|
Öncelikle başta şunun altını kalın çizgilerle çizmek gerekir
: İnsanlar çeşitli dış etkenlerle eşcinsel eğilimlere sapar.
Peki nedir bu dış etkenler? Başta yanlış
çocuk eğitimi. Kız bebek bekleyen ailenin erkeği kız kıyafetleri ile giydirip kız
gibi yetiştirmeleri, kızlarla erkek çocukları aynı yataklarda yatırmaları, erkek
çocuklarının kadınsı ortamda büyütülmeleri, ...Özellikle de babaların
eşlerine- erkek çocuklarının annelerine - baskı yapmaları, dövmeleri,
zulmetmeleri,...Bu durumda erkek çocuk babayı idol olarak görmediği için kendi
iç dünyasında başka ideal şahsiyetler aramaya başlar.Ve bu sürecin sonu eşcinsel
eğilimlere doğru rahatlıkla kayabilir!Kısaca baba dayağı da erkek çocukları
eşcinsel eğilimlere yöneltebilmektedir!
Tabii aynı durum tersi için de söz
konusu.Kız çocuk için de aynı durum söz konusu !
Hormonlar konusu da ayrıca ele alınması
gerekir.Kendinde eşcinsel eğilim gören erkekler öncelikle hormon tedavisine
girmesi gerekir.Unutmamak gerekir ki her erkekte de %10 kadınlık hormonu, her
kadında da %10 erkeklik hormonu vardır.Eğer hormon araştırması sonucu % 40- 50
kadınlık hormonu ortaya çıkıyorsa , ikinci aşama, hormon tedavisi ne
geçilmelidir.Unutmamalıdır ki hormon tedavisi ile kadınlık hormonları
erkekleştirilebilmektedir.
İçe kapanık toplum ve cemaatlerde de bu
konuya dikkat etmek gerekir.
 |
"Emine Şenlikoğlu okuyup eşcinsellikten
vazgeçenlerimiz var!"
İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Okşan Öztok'a
göre Türkiye'de "inançlı eşcinsel" sayısı, "özel ibadet alanları ve imam"
gerektirecek kadar fazla. Öztok, "Derneğimizi ziyaret etti ve çok yardımcı
oldu" dediği İslamcı yazar Emine Şenlikoğlu'na da hayran. Yeni Aktüel'in
görüştüğü Şenlikoğlu ise derneğe gittiğini doğruladı: "Birçok eşcinsel ve
travesti de kendiliğinden bana ulaştı. Bugüne kadar 22 tanesini
eşcinsellikten vazgeçirdim. Şimdi kimi askerde, kiminden torunum var. Ama
özel cami ve imam olmaz!"
NOT:BU
KONUDA EMİNE ÖZKAN ŞENLİKOĞLU'NUN WEB SİTESİNDEN KENDİLERİNE ULAŞMALARI
TAVSİYE EDİLİR |
TedavI olana
kadar ne yapmak gerekIr?
Eşcinsellik Lut kavminin helakine sebeb olan büyük günahlardandır. Bu gibi
insanlar, yanlış fiilde bulunmadıkları müddetçe, bu hissi taşımaları
kendilerine bir mesuliyet getirmez. islam dini, imkanat değil, vukuat ile
hüküm verir. yani, bir insanın kendi içinde bir his taşıması onu mesul
etmez. bu hissi fiil ortamına taşıdığı zaman mesul olur.hissi olarak bazı kadınları erkek ve bazı erkeklerin kadın hissine yakın his
taşıdıkları bir vakıadır. işte bu hislerini fiil ortamına taşımadıkça ve
dine zıt hareketlerde bulunmadıkça, mesul olmayacaklardır.Bu dünya imtihan meydanıdır. Herkesin bir imtihanı vardır. Allah hiç kimseye
kaldıramayacağı yükü yüklemez. Kimi insanlar cinsellikle kimileri kumar içki
gibi hususlarda imtihanı şiddetli olabilir. Bu durumda hiç mücadele etmeden
teslim olmak doğru değildir.Zaaf sahibi olmak teslim olmayı gerektirmez. İnsan cinsellikle ilgili
kapıldığı duygulardan dolayı mesul olmaz. Ancak bunları fiiliyata
dönüştürürse mesul olur. Kısa dünya hayatında günaha karşı sabırla mükellef
olan insan zaaflarına sabretmeli ve sonsuz bir hayatta sıkıntısız bir hayatı
kazanmak için çalışmalıdır.Neler yapılmalıdır: 1- evlenmek, 2- oruç tutmak,
3- bol bol Kur’an okumak veya zikir çekmek, 4- kur’an tefsiri veya islami kitap
okumak, 5- Allah’ı bol bol hatırlamak 6- Ölümü hatırdan çıkarmamak.
Bu noktada dikkat çekici olan, çoğumuzun üzerinde konuşmayı bile ayıp
saydığı bu konuda Kur’ân’da o derece çok ve açık ifadelerin bulunmasıdır.
Kur’ân, Lût kavmi örneğinde kendisine temas ettiğine göre, demek ki, bu
problem ‘Lût kavmi kadar eski, yok farz edilmeyecek kadar önemli, zinadan
bile çirkin, ama herhangi bir insanî yanılgı kadar da konuşulabilir’ imiş.
Peki, neden böyle birşey oluyor?
Böylesi bir cinsel sapma neden ve nasıl
yaşanıyor?
Önce biyolojik-genetik faktörlerle başlayalım:
Aslında hepimizin vücudunda karşı cinsin hormonları da az miktarda bulunur.
