Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
DARWİNİZM  
 
 

DARWİNİZM

   Kainatın ve kainattaki tüm canlıların tesadüfen, doğal seleksiyon (ayıklama) ile evrimleşerek oluştuğunu ileri süren görüştür. Darwincilere göre evrim şöyle gelişmiştir :

   Her nasıl oluşmuşsa oluşmuş olan aminoasitlerin meydana getirdiği proteinler bir araya gelip ilkel, tek hücreli canlıları meydana getirirler. Sonra bu canlılar trilopitleri, onlar birleşip balıkları, balıklar gelişip, amfibiyenleri onlar dinazorları, dinazorlar kuşları, kuşlar memelileri evrimleşerek meydana getirmişlerdir. Yani bütün canlılar tek bir canlıdan evrimleşerek, tesadüfen oluşmuştur. Darwin, sadece insanların maymundan geldiği değil, tüm canlıların tek hücreli bir canlının evrimleşmesinden meydana geldiğini ileri sürer.

   Şimdi buna sıra ile cevap verelim :

    Bir aminoasit ilkel şartlarda kendi kendine oluşabilir mi ? Önce şu soru sorulabilir. Aminoasiti meydana getiren elementler nasıl oluşmuştur ?...

    Stanley Miller 1953 yılında bir deney yapar. Bir aminoasitin ilkel şartlarda oluşabileceğini deneyle ispat ettiğini savunur. Fakat zamanla deneyinde bazı hilelere başvurduğu ortaya çıkar :

  1. Metan ve amonyak gazlarını deneyinde kullanan Miller'in deneylerinin aksine 1970'lerden sonra ilkel ortamda bu gazların olmadığı ortaya çıkmıştır. Araştırmacılar atmosferin ilk dönemlerde azot, hidrojen, su buharı, oksijen ve karbondioksitten oluştuğunu ispat etmişlerdir. Bu gazlarla yapılan 1975'teki deneyde tek bir aminoasit bile elde edilememiştir.
  2. Miller, deneyinde "soğuk tuzak" adlı mekanizmayı kullanmıştır. Bu mekanizma ile aminoasitin oluşumunu engelleyen oksijeni de Miller deneyinden soyutla-mıştır.
  3. Miller deneyi sonucunda, canlıların yapılarını bozan organik asitler oluşmuştur. Miller bu asitleri de deneyden izole etmiştir. Kısaca Miller deneyi, evrimi değil evrimsizliği ispatlar. Çünkü bir aminoasitin oluşumu için bile deneye olmayan metan ve amonyak gazları eklenmeli, olan oksijen çıkartılmalı, oluşacak aminoasitin korunması işin özel bir mekanizma (soğuk tuzak) kurulmalı ve bozucu özelliğe sahip organik asitler izole edilmelidir. Kısaca, aminoasitler tesadüfen değil özel şartlarda, kontrolle, bir laboratuvar ortamında, bilinçli müdahalelerle ancak elde edilebileceğini Miller İspat etmiştir.

     Zaten Miller yukarıdaki tezatları, 1985'te İsveç Stockholm şehrindeki sempozyumda, ayrıca; Science (S.423)'te , The Origins Of Life On The Earth (S.33)'te itiraf etmiştir.

    Proteinler kendi kendilerine okyanuslarda oluşabilir mi ? Bir örnekle açıkla-yalım: En küçük bir protein, mesala 500 aminoasitli bir protein molekülünün doğru dizilimi yakalama ihtimali 10950 'dir. Matematikte 1050 'den sonrası ihtimaller kanuna göre sıfır kabul edildiği için, böyle bir protein molekülünün oluşma ihtimalide sıfırdır. Ayrıca "Le Chatelier" yasasına göre; proteinlerin oluşumları esnasında su çıkardıkları, su çıkaran reaksiyonların da su içinde gerçekleşebilmeleri imkansızdır.

    Bir DNA molekülü, proteinoidlerin tesadüfen birleşmesinden oluşabilir mi? Yapısında milyonlarca şifreyi barındıran DNA'ların en küçük bir tanesinin oluşabilme ihtimali 10600'tür. Ayrıca proteinoid, protein veya DNA'yı oluşturduğu görüşünü artık hiçbir evrimci iddia etmemektedir.

   Balıklar zamanla amfibiyene (hem karada hem denizde yaşayabilen canlılara) dönüşebilirler mi? Buna kanıt var mıdır? Eusthenopteron'ların bu ara geçiş döne-mine örnek olduklarını ileri sürülürdü. Fakat bu balıkların, diğerlerinden bir farkı olmadığını evrimcilerde günümüzde itiraf etmektedirler.

