Yılın çarpıtma haberi ! Hem yalan hem eski haberi bakın nasıl yayınladılar !
![]() |
|
|
Hem eski hem yalan haber yayınladılar
İşte kirli bir propoganda savaşını çağrıştıran
'yalanlarla dolu' haberin doğrusunu 'ensonhaber.com' yayınladı.
Video paylaşım sitelerinde geçtiğimiz yıl en çok
izlenen vidoların başında Irak'ta çekilen bir görüntü yer almıştı. Genç bir
kadın, taşkın bir kalabalık tarafından taşla kafası ezilerek öldürülüyordu.
İzleyenlere 'Böyle vahşet olmaz' dedirten görüntüler bütün dünyanın hafızasına
kazınmıştı.
'MÜSLÜMANLAR KÖTÜDÜR' KAMPANYASI MI BAŞLATILDI?
Bu haber bugün Milliyet'in ve Vatan'ın internet sitesinde 'Taşlarla başını
ezerek öldürdüler' başlığı ile yer aldı. Haberde şöyle deniliyor: Irak’ın Musul
kentine bağlı Şehan kasabasında, "koca şiddetinden" kaçtığı ve Yezidilere
sığındığı için ilçe meydanında linç edilerek yarı çıplak soyulan ve çocukların
yanında başına taşlarla vurularak linç edilen sünni Müslüman kadının
görüntüleri, insanlıktan nasıl çıkıldığını gözler önüne serdi...
..Yezidi Kürtlerin yaşadığı Musul’a bağlı Şehan kasabasında, Muziri aşiretine
bağlı müslüman bir kadın eşinin kendisine uyguladığı şiddet yüzünden evden
kaçarak Yezidilerin yer aldığı güvenlik güçlerine sığınmıştı.
Kadın burada ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış ve ailesine teslim
edilmişti. Serbest bırakılan kadın hakkında ölüm kararı çıkartıldı ve kadın ilçe
meydanında linç edildi.
SENARYO DA EKLENİYOR
Haberin devamında da bir senaryo yer alıyor. Senaryoya göre Müslümanların bu
vahşeti üzerine Şehan'da Yezidi-Müslüman çatışması noktasına gelinmiş: Muziri
aşireti, kadının kaçmasında rolü olduğu iddiasıyla 2 Yezidi genç hakkında da
ölüm kararı çıkartarak Şehan Kaymakamlığı’na giderek bu iki gencin kendilerine
teslim edilmesini istedi. Kaymakamın talebi kabul etmemesi üzerine başlayan
olayların neredeyse Yezidi-Müslüman çatışmasına dönüşecekti.
Geçen yıl yaşanan bu olayda ilçede bulunan Yezidilere ait birçok iş yeri, araç
ve ev kundaklanmış, kutsal mekanları tahrip edilmişti.
Olaylar sonrasında Mesud Barzani ve bir çok kurum, sağduyu çağrısında bulunmuş
ve 3 gün süren olayların ardından ilçede gerginlik durdurulmuştu. Yalan
'senaryo' böyle sona eriyordu.
PEKİ HABERİN DOĞRUSU NEYDİ?
Oysa hafızasını biraz yoklayanlar bu haberde yaplan dezenformasyonu çok çabuk
anlayabilecekler. Haberin doğrusu ise şöyle. Görüntü Kuzey Irak’ta çekilmiş.
Taşlanarak öldürülen kadının adı Dua Khalil Asvat. Ailesi tarafından infaz
edilmiş. Ailesi Yezidi azınlığa mensup, kadın ise Müslüman bir erkekle aşk
ilişkisi yaşadığı için ve İslam dinini kabul ettiği için ailesi tarafından
taşlanarak öldürüldü.
GOOGLE YALAN SÖYLEMEZ
Bu haberin orjinali için Google'dan arama yaptığınızda 3 Mayıs 2007 tarihli
Milliyet'in internet sitesinde 'çarpıtılmamış haliyle' yer alıyor.
Burada söz konusu olan genç kadının Müslüman veya Yezidi
olması değil. Ortada açıkça bir çarpıtma söz konusu. Bunlar propaganda savaşında
kullanılan bayat numaralar. Okuyucunun hafızası ile dalga geçen bu haberlerin
doğrusunu öğrenmek için herhangi bir arama motoruna haberin başlığını yazmanız
yeterli. İnternet çağında, internet haberciliği yapanların en azından bu gerçeği
bilmesi gerekir.
DAHA ÖNCE DE PROPOGANDA SAVAŞINA ALET EDİLMİŞTİ
Bu görüntünün böyle bir çarpıtmayla yeniden gündeme getirilmesinin amacı, türban
tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde, 'Şeriat geliyor' paranoyasını
körüklemek mi bilinmez ama, aynı görüntülerin ortaya çıkması da yine buna benzer
bir propoganda savaşı ile olmuştu.
Bu görüntüler daha önce de, İran rejiminin taşlama cezasının vahşetini ve
insanlara verilen cezaların ne kadar insanlık dışı olduğunun bir kanıtı olarak
kullanılmıştı. Video görüntüleri sürgünde yaşayan iki İranlı tarafından,
Avrupalı Parlamenterlere iletmiş. Bunlardan biri Amerika’da sürgün yaşayan
Banafşeh Zand Bonasi. Bonasi yaptığı bir açıklamada, ‘benim görevim gerçeği
ortaya çıkarmaktır, Almanya’nın alışveriş yaptığı İran’ın gerçek yüzünü
göstermektir’ demişti.
Yaklaşık bir yıl önceki görüntüleri çarpıtıp tekrar servis etmekteki amaç ve
'sonuçta istenen' neydi? Yorum sizin...
06.Şubat.2008 14:54:25
DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMENİ BERAAT ETTİ AMA....
![]() |
|
|
HER TARAFI YALAN !!!
Din kültürü ve ahlâk bilgisi öğretmeni Mehmet Yıldız,
basında yer alan haberler suç duyurusu kabul edilerek 4. Asliye Ceza
Mahkemesi'nde açılan davada beraat etti.
Yaklaşık 1,5 yıl süren dava sonucunda, Mehmet Yıldız'ın,
kitabın dağıtıldığı ileri sürülen 23 Nisan 2007'de Türkiye'de olmadığı da ortaya
çıktı.
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), 15 Mayıs
2007'de Denizli Gazeteciler Cemiyeti'nde basın toplantısı düzenleyerek Yeşilköy
İbrahim Cengiz Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda, Namaz Gönüllüleri Platformu
tarafından hazırlanan 'Dinin Direği Namaz' isimli kitabın dağıtıldığını ileri
sürdü. '27 Nisan e-muhtırası' olarak kayıtlara geçen Genelkurmay bildirisinin
ardından ortaya atılan bu iddia özellikle Doğan Grubu gazetelerinde genişçe yer
aldı. Hürriyet, 'Okulda cihat propagandası iddiası', Milliyet, '23 Nisan'da
öğrencilere namaz kitabı', Radikal ise 'Türkiye, Denizli olmasın' manşetiyle
iddiayı kamuoyuna duyurdu. Haberlerin ardından Denizli Valiliği olayı
soruşturmak üzere müfettiş görevlendirdi. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı ise
basında yer alan haberleri suç duyurusu kabul ederek 4. Asliye Ceza
Mahkemesi'nde dava açtı. Ancak müfettişler davanın sonucunu beklemeden Yıldız'a
idari para ve kınama cezası verdi. Yıldız, evinin yakınında bulunan ve başmüdür
yardımcısı olarak görev yaptığı Yeşilköy İbrahim Cengiz Yatılı İlköğretim Bölge
Okulu'ndaki görevinden alınarak, uzak bir mahalledeki Dr. Bekir Sıddık Müftüler
İlköğretim Okulu'na öğretmen olarak atandı.
Denizli 4. Asliye Ceza
Mahkemesi, 1,5 yıl süren yargılamanın ardından Yıldız'ın kendi branşıyla ilgili
kitabı bazı öğrencilere dağıtmış olmasının görevi kötüye kullanma suçu
oluşturmayacağına karar verdi. Mahkeme, yaptığı araştırmada, Yüksek İslam
Enstitüsü mezunu olan, çalışkanlığından dolayı maaş mükafatı, üç takdir ve üç
teşekkür belgesi verilen Yıldız'ın dağıttığı iddia edilen kitap hakkında
yasaklama ve toplatma kararı olmadığına işaret etti. Mahkeme kararında şöyle
denildi: "Söz konusu kitap, dosyada mevcut yazı ve raporlardan anlaşılacağı
üzere İslâm dini ve dinin emirlerinden olan namazla ilgilidir. Kitabın
bazılarımızca beğenilmemesi veya uygun görülmemesi, böyle bir suçu oluşturmasını
gerektirmeyeceği anlaşılmakla sanığın beraatine karar vermek gerektiği kanaatine
varılmıştır." Yıldız, mahkemeye sunduğu belgelerde kitabın dağıtıldığı iddia
edilen 23 Nisan'da yurtdışında (Suriye'de) olduğunu, izin ve pasaport
belgeleriyle ispatladı.
Memur Sendikaları Konfederasyonu'na bağlı
Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Denizli Şube Başkanı Ahmet Sert,
Yıldız'ın yalan bir bilgi sebebiyle linç edildiğini söyledi. Eğitim-İş'in
olaylarda siyasi davrandığını ifade eden Sert, ilgili sendikanın "çamur at, izi
kalsın" mantığıyla hareket ettiğini söyledi. Sert, Yıldız'ın bütün haklarının
iade edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. RESUL CENGİZ- ZAMAN
MEB, ''FELSEFE DERSİNİN RUHUNA EL FATİHA'' BAŞLIKLI HABERİ YALANLADI
![]() |
|
|
MEB'den Radikal'in haberine yalanlama
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Radikal Gazetesi'nde bugün
yayınlanan "Felsefe dersinin ruhuna el Fatiha" başlıklı haberi yalanladı.
Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, MEB tarafından yürütülen program
geliştirme çalışmalarında "katılımcılık" ilkesi gereği ilgili akademik ve sosyal
paydaşların görüşleri alındıktan sonra olgunlaştırılan taslak programların Talim
ve Terbiye Kurulu'nda görüşülerek karara bağlandığı hatırlatıldı. Açıklamada,
1993 yılından beri uygulanmakta olan mevcut felsefe öğretim programının da
öğrenci merkezli
Diğer derslerde
yapıldığı gibi bu dersin de taslak programı, ilgili akademik ve sosyal
paydaşların görüş ve değerlendirmelerine sunulduğunun vurgulandığı açıklamada,
"Bu taslağın henüz resmi bir geçerliği bulunmamaktadır. Bu yaklaşım gereği,
kendilerinden görüş istenen birçok akademik ve sosyal paydaşın taslak metni
tamamlayıcı, geliştirici nitelikteki önerileri Bakanlığımıza ulaşmış ve bu
öneriler takdire şayan bulunmuştur. Ancak kendilerinden görüş istenen bazı
paydaşların ise program taslağına katkıda bulunmak yerine henüz resmi geçerliği
bulunmayan bu taslağı kabul edilmiş ve uygulamaya konulmuş gibi basın üzerinden
tartışmaya açmaları demokratik katılımcılık kültürüne uygunsuzluğu açısından
dikkat çekicidir. Belirtilen gazete haberinde verilen ve taslak metinden
alıntılanan bazı içeriklerin 1993 tarihli felsefe dersi programında da bulunduğu
halde bunların şimdiye kadar haber konusu edilmeyerek, bu konulara ilk defa yer
veriliyormuş gibi kamuoyunun dikkatine sunulması meslek ilkelerine uygun
olmadığı düşünülmekte ve iyi niyetle bağdaşmamaktadır. Konu ile ilgili
çalışmalar Bakanlığımızın ilgili birimlerinde gerekli bilimsel ciddiyet içinde
sürdürülmekte olup çalışmalar tamamlanınca kamuoyuna duyurulacaktır. Bu aşamada
taslak metinler üzerinde yapılan spekülasyonlara itibar edilmemesi önem arz
etmektedir. Durum kamuoyunun bilgisine önemle arz edilir." ifadeleri kullanıldı.
CİHAN
GÜNEŞ GAZETESİ OLAYI NASIL ÇARPITTI?
![]() |
|
|
Bu
kadar da olmaz dedirten yalan - İZLE
Güneş Gazetesi haber çarpıtmada sınır tanımadı ve ders
dinleme yüzünden meydana gelmiş bir dayak olayına Fethullah Gülen Hocaefendi'nin
adını karıştırdı.
Denizli'nin çal ilçesinde dersi anlamadığını
söyleyen öğrenci, saygısızlık ettiği gerekçesiyle öğretmeni tarafından dövüldü.
