bana yardım
edeceğini söyledi. Evine gittik. İlaç verdi.
Kocası bana tecavüz etti. Hamile kaldım. Çocuğu
aldırdı ve beni satmaya başladı. Üç yıl sonra
kaçtım. Polisler beni Taksim Çocuk ve Gençlik
Merkezi'ne götürdü. Ancak orası hapishane gibi.
Oradan da kaçtım. Konsomatrislik yaptım.
Tecavüze uğradım..." 17 yaşındaki T.K.
Eskişehirli. 13 yaşındayken iki kişi tarafından
kaçırılıp tecavüze uğramış. 15 yaşında tekrar
tecavüze uğrayıp hamile kalmış. Taksim Çocuk ve
Gençlik Merkezi'ne getirildiğini söyleyen T.K.,
"Kurumdaki ortama dayanamadım, ayrıldım. Yardım
edeceğini söyleyen bir taksi şoförü tarafından
bir hafta eve kapatıldım. Zorla uyuşturucuya
alıştırıldım. Daha sonra Unkapanı'nda bulunan
bir randevuevine satıldım. Beyoğlu'ndaki çeşitli
gece kulüplerinde konsomatrislik yaptım. Hâlâ da
yapıyorum" diye
konuşuyor.'Polis girip
çıkıyor' Saat 21.00 suları... Sokak
oldukça sakin. Saatler ilerledikçe Cihangir'deki
randevuevinin bulunduğu apartmana giren erkek
sayısı da artıyor. Evin önünde siyah uzun
paltolu bir adam sürekli olarak etrafı kolaçan
ediyor. 23.00 sıralarında kırmızı bir araba
yanaşıyor ve evden beyaz eşofmanlı, sarışın bir
kadın inerek gelenleri karşılıyor. Bir anda
ortalık hareketleniyor. Ardından polis
arabasının mavi tepe lambaları görünüyor.
Apartmana hızla bir polis giriyor, beş dakika
sonraysa çıkıyor. Polis arabası da
uzaklaşıyor.NETİCE YOK'
Altı yıldır Cihangir-Başkurt sokakta
yaşadığını söyleyen S.Y. de randevu evinde
yaşananların en yakın tanıklarından... S.Y.
şunları anlatıyor: "Gündüzleri küçük kızlar
girip çıkıyor. Geceleri ise genç erkekler...
Defalarca şikayetçi olduk. Evi işleten kadın en
az 20 defa mahkemelik oldu. Birkaç defa bir
dairesi kapatıldı. Ama kısa süre sonra tekrar
açıldı. Polis de girip çıkıyor. Kimse buna dur
demiyor."'Evlilik denince midem
kalkıyor' T.K. ise düştükleri tuzağı
şöyle anlatıyor: "Hiçbirimiz fuhuş yapmak
istemiyoruz. Ancak uyuşturucuya alıştırıyorlar,
dövüyorlar. Sonra çaresiz dediklerini yapmak
zorunda kalıyorsunuz. Bunlar tehlikeli insanlar.
En büyük hayalim bir ev sahibi olmak. Evlenmeyi
hiç düşünmüyorum. Çünkü evlilik deyince anne ve
babam gözümün önüne geliyor. Nefret
ediyorum."'AJANLAR' KIZ BEĞENİYOR
Beyoğlu ve Tarlabaşı'nın arka
sokaklarında birçok randevuevi olduğunu söyleyen
G.B. ise şunları anlatıyor: "Cihangir Başkurt
sokaktaki randevuevi de bunlardan birisi. Zaman
zaman burada çalışan kızlar bir hikaye uydurup
kuruma girerdi. Sonra gözüne kestirdiği kızları
kandırıp götürürdü. Birçok arkadaşım oralara
düşürüldü. Hâlâ çalışanlar var... Bir şekilde
kurtulmayı başaranlar ise çeşitli gece
kulüplerinde konsomatrislik
yapıyor."'Porno film çekiyorlar'
Cihangir-Başkurt sokaktaki
randevuevine sürekli girip çıkan M.A., evi 60
yaşlarında bir kadının işlettiğini söylüyor. Üç
dairede bu işlerin döndüğünü belirten M.A., "Evi
işleten Kayseri Serpil olarak bilinen kadının
adamları var. Kızlar karşı geldiklerinde
dövülüyor ve işkence görüyorlar. İçeri
girdiğinizde çalışan kızları karşınıza
diziyorlar. Beğendiğinizle saati 50 YTL'den
birlikte oluyorsunuz. Kızlar hamile kalıyor.
Evde birkaç bebek görmek mümkün oluyor. Sonra o
bebekler ortadan kayboluveriyor. Evde porno film
dahi çekiliyor" diyor.'Ellerinden
zor kurtuldum' G.B. bir keresinde
başına gelen bir olayı şöyle anlatıyor:
"Taksim'de dolaşıyordum. Gençten iki çocuk geldi
yanıma. Asıldılar... Artık sistemi bildiğim için
uzaklaşmak istedim. Kollarımdan tutarak zorla
beni Tarlabaşı'nda travestilerin çalıştığı
randevuevine götürdüler. O evin üst katlarında
yaşı küçük kızlar çalıştırılıyor. Kapıda
konuşmaya başladılar. Beni satacaklardı. Bir ara
ellerinden kurtulup kaçtım." 15 yaşında ve iki
aylık hamileyken Taksim Çocuk ve Gençlik
Merkezi'ne gelen 17 yaşındaki G.A. da kurumdan
kötü muamele gördüğü için ayrılmak zorunda kalan
kızlardan... "Kuruma dönmek istediğimde
alınmadım. Konsomatrislik yaptım. Hap kullandım.
Artık incik boncuk satarak yaşamaya çalışıyorum"
diyen G.A. da polisin olan biteni bildiği halde
ses çıkarmadığını ileri sürüyor.
( Sabah:14.03.2006 )
10 bin liseli esrar içiyor
Türk Eğitim-Sen'in 42 ilde yaptığı
araştırmada, lise öğrencilerinin yüzde 7'sinin alkol, yüzde 12.9'unun da
uyuşturucu kullandığı gerçeği ortaya çıktı.
Liseler arasında "esrar" ve "extacy" kullanımının fazlalığı ise dikkat çekiyor.
Araştırmaya göre, lise öğrencileri arasında esrar kullananların oranı yüzde
0.5'e ulaştı. Bu oranın 10 bin öğrenciyi ifade ettiği kaydedildi. Araştırmada,
liselilerin yüzde 2.5'i en az bir defa eroin, yüzde 2.8'inin de en az bir defa
uyuşturucu hap kullandığı belirlendi ( Bugün :04.05.06 )
Lisede
korkutan rapor
Türk
Eğitim Sen'den şiddet araştırması 3 bin 483 lise öğrencisi ile yüz
yüze görüşüldü. Her 100 öğrenciden 26’sının şiddete karışoyor ve
22’si ise kesici alet taşıyor..TACİZ İLK SIRADA Öğrenciler arasındaki taciz oranının, yüzde 92 olarak
belirlendiği ifade edilen açıklamada, kızların “sarkıntılık”
erkeklerin ise kızların kendileriyle fazla “yüz göz olması”ndan
rahatsızlık duydukları bildirildi. Yeniden Sağlık ve Eğitim
Derneği’nden Doç. Dr. Kültegin Ögel, uzman psikolog Ceyda
Yılmazçetin Eke ve uzman psikolojik danışman Itır Tarı, ‘Okullarda
Suç ve Şiddeti Önleme Kılavuzu’ hazırladı. Kılavuzda gençlerin neden
şiddete başvurdukları anlatılırken, Milli Eğitim Bakanlığı’na,
okullara ve anne-babalara düşen görevlere de yer verildi.
