|
Ramazan
ayında, seccade takke’den, dini kitap ve tefsirlere...dek hediyeler
vererek dine hürmet gösteren bir hüviyet kazanan medya (T.V. gazete
dergi...), yılın geri kalan 11 ayında İslâma, Müslümanlara, Kur’an
Kursları’na, İmam-Hatiplere... kısaca dini olan her şeye nasıl
bakmaktadır. Tarihe mal olmuş çarpıtma haberleri (31 Mart Vaka’sından
Menemen olayına dek...) bir kenara bırakacak olursak günümüzde medyanın
İslâm’a ve Müslümanlara bakış açısı nasıldır.
Olayları önce,medyada taraflı ve yalan olarak
okuyucuya aktarılmış hali ile, dîni hassasiyeti ön plânda olan gazeteleri
araştırıp buldukları, olayın asıl iç yüzünü, gerçeğini yan yana koyup
okuyucuya sunuyoruz:
- DPT, tarikatçı yuvası:
Hürriyet’in bu haberi DGM savcısınca yalanlanıyor:DPT’de tarikatın izi
yok.
- Oruç tutmuyor diye
öldürdüler: Emniyet Müdürü olayın çeteler arası bir mesele yüzünden
çıktığını vurgularken vali basının olaya bakışını yadırgar.
- Namazı kaçırınca öğrenci
komaya: Yeni Asır’ın bu haberini dayak yediği ileri sürülen öğrenci
Kâmil yalanlamaktadır: Namaz yüzünden dayak yemedim.
- Azgın Şeyh: Ekip gazetesi
Mısırlı bir bayan artistin fotoğrafını alarak Fatih’te yaşayan sapık bir
şeyh olduğunu yutturmaya çalışır.
- Uhud Kur’an Kursu: Kanal
D’de söz Fato’da programında “söylediklerimin tamamı yalan herkesten
özür diliyorum” diyerek olayın düzmece olduğunu itiraf eden Kadir’in
önceki açıklamaları doğruymuş gibi yayınlanır.
- Öğrenci bunalım kurbanı,
ölesiye dövdüler: Dayak yediği iddia edilen İmam-Hatipli Hüseyin:
Derslerimi düzeltirsem yine aynı yurdu tercih edeceğim diyerek haberin
yalan olduğunu söylüyor.
- Muhasebeciye şeriatçı
saldırı: Cumhuriyet gazetesinin muhasebecisi Sevim hanım tesettürlü
bayanlara yolda sataşır, hıncını alamaz, bir de bu yalan haberi gazeteye
yazdırır.
- Şeriatçılar Kutlar’ımıza
kıydılar: Yazarları Onat Kutlar’ı şeriatçıların öldürdüğünü manşetten
iddia eden gazete bir yıl sonra katilin PKK’lı olduğunu öğrenecektir.
- Şeriat kurbanı gelin: Gözcü
gazetesi düğün esnasında böbrek yetmezliğinden ölen kızı babası ile
evleniyormuş gibi yazıp suçu da İslâm’a atarlar. Halbuki damat adayı
ölen kayın pederimin fotoğrafını yayınlamışlar diyerek isyan etmektedir.
- Kur’an Kursu’nda falaka:
Yeni Asır gazetesi kemik erimesi hastalığı olan Nurullah’ın hastane
yolculuğunu kursta yediği falaka (!) ile halka duyurmuştur.
- Kuran Süper Market:
Cumhuriyet, sahibinin soyadı olan Kuran adını alan markete Kur’an’ı
kullanıyorlar suçlamasında bulunurlar.
- Şûra Süresi 39. Ayetin
Mealini “ İllegal bir dinci örgütün Şûra toplantılarında alınan bir
karar olarak yazan Cumhuriyet yazarı Çetinkaya....
- Göz Nuru Vakfı’nı adındaki
Nur kelimesinden dolayı dinci vakıflar listesine koyan, Lionslar
tarafından kurulduğundan habersiz yazı yazan Nail Güreli ...
- İstanbul'da
pikniğe giden ve ellerindeki oyuncak tüfeklerle balonlara ateş eden
insanları "irtica kampında eğitim " manşeti ile duyuran ve sadece iki
günde yalan haberi ortaya çıkan Hürriyet,
- Zaten Hristiyan olan 2 kadın
Türkçe olan isimlerini değiştirmek isteyince "2 kadın Hristiyan oldu
"diye yazan Milliyet gazetesi....
