|
...::: DARWİNİZM :::... |
|
Kainatın ve kainattaki tüm canlıların tesadüfen, doğal seleksiyon (ayıklama) ile evrimleşerek oluştuğunu ileri süren görüştür. Darwincilere göre evrim şöyle gelişmiştir : Her nasıl oluşmuşsa oluşmuş olan aminoasitlerin meydana getirdiği proteinler bir araya gelip ilkel, tek hücreli canlıları meydana getirirler. Sonra bu canlılar trilopitleri, onlar birleşip balıkları, balıklar gelişip, amfibiyenleri onlar dinazorları, dinazorlar kuşları, kuşlar memelileri evrimleşerek meydana getirmişlerdir. Yani bütün canlılar tek bir canlıdan evrimleşerek, tesadüfen oluşmuştur. Darwin, sadece insanların maymundan geldiği değil, tüm canlıların tek hücreli bir canlının evrimleşmesinden meydana geldiğini ileri sürer. Şimdi buna sıra ile cevap verelim : Bir aminoasit ilkel şartlarda kendi kendine oluşabilir mi ? Önce şu soru sorulabilir. Aminoasiti meydana getiren elementler nasıl oluşmuştur ?... Stanley Miller 1953 yılında bir deney yapar. Bir aminoasitin ilkel şartlarda oluşabileceğini deneyle ispat ettiğini savunur. Fakat zamanla deneyinde bazı hilelere başvurduğu ortaya çıkar :
Zaten Miller yukarıdaki tezatları, 1985'te İsveç Stockholm şehrindeki sempozyumda, ayrıca; Science (S.423)'te , The Origins Of Life On The Earth (S.33)'te itiraf etmiştir. Proteinler kendi kendilerine okyanuslarda oluşabilir mi ? Bir örnekle açıkla-yalım: En küçük bir protein, mesala 500 aminoasitli bir protein molekülünün doğru dizilimi yakalama ihtimali 10950 'dir. Matematikte 1050 'den sonrası ihtimaller kanuna göre sıfır kabul edildiği için, böyle bir protein molekülünün oluşma ihtimalide sıfırdır. Ayrıca "Le Chatelier" yasasına göre; proteinlerin oluşumları esnasında su çıkardıkları, su çıkaran reaksiyonların da su içinde gerçekleşebilmeleri imkansızdır. Bir DNA molekülü, proteinoidlerin tesadüfen birleşmesinden oluşabilir mi? Yapısında milyonlarca şifreyi barındıran DNA'ların en küçük bir tanesinin oluşabilme ihtimali 10600'tür. Ayrıca proteinoid, protein veya DNA'yı oluşturduğu görüşünü artık hiçbir evrimci iddia etmemektedir. Balıklar zamanla amfibiyene (hem karada hem denizde yaşayabilen canlılara) dönüşebilirler mi? Buna kanıt var mıdır? Eusthenopteron'ların bu ara geçiş döne-mine örnek olduklarını ileri sürülürdü. Fakat bu balıkların, diğerlerinden bir farkı olmadığını evrimcilerde günümüzde itiraf etmektedirler. Amfibiyenler sürüngenlere dönüşebilir mi ? Seymouria adlı canlının sürün-genlerin atası olduğunu iddia edilir. Fakat araştırmalar, bu canlıdan 50 milyon yıl önce yaşamış sürüngenlerinde bulunduğunu ispatlamıştır. Ayrıca bu canlının pulları bulunmamaktadır. Halbuki tüm sürüngenlerin derilerinin tamamı pullarla kaplıdır. Sürüngenler memelilere dönüşebilir mi ? Sürüngenler zamanla kuş ve memelilere dönüşebilir mi? Sürüngenlerle memeliler arasındaki çene yapısı ve kulaklardaki farklılıklar dışında yumurtlayarak çoğalan, pullu, soğuk kanlı canlıların doğarak çoğalan, tüylü sıcakkanlı memelilere tesadüfen nasıl dönüştükleri de evrimcilerin cevaplandıramadığı sorulardandır. İnsan evrimleşerek mi varolmuştur ? Şimdi evrimcilerin maymundan insana sıraladıkları evrim aşamalarını sıra ile görelim : Australopithecus'ın iki ayağı üzerinde dik yürümeye başlayan ilk maymun olduğu iddialarını beş uzmandan oluşan Lord Zuckerman başkanlığındaki ekip, 15 yıllık çalışma sonunda bu canlının bir maymun türü olduğunu ve dik yürümedikleri sonucuna vararak cevaplamışlardır. Homo habilis : 1984 yılında bulunan iskelet , bu türün maymunların ki gibi küçük beyin hacmine, uzun kollara, kısa bacaklara sahip olduğunu göstermiştir. Antropolog Holly Smith, Fred Spoor, B.Wood, Frans Zonneveld'te araştırmaları sonucu hep aynı sonuçlara varmışlardır. Homo habilis bir maymundur, maymun iskeletine sahiptirler. Homo