Zaten, öyle olmasa, bütün erkekler aşırı sert ve maço, bütün kadınlar ise
aşırı kırılgan olurlardı ve cinslerin birbirini anlayıp hissetmesi pek de
mümkün olmazdı. Ancak normalde var olan bu minimal yönelimler, genetik ve
hormonal bozulmalar sonucu, bazı kişilerde ileri düzeylere varabiliyor. Ve
ortaya doğuştan eşcinselliğe yatkın bireyler çıkabiliyor."E, sonra?" diyorsanız, şu sohbeti dinleyin:
Geçenlerde bir psikiyatrist arkadaşım beni telefonla aradı. Kısa bir
girişten sonra, "Baksana!" dedi, "Biliyorsun; son araştırmalar eşcinselliğin
bazı durumlarda neredeyse önlenemez olduğunu gösteriyor. İşin doğuştan gelen
genetik bir boyutu da olduğu tesbit edildi; sen de okumuşsundur. Yani, bu
kişilerin en azından bir kısmı, yaratılışlarında var olan meyil dolayısıyla
o yöne gidiyorlarmış; bu açık artık. Oysa biz İslâmî yönden bunun kabul
edilemez bir yönelim olduğunu, hatta ceza gerektirdiğini okuyoruz. Nasıl
çözüyorsun bu ikilemi?"
Ona, "Belki garip bir örnek olacak ama" dedim, "Biliyorsun, meselâ çok
eşlilik de erkekler için neredeyse genetik ve tabiî bir meyildir." "Evet?"
dedi. "Peki sen çok-eşli misin?" diye sordum. "Tabiî ki hayır" dedi.
"Neden?" diye üsteledim. "İçinde böyle bir meyil yok mu? Açık konuş lütfen."
"Var aslında" dedi, "Ama hem eşim buna izin vermez, hem toplumsal kurallar,
kanunlar vs. bir yığın engel var; biliyorsun. Üstelik günaha girmiş olurum.
O yüzden düşünmem bile."
"Kendi sorunun cevabını kendin vermiş oldun işte" dedim. "Eşcinsel meyiller
de bazı kişiler için genetik bir temelden kaynaklanan, neredeyse zorunlu bir
yönelim olabilir; ama o kişilerin de bu anormal yönelimlerini kontrol
etmeleri beklenir, bunu becerebilirler de aslında."
"Bu yönden düşünmemiştim" dedi arkadaşım.Ardından, kısa bir düşünme sonrası, "Ama" dedi, "meselâ, bilirsin, beyindeki
bazı bozukluklar, örneğin temporal epilepsi gibi hastalıklar, kontrolü güç
saldırganlıklara yol açabiliyor. Böyle bir hastalığın da etkisiyle, diyelim
ki bilincinde olmadan birini öldüren bir şahıs ceza görür mü? Görmez.
Bünyesel hastalığın etkisiyle bu suçu işlediği tespit edilirse Türk Ceza
Kanununun 46. veya 47. maddesine göre cezası ya hafifletilir ya da tamamen
affedilir. Buna ne diyeceksin?"
"Peki," dedim, "O hasta, cezası affedildikten sonra, bir cinayet daha
işlesin diye serbest mi bırakılır? Yoksa hastalığı düzelene kadar tedaviye
alınıp sonra da uzun süre izlenip kontrol mü edilir?"
Arkadaşım, "Yine haklısın" dedi.
Ergenliğe geçiş döneminde sırf meraktan bu tür bir ilişkiyi (kısmen) denemiş
gençler de olabilir. Nerdeyse ne yaptığını bilmeden, ‘doktorculuk’
oynarcasına."Çocukça bir hata" bile denebilir belki. Ancak, esas önemli olan, bundan
sonrasıdır. Bu tür bir olayın ardından, bazen yıllar sonra, "Eyvah, ben ne
yapmışım?" muhasebesi yaşanır genellikle. Bu dönemde bunalımını paylaşmayıp
kendi kendini yiyip bitirmek; kendini aşırı suçlayıp "Yoksa ben ‘gay’dım
mı?" sorgulamasına dalmak, bazen genci tam zıt bir sonuca götürebilir.
"Battı balık yan gider" durumu gerçekleşir. Gerçekte öyle olmayan genç,
gerçekte öyle olmadığı halde kendisini öyle zannettiği için, gerçekten öyle
olur!
Traji-komik bir örnek anlatayım: Bir eşcinsel hastam vardı. İlkokul
yıllarında bağırsak paraziti problemi varmış. Bilen bilir; bu parazit anüs
kaşıntısı yapar. Belki inanmazsınız ama, bu kaşıntı gitgide delikanlıyı
"Yoksa ben..?" kuşkusuna götürmüş. Sonuç maalesef kötü! Üstelik, anlattığım
tek değil. Literatürde, sadece ve sadece bağırsak paraziti yüzünden cinsel
tercihi bozulan birçok vak’a var. Yani? Utanıp konuşmamak, gurur yüzünden
anlatmamak, yardım istemeyip kendi kendini yemek yok mu? İşte bu şey o kadar
çok yerde ayaklara dolanıyor ki! Sırf bu yüzden ne hayatlar kayıyor,
bilemezsiniz.
Şimdi, gelelim konunun bizi esas ilgilendiren kısmına:
1. Bu tür hassas konuları ne yok farz etmeli, ne de kaşınmayan yeri
kaşımalı. Uyanık bir sessizlik ve dengeli bir müdahale gerek.
2. Küçük yaşlardan itibaren giyim, oyuncak gibi konularda cinsiyeti
vurgulayacak ve cinsel kimlik oluşmasına yardım edecek yönlendirmeler
yapılmalı. Meselâ, cinsiyete göre giydirmek, uygun oyuncaklar almak gibi.
3. Çocuk, normal gelişimi içinde, özellikle belli dönemlerde, cinselliği çok
merak eder; onu doğru bilgilendirmek gerekir. Eşcinselliği anlatın
demiyorum. Normal, doğal, insanî merakların doyurulması ilerisi için sağlam
bir temel olacaktır diyorum. Bu konularda çekinip utanmayın lütfen: Siz
doğrudan utanıyorsunuz ama, birileri yanlıştan bile utanmıyor. Ve hiç
unutmayın: "Çocuklar öğrenmeye hazır olmadıkları konuları zaten sormazlar."
Çocuk bir şeyi soruyorsa mutlaka cevap vermeniz gerekir—elbette, usulünce!
4. Özellikle ergenlik çağında gençlerin kendi cinslerinden ebeveynlerle,
yani babayla daha fazla vakit geçirip paylaşım içinde olması şarttır. Bunu
vurguluyorum; tâ ki, "İşten eve, evden işe," ‘pijama-terlik-televizyon,’
"Hanım, sen ilgileniver, ben çok yorgunum" hastalıklarına yakalanmış
babaların kulakları çınlasın!