Olay bu kadar anlaşılır ve basit olmasına rağmen, Güneş Gazetesi, İletişim
Fakültelerinde okutulacak bir çarpıtma yaptı ve haberi "Fethullah Gülen sorusuna
yumruklu cevap" şekline çevirdi.
Güneş Gazetesi'nde dün yer alan bir
haber, "Bu kadar da olmaz" dedirtti.
Haberde Denizli'nin Çal İlçesi'nde görev yapan tarih öğretmeni Cemil
Yıldız'ın öğrencilere Gülen'i öven sözler söylediği, öğrencilerden birinin alay
etmesi üzerine de öğrenciyi koridorda yumrukladığı yazıyordu.
Ancak
dayak olayının mağduru öğrenci bile Güneş gazetesinin çarpıtma haberini
yalanladı.
HOCAM ANLATIVERİN BUNU ANLAMADIM BEN. BEN KAÇ KERE
ANLATACAĞIM KONUŞMA DEDİ ÜSTÜME YÜRÜDÜ. SINIFTAKİLER TUTTU. ONDAN SONRA BENİ
İDAREYE GÖTÜRDÜ. KORİDORDA BURNUMA VURDU.
Olayın aslı gazetenin
yazdığı gibi koridorda değil, sınıfta yaşanmıştı. Mevzu ise tamamen dersle
alakalıydı.
ÖĞRETMEN BENİ HARİTA ALMAYA YOLLADI. İŞTE O SIRADA
ARKADAŞLAR KİTAPTA YAZAN ATATÜRK'ÜN "İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR İLERİ" SÖZÜNÜ
DENİZLİ'NİN ÇAL İLÇESİNDE SÖYLEMİŞTİR DİYE. BU SÖZÜ ÇAL'DA MI SÖYLEDİ DİYE
SORMUŞLAR. BEN HARİTAYI GETİRDİM YANLIŞ HARİTAYI GETİRMİŞİM. BAŞKA ARKADAŞI
YOLLADI. BEN SORDUM BANA AÇIKLAMA YAPMADI.
Güneş gazetesindeki
haberin aksine, öğretmen öğrencinin kaçırdığı konuyu tekrar sorması üzerine
kızmıştı.
HOCAM DEDİM ANLATIN, KAFAMA TAKILDI BANA BİR BAHSEDİN
DEDİM. SONRA KALKTI ELİNDEKİ KİTABI ATTI BANA YUMRUK SALLADI İŞTE.
Müdür yardımcısına giden öğretmen ve öğrenci koridorda müdür
yardımcısıyla karşılaştıklarında ise öğrenci olayı anlatırken öğretmen iyice
kontrolden çıkıp bir yumruk daha vurdu.
MÜDÜR YARDIMCISININ ODASINA
GÖTÜRÜRKEN MÜDÜR YARDIMCISI KARŞIMIZA GELDİ. İŞTE ONA BU ÇOCUK DERSİN HUZURUNU
BOZUYOR DEDİ. BEN DE MÜDÜR YARDIMCISINA ANLATIRKEN SINIFTAKİ OLAYI ANLATIRKEN
BURNUMA VURDU.
Öğretmense öğrenciye, saygısızlık yaptığı ve
kendisiyle alay ettiği gerekçesiyle vurduğunu söyleyerek kendini savundu.
Öğrenci ile öğretmen arasında tamamen dersle ilgili bir olaya bile Fethullah
Gülen Hocaefendi'nin adını karıştıran Güneş gazetesi ise bir kere daha
okuyucularına pes dedirtti. Öğretmen Cemil Yıldız'la ilgili de soruşturma
başlatıldı.
HUYLU HUYUNDAN VAZGEÇMİYOR
![]() |
|
|
Çuvalladılar!
2009'un ilk yalan haberi
Bazı medya gurupları Bahçelievler'de yılbaşı gecesi vurulan gençlerin içki
nedeniyle saldırıya uğradığını iddia etmişti.
Mahalleli ise bu iddiaları yalanlayarak haberlere büyük tepki gösteriyor. 9
yıldır olayın olduğu sokakta oturduğunu söyleyen Ergin Kırca, "Bizim muhitimizde
herkes birbirine karşı çok saygılıdır. Kimse ne içki içtiği için ne de mini etek
giydiği için hiç kimseye tepki göstermez. Olayın bu şekilde medyada yer alması
çok çirkin." diye konuşuyor. Yaralıları hastaneye götüren Kadir Ülker,
"Misafirleri geçirirken kapının önünde kanlar içinde yatan genci gördük.
Apartman yöneticisinin arabasına koyarak hastaneye götürmeye yardımcı oldum. Ama
biz yetiştiğimizde zaten çocuk ölmüştü." diye konuşuyor. Saldırganın gençleri
içki nedeniyle değil, gürültü yaptıkları gerekçesiyle kovalamış olacağını ifade
eden Ülker, adli bir vakanın bu şekilde çarpıtılmasına karşı çıkıyor. 14 yıldır
yaşadığı sitede en ufak bir tahammülsüzlüğe rastlamadığını vurgulayan Ülker
sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bizim kapının altında mini bir market var. Orada
sürekli gençler oturup bira ve içki içer. Ama ben şimdiye kadar hiç kimsenin bu
insanlara bir şey söylediğine şahit olmadım. Bu yüzden olayı canlı yayında
mahalle baskısı olarak gösteren televizyon kanalına sokaktaki herkes çok kızarak
tepki gösterdi. Bizi kimsenin böyle göstermeye hakkı yok."
Emniyet
yetkililerinden alınan bilgiye göre Haznedar İstanbul Evleri Sarmaşık Sokak'taki
parktaki gençlere saldıran 25 yaşındaki Bekir Yavuz, 2002 yılında Rize'de bir
cinayete karışmış. Çevresinde 'Vanlı Mehmet' diye tanınan Bekir Yavuz'un agresif
ve sorunlu bir genç olduğunu söyleyen mahalle esnafı ise büyük korku yaşıyor. 19
yaşındayken cinayete karışan Yavuz'un ailesinin olay yerine yakın oturduğu
bildiriliyor.
REUTERS'IN HABERİNİ BAKIN NASIL SERVİS ETTİLER
![]() |
|
|
Habercilik REZALETİ !
Hürriyet ve CNN Türk, Reuters'ın Ergenekon hakkında
derlediği haber yorumu nasıl çarpıttı?
Reuters muhabirinin İstanbul'daki bazı kişileri konuşturarak yaptığı haber
yorumu, Hürriyet ve CNN Türk, Reuters'ın muhabirinin yorumuymuş gibi sundu.
Bununla da kalmayarak Reuters'ın haber yorumunda geçen diğer Türk ve yabancı
kişilerin yorumlarını görmezden geldiler.
Hürriyet ve CNN Türk, Reuters'a
konuşan bir yorumcunun söylediklerini 'Reuters'ın muhabiri söylemiş gibi'
vermeyi tercih ederken, Ergenekon konusunda ısrarlı hedef saptırdığı yönündeki
iddialara bir yenisini daha eklemiş oldu.
Reuters'da yer alan haberin
orjinal başlığı "Türkiye darbe planını soruşturuyor-İktidar partisi mahkemede"
şeklindeyken, Hürriyet ve CNN Türk bu başlık altındaki haberin içinde görüşüne
yer verilen Jenkins'in ifadesini, ajansın yorumuymuş gibi başlık olarak seçti,
haberi de şöyle verdi: "Reuters yorumu: Ergenekon uyduruk bir örgüt"
İstanbul'da yaşayan ve Türkiye'deki güvenlik meselelerinde uzman olduğu
belirtilen Gareth Jenkins, Reuters'a yaptığı açıklamada, "Ergenekon belki bir
cani örgüt olabilir ve de yargılanması gerekebilir. Fakat özensiz,bir örgütlenme
ve yaşlı kişilerin sorumluluğunda. Bunun çok ciddi bir şey olabileceği hayli
şüpheli" ifadesini kullanmıştı.
Reuters haber yorumunda, sadece Gareth
Jenkins'i değil, Türk ve yabancı çok sayıda kişinin, Ergenekon konusunda
yorumlarına yer vermişti.
Dünyanın önde
gelen haber ajanslarından Reuters önceki gün, İstanbul'daki bazı uzmanları
konuşturarak Ergenekon soruşturmasına ilişkin haberini servise koydu. Reuters'da
yer alan haberin orjinal başlığı "Türkiye darbe planını soruşturuyor"
şeklindeydi. Ancak, bazı gazeteler, bu başlık altındaki haberin içinde görüşüne
yer verilen güvenlik uzmanı Gerıt Cenkins´in bir sözünü, ajansın yorumuymuş gibi
başlık olarak seçti ve haberi de "Reuters yorumu: Ergenekon uyduruk bir
örgüt" şeklinde verdi.
YORUMCUNUN SÖZLERİNİ ÇARPITARAK REUTERS
YORUMU DİYE VERDİLER
Skandal, bununla da sınırlı kalmadı. Çünkü alıntı
yapılan Cenkins'in sözleri de yanlış tercüme ile okuyuculara aktarılmıştı.
"Ergenekon belki bir cani örgüt olabilir ve de yargılanması gerekebilir. Fakat
dalgalı (titiz örgütlenmeyen, özensiz, yarım yamalak) bir örgütlenme ve yaşlı
kişilerin sorumluluğunda" diyen İngiliz güvenlik uzmanının sözleri, tamamen
çarpıtılarak haberin başlığı olarak kullanıldı.
Bununla da kalmayan
gazete ve televizyonlar Retures'ın haber yorumunda geçen diğer Türk ve yabancı
kişilerin yorumlarını da görmezden gelerek Ergenekon konusunda ısrarlı hedef
saptırma gayretlerine bir yenisini daha eklemiş oldu.
AYDIN DOĞAN KOMŞUSUNU MANŞET YAPTI
![]() |
|
|
Hürriyet bu haberi niçin manşet yaptı?
Aydın Doğan, komşusuna "sahte şeyh" diye Hürriyet'ten vurdu
ama işin aslı rant çıktı.
Hürriyet
Gazetesi'nde dün yayınlanan "Sahte şeyhin mera oyunu" başlıklı haberinin
altından ilginç bir gerçek ortaya çıktı.
Habere konu olan arazinin hemen
yanı başında gazetenin sahibi Aydın Doğan'a ait villa kentin kurulduğu
belirlendi. D Yapı tarafından 2004 yılında ruhsat alınarak yapımına başlanan
sitede 180 villa yer alıyor. Aydın Doğan'a ait villa kentin yanı başındaki mera
olduğu iddia edilen arazinin ise Yaşar Yılmaz'ın tapulu malı olduğu belirlendi.
Elde edilen 1979, 1982, 1989 ve 1992 tarihli 6 adet resmi tapuya göre Yaşar
Yılmaz'ın 26 dönümlük arazisi bulunuyor. Arazilerin tamamı tapu kayıtlarında
'tarla' olarak geçiyor. Yine resmi tapu kayıtlarına göre arazilerin söz konusu
tapu tarihlerinde para ödenerek satın alındığı belirlendi. Akfırat
Belediyesi'nden yapılan açıklamada ise haberlerin arkasında rant kavgası olduğu
iddia edildi. Aydın Doğan'ın gazetelerinde yer alan haberin komşusu Yaşar
Yılmaz'ı da üzdüğü öğrenildi.
Hürriyet
Gazetesi'nde dün ilginç bir şeyh-arazi haberi yayınlandı. Haberde, "İstanbul'un
Tuzla ilçesine bağlı Akfırat Beldesi'nde, beş yıl önce jandarma operasyonuyla
çete suçundan tutuklanan, 15 kadınla harem kurduğu çiftliğine 'mera alanı'
olduğu gerekçesiyle yıkılıp el konulan sahte şeyh Yaşar Yılmaz, aynı araziye bu
kez imar oyunuyla geri döndü." ifadeleri kullanıldı. 28 şubat sürecinde bu
iddialarla gündeme gelen Akfırat, daha sonra İstanbul'un rantı en yüksek
alanları içerisine girdi. Beldede arsaların metrekaresi şu anda 100 YTL'nin
üzerinde değer görüyor. 28 Şubat sürecinde irtica haberleri ile gündeme gelen
Yaşar Yılmaz'ın bölgeden jandarma zoruyla çıkartılmasından sonra pek çok büyük
şirket Akfırat'ta lüks siteler kurdu. Söz konusu şirketler arasında irtica
haberlerini yayımlayan Doğan grubuna ait D Yapı da yer alıyor. D Yapı'ya ait
Akfırat Evleri 180 villadan oluşuyor. Konutların satış fiyatları milyon dolardan
başlıyor. Akfırat'ta lüks konutlar inşa eden Doğan Grubu'nun gazetelerinde yer
alan haberler ise dikkat çekici. Hürriyet'in haberinde "Belde belediyesinin
vatandaşlardan muvafakat belgesi alıp Tarım İl Müdürlüğü'ne başvurması üzerine
Valilik Mera Komisyonu araziyi mera vasfından çıkarıp kamu ortak alanı olarak
tahsis etti. Belediye, 166 dönümlük araziden, Yaşar Yılmaz'a 25 dönüm, oğlu
Enes'e iki dönüm, Akfırat Belediye Başkanı Hilmi Yıldız'a 900 metrekare, oğlu
Enes Yıldız'a 13 dönüm hissenin metrekaresi 20 YTL'den (gerçek değerinin 1/13'ü)
hisse sattı. Yaşar Yılmaz, belediyenin tümüyle yasadışı olduğu belirtilen bu
işlemleriyle, daha önce zorla atıldığı çiftlik arazisine bu kez sınırları daha
da genişletilerek dönmüş oldu." iddialarına yer verildi.