1450 senedir her
sene hac mevsiminin tam ortasında, kurban bayramı vakti gelir. Bu, 1450
keredir böyle olurken, bundan habersiz olarak “Bu sene hac mevsimi,
kurban bayramına tekabül etti. “ diye yazan,
Yolculuk
esnasında, 4 rekâtlık farz namazların 2 rekât kılındığından habersiz
olup, “Refahçılar Türkiye’den ayrılınca namazı iki rekâta indirdiler,
oda gösteriş için...” diye yazan
,
Yüzlerce yıl önce vefat etmiş Abdulkadir
Geylâni ile Ahmet er Rufai hazretleri için, “1996 yılında Rufai lideri
Ahmet er Rufai ile Kadiri tarikati lideri A. Kadir Geylâni, güneydoğu
Anadolu’da gizlice bir araya geldi “, diye yazan,
Cuma namazının, Cuma
günleri her erkek Müslüman’a kılmanın farz olduğunu bilmeden, “Irak
takımı galibiyet için toplu halde Cuma namazı kıldı, ancak ne yazık ki
maçı Kuzey Kore 3-2 kazandı” diye yazan,
Antalya
müftüsünün keçisi çalınmış iken, “Müftü keçi çaldı” diye yazan,... gazetelerin, bundan sonra İslâm ile ilgili yazacaklarına
inanıp inanmamayı siz okurların vicdanına bırakıyoruz.
“Size
bir fasık haber getirdiği zaman onu araştırın, sonra yanlış bir hükme
varırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz”
(Hucurat: 6)
|
AhlâksIz infaza
hukuk tokadI!
İstanbul’daki patlamaların ardından Suriye’den
getirilen ve kartel gazeteleri tarafından “bombacı”, “terörist” ve
“Katil” olarak lanse edilen Hilmi Tuğluoğlu ve eşi Leyla Tuğluoğlu
ile Mustafa Hız beraat etti...
( 21.06.2004 )
|
 |
|
Hürriyet'in
irtica balonu
Reklam
yorumlarıyla tanınan Prof. Ali Atıf Bir, imzasız bir e-postayı
köşesine alınca, Hürriyet de iddiayı "üniversitede 31 Mart vakası"
diye haber yaptı. Ancak iddiaları bizzat dekan yalanladı.İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi
kantininde "kız öğrencilerin zorla başının kapattırılarak Kur'an
dinlettirildiğine" ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğu ortaya
çıktı.Hürriyet yazarı Prof. Ali Atıf Bir, önceki gün
köşesinde, bir imzasız e-posta mesajına yer verdi. Mesajda,
"İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde bir grup öğrenci, diğer
öğrencileri kantine kapattı ve zorla Kur'an dinlettiler. Başı açık
kızların başlarını da zorla örttürdüler. Dekanlık müdahale etti ama
öğrencileri çıkaramadı, polis müdahale etti. Okula korku içinde
gitmek istemiyoruz" denildiğini yazan Bir, olayı yorumladı ve bu tür
olayları düzenleyenlerin okuldan atılması gerektiğini yazdı.
Hürriyet gazetesi de dün, aynı imzasız elektronik postaya dayanarak
bir haber yayınladı ve Bir'in zaman vermemesine rağmen, "olayın 31
Mart Vak'asının yıldönümü nedeniyle yapıldığı"nı yazdı. Gazete,
fakültenin öğrenci temsilcisi olan Selim Akduman adlı öğrenciyi de
hedef gösterdi. KESİNLİKLE YALAN :Yeni Şafak'ın
sorularını cevaplayan Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.
Yusuf Avcı, "Biz öyle bir duyum almadık. Zorla Kur'an dinletildiği
yolunda duyum da almadık" diyerek yaşananları şöyle anlattı:
"Kantinde bir kişi birkaç kişiye Kur'an okumuş, diğerleri de
dinlemiş. Olay sadece 5 dakika kadar sürmüş. Müdahalaye gerek
kalmadan dağıldılar. Diğer öğrencilere zorla başını kapattırma ya da
zorla Kur'an dinletme gibi bir olay kesinlikle yok" dedi. Avcı,
konuyla ilgili soruşturmanın da sürdüğünü söyledi.DAVA
AÇACAĞIM :Haberlerde hedef gösterilen Selim Akduman adlı
öğrenci de, yazara ve gazeteye tekzip göndereceğini ve tazminat
davası açacağını söyledi. Akduman, "Kantine girdiğimde biri sessizce
Kur'an okuyordu. Öğrenci Temsilcisi olduğum için, kantinde bunu
yapmalarının doğru olmadığını söyledim ve dağılmalarını istedim.