5. Aile içinde erkeğin hafif başat ve saygın konumunun korunması lazım.
Yoksa, meselâ evde kadın bariz biçimde baskın, erkekse pasif ise—ki,
neredeyse ahir zaman alameti olarak çoğu evde mevcut durum maalesef
budur—erkek çocuk için kadın konumu imrenilecek bir durum kazanabilir.
6. Bu tür bir problemle karşılaşıldığında aşırı tepki ve açıklamasız
yasaklar merakı artırır sadece. Konuş(tur)masanız bile, gencin aklındaki
soru işaretleri artarak devam eder.
7. Darda kalırsanız bir psikiyatristten yardım isteyin.
Not: Eşcinsellik aslında sadece erkeklere has bir durum değil. Kadınlar
arasında da bu problem hatırı sayılır biçimde yaşanıyor. Yalnız,
bayanlardaki şekli daha belirsiz seyrediyor ve pek de dirençli, devamlı
olmuyor. Normal bir cinsel hayat ve mutlu bir evlilik, problemi çözmeye
yetiyor genellikle. Yine de, özellikle bayanların toplu kaldığı yerlerde
dikkatli olmak gerekiyor.Maalesef biz toplum olarak kadın-erkek mahremiyetine ‘çok’ dikkat ederken,
mahremiyetin erkek-erkek ve kadın-kadın arasındaki biçimlerini bazı zamanlar
sanırım ihmal ediyoruz. Her iki cins açısından, problemin bir sebebi de bu.
Bu noktada, biraz kitap karıştırıp erkeğin erkeğe, kadının kadına karşı
mahremiyet ve tesettür ölçüsünü öğrenmeye ne dersiniz?
DR. YUSUF KARAÇAY
Eşcinsellik
günah mı. Bu duygu nasıl kontrol altına alınabilir? Bu meyilden dolayı günah işlenmiş olmaz. Ancak bu meylin fiile dönüştürülmemesi
gerekir. Psikolojik tedaviyle veya evlilik yaparak bunun önüne geçilebilir.
Hünsa: İslam
hukukunda, gösterecekleri erkekimsi veya dişimsi temayüllere göre erkek veya
kadın gibi kabul edilirler(Nevevî, Mecmu, I/198- el-Mektebe eş-Şamile-)).
Ayrıca, iki uzvu olanlar, eğer erkek uzvundan idrar yaparsa erkek, kadın
uzvundan idrar yaparsa kadın kabul edilir. Sakal erkeklik alameti olduğu gibi,
kadın gibi göğüslerin olması, aybaşı görmesi ve benzeri durumlar da kadınlığın
alametidir. Bu gibi insanlar bu alametler doğrultusunda muamelelere tabi
olurlar(bk. Mebsut, 33/198, 221-el-Mektebe eş-Şamile-)
Fukahanın
çoğuna göre, hunsâ : Erkeklik ve dişilik âleti bulunan kimsedir. Hangi
aletinden idrar yapıyorsa, daha çok ona yakın bir hüküm taşır. Yani erkeklik
aletinden idrar yapıyorsa, erkek; dişilik aletinden idrar yapıyorsa, dişi
sayılır. (1)Her iki aletinden eşit biçimde idrar geliyorsa, o takdirde hem erkek, hem
dişidir, yani ona hunsâ denilir., Bu, îmam Ebû Hanîfeye göredir. (2)İmam Ebû Hanîfe'ye göre, taşıdığı her iki aletten de idrar gelirse, o, «Hunsâ
müşkil» kabul edilir. Bir aletten az, birinden çok gelmesi buna tesir etmez.Fukahanın çoğuna göre, bu durum, onun ergen olmasına kadar geçerlidir. Ergen
olunca, erkeklik aleti harekete geçip evlenecek güçte bulunuyorsa, o takdirde
erkek kabul edilir. Sakal ve bıyıklarının da çıkması böyledir. Bunun gibi
ergenlik çağına girince göğüsleri büyür, ayhali olursa o takdirde dişi kabul
edilir.Ergenlik çağına girdiği halde ne erkek olduğuna, ne de dişi olduğuna dair
belirtilen alâmetler ortaya çıkmazsa, o takdirde «Hunsâ Müşkil = Eşelcins»
sayılır.Sadece meni, belsuyunun çıkması yeterli değildir. Çünkü bu her iki cinsten de
çıkabilir. (3)
Hunsâ Hakkındaki Hükümler :
Hunsâ müşkil (= eşcinsel durumunda olan) hakkında genel hüküm, dini hususlarda
ihtiyatla âmel etmektir. Sübutunda şüphe sabit olan hususlarda ise hükmün
sübutuyla hükmetmemektir.
