|
Türbe ziyaretinde ölüden bir şey istenebilir mi?
Memleketimizde türbe ve mezar ziyaretlerinde bilgisizlikler
yaşanmakta, Allah için ziyaret edilen türbede Kur’an okuyup dualar
edilerek ölüye yardım edilecekken tam aksine, ölüden yardım
isteyenler görülmekte, yalnızca Allah (cc)’tan istenecek şeyleri
ölüden isteyenler de çoğalmaktadır.
Halbuki mezar ve türbeler ölüden bir şeyler istenmek için ziyaret
edilmezler. Belki bir şeyler hediye etmek için ziyaret edilirler.
Çünkü ölü artık hayır hasenat yapamaz olmuştur. Yaşayanlar ise her
türlü hayra gücü yetecek durumdalar. Gücü yetenler yetmeyenlere
yardım ederler, yardım istemezler.
Bu yüzden ziyaretçiler Kur’an okur, dualar eder, mezarında eli
kolu bağlı yatan ölmüşlere sevap bağışında bulunurlar. Şurası da bir
gerçektir ki, manevi hediyelerle memnun etmek istedikleri bu
ölülerin Allah yanındaki itibarını da asla bilemezler. Sadece iyi
bir insan olabileceğini düşünür, hüsnü zanda bulunurlar. Bu konudaki
bilgileri hüsnü zandan ibaret olur.
İşte bu hüsnü zandan hareketle yapacağımız duamızda diyebiliriz
ki:
– Rabbimiz! Ziyaretinde bulunduğum bu zatın senin yanında
itibarının olduğunu sanıyorum. Şayet bu hüsnü zannım doğruysa bunun
hatırı için benim şu duamı kabul eyle, şu isteğimi yerine getir, şu
çıkmazdan beni kurtar!
Evet, türbede böyle dua edebiliriz. Zira bu duada ölüden bir şey
istemiyoruz. Yine Rabbimizden istiyoruz. Ancak hüsnü zanda bulunarak
itibarı olduğunu zannettiğimiz ölünün hatırına duamızı kabul eyle
diyoruz. Yani türbe sahibini vesile ve vasıta yapıyoruz duamızın
kabulü için. Yoksa ölüden bir isteğimiz olmuyor asla. Bu noktayı iyi
tespit etmek lazımdır. Şirk görüntüsü buradan kaynaklanmaktadır.
Şayet niyeti böyle yapmayıp da ölünün kendisinden isteyerek:
– Ey bu türbe ve mezarda yatan büyük insan! Sen benim isteklerimi
verecek kudret ve kuvvettesin. Lütfen benim çıkmazda olan şu
işlerimi hallet. Oğlumu evlendir, kızımı gelin et, ailemle aramı
düzelt!. gibilerden ölünün kendisinden talepte bulunulursa, bu,
Allah’tan başka istekleri verecek kudret ve kuvvet sahibi birinin
daha bulunduğuna inanmak olur ki, böyle ikili bir inancın sahibi
şirke düşmüş, batıl inanca kaymış sayılır, şirk ithamından kendini
kurtaramaz. Zaten türbe ve mezar mekanları, şirke düşmelere çok
müsait ruh hali de oluştururlar ziyaretçilerde. Bu ruh haliyle kimi
ziyaretçiler ölünün kabrine mumlar yakar, kurban niyetiyle adak
horozlar keser, mezar taş ve türbe demirlerine yüz göz sürüp, ağaç
dallarına allı yeşilli çaputlar bağlar, bunlara birtakım özel
mânâlar yükleyerek beklentilere girerler. Çocuğu olmasını, kızının
oğlunun sınav kazanıp evlenmesini, kocasıyla arasının düzelmesini,
bilhassa böyle türbe ve mezarlarda isterler. Mekanın meydana
getirdiği ruh hali bu türlü sapmalara çok müsait hava oluşturur
ziyaretçilerde. Ama İslam, ölünün elinde bu istekleri karşılayacak
imkan ve selahiyetin bulunduğunu kabul etmez. Aksine ölüde böyle bir
selahiyetin olduğuna inanmayı da şirke düşme olarak yorumlar.
Kaldı ki, türbede yakılan mumlar, kesilen horozlar, bağlanan allı
yeşilli çaputlar ölüye hiçbir fayda da sağlamaz. Bu masraflarla bir
yoksulun ihtiyacı karşılansa sadaka sevabı sağlar. Sadaka hürmetine
Rabbimiz belki dilekleri kabul da edebilir. Bu sebepledir ki
Efendimiz (sas) Hazretleri:
– Allah (cc)’tan istenecek şeyleri benden isteyerek benim kabrimi
tapınak haline getirmeyin!. buyurmuş, ziyaretçilerine açık seçik
ikazda bulunmuştur.
Bir diğer hadisinde de:
– Sizler nerede olursanız olun okuduğunuz salavatlarınız bana
ulaşır, kabrime yönelmeniz gerekmez! buyurmuştur. Nitekim Nuh
suresindeki ayetlerin tefsirinden, ilk putperestliğin mezarlardaki
ölü ziyaretlerinde başladığını öğrenmekteyiz. Kabir ziyaretlerinde
zaman içinde ölüden medet umup yardım dilemeye başlanmıştır.
İmam–ı Birgivi’nin (Ziyaret–ül Kubur) risalesindeki şu tarihî
olay, mezar ve türbe ziyaretlerinde geçmişteki durumla İslamî
titizliği olanca açıklığıyla ortaya çıkarmaktadır. Müslümanlar İran
fethi sırasında (Tetir)’de tapınak haline getirilen bir türbede
çürümemiş bir ceset bulurlar. Bunun Danıyal peygambere ait olduğu
söylenir. Halife Hazret–i Ömer’den ne yapmaları gerektiğini
sorarlar. Gelen cevap kabir ziyareti konusunda fevkalade ölçüler
vermektedir. Bu konulardaki titizliği bilinen halife Hazret–i Ömer
der ki:
– İnsanlar henüz kabir, türbe ziyaretlerini bilmiyorlar,
Allah’tan isteyeceklerini ölüden de isteyerek şirke düşebiliyorlar.
Danıyal peygambere ait olduğu söylenen mezarı da böyle bir şirke
düşme yeri haline getirebilirler. Siz bir düzine mezar kazın,
kimsecikler görmeden de bu mezarlardan birine bir gece cesedi gömün.
İnsanlar hangisinde olduğunu bilemesinler, oraya toplanıp da
peygamberin kabrini puthane haline getirme imkanı bulamasınlar.
Aynen öyle yapılır, ziyaretçilerin şirk görüntüsüne girmeleri de
ancak böyle önlenir.
Bilmem bu bilgiler bizlere bir şeyler söylüyor mu?
( Ahmet ŞAHİN-
Zaman: 20.09.2002 )
|
Sayısal Loto'nun bugün
yapılacak çekilişinde büyük ikramiyenin 5 milyon YTL'ye
ulaşmasının ardından zengin olma hayalleri kuran bazı
Gaziantepliler, Ali Baba Türbesi'ne akın etti. Dualar okuyup
doldurdukları Loto kuponlarını türbenin duvarlara süren kadınlar,
"Büyük ikramiyenin bize çıkması için Ali Baba aracılığı ile Allah'a
yalvardık" dedi. (
Milliyet
) |
 |
GÜNÜMÜZDE ŞİRK DOLU KULAKTAN DOLMA İSLAM ADINA YAPILAN BU HAREKELER
KADAR, DİNLE İLGİSİ HİÇ OLMAYAN NİCE İNSANLARIN DA BAZI MEZARLARA
GİDİP " DİLEK,İSTEK,ŞİKAYETLERDE ( GELİŞEN DİNCİ AKIMLARI ,
TEHLİKEYE DÜŞEN LAİKLİK ...VS ) BULUNMALARINI DA İLGİNÇ BİR ANTİ
PARANTEZ OLARAK BURAYA KAYDEDELİM...!
|