Rudolfensis : İnsan yüzü anatomisi profesörü Tim Bromage, C.l. Brace, paleantropolok Prof. Alan Walker yaptıkları incelemelerde bu camlının yüz, diş, beyin hacmi... ile bir maymun olduğu sonucuna varmışlardır. Homo Erectus : Yapılan araştırmalar modern insan iskeleti ile Homo erectus'un iskeleti arasında hiç bir fark olmadığını göstermiştir. H.Erectus bir insandır, maymunla bir benzerlikleri yoktur. H. Erectus gibi küçük kafatası hacmine sahip pigmeler, kalın kaş çıkıntılarına sahip Avusturalya yerlileri günümüzde hala daha yaşamaktadırlar. Homo erectus ile bizim aramızdaki fark, zencilerle, eskimolarla arasındaki fark kadardır ama sonuçta her ikisi de insandır. İşin ilginç yanı, önce Australopithecus'lar yaşamış, onlar evrimleşip homo habilis, sonra onlarda evrimleşip homo eructusa dönüşmüş olduğu iddia edilirken, her üç ırkın bir arada yaşadığını gösteren belgelerin bulunmasıdır. Hatta Homo rudolfensis'in, atası olduğu iddia edilen homo habilisten bir milyon yıl daha yaşlıdır Homo rudolfensis... Neandertallar : Ölülerini gömen, müzik aletleri yapıp çalan, zeka seviyeleri, konuşmaları ile günümüz insanlarından tek farkları biraz daha güçlü bir iskelete sahip olmalarıdır. Dolayısıyla onlarda insandırlar... Şimdi bizzat evrimi savunan araştırmacılar ve evrimci dergilerden evrimle ilgili itirafları, evrimleşme sırasına göre inceleyelim :
Evrimcilerin en büyük sorunu, canlılar birbirinden evrimleşerek değiştiğine dair en küçük bir örnek bulamamalarıdır. Mesela insan maymundan türemişse maymunlar değişime başladıktan sonra, fakat insan olma aşamasına gelmeden önce, bu ara dönem (ki milyonlarca yıl sürüyor) içinde insan-maymun karışımı, yarı insan, yarı maymun, kalıntı, fosil iskeletleri bulunmalıdır. Bulunduğu iddia edilen kemikler ya evrimcilerin sahtekarlık ürünü yada domuz dişi veya nesli tükenmiş Orangudan kalıntısı oldukları ortaya çıkmıştır. Peki bu kalıntılar, bu kemikler niçin bulunamamaktadır ? Çünkü böyle bir geçiş, bir tek canlıdan evrimleşip, çeşitlenme, çoğalma yoktur. Her canlı tek tek, ayrı ayrı yaratılmıştır. Evrimciler bağnaz olurlar mı ? Aşağıdaki cümleler bir Türk evrimcisine aittir :
Not. Darwin , bir arkadaşına yazdığı mektupta Türkler için “Aşağılık ırk , barbar , yok edilecek toplum “ diye bahsetmektedir (The Life and letters Of Charles Darwin , New York ,1.Cilt, Sayfa :266 ) ... Kısaca özetlersek, evrim, ispatlanmamış ve bir teori olarak bilimselliğin sınırları dışına atılmış, fakat bağnaz fanatikleri tarafından "bilim dışı bir inanç" haline getirilmiş, batıl bir dindir. Tüm batıl dinler gibi evrimde miadını doldurmuştur. "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz ki batıl yok olmaya mahkumdur. (İsra : 81) "
NOT : SON GELİŞME :İLK MİKROORGANİZMALARIN DÜNYADA OLUŞTUĞUNU İDDİA
EDEMEYEN DARWİNİSTLER ŞİMDİ DE İLK CANLILARIN "UZAYDA"
OLUŞUP SONRA DÜNYAYA GELDİĞİNİ İDDİA ETMEYE BAŞLADILAR!MAYMUN
İDDİASI YERİNE DE "TARLA FARESİ " YENİ ATALARI OLARAK İLAN EDİLDİ
. . . ! ! ! İsmet BERKAN :26 Haziran
2005 Bilimsel teori ile doğma
arasındaki temel fark” . Berkan bu
yazıda önce bilim ile imanı karşılaştırmış ve sözü yine Evrim
teorisine getirerek, “…Charles Darwin, Evrim Teorisi’ni ortaya
attığında başına gelebilecekleri de tahmin ediyordu. Teori, çok kısa
zaman içinde ‘dine küfür’ olarak algılandı İngiltere’de ve Batı
Avrupa’da. Darwin’in teorisi dinamik bir modeldi. Türlerin gelişimi
hakkında yeni bir bakış açısını ortaya atıyordu. Bugün hâlâ
elimizdeki en iyi bakış açısı bu. Türlerin ortaya çıkışını,
gelişimini veya ortadan kalkışını bugün hâlâ Darwin’in ortaya attığı
teori ile açıklıyoruz. Hoş, aradan geçen zamanda teori çok sayıda
değişikliğe uğradı ama yine de işin özü değişmedi; daha doğrusu işin
özünü değiştirecek bir bilimsel kanıt ortaya konmadı (...!?).