İddia edilen
arazi Yaşar Yılmaz'ın tapulu malı
Ancak, habere konu edilen arazi resmi
kayıtlarda Yaşar Yılmaz'ın tapulu malı olarak gözüküyor. Bahsedilen imar
uygulaması ise Yaşar Yılmaz'a ait araziyi kapsamıyor. Belediye kayıtlarına göre
haberde iddia edildiğinin aksine Yaşar Yılmaz'a ait arazilerin söz konusu imar
uygulamasının dışında kaldığı belirlendi. Resmi tapu kayıtlarına göre Yaşar
Yılmaz'a ait araziler şöyle: 11 Eylül 1979 tarihli tapu senedine göre 4 bin 800
metrekare, 9 Temmiz 1979 tarihli tapu senedine göre 5 bin 100 metrekare, 22
Eylül 1982 tarihli tapu senedine göre bin 900 metrekare, 11 Eylül 1979 tarihli
tapu senedine göre 4 bin 800 metrekare, 9 Eylül 1989 tarihli tapu senedine göre
7 bin 200 metrekare, 14 Mayıs 1992 tarihli tapu senedine göre 4 bin 800
metrekare, 19 Nisan 1982 tarihli tapu senedine göre 4 bin 800 metrekare.
"İddiaların arkasında rant kavgası var"
Haberde yer alan
iddialar üzerine dün Akfırat Belediyesi'nden de yazılı bir açıklama yapıldı.
Belediyenin açıklaması şöyle: "Tüm iddialar, bölgemizden rant hedefleyenlerce
uydurulan iddialardır. Beldemizde 2004 yılı itibariyle mera vasfı taşıyan 6
pafta 1140 parsel, belediyemizin 29.04.2004 tasdik tarihli Islah İmar Planı ile
planlanmış ve 2004 yılında çıkarılan 5273 Sayılı "Arsa Ofisi Kanunu ve Toplu
Konut Kanununda Değişiklik Yapılması ile Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün
Kaldırılması Hakkında Kanun" ile mera vasfından çıkartılarak TOKİ'ye
devredilmiştir. Söz konusu parsel, bu tarihten sonra imar parseli olarak TOKİ
adına uygulamaya girmiştir. Dolayısı ile sahte imzalarla mera vasfından
çıkarıldığı tamamen uydurma ve gerçek dışıdır. Böyle bir sahtekarlığın olma
ihtimali de zaten yüce mahkeme ve savcılar tarafından belediyemizin talebiyle
araştırılmaktadır. Söz konusu uygulamadan kamuya ait 300.000 metrekarelik
bedelsiz alan oluşturulmuştur.(Yol, park, okul yeri ve sosyal donatılar) Aynı
zamanda 40 yıldır kangren haline gelen bu bölgedeki imarsızlık, bu uygulamayla
çözüme kavuşturulmuştur. Belediyemizin bu hakkı, ilgili yasa maddelerinde de
açıkça gösterilmiştir. Yapılan bu uygulama da vatandaşlarımız tarafından
memnuniyetle karşılanmış sivil toplum kuruluşları tarafından belediyemize
defalarca teşekkür plaketleri verilmiştir. Belediyemizin Fırat Mahallesinde 3194
Sayılı İmar Kanununun 18 Maddesine istinaden yapmış olduğu imar uygulamasına
toplam 635.000 metrekarelik alan girmiştir. Bu alanda 1075 malik bulunmaktadır.
Bu alan içerisinde de Yaşar Yılmaz adlı kişiye ait 26.300 metrekare yer
mevcuttur. Bu arsalar 1979, 1980,1982 ve 1992 yıllarında alınmış olup, tapuları
hem belediyemizde hem de Tapu Kadastro Müdürlüğünde mevcuttur. Dolaysıyla; söz
konusu kişiye 18 uygulaması ile tahsis edilmiş her hangi bir yer söz konusu
değildir. 18 uygulamasında hiç kimseye yer tahsisi yapılamaz. Ancak var olan
tapuları da belediyemizin iptal etme gibi komik bir yetkisi yoktur!"
AKTİFHABER
YİNE VATAN, YİNE ÇARPITMA HABER
![]() |
|
|
Cuma namazı kriz çıkarmış !!!
Her geçen gün yeni bir habercilik skandalına daha imza atan
Vatan gazetesi, bakın bu kez nasıl çarpıttı!
Haber 5'in haberine göre Vatan gazetesi, çarpıtma haberlerine
bir yenisini daha ekledi. Özellikle halkın mukaddesatı ile ilgili konular
provakatif haberciliği yapmasıyla gündeme Vatan gazetesi bu kez de Milli Takım
futbolcularının Cuma namazı kılma isteğini 'Cuma namazı Kriz yarattı!'
başlığıyla haberleştirdi. Vatan'ın bu tavrı 2002 yılında Güney Kore ve
Japonya'da Cuma namazı kılan Milli Futbolcularımıza yönelik medya lincini
anımsatırken, böylesi provokatif bir haberin Milli Takım'ın hayati Portekiz maçı
öncesinde verilmesi de kafaları karıştırdı.
İÇİMİZDEKİ
PORTEKİZLİLER Mİ?
Vatan gazetesinin iddiasına göre, İsviçre'de kampta
bulunan Milli Takım futbolcularının dün öğle saatlerinde Cuma namazı kılmak
istemesi krize neden oldu. Vatan, krizin gerekçesi olarak ise, futbolcuların
Türk Camiine gitmek istemesini gösterdi. Namaz, oruç ve başörtüsü halkın
mukaddesatını aşağılayacı haber yapmayı gelenek haline getiren Vatan'ın Müslüman
Türkiye halkının bağrından çıkardığı Milli Takım futbolcularının namaz kılmak
istemesini 'Kriz' olarak duyurması ise daha çok tepki çekeceğe benziyor.
Vatan'ın haberi 2002 yılında Milli Takımımız'ın Güney Kore ve Japonya'da
düzenlenen Dünya Futbol Şampiyonası'nda çıkarılan aynı başlıklı provakatif
haberleri hatırlatırken, aynı haberlerin altı yıl sonra yine aynı medya grubunun
gazetelerinde yer alması ise kartelin din düşmanlığında hiçbir değişiklik
olmadığını ispatlar nitelikte.
YİNE VATAN, YİNE PROVOKASYON
Milli Takımımız'ın 2008 Avrupa Şampiyonası sebebiyle bulunduğu İsviçre'de namaz
kılma isteğini kriz olarak takdim eden Vatan'ın, Portekiz maçı gibi önemli bir
maç öncesinde böylesi haberler yapması ise otoriteler tarafından sorumsuz
gazetecilik olarak vasıflandırılıyor.
SABIKALILAR!
Hatırlanacağı üzere Türkiye Futbol Milli Takımı 2002 Dünya Şampiyonası'nda
önemli bir başarıya imza atmış ve dünya üçünçüsü olmuştu. Ancak o zaman da
futbolcuların namaz kılma isteği kriz olarak servis edilmiş ve dönemin önemli
kartel tüfeklerinden Tuncay ÖZKAN Milli Takım içinde irticai yapılanma olduğunu
iddia ederek dünya şampiyonluğunu kıl payı kaçıran takımımız hakkında bakın
neler yazmıştı:
"Namaz krizi
İlk kriz Milli Takım’ın Hong
Kong kampına gitmesiyle baş göstermiş. Kampa giren futbolcular çalışmalarını
sürdürürken, Hakan Şükür’ün başını çektiği bir grup futbolcu cuma namazı kılmak
istemiş. Teknik Direktör Şenol Güneş önce mırın kırın etmiş ama, sonra takımda
kendisinden daha etkin olan Hakan’ın sözünü yerde bırakmamak için, "isteyenler
otelde kılsın" diyerek namaza gidilmesine olur vermiş.
Bu arada Milli
Takım antrenörlerinden eski Trabzonsporlu ünlü futbolcu Ünal Karaman’ın etkisini
de anlatmak lazım. O da Hakan ile birlikte Güneş’e baskı yaparak Hong Kong’daki
camiye gitmek istediklerini belirtiyor. Güneş’in haklı olarak takımda ikilik
çıkmasın düşüncesiyle düşünme süresi içinde Haluk Ulusoy da Güneş’i arayarak
futbolculara hoşgörülü davranmasını söylüyor. Böylece takım toplu olarak cuma
namazına gidiyor. Ancak takımdaki bazı futbolcular namaza katılmıyor.
Sorun da burada başlıyor zaten. Kılanlar kılmayanlar diye takım ikiye bölünüyor.
Su testisi çatlayınca
Kadro dışı bırakılan Tayfun ve Serhat namaza
katılmayan futbolcular arasındalar. Kadro oluşturulduğu sırada Hakan Şükür ve
Emre Belözoğlu’nun bu futbolcuların gönderilmesi konusunda büyük baskı yaptığı
söyleniyor. Hakan Şükür’ün, İlhan Mansız’ın da gönderilmesini istediği ancak
yönetimin bunu göze alamadığı da kampta konuşulanlar arasında.
Dünya
Kupası finalleri başlıyor ve A Milliler ilk maçı 3 Haziran’da Brezilya ile
oynuyor. Hakan Şükür maçta hiçbir varlık gösterememesine, tek bir pozisyona dahi
girememesine karşın 90 dakika boyunca oyundan alınmıyor. Buna rağmen Şenol Güneş
maçın en iyilerinden Yıldıray’ı oyundan alıyor. O da ilk namazda
bulunmayanlardan. Daha sonra futbolcular Seul’de cami ziyaretinde bulunuyorlar.
Bu ikinci cami ziyareti aradaki soğukluğu gidermeye yetmiyor." (Milliyet,
12.6.2002)
Kartel medyasının olası bir başarısızlıkta yine sorumluluğu
namaz kılan futbolculara yükleyip yüklemeyeceği merak edilirken, Vatan'ın haberi
üzerine TFF Başkan'ı Hasan Doğan'dan ve Milli Takım yetkililerinden henüz bir
açıklama gelmiş değil.
BU KAÇINCI YALAN BÖYLE?
![]() |
|
|
Derste namaz kılmamışlar !
Ders saatinde namaz iddiası yalanlandı. Olayı basına bir
öğretmen ile bir eğitim sendikasının sızdırdığı ortaya çıktı.
Adana Fatih Terim Lisesi'nin
terasında bazı öğrencilerin ders saatinde namaz kıldıkları yönünde çıkan
haberler üzerine açıklama yapan Okul Müdürü Ahmet Nacar, öğrencilerin teneffüste
namaz kıldıklarını söyledi. 750 öğrencisi bulunan Fatih Terim Lisesi'nde bazı
öğrencilerin ders saatinde namaz kıldığı iddiaları ve bu ibadeti yerine
getirenlerin 'gerici, yobaz, örümcek kafalı' şeklinde nitelendirilmesi
öğrenciler ve aileleri tarafından büyük tepki çekti.
Haberde öğrencilerin
12.30'da derse girdikten sonra bir grubun derse girmeyip okulun terasında toplu
namaz kıldığı belirtildi. Oysa öğrencilerin birinci dersin bitimindeki 7
dakikalık teneffüste ibadetlerini yerine getirdiği ortaya çıktı. Söz konusu
haber, birlikte verilen fotoğraflarla da çelişti. Ders saatinde namaz kılındığı
iddia edilmesine rağmen, fotoğraflarda bir kısım öğrencilerin okul bahçesinde
gezinti halinde olması, bazı öğrencilerin camdan çevreyi seyretmesi 'ders
saatinde namaz kılındığı' yönündeki iddiaları da çürüttü. Öğrencilerin cami uzak
olduğu için ve okulda ibadet yapacak başka bir boş oda veya sınıf bulamadıkları
için zaman zaman açık tutulan çatı kapısından terasa çıktıkları ve burada namaz
kıldıkları öğrenildi.