Dağıldılar" dedi. Aynı kantinde daha önce başka öğrencilerin de Karl
Marks'ın kitabını okuduğunu anlatan Akduman, o öğrencilere de
müdahale ettiğini söyledi. ( Yeni Şafak
:18.04.2006 ) |
|

İFTİRAYI ATAN ÖĞRENCİ TKP’Lİ
ÇIKTI
Olayın,Hürriyet yazarı Ali Atıf
Bir’e mektup gönderilmesiyle gündeme geldiğini ifade
eden Selim Akduman,iftira dolu mektubu gönderen
öğrencinin, Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) fakülte
sorumlusu T.B olduğunu söyledi...BİZE İFTİRA ATAN KOMÜNİSTLER, HER TÜRLÜ İLLEGAL FAALİYETTE
BULUNUYOR : Selim Akduman, kendilerine iftira atarak, Hürriyet’te kendisini hedef gösteren, hakkında
soruşturma açılmasına yol açan komünist öğrencilerin,
okulda her türlü illegal faaliyetlerde bulunduklarını
söyledi. Akduman, “Komünist öğrenciler, iki hafta önce
okulun kantininde toplu bir şekilde Karl Marks’ın ‘Das
Kapital’ini okudular. Okulun her yanına illegal, dinimize
ve kanunlara aykırı afişler asıyorlar. Yani bunlar sürekli
illegal çalışan bir grup. Bunların amacı; bizim fakültedeki
temsilciliğimizi kaldırmak” diye konuştu.
( Vakit :18.04.2006) |
 |
Hürriyet’in fotoğraf yalanı BELGELENDİ Hürriyet gazetesinin,
Zeynep Bingöl isimli hekimin, “mesai saatinde başını örttüğünü”
iddia ettiği haberde kullandığı fotoğrafın başkasına ait olduğu
ortaya çıktı.Hürriyet
gazetesinin, Zeynep Bingöl isimli hekimin, mesai saatinde başını
örttüğünü iddia ettiği haberde kullanılan fotoğrafın başkasına ait
olduğu ortaya çıktı. Yalan haber, “doğrulatmak” için “delil” olarak
gazeteye basılan fotoğraftaki kişinin Dr. Zeynep Bingöl olmadığı;
gazetenin dünkü sayısındaki tekzip ile doğrulandı.VALİLİK
İNCELEDİ: FOTOĞRAFTAKİ KİŞİ O DEĞİLHürriyet’in
dün 25. sayfasında yer alan tekzip metninde, gazetenin 2 Ocak 2006
günü yayımlanan sayısında “Doktorun Türban Israrı” başlıklı haberin
yalan olduğu yer aldı...Hürriyet’in haberi üzerine Erzurum Valiliği
tarafından yapılan incelemede, haberde kullanılan beyaz önlüklü ve
başörtülü bayan fotoğrafının Dr. Zeynep Bingöl’e ait olmadığı tespit
edildi. Valiliğin hazırladığı tekzip metni, gazetenin dünkü
sayısında mahkeme kararı gereği yayınlandı.Gazetenin beyaz önlüklü
olarak bastığı ikinci fotoğraftaki kişinin de kendisi olmadığının
altını çizen Dr. Zeynep Bingöl, “Artık herkes beyaz önlük giyiyor.
Beni başörtülü olarak beyaz önlükle fotoğraflayamayınca, beyaz
önlüklü bir başörtülü bayanın fotoğrafını benim fotoğrafım diye
yayımlamışlar. Daha sonra haberi yazan gazeteci özür dilemeye geldi.