   Amfibiyenler sürüngenlere dönüşebilir mi ? Seymouria adlı canlının sürün-genlerin atası olduğunu iddia edilir. Fakat araştırmalar, bu canlıdan 50 milyon yıl önce yaşamış sürüngenlerinde bulunduğunu ispatlamıştır. Ayrıca bu canlının pulları bulunmamaktadır. Halbuki tüm sürüngenlerin derilerinin tamamı pullarla kaplıdır.

   Sürüngenler memelilere dönüşebilir mi ? Sürüngenler zamanla kuş ve memelilere dönüşebilir mi? Sürüngenlerle memeliler arasındaki çene yapısı ve kulaklardaki farklılıklar dışında yumurtlayarak çoğalan, pullu, soğuk kanlı canlıların doğarak çoğalan, tüylü sıcakkanlı memelilere tesadüfen nasıl dönüştükleri de evrimcilerin cevaplandıramadığı sorulardandır.

     İnsan evrimleşerek mi varolmuştur ? Şimdi evrimcilerin maymundan insana sıraladıkları evrim aşamalarını sıra ile görelim :

   Australopithecus'ın iki ayağı üzerinde dik yürümeye başlayan ilk maymun olduğu iddialarını beş uzmandan oluşan Lord Zuckerman başkanlığındaki ekip, 15 yıllık çalışma sonunda bu canlının bir maymun türü olduğunu ve dik yürümedikleri sonucuna vararak cevaplamışlardır.

   Homo habilis : 1984 yılında bulunan iskelet , bu türün maymunların ki gibi küçük beyin hacmine, uzun kollara, kısa bacaklara sahip olduğunu göstermiştir. Antropolog Holly Smith, Fred Spoor, B.Wood, Frans Zonneveld'te araştırmaları sonucu hep aynı sonuçlara varmışlardır. Homo habilis bir maymundur, maymun iskeletine sahiptirler.

   Homo Rudolfensis : İnsan yüzü anatomisi profesörü Tim Bromage, C.l. Brace, paleantropolok Prof. Alan Walker yaptıkları incelemelerde bu camlının yüz, diş, beyin hacmi... ile bir maymun olduğu sonucuna varmışlardır.

   Homo Erectus : Yapılan araştırmalar modern insan iskeleti ile Homo erectus'un iskeleti arasında hiç bir fark olmadığını göstermiştir. H.Erectus bir insandır, maymunla bir benzerlikleri yoktur. H. Erectus gibi küçük kafatası hacmine sahip pigmeler, kalın kaş çıkıntılarına sahip Avusturalya yerlileri günümüzde hala daha yaşamaktadırlar. Homo erectus ile bizim aramızdaki fark, zencilerle, eskimolarla arasındaki fark kadardır ama sonuçta her ikisi de insandır.

   İşin ilginç yanı, önce Australopithecus'lar yaşamış, onlar evrimleşip homo habilis, sonra onlarda evrimleşip homo eructusa dönüşmüş olduğu iddia edilirken, her üç ırkın bir arada yaşadığını gösteren belgelerin bulunmasıdır. Hatta Homo rudolfensis'in, atası olduğu iddia edilen homo habilisten bir milyon yıl daha yaşlıdır Homo rudolfensis...

   Neandertallar : Ölülerini gömen, müzik aletleri yapıp çalan, zeka seviyeleri, konuşmaları ile günümüz insanlarından tek farkları biraz daha güçlü bir iskelete sahip olmalarıdır. Dolayısıyla onlarda insandırlar...

   Şimdi bizzat evrimi savunan araştırmacılar ve evrimci dergilerden evrimle ilgili itirafları, evrimleşme sırasına göre inceleyelim :