Bu genel kaideyi açıklayalım :
Hunsâ müşkil, imamın arkasında durduğu zaman, erkeklerle kadınların safları
arasında durur, yani ne erkeklerin saffında, ne de kadınların saffında yer alır,
bu iki ayn saffın arasında durur.Erkeklerin saffına katılacak olursa, kadın olma ihtimâli dikkate alınarak
onların namazını bozmuş olur. Kadınların saffında duracak olursa, erkek olma
ihtimali mevcut olduğundan, kadınların namazını bozmuş olur.Hunsâ müşkil, kadınların saffında durup namaz kılacak olursa ihtiyaten namazını
iade eder. Çünkü erkek olma ihtimali vardır. Erkeklerin saffında dahil olup
namaz kılarsa, namazı tamam sayılır. Ancak o safta onun sağında ve solunda
bulunan ve tam arkasında bulunan kimseler namazı iade ederler. Bunda ihtiyat
vardır.Hunsâ müşkil, namazda kadınlar gibi oturur. (4)İmam Muhammed'e göre, hunsâ müşkil, henüz ergen olmadan namaz kılarken başörtüsü
örtmesi uygun olur. Ergen olduktan sonra kendisinde ne erkeklik, ne de kadınlık
alâmeti açık biçimde ortaya çıkmazsa, o takdirde başörtüsüz namaz kılması, caiz
olmaz.Hunsâ ergen olduktan sonra mücevherat takınmaz. Bu onun için mekruhtur. Bunun
gibi ipek elbise de giyinmesi mekruh kabul edilmiştir. (5)Hunsâ müşkilin hem erkeklerin yanında, hem kadınların yanında soyunup açılması
mekruhtur. Yanında mahremi bulunmadığı halde bir kadının ya da erkeğin yanında
tenha kalması da mekruhtur.Hunsâ müşkil, hacca gidecek olursa, yanında erkeklerden bir mahremi bulunursa
-Hanefî mezhebine göre- üç günlük ve daha fazla uzak mesafelere seyahat
edebilir. Safî ve Mâliki mezheplerine göre, yanında güvenilir erkek ve kadın
bulunursa gidebilir.Hunsâ Müşkilin İhramı Nasıl Olmalıdır?İmam Ebû Yusuf, «bu mesele hakkında bir bilgim yok» demiştir. İmam Muhammed'e
göre, kadınlar gibi giyinip hac farizasını yerine getirir. (6)Hunsâ müşkili
sünnet etmek gerektiğinde onu erkek sünnetçimi, yoksa kadın sünnetçi mi sünnet
eder? Bu mesele hakkında iki görüş vardır : Ergen olmamışsa, erkek veya kadın
sünnetçiden biri onu sünnet edebilir, bunda bir sakınca yoktur. İştiha çağına
gelmiş fakat ergen olmamışsa, utanç yerine bakmadan, herhangi biri sünnet
edebilir. Ergen olmuşsa, ne erkek ne de kadın sünnetçi onu sünnet eder.Çünkü kadın sünnetçi onu sünnet edecek olursa, erkek olma ihtimali mevcut
olduğundan kadının bir erkeğin utanç yerine bakması haramdır. Erkek sünnetçi onu
sünnet edecek olursa, kadın olma ihtimali bulunduğundan erkeğin bir kadının
utanç yerine bakması haramdır.Hunsâ müşkil öldüğünde onu kim yıkayabilir?Bu da üzerinde önemle durulan meselelerden biridir. Fukahanın çoğuna göre, ne
kadın, ne de erkek onu yıkayabilir. Sadece birisi eline bir bez parçası sarıp
ona teyemmüm verir ve böylece yıkanmış kabul edilir. Eğer yıkayan onun çok
yakını ise, eline bez parçası sarmasına gerek yoktur, o vaziyette teyemmüm
verir.Hunsâ müşkil, henüz ergen olmadan ölürse, onu kadın da, erkek de yıkayabilir,
bunda bir sakınca görülmemiştir. (7)Hunsâ Müşkil Hakkında Nikâh Meselesi :
Hunsâ müşkilin babası, o henüz ergen olmadan birine nikâh ettirirse, bu nikâh
askıda bekler, ergen Oluncaya kadar bu askı devam eder. Nikâhlı çiftlerden biri
ölürse, diğeri ona vâris olamaz. Ergenlik çağına girince, kadın veya erkek
olduğu açık şekilde belirirse, ona göre nikâh geçerlik kazanır. Şöyleki : Hunsâ
müşkil kız kabul edilip bir erkeğe nikâhlanmışsa, ergen olunca kız olduğu açıkça
ortaya çıkarsa, yapılan nikâh sahih kabul edilir ve geçerlik kazanır. Erkek diye
kendisine bir kız nikahlanmış ve ergen olunca erkek değil kız olduğu belirgin
hale gelmişse, o takdirde yapılan nikâh hükümsüz kalır.
Hunsâ müşkil hakkında hadler ve kısas :
Bir kimse ergen olmuş hunsâ müşkile zina isnâd ederse, bundan dolayı hadd-i
kazıf (seksen değnek vurulma cezası) gerekmez. Çün-ki hunsâ müşkil tenasül aleti
kesik erkek ve tenasül cihazı bitişik kapalı cinsel temasa elverişli olmayan
kadın hükmündedir.
Bu durumda olan kadın veya erkeğe zina isnâd edene nasıl ceza gerekmiyorsa,
hunsâ müşkile de zina isnâd edene öylece ceza gerekmiyor.
Ama ergenlik çağına girmiş bir hunsâ müşkil başka birine zina iftirasında
bulunursa, o takdirde kendisin© şer'î ceza (seksen değnek vurulması) gerekir.Hunsâ müşkil hırsızlık ettiğinde ceza uygulanır mı?Hırsızlık konusunda, hunsâ müşkil, hunsâ olmayan kişiler gibidir. Ergenlik
çağına girmişse,, çaldığı mal hakkında şer'in belirttiği şartlar gerçekleşmişse,
o takdirde eli kesilir. (8)Kısas konusunda da bir ayrım yapılmaz. Yani Hunsâ müşkil ergen olduğu halde
kasden vurup bir adamı öldürürse kısas gerekir. Hatâen öldürürse diyet gerekir.Hunsâ müşkil dinden dönerse, hakkında murtedd hükmü uygulanmaz. Yani tevbe
etmediği takdirde öldürülmez.Hunsâ müşkil hakkında daha bir çok hükümler var. Ancak günümüzde uygulama alanı
olmadığı için buraya nakletmeye lüzum görmedik. Sadece bazı önemli meselelerde
sırf meraklılara bilgi olsun diye kısa bilgiler vermeye çalıştık.
1 - El-Hidâye - Merğinânî
2 - El-Kâfî - El-Mervezî
3 - El-Hidâye - Merğinânî - Fetâvâryi Hindiyye
4 - El-Kâfî - El-Mervezî
5 - Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiye
6 - El-Kâfî - Mervezî
7 - El-Cevheretü'n-Neyyire
8 - El-Muhit - Radiyüddin Serahsî
Kaynak: Celâl Yıldırım, Kaynaklarıyla İSLAM FIKHI, 2. Baskı, Uysal Kitabevi, 4.
cilt, ss. 407-410. (
Sorularlaislamiyet.com
)


Yetti 'Gay'ri
oturumu!

İBRAHİM BALCIOĞLU
Psikiyatrist
Eşcinselliği kimlik bozukluğu ve sapıklık olarak tanımlıyor.