Ona, fotoğraftaki kişiyi tanıyıp tanımadığını sordum. Tanımadığını
söyledi” diye konuştu
( 14.06.06 ) |


Amaç nedir , Kamu oyu nereye
yönlendirilmek istenmektedir...? İHL, K.Kursları , başörtüsü düşmanlığı
ile bir bağlantısı var mıdır bu yalan ve düzmece haberlerin.ve BİZLER
SADECE BU GAZETELERİ ALMAMAKLA sorumluluktan kurtulabilmekte miyiz
acaba?
ÖNEMLİ NOT : BUNDAN SONRA İSLAM
HAKKINDA ÇIKAN YALAN HABERLERİN HEMEN ERTESİ GÜN - EN GEÇ İKİ GÜN
SONRA - ALINACAK BİR " VAKİT, ZAMAN,..." GİBİ DİNİ HASSASİYETİ OLAN
GAZETELER OLAYLARIN ASIL MAHİYETİ HAKKINDA DOYURUCU VE TARAFSIZ BİLGİLER
SİZLERE SUNACAKLARDIR !
|

ALLAHIN BELASI GAVUR AŞIKLARI ...! NURCU KUTLULAR : "DEPREM İLAHİ
İKAZDIR" DEDİĞİ İÇİN MİLLİYET DAHİL LİNÇ
EDİLDİ, HAPSE ATILDI..AMA KONU HIRISTIYANLIK OLUNCA BI ANDA "ILAH"
LAIKLIGE ZARAR VERMEDEN OLAYA
DAHIL EDEILEBILDI..NEDEN CÜNKÜ BU ILAH ISEVILERE TORPILLI ...!
LAIKLIGE BISI OLMAZ O ZAMAN..!
OLAYIN ASLI NE?YANGIN ZATEN BU
EVDEN BASLADI VE YAYILDI.YANI EVE GELINCE DURMADI..ORADAN
BASLADI, YAYILDI...ZATEN ILK ANDAN ITIBAREN EV KORUMAYA
ALINDI ...!
|
YAZARA GÖRE
LAİKLİK NELER İLE ÖRTÜŞMEZ! - YUH YANİ!-
'Hedef muasır medeniyetler'
diyenlerin Türkiyesi İki yaz önce Çeşme'de iki tane tesettür
oteli olduğunu söyledi dostlar. Bir
tanesini gezmek istedik ama gruptaki hanımların
başları açık diye içeri sokmadılar. Girip
çıkanlardan da anladığımız kadarıyla sadece
kadınları tesettürlü olan aileler kabul
ediliyordu. Broşürlerden öğrendiğimize
göre, otelde kadınların denize girecekleri plaj ve
yüzme havuzu ayrı ve paravanlarla
çevrili.Lokantalarda ise kesinlikle içki
servisi yapılmıyor.İbadet için mescitler
de ayrı. Yine Çeşmeli dostların verdiği
bilgiye göre her iki "Tesettür oteli" de
ful çekiyormuş. Bir üçüncü "Tesettür
oteli" de inşa halindeymiş. (Bu otel şimdi
çalışıyor.)Önceki günkü Milliyet'te bu
konuda bir haber vardı. Habere göre son
iki yılda Türkiye'deki "Tesettür
otelleri"nin sayısı hızla arttı. Ilımlı İslam rejimine adım adım sürüklenen
Türkiye'nin yeni turizm modelinin tesisleri olan
"Tesettür otelleri"nin sayısı 4 yılda 6'dan
27'ye yükseldi. Anadolu'yu
dolaşanlar, hemen her yerde önlerine çıkan
lokantaların içkisiz olduğunun büyük tabelalarla
özellikle vurgulandığını görürler. Birçok
kentte içki servisi yapan yerlerin sayısının
giderek azaldığına tanık
olurlar.Yöneticilere sorarsanız kesinlikle
bir yasak yoktur. Vatandaş kendi inancı
doğrultusunda içki vermemektedir, esnaf içki
satmamaktadır.Yabancı fonlar kullanılarak
yapılan bilimsel araştırmaların tersine Anadolu'da
örtünen kadın sayısının göreceli olarak artığını
kolaylıkla gözlemleyebilirsiniz. Yol
üzerlerindeki hemen bütün benzincilerde sürekli
kapısı kapalı olan mescitler açıldı. Bu da
yine kocaman yazılarla duyuruluyor. Ne var
bunda, yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede normal
değil mi derseniz sorun yok. Ama laik
hiçbir ülkede böyle bir durumun olamadığı da bir
gerçek... (Tufan TÜRENÇ-Hürriyet-
:11 Haziran 2007)
|
Hürriyet'in İmam asparagası
Sağlık-Sen
Zonguldak Şubesi Başkanı Semih Durmuş,''Sağlık Bakanlığı'nın
çeşitli kademelerinde 14 yıl görev yapan ve imam olduğu iddia edilen
Selahattin Çolak hakkında yazılan haberler gerçeği
yansıtmamaktadır'' dedi...''Elbette haber yapılacak, ama doğruları yazmak gerekir.