  • Jeffrey Bada : "En büyük problem : Hayat yeryüzünde nasıl başladı ?".
  • Rus evrimci A.l.Oparini " Hücrenin meydana gelişi, evrim teorisinin en karanlık noktasıdır" .
  • Evrimci Earth dergisi : "Bugün Miller'in senaryosu şüpheyle karşılanmaktadır."
  • Evrimci W.Ager : " Hep aynı şeyle karşılaşıyoruz. Kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz."
  • Evrimci Barbara J. Stahl: " Bilinen balık türlerinin hiç biri, karada yaşayan dört ayaklıların atası olarak belirlenememektedir."
  • Evrimci Lewis L. Carroll: " Ne yazık ki sürüngenlerin ortaya çıkışı öncesinde var olan tek sürüngen atası örneği yoktur."
  • Evrimci Roger Lewin : " İlk memeliye nasıl bir evrimsel geçiş olduğu, hala büyük bir sırdır."
  • Yüzyılın en büyük evrimci teorisyenlerinden George Gaylond Simpson: "Dünya üzerindeki yaşamın en kafa karıştırıcı olayı, sürüngenler devrinin memeliler devrine aniden değişmesidir..."
  • Evrimci Mark Ridley : "Hiç bir gerçek evrimci, fosil kayıtlarını yaratılış fikrine karşı destekleyen bir delil olarak kullanamaz."
  • Ünlü evrimci, kuş bilimci, Alan Feduccia: "Kuşlar, ortak ataları dinazor-lardan on binlerce yıl önce yaşamışlardır ve dolayısıyla dinozorlarla alakaları bulunmamaktadır..."
  • Stanley Miller : " Metan, azot ve yok denecek kadar az miktardaki amonyak ile su buharı karışımı, ilkel dünya için daha gerçekçi bir atmosferdir."
  • Diğer bir evrimci sahtekar Haeckel'den itiraf : Bu yaptığım sahtekarlık itirafından sonra kendimi ayıplamış ve kınamış olarak görmem gerekir. Fakat benim avuntum şudur ki, suçlu durumda bulunduğumuz yüzlerce arkadaş, bir çok güvenilir gözlemci ve ünlü biyolog vardır ki onların çıkardığı en iyi biyoloji kitaplarında, tezlerinde, ve dergilerinde benim derecemde yapılmış sahtekar-lıklar, az çok tarif edilmiş, yeniden düzenlenmiş, şematize edilmiş şekiller bulunmaktadır."

    Evrimcilerin en büyük sorunu, canlılar birbirinden evrimleşerek değiştiğine dair en küçük bir örnek bulamamalarıdır. Mesela insan maymundan türemişse maymunlar değişime başladıktan sonra, fakat insan olma aşamasına gelmeden önce, bu ara dönem (ki milyonlarca yıl sürüyor) içinde insan-maymun karışımı, yarı insan, yarı maymun, kalıntı, fosil iskeletleri bulunmalıdır. Bulunduğu iddia edilen kemikler ya evrimcilerin sahtekarlık ürünü yada domuz dişi veya nesli tükenmiş Orangudan kalıntısı oldukları ortaya çıkmıştır. Peki bu kalıntılar, bu kemikler niçin bulunamamaktadır ? Çünkü böyle bir geçiş, bir tek canlıdan evrimleşip, çeşitlenme, çoğalma yoktur. Her canlı tek tek, ayrı ayrı yaratılmıştır.

     Evrimciler bağnaz olurlar mı ? Aşağıdaki cümleler bir Türk evrimcisine aittir :

  • Hiç bir fosil bulunmasa bile bu evrim kuramını çökertmez.
  • Varsayalım ki henüz hiç bir fosil bulamadı. Bu tüm ara canlıların, doğaya karıştığını gösterir.
  • Diyelim ki tüm fosiller fos çıktı ! Bu bile evrim kuramını çökertmez.
  • ...(Belki evrim) bugünkü bilgilerle mümkün değildir, ama 100 yıla kadar bu konuda dev adımlar atılacağına kesin gözüyle bakılmaktadır...(!)



     

                    


                               


                      

                              
          

                      
           Devrim olan ne imiş: Prof ve ekibi+15 yıl+ taklit+ hayvan dokusundan çalıntı+ motoru var+ 315.000 $.
                                 Aslı ise " tesadüfen...!" oluşabiliyor. Hay sizin tesadüf adlı tanrınıza ...!

          
                      Aslı tesadüfen kopyası pahalı, pratik değil, hantal ve kulanışsız...Ey tesadüf tanrısı medeeettt...!!!
                                                             Taklit, kopya...!  

    "Klavyenin tuşlarına saniyede bir defa rast gele basan birinin, yalnızca bir defa “evrim hipotezi” yazabilmesi için yaklaşık 317 milyar yıl uğraşması gerekir... "diyor Prof. Dr. Arif Sarsılmaz ve bugüne dek bilimselliği tartışılan evrim karşıtı eserlerin tersine evrim dayatmasını bilimsel verilerle sorgulayarak bilime rağmen evrim teroisinin doğruluğunu savunmanın yobazca bir inanç dayatması olduğunu işaret ediyor. " Eğer evrim bir inançsa ve ona iman ediliyorsa sözümüz yok ve inananlara saygımız var ama söz konusu olan bilimsel bir teorisi ise o zaman bilimsel verilerin ışığında bu teorinin tartışılmaz bilimsel gerçek olduğu dayatmasının tartışılması gerekiyor" diyen Prof. Dr. Arif Sarsılmaz'ın konuyu ders olarak okutmuş bir bilim adamı olması da eseri özellikle kayda değer kılıyor.   27 Ağustos 2008

     

                                 
     

                                  BİR YERDE BİR TASARIM VARSA, ONU MEYDANA GETİREN BİR AKIL DA VARDIR
       Arkeologlar, kazılar sırasında yerin altından süs eşyaları, çanak ve çömlekler, hatta çok az şekillendirilmiş bir tahta dahi bulduklarında, hemen burada eski bir medeniyetin, akıl, beceri ve bilinç sahibi insanların yaşadıklarını anlarlar. Ancak nedense bazı paleontologlar, yerin altında çanak ve çömleklerle karşılaştırılamayacak kadar kompleks tasarım ve özelliklere sahip 100 mercekli gözleri olan trilobitleri, salyangozları, denizyıldızlarını bulduklarında, bunların burada tesadüfen ve kendiliğinden oluştuğunu öne sürebilmektedirler. Bu, evrim teorisinin en büyük çelişkilerinden biridir.