( Bugün:06.04.2006)
Liselilere tecavüz suçlaması
ANTALYA'da ilköğretim okulu
öğrencisi 13 yaşındaki Ç.T.'ye tecavüz eden 2 lise öğrencisi ile tecavüzü
cep telefonu kamerasıyla görüntüleyen 4 liseli de gözaltına
alındı.Lise öğrencisi 15 yaşındaki
A.G., kız arkadaşı olan Kocademir İlköğretim Okulu 7'nci sınıf öğrencisi
Ç.T.'yi sömestr tatilinde gezmek için Konyaaltı sahiline götürdü. Kız
arkadaşına tuzak kuran A.G., ikizi A.G. ve yanındaki arkadaşlarından,
kendilerini görüntülemeleri için daha önceden anlaştı. A.G. ve farklı
liselerde okuyan mahalle arkadaşları A.S., S.G., C.A. ve S.Ç. el ele
tutuşup gezen Ç.T. ile A.G.'nin öpüşmelerini cep telefonu kamerasıyla
görüntüledi.
TEHDİT ETTİLER İddiaya göre hepsi de 15
yaşında olan 6 liseli, görüntüleri gösterip Ç.T.'ye şantajda bulunmaya
başladı. Çektikleri fotoğrafları okulunun duvarlarına, oturduğu
mahalledeki duvarlara asacaklarını ve ailesine göndererek rezil
edeceklerini söyleyen liseliler Ç.T.'yi defalarca cinsel ilişki teklifinde
bulundu.Şantajlara boyun eğen Ç.T.,
ailesinin olmadığı bir gün S.G.'nin evine gitti. Kızı evde 6 liseli
karşıladı. Liselilerden A.S., Ç.T'yi bir odaya götürerek cinsel ilişki
kurmak istedi. Kızın kabul etmemesi üzerine zorla giysilerini çıkartan
A.S., ev sahibi S.G.'nin de yardımıyla anal yoldan tecavüz etti. Ardından
S.G. aynı şekilde Ç.T.'ye tecavüz etti.
CEP TELEFONU KAMERASI İLE
ÇEKTİLER Bu arada odaya giren
diğer 4 liseli, bu sahneleri cep telefonlarının kameralarıyla kaydetti. 6
liseli, bu olaydan sonra Ç.T.'ye şantaj yapıp tehdit etmeyi sürdürdü.
Korktuğu için bir kaç kez daha aynı eve gitmek zorunda kalan ve yine A.S.
ile S.G.'nin tecavüzüne uğrayan Ç.T. yaşadıklarını yakın arkadaşıyla
paylaştı. Kimliği açıklanmayan kız arkadaşı durumu hemen Ç.T.'nin annesi
32 yaşındaki B.A'ya anlattı.Eşinden
boşanan B.A., kızı Ç.T.'yi de yanına alarak polise başvurdu. Suçlanan 6
liseli, dün akşam gözaltına alındı ve yaşlarının küçük olması nedeniyle
Çocukları Koruma Şube Müdürlüğü'ne sevkedildi. Tecavüzle suçlanan
liselilerden S.G. ve A.S ile C.A, geceyi şubede gözetim altında
geçirirken, diğer 3 liseli sabah erken saatlerde geri getirilmek şartıyla
ailelerine teslim edildi.İşlemleri
tamamlanan 6 liseli bugün ‘tehdit, şantaj ve fiili livata’ suçlamasıyla
adliyeye sevk edildi. Tecavüzü görüntüleyen C.A, S.Ç, A.G ve ikizi A.G.
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken tecavüzle suçlanan A.S. ve
S.G. savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuklanma istemiyle nöbetçi
mahkemeye sevk edildi.(Milliyet
:06.04.2006)
Liselilerin aşk kaçamağı pahalıya
patladı
ORDU'nun Ünye İlçesi'nde, lise öğrencileri para karşılığı birlikte olduğu
yabancı uyruklu kadınlardan hastalık kaptıkları şüphesiyle, ailelerinden
habersiz Sağlık Ocağı'na başvurdu. Olayın ortaya çıkması üzerine yabancı uyruklu
3 hayat kadını ile, fuhuşa aracılık eden bir kadın gözaltına alındı. Olay Ünye İlçesi'nde, geçen hafta meydana geldi. Ünye Lisesi 2'nci sınıf
öğrencileri, 16 yaşlarındaki H.A., B.Y., O.M., S.K. ve B.C., 40 YTL karşılığında
yabancı uyruklu kadınlarla birlikte oldu. Saraçlı Mahallesi'ndeki 56 yaşındaki
Ş.O.'ya ait evde kadınlarla birlikte olan öğrenciler, dün zührevi hastalık
kaptıkları şüphesiyle 1 Nolu Sağlık Ocağı'na başvurdu. Başvurunun ardından durum
polise bildirildi. Öğrencilerin ifadesini alan polis, fuhuşa aracılık ettiği
iddia edilen Ş.O. ile müşteri gibi temasa geçip yabancı uyruklu kadınlara
ulaştı. Daha sonra yapılan bir operasyonla Ş.O. ile birlikte Gürcistan uyruklu
55 yaşındaki M.Ç., 32 yaşındaki M.B. ve 51 yaşındaki E.Z. gözaltına alındı.
‘Fuhuşa aracılık etmek’ suçundan nöbetçi mahkemeye çıkarılan Ş.O. tutuklanıp
cezaevine gönderilirken, yabancı uyruklu 3 kadın sağlık kontrollerinin ardından
sınır dışı edildi. Diğer taraftan yabancı uyruklu kadınlarla ilişkiye girdikleri
belirlenen 5 öğrenciden alınan kan örnekleri, Devlet Hastanesi'nde inceleniyor.
(Milliyet
01 Aralık 2005)
AYNI GÜN AYNI GAZETE SADECE 3
HABER..ÜLKEM NEREYE..EKSİK OLAN NE ...?!



Tecavüzcüsünün’ fotoğrafını çekip savcılığa verdi
SAMSUN’da 18 yaşındaki E.Y., aldığı alkolün etkisiyle kendisine tecavüz etmekle
suçladığı 46 yaşındaki Mustafa Uçar’ın cep telefonuyla fotoğrafını çekip
Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Uçar’ın aşk mesajlarını da
kanıt olarak sunan E.Y, “Mustafa, tecavüz ettikten sonra ‘seninle evleneceğim’
diyerek beni kandırdı'' dedi.
Samsun’da ailesiyle birlikte yaşayan ve lise 1'inci sınıftan ayrılan E.A.,
8 ay önce tanıştığı evli ve 1 çocuk babası Mustafa Uçar’ın kendisine tecavüz
ettiğini öne sürdü. Samsun’da lokanta işleten Mustafa Uçar ile birlikte cep
telefonuyla yan yana fotoğnafını çekip Samsun Cumhuriyet Savcılığı’na suç
duyurusunda bulunan E.A., şunları anlattı:
“5 ay önce bir teknede Mustafa Uçar ile birlikte 2 arkadaşının da olduğu
ortamda alkol aldık. Ardından birlikte esrar içtik. Ben sızdım. Kendisini beni
evine götürmüş, sonra tecavüz etmiş. Sabah kalktığımda yatakta kan görünce
tecavüze uğradığımı anladım. Bana, ‘Eşimden boşanıp seninle evleneceğim’ dedi.
Bu olaydan sonra da bana aşk mesajları geçti. Ancak, bugüne kadar benimle
evlenmek için herhangi bir girişimde bulunmadı. Son 1 ay içinde bunalıma girdim.