Zonguldak İl Sağlık Müdür Yardımcısı olan Selahattin Çolak, görevini
15 aydır vekalaten, son 3 aydır da asaleten yürütmektedir. Haberde
konu vurgulanırken, sanki arkadaşımız herhangi bir camide imamlık
yaparken kolundan tutulup bu göreve getirilmiş gibi bir hava
yaratılmıştır. 10 yıldır imamlık yaptığı asla doğru değildir...Vekaleten yürüttüğü görevi süresince
müdürlüğün gelirini 200 bin YTL'den 1 milyon YTL'ye çıkararak
çalışkanlığını kanıtlayan bu kişinin takdir edilmesi gerekirken,
çirkin saldırının tercih edilmesini esefle kınıyor, takdiri
halkımızın vicdanına sunuyoruz.'' |
 |
|
'Oruç terörü
kaydı sildirdi' haberi de yalan çıktı
Bugün bir gazetede çıkan, 'Oruç terörü kayıt
sildirdi' haberinin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Okuldan ve
kaldığı özel yurttan kaydını sildiren öğrenci, ailesini inandırmak
için yalan söylediğini itiraf etti. Rize Üniversitesi Rize Meslek Yüksek Okulu Muhasebe Bölümü'ne bu
yıl kayıt yaptıran Erdinç Eren, kalmak için özel bir yurdu tercih
etti. Daha sonra şehre uyum sağlayamayan Eren, Rize'de okumaktan
vazgeçip memleketine dönmeye karar verdi. Eren, 27 Eylül tarihinde
kaldığı yurdun idarecilerinden izinsiz Ankara'ya ailesinin yanına
gitti. Eren, kendi ifadesine göre, okuldan ayrılışına haklı bir
gerekçe bulmak için de ailesine 'kaldığı yurtta oruç tutmadığı için
bazı öğrenciler tarafından dövüldüğü' yalanını söyledi.
Ankara'daki evlerinde telefonla konuştuğumuz iddiaların
odağındaki öğrenci Erdinç Eren, 'Oruç tutmadığı için yurtta dayak
yediği' yalanını kendisinin uydurduğunu söyledi. Eren, Cumhuriyet
Gazetesi'ndeki ''Oruç terörü kayıt sildirdi - Sahura kalkmadığı için
dövülen Erdinç Eren, okuldan ayrılarak memleketine döndü' haberini
hatırlatmamız üzerine; "Yanlış bir haber o. Ben bunu aileme de izah
ettim. Bu tamamen bir yalandı. Okuldan ayrılmak için aileme karşı
uydurulmuş bir yalandı. Haberde yazılanların hepsi yalan. Çok
pişmanım." dedi. Kendisinin hiçbir gazeteye açıklamada bulunmadığını da iddia eden
Eren, "Ben gazetecilerle konuşmadım. Aileme o şekilde söyledim.
Gazeteci, babam ve annem ile konuşmuş." ifadelerini kullandı.
Özel Huzur Yükseköğrenim Erkek Öğrenci Yurdu Müdürü Mustafa Er
ise yurtta böyle bir şeyin olmasının mümkün olmadığının altını
çizdi. Er, "26 Eylül tarihinde gece bir arkadaşımıza sabah ailesinin
yanına gideceğini fakat izin kağıdını henüz almadığını söylemiş.
Arkadaşımız da, 'sabah idareden izin kağıdını alırsın' demiş. Fakat,
o sabah yurttan izinsiz bir şekilde gitmiş. 27 Eylül tarihinde akşam
öğrencinin yurtta olmadığı anlaşılınca biz ailesini aradık. Telefona
annesi çıktı ve Erdinç'in, okullar bir hafta ertelendiği için
Ankara'ya geldiğini bildiklerini söyledi. Daha sonra babası ile
konuştuğumuzda, 'oğlunun yurtta kendilerini dövüldüğünü söylediği'
belirtti. Biz böyle bir şeyin olamayacağını belirttik. Kendileri de
bize çocukla konuştuktan sonra konuşacaklarını söylediler." diye
konuştu.