                                                                       DARWİN VE TÜRKLER

           Darwin ,  bir arkadaşına  yazdığı mektupta Türkler için “Aşağılık ırk , barbar , yok edilecek toplum “ diye bahsetmektedir.
      
    (The Life and letters Of Charles Darwin ,New York ,1.Cilt, Sayfa :266 )   

     

     

     "Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da, kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır." (Charles Darwin, The Descent of Man, 2. baskı, New York, A L. Burt Co., 1874, s. 178)

             DARWİNİST MANTIK İNSANLIĞI YOK EDİYOR!

  Mayıs 2001 tarihli ünlü Fransız La Recherche dergisi, "Tıp Kobaylarını Buldu mu?" başlığıyla yayınladığı geniş haberde bilim adamlarının bu ırkçı yaklaşımlarına yer veriyor. Özellikle de son yıllarda AIDS gibi tehlikeli hastalıklarla ilgili araştırmaların, -oluşabilecek tehlikelerden haberdar olmayan- Afrikalı masum insanlar üzerinde gerçekleştirildiğine dikkat çekiliyor. Ya da bazı hastaların "hastalığın gelişiminin izlenmesi amacıyla" özellikle tedavi edilmeyip, insanların ölüme terk edildikleri vurgulanıyor.


                                                


                 HAYATI ANLAMSIZLAŞTIRAN, İNSANI RUHSUZLAŞTIRAN, TERÖRÜN HAREKET NOKTASI  DARWİNİZM
    Yakalanmadan önce 17 çocuğu öldüren ve cesetlerini yiyen Amerikalı seri katil Jeffrey Dahmer, ölümünden hemen önce Dateline NBC kanalında yapılan son röportajında şu açıklamada bulunmuştur:  "Eğer bir insan, Kendisi'ne karşı sorumlu olduğu bir Yaratıcı'nın var olduğunu düşünmüyorsa, o halde niye uygun sınırlarda tutacak şekilde davranışlarınızı ıslah etmeye çalışasınız? Ben de işte böyle düşünüyordum. Her zaman evrim teorisinin, yani bizlerin (tesadüfen) sadece bir balçıktan geldiğimiz tezinin bir gerçek olduğuna inanmışımdır. Öldüğümüz zaman, her şey biter, artık hiçbir şey yoktur." (Kelly J. Coghlan, Houston Chronicle Sunday-15 şubat 2009)
  
Dawkins'in  Unweaving the Rainbow kitabının önsözünden: İlk kitabımın yayımcısı, kitabı okuduktan sonra, verdiği soğuk ve kasvetli mesajdan çok bunaldığını ve üç gece boyunca uyuyamadığını itiraf etti. Bazıları da bana sabahları uyanmaya nasıl katlanabildiğimi soruyor. Uzak bir ülkeden bir öğretmen ise bana sitem dolu bir mektup gönderdi. Mektubunda, aynı kitabı okuyan bir öğrencisinin kendisine gözyaşları içinde geldiğini ve hayatın boş ve amaçsız olduğu düşüncesinin onu olumsuz yönde etkilediğini yazıyordu. Öğretmen, diğerlerinin de aynı "hiçlik karamsarlığı"ndan etkilenmemeleri için, öğrencisine kitabı başkalarına göstermemesini tavsiye etmiş. ( Richard Dawkins, Unweaving The Rainbow, Houghton Mifflin Company, Newyork, 1998, p. ix )
   Finlandiya'da kendini Sosyal Darwinist olarak tanımlayan Pekka-Eric Auvinen, Finlandiya'nın başkenti Helsinki'den yaklaşık 40 mil mesafede bulunan Jokela Lisesi'ne silahlı olarak girmiş, sekiz kişiyi öldürdükten sonra intihar etmişti. Auvinen, görüşlerini anlattığı manifestosunda, bu katliama girişmesinde Darwinist görüşlerinin etkili rol oynadığını açıkça gösteren şu ifadelere yer veriyordu:  "Davam için dövüşmeye ve ölmeye hazırım… Bir doğal seçilimci olarak, uygun görmediklerimi, insan ırkının ve doğal seleksiyonun yüz karalarını elimine edeceğim. Hayır, gerçek şu ki, ben sadece bir hayvan, bir insan ve bir muhalifim… Artık doğal seleksiyon ve güçlü olanın hayatta kalması ilkesini yeniden yoluna koymanın vakti geldi!" 

                                                          DARWİNİZM VE ATEİZM, KOMÜNİZM, FAŞİZM

    P.J. Darlington, bir evrimci olarak, Evolution For Naturalists (Natüralistler İçin Evrim) isimli kitabında vahşetin, evrim teorisinin doğal bir sonucu olduğuna ve hatta bunun meşru görülmesi gerektiğine dair batıl inancını şöyle itiraf eder: "Birinci nokta bencillik ve vahşet içimizdeki doğal bir şeydir, en uzak atamızdan bize miras kalmıştır… O zaman vahşilik insanlar için normaldir; evrimin bir ürünüdür.
" 1
 
    Darwinizm, komünizm için o kadar büyük bir önem taşıyordu ki, Engels, Darwin'in kitabı yayınlanır yayınlanmaz Marx'a şöyle yazdı: "Şu anda kitabını okumakta olduğum Darwin, tek kelimeyle muhteşem". 2  Marx ise 19 Aralık 1860 tarihinde Engels'e yazdığı cevabında şöyle diyordu: "Bizim görüşlerimizin doğal tarih temelini içeren kitap, işte budur." 3 Marx, bir başka sosyalist dostu Lasalle'a 16 Ocak 1861'de yazdığı mektupta ise, "Darwin'in yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor."4 diyerek, evrim teorisinin komünizm için önemini açıklıyordu. Marx, Darwin'e olan sempatisini ise en önemli eseri olan Das Kapital'i Darwin'e ithaf ederek göstermişti. Kitabın Almanca baskısına el yazısıyla şöyle yazmıştı: "Charles Darwin'e, gerçek bir hayranı olan Karl Marx'tan".5 Engels de, Darwin'e olan hayranlığını farklı bir yerde şöyle ifade ediyordu: "Tabiat metafizik olarak değil, diyalektik olarak işlemektedir. Bununla ilgili olarak herkesten önce Charles Darwin'in adı anılmalıdır." 6 Engels, Darwin'i, Marx ile eş tutacak şekilde kendince övüyor ve "Darwin nasıl organik doğadaki evrim yasasını keşfettiyse, Marx da insanoğlunun tarihindeki evrim yasasını keşfetti" diyordu.7 Marksizm-Darwinizm bağlantısı bugün herkesçe kabul edilen çok açık bir gerçektir. Karl Marx'ın hayatını anlatan kitaplarda dahi bu bağlantı mutlaka belirtilmektedir. Örneğin, Karl Marx biyografisinde bu bağlantı şöyle tarif edilir: Darwinizm, Marksist felsefeyi destekleyen, gerçekliğini kanıtlayan ve geliştiren bir dizi gerçeği takdim etti. Darwinist evrimci fikirlerin yayılması, toplumda bir bütün olarak Marksist düşüncelerin emekçi halk tarafından kavranılması için elverişli zemin yarattı… Marx, Engels ve Lenin, Darwin'in düşüncelerine büyük değer verdiler ve bunların taşıdığı büyük bilimsel öneme işaret ettiler, böylelikle bu düşüncelerin yaygınlaşmasına hız kazandırdılar.8 Darwinizm ile Marksizm arasındaki bu güçlü bağ, çağdaş evrimciler tarafından da vurgulanır. Evrim teorisinin çağımızdaki savunucularının en tanınanlarından biri olan biyolog Douglas Futuyma, Evrim Biyolojisi adlı kitabının önsözünde "Marx'ın insanlık tarihini açıklayan materyalist teorisi ile birlikte Darwin'in evrim teorisi materyalizm zemininde büyük bir aşamaydı" diye yazarken bunu kasteder.9 Rus Komünist Devrimi'nin Lenin ile birlikte iki büyük mimarından biri olan Leon Trotsky de "Darwin'in buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin (diyalektik materyalizmin) en büyük zaferi oldu." yorumunu yapmıştır.10 Kanlı komünist diktatörlerden Stalin'in "Genç nesillerin zihinlerini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şeyi öğretmeliyiz: Darwinist öğretilerini."11 sözleri, Çin'de on milyonlarca insanı acımasızca katlettiren, bir o kadarını da açlığa mahkum eden Mao'nun, "Çin sosyalizminin temeli Darwin'e ve evrim teorisine dayandırılmıştır."12 itirafı,  Darwinizm'in kan dökücü Marksist, Leninist, Maocu ideolojilerin ayakta durması için ne kadar hayati olduğunun ispatlarındandır. Faşist lider Adolf Hitler, ünlü kitabı Kavgam'da, sözde "Ari ırkın doğa tarafından üstün kılındığını" iddia etmiş18, bu kitabın ismini seçerken de Darwin'in "yaşam kavgası" fikrinden esinlenmiştir.19 Hitler, 1933'deki ünlü Nürnberg mitinginde ise, "yüksek ırkın düşük ırkları idare ettiği, bunun doğada görülen ve tek mantıklı hak olduğu" şeklindeki Darwinist görüşü dile getirmiştir. Ünlü evrimci Stephen Jay Gould'un "Almanya'da Darwinizm'in bir savaş nedeni haline geldiği" şeklindeki tespiti ise oldukça önemlidir.20 Hitler'in en büyük müttefiki olan Benito Mussolini ise 1935'te başlattığı Etiyopya işgalini Darwin'in ırkçı görüşlerine ve yaşam mücadelesi kavramına dayandıracak, İngiliz İmparatorluğu'nun zayıflamasının nedeni olarak "Evrimin en önemli itici gücü olan savaştan kaçmaya çalışması" yorumunu yapacak kadar koyu bir Darwinistti.21  Mussolini, bir dönem editörlüğünü yaptığı Sınıf Çatışması isimli derginin ilk sayısında Marx ve Darwin'den, "Geçmiş yüzyılın en büyük iki düşünürü" diye söz etmiş ve Darwinizm'e övgüler yağdırmıştır.22
   ( 1 P.J. Darlington, Evolution for Naturalists, 1980, s. 243-244   2 Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology and the Social Scene, Philadelphia; the University of Pennsylvania Press, 1959, s.527   3 Marx ve Engels, Mektuplar, s. 426    4 Marx Engels, Mektuplar, cilt 2, s.126    5 Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology, and the Social Scene (Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 1959), ss. 85-87     6 Engels, Ütopik Sosyalizm-Bilimsel Sosyalizm, Sol Yayınları, 1990, s.85    7 Gertrude Himmelfarb, Darwin and the Darwinian Revolution, London: Chatto & Windus, 1959, s. 348     8 Karl Marx Biyografi, Öncü Yayınevi, s. 368     9 Douglas Futuyma, Evolutionary Biology, 2nd ed., Sunderland, MA: Sinauer, 1986, s. 3    10 Alan Woods and Ted Grant. "Marxism and Darwinism", Reason in Revolt: Marxism and Modern Science, London, 1993     11 Kent Hovind, The False Religion of Evolution     12 K. Menhert, Kampf um Mao's Erbe, Deutsche Verlags-Anstalt     13 Marx Engels Mektuplar, cilt 2, s.126     14 Robert M. Young, Darwinian Evolution and Human History, Radio talk given in an Open University course on Darwin to Einstein: Historical Studies on Science and Belief, 1980    15 Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm-Bilimsel Sosyalizm, s. 85    16 Alan Woods and Ted Grant. "Marxism and Darwinism", Reason in Revolt: Marxism and Modern Science, London, 1993     17 Vladimir Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında, Homizuri G.P., Moskova, 2005     18 L.H. Gann, Adolf Hitler, The Complete Totalitarian, The Intercollagiate Review, Sonbahar 1985, s. 24    19 Ben Macintyre, Forgotten Fatherland, s. 28    20 Paul Humber, Hitler's Evolution vs Christian Resistance    21 Robert Clark, Darwin: Before and After, Grand Rapids International Press, Grand Rapids, MI, 1958. s.115     22 Denis Mack Smith, Mussolini, s. 18 )
    