'Homoseksüellerin çocuk edinmesi toplumu tehdit eden bir tehlike' diyor .
Homoseksüalite, cinsel kimlik bozukluğudur ve onun sapık biçimlerinden biridir.
SAPIKLIĞI ŞEHVET İÇİN KULLANIRLAR
Erkek homoseksüeller, cinsel sapıklıklarını şehvet doyumu aracı
olarak benimser. Birçoğunun fizik yapısı normaldir. Kadınlık belirtisi
göstermez. Kasları atletik yapılıdır. Partnerler birbirine başta sıcak ve samimi
yaklaşır. Sonra cinsellik gelişir. Deneyimli bir göz, bu kişileri hemen
tanıyabilir.
PARA YEDİRİRLER, KISKANÇTIRLAR
Yaşlanma homoseksüel kişiler için de endişe kaynağıdır. Erkek
sevgililerine para yetiştirmek isterler. Kıskançlık krizi sebebiyle cinayet
işleyenler oluyor. İhaneti affetmezler.
ÜREMELERİ TOPLUM İÇİN SAKINCALI
Çocukların, eşcinsel çiftlerin ortamına girmesi sakıncalıdır. Bu
davranış ve tutumları hoş görülmemelidir. Homoseksüellerin çocuk edinmeleri ve
kuşak üretmeleri toplumun geleceğini tehdit eder. Sanat, spor ve edebiyat
insanları, homoseksüelliği övmemelidir.
NEVZAT TARHAN Psikiyatrist
Eşcinselliğin onaylanmaması gerektiğini, yoksa insanlığın 50 yılda
kuruyacağını söylüyor. 'Erkek düşmanı' feministlere de çok kızgın
Eşcinsellik bütün dünyada yayılıyor. Bu, insanlığın geleceği açısından
ciddi bir tehlike. Gençler arasında özgürlük gibi zannedilse de özgürlük
değil, bazı değerlerin yok olması. Böyle devam ederse, 50 yıl sonra insan nesli
diye bir şey kalmayacak.
EŞCİNSELLİK BİYOLOJİK OLARAK YOK
Sorumlulardan biri de bilim dünyası. Cinsel özgürlük bilim
adına destekleniyor. Benim savunduğum ekole göre insanda biyolojik olarak
eşcinsel eğilim yoktur. Eşcinsellik cinsel kimlikten sapmadır. O sebeple
toplumsal olarak onaylanmamalıdır.
FREUD YAŞASA TEZİNİ DEĞİŞTİRİRDİ
Freud cinselliği yaşamın tek enerjisi olarak değerlendirdi. Bu
tez modernizmin kabusu oldu. Sağ olsaydı tezini mutlaka değiştirirdi.
FEMİNİSTLERİN AŞAĞILIK DUYGUSU...
Modernizm, kadını erkeksileştiriyor. Kadını erkeksileştirme
arzusu, feministlerin aşağılık ve eksiklik duygularıyla ilgilidir. Feminizm,
erkekleri düşman algıladığı için 'onlara hükmedeceğim' anlayışına sahip.
(Akşam:13 Kasım 2009)

Eşcinsellik Kader DeğildiR
Vücudumuzda her an işleyen sayısız mucizevî sistem vardır. İnsanın
kendisi bir mucizedir. “... Kalpleri vardır bununla kavrayıp, anlamazlar,
gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler...”
Araf Suresi’nde geçen bu cümle bu nedenle çok anlamlıdır. Kişi kendi
mucizesinin farkında olmazsa; kendi hastalıklarını kendisinin yarattığının ve
çözümünün de içinde olduğunun farkına varamaz. Aynı Hz. Ali’nin dediği gibi;
“Senin ilacın sende olduğu halde bilmiyorsun. İlletin de gene sende olduğu halde
görmüyorsun. Sen kendini küçük bir cisim sanırsın. Hâlbuki sende büyük âlem
saklıdır, bilmiyorsun. Sen öyle apaçık bir kitapsın ki, gizli olan şeyler o
kitabın harfleri ile meydana çıkar, okunur. Sen vücutsun, senin harice ihtiyacın
yok. Sende mevcut olan şeyler, kitaba gelmez. Kâinat kitabında yazılı olan
şeylerin hepsi senden çıkmıştır.” Uzun yıllar süregelen bir çalışma sonucu ortaya çıkan bu
kitabın tamamını okuyarak, yıllarca süren deneyimlerle oluşan birikime, kısa
sürede sahip olma şansını yakaladınız ve “bilginin etrafına
duvar örmeyin, bildiklerinizi paylaşın, paylaşırken öğrenmeye gayret
edin, öğrenmek ve paylaşmak, sonu olmayan keyifli bir maceradır,
öğrenmenin sonu ancak sizin belirleyeceğiniz bir noktadadır” sözünün
gerçekliğini kanıtladınız. Çünkü paylaşılmayan bilginin hiç bir değeri
yoktur, onu değerli kılan, paylaşmak ve paylaşılmasını sağlamaktır. Bilgiyi ve bilmeyi Yunus Emre, şu şekilde tanımlamıştır:
“İlim ilim bilmektir. İlim kendin
bilmektir. Sen bildiğini
anlamazsan. Ya nice okumaktır.”
Başta eşcinsellik olmak üzere, psikolojik sorunlar hakkında bilgi
sahip olmak; sorunu yaşayan kişinin başa çıkma becerilerine ve mahrem
çevresinin onu anlama kapasitesine katkı sağlar. Sıkıntı veren sorunlarla ilgili
en kalıcı ve etkili bilgi ise, bu konu hakkında ki yaşam öyküleridir. Bu
nedenle kitabımızda vaka deşifrelerine yer vererek, daha önce yaşanılan hayat
tecrübelerinin ve bu tecrübelerden edinilecek bilginin kalıcı olarak
yerleşmesini de hedefledik.Çünkü bilgi, en başta kişinin kendini bilmesi, insan
olarak kendi var oluşunu sorgulaması ve yaşadıklarını anlamlandırabilmesi için
gereklidir. Kendi varlığının bilincinde olmayan kişilerin, başkaları ve kendisi
hakkındaki yorumları da sıkıntı verici olacaktır. Bu nedenle, doğru ve sağlıklı
bilgiyi halka taşımada ve böylece kamunun çıkarlarını korumada bilim insanlarına
önemli görevler düşmektedir. Gerçekleri ve bildiğini halka anlatmayan, halkın
aydınlanmasını önemsemeyen bilim insanları, zaman içinde kendileri de cehaletin
bir parçası olmaktan kurtulamazlar. Bunun yerine, bildikçe, bilginin sonsuzluğu
karşısında ne kadar az şey bildiğinin aczi içinde alçak gönüllülüğü yeğleyen
bilim insanlarına ülkemizin her geçen gün daha fazla ihtiyacı vardır.