Son aylarda işini
gücünü türbanla okula girenleri ve namaz kılan öğrencileri avlamaya bağlayan
Doğan Grubu'nun amiral gemisi Hürriyet ve yardımcı klavuz gemisi Milliyet ile
Vatan yeni bir başarıya( ! ) imza attı. Adana’da bulunan Fatih Terim Lisesi’nin
çatı katında bir grup öğrenci ders saatinde toplu namaz kıldı. Haber 1 adet
resimle de desteklenmiş. Amaçları her zaman üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek
olan ve bu yüce uğurda( ! ) daha önce onlarca kez çuvallayan 2 güzide gazetemiz
yine çuvallamışa benziyor. Zira Diyanetin sitesine, yada Hürriyet ve Milliyet'in
de dahil olduğu Ulusal ve yerel gazetelerin namaz vakitleri bölümüne göz
atıldığında görülecek ki bu haberde pek çok haber gibi omurgasız. Şöyle ki.
Haberde Saat 12:30 da ders zili çaldığında diğer öğrenciler sınıflara girerken
bir grup öğrencinin çatıda toplu namaza durduğu yazılmış. Yer neresi Adana..
Toplu namaz kıldığı iddia edilen arkadaşlar ne namazı kılıyor olabilir ? Kaçan
sabah namazını toplu kılmıyorlarsa (ki fıkıhta böyle bir uygulama yok) Öğle
namazı. Peki Adana’da öğle namazı kaçta okunuyor saat 12:44 (Bkz
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/vakithes_namazsonuc.asp) Fazla söze gerek yok
takdir sizin. Galiba Amiral gemisi ve kılavuz gemi yine su alıyor, battı
batacak. Bu arada hatırlatmakta fayda var Okulda namaz kılmak yasalara göre
yasak değil. Bu konudaki tek düzenleme; Talim Terbiye Dairesi Başkanlığı'nın 13
Aralık 1977 sayılı tebligatı... Valiliklere gönderilen telbigatta, ibadet etmek
isteyen öğrencilere okul müdürlüklerinin gereken kolaylığı sağlaması isteniyor.
Bu isteğin de Anayasa'nın 19'uncu maddesindeki din ve vicdan hürriyeti gereği
olduğu belirtiliyor.
OKUL MÜDÜRÜ YALANLADI
Okul Müdürü
Nacar, öğrencilerin ders saatinde namaz kıldığı yönündeki iddiaların tamamen
asılsız olduğunu belirterek, okulu, okul dışından bazı çevrelerin hedef aldığını
dile getirdi. Öğrencilerin namaz kıldığı terasa açılan kapıların genellikle
kilitli tutulduğunu kaydeden Nacar, "Ancak okulda bazı sıra ve masalar fazlalık
geliyor. Kullanılmayanları bazen çatıya koyuyoruz. Bu sırada kapı açıldığında
öğrenciler namaz kılmış. Beş yıldır bu okulda görev yapıyorum. Şimdiye kadar
böyle bir şey olmuş değil. Bu çevre muhafazakâr eğilimli bir çevre. Öğrencilerin
ibadetini yerine getirmesi doğal bir durum. Kimsenin ibadetine karışmayız. Zorla
kılacaksın, kılmayacaksın da diyemeyiz." diye konuştu.
Nacar,
öğrencilerin ders saatinde namaz kıldıkları iddiasını da kesin bir dille
yalanladı. Nacar, "Dersi bırakıp da kimse namaz kılmaz. Dersteki öğretmenin
'gidin namaz kılın' deme yetkisi yok. Böyle bir zorlama da yok, onu yapan da
yok. Özel bir namaz kılma yeri ayarlama imkanımız da yok." dedi.
ÖĞRENCİLER TEPKİLİ
Habere konu olan öğrenciler ise, küçük yaşlardan
beri namaz kıldıklarını belirtti. Öğrenciler, okula 1 kilometre mesafedeki
camiye gidemedikleri için evde abdest alarak okula geldiklerini; öğle namazını
birinci ile ikinci ders arasındaki teneffüste uygun buldukları yerde
kıldıklarını söyledi.
Bir eğitim sendikasının bazı yayın organlarını
arayarak yönlendirmesinden şikayet eden öğrenciler, kendilerinin 'terör suçu'
işlemiş gibi gösterilmesine bir mana veremediklerini ifade ettiler. Liseli
öğrenciler, "Biz içki, uyuşturucu kullanmadık, hırsızlık yapmadık, terörist
muamelesini hak etmedik." dediler.
Namaz kılan öğrenciler arasında yer
alan A.D., anne ve babasının da namaz kıldığını; aslen Mardinli olduğunu
belirterek, "Ailemden küçük yaştan beri namaz kılmayı öğrenmiş, ergenlik yaşına
gelmiş bir öğrenciyim. Kimsenin yönlendirmesi ile namaz kılmıyoruz. Namaz
kılanlar da farklı farklı sınıflardan öğrenciler. Okula evden abdestli gelip
ders arasında namaz kıldık. Bunda ne çevreye, ne okul yönetimine zararımız var.
Namaz kılınmasını gericilik olarak görenler, dolaylı yoldan din, namaz, Allah
düşmanlığı yapıyor. Namaz kılmayıp elimize uyuşturucu, eroin, hap alsak herhalde
bu çevreler memnun olacaktı." dedi.
Namaz kılan öğrencilerden bir diğeri
olan Ü.S. de, okulda ibadet yapmanın suç gibi gösterilmesini anlayamadıklarını;
namazın karşısında olan kişilerin art niyetli olduğunu kaydetti.
İNCELEME BAŞLATILDI
Bu arada, Adana Milli Eğitim Müdürlüğü'nden bir
müdür yardımcısı ve bir müfettiş olayın internet sitelerinde haber olarak yer
almasının ardından okula gelerek inceleme yaptı. Okulun başka bölümlerinde
mescit veya namaz kılmak için ayrılmış oda olup olmadığını kontrol eden
görevliler, tutanak tutarak Milli Eğitim Müdürlüğü'ne sundu.
SENDİKA
İHBAR ETMİŞ
Öte yandan, namaz kıldıkları görüntülenen öğrencilerin
çevrede oturanlar tarafından ihbar edildiği haberleri yalanlandı. Gazetecileri
bir öğretmen ile bir eğitim sendikasının yönlendirdiği öğrenildi. Haberdeki
demecinde namaz kılınmasını 'gericilik' olarak niteleyen Eğitim-Sen Adana Şube
Başkanı Güven Boğa ile aynı sendikaya üye başka bir öğretmen tarafından
habercilerin yönlendirildiği iddia edildi. CİHAN
'MAHALLE BASKISI' DEĞİL, MEDYA YALANI
![]() |
|
|
Vatan'ın haberi yine YALAN çıktı
Malatya'da iç çamaşırı satan esnafın vitrinde sergilenen
ürünler nedeniyle imzasız mektuplarla tehdit edildiği iddiasının asılsız olduğu
ortaya çıktı.
Bazı gazete ve
Zaman'a konuşan esnaflar, bahsedildiği gibi bir tehdit mektubu almadıklarını
söyledi. Malatya'nın en işlek caddesinde faaliyet gösteren işyeri sahipleri
hafta sonu kapılarının altından atılan herhangi bir mektup olmadığını, her
kesimden müşterileri olduğunu, yıllardır hiçbir tepki veya tehditle
karşılaşmadıklarını dile getirdiler. İşyeri fotoğrafları yayınlanan esnaflar,
gerçeği yansıtmayan haberler nedeniyle yasal yollara başvuracaklarını da
vurguladılar.
Söz konusu haberlerde, iç çamaşırı vitrinde sergileyen
işyerlerine 'Duyarlı Malatyalı Kadınlar' adına yazılmış "Haya ve iffet
zedeleniyor. Toplumun ahlakının daha da bozulmasına vesile olan bu tür
davranışlardan sizi de vazgeçmeye çağırıyoruz" yazısı ile karşılaştıkları iddia
ediliyor. Habere konu fotoğraftaki Öz Gürbüz isimli işyerinin sahibi İhsan
Gürbüz, işyerine herhangi bir mektup atılmadığını belirtiyor. Gürbüz,
"Mağazalarımızın vitrin fotoğraflarının çekilerek oluşturulan bu haberin
gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok. Hassas ve bilinçli halkımızın kafasını
karıştırmak için yapılan bu haberi esefle kınıyorum. Mütedeyyin müşterilerimizin
mağazadan çıkarken çekilen fotoğrafları ile böyle bir hava verilmeye
çalışılmış." ifadelerini kullanıyor. Gürbüz, iddiasını ispatlamadan, olmayan bir
şeyi varmış gibi gösteren medya ile yargı önünde hesaplaşacaklarını aktardı.
Aynı haberde fotoğrafı gösterilen Sera İç Giyim'in sahibi Metehan Özgül, 3
yıldır işletmeciliğini yaptığı işyerinde bugüne kadar hiçbir şekilde baskı veya
tehdit almadığını kaydediyor. Özgül, internet sitelerinde işyerinin
fotoğraflarını görünce çok şaşırdığını ifade ederek, "Bizim kapımızın altından
mektup atılmadığı gibi, bize bu konunun doğruluğu ile ilgili hiçbir şey
sorulmadı. Dükkanımız her kesime hitap ediyor ve kimsenin birşey dediği yok. Bu
haber yalandır ve işyerimizin prestijini zedelediğini düşünerek hukuki yoldan
her türlü hakkımızı arayacağımızı bildirmek istiyorum." dedi. Aynı yerde çalışan
Esma Yılmaz ise işyerlerine kapalı ve açık her türlü müşterinin geldiğini,
bugüne kadar hiçbir sorun olmadığını, tepki veya tehdit almadıklarını belirtti.
Fotoğrafta yer
CUMHURİYET'İN HABERİ KAYMAKAMLIK TARAFINDAN YALANLANDI
![]() |
|
|
Cumhuriyet'ten bir yalan haber daha
Cumhuriyet gazetesinin, Hasanoğlan'daki Atatürk Anadolu
Öğretmen Lisesi'nde bulunan lokalin kapatılıp, mescit açıldığı yönündeki haberi
yalanlandı.
Elmadağ Kaymakamı Osman
Kaymak, habere konu olan çay bahçesinin ve açık alanın, okul aile birliği kararı
ile masa oyunlarının oynanmaması şartıyla kiraya verildiğini belirterek, "Ancak
okul içinde bulunan bu yerde kağıt ve okey oyunu oynandığı tespit edildiğinden,
öğrencilere kötü örnek teşkil edeceği düşüncesiyle kaldırılmıştır. Çay
bahçesinin salonu kapatılmamış olup, diğer sosyal etkinlikler için
Cumhuriyet Gazetesi'nin, 31 Mayıs 2008 tarihli haberinde, Hasanoğlan'daki
Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesi'nde bir mescid açıldığı, diğer yandan mevcut
lokalin kapatıldığı iddasına yer verilmişti.
Elmadağ Kaymakamlığı, İlçe
Milli
Elmadağ Kaymakamı Osman Kaymak, konu ile ilgili
açıklamasında şunları dile getirdi: "Adı geçen okulda bulunan mescid 1960
yılından beri personelin ibadet ihtiyacını karşılamak için açılmış ve 1985
yılında da bakanlıkça uygunluk onayı verilmiştir. Ayrıca, lokal statüsünde bir
yerimiz bulunmamaktadır. Habere konu olan yer çay bahçesi ve açık alan olarak
okul aile birliği tarafından mevzuata
Elmadağ Kaymakamı Osman Kaymak, söz konusu
iddia ile ilgili gazeteye tekzip metni gönderdiklerini de sözlerine ekledi.
CİHAN
BİR HABER DAHA YALAN ÇIKTI
![]() |
|
|
Park kavgasını tayt kavgası yaptılar
Sakarya Valisi Hüseyin Atak, ''Kimsenin ilimizi ve
Sapanca'yı farklı göstermeye hakkı yoktur'' dedi.
Atak, Büyükler
Bazı ulusal
ve yerel basın organlarında ''milli kürekçilere tayt dayağı'' başlığıyla
haberler yer aldığını kaydeden Atak, şunları söyledi:
''Sapanca ilçesi
Kırkpınar beldesinde 3 gün süren kürek yarışmaları yapılmış ve yarışmalar
başarıyla sonuçlandırılmıştır. Bu yarışmalara 24 kafile katılmış ve bu kafilede
240 sporcu yer almıştır. Bunların hepsi de Sapanca'da ikamet etmişlerdir. 31
Mayıs akşamı
-''İLİMİZİ
FARKLI GÖSTERMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR''-
Olayda yaralanan genç sporcunun
tedavi edildikten sonra taburcu edildiğini belirten Atak, araştırmalar sonucunda
olaya karışan 5 kişinin yakalandığını bildirdi.
Olayın iddia edildiği
gibi tayt nedeniyle çıkmadığını ifade eden Atak, sözlerine şöyle devam etti:
''Usulsüz bir şekilde park parası istenmesi nedeniyle tartışmanın kavgaya
dönüşmesiyle karşılıklı darp vakası olmuş. Olay tamamen usulsüz park parası
istenmesinden kaynaklanan bir olaydır. Bunu başka yöne çekmek, ilimizi farklı
göstermek mümkün değildir. Sapanca'da 5 yıldır kürek yarışmaları yapılmaktadır
ve en ufak bir şey de olmamıştır'' diye konuştu.
Atak, kafile başkanı
Ankara Üniversitesi Su Sporları Öğrenci Eğitim Merkezi Başkanı Prof. Dr Yılmaz
Akça ve sporcuların basın mensuplarına farklı beyanlarda bulunduklarını
kaydetti.
Sapanca'nın turizm bölgesi olduğunu belirten Atak, ''İlçemizi
ve ilimizi farklı göstermenin hiçbir faydası yoktur. Tamamen usulsüz park parası
almak ve lastiklerinin inmesinden kaynaklanan hakaret olayıdır. Bunu başka yöne
çekmek ilimize ve ilçemize zarar verir. Kimsenin ilimizi ve Sapanca'yı farklı
göstermeye hakkı yoktur. Sakarya turizmi, tarımı ve sanayisiyle ülkemizin
yıldızı parlayan bir ilidir. Burada
CUMHURİYET'TEN BİR YALAN KLASİĞİ DAHA
![]() |
|
|
Cumhuriyet'in Gülen'e son iftirası !
Fethullah Gülen'le ilgili olarak yazdığı haberler mahkeme
kararlarıyla yalanlanan Cumhuriyet gazetesi, taktik değiştirdi.
Gazete bu kez bazı bilgileri çarpıtarak haberleştirip Gülen'i kamuoyu önünde
suçlu gibi göstermeye çalışıyor.
Çarpıtma ve yalan bilgilerden oluşan
haberin kimi gazeteciler tarafından alınıp yorumlanması üzerine Gülen'in avukatı
Orhan Erdemli, bir açıklama yaptı. Gülen'in 1982 yılında emekli olduğunu,
sigortalı olması sebebiyle devlete fazladan primi ödediğini belirten avukat
Erdemli, , "Müvekkilim kendisine haksız çıkar sağlamamıştır. Emekli olduktan
sonra redaktörlük işini sürdüren Sayın Gülen sigortalı yapılmamış olsaydı bu
sefer de vergi kaçırıyor denilecekti." yorumunu yaptı. Sosyal
22 Mayıs 2008'de Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan habere
Fethullah Gülen'in avukatı itiraz etti. Gazetenin Gülen'le ilgili 'haksız ve
kuşku uyandırıcı iddialara yer verdiğine' dikkat çeken avukat Orhan Erdemli
şöyle dedi: ''Müvekkilim muhterem Gülen, redaktör olarak çalıştığı dönemde yasal
düzenleme ve
Sosyal Güvenlik Uzmanı diyor ki..
Cumhuriyet'in ''Fethullah Gülen
Söz konusu haberdeki başka bir
çarpıtma ise Fethullah Gülen'in çalıştığına yönelik yazılı sözleşmenin
bulunmadığı kısmı oldu. Fakat o dönemki 1475 sayılı iş kanununun 9. maddesinde
''yazılı akit yapılmayan durumlarda işveren, işçinin isteği üzerine, kendisine
genel ve özel iş şartlarını gösteren ve imzasını taşıyan bir belge vermekle
yükümlüdür. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.''
ifadesi geçiyor.
Bir yayınevi için 'redaktörlük' vazgeçilmez birimler
arasında yer alıyor. Bu çerçevede, NİL AŞ, yayınladığı bazı eserler için
Gülen'den hizmet alıyor. Cumhuriyetin haberinde yayınevinde 'redaktör' alarak
görev yapan Gülen'in bu işi yurt dışında yapması da suç gibi gösteriliyor.
Redaktör olarak çalışanların sabit mesai ve yer şartının olmadığı gerçeği
görmezden geliniyor.
ASPARAGAS ÇIKMADI AMA HABER EPEY BAYATLAMIŞ ...
![]() |
|
|
NTVMSNBC'nin haberi BAYATMIŞ !
Eski haberleri yayınlamasıyla meşhur olan Daily Mail'in
haberinin tarihini araştırmadan yayına koyan NTV kendini aklamaya çalışıyor.
Yeni Şafak gazetesinin ‘asparagas’ iddiasına ve “İngiliz’in din düşmanlığına NTV
de takıldı” suçlamasına konu olan haber, aslında iki gün önce İngiliz Daily Mail
gazetesinde, Suudi Arabistan’ın Al Riyadh gazetesi kaynak gösterilerek
yayınlanmış!
Habere göre, Suudi Arabistan’da bir kadın, 30 yıllık
kocasını “yüzüne baktığı” için boşuyordu. Gelenekler uyarınca, adam, karısının
yüzünü hiç görmemişti. 30 yıl sonra bir gece kadın uyurken, peçesini kaldırıp
yüzüne bakmış, kadın durumu fark edince, gelenekleri ihlal ettiği gerekçesiyle
boşanmak için mahkemeye başvurmuştu.
“BİRİNCİ KAYNAK” YALANLADI AMA
Yeni Şafak gazetesi, dünkü sayısında, bu haberin “asparagas” olduğunu iddia
etti; Daily Mail’i “din düşmanlığı” ile, NTVMSNBC’yi de “yalan haberi
araştırmadan yayınlamakla, saygınlığına yakışmayan asparagas haber yapmakla,
İngiliz’in din düşmanlığına takılmakla” suçladı. “Yeni Şafak iddiayı birinci
kaynağına ulaşarak aydınlattı” diyen gazete, Al Riyadh gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni Abdulmuhsin Davud’a sorduğunu, Davud’un “Bizim gazetemizde böyle bir
haber hiçbir zaman yer bulmamıştır. Böyle bir olay yaşanmamıştır” dediğini
yazdı.
HABER ARŞİVDE DURUYOR
Yeni Şafak gazetesi, Al Riyadh’ın
Genel Yayın Yönetmeni’nin sözünü “birinci kaynak” olarak yeterli bulup,
iddiasını da bunun üzerine kurarak, hem gazetesinden, hem de internet sitesinden
dünyaya ilan etti. NTVMSNBC “Dünya” servisi, bu iddia üzerine, Yeni Şafak’ın
yaptığını değil, dediğini yaptı, haberi “birinci kaynak”tan araştırdı. Al
Riyadh’ın internetteki arşivini taradı ve haberi buldu, Arapça orijinalinden
çevirtti. Yeni Şafak’ın “birinci kaynağı” onları yanıltmış. Çünkü, Al Riyadh
Genel Yayın Yönetmeni’nin “asla” gibi kesin bir ifadeyle reddettiği haber,
gazetenin internet arşivinde, üstelik yayınlandığı sayının PDF formatıyla
duruyor.
MEĞER HABER BAYATMIŞ
Ekim 2007 tarihli Al Riyadh
gazetesinde çıktığı ve internet sitesinden yayınlandığı görülen haber aylar
sonra (21 Mayıs 2008'de) Daily Mail gazetesinde SANKİ YENİ BİR HABERMİŞ
gibi yer buldu. Orjinal haberin yayınlanma tarihini kontrol etme gereği bile
duymayan NTVMSNBC, bayatlamış haberi okuyucularına sunmuş oldu...
SÖYLEMEDİĞİM SÖZÜ MANŞET YAPMIŞLAR, ÖZÜR BEKLİYORUM
![]() |
|
|
Hürriyetin manşetine yalanlama
AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Lagendijk,
dün kendisiyle ilgili Hürriyet gazetesinin manşetinde yer alan haberi kınadı ve
gazeteden özür beklediğini söyledi.
Zaman'a konuşan Lagendijk,
pazartesi günü Washington'daki Amerikan-Türk Konseyi toplantısında dile
getirdiği görüşlerin yanlış aksettirildiğini vurguladı. Haberde iddia edildiği
gibi, 'AK Parti'yi,
AK Parti'ye bu tür
eleştirileri yapanların Cumhuriyet ve diğer bazı gazeteler olduğunu hatırlatan
Lagendijk, "Benim hükümete çağrım, bu insanları haksız çıkarması ve bunun da en
iyi yolunun Avrupa reformlarını yeniden gündeme getirmesidir." dedi. Hürriyet
gazetesinin yayıncılığını da sert şekilde eleştiren Lagendijk, şöyle konuştu:
"Bu, ya İngilizce'yi çok iyi bilmeyen ya da sözlerimi kasten manüple eden bir
gazetecinin saçma sapan, sorumsuz bir davranışıdır. Her iki durumda da bugün
yaptıkları yanlışı düzeltmeliler. Eğer Hürriyet yanlış yaptığını kabul eder ve
bunu da birinci sayfaya taşırsa çok iyi olur." Hürriyet'in "İran'ı değil AB'yi
göster' başlığıyla manşetten verdiği haberde Lagendijk'e atfen "AKP, Türkiye'yi
İran'a doğru değil AB'ye doğru götürmek istediğini göstermeli. Reformları yaşama
geçirmeli" ifadeleri kullanılmıştı.
BU GÖRÜNTÜLER KİM TARAFINDAN ÇEKİLDİ?
![]() |
|
|
Esrarengiz kasedi kim çekti ? - İZLE
İstanbul Çavuşbaşı'nda Vatan Gazetesi muhabirleri ve
mahalleliler arasında yaşananlara ilişkin bugün medyaya esrarengiz bir kaset
servis edildi.
Çavuşbaşı'yla ilgili
haberler dokuz gün önce gündeme gelmişti. Aradan bu kadar gün geçtikten sonra
aniden ortaya çıkan sözde olay anı görüntülerini içeren kaset "bu görüntüler
kim tarafından çekildi" sorusunu akıllara getirdi.
Vatan
Gazetesi'nin Çavuşbaşı'nda yaşanan olaylara ilişkin haberleri, kısa bir aradan
sonra bugün de devam etti. Yaklaşık iki hafta önce Vatan Gazetesi
muhabirleri'nin Mahmut Ustaosmanoğlu'nun yaşadığı evin görüntülerini izinsiz
çekmek istemiş bu esnada gazetenin muhabirinin darp edildiği belirtilmişti.
Vatan gazetesi yargıya intikal eden bu olayı günlerce
sütunlarından indirmedi. Semt sakinleri ise 'gerçeği yansıtan haberler
vermediği' gerekçesiyle ciddi bir biçimde tenkit etti. Bu arada Samanyolu Haber
mikrofonlarına konuşan bazı vatandaşların bölgede çirkin bir oyun oynanmak
istendiğine dair sarf ettikleri sözler dikkat çekti.
Olayın üzerinde
geçen 9 günlük sürenin ardından bugün ortaya bazı görüntüler çıktı. Vatan
gazetesi tarafından bazı kareleri yayınlanan görüntülerde resim çekme -
çektirmeme sürecindeki arbede anı yer alıyor. Kim tarafından çekildiği, neden
bugüne dek ortaya çıkmadığı ve ne şekilde servis edildiği anlaşılmayan
görüntüler gazete tarafından "savcılığa yeni ulaşan görüntüler" şeklinde
duyuruldu.
Konuyla ilgilenen savcılık görüntünün kimseye verilmediğini
söylerken, olayın tahkikatını yapan Çavuşbaşı Jandarma Karakolu da
görüntülerin kendilerinden çıkmadığını söylüyor.
Bu arada söz konusu
görüntülerin olayın yaşandığı gün jandarma görevlileri tarafından avukatlara da
gösterilmiş olduğunun iddia edilmesi kafaları iyice karıştırdı. “BİZE GÖRÜNTÜLERİ GÖSTERDİLER. HATTA SESİ VARDI. NİYE
ÇEKİYORSUNUZ GİBİ SESLER VARDI. AMA ONLAR KESİLMİŞ VE GÖRÜNTÜLERİN YERLERİ
DEĞİŞTİRİLMİŞ.
Peki bu görüntüleri kim çekti? İlgililer
Çavuşbaşı'nın bu ıssız bölümünde sokaktan geçen bir vatandaşın kamerayla bu
görüntüleri çekme ihtimalinin akla pek yatkın olmadığını söylüyor.
Bu durumda geriye bir ihtimal kalıyor. Bölgeyi illegal olarak
takip altında tutan bir mekanizma bu görüntüleri çekiyor bununla da kalmayıp
medyaya servis ediyor. Konuya ilişkin haberler detaylandıkça olay daha da
karmaşık hale geliyor.