Bir süre de tedavi gördüm.'' Mustafa Uçar’ın kendisiyle son günlerde görüşmek
istemediğini öne süren E.A., “Kandırıldığımı anlayınca ilaç içip intihara
kalkıştım. Ancak başaramadım. Sonra her şeyi aileme anlattım. Savcılığa suç
duyurusunda bulunduğumu öğrenince beni ölümle tehdit etti. Her şeye rağmen onun
cezalandırılmasını istiyorum'' diye konuştu.Lokanta sahibi Mustafa Uçar, E.Y.'nin hakkında suçduyurusunda bulunduğunu
öğrendikten sonra kayıplara karıştı. Polis, Uçar’ı bulmak için araştırma
başlattı.
(Milliyet :
01 Aralık 2005)
Liseli Funda "Testere" kurbanı mı?
İzmir'in Urla ilçesinde cep telefonunda başka erkeklerden gelen SMS'leri gördüğü
sevgilisi Funda İşsiz'i (16), 37 yerinden bıçaklayıp daha sonra boğazını keserek
öldüren Celalettin Erkal'ın (19), ikinci bölümü vizyona yeni giren ve içerdiği
şiddet görüntüleriyle tartışma yaratan "Testere" filmlerinden etkilendiği öne
sürüldü.
Genç kızın ölümüyle ilgili araştırmalarını sürdüren polis, dün Erkal'ın
arkadaşları E.B., M.K., M.Y., H.E., S.T. ve A.K.'yi gözaltına aldı. Zanlılar,
İşsiz'in cesedi gördüklerini kabul ederken, Erkal'ın kendilerine olayı kimseye
anlatmamalarını söylediği için sessiz kaldıklarını anlattılar. Zanlılardan H.E.
ifadesinde, "Celalletin benim 3 - 4 yıllık samimi arkadaşım. Olay günü 10.30
sıralarında beni cep telefonumdan arayarak 'Hakkını helal et. Hatırlıyormusun
bir film vardı Testere isimli. Ben de bu filmin aynısını yapacağım, bu film gibi
sana bir ipucu vereceğim. Urla'nın sınırlarındayım. Kendine iyi bak' dedi. Sonra
kendisini tekrar aradım ancak ulaşamadım'' diye konuştu.Zanlılar ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, Erkal tutuklanması
istemiyle mahkemeye sevk edildi.
"Testere" felsefesi Kurbanlarına hayatın değerini öğretme takıntısı olan bir seri katil,
onları hayatta kalabilmeleri için ölümcül oyunlar oynamaya zorlar. İmkansız
seçimler yapmak zorunda bırakılan kurbanlar bir yandan zaman ve dehşetle
yarışırken, diğer yandan da hayatlarının uğruna ne kadar çok şey feda
edebileceklerini öğrenmeye başlarlar.
(Milliyet :01
Aralık 2005)
Bir utanç olayı da Bodrum’da yaşandı
Gamze
Özçelik olayının bir benzeri Bodrum’da yaşandı. 26 yaşındaki S.Ç.,
kendisinden ayrılmak isteyen 16 yaşındaki liseli sevgilisinin çıplak
görüntülerini intikam için porno sitelerinde yayınladı.TURİZM ve eğlencenin başkenti Bodrum’da liseli bir kızın başına gelenler,
gençliği bekleyen tehlikeleri gözler önüne serdi. Bodrum’da 16 yaşındaki
lise öğrencisi E.A. ayrılmak istediği sevgilisinin gazabına uğradı. E.A.’yla
birlikte olan 26 yaşındaki S.Ç., çektiği çıplak görüntü ve fotoğrafları
çoğaltıp elden ele dolaştırdı. Görüntüler internetteki bir porno sitesinde
yayınlandı. Genç kızın emekli asker babası kalp krizi geçirdi, annesi sinir
krizleri geçirerek hastanelik oldu.Tutuksuz yargılanacakLiseli kız da akrabaları tarafından başka bir kentte tedaviye alındı.
Bodrum’u terk etmek zorunda kalan ailenin S.Ç. hakkında savcılığa suç
duyurusunda bulunmasıyla geçen ağustos ayında su yüzüne çıkan olay, Bodrumlu
gençliğin geldiği noktayı ibret verici şekilde ortaya koydu. Görüntülerin
gizli ve zorla çekilmediği anlaşıldı. S.Ç, tutuksuz yargılanmak üzere
serbest bırakıldı.
14 yaşındaki kızın ürperten itirafları
BODRUMLU gençler, aileleriyle aralarındaki kopukluğa dikkat çekti. 14
yaşındaki bir genç kız, her gün arkadaşlarıyla kafeteryaya gittiğini
belirterek şöyle konuştu: ‘Sigara içiyorum, ablam da. Annemin çenesinden
kurtulmak için eve gitmek istemiyoruz. Yaşıtlarımızın yüzde 90’ına yakını
sigara ve alkol kullanıyor, birçoğu hapla başlayarak uyuşturucuyu denedi
bile. Sevgilisi olmayan yok gibi, lisede bakire olan kızlara aptal gözüyle
bakıyorlar. Namus, ahlak ve özgürlük gibi değerleri öğreten yok.’Para karşılığı ilişki
Para için işadamlarıyla yaşayan liseli kızların ve barlarda yaşlı
kadınlarla para karşılığı birlikte olan 16-17 yaşlarında erkek
arkadaşlarının olduğunu belirten genç kız, ‘Bir süre sonra bu arkadaşlarımız
psikolojik tedavi görmek için İzmir’e, İstanbul’a, hatta İsviçre’ye ve
Almanya’ya gidiyor. Tedavi olamayanlar intihar yolunu seçiyor. Olaylar
örtbas ediliyor. Sorun ve suçlu sadece gençlikmiş gibi gösteriliyor. Biz
suçlu değiliz, ne görüyorsak onu yapıyoruz’ dedi.
(Hürriyet: 12 Kasım 2005)
80’lik çapkını iş üzerinde soydular
Trabzon’da yabancı uyruklu Akifa A. ile
para karşılığı ilişkiye girmek için bir otele giden 80 yaşındaki Hasan Y., 400
lirasının çalındığı iddiasıyla şikayette bulundu. Polis ekipleri şikayet üzerine
yabancı uyruklu kadın ve otel görevlilerinin ifadesini aldı.
( 02.11.2010)
17 YAŞINDAKİ TECAVÜZ SANIĞI: BİR GÜN BİZDE
OTURURKEN ŞAKALAŞIYORDUK, BİRDEN SOYUNDU
1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Ş.T'ye (14)
tecavüz ederek bir bebek dünyaya getirmesine neden olduğu iddiasıyla bir ay
önce tutuklanan lise öğrencisi Arif A. (17) hazır bulundu.
02 Nisan 2004 Cuma 17:50
Samsun'da,
küçük yaştaki kıza tecavüz edip hamile bıraktığı öne sürülen lise öğrencisi,
'Hamile bırakmış olamam, çünkü sadece öpüştük' dedi.1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Ş.T'ye
(14) tecavüz ederek bir bebek dünyaya getirmesine neden olduğu iddiasıyla
bir ay önce tutuklanan lise öğrencisi Arif A. (17) hazır bulundu. Tecavüz iddialarını kabul etmeyen sanık, 'Bir
gün bizde otururken sakalaşıyorduk, birden soyundu. Hamile bırakmış olamam,
çünkü sadece öpüştük' diye konuştu. Sanık avukatı da, doğan bebeği sanığın
ailesinin almak istediğini, ancak şüphelerinin giderilmesi için DNA testi
yapılmasını istediklerini söyledi. Mahkeme heyeti, bu talep üzerine çocuk
yuvasında barındırılan bebekle sanığa DNA testi yapılmasına karar vererek
duruşmayı erteledi.