Galileo’nun dediği gibi; “Her şeyi bilme şeklindeki bu kendini beğenmiş
küstahlığın temeli, hiçbir zaman hiçbir şeyi anlamamış olmaktan başka bir şey
değildir. Bir kerecik de olsa tek bir şeyi tam olarak anlama deneyimi olan ve
bilginin nasıl elde edildiğini gerçekten duyumsamış olan bir kimse, kendisinin
hiç anlamadığı sonsuz sayıda başka hakikatlerin de var olduğunu fark eder.” Bu
farkındalık keyifli maceradır ve bu macera ile vermeye çalıştığımız
mesajlar özet olarak şunlardır:
—Eşcinsellik kader değildir.
—Eşcinsellik bir hastalıktır, eşcinseller hasta değildir. Çünkü
kişi hasta olup olmadığına kendi karar vermelidir.
—Eşcinsellik tek bir hastalık değildir, birçok alt tipi olan bir
hastalıktır.
—Eşcinselliğin 12 alt tipi vardır. Bunlar;
A-Açık eşcinsellik
1-Gerçek eşcinsellik 2-Yalancı eşcinsellik 3-Eyleme vurulmayan eşcinsellik 4-Geçici eşcinsellik 5-Durumsal eşcinsellik 6-Cinsel fantezilerin eyleme vurulduğu eşcinsellik 7-Seks işçiliği şeklinde yaşanan eşcinsellik
B-Gizli eşcinsellik
8-Homofobik tutumlarla kendini gösteren
gizli eşcinsellik 9-Eşcinsel olma korkusu veya
takıntısıyla kendini gösteren gizli
eşcinsellik 10-Maçoluk veya aşırı erkeksi tavırlarla
kendini gösteren gizli eşcinsellik 11-Aşırı
çapkınlık yapma eylemleriyle kendini gösteren gizli
eşcinsellik 12-Heteroseksüel olduğunu düşünme şeklinde kendini
gösteren gizli eşcinsellik
—Gerçek eşcinsellik adını verdiğimiz alt tip bir hastalık
olarak görülmemelidir. Bu nedenle eşcinsel yönelimden vazgeçip
heteroseksüelliğe dönüşümü içeren bir tedavi de tıp ahlakına uygun
değildir. Ancak toplumsal baskılardan dolayı varoluşunu yaşamakta zorlanan
gerçek eşcinsellerin kendileri ya da yakınlarının, destekleyci terapi
tekniklerini içeren bir tedavi almaları mümkündür.
—Eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı
eşcinsellik olarak tanımladığımız alt tipler tedavi edilebilir. Yani bu tipe
giren bir eşcinsel arkadaşımız yaşadıklarından ve hissettiklerinden rahatsızlık
duyuyor ve bunları değiştirmek istiyorsa, bunu başarabilir. Değişim için
inanması ve istemesi yeterlidir. Çünkü her şey kişinin kendi
elindedir; yenmekte, yenilmekte, başarmakta, başaramamakta.
—Ruh sağlığı profesyonelleri eşcinsel yöneliminden rahatsızlık duyan
arkadaşlarımızı görmezden gelme eğiliminden vazgeçmelidir.
—Eşcinsel lobi gerçek eşcinsellerin haklarını ve varoluş mücadelelerini
savunurken; yaşadıklarından ve hissettiklerinden rahatsızlık duyan ve değişim
isteyen diğer eşcinsellerin tedavi arayışlarını da desteklemeli ve onlara
“hain evlat ökkeş muamelesi” yapmamalıdır.
—Homofobi tanımı daraltılmalıdır. Eşcinsellere saldırı ve şiddet
uygulanmasını referans noktası alan homofobi, bir insanlık
suçudur.
Bu saptamaları, inandıktan ve istedikten sonra başarmayı, çarenin içte
olduğunu ve eşcinsellik gerçeğini reddedenler; kibirleri akıllarına galip
gelmiş kimselerdir. Bu gibi insanlar gerçekten büyük bir acz içindedir. Savaşın en kanlı günlerinden birinde, Mehmet, en iyi arkadaşının az
ileride kanlar içinde yere düştüğünü görür. İnsanın başını bir saniye bile
siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altında oldukları bir gündür.
Mehmet teğmenine koşar ve “Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?”
der. “Delirdin mi?” der gibi bakar teğmen ve “Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla
ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma.” Der.Mehmet ısrar eder. Teğmen: “Peki. Git o zaman” der.İnanılması güç bir mucize gerçekleşir. Mehmet o korkunç ateş yağmuru
altında arkadaşına ulaşır, onu sırtına alır, koşa koşa sipere geri döner ve
birlikte siperin içine yuvarlanırlar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene
eder. Sonra onu sipere taşıyan Mehmet’e döner ve “Sana, değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bak haklı
çıktım. Bu zaten ölmüş.” der. “Değdi teğmenim” der Mehmet. “Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?” der.“Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun
son sözlerini duymak dünyaya bedeldi benim için.” diyen Mehmet, arkadaşının
son sözlerini hıçkırarak tekrarlar teğmene: “Mehmet, geleceğini biliyordum!” demişti arkadaşım. “Geleceğini
biliyordum!” Bu nedenle sonsözler çok önemlidir. Çünkü insan yaşamının
ve varoluşunun anlamı çok derindir. İnsanın varoluşu; hayatta kalma uğruna
verilen o sefil mücadelede değil, inanmak ve isteminin gücünde yatmaktadır.