Bilimsel teori
ile dogma arasındaki temel fark da budur işte. Bilimsel teori,
dinamik bir modeldir. Her gün yeniden test edilir, eğer yanlışsa
hemen değiştirilir” diyor ve bir takım örneklerle iddialarını
savunmaya çalışıyor yani Darwin Teorisi’nin bilimsel ve dinamik bir
teori olduğunu söylüyor ve bu zamana kadar onu yanlışlayacak yeni
bir teori üretilmediğini ileri sürerek, yaratılışa inananlarla da,
“yaratılış masalları” ifadesini kullanarak saygısızca dalga geçiyor. DARWINİZM ÇIKTIĞI YERE DOĞRU ÇEKİLMEYE BAŞLADI...VE ARTIK DÜNYAYI ALDATAMIYOR! 1. Darwinizm artık proteinlerin evrimle oluşabileceğini iddia edemiyor. Çünkü tek bir proteinin bile tesadüfen doğru dizilimle oluşma ihtimali teorik olarak 10950’de 1’dir. Bu ise, gerçekleşmesi matematiksel olarak imkansız bir ihtimaldir.
3. Evrimciler bugüne kadar bulunmuş
olan sayısız fosil karşısında çaresiz
kalmışlardır. Çünkü bulunan
tüm fosiller yaratılışı destekler, ispat eder
mahiyettedir.
5. Darwinizm artık “At Serisi” diye ortaya konulan sahte dizilimi kullanamıyor. Çünkü bu sahte serinin geçmişte farklı devirlerde ve farklı coğrafyalarda yaşamış bağımsız canlı türlerinden ibaret olduğu anlaşıldı. 6. Darwinizm artık sudan karaya çıkış hikayesi için Coelecanth isimli fosili kullanamıyor. Çünkü soyu tükenmiş bir ara-form olduğu iddia edilen bu canlının halen yaşamakta olan bir dip balığı olduğu ortaya çıkmıştır ve bu canlı bugüne kadar 200’den fazla sayıda -canlı olarak- yakalanmıştır.
8. Darwinizm Rekonstrüksiyon (canlandırma) çizimlerle artık insanları kandıramayacak. Çünkü eskiden yaşamış hayvanların kalıntılarına dayanılarak yapılan bu canlandırmaların (rekonstrüksiyon) hiçbir bilimsel değere sahip olmadığı ve tamamen güvenilmez oldukları bilim adamlarınca açıkça ortaya konmuştur.
10. Darwinizm “Nebraska Adamı”nın ve sözde ailesinin evrimi ispatladığını artık savunamıyor. Çünkü “Nebraska Adamı” hikayesinin dayandırıldığı azı diş kalıntısının aslında soyu tükenmiş yabani bir domuza ait olduğu tespit edildi. 11. Darwinizm artık “Doğal
Seleksiyon’un evrime sebep olduğu iddiasını
savunamıyor. Çünkü, söz konusu
mekanizmanın canlıları evrimleştiremeyeceği,
onlara yeni özellikler kazandıramayacağı bilimsel
olarak ispatlanmıştır. |
| ...::: www.islamustundur.com :::... |