Tecavüz davasında 20 tutuklu, aralarında şair de var
MUĞLA'nın Ula İlçesi Gökova Beldesi'nde, 15 yaşındaki kız çocuğu F.A.'yı fuhuşa
teşvik ettiği ve cinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla sevkedildikleri adliyede
tutuklanan 12 kişiyle birlikte aralarında Akyakalı Şair Ö.O.'nunda bulunduğu
tutukluların sayısı 20'ye çıktı.
Ula ilçesi'nde 15 yaşındaki F.A.'ile fuhuş yaptığı, ve fuhuşa zorladığı
iddia edilen 8 kişi, dün jandarma tarafından gözaltına alınarak sevkedildikleri
adliyede tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.OPERASYON GENİŞLETİLİNCE 12 KİŞİ DAHA TUTUKLANDIUla'nın Gökova beldesinde, 2 yıl önce üvey babası E.B.'nin tecavüzüne
uğrayan ve bu ilişkiden 1,5 yaşında bir bebek sahibi olan 15 yaşındaki F.A.'ya
para karşılığında fuhuş yaptırdığı iddia edilen anneannesi D.D. ve dayısı N.D.
de yakalanarak gözaltına alındı. F.A.'nın akrabaları D.D. ve N.D.'nin ifadeleri
ve cep telefonlarının kayıtlarını inceleyerak operasyonu genişleten jandarma
ekipleri, aralarında Akyakalı Şair Ö.O.'nun da bulunduğu 10 kişiyi daha
yakaladı. Gözaltına alınan ve çoğunluğu baba ve oğullardan oluştuğu bildirilen
zanlılar, Gökova Jandarma Karakolu'na götürüldü.ANNE VE BEBEK KORUMA ALTINDA Jandarma tarafından ifadeleri alınan 12 kişi, sevkedildikleri adliyede,
tutuklanarak cezaevine gönderildi. Cezaevindeki üvey babasından olan 2 yaşındaki
çocuğu Eskişehir Cezaevi'nde korumaya alınan F.A.'nın ise talimat üzerine Muğla
Çocuk Yuvası'nda koruma altına alındığı öğrenildi.
(Milliyet
:16 Aralık 2005 )
12 yaşındaki kıza tecavüz ettiler
Konya'nın Ilgın ilçesinde, ilköğretim 7. sınıf öğrencisi Ü.B.'ye (12) tecavüz
ettikleri öne sürülen, çoğunluğu lise öğrencisi 15 - 20 yaşlarındaki 10 kişi
gözaltına alındı. İddiaya göre, 17 yaşındaki O.A., Ü.B'yle "Sana yeni kıyafetler
alacağım" diyerek yakınlık kurdu. O.A., bir eve götürdüğü Ü.B.'ye 4 gün tecavüz
etti. Ü.B.'yi piknik alanına götüren O.A., arkadaşlarına 5 YTL karşılığında
kızla birlikte olabileceklerini söyledi. Ardından 9 genç daha Ü.B.'yle zorla
ilişki kurdu. Kızın babasının şikâyetçi olması üzerine 10 zanlı adliyeye sevk
edildi.
Kısa bir süre önce Tekirdağ'ın Kapaklı beldesinde
yaşayan 14 yaşındaki lise öğrencisi Ç.K., sınav kağıdına "Ben sınava
hazırlanamadım. Yaşamak istemiyorum" diye yazdı. Öğretmeni bu olayı es geçmedi,
çocukla konuştu, araştırdı: Ç.K.'ya üvey babası C.E.'nin ilkokuldan bu yana
tacizde bulunduğu ve altı ay önce de tecavüz ettiği ortaya çıktı. İşin diğer
yanı ise Ç.K.'nın annesinin de durumu bildiği halde tepki göstermemesiydi. Kısa
süre sonra yine "tesadüfen" bir taciz ve tecavüz iddiası gündeme geldi. Babaları
tarafından Küçükyalı Çocuk Yuvası'na verilen 6 ve 10 yaşındaki iki kardeş, diğer
çocukların saldırısına uğrayarak dövüldü. Çocukların daha sonra koğuşun abisi
olarak bilinen M.'nin tecavüzüne uğradığı ileri sürüldü.
Adalet Bakanlığı verilerinde yer almasa da konuyla ilgilenen herkesin ortak bir
düşüncesi var: Çocuklara yönelik tecavüz, sarkıntılık, taciz olaylarında son
yıllarda artış var ve bu iş bir toplumsal sorun haline geldi.
İnternetin olumsuz etkisi
Günümüzde 25 milyon çocuk internette saatlerce sörf yapıyor. Uzmanlar bu sayının
2005'te 44 milyona yükseleceğini tahmin ediyor.
Her dört çocuktan biri en az bir defa çocuklar için sakıncalı içeriği olan seks
sitelerine giriyor. Bunların beşte biri erişkinlerin cinsel tekliflerine maruz
kalıyor.Sanal ortamda 7 bin 650 adet sansürlenmiş pedofili sitesi var. Çocuk şiddetini
yansıtan fotoğrafların tanesi 30-100 dolara alıcı buluyor. Çocuk pornografileri
1986'dan beri interneti kullanıyor. 2003 yılı içerisinde ABD'de bin kişi çocuk
pornosu yüzünden tutuklandı. 7 bin kişi de arananlar listesinde. (kaynak:www.sinefil.org)
Medyaya yansıyan vakalardan birkaçı
Mardin'de, 13 yaşındaki N.Ç., aralarında kamu görevlileri ve bir yüzbaşının da
bulunduğu 28 kişinin tecavüzüne uğradı ve onlarca kişiye pazarlandı. Mahkemeye
çıkan sanıkların çoğu serbest bırakıldı. (Temmuz 2003)Adana'da 8 yaşından bu yana 13 kişinin tecavüzüne uğrayan 11 yaşındaki B.O.
hamile kaldı. Gözaltına alınanlardan 9'u tutuklandı. (Ocak 2004)Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde karnının büyümesi üzerine götürüldüğü doktorda
hamile olduğu belirlenen 14 yaşındaki A.A.'ya iki kişinin tecavüz ettiği ortaya
çıktı. (Ocak 2004)Kasımpaşa'da iki erkek çocuğa tecavüze yeltendiği iddiasıyla hakim karşısına
çıkarılan Hamit Yıldırım (52) tutuklandı. (Ocak 2004)Kartal'da öz kızının ırzına geçmeye kalkıştığı iddiasıyla yargılanan Hamit
Yıldırım 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. (Ocak 2004)Avcılar'da 14 yaşındaki öz yeğenine tecavüz eden M.Z., komşuları tarafından
yakalandı. M.Z.'nin daha önce de bir erkek çocuğa tecavüz ettiği gerekçesiyle
cezaevinde yattığı ortaya çıktı. (Ocak 2004)Balıkesir'de 6 kişi, 14 yaşındaki Ş.H.'yi kaçırıp tecavüz ettiği iddiasıyla
tutuklandı. (Ocak 2004)Avcılar'da en son evinin önünde oyun oynarken görülen 12 yaşındaki D.Ç. tecavüz
edilip boğularak öldürülmüş halde bulundu. (Şubat 2004)
Konya'da 13 yaşındayken kaçırılan A.A., 23 kişinin tecavüzüne uğradı. Dava devam
ediyor. (Şubat 2004)
Mağdurların ortalama yaşı 12
Adli Tıp Enstitüsü'ne yılda 500 vaka geliyor. 2004 yılının son üç ayında sadece
gazetelere yansıyan olay sayısı dokuz. Batıda tecavüze maruz kalanların yüzde 20
ile 50'sini çocuklar oluştururken, Türkiye'de bu oran yüzde 70'lere kadar
çıkıyor.
Türkiye'de kadın ve çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarından açılan dava
sayısı yılda 13-15 bin arasında değişiyor.
Mağdurların yaş ortalaması 12. Tecavüzcülerin tahminen yüzde 5'i ortaya çıkarken
yüzde 95'i gizli kalıyor. Ensest ilişkilerin ise binde biri ortaya çıkıyor.
"İntikam için 1 yaşındaki çocuğa tecavüz etmiş"
Prof. Dr. Fatih Yavuz (Adli Tıp Kurumu Enstitüsü Uzmanı)Özellikle son yıllarda bu suçların sayısında artış değil; ortaya çıkışında bir
patlama yaşandı. İnsan haklarına verilen önem arttıkça olayların ortaya çıkışı
da fazlalaşıyor. Yine de tecavüz eylemlerinin sadece yüzde 5 ile 10'unun ortaya
çıktığını düşünüyoruz. Bunlar gizli kalıyor çünkü Türkiye'de cinsellik hâlâ bir
tabu. Özellikle namus kavramıyla eşleştirildiği için hasar, ailenin namusu,
şerefinin korunması, çocuğun geleceği için gizleniyor. Avrupa'da tecavüze
uğrayan kız-erkek oranı dörde birdir. Yani dört kıza karşılık bir erkek çocuk
tecavüze uğrarken, ülkemizde bu oran birbirine eşit. Farklı bir sonuç bu. Biz
bir yaşında erkek bebek mağdurla karşılaştık. Burada saldırganın amacı o aileden
intikam almaktı. 1,5 yaşındaki kız çocuk da tecavüze uğrayanlar arasındaydı.
Bir çocuk tecavüze uğradığında ve bu olay ortaya çıktıktan sonra süreç nasıl
işliyor?
Maalesef bu konuda ülkemiz istenilen noktada değil. Saldırı travmatiktir. Oluşan
hasar duygusal hasardır. Polis soruşturması, mahkeme aşamasında ve doktor
muayenesinde bu hasar ağırlaştırılarak çocuğa yansıtılıyor. Çocuk bu olayı
yaşadıktan sonra hastanelerde muayene ediliyor. Muayene sayısı iki ile yedi
arasında değişiyor. Oysa çocuğu hastane hastane dolaştırmadan tek bir merkezde
bunun yapılması gerekiyor. Türkiye'de bu çocukların rehabilitasyonunun
sağlandığı bir yer yok.
"Çocuk pornosu dünyanın en ciddi sorunlarından biri"Uğur Kömeçoğlu (Sosyolog-Bilgi Üniversitesi)
Çocuk istismarı denilen meselenin sadece Türkiye değil, dünya geneli için en
büyük zorluğu ölçümünde yaşanıyor. Her şeyden önce bu istismara maruz kalan kişi
bir yetişkin değil. Yetişkin olmadığı için kendini dillendirmesi ve ifade etmesi
çok zor. Kim ifade edebilir bunu? Çocuğun ebeveyni veya bu durumdan haberdar
olan yakınları. Ancak bu, Türkiye gibi bir ülkede de çok zor olabiliyor. Bizde
"ayıp"ın, "kötü" olanın ya da "erdemsiz" olanın gizlenmesi, dışarıya
duyurulmaması söz konusu. Dışardan duyulsun istenmez hiçbir zaman. Cemaatçilik
arttıkça böyle vahim olayların gün yüzüne çıkması da zorlaşır.
Bu işle ilgilenecek doktorların, psikologların yani travmayla nasıl mücadele
edileceğini bilen insanların yetiştirilmesi gerekiyor. Özellikle yatılı
okullarda sıkı denetim mekanizmalarının olması ve bir psikoloğun bulunması şart.
En ciddi sorunlardan biri de internet ve pornografi. İş çocuk pornosunun
pazarlanmasına döndü. Şu an uluslararası kötü bir ağ oluşmuş durumda. Az
gelişmiş ülkelerden çocuklar toplu olarak satın alınabiliyor. Bu çocukların
beyni yıkanıyor ve adeta robotlaştırılıyorlar.
"Bir haftada olanlar eskiden beş yılda olmuyordu"Mustafa Eşmen (Doğan Haber Ajansı Yazıişleri Müdürü)
Bu işi 34 yıldır yapıyorum. Bir haftada olanlar eskiden beş yılda olmuyordu. O
derece yükseldi. 1970'lerde üçüncü sayfaya hangi manşeti atalım diye kök
söküyorduk. 80'lerde de bunlar yoktu. Ama şimdi elinizi uzattığınız yerde bu tür
haberler var.
"Çocukların yaşadığı yeri ve okullarını da gizliyoruz"Tunca Bengin (Milliyet Gazetesi Haber-Araştırma Müdürü)
Türkiye'de bu konuda gerçeğe uygun bir istatistik yok. Özellikle aile içinde
olup bitenleri kime soracaksınız? Zaten çocuk küçük. Konuyu uzmanlarına
sorduğumuzda da yanıt alamıyoruz. Geriye dönük bir istatistiğimiz yok ki bizim.
Şu kadar çocuk tacize uğruyordu diyemiyoruz, karşılaştıramıyoruz. Haber
anlamında geriye dönük bir artış görüyoruz ama bu rakamsal artış mı yoksa
kişilerin bilinçlenip bu olayları söyleyebilme cesaretini kendilerinde
bulmasından dolayı mı bilmiyorum.
Bu tür haberleri verirken çok hassas olmak gerekiyor. Küçük yaşta tecavüze veya
tacize uğramış bir çocuğu, haberde deşifre ederseniz bir kez daha taciz etmiş
olursunuz. Bunlar hassas dengeler. Kimliğini açıklamamıza yasalar el vermiyor.
Verse de Milliyet gazetesi olarak bu konuda son derece hassasız. Haberde çocuğun
bulunduğu yer belirtilmiyor, yüzü gösterilmiyor, okuduğu okul verilmiyor. Haberi
vermek zorundasınız çünkü toplumun nereye gittiğimizi, ne olduğunu görmesi
gerekiyor. (Milliyet -
30 Ağustos
2005)
BU CEHALET ANCAK OKUMAKLA OLUR !
’Allahım’ dedi, 2.5
trilyon dolandırdı

Başkent’te inanılmaz bir
dolandırıcılık olayı yaşandı. Kendilerini Allah
ve peygamber olarak tanıtan 11 kişi sadece bir
kişiden yaklaşık 2.5 trilyon lira dolandırdı.
Zanlılar gözaltına alındı. ANKARA Siteler’de esnaflık yapan Ramazan O.,
yıllar önce dükkanına dilenci kılığında gelen
Bülent Ö.’ye sadaka verdi. Bülent Ö., bir süre
sonra tekrar gelerek, kendisinin Hz. İsa
olduğunu iddia ettikten sonra vatandaştan para
istedi. Bir kişiden 2.5
trilyonŞebekenin diğer üyeleri
aracılığıyla söz konusu vatandaş hakkında bilgi
toplayan Bülent Ö., esnafa evinde ne kadar
parası olduğunu, nereye sakladığını ve doğmamış
çocuğunun cinsiyetini söyledi. Güven sağlayan
Bülent Ö. daha sonra, Hz. İbrahim, Hz. Muhammed
ve Veysel Karani olarak tanıttığı Ersel Ö.,
Necati U., Halil İbrahim Ö. ile müritleri
olduğunu söylediği Ali S., Katip T., Murat C.,
Ercan Y., Can Ö. ve Ersin Ö. ile Ramazan O. ile
tanıştırdı. Bülent Ö. son olarak, beraberinde
getirdiği Hakan Ö.’nün ise Allah olduğunu
söyledi. Dolandırıcılar, 10 yıl içerisinde,
Ramazan O. ile Hacı Bayram Camii ve Sincan’da
defalarca buluşarak, "ihtiyacı olan vatandaşlara
dağıtılmak üzere" yaklaşık 2.5 trilyon lirasını
aldılar. Allah Mekke’den
arıyorAyrıca, O.’ya "daha rahat
irtibat sağlayabilmek için" cep telefonları da
aldırdılar. Kendisini Allah olarak tanıtan Hakan
Ö., aradığı Ramazan O.’nun cep telefonunda
Mekke’nin alan kodunu gösterecek teknik bir
düzenleme yaptırarak, "Ey kulum 45 dakika sonra
yanındayım" dedi. Daha sonra yine arayan Hakan
Ö. bu sefer de "Sana kimi istiyorsan göndereyim.
Söyle hangi peygamberimi istersin?" diye sordu. Bunalıma girdiGirdiği
bunalım sonucu 3 kere intihar girişiminde
bulunan Ramazan O.’dan yaşadıklarını ailesine ve
çevresine de anlatmasını isteyen dolandırıcılar,
durumun emniyete bildirilmesi üzerine
yakalandılar. Emniyette sorguları tamamlanan 11
kişi, emniyeti suiistimal yoluyla dolandırıcılık
suçundan adliyeye sevk edildi.
( 13 Şubat 2006- Hürriyet )



Okulda
tecavüz iddiası
Konya'da 200
öğrenci kapasiteli yatılı Konevi İşitme Engelliler İlköğretim
Okulu'nda üst sınıflardaki erkek öğrencilerin alt sınıflardaki
bir kız ve bir erkek öğrenciye tecavüz ettiği iddiası ortalığı
karıştırdı. Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün her iki olayla
ilgili soruşturma açtığı ancak konunun kamuoyundan gizlendiği
öne sürüldü. Konuyla ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda
bulunan Milli Eğitim Müfettişi Ali Seydi Aybar, şikâyet
dilekçesini verdikten 17 gün sonra Şanlıurfa'ya atanırken,
Milli Eğitim Müdürlüğü'ne dilekçe veren okulun müdür
yardımcısı Dede Ali Şenel de başka bir okula tayin edildi.
'İşlem yapılmadı' Aybar'ın dilekçesinde tecavüz
olayları, "Okulda öğrencilerin tecavüze uğradığı, dönemin İl Milli Eğitim Müdürü
Mehmet Özer'e yanımda iletildi. Özer, okul müdürü bu olayda birinci dereceden
sorumlu olduğundan, müdüre zarar gelir korkusuyla hiçbir işlem yapmadı. Bir yıl
süreyle çocuklar tecavüze uğradı" diye anlatıldı.
(Milliyet :16 Mart 2006)
LİSELERDE POLAT'I
OLMAYAN SINIF YOK
Vatan Gazetesinin Liselerde
Yaptığı Bir Araştırma; Çete halinde
geziyorlar Beyoğlu'nda 3'üncü sınıf öğrencisi
bir liseli kızı dinliyoruz. O.A., oğlanların sürekli
çete halinde dolaştığını söylüyor: "Ancak bir tek çete
yok, bir kaç ayrı grup var aslında. Okula sık sık
gelmiyorlar zaten. Arada bir uğruyorlar ve geldiklerinde
de mutlaka olay çıkartıyorlar. Derse girdiklerinde de
ders falan kalmıyor. Öğretmenler sınıftan atmak
istediklerinde olay çıkartıyorlar. Öğretmenleri
korkutuyorlar, tehdit ediyorlar." Kavgaların
nedeni kız meselesi Ümraniye Endüstri Meslek
Lisesi'nin son sınıf öğrencisi 19 yaşındaki C.B. ise
"Okulda sürekli 'en büyük' kavgası oluyor. Herkes en
güçlü olduğunu karşısındakilere ispat etmek ister
burada. Ve bu yüzden sürekli kavgalar çıkar.
Gruplaşmalar oluşur. Bu gruptakiler hep beraberdirler.
En az üç kişiyle dolaşılır. Çünkü ne zaman ne olacağı
belli olmaz. Her an tetikte durman gerekir. Mesela
yürürken biri sana omuz attı. Hemen karşılık verirsin.
Ya da yan baktı, kız arkadaşına laf attı. Sen hemen
girişirsin. Allah ne verdiyse. Gözün birşey görmez. Ya
en büyüksün, ya en büyük. Başka yolu yok bunun. Burada
böyle" diyor. Esrar sigaradan
yaygın Taksim'deki liselerden birinde okuyan
Ş.N.'nin sözleri ise şok etkisi yaratıyor: "Esrar en çok
kullanılan uyuşturucu. O kadar yaygın ki, kantinde bile
bazen esrar içiyoruz. Öğretmenler denetleme yaptığında
saklıyoruz. Ama bulsalar bile öğretmenleri tehdit edip
korkutuyoruz, çıkışta indiriyoruz. Kız öğrenciler, erkek
arkadaşlarıyla boş geçen derslerde sınıfta cinsel
ilişkiye bile giriyor. Öpüşmek zaten çok sıradan.
Kantinde erkek arkadaşlarının kucaklarına oturup
öpüşüyorlar." Bir fişekten 2 cigara
çıkıyor Esenlerdeki bir lisede okuyan T.E. ve
A.K. okullarındaki uyuşturucu ve hap trafiğini
anlatıyor... Karşımızda sanki 15 yaşında lise
öğrencileri değil de Dolapdere'nin torbacıları var.
Raconu da fiyatları da o kadar iyi biliyorlar ki:
"Okullarda bira da cigaralık da içiliyor. Bir fişekten
iki cigara çıkıyor ve 5 YTL'ye satılıyor. Hapın da
fiyatı 5 ile 10 arasında değişiyor. 8x4, Armani, Peugeot
ve Süpermen en çok alıcısı olan haplar. İşin merkeziyse
Bağcılar'daki Karabayır Mahallesi... Hacı Hüsrev artık
tarih oldu." Buraların ağası
biziz! Bir grup Gözcübaba Lisesi son sınıf
öğrencisi, "Buralar bizden sorulur. Okulda kuş uçsa
haberimiz olur. Kimse bizden habersiz birşey yapamaz.
Yapmaya cesaret edemez" diye caka satıyor. İçlerinden
A.Ş. de çoğu liseli gibi Kurtlar Vadisi fanı: "Benim
idolüm Polat Alemdar'dır. Tam beni anlatıyor. Okulda ve
okul dışında da onun gibi olmaya, davranmaya
çalışıyorum. Daha önce Miroğlu vardı. Ama Polat başka.
Okul önünde sürekli kavgalar olur. Biz de dahiliz tabii
ki bunlara. Bazıları kendilerini ispatlamak isterler.
Bizler de buradayız misali. İsimleri duyulsun da dayak
yesek de önemi yoktur onlar için. Yeter ki isimleri
duyulsun. İnternet cafe veya evden MSN'e sık sık
takılıyoruz. Oralarda sohbet ediyor neler yapacağımızı
konuşuruz."
Uzman
görüşü Şiddet kültürünün kurbanı
onlar Prof. Adnan Gümüş (Çukurova
Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim görevlisi): Bir
grup liseli gençle dün beraber olduk ve grup tartışması
yaptık. Bu görüşmeden çıkarılabilecek birinci sonuç
şiddetin her yerde ve her durum için geçerli olduğu.
Şiddetin gençlikte, bir yandan 'delikanlılık' anlamında
kişiliğin gelişimi için 'horozlanmalar' halinde kabul
edilebilir bazı yönleri bulunabilir. Ancak diğer yandan
tüm bunlar bir başka 'delikanlının' veya 'genç
kızımızın' korkulu rüyası haline gelmişse, üzerine ciddi
bir şekilde düşünülmesi gerekiyor. Eğer şiddet
öğrenilmiş ve süreklilik kazanmış bir hal alıyorsa, bu
sorunun çok daha kalıcılaştığını gösteriyor. Kaldı ki,
gördüğümüz şiddet olayları, böyle bir 'gençlik çağı'
olayı olarak değerlendirilebilecek bir çapı çoktan aşmış
bulunuyor. Gerek gençlerin kendi arasındaki, gerekse
idarecilerin, öğretmenlerin, ailelerin uyguladıkları
şiddet her halde gençlik çağına bağlanamaz. Geleceği
tüketilen bir gençliğin, şiddet kültürünün bir aracı ve
kurbanı durumuna gelmeye başladıkları
söylenebilir. VATAN ekibi liselilerle
buluştu MEF Dershaneleri Bakırköy Şubesi'nde
gençlerle bir araya geldik. Yazarımız Mustafa Mutlu,
Haber Merkezi Müdürü Barlas Yurtsever ve Çukurova
Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Adnan Gümüş'ün de
katıldığı buluşmada, öğrencilere 'Liselerde neler
oluyor' diye sorduk. Çoğu devlet lisesinde okuyan
gençler okullardaki gruplaşma ve çetelerin hep var
olduğunu, son zamanlarda şiddetin sürekli hale geldiğini
söylüyor. Ataköy Cumhuriyet Lisesi'nden Şeyda Yenigün'ün
sözleri ise Kurtlar Vadisi'nin vahim etkisini gözler
önüne seriyor: Kendini Polat
sanıyor "Her sınıfta bir Polat var.
Arkadaşım geçen yıl değişmeye başladı. Polat gibi
giyinip konuşuyor, saçlarını onun gibi kestiriyor,
gerçek adını kullanmıyor, herkes Polat diye sesleniyor.
Okula gri pantolon, lacivert ceketle gelinmesi gerekiyor
ama o hep siyah ceket pantolon giyiniyor." İşin ilginç
yanı Polat'a özenenleri diğer öğrenciler yadırgamıyor.
Ona karşı davranışları değişiyor, onu gördüklerinde
saygı gösteriyorlar. Bir gencin de en çok istediği adam
yerine koyulup, saygı duyulması değil
mi?
(28-06-2005)
Liselerde şiddet giderek artıyor. Adana'da kız kardeşine cep telefonundan
mesaj attığı iddiasıyla lise öğrencisini, okul arkadaşları da ağabey ve
arkadaşını bıçakla yaralarken, Samsun'da da 15 yaşındaki O.S. sustalı bıçakla
arkadaşını yaraladı. Adana'da, bir kişi, kız kardeşine cep telefonundan mesaj attığı iddiasıyla
lise öğrencisini, okul arkadaşları da ağabey ve arkadaşını bıçakla yaraladı.Lise öğrencisi U.U. (17), okul arkadaşı Ö.K'nin (16), cep telefonuna
sevgisini ifade eden mesajlar gönderdi. Mesajları gören ağabey Emre K. (21), arkadaşı Emrah A. (21) ile okul önüne
gelerek U.U. ile tartışmaya başladı.
Tartışmanın büyümesiyle Emre K. ve Emrah A, yanlarında taşıdıkları bıçakla U.U'yu
yaraladı. Bu sırada kavgayı gören U.U'nun arkadaşı olduğu belirtilen 4 öğrenci
de bıçakla Emre K. ve Emrah A'yı yaraladı.Olayın ardından Emre K. ve Emrah A. Adana Numune Hastanesi'nde, U.U. ise
Çukurova Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı.
SAMSUN'DA DA BIÇAKLI KAVGA
Samsun Endüstri Meslek Lisesi 1'inci sınıf öğrencisi 15 yaşındaki O.S.,'de
tartıştığı sınıf arkadaşı aynı yaştaki A.B.'yi sustalı bıçaklı bıçakla
bacağından yaraladı. A.B. Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken, O.S. gözaltına
alındı.Olay bugün saat 13.00 sıralarında Samsun Endüstri Meslek Lisesi'nin
koridorunda meydana geldi. Lise 1'inci sınıf öğrencisi A.B., tenefüste sınıf
arkadaşı O.S.'ye şaka olsun diye tekme attı. Arkadaşının şakasını ağır bulan
O.S. sinirlenip, A.B.'nin üzerine saldırdı. İki öğrenci birbirlerine tekme
tokat saldırdıkları sırada O.S. yanında taşıdığı sustalı bıçağı çıkarıp, A.B.'nin
bacağına sapladı. Yere yığılıp acı içinde kıvranan A.B., öğretmenleri tarafından Gazi Devlet
Hastanesi'ne götürülürken, O.S. ihbar üzerine okula gelen Samsun Emniyet
Müdürlüğü Çocuk Şube ekiplerince gözaltına alındı. Oğlunun bıçaklandığını
öğrenen emekli polis memuru Mehmet B. de hastaneye koştu. Mehmet B., “Çocuklar
okula sustalı bıçaklarla geliyor. Böyle şeyler eskiden hiç olmazdı. Nasıl bir dönem başladı anlamış değilim.
Oğlum arkadaşına şaka yapmış. O da oğlumu bıçaklamış. Bu işler bu kadar basit
mi?” diye konuştu. Doktorlar, tedavi altındaki A.B.'nin hayati tehlikesinin
bulunmadığını açıkladı. Olayla ilgili olarak savcılık soruşturmasının yanı
sıra İl Milli Eğitim Müdürlüğü de inceleme başlattı.
KAMPANYA BAŞLATILMIŞTI
Samsun Emniyet Müdürü Mustafa İlhan, dün kentteki bıçaklama olaylarının
artması nedeniyle ‘Bıçağı bırak, kalemi al’ kampanyası başlatmıştı.
Kampanyanın başladığı ilk günde 15 kişi karakolallara gidip hazırlanan
kutulara bıçaklarını atıp yerine, verilen tükenmez kalemleri almıştı. Ancak
daha kampanyanın ikinci gününde bir öğrenci üzerinde taşıdığı sustalı bıçakla,
başka bir öğrenciyi yaraladı.
(22.02.2006)
İlköğretim okulu tacizcisi: Porno sitelerden etkilendim
Ümraniye’deki bir
ilköğretim okulunun kızlar tuvaletine girerek 9 yaşındaki P.I’yı taciz
ettiği iddiasıyla yakalanan 17 yaşındaki şüpheli, adliyeye sevk
edildi.AA muhabirinin aldığı bilgiye
göre, Ümraniye’deki bir ilköğretim okulunun kızlar tuvaletine kalorifer
dairesinden girilerek 9 yaşındaki P.I’nın taciz edilmesine ilişkin
araştırma başlatan polis, olay faili olarak 17 yaşındaki M.N’yi gözaltına
aldı. Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü
Çocuk Büro Amirliği’ne teslim edilen M.N’nin, tiner kokladığını ve
internetten girdiği porno sitelerden etkilenerek tacizi
gerçekleştirdiğini, ancak çocuğun bağırması üzerine kaçtığını söylediği
öğrenildi. M.N, poliste bilgisine
başvurulduktan sonra Ümraniye Adliyesi’ne sevk
edildi.Bu arada, olayın basında yer
alması üzerine Ümraniye Kaymakamı Mehmet Kurt ve İlçe Milli Eğitim Müdürü
İlyas Tekin, ilköğretim okuluna gelerek ilgililerden konuya ilişkin bilgi
aldı.Okul girişinde toplanan bazı
öğrenci velileri de, gerekli önlemleri almadıkları gerekçesiyle okul
yöneticilerinden şikayetçi olduklarını
bildirdiler.