Değişimi gerçekleştirmek için kişi göğsünde taş gibi bir yürek
taşımalıdır. Bu yürek ruhsal sıkıntılara ve çöküşe doğru giden hayatı yok
etme gücünü, kişinin kendisinde bulması anlamına gelir . Böylece yükselen
yeni hayat kendine bir yer bulup serpilebilir.
Sonsöz; “her şey sende gizlidir.”
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
YANSÖZ GİRİŞ RUHSAL AYGIT DIŞ
GERÇEKLİK GÜDÜ – DÜRTÜ - İÇGÜDÜ BİLİNÇ VE BİLİNÇDIŞI İD
SÜPEREGO
EGO DERİN EGO KENDİLİK İNSANIN
RUHSAL GELİŞİMİ PREÖDİPAL
DÖNEM
ORAL DÖNEM ANAL DÖNEM
ÖDİPAL DÖNEM (FALLİK DÖNEM)
ÖDİPAL KOMPLEKS
ELEKTRA KOMPLEKSİ
HADIM EDİLME KORKUSU KENDİ KENDİNİ HADIM ETME
ÖDİPAL KAPSÜL VE ÖDİPAL
BAĞ LATENT DÖNEM
ERGENLİK DÖNEMİ DERİN EGO’NUN
SAVUNMA MEKANİZMALARI KİMLİK ve KİŞİLİK CİNSEL KİMLİK GELİŞİMİ EŞCİNSELLİK
NEDİR? EŞCİNSELLİK RUHSAL BİR BOZUKLUK MUDUR? EFEMİNE OLMAK EŞCİNSELLİK DEĞİLDİR
EŞCİNSELLİĞİN İLK BELİRTİLERİ EŞCİNSELLİĞİN GÖRÜLME ORANI
BİSEKSÜALİTE EŞCİNSELLİĞİN NEDENLERİ NESNE
İLİŞKİLERİ KURAMINA GÖRE EŞCİNSELLİK
MARGARET S. MAHLER VE NESNE İLİŞKİLERİ KURAMI
JAMES F. MASTERSON
BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU
BORDERLİNE YAPI VE CİNSELLİK
BORDERLİNE – NARSİST AŞKI
KIZLARDA NESNE İLİŞKİLERİ
KURAMINA GÖRE EŞCİNSELLİK ERKEKLERDE NESNE İLİŞKİLERİ KURAMINA GÖRE EŞCİNSELLİK
NARSİSTİK BİR SAVUNMA OLARAK EŞCİNSELLİK
NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU
NARSİSİZM VE CİNSELLİK
HEİNZ KOHUT
ERGENLİK BUNALIMI OLARAK EŞCİNSELLİK
ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİNE BAĞLI EŞCİNSELLİK BAĞIMLILIĞIN VE SALDIRGANLIĞIN
CİNSELLEŞTİRİLMESİ OLARAK EŞCİNSELLİK EŞCİNSELLİĞİN DİĞER NEDENLERİ
EŞCİNSELLİĞİN TİPLERİ AÇIK EŞCİNSELLİK GİZLİ EŞCİNSELLİK EŞCİNSELLİK HAKKINDA
BİLGİSİZ BİR TOPLUMUZ EŞCİNSEL AŞKLAR
HOMOFOBİ VE HETEROFOBİ
İÇSELLEŞTİRİLMİŞ HOMOFOBİ
COMING OUT NEDİR?
EŞCİNSEL YAKINI OLAN AİLELER VE
GENEL TEPKİLERİ ERKEK EŞCİNSELLER KADIN EŞCİNSELLER EŞCİNSEL YAŞAMIN ZORLUKLARI
EŞCİNSEL YÖNELİM TERAPİSİ EŞCİNSEL YÖNELİM TERAPİSİ NEDİR? EŞCİNSEL YÖNELİM
TERAPİSİNDE TERAPİST VE HASTA İLİŞKİSİ AKTARIM AKTARIM NEVROZU KARŞI AKTARIM
DİRENÇ YORUMLAMA TERAPİNİN SONUÇLANMASI EŞCİNSEL YÖNELİM TERAPİSİNDE ELE ALINAN
KONULAR VE KULLANILAN TEKNİKLER SAHTE KENDİLİKTEN KURTULMAK EGO GÜÇLENDİRME
ÖFKENİN DIŞA VURULMASI VE YÖNETİMİ BAĞLANMA YAKINLIK KORKUSU VE MAHREMİYET SPOR
VE EGZERSİZ YAPMA HİPNOZ VE HİPNOTERAPİ FANTEZİ ÇALIŞMALARI VE GEÇİŞ FANTEZİLERİ
ORGAZMİK YENİDEN
KOŞULLANMA
RÜYA ANALİZİ KENDİNİ TANIMA VE DOĞRU İFADE ETME REKABET KARŞI CİNSLE OLAN İLİŞKİLER HEMCİNSLERLE CİNSEL İÇERİKLİ OLMAYAN İLİŞKİLER KURABİLME SORUMLULUK ALMAK KİŞİ KENDİNİ HASTA EDER, KİŞİ KENDİNİ İYİ EDEBİLİR YAPMAK VE KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK GEÇMİŞİN TEKRARINI BOZMAK AFFETMEK KENDİNİ SEVMEK VE ONAYLAMAK
LOGOTERAPİ
BİBLİYOTERAPİ
METAFORLARLA PSİKOTERAPİ GRUP TERAPİSİ DEĞİŞİM İSTEYEN EŞCİNSELLER İÇİN EŞCİNSEL YÖNELİM TERAPİSİ GERÇEK EŞCİNSELLER İÇİN EŞCİNSEL YÖNELİM TERAPİSİ SKALA ve FORMLAR CİNSEL KİMLİK FORMU CİNSEL YÖNELİM SKALASI TRAVESTİ VEYA TRANSSEKSÜELLİK ARAŞTIRMA FORMU SONSÖZ YAZAR HAKKINDA İLETİŞİM BİLGİLERİ KAYNAKLAR YAZARIN DİĞER KİTAPLARI
EşcInsellIk ve eşcInsel derneklerIn
çelişkISI
Scientific American Mind isimli ünlü bilim dergisi Nisan 2010 sayısında
eşcinselliğin en yaygın türü olan transseksüelliğin kültürel öğrenme ile
oluştuğunu yayınladı. Bu nedenle kamuoyunu doğru bilgilendirmek için uzun
tetkikler sonucu aşağıdaki bilimsel görüşümü yazdım. Cinsel Bozukluklar
psikiyatri sınıflandırma sistemlerinde çeşitli isimler altında ifade
edilmektedir. Eşcinsellikle ilgili iki ana tanımlama vardır.