Haber üzerine öğrenciyi kendilerinin de aradıklarını kaydeden Er,
öğrencinin okuldan ayrılmak için ailesine böyle bir yalan
uydurduğunu kendilerine de belirttiğini söyledi.
( Zaman :06.10.2006 )
BABA AÇIKLAMA YAPAR :" Cumhuriyette yazanların
hepsi yalan " ( Vakit :
09.10.06 )


Namaz kılındığı iddia edilen yeri basın mensuplarına
gösteren Yavuz, "Burası öğrencilerin beden eğitimi dersine
çıkarken üstlerini değiştirdikleri yer. Ayrıca tiyatro ve
bando takımında görev alan öğrenciler buraya malzemelerini
koyuyor." diye konuştu. Yavuz, okulda öğrencilerle birlikte
namaz kıldığı iddia edilen Müdür Yardımcısı Sani Tunç'un iki
hafta önce okulda göreve başladığını, bu görüntülerin ise daha
önceki tarihlerde çekildiğinin iddia edildiğini kaydetti.(
Zaman :31.05.2007
)
|
|

Namaz suç ama ..;
Sevdiği kız için lisede bir sınıf öğrenciyi bomba tehdidiyle rehin aldı
(Milliyet :01 Haziran 2007)
Bomba, silah, kroki var ama örgüt için delil yok.Ankara
Eryaman'da bomba imalatında kullanılan malzemeler, çok sayıda
patlayıcı ve silahla ele geçirilen "Atabeyler" çetesinin
yargılandığı davada savcı, çete kurmak ve ihtilal teşebbüsünde
bulunma fiillerinin oluşmadığını belirterek, beraat istedi .(Yeni
Şafak:31.05.2007)
KEMER'DE
ÖZEL BİR OTEL: Eşcinseller için 'özgür bir tatil'
(Birgün:31/05/2007) |



MİNİ ETEKLİ KIZA KEZZAP YALANI !
Milliyet-Hürriyet-Posta...(15/02/2008):Habere göre, Mersin,Tarsuz
ilçesinde mini etek giyen iki ilköğretim öğrencisinin ayaklarına
kezzap atılır:AMA;Mağdure B.S.Y. olayı yalanlar." ... Eteğim
uzundu.Bana laf atanda olmadı.Kesinlikle yapılan haberler
yalan..." der.Tarsus
kaymakamı ve Emniyet müdür de olayın etek boyu ile ilgisinin
olmadığını bildirirler.




|
Böyle üslup var mI?
...13 Mart 2005 tarihli
Hürriyet’i satın alanlar, Demre Belediye Başkanı Süleyman
Topçu’nun AK Parti’de krize yol açtığını okudular. Habere
göre; Başkan Topçu, Ruslar tarafından hediye edilen Noel Baba
heykelini kaldırtarak yerine plastik heykel diktirmiş, bu
duruma tepki gösteren AK Parti Genel Merkezi başkana çok
kızmış, durumunu MKYK’da ele almayı kararlaştırmış! Oysa
Başkan Topçu, AK Partili değil DYP’liydi.
17 Aralık 2006 tarihli Hürriyet’e bakanlar,
‘Tesettür Faciası’ manşetini gözlerine inanamayarak
okudular. Habere göre; Çoban A.G, testislerinde şiddetli ağrı
ve şişlik şikayetiyle Konya Numune Hastanesi’ne gitti. Acilen
Ültrasona gönderildi. Tesettürlü Radyoloji uzmanı geri
çevirdi! Ertesi gün yine ultrason çektirmeye gönderildi.
Görevli olan ikinci tesettürlü kadın doktor da geri çevirdi!
Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, 30 Ocak 2007
tarihli köşesinde bu haberin ‘yalan’ olduğunu
açıkça itiraf etmek zorunda kaldı.
2007 yılı Nisan ayında AK Parti’de Cumhurbaşkanlığı adaylığı
konusunun istişare edildiği dönemde Hürriyet’te yayınlanan bir
haberde; MKYK Üyesi Egemen Bağış’ın Başbakan Erdoğan’ı aday
olmaması konusunda uyardığı belirtiliyordu. Bağış, o
toplantıda yoktu, ABD’deydi.
Bu haberden kısa süre sonra 6 Haziran 2007 tarihli Hürriyet’te
1 Mart Tezkeresi’ne karşı çıkan Bayındırlık Bakanı Zeki
Ergezen’in liste dışında bırakıldığı haber veriliyordu. O
tarihte liste açıklanmış ve Ergezen Bitlis’te 1. sıradaydı.
4 Ağustos 2008 tarihli Hürriyet’te bir ilginç haber daha vardı.
Başbakan Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Gönül, Yüksek Askeri
Şura’da ihraç kararlarına ‘şerh’
koymuştu! Aynı gün şura kararları açıklandı. YAŞ’tan çıkan tek
bir ihraç kararı yoktu. Haliyle
‘şerh’ de söz konusu değildi.
1 Ekim 2007 tarihli Akşam Gazetesi’nde de 28 Şubat sürecinde
Sultanbeyli Belediyesi Mezarlıklar Müdürü olan ve o dönemde
açıklamalarıyla tartışmalara neden olan İmdat Kaya’nın müridi
(!) Emre Kahyaoğlu aracılığıyla Başbakan Erdoğan’dan yurda
dönebilmek için izin istediği haberi vardı! Halbuki İmdat
Kaya, 3.5 yıldır Artvin’de yaşıyordu...
Herhalde basın özgürlüğü, ‘yalan rüzgarı’
değildir. Bir de ‘üslup’ meselesi var.
( Star- Şamil TAYYAR:14 Kasım 2008)


Feteva-yI Fatihiyye HazretlerI’ne
soralIm: Öğle NamazI kaç rekât?
“Teke Tek’in yeni
sunucusu(!)” olan bayan Didem Arslan Yılmaz soruyor Altaylı’ya; “Polisin
Van’daki gösteri sırasında cami çıkışında gösterici olduğunu iddia ettiği kişiye
‘öğle namazı kaç rekât’ sorusuna verilen ‘dörttür’ cevabı, bazı medya
organlarında neden yanlış değerlendirildi?” Altaylı’nın tam “beklediği” soru!..
Önce, “polise çakması” gerekir!.. O da, çakıyor;“Polisin yaptığı enayilik!..
Orada bir kısım gösterici camiye sığınmış... Orada kim gösterici, kim vakitçi
anlamak için, camiden çıkanlara namazın kaç rekât olduğunu soruyor... Yahu polis
efendi, sen bu kadar mı cahilsin?!?” Didem Arslan Yılmaz sordu, Fatih Altaylı da
anında verdi “fetva”yı:“Yahu kardeşim, sen bu kadar mı cahilsin polis efendi?..
Her mezhepte farklı kardeşim!!!.. Şafiîler DÖRT,Hanefîler BEŞ REKÂT kılar!..Şimdi,
camiden çıkan Şafii ise elbette 4 rekât diyecek... Polis, ŞAFİİLİĞİ BİLMİYOR
ise, vaayy yanlış diyerek alıp götürecek!..Şafiî Mezhebinde 4 rekât!..Hanefî
Mezhebi’nde 5 rekât!..
Bunu bilmeyen bir polis, göstericiyi alıp götürecek, olacak iş mi?!?..” Duydunuz
“zil”in, pardon “fetva”nın sesini!..Müjdeler olsun ey halkım;Alem-i İslâm,
“Feteva-yı Fatihiyye Hazretleri” gibi çağdaş bir “alim” ve “fetvacı”(!)ya daha
kavuştu ki, ne kadar sevinsek azdır!..Görüyorsunuz ya;“Feteva-yı Fatihiyye
Hazretleri”nin fetvasına(!) göre, “namazın rekâtları, mezheplere göre
değişiyor”muş!..Öğle namazı, “Şafii”lere göre “4 rekât”mış, “Hanefi”lere göre
ise “5 rekât!”