(Milliyet: 08 Mart 2006)
Çocuk
pornosu çetesine darbe İzmir'de, internette
ve dışarıda tanıştıkları erkek çocuklarının, çıplak
fotoğraflarını ve video görüntülerini çekip tehditle
erkeklerle cinsel ilişkiye zorlayan çete operasyonla
yakalandı. Zanlılar, çocuklar tarafından teşhis
edildi. ( Milliyet :21
Mart 2006 )
Porno sitelerinde öğrenci görüntüleri
- okul ve öğrenci...kalite,seviye...! -
ERZURUM’daki bazı kız liselerinde, öğrenciler tarafından sınıf ve okul
tuvaletlerinde cep telefonları ile şaka amacıyla çekilen dekolte
görüntüler, elden ele dolaşarak porno sitelerine kadar ulaştı. Görüntüde,
bir okulun tuvaletine elinde cep telefonu ile giren bir kız öğrenci diğer
5 kız arkadaşlarının görüntülerini çekmeye başlıyor. Daha sonra bu
öğrenciler bulundukları ortamda kız kıza oldukları için şaka amaçlı
birbirlerine pornografik görüntüler vermeye başlıyor. İşi gittikçe
çığrından çıkaran bazı kız öğrenciler eteklerini yukarı kaldırıp iç
çamaşırlarını ve hatta soyunup göğüslerini bile gösteriyor. Yaklaşık 3
dakika kadar süren bu görüntüler daha sonra cep telefonlarına yapılan
kayıtlarla elden ele dolaşıp Erzurum’daki bazı erkeklerin cep
telefonlarına kadar gitti. Erkek öğrenciler de bu görüntüleri bazı
porno sitelerine de gönderdiklerini söyledi.(
Milliyet:22
Mart 2006 )
YAŞLISI
DA GİTTİ ÇOCUGU DA...SİSTEM ÇOKTAN ÇÖKTÜ ...!
Bartın'da yaşayan 78 yaşındaki kişi, işyeri
olarak kullandığı evinin bodrum katında iki köpeğe tecavüz ederken
suçüstü yakalandı

6 Yaşında
kapkaççı
Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin gündemine oturan ve çeteler tarafından
yurttan defalarca kaçırılan 8 yaşındaki Pınar B.’nin ardından şimdi de Türkiye’nin en küçük yaştaki suç
makinesi yakalandı. 6 yaşındaki M.T.’nin şimdiye kadar yaklaşık 50 kapkaç
olayına karıştığı tahmin ediliyor.
Bahçeşehir çevresinde kapkaça uğrayan vatandaşların yoğun şikayetleri
üzerine araştırmaya başlayan jandarma sonunda suçlulara ulaştı. Suç
işleyenlerin iki küçük kardeş olduğu belirlendi. Bir apartmanın bodrum
katında gizlice kalan 6 yaşındaki M.T ile 12 yaşındaki ablası E.T.’yi bulan
jandarma ekipleri aynı zamanda büyük bir kent trajedisini de ortaya çıkardı.
M.T. bugüne kadar 7, ablası E.T. ise 25 kez yurtlardan kaçırıldığı
belirtildi. Kendilerini kapkaça zorlayan ailelerinden ve Hacıhüsrev’deki
çeteden kaçarak kendi başlarına çalışmaya başlayan iki küçük kardeş Türk
kriminal tarihine en küçük yaştaki çete olarak geçti.
(Aksam:
20.03.2006)
Japon’a söz verdik:
Rüşvet yok
Türkiye ile Japonya
arasında yapılmak istenen hibe anlaşmasına
Türkiye’nin verdiği "rüşvet almama" sözü
damgasını vurdu. Japonya’nın görüşmelere soktuğu
bir cümle nedeniyle Türkiye, rüşvet alıp veren
ülke durumuna düştü. Görüşmeleri
Türkiye’yi temsilen müzakere eden heyetin Japon
heyetine itiraz etmemesi sonucunda Türkiye,
Japonya’nın bu iddiasını kabul etmiş oldu. Kaman
Kalehöyük Arkeoloji Müzesinin hibe yoluyla
yapılması amacıyla 288 milyon Yen hibe vermeyi
kabul eden Japonya’yla yapılan 30 Eylül 2005
tarihli nota değişimi ve değişim sonrası
müzakere kayıtları şöyle: İTİRAZ
YOK "Nota teatisinin 3. paragrafı ile
ilgili olarak; Japon delegasyonu temsilcileri,
Türkiye Cumhuriyeti’nde Nota teatisinin 4.
paragrafında işaret edilen sözleşmelerin
yapılması karşılığında rüşvet olarak
yorumlanacak herhangi bir teklif, hediye veya
ödeme ve menfaat veya karşılığını önlemek için
Türkiye Cumhuriyetini’nin gerekli önlemleri
alacağını Japon Hükümeti varsaydığını beyan
ederler. Türk delegasyonu temsilcisi, Türk
Delegasyonunun Japon delegasyonu temsilcisi
tarafından yukarıda işaret edilen hususlara
itirazı olmadığını beyan ederler."
(HÜRRİYET:10 Mart 2006)
AMAÇSIZ-İDEALSİZ GENÇLİK !
Adana Valisi İlhan
Atış, denetim için gittiği bir lisede öğrencilere
'Çanakkale Savaşları’nın nerede yapıldığını sordu.
Öğrencilerin cevabı Atış'ı sorduğuna bin pişman etti."Lise 1 öğrencisine
Adana'nın ilçelerini sordum. Sadece `Seyhan, Yüreğir,
Pozantı' dedi. Herhalde Pozantılıydı. Lise 2 öğrencisine
aynı soruyu sordum. `Hatay, İskenderun, Tarsus' diye
saydı. Lise 1 öğrencilerine `Çanakkale Savaşları'nı kim
anlatacak' diye sordum. Anlatan çıkmadı. Aynı soruyu
lise 3'deki bir öğrenciye sordum, bilemedi. `O zaman
Çanakkale Savaşları nerede oldu? Çanakkale Savaşları
Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde mi oldu, yoksa
Kars ile Sarıkamış arasındaki bir yerde mi oldu?' diye
şaşırtıcı bir soru sordum. Tartıştılar, karar verdiler;
`Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde' dediler. Lise
3'lere Türkiye'nin komşularını sordum, `Yunanistan ve
İran' dediler. O kadar. Başka yok. Bu korkunç bir şey...Bundan böyle kaymakamlarımız okulları sık sık ziyaret
edecek. Gerekirse İl Milli Eğitim Müdürü ile
görüşülecek.Her gün 10 dakika çevremiz, ilimiz
tanıtılacak.Çünkü öğrencilerimiz ilimizi bile
tanımıyor,bilmiyor."
(Milliyet :27.03.2008)
Amerikan bilim dergisi Science
tarafından, ''Dünyada 2005 Yılının En Genç Bilim Adamı'' seçilen Dr. Ahmet
Yıldız (26)

Türkiye'de olsa eşi başörtülü diye başına
gelmeyen kalmazdı ...YÖK'ümüz sağolsun :(
|