1-Cinsel Kimlik Bozukluğu olarak eşcinsellik: Bir kişinin yoğun biçimde
karşı cinsten olmak istemesi veya karşı cinsten olduğu gerçeğine inanması
durumudur. Hasta kendi biyolojik cinsiyetinden
sürekli ve aşırı olarak rahatsız olur ( Jacobson J, Jacobson A, çeviri:
Kayaalp ve Doğangün 2006 Nobel yay. S.130) Bu grub hastalık sınıflandırma
sistemlerinde yer alan eşcinselliğin değiştirilip yeniden tanımlanan bölümüdür.
Tansvestizm, transseksüalizm olarak bilinmektedir. Tedavisi gerektiği ve
kitaplarda (DSM IV sayfa 723 sıra no:302.5) hastalık olarak tanımlandığı
bilinmektedir. Onarım terapisi önerilen bilimsel bir yöntemdir.
2-Cinsel rol ve
yönelim olarak eşcinsellik: Eşcinselliğin
Psikiyatri sınıflandırma kitaplarından çıkarılan hastalık olarak kabul edilmeyen
sadece sosyal bir sorun olarak ele alınması önerilen bölümüdür. Cinsel yönelim
olarak aynı cinse yönelim vardır. Bu kişiler biyolojik cinsel kimlikleri ile
tercih ettikleri cinsel rolleri arasındaki farktan rahatsız olmazlar.
Eşcinsellik biyolojik doğada var mıdır?
Eşcinsellikle ilgili genel kabul gören görüşlere göre
insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir. Sosyal öğrenme ile ve yanlış
eğitimle gelişmiş bir durumdur. Biyolojik doğaya uymayan bir sapmadır.
Heteroseksüelliğin geni vardır ancak eşcinselliğin geni yoktur.
Eşcinsellikle ilgili son bilimsel görüşler nelerdir?
Scientific Americam Mind
dergisinin Nisan 2010 tarihli sayısında “The Third Gender” yani “Üçüncü
Cinsiyet” başlıklı makalede Jesse Bering Biyolojik cinsiyetinden ve cinsel
kimliğinden rahatsız olan Transseksüelleri incelemiştir. Üçüncü cinsel
kimlik olan transseksüelleri ikiye ayırmıştır. Açık transseksüeller, gizli
trans seksüeller. Her iki transseksüel durumla ilgili bilimsel
çalışmalarda genetik veri bulunamadığı vurgulanmıştır. Biyolojik
cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelim alanlarının farklı farklı
değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.. Kültürel sosyal normların
ve öğrenmelerin transseksüel cinsel kimlik ve cinsel yönelim oluşmasında
ki ana rolünden söz edilmiştir. ( Prof. Dr. Nevzat Tarhan -
Haber 7 :16 Nisan 2010
)
OLAYIN ÖZETİ BİR HABER
Habertürk'te bir haber okudum. Anne baba ayrılmış, anne tek
başın , dişini tırnağına katmış, okumuş, iş sahibi olup çocuklarına bakmış.Oğlu
özel okulda 16 yaşında " Anne ben erkek değilim." diyor...! Neden, çünkü rol
alabileceği, örnek olabilecek bir erkek yok hayatında. Tek mücadele eden ve
örnek alacağı annesi var ve o da onu örnek almış! Sonuçta da kendini onunla
özleştirip, ergenlik çağı içinde ikileme düştüğü o çağda - kendine tek seçenek
olarak sunulan - kadın rolünü benimsiyor kendine daha yakın olarak onu
benimsiyor. Çocuğun evinde ve özel okulunda kendine örnek alabileceği bir erkek
bulamayınca hayatına kendi ancak bu kadar rol ve yol bulabiliyor...!
( Bugün:17.10.2009)
GELEN MAİLLERDEN BİRİ :
Merhaba,ben bir eşcinselim ve İslamın
eşcinselliği nasıl gördüğünü az çok biliyorum. Kimi hocalar eşcinselliğin gerek
duygu anlamında gerekse de fiiliyatta çok büyük günah olduğunu söylüyorlar ki
ilkine katılmıyorum. Kimileri de sadece eyleme dönüşünce günah olduğunu
savunuyorlar ki bu akla daha yatkın geliyor.
DUYGU SU ANLAMDA ISE SIZE KATILMAK MUMKUN:O YONE AIT ISTEK VAR AMA "
YAPMAMAK!" ...BU ISTEKLERIN FIILIYATI GUNAH SINIRLARI ICINDE OLSA DA SADECE "
DUSUNCE " BAZINDA KALMASI GUNAH OLARAK YAZILMASI ANLAMINA GELMEZ , AMA YINE DE
TEHLIKE SINIRLARINA DOGRU EPEY BIR YOL ALINMIS OLUNUR TABII..
Elbette cinsi münasebet günahtir, elbette livata
yasaklanmıştır. Ancak heteroseksüeller için de cinsi münasebet evlilik öncesi
yasak değil midir? Ama toplumda görüyoruz ki heteroseksüeller arasında da bu
yasağa uymayan milyonlarca günahkar insan var - tıpkı bazı eşcinsellerin bu
yasağa uymaması gibi. Öyleyse, sürekli eşcinselliği kötüleyen zihniyetin
heteroseksüelliği de en az eşcinsellik kadar kötülemesi gerekmez miydi?
ÇOK DOGRU.ERKEK YAPINCA CAPKIN, KADIN YAPINCA
AHLAKSIZ KADIN,OROSPU... FORMULU DINI DEGIL,
ISLