|
Allah-u Teala bizlere bir sey
emretmişse (farz) o insanların faydalarına olduğu için emretmiştir.
Allah-u Teala bir seyi yasak etmişse (haram) o insanlara zararlı olduğu
için yasaklamıştır. Allah-u Teala yararlı olan şeyleri emreder (farz)
zararlı olan şeyleri (haram) yasaklar.
Emir <-----> Yarar
Yasak <-----> Zarar
EMIR (FARZ ) = YARAR, FAYDA
Kurban
: Kesilen hayvanın belli bir bölümü
fakirlere
dağıtılır.
Abdest
: Maddi temizlik yaninda vucudun
negatif enerjiden de kurtulmasini saglar
Bayram
: Dargınların barışma günü
Namaz
: Biyolojik ve fizyolojik bir çok faydalari vardır.
Oruç
: Biyolojik faydalarindan dolayı gayri müslim
doktorlarca
da tavsiye edilmektedir.
Cuma : Zengin , fakir tüm müminlerin bir olduklari,
ayni yerde oturup, kul oldukları bilinci ile
alınlarını
secdeye koyduklari gün, Sınıf ayrımının sonu.
Zekat : Zengin olanin fakir insanlara verdigi emanet.
Hac
: Dünya müslümanlarinin kaynaşma ayı.Irk-sın
ayırımının kalktığı an.
Anne : Senede bir gün degil her an ayağının altında cennet bulunan
insan.
Selamlasma : İki insanın karşılıklı barış huzur temenni ettiği
mesaj emanet.
Oku
: Medeni-aydın olmanın ilk şartı,
YASAK (HARAM ) =
ZARAR,KÖTÜ
Içki : Kaza, hırsızlık, cinayet, tecavüze
son
Cinayet
,intihar: Can'a saldırıya son
Kumar : Ailenin dağılmasına, intihar,bunalıma son
Domuz Eti : Kansorejen madde, aşırı yağa, trişe
son.
Dedikodu, Yalan:Toplum huzurunu
birligini bozmaya son.
Hırsızlık
: Kul, insan hakkını gasba son
KUR’AN’DAKI
KONULAR
İMAN: Allah, melek, cin, ruh.... iman
AHLÂK: Namus, temizlik,
ahlâk, dürüstlük...
İBADET: Namaz, zikir,
tesettür....
KAMU HUKUKU: Liyâkat,ehliyet,şûra,adalet...emir,faiz,içki, rüsvet....yasak
CEZA HUKUKU: Hırsızlık, zina, iftira,
içki....cezaları....
I İslami emirler insanların dünya ahiret mutluluğunu, Islâmiyet’in yasakları da dünya ve ahirette huzur ve
rahata engel olacak seylerin ortadan kaldirilmasini amaçlar. İslami
emirler ve yasaklar, dünya ve ahiret mutluluğu beş esasi korumaya yönelik
maddeler manzumesidir. İslam bu beş esasi (din, can, mal, akil, nesil)
korumakla hem dünya, hem ahiret mutlulğunu amaçlar.
1-) DİNİN KORUNMASI
: İmanla ilgili ( Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere,
Ahiret gününe kula kul degil, tüm kullar önünde, sadece Allah’a boyun
eğmeyi, böylece tüm insanlari öncelikle kul olmada eşit hale getirmeyi
amaçlar. Kullar daha sonra kendi aralarında, Allah’a karşı yakınlıkları
ile birbirinden ayrilirlar. Her kul peygamberi örnek alır. Kitaplar
sayesinde, hayırlı fiilleri ve uzak durmasi gereken fiilleri insan
öğrenir. Ahiret günü, her davranışın karşılığının alinacağının bilincine
ulaşılmasını hedefler. Melekler her an kötülükten uzak durmamiz için
görünmez şahitler gibidirler...Kadere iman kuruntudan, endişeden uzak, tedbiri aldiktan sonraki
tevekkülün rahatlığını insana yaşatmayı amaçlar.
Her türlü ibadet ve ahlaki emirlerin insanın hayatindaki olumlu
etkileri yerli, yabanci tüm araştırmacıların vardığı ortak sonuçlardir.
2-) CANIN KORUNMASI
: Adam öldürmenin yasak olmasi, kısasın amacı, kan davasının ve
intiharın yasaklanması, bedeni - ruhi tedaviye önem verilmesi, Islâm’da
çocuk, kadın, bitki, hayvan ... haklarının tek tek belirlenmesi,
zimmilerin (Islam Devletinde yaşayan gayri müslimlerin) haklarinin
açiklanmasi... Hep canin korunmasina yönelik
konulardır.
3-) AKLIN KORUNMASI
: Uyuşturucu, alkollü içki, sarhoşluk veren maddelerin sigara,
hurafe, zihni körelten tüm konuların... yasaklanması aklı korumaya yönelik
yasaklardır. Ayrıca islam " OKU " 'mayi, araştırmayı tesvik
eder.
4-) NESLİN KORUNMASI
: Aile hayatının korunması, evliliği teşvik, ahlaka verilen
önem...zina,fuhuşun yasaklanması... neslin korunmasını
amaçlar.
5-) MALIN KORUNMASI : İslam sanat, ticaret, çiftçilik, hayvancılığı... teşvik eder.
Hırsı,kıskançlığı, hilekarlığı, rüşveti, faizi, kumari, israfı. yasaklar.
Amaç malın korunmasıdır.İslam; seçim, istişare, işi ehline verme, ilme verilen önem...
dışında can, mal, namus, akıl, dine önem vermekle tüm dünyevi ve
ahlaki-uhrevi düşünce sistemlerinin üstündedir.
İslâm’a göre tüm kadınlar üçe ayrılır. Kadın bir müslüman
erkeğin ya annesi, ya eşi yada bacı-kiz kardeşidir. Yani eşi ve annesi
dışında tüm Müslüman kadınlar, bir Müslüman erkeğin (dini açıdan) kız
kardeşidir.
İslam açısından “ademoğlu” dörde ayrılır
:
Ya akraba, ya komşu, ya Müslüman yada insandır. (İnsani vasfını
kaybetmiş,esfele safilin olan edaller hariç ...).
Kısaca, Hz. Ali’nin dediği gibi insanlar ya
fıtratta (tüm insanlar Hz. Adem’den gelmiştir. ) yada dinde (tüm mü’minler
kardeştir prensibi gereğince) kardeştirler. İslam bir erkeği, zorda kalan
bir kaıina en azından ( annesi ve eşi değilseler) kız kardeşi gözü ile
bakıp yardım etmeye çağırır. Bir “kulu”, zorda kalan diğerlerine yardım
etmesi için İslam ona şu çerçeve ile olaylara bakmasını
emreder: O senin ya akrabandır ya komşun ya dindaşın ( Müslüman kardeşin)
yada insan olma yönünden ( insanlık yönünden ) fitraten kardeşindir, yeter
ki insan olma vasfını, özelliklerini üzerinde barındırsın- o insana yardim
et.
NOT : Emir ve yasaklar Allah rızası için yapılır .Maddi ve manevi
faydalari Allah rızasının peşinden zaten gelir . Aksine maddi menfaat için
yapilan işte belli maddi çikar elde edilir ama Allah rızası asla. Bunun
sonucu da ahirette hüsran olur.
NOT : Ülkemiz Müslümanları dinimiz İslâmiyet’i her yönüyle
yaşamamaktadır. Pek çok yönüyle sorunlar içinde olan ülkemizin sistemini
eksikte olsa yaşanan bu İslamiyet ayakta tutmaktadır. PKK ya karşı İslam
kardeşliği formülü uygulanirken batidaki ahlaki ve ailevi çöküntünün
ülkemizde olmamasının sebebi bizdeki aile bağlarının sıkı olmasına (
İslâm’daki komşu hakkı, namusa verilen önem, yardımlaşma ve zekat... )
bağlanmaktadır. Ramazanda polisiye olayların büyük oranda azaldığı
da istatistiki bir gerçektir.
İSLÂM ve DEMOKRASİ
İslam da idare biçimi yoktur, idare ölçüleri vardır, hangi
idare o ölçülere ölçülere uyarsa ( ki o ölçü kuralların hepsi insanlığın
yararına – faydasınadır) o idare islami idare ,o devlet islami devlet
olmus olur.
Seçim (Hz.Ebu Bekir'in seçimi....) özgürlük (
bes temel haktan biri olan “din-vicdan özgürlügü –Mekke'nin , Istanbulun
fethi...,başkasının özgürlük sınırına kadar olan özgürlük) insan hakları
(can,mal, nama, akıl, din-vicdan (düşünce) emniyeti), hukukun üstünlüğü
(“Kızım Fatıma bile olsa onada ceza veririm” diyen Hz
Resul,insanlığa peygamber kızı bile olsa adam kayırmacılığın olmadığı,
hukukun üstün tutulduğu bir sisteme isaret etmekdir) düsünce özgürlügü
("Dinde zorlama yoktur- Sizin yasam tarzınız size, Bizim ki bize..." diyen
kur'an ile , 1000 sene islam hukuku ile -Selçuklu ve Osmanlılarda -
yönetilen anadoluda hala hristiyan, Yezidi , Zerdüst... varsa ; bunlar
islamda var olan düsünce özgürlügünün doğal sonuçlarıdır. Yoksa aynı
topraklara 1000 sene hristiyan, sosyalist... bir iktidar hakim olsaydı
sonuç aynımı olurdu?) Bu kavramlar islama asla yabanci
degildir.......
Kısaca demokrasi islamın ölçülerine uygun ,
islami sınırlar içinde olan bir idare biçimidir. Fakat islam demokraside
olmayan, demokrasiden daha üstün özellik- kurallari de bünyesinde
barındırır: Islamda demokraside olmayan aklın, namusuna.....korunması
,islamda vardır (islamda içki, zina ,genelev...yoktur,yasaktır.)Islam aklı
namusu malı (faizi yasaklayarak)koruyacak kurallar koyarak demokrasiye
fark atmış, demokrasi islama göre bir numara küçük duruma düsmüş
olmaktadır.
Temelde
tüm insanlar için ( Müslüman , kafir, ateist...farketmez... ) 5 esasın
korunması esastır ve altı çizilmelidir ki AKLI koruma altına almayı
hedefleyen baska hiçbir sistem-rejim yoktur.Demokrasinin bir üst seviyesi
Islam’dir.
Çok özet bir anlatımla : İSLAMİ SİSTEM = DEMOKRASİ + BES
ESAS
İSLAM VE
CUMHURIYET
Müslümanlarin ilk devlet yöneticileri raşid halifeler cumhuri yönetim
seklinin baslangicini yapmislardir. Kur'an–i Kerim 'in istisareyi( Sura ‘
yi ) emreden ayeti cumhuri yönetimin uygunluguna isaret eder. Dört büyük
halifeden ihtilalle basa gelmemislerdir. Hiçbiri digerinin akrabasi
degildir. Babadan ogula yönetim devir teslimi söz konusu olmamistir. Hepsi
de kendileri istemeksizin halkin istek, hatta israri üzerine görev
almislardir. Halife Hz. Ömer'in, son anlarinda oglunu yerine tayin etmesi
teklifleri üzerine verdigi cevap meshurdur: – Bir evden bir kurban yeter!
Sorumluluk duygusunu gösteren saheser bir cevaptir bu. Devlet baskanligini
kendini kurban etmekle es tutan bir mesuliyet anlayisi... Cumhuriyetle
bagdasmayan baski ve dayatmalari protesto eden dindarlari, cumhuriyet
karsiti olarak göstermek yanlistir, maksatlidir. Evet, dindar insanlar
cumhuriyet düsmani olmazlar. Hatta onlarin cumhuriyet anlayisi, yetmis
sekiz yillik gibi kisa bir geçmise degil belki bin dört yüz yillik gibi
tarihi bir köke de sahiptir. Ilk dört büyük halifenin icraati ve
uygulamalarini bir bakima cumhuri bir yönetim sekli olarak yorumlayan
insanlari nasil cumhuriyet karsiti olarak takdim edeceksiniz? Bunda
haklilik payi bulunabilir mi? Isterseniz asr–i saadetteki cumhuriyetçi
uygulamalardan bazi örnekler sunalim. Bakalim bugünkü anlayisa çok mu ters
düsecek, fazla mi yanlis görülecek! Yoksa bizim hedefimizdeki cumhuriyet
uygulamasi da budur; ama henüz varamamis, aynina muktedir olamamisiz mi
denecek?
Halife Hazret–i Ömer bir ara halka hitap ederken söyle bir istekte
bulunur: – Ey insanlar beni dinleyin ve itaat edin! Halktan biri ayaga
kalkar ve sert muhalefetini söyle ilan eder: – Seni dinlemiyor ve itaat da
etmiyoruz. Sirtindaki tam kat elbisenin hesabini vermedikçe. Sunu ilave
eder sözlerine: – Dagittigin kumastan bize yarim kat elbise ancak olurken
nasil oluyor da senin üzerinde tam kat elbise görüyoruz? Halifenin buna
cevabi sudur: – Oglum Abdurrahman, bunun cevabini sen ver. Abdurrahman
ayaga kalkar ve söyle açiklar durumu: – Babama da sizin gibi yarim kat
elbiselik kumas düstü. Ancak yabanci elçilerin yanina çikiyor diye kendi
hissem olan kumasi da babama verdim. O yüzden bir kat elbiselik kumas var
babamin üzerinde. Itirazci adamin cevabi duyulur tekrar: – Simdi dinliyor
ve itaat ediyoruz. Buyur ne
buyuracaksan!
Siz söyleyin, cumhuriyet halkin yönetimden hesap
sordugu bir rejimin adi degil midir?? Bugün de böyle bir örnek görmeyi
istemiyor muyuz? Varirsak bu örnege varacak, aynini icra edecek degil
miyiz? Hal böyle iken kim dindarlari cumhuriyete karsi göstermeye
yeltenebilir?
Medine'de zeytinyagi sikintisi çekilmektedir. Bu yüzden devlet baskani Hz.
Ömer, disaridan getirttigi zeytinyagini sehrin meydaninda halka bizzat
nezaret ederek dagitmaktadir. Bu sirada yakinlarindan biri yaklasip
halifenin kulagina bir seyler fisildar. Hiddetlenen halifenin akrabasina
cevabi herkesin duyacagi sertliktedir: – Sana düsen, halktan biri gibi
siraya girmek, siran gelince hisseni almaktir. Halifenin yakinligina
güvenerek herkesten öne geçemezsin. Benden sonra gelecek yöneticilere,
akrabalarini kayirdi seklinde kötü bir örnegi veremem. Dur yerinde. Bekle
sirani! Ve halifenin yakini dogruca kuyruga girer; ancak sirasi gelince
hissesini alir, bir kayirma asla söz konusu olmaz.
Bugün bunlar çok mu kötü örnekler, fazla mi yanlis misaller? Devletin
imkanlarinin eline geçirenler mutlaka: – Devlet mali deniz, yemeyen ise
falan.. mi demeliler? Cumhuriyetin geregi hangisi? Kimler kimleri
cumhuriyet karsiti olarak göstermeye yelteniyorlar desek yanlis mi olur?
( AHMET SAHIN ‘in 31.10.2001 tarihli Zaman ‘daki
yazısı)
ISLAM ÜSTÜNDÜR ONUN ÜSTÜNDE BIRSEY YOKTUR
SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK OLUR MU
?
EMNİYETİN BİR
İSTATİSTİĞİ ;
TRAFİK KAZALARININ
%61’İ
GENEL SUÇLARIN
%85’İ
TECAVÜZLERİN %
50’Sİ
EŞİNİ DÖVENLERİN
%70’İ
İŞE GİTMEYENLERİN
%60’I
CİNAYETLERİN %85’İ
ŞİDDET OLAYLARININ
%50’Sİ
GENEL TUTUKLAMALARIN
%50’Sİ
AKIL HASTANELERİNE
YATANLARIN %40’I İÇKİ YÜZÜNDEN OLMAKTADIR .
İNSAN
NE KADAR EĞİTİMLİ OLURSA OLSUN , İNSANDA NEFİS , EGO ,ŞEHVET
...VARDIR.SARHOŞ BİR EĞİTİMLİ İNSANIN TAVIRLARI İLE CAHİL BİR SARHOŞUN
TAVIRLARI ARASINDA HİÇ BİR FARK YOKTUR.YANİ SARHOŞLUK EĞİTİMİ SIFIRA
İNDİRMEKTEDİR!NEFİS-EGO ASLA , TAMAMEN YOK EDİLEMEZ.AVRUPA-ABD GİBİ
ÜLKELERDE EŞİNİ DÖVME , CİNSEL SAPIKLIK ,İÇKİ ,ZİNA,UYUŞTURUCU GİBİ
OLAYLARIN ORANI EĞİTİMLİ , PROF.,AVUKAT ,...GİBİ İNSANLAR İLE CAHİL
İNSANLAR ARASINDA AYNI OLDUĞU ARAŞTIRMALAR SONUCU ORTAYA ÇIKMIŞTIR.ÇÜNKÜ
HER İKİ GRUPTA DA NEFİS , EGO VARDIR.TEK FARK NEFSİNİ EĞİTMEMİŞ BU
GRUPLARIN BU OLAYLARI YAPMADAKİ KALİTE FARKIDIR , ZENGİN KOKAİN İÇERKEN
FAKİR BALİ ...ÇEKMEKTEDİR.
İNSANIN TANIMINI
TAM VE DOĞRU YAPMALIYIZ.İNSAN FİLOZOFLARA GÖRE “ KONUŞAN-DÜŞÜNEN HAYVAN.”
, BİYOLOGLARA GÖRE “ OMURGALI MEMELİ HAYVAN.” ...TÜM BU TANIMLAR DOĞRU
TARAFLARI OLAN EKSİK TANIMLARDIR.İNSAN , “MELEKTE OLABİLME , HAYVANDAN DA
AŞAĞI OLUP ŞEYTANLAŞABİLME YETENEĞİNE SAHİP AKILLI CANLIDIR.” BU TANIMDAN
HAREKET EDERSEK , İNSANIN MELEKÎ YÖNÜNÜN ÖNÜNÜ AÇIP ŞEYTANÎ YÖNÜNÜN ÖNÜNÜ
KAPATMAK GEREKLİDİR.BU İSE İYİLİĞİ ( AHLAKI ,TEMİZLİĞİ ,DÜRÜSTLÜĞÜ ,NAMUSU
...) TEŞVİK EDİP , KÖTÜLÜĞE ( AHLAKSIZLIK ,KADIN SÖMÜRÜSÜ ,İÇKİ
,KUMAR,FAİZE...) ENGEL OLMAKLA MÜMKÜN OLABİLMEKTEDİR.
ÖZGÜRLÜK
BAŞKASININ HAKKININ BAŞLADIĞI YERDE BİTER .O HALDE ÖZGÜRLÜĞÜN DE BİR
SINIRI VARDIR.YOKSA BAŞKASINI RAHATSIZ EDECEK KADAR SESLİ MÜZİK DİNLEMEYE
KİMSENİN HAKKI YOKTUR ....
TÜM İNSANLAR EĞİTİLSE
BİLE İÇKİ SERBEST İSE , KUMAR –FAİZ SERBEST İSE , FUHUŞ , KADIN SÖMÜRÜSÜ
...SERBEST İSE ; SARHOŞ , AÇ ,SAPIK İNSANLARIN MADDİ EĞİTİMDEN GEÇMELERİ
KÖTÜLÜĞE ASLA ENGEL OLMAZ.
SINIRLI ENGELLEME VE
İYİLİĞİN TEŞVİKİ İLE İDEAL TOPLUM OLUŞTURULABİLİR . AKSİNİ SAVUNMAK
İDEALİZMDEN DE ÖTE ÜTOPİK OLAN AMA ASLA REALİST OLMAYAN BİR TEORİ İLE “
SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK “ İLE SADECE ŞEYTANLAŞAN İNSANLAR ELDE EDİLİR VE
SATANİST , SAPIK , ALKOLİK ,UYUŞTURUCU MÜBTELASI , HUZURSUZ VE TATMİNSİZ
İNTİHARA VE AŞIRI EYLEMLERE TEMAYÜLÜ OLAN BİR TOPLUM OLUŞUR.
İSLAM'A GÖRE
HÜRRİYET :KENDİNE DE , BAŞKALARINA DA ZARAR VERMEDEN
İSTEDİĞİNİ YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜDÜR.YANİ İÇKİ,UYUŞTURUCU HÜRRİYET
KAPSAMINA GİRMEZ İSLAM'DA.KİMSE KENDİNE VE BAŞKASINA ZARAR VERMEYİ
İYİ OLARAK NİTELEMEZ HERHALDE..
|