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
İşin şakası bir yana;Bu adamlar topluma yön veriyorlar, kitlelere
“öncülük” edip, onları yönlendiriyorlar!..“Ne zaman adam oluruz” bilmem ama,
“fetva” vermeye kalkışan bir adam, ilk önce “dinî kitap”lar okumalı, ya da bir
bilene sormalı!..Hadi, diyelim ki; “irtica bulaşır”(!) diye “İlmihal” gibi “dinî
kitap”lar okumuyorsunuz, o zaman girin “internet”e ve “namaz rekâtlarının
mezheplere göre değişmediğini” öğrenin!..Bana bak, Fatih Efendi Hazretleri;Öğle
namazı, bütün mezheplerde “10 rekât”tır... Bunun 4’ü “sünnet”, 4’ü “Farz”, 2’si
de “son sünnet”tir!..“Farz” nedir, “sünnet” nedir bilmiyorsan, onu da ayrıca
anlatırım... Ama, şimdilik şu kadarını bil: “Namazın rekâtları, bütün
mezheplerde aynıdır, hiç değişmez!”Haa, bazı durumlarda, “sünnet”leri terkedip,
“sadece farzları” kılanlar olabilir, o da ayrı mesele!..Ama, öğren artık!..Bak,
“saçının kılları” ağardı, hâlâ “rekât”ları öğrenemediysen, acırım sana!“Ne zaman
adam oluruz?” biliyor musun; “bilmediğimiz konularda susmasını öğrendiğimiz”
zaman!
CAN ATAKLI’NIN POTU!
Bilmem hatırlar mısın;Vakt-i zamanında, Sabah yazarı Can Ataklı da böyle
bir “pot” kırmıştı... O da, “farz” nedir, “sünnet” nedir, “seferilik” nedir
bilmediğinden “Erbakan Hoca ve kurmayları”yla “alay” etmek istemiş ama kendisi
“komik” durumlara düşmüştü!..Yanılmıyorsam, bir Uzakdoğu seyahatinde Erbakan
Hoca ve “Refah kurmayları”nın “uçakta akşam namazı” kılmaları, şöyle yazılmıştı
Can Ataklı tarafından:“Akşam namazı 5 rekât olduğu halde, Erbakan ve
heyettekiler 3’er rekât kıldılar!” Gülmüş ve biraz da acımıştım o
zamanlar... “Vah zavallılar” demiştim, “Bunlar, seferilikte kılınan namazdan da
habersiz. Seferilik durumunda, sadece farz namazların, o da yarısının
kılınacağını bile bilmiyorlar!..” Bereket ki; uçaktaki o namaz, “ikindi
namazı”na denk gelmemişti!.. Yoksa, “farzın 2 rekâtı”nı kılıp, selâm verselerdi,
herhalde, “Namazı 6 rekât eksik kıldılar!” diye yazardı Ataklı!.. Eee, “cehalet”
başa dert!.. Ne diyeceksin?!? Hatırlıyorum da,Şimdi “Sabah’ın magazin ilâvesi”
olan Günaydın, bir zamanlar “çok satan bir gazete” idi!.. Aklımda yanlış
kalmadıysa, bu gazetenin 1981 veya 1982 yılında “M.Mutlu” adlı bir elemanı
vardı...
İşte bu eleman; “Namazın sünnet”ini kılan bir grup vatandaşın fotoğrafını
çekip, altına da şöyle yazmıştı: “Bunlar toplu halde ibadet ediyorlar, ama
aralarında uyum yok!” Şaşkaloz adamın;“Cemaatle kılınan namaz”daki “uyum”dan
haberi var, ama “sünnet”lerin “bireysel” kılındığından haberi yok!..Yine
hatırlıyorum da;
Aynı şaşkoloz, yine aynı yıllarda şöyle bir haber/yorum yazmıştı: “Kâbe’yi
niye Türkiye’ye taşımıyoruz?!? Mukaddes Emanetler’i getirdik de bir şey
diyebildiler mi?!? O halde, S.Arabistan’dan da Kâbe’yi getirelim, yine bir şey
diyemezler!” Ne diyeceksin?..“Cehalet” başa belâ!..İnsan, cahil olmaya görsün,
“saçmalama”da sınır tanımıyor işte!.. (
Hasan Karakaya
- Yeni Akit : 2011-04-26 )
|
|
|
Yalan
Haberlere Devam: Tıklayınız
Basın ve Güven;
Tıklayın

|
|