 "Adolf Hitler bütün bir nesli Darwin'in evrim teorisini kullanarak aldatmış, 'kayırılmış' ırkı hayatta kalma mücadelesinde korumayı hedeflemişti"
  (St. Petersburg Times Gazetesi'nde 12 Ocak 2008 tarihli sayısında yayımlanan ve "Foster links Darwin, Hitler (Foster, Darwin ve Hitler arasında bağlantı kuruyor)" başlığını taşıyan haberle gündeme geldi (RON MATUS and DONNA WINCHESTER, "Southpinellas: Foster links Darwin, Hitler", 12 Ocak 2008 )
   "Türlerin Kökeni kitabından önce ateist olmak oldukça zordu." (http://www.independent.co.uk/news/people/profiles/richard-dawkins-you-ask-the-questions-special-427003.html)
    Cornell Üniversitesinden evrimci William Provine ise, evrim teorisinin beş sonucu olduğunu ve Darwin’in de bunları çok iyi anlamış olduğunu belirtir. Bu 5 sonuç şöyledir:  (Allah’ı tenzih ederiz) Hiçbir tanrının varlığına ihtiyaç yoktur.  Ölümden sonra hayat yoktur.  Etik değerler nihai olarak her türlü temelden yoksundur. Hayatın nihai olarak hiçbir anlamı yoktur.  İnsanın özgür iradesi diye bir şey yoktur.
   American Association for the Advancement of Atheism (Amerikan Ateizmi Geliştirme Birliği) başkanı Charles Smith ise bu konuyu şöyle özetler: "Evrim, ateizmdir."
(H.Epoch, Evolution or Creation, (1988), s. 148-149 )

                                                                        DARWİNİZM VE PKK
   
"Başlangıçta insanın kendine yakın hayvan türlerinden pek farkı yoktur. Doğada hazır bulduklarını yer, ağaçlar üzerinde ve kavuklarda örgütsüz bir şekilde barınır. Ama düşünme ve konuşma yetisini kazanmasıyla birlikte, yiyecek toplamada, DİĞER HAYVANLARA karşı kendini savunmada, doğal afetlere karşı kendini korumada, bazı ilkel taş araçları geliştirmek ve hemcinsleriyle dayanışma içine girmek kaçınılmaz olur. Bu aşamaya kadar, HAYVANLAR ARASINDA GEÇERLİ OLAN; BİYOLOJİNİN EVRİMLER KANUNU hüküm sürmektedir." (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.13)
    "HAYVANIN EN İLERİ SOSYALLEŞMİŞ BİÇİMİ İNSANDIR. En vahşi hayvandır insan, en acımasız hayvandır."  (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.106)
  
    KISACA;
Cansız ve Şuursuz Atomların Kendi Kararlarıyla Biraraya Gelip, Canlı ve  Şuurlu İnsanı Oluşturduğunu Sanan, Pagan (Putperest) Kabilelerde Olduğu Gibi "Doğa"yı İlahlaştıran, DNA Üzerindeki Bozulma ve Oynamaların –Mutasyonların- Yeni Türler Oluşturabileceğini iddia eden, Hayatın Yapıtaşı Olan Proteinlerin Kör Tesadüfler Sonucunda Oluştuklarına inanan, Birbiri Ardına Gelen Başıboş Tesadüflerin, DNA Gibi Kompleks Bir Bilgi Bankasını Oluşturabileceğini kabul eden, Hücre Gibi Kompleks Bir Organizmanın Tesadüfen Oluşabildiğini zanneden, Fosiller Evrim Sürecini  durmadan yalanlarken hala evrimi savunan,
    Darwinizm'in "doğanın bir mücadele ve çatışma yeri olduğu"  yalanı toplumlara uygulandığında,  Hitler'in üstün ırkı oluşturma saplantısı,  Marx'ın "İnsanlık tarihi sınıf çatışmalarının tarihidir." yanılgısı,  Mao'nun milyonlarca insanı, sözde bir tür hayvan gibi görüp akıl almaz vahşetler uygulaması, Mussolini'nin "Savaşın tüm insan enerjisini en yüksek noktaya taşıdığı" iddiası, Kapitalizmin "güçlülerin zayıfların üzerine basarak daha da güçlenmelerini"  öngörmesi, Stalin'in zalim çalışma kampları,- Üçüncü dünya ülkelerinin emperyalist ülkeler tarafından acımasızca sömürülmeleri, insanlık dışı muamelelere maruz kalmaları, sözde bilimsel bir kılıf kazanmıştır.

    Özetlersek, evrim, ispatlanmamış ve bir teori olarak bilimselliğin sınırları dışına atılmış, fakat bağnaz fanatikleri tarafından "bilim dışı bir inanç" haline getirilmiş, batıl bir dindir. Tüm batıl dinler gibi evrimde miadını doldurmuştur.

     "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz ki batıl yok olmaya mahkumdur. (İsra : 81) "

    NOT : SON  GELİŞME :İLK MİKROORGANİZMALARIN DÜNYADA OLUŞTUĞUNU İDDİA EDEMEYEN DARWİNİSTLER ŞİMDİ DE  İLK  CANLILARIN "UZAYDA" OLUŞUP  SONRA DÜNYAYA GELDİĞİNİ İDDİA ETMEYE BAŞLADILAR! MAYMUN İDDİASI  YERİNE DE "TARLA FARESİ " YENİ ATALARI OLARAK İLAN EDİLDİ . . . ! ! !  
 

               DARWINİZM ÇIKTIĞI YERE DOĞRU ÇEKİLMEYE BAŞLADI...VE ARTIK DÜNYAYI ALDATAMIYOR!
1. Darwinizm artık proteinlerin evrimle oluşabileceğini iddia edemiyor. Çünkü tek bir proteinin bile tesadüfen doğru dizilimle oluşma ihtimali teorik olarak 10950’de 1’dir. Bu ise, gerçekleşmesi matematiksel olarak imkansız bir ihtimaldir.

2. Darwinizm artık fosilleri evrime delil olarak gösteremiyor. Çünkü, 19. yüzyılın ortalarından bu yana dünyanın dört bir yanında yapılan arkeolojik çalışmalarda, evrimcilerin milyonlarca olduğunu iddia ettikleri “ara geçiş formu” fosillerinden tek bir tane bile bulunamadı. “Kayıp halkaların” bilim dışı bir efsane olduğu anlaşıldı.

3. Evrimciler bugüne kadar bulunmuş olan sayısız fosil karşısında çaresiz kalmışlardır. Çünkü bulunan tüm fosiller yaratılışı destekler, ispat eder mahiyettedir.

4. Evrimciler artık Archæopteryx’in kuşların atası olduğunu iddia edemiyor. Çünkü, Archæopteryx fosilleri üzerinde yapılan son incelemeler bu canlının “yarım kuş” olduğu iddiasını çürütmüştür. Archæ-opteryx'in uçuş için gerekli anatomi ve beyin yapısını kusursuz olarak barındırdığı yani bir kuş olduğu anlaşılmış, böylece “kuşların evrimi masalı” evrimciler için savunulamaz olmuştur.

5. Darwinizm artık “At Serisi” diye ortaya konulan sahte dizilimi kullanamıyor. Çünkü bu sahte serinin geçmişte farklı devirlerde ve farklı coğrafyalarda yaşamış bağımsız canlı türlerinden ibaret olduğu anlaşıldı.

6. Darwinizm artık sudan karaya çıkış hikayesi için Coelecanth isimli fosili kullanamıyor. Çünkü soyu tükenmiş bir ara-form olduğu iddia edilen bu canlının halen yaşamakta olan bir dip balığı olduğu ortaya çıkmıştır ve bu canlı bugüne kadar 200’den fazla sayıda -canlı olarak- yakalanmıştır.

7. Darwinizm, Ramapithecus, Australopithecus Serisi (A. Bosei, A. Robustus, A. Aferensis, Africanus vb.), gibi canlıların insanların ataları oldukları iddiasını artık savunamıyor. Çünkü bu fosiller üzerinde yapılan araştırmalar, bunların insan ile hiçbir ilgisi olmadığını ve tamamının geçmişte yaşamış maymun türlerinden ibaret olduğunu ortaya koymuştur.

8. Darwinizm Rekonstrüksiyon (canlandırma) çizimlerle artık insanları kandıramayacak. Çünkü eskiden yaşamış hayvanların kalıntılarına dayanılarak yapılan bu canlandırmaların (rekonstrüksiyon) hiçbir bilimsel değere sahip olmadığı ve tamamen güvenilmez oldukları bilim adamlarınca açıkça ortaya konmuştur.

9. Darwinizm artık “Piltdown Adamı”nı evrime delil olarak gösteremiyor. Çünkü, yapılan araştırmalar “Piltdown Adamı” diye bir fosilin hiçbir zaman var olmadığını, insana ait bir kafatasına orangutan çenesi eklenerek insanların 40 yıl boyunca kandırıldığını ortaya çıkardı.

10. Darwinizm “Nebraska Adamı”nın ve sözde ailesinin evrimi ispatladığını artık savunamıyor. Çünkü “Nebraska Adamı” hikayesinin dayandırıldığı azı diş kalıntısının aslında soyu tükenmiş yabani bir domuza ait olduğu tespit edildi.

11. Darwinizm artık “Doğal Seleksiyon’un evrime sebep olduğu iddiasını savunamıyor. Çünkü, söz konusu mekanizmanın canlıları evrimleştiremeyeceği, onlara yeni özellikler kazandıramayacağı bilimsel olarak ispatlanmıştır.

                     
                                                        Başlamamıştı ki
J

   

                                                     
              
 

                               Basında evrim iddiaları ve cevaplar, Tıklayınız
                        
  



                                              Basından,  evrende çözülemeyenler serisinden :))
     

  Tur 35: "Yoksa kendileri hiçbir şey olmadan, yani yaratıcısız mı yaratıldılar. Önceleri yokken sonradan yaratıldıklarına göre, şayet akılları varsa, kendilerini bir yaratanın olabileceğini hiç düşünmüyorlar mı? "



                       
     DARWİNCİLERİN İTİRAFLARI                          DARWİNİSTLER NEYİ DÜŞÜNEMEZ

 

 
                                                                            J

                     
                                                                     DARWİNİST MANTIK BU İŞTE !
- Mermer, rüzgar...etkenleri nasıl oldu, ayrı konu!-

                                                                   

                            

                                     

                                        

                                           

                                 
                                                               Maymunluktan kurtulamayanlar!

 

                                                       Tıkla