13.Mayıs.2008 18:48:17
AMAÇLARI DİNDAR İNSANLARA BASKI YAPMAK
![]() |
|
|
İŞTE YALANIN BELGESİ - İZLE
İstanbul Çavuşbaşı'yla ilgili haberlerin çirkin bir
komplonun parçası olduğu her gün biraz daha net bir biçimde anlaşılıyor.
Bir gazetede günlerdir devam ettirilen saptırılmış haberler, yayıncılık
mesleğinin kötü niyetli kişilerin ellerinde, ne denli tehlikeli bir silaha
dönüşebileceğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor. Çavuşbaşı'nda yaşayan
sıradan vatandaşların ağzından çıkan ifadeler, Vatan Gazetesi'nin Türkiye'nin
manevi dinamiklerinden Mahmut Ustaosmanoğlu'nun şahsı ve çevresini hedef alarak
yaptığı haberlerin hazırlanış süreciyle ilgili çarpıcı ipuçları veriyor.
Hayli ilerleyen yaşı ve rahatsızlığı nedeniyle doktor gözetimi altında havası
temiz bir yerde yaşamak durumunda olan Mahmut Ustaosmanoğlu'nun, Beykoz semtinde
yerleşmiş olması bazı çevreleri harekete geçiriyor. Ustaosmanoğlu'nun 1 yıl önce
kalmaya başladığı ev, yasadışı ve saygıdışı bir biçimde takip altına alınıyor.
Birileri bunun adına "gazetecilik" diyor.
Semt sakininin bölgeye
gelmesinden çok evvel, caddelere, sokaklara verilen isimlere manalar katılarak
bu isimler kendisine atfediliyor ve ilgisiz durumlardan suçlayıcı anlamlar
çıkartılmaya çalışılıyor. Haberi masada yazan alanda ise yazdığı senaryoya uygun
hikayeler üretmeye çalışan sözde gazetecilerin hemen her iddiası yalan çıkıyor.
Tıpkı Mahmut Efendi'nin yaşadığı evin değerinin 1.7 milyon YTL olduğu gibi.
Üretilen bir diğer hikaye ise sokakta bulunan bir duvar yazısı. Kısa bir
araştırmayla onun da Mahmut Efendi ve çevresiyle yakından uzaktan ilgisi
olmadığı anlaşılıyor.
Karanlık senaryolarının altını doldurmak için büyük
çaba sarf eden provokatörler, amaçlarına ulaşmak için her yolu mübah sayıyorlar.
Olayı gören vatandaşlar çirkin komployu satır satır Samanyolu mikrofonlarına
anlatıyorlar.
Provokasyona dayalı ısrarlı yayınların asıl hedefinin,
sadece Çavuşbaşı sakinleri olmadığı, buradan hareketle -daha önce pek çok örneği
görüldüğü üzere- ülke genelinde inançlı kesimler üzerinde yeni bir baskı dalgası
oluşturmak amacını taşıdığı anlaşılıyor.
MUM YATSIYI BİLE BEKLEMEDİ
![]() |
|
|
Tesettürlüye ayrım YALAN çıktı
Hava limanlarında 'tesettürlü vatandaşlara' yönelik
'pozitif ayrımcılık yapıldığı' yönündeki haberler, TAV Özel Güvenlik tarafından
yalanlandı.
Yetkililer, 'dini tesettür, etnik veya yerel
kıyafetleriyle kontrole gelen yolcuların' aynı güvenlik uygulamalarına tabi
tutulduğunu açıkladı.
TAV Özel Güvenlik Genel Müdürü Yusuf Acıbiber,
çeşitli yayın organlarında yer alan 'hava limanlarındaki güvenlik kontrollerinde
tesettürlü vatandaşlara yönelik pozitif ayrım yapıldığı'na ilişkin haberler
üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Acıbiber, hava limanlarında uygulanan
güvenlik kontrollerinin Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı ve yürürlükteki
mevzuatlar uyarınca Emniyet Güçleri'nin gözetim ve denetiminde Mülki İdare
Amiri'nin talimatlarına uygun şekilde yürütüldüğünü söyledi. Özel güvenlik
görevlilerinin kural koyucu değil, kuralları uygulayıcı pozisyonda bulunduğuna
dikkat çeken Acıbiber, "Amaç, her ne şekilde olursa olsun kontrol noktalarında
uçağa binmesi yasaklanmış maddelerin kişilerin üst ve eşyalarında tespit
edilmesidir. Uygulamadaki değişiklik, merkezde hava limanlarının güvenliğinden
sorumlu otorite Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, hava limanlarında da Mülki
İdare Amiri ve Eminiyet Güçleri'nin vereceği talimatla yapılır." dedi.
TAV Özel Güvenlik birimi, İstanbul Atatürk, İzmir Adnan Menderes ve Ankara
Esenboğa Hava Limanları'nda özel güvenlik hizmeti sunuyor. Yusuf Acibiber'in
verdiği bilgiye göre hava limanlarındaki güvenlik kontrolleri aşağıdaki şekilde
gerçekleştiriliyor:
- Dini tesettür, etnik veya yerel kıyafetleriyle
kontrole gelen kişinin kıyafetleri, kimliğini gizleyecek nitelikte ise
yönlendirme görevlisi, kişiyi doğrudan arama kabinine davet ederek kapı
detektörünün içinden geçirir. Daha sonra Kontrol Noktası Amiri Polis Memuru'na,
yolcunun kabinde aranması iletilerek kontrolün yapılması sağlanır.
-
Yönlendirme görevlisi, palto, pardösü gibi kıyafetleriyle kontrole gelen dini
tesettür, etnik veya yerel kıyafetli kişilere palto/pardösüsünü, 'çıkartmaya
müsait olup olmadığını' sorar. Müsait olanları prosedüre göre metallerinden
arındırarak kontrole yönlendirir.
- Palto/pardösüsünü çıkartmaya müsait
olmayanlar, prosedüre göre metallerinden arındırarak kontrole yönlendirilir.
Metal kapı detektörünün tespit edemeyeceği plastik patlayıcı, uyuşturucu madde
gibi bu tür kıyafetlerin altına gizlenebilecek tehlikeli ve suç teşkil eden
maddelerin tespit edilebilmesi için 'kapı detektörü sinyal vermese dahi' üst
tarama işlemi prosedürlere göre el detektörü ile görevin gerektirdiği şekilde
yapılır.
- Kapı detektörünün sinyal vermesi halinde, üst tarama görevlisi
tarafından 'üzerindeki metalleri çıkartarak tekrar kapı detektöründen geçmesini
sağlaması', 'ikinci geçişinde sinyal versin vermesin' palto, pardösü kontrolü
zorlaştırmayacak kıyafetler ise üst tarama işleminin prosedürlere göre el
detektörü ile görevin gerektirdiği şekilde yapılması sağlanır.
- Yolcunun
ikinci geçişinde de sinyal vermesi halinde, palto, pardösü kalın ve kontrolü zor
kıyafetler ise Kontrol Noktası Amiri Polis Memuru'na kabinde aranması iletilerek
kontrolün yapılması sağlanır.
CHP'Lİ ÖYMEN'İN AÇIKLAMASINI VAKİT VE YENİŞAFAK YAYINLADI
![]() |
|
|
Hürriyet'in yalanını 2 gazete düzeltti
Hürriyet Gazetesi'nin dış medyadan yaptığı garip alıntılar
bu kez CHP'li Onur Öymen'i yaktı. Öymen'i manşetten Vakit ve Yenişafak savundu.
Onur Öymen'in ABD basınında "Başörtüsü faşist
gömleği" dediğini Hürriyet haberleştirmişti. Öymen, Hürriyet'i sert biçimde
suçlarken Vakit ve Yenişafak Gazetelerine sığınmak zorunda kaldı.
1 -
İŞTE ÖYMEN'İN VAKİT'E YAPTIĞI AÇIKLAMA
CHP'nin başörtüsü zaafından
yararlanan ABD basını CHP'li Onur Öymen'e mal ederek İslâm'a saldırı niteliğinde
sözleri verdi, İslâm karşıtlığı ile ünlü Hürriyet habere anında atladı. CHP
Genel Başkan Yardımcısı Öymen, türbanı, 'Alman Nazileri'nin kahverengi gömleği
ve İtalyan faşistlerinin kara gömleğiyle karşılaştırdı' haberine yer veren ABD
basınına ve Hürriyet'e tepki gösterdi. Asla böyle bir söz söylemediğini savunan
Öymen, “Bunların amacı ülkemizde gerilim ve karışıklık meydana getirmek. Çok
ayıp ve yanlış” dedi.
ABD BASININA VE HÜRRİYET'E KINAMA
ABD
basınını ve Hürriyet'i sert sözler ile eleştiren Öymen, Vakit'e yaptığı
açıklamada, asla başörtüsü ile ırkçı ülkelerin siyasi simgelerini
karşılaştırmadığını aksine ABD'li muhabirin tüm ısrarına rağmen, “Türban
bireysel bir özgürlüktür. Türban asla Alman Nazilerin kahverengi gömleği ya da
İtalyan faşistlerin kara gömleği olamaz dedim. “Türban takan birçok insanın
değişik partilere oy verdiğini hatırlattım. Ancak anlaşılan ülkemizde gerilim
meydana getirmek istiyorlar.
“VAKİT ARACILIĞIYLA TEKZİP YAPIYORUM”
“Hürriyet bana
GAZETECİ ISRARLA YÖN VERMEK İSTEMİŞ
“Ülkede birileri bilinçli bir şekilde
kargaşa meydana getirmek istiyor” diyen Öymen, “Gazeteci bana geldi. Sorularını
sordu ve cevaplarını aldı. Ancak gazeteci özellikle bana sorduğu sorular ile yön
vermeye çalışıyordu. Kendi kafasına
“HER YAZILANA
İNANMAYIN”
Yabancı gazetecinin amacının ülkede kargaşa meydana getirmeye
yönelik haberlere imza atmak olduğunu vurgulayan Öymen, “Siyasi simgelerin
sadece otoriter ülkelerde olduğunu vurguladım. Türbana karşı olmadığımı da
söyledim. Ancak kes - yapıştır taktiği ile haberi farklı bir hale getirmiş.
Siyasi simge konusunda söylediğim tek söz, 'biz siyasi simge haline
getirilmesine karşıyız' dedim. İnsanların özgürlüğünden yana olduğumu özellikle
belirttim. Bu bilinçli bir şekilde yapılmıştır. Birileri kaşıyarak germek
istiyor. Söylediğimiz sözleri çarpıtarak farklı bir hale getirmek bunun
göstergesidir. Bir insanın sokakta yürüyerek kıyafetinden partisi anlaşılamaz.
Bunu ben gazeteciye söyledim. Anlaşılan her zamankinden daha fazla dikkatli
olmamız gerekiyor. Bizler yabancı gazetecilere dikkat ederken, okuyucular da her
yazılana inanmamalıdır. Bunu ABD basınının yapmasını anlarım ancak Hürriyet'in
durumu özellikle manidardır” dedi.
2 - ÖYMEN'İN YENİŞAFAK'TAKİ
YALANLAMASI
Başörtüsüne faşist gömleği demedim
CHP Genel Başkan
Yırdımcısı Onur Öymen, ABD'deki McClatchy grubundaki gazetelerde çıkan demecini
yalanladı. Haberde, Öymen, başörtüsünü, İtalyan faşistlerin 'kara gömleği' ve
Alman nazilerin 'kahverengi gömleği' ile karşılaştırıyordu. Yeni Şafak'a konuşan
Öymen, gazeteye gönderdiği bir mektupla söz konusu haberi tekzip ettiğini
söyledi. Öymen, “Ben Türkiye'de türbanı inancı nedeniyle takan insanların
olduğunu, insanımızın türbanı siyasi bir simge olarak kullanmadığını, ancak
Başbakan'ın 'siyasi simge bile olsa' sözünü eleştirdiğimi söyledim. Ne yazık ki
bu sözlerim benim türbanı faşist gömleği gibi gördüğüm şeklinde yansıtılmış, bu
doğru değil” dedi.
YURT YETKİLİLERİ İDDİALARI YALANLADI
![]() |
|
|
'Namaz ve başörtüsü baskısı'na yalanlama
Kars'ta bir kız öğrencinin kaldığı yurttan ayrılma
gerekçesi olarak gösterdiği 'namaz ve başörtüsü baskısı'nı yurt yetkilileri
yalanladı.
Kars Cumhuriyet Lisesi'ne
2006-2007 sezonunda 1. sınıfa kayıt yaptıran Marta Uğuz (16), omurilik
kemiklerinde erimeden dolayı tedavi göreceği nedeniyle okuluna ara vermek
zorunda kaldı. Ablası Çiçek'in okul idaresine giderek kardeşinin durumunu
anlatmasının ardından 2007 Mart ayına kadar Erzurum'da tedavi gören Marta,
Haziran ayında da Ankara'da ameliyat oldu. 2007-2008 sezonunda eğitime kaldığı
yerden devam etmek isteyen Marta'ya okula döndüğünde 'aralıksız 20 gün
devamsızlık' gerekçesiyle tasdiknamesi verildi.
Okul yönetiminden
ameliyattan sonra eğitime devam için söz aldıklarını ancak tasdikname ile
karşılaştıklarını söyleyen Uğuz ailesinden yeniden kayıt için ameliyat yapan
doktordan rapor istendi. Ancak doktor yurt dışında olduğundan rapor alınamazken,
Marta ise durumunu Milli Eğitim Bakanlığı'na bildirdi. Bakanlık ise Marta'nın
açık lisede okumasını Kars'a bildirdi ve Kars Milli Eğitim Müdürlüğü kız
öğrenciyi açık liseye aldı. Sınavlarına kent merkezinde kalarak hazırlanmak
isteyen Marta'ya kalması için de lise öğrencilerinin kaldığı Özel Zekiye Sultan
Kız Öğrenci Yurdu tavsiye edildi. Dışardan ders alabilmesi için bir dershaneye
gitmek isteyen Marta, FEM Dershaneleri Kars Şubesi'ne gitti. Ancak dershane
yetkilileri açık lise için bir sınıfları bulunmadığını ve müfredatları olmadığı
gerekçesiyle kız öğrenciyi dershaneye kabul edemeyeceklerini söyledi. Bu sırada
yurtta kalan Marta aradan geçen 2 hafta sonunda yurdu terk ederek köyüne döndü.
'NAMAZ BASKISI YAPTILAR' İDDİASI
Kars'ın Digor ilçesine
bağlı Şatıroğlu köyü muhtarı Yasin Uğuz'un 11 kızından 7'ncisi olan Marta,
köydeki evinde açık lise sınavlarına hazırlanırken yurttan ayrılma gerekçesini
de 'baskı'ya bağladı. Kaldığı yurtta herkesin namaz kıldığını ve başörtüsü
taktığını ifade eden Marta Uğuz, kendisine bu baskının yapıldığını iddia etti.
"Bana başını kapatacaksın, namaz kılacaksın, Kur'an öğreneceksin
dediler" diyen Uğuz, "Ben yurt içinde kapanmayı kabul ettim. Ama dershaneye
istediğim gibi gidip gelirim dedim. Bunu kabul etmediler. Kurallara uyup
şartımızı kabul edeceksin dediler. Ben de yurttan çıkmak zorunda kaldım.
Sırtımda platin var, namaz kılmam için eğilmem gerekiyor ama yapamıyorum dedim.
'Yapacaksın' dediler. Ben de yurttan ayrıldım." diye konuştu.
İDDİALAR
ASILSIZ
Özel Zekiye Hatun Kız Öğrenci Yurdu Müdiresi Sibel Çiftçi ise
baskı diye bir şeyin söz konusu olmadığını söyledi. Marta Uğuz isimli öğrencinin
yurda başvuru yaptığının doğru ancak 'namaz kıl, başını ört' gibi bir yaptırımın
yanlış olduğunu kaydeden Çiftçi, "Yurtta namaz kılan arkadaşlarımız var, bunları
görünce belki kendi vicdanına seslenmiştir diye düşünüyorum. Belki de bu durum
'Onlar kılıyor, bana da zorlama var mı?' açısından vicdani bir yaklaşımla kendi
iç sorgulamasıdır. Öğrencilerimize 'namaz kıl' diye bir zorlama söz konusu
değil. 'Niye kılmıyorsun?' diye bir soru da yöneltmediğimize göre bunları nerden
çıkarıyor anlamıyorum. O öğrencimiz yurdun kurallarına pek uyan birisi değildi
zaten. Sağlık sorunu var diye yemeğe katılmıyor, üstelik yemeklerin kendisine
götürülmesi gerektiğini düşünüyordu. Sağlık sorunundan dolayı insan bazen bazı
şeylere göz yumabilir. Diğer öğrencilerden böyle bir rahatsızlık duymadım hiç.
Zaten bundan önce böyle bir olay yaşanmadı. Burada çok kısa süre kalmasına
rağmen bunca şeyin olması bir vicdan soruşturmasıdır." şeklinde konuştu.
Öğrenciler ise Marta ile yurttan önce de tanıştıklarını ifade ederek,
arkadaşlarının yurtta kaldığı süre içinde ders çalışmadığını söylediler. Ayrıca
öğrenciler iddia edildiği gibi bir baskıyla da karşılaşmadıklarını aktardılar.
Marta Uğuz, isminin de değiştirilmesinin söylendiğini dile getirerek,
"Sadece bir teklif sundular. Baskı yapmadılar. Hatta bir ara Rumeysa ismiyle
seslendiler bana, sonra ben Marta isminin kullanılmasını söyledim." dedi. Yurt
Müdiresi Sibel Çiftçi ise, "İsmi için de biz 'değiştirelim' diye bir baskı
uygulamadık. Değiştirirsem kendi adımı değiştirdim, çünkü Sibel İslami bir isim
değil." dedi.
Öte yandan konu ile ilgili olarak Kars Valiliği tarafından
inceleme başlatıldı.CİHAN
ÇARŞAFLI ÖĞRENCİLERİN DERSE GİRDİĞİNİ YAZAN 'VATAN' ÇUVALLADI !
![]() |
|
|
Vatan'ın haberi yine YALAN çıktı !
Konya Selçuk Üniversitesi'nde kara çarşaflı öğrencilerin
derslere girdiğini iddia eden VATAN yine çuvalladı !..
Selçuk Üniversitesi (SÜ), başörtüsü yasağının yeniden
başlatılması sebebiyle yapılan protesto gösterisinde yeralan, çarşafa benzer
elbise giyen bayanın öğrenci değil, Diş Hekimliği Fakültesi'nde tedavi olmak
için gelen bir vatandaş olduğu ifade edildi.
Bazı basın yayın
organları, başörtüsü yasağını yeniden başlatan Selçuk Üniversitesi'ni (SÜ) dün
protesto eden öğrenciler arasında çarşafa benzer elbise giyen bir öğrenci
bulunduğunu öne sürmüştü. Ancak üniversite yönetiminden yapılan açıklamada, o
kişinin S.Ü öğrencisi değil, Diş Hekimliği Fakültesi'nde tedavi olmak için gelen
bir vatandaş olduğu ifade edildi.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan,
Anayasanın ilgili maddelerinde yapılan değişikliğin ardından üniversitelere bir
yazı göndererek, kılık kıyafet serbestliği uygulanmasını istemişti. Bu
doğrultuda bazı üniversiteler başörtülü öğrencileri derslere almaya başlamış,
kimi üniversiteler ise yasakçı tutumlarını sürdürmüştü.
Selçuk
Üniversitesi de kapılarını başörtülü öğrencilere açan yüksek öğrenim kurumları
arasında yer almıştı. Ancak YÖK'ün üniversitelere gönderdiği belgeyi genelge
kabul eden Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından SÜ'de de
yasak geri geldi. Yasağın ardından dün bütün öğrenciler ders başı yaparken,
başörtülü öğrenciler kampusa alınmadı. Yaklaşık 70 kişilik öğrenci grubu, yasağı
protesto etmek için kampus önünde toplandı.
Bazı basın yayın kuruluşları,
yasağı protesto edenler arasında 'kara çarşaflı' bir öğrencinin de bulunduğunu
öne sürmüştü. S.Ü. Rektörlüğü, bir açıklama yaparak, bu haberlerin gerçeği
yansıtmadığını belirtti.
S.Ü Alaeddin Keykubat Kampusu'nda görevli Koruma
Güvenlik Şefleri Oğuz Ateş ve Halil Çalış'ın hazırladığı tutanakta, söz konusu
çarşaflı kadının öğrenci değil, üniversitenin Diş Hekimliği Fakültesi'nde
muayene olmak için gelen Zeliha Bektaş isimli vatandaş olduğu belirtiliyor.
Tutanakta, eylem sırasında tramvaydan inen çarşaflı kişinin yapılan kimlik
kontrolünde öğrenci olmadığı ve Diş Hekimliği Fakültesi'nde saat 14.30'da
randevusunun bulunduğu kaydediliyor.
Güvenlik şeflerinin raporunda,
Bektaş'ın eylem yapan grubu görünce destek vermek amacıyla içlerine girdiği,
ancak görevlilerin uyarısı üzerine alandan ayrıldığı vurgulanıyor.
Eylem esnasında kapıda bulunan güvenlik görevlilerinin, Koruma ve
Güvenlik Şefliği'ne hitaben yazdıkları tutanak raporunda bu ifadeler yalanlandı.
SÜ Alaeddin Keykubat Kampüsü'nde görevli Koruma Güvenlik Şefleri Oğuz Ateş ve
Halil Çalış'ın hazırladığı tutanakta, söz konusu çarşaflı kadının öğrenci değil,
üniversitenin Diş Hekimliği Fakültesi'nde muayene olmak için gelen Zeliha Bektaş
isimli vatandaş olduğu kaydedildi. Tutanakta şu ifadeler yer aldı:
İŞTE TUTANAK
"17.03.2008 tarihinde Alaeddin Keykubat kampüsü girişi
tramvay durağında 09:00 sularında türbanlı öğrencilerin basın açıklaması yapmak
üzere toplanmaya başladığı tarafımızdan tespit edilmiş ve Terörle Mücadele Şube
Müdürlüğü'ne bilgi verilerek grup tarafımızdan gözlem altına alınmıştır. 09:00
sularında tramvaydan inen çarşaflı bir şahsın toplanan grubun içine girdiği
görülmüş, yapılan kimlik kontrolünde şahsın öğrenci olmadığı Zeliha Bektaş
isimli vatandaş olduğu anlaşılmıştır. Ne amaçla geldiğinin sorulması üzerine,
Diş Hekimliği Fakültesinde saat 14:30'da randevusunun olduğunu, muayene için
geldiğini ve türbanlı öğrencileri görünce gruba destek vermek istediğini
söylemiştir. Kendisinin bu şekilde kampüs alanına giremeyeceğinin hatırlatılması
üzerine şahıs kampüs alanını terk etmiştir. Saat 10:00'da toplanan 90-100
kişilik grup basın açıklaması yapmak istemişlerdir. Kendileri tarafımızdan
uyarılarak kampüs içinde izinsiz basın açıklaması yapmalarının suç olduğu
hatırlatılmıştır. Bunun üzerine grup kampüs alanı dışına çıkarak İstanbul yolu
üzerinde toplanmıştır. Fen Edebiyat Fakültesi öğrencisi Müşerref Poyraz ekte
sunmuş olduğumuz bildirileri okumuş ve grup olaysız bir şekilde dağılmıştır."
CİHAN
BİR HABER DAHA YALAN ÇIKTI
![]() |
|
|
Türban dağıtıldı haberi yalan çıktı-VİDEO
Bir haber ajansının geçtiği, "kız öğrencilere türban
dağıtıldı" haberi bazı gazeteler tarafından kullanıldı. Peki olayın aslı neydi?
Denizli'nin Çivril ilçesinde özel bir okulun
pansiyonunda kalan kız öğrencilere türban dağıtıldığı yönündeki haberlerin
gerçekle yakından uzaktan ilgisi olmadığı anlaşıldı. Haberde Denizli'nin Çivril
ilçesi Şevkiye Özel Anadolu Öğretmen Lisesi Kız Öğrenci Pansiyonu'nda
öğrencilere türban dağıtıldığı iddia ediliyordu. Habere göre öğrenciler türban
takmaya zorlanıyor dahası
Ancak daha önce yüzlerce haberde olduğu gibi bu da
yalan haber çıktı. Aslı astarı olmayan iddialar araştırılarak yetkililer
tarafından yalanlandı. Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Oğuz, öğrencilere
türban dağıtıldığı yönündeki haberin, araştırılmadan ve yanlı olarak
verildiğini, vatandaşların da yanlış bilgilendirilmesine zemin oluşturulduğunu
söyledi.
Her şey ADD'ye üye bir öğretmenin nöbetçi olduğu gece
yaşanmıştı. Nöbetçi öğretmen, bir öğrencinin pazardan satın aldığı bir kaç
eşarbı, okul idarecilerinden biri dağıtmış gibi tutanak tuttu. ADD'li öğretmen,
türban dağıtılma görüntülerinin de
Provokatif bir habere malzeme yapılan öğrencilerin velileri haberi
yayınlayan gazeteler hakkında dava açacaklarını söylediler.
UYDURMUŞLAR !
'Kısa etekli öğrencilere kezzap' haberi
de YALAN çıktı
![]() |
|
|
'Kısa etekli öğrenci' haberi de YALAN
'Mini etekli oldukları için şırınga ile bacaklarına yanıcı
bir madde atıldığı' haberi YALAN çıktı.
Mini etekli oldukları için şırınga ile bacaklarına yanıcı bir
madde atıldığı iddia edilen Atatürk İlköğretim Okulu öğrencisi B.Y. (11) bazı
gazetelerde yapılan haberlerin kesinlikle yalan olduğunu söyledi.
Cengiz Topel Lisesi karşısında yürürken yolda bir anda bacağında
yanma hissettiğini belirten B.Y. bunun üzerine hastaneye giderek tedavi olduğunu
belirtti. Kesinlikle kendisine laf atma yada mini etek ile dolaşıyorsun diye bir
kimsenin laf atmadığını anlatan B.Y. "Kesinlikle yapılan haberler yalan.
Kendileri uydurmuşlar. Böyle bir şey olmadı. Benim eteğim de zaten uzundu.
Nereden uydurmuşlar bu haberi bilmiyorum" dedi.
İlçe Emniyet Müdürü
Halil Tokyürek, mobese kameralarının izlendiğini, savcılık tarafından
laboratuvara gönderilen yanıcı maddenin ne olduğunun inceleme sonucu
anlaşılacağını bildirdi.
Öte yandan isminin
açıklanmasını istemeyen bir dershanede memur olarak çalışan E.İ (25) bu
olayların yaşandığı saatlerde Atatürk Caddesi'nde üst geçitten aşağıya indikten
sonra Devlet Hastanesi önüne geldiğinde sağ bacağında bir yanma hissettiğini
belirterek, "Aldırış etmedim eve vardım. Evde pantolonumun yırtıldığını
gördüm. Bacağımda da küçük bir yanık oldu. Emniyete gitmedim. Ben hiç farkında
olmadan oldu." dedi.
CİHAN
'Mini etek' çarpıtması ! Olayın gerçek yüzü ortaya çıktı - Video
![]() |
|
|
'Mini etek' yalanının gerçek yüzü - Video
Başörtüsü tartışmalarıyla ülkeyi germek isteyen bir kısım
medya organları haberleri çarpıtarak vermeye devam ediyor.
Mersin'in Tarsus ilçesinde kız öğrencilere mini etek giydikleri için yanıcı
madde atıldığı haberlerini öğrenciler yalanladı. Üstüne üstlük haberde olayın
görgü tanığı olarak verilen bayanın da olayı görmediği anlatılanları duyduğu
ortaya çıktı. Yanıcı maddenin kız öğrencilerin dışında pantolon giyen 3 bayana
da atıldığı tespit edildi.
Başörtüsü tartışmalarını alevlendirmek isteyen bir kısım medya
'ülkede açıklarla kapalılar çatışıyor' senaryoları kurmaya çalışıyor. Her olayın
üzerine yanlı olarak giden bazı basın organları, haberleri çarpıtarak halka
sunmaktan geri kalmıyor. Bu açıklamayı yapan kız öğrenci de aynı saldırıya maruz
kaldı. Okul eteği ile yolda yürürken birkaç kişi yanına gelerek bacaklarına
yanıcı madde püskürttü. Fakat bazı gazete ve televizyonların yayınlandığı gibi
bu eylemin sebebi 'kızların mini etekli olması' değildi.
Fakat ısrarla ve
üzerine basa basa bu kızların mini etekli olduğu için saldırıya uğradıkları
iddia edildi. Oysaki kızların üzerinde mini etek değil, görüntülerde de açıkça
görüldüğü gibi okul üniformaları vardı.
2 kız öğrencinin Emniyet
Müdürlüğü Çocuk Şubesi'nde ifadeleri alındı. Çarpıtılan haberde 'görgü tanığı'
olarak verilen Eda Özpolat’ın da olayın görgü tanığı olmadığı ortaya çıktı.
Özpolat kızlardan birinin kaçarak girdiği kuafördeydi olayı orada
anlatılanlardan duydu. CHP Kahramanmaraş milletvekilinin kızı olan Özpolat
kızların eteklerinin de kısa olmadığını söyledi. Hukuk Fakültesi öğrencisi Eda
Özpolat, olayın provokasyon olduğunu söyledi.
Bir hemşire ile iki
dershane çalışanına daha yanıcı madde atıldığı tespit edildi. Üstelik diğer 3
kişi etekli değil pantolonluydu. Tarsus polisi olayın bir sapık tarafından
gerçekleştirebileceği ihtimali üzerine 'sapık alarmı'na geçti. Mersin Valisi
Hüseyin Aksoy olayla ilgili araştırmanın sürdüğünü açıkladı.
Polis ayrıca
Mobese kameralarından olayla ilgili olarak delil bulmaya çalışıyor. Sivil
polisler ise kalabalık yerlerde tehlikeli sapığı yakalamak için operasyona
başladı.
Cumhuriyet Gazetesi muhabirlerinin 'namaz kılan öğrencilerle' ilgili haberi çarpıtma çıktı
![]() |
|
|
Cumhuriyet'in 'namaz' haberi yalanlandı
Adana'da son bir haftada biri özel iki okula adeta baskın
yapan Cumhuriyet Gazetesi muhabirlerinin "namaz kılan öğrencilerle" ilgili
çarpıtma çıktı.
Cuma namazına giden
öğrenciler için
Başarılarıyla adından söz ettiren
Özel Özgören Lisesi'nde bazı öğrenciler Cuma günleri öğle tatili sırasında Cuma
namazı için yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki camiye servis kiralayıp gidiyor.
Öğrencilerin ailelerinin bilgisi dahilinde yaptıkları bu uygulamayı Cumhuriyet
Gazetesi çarpıttı. Cumhuriyet Gazetesi daha önce de ÇEAŞ Anadolu Lisesi'nde
öğrencilerin servisle Cuma namazına götürüldüğünü ileri sürmüş, haber idareci,
veli ve namaza gitmeyen öğrenciler tarafından bile yalanlanmıştı. Eğitimciler,
öğrencilerin eğitimi aksatmadan ibadet etmelerinin önünde engel olmadığını
söyledi.
Özel Özgören Lisesi Müdürü Mahmut Açıl, öğle tatili sırasında
bazı öğrencilerin
Öğrenci velisi
İbrahim Avcı ise, demokratik bir ülkede herkesin özgürce ibadetine kimsenin
karışamayacağını söyledi. Avcı, "Türkiye'de demokrasi varsa herkes ister camiye
isterse kiliseye gider." dedi. Çocuğuyla ilgili her gün okuldan bilgi aldığını
kaydeden Avcı, "Okul şehrin biraz dışında. En yakın caminin uzaklığı 1
kilometreyi buluyor. Cuma günü benim çocuğum da namaza gitmek istedi. Yürüyerek
gidip gelmesine gönlüm razı olmadığı için servisle anlaştık." diye konuştu.
Okulun bulunduğu yerin Oyak Çimento Fabrikası üzerinde olduğunu dile getiren
veli Kadir Abacı da, "Her gün çok sayıda kamyon çimento almak için fabrikaya
gidiyor. Çocuklar önceden yürüyerek gidip geliyordu. Dersler müsaitse camiye
cuma günü servisle gidiyorlar. Bunun için veliler ortak hareket ettik. Bunda
abartılacak bir durum yok." dedi.
Öğrenci velisi Nuri Özgören de, oğlunun
kış aylarında okula uzak mesafede olan camiye gitmek için yürümesinin zor
olduğunu belirterek, velilerle çocukları servisle gönderme kararı aldıklarını
anlattı.
Lise 3. sınıf öğrencisi Necim Bayoğlu ise, cuma günleri namaza
hiçbir baskı altında olmadan gittiğini; servisi de ailelerine söyleyip cüzi bir
ücret karşılğında kendilerinin istediğini kaydetti.
Lise 2. sınıf
öğrencisi Kasım Giriş de, "Bu okula gelmeden önce de namaz kılıyordum.
Çocukluğumdan bu yana Cuma namazını kaçırmam. Servisi kendi aramızda ayarladık."
diye konuştu.
Memur Sen Adana İl Temsilcisi Mehmet Demirci ise,
Cumhuriyet Gazetesi'nin "çamur at izi kalsın" mantığıyla hereket ettiğini
söyledi. Öğrencilerin ibadet etmesinde bir sakınca olmadığını anlatan Demirci,
"Birileri sıkıntı çıkarmak istiyorsa, kendilerine malzeme bulur." dedi.
Öğle tatilinde öğrencinin bağlanamayacağını dile getiren Demirci, "Gitmek
istemeyen öğrenci zorla götürülüyorsa sorgulayın! Ancak ibadet etme özgürülüğüne
de karışmayın! Cumhuriyet Gazetesi daha önce de başka bir okulda öğrencilerin
servis tutularak götürüldüğünü söylemişti; halbâki servisi aileler çocuğum
Öte yandan, gazetenin aynı günkü nüshasının 3. sayfasında
yayınlanan iki haber gazetenin 'ibadet özgürlüğü' konusunda da fikir veriyor.
Bir haberde cuma günü öğle tatili sırasında camiye giden öğrenciler
eleştirilirken, diğer haberde yatılı okuldaki mescide tepki gösteriliyor.CİHAN
İlçe Müftüsü: Alevileri aşağılama haberi yalan ve ilçemize iftira
![]() |
|
|
Cumhuriyet'ten bir yalan haber daha
Erzincan Tercan Lisesi'nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
derslerine giren İlçe Müftüsü hakkında çıkan haberin asılsız olduğu belirtildi.
Erzincan Tercan Lisesi'nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine giren İlçe
Müftüsü Abdullah Bora hakkında Aleviliği aşağıladığı yönünde bir gazetede çıkan
haberin asılsız ve iftira içerikli olduğu belirtildi.
Tercan Lisesi son
sınıfta öğrenim gören Alevi bir öğrenci ve babasının iddiaları üzerine, Din
Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerine giren İlçe Müftüsü Abdullah Bora'nın, derste
Aleviliği aşağıladığı yönünde bir gazetede haber yayınlandı. Tercan Lisesi 3.
sınıf öğrencisi G.C., bir gazeteye verdiği beyanda öğretmenlerinin Aleviliği
kötülediğini ileri sürmüştü. Gazetede çıkan haber üzerine Tercan Kaymakamlığı
soruşturma başlatırken, haberin asılsız olduğu ortaya çıktı.
Yayınlanan
haberin uzaktan ve yakından okulla ve öğretmenle ilgisinin olmadığını ifade eden
Tercan Kaymakamı Tuncay Akkoyun, "İlçe Müftümüz Abdullah Bora, davranışlarıyla
topluma örnek olacak bir insandır. Kesinlikle Alevi-Sünni ayrımı yapacak birisi
değildir. Konuyla ilgili soruşturma yaptık ve sınıftaki Alevi öğrencilerle
görüştük. Öğrencilerin beyanı, öğretmenlerinin 'Aleviliğin İslamiyet'te yerinin
olduğunu ve tasavvufa dayalı bir mezhep olduğunu, Alevi ve Sünnilerin kardeşçe
yaşadığını' kendilerine anlattığı anlaşılmıştır. Biz kaymakamlık olarak haberi
yayınlayan gazete hakkında tazminat davası açacağız. Bu haberle Alevi ve Sünni
vatandaşlar karşı karşıya getirilmek istenmektedir. Tercan halkı, birlik,
beraberlik ve kardeşlik içerisinde yaşamaktadır." açıklamasında bulundu.
CİHAN
SAMANYOLUHABER.COM TEKER TEKER YALANLANLANAN HABERLERİ DERLEDİ
![]() |
Bu
haberlerin hepsi YALAN
Samanyoluhaber.com Mart 2007'den itibaren bir yıl içinde
yalanlanan haberleri tek haberde topladı. Medya nasıl yazmış, aslında ne
olmuş.....
Mart 2007-
13.Mart.2008




































Kaynak:
http://www.samanyoluhaber.com/yalan_haber.html
ALLAH'SIZLAR ... !
MİLLET BU
HABERLERE KANIP, CUMHURİYET MİTİNGLERİ YAPTI, İKİYE BÖLÜNDÜ, "GÖRÜNÜŞTE "
ŞERİATÇI-LAİK AYIRIMINA TABİ TUTULDU HALKIMIZ
HALBUKİ HEPSİ KANDIRMACA, SPEKÜLASYON, YÖNLENDİRME...! BU HABERLER ÜLKEYE 28
ŞUBAT İHTİLALİNİ YAŞATTI 40 BANKA BATIRILDI BİLE BİLE...
ARTIK UYANALIM: BİZ
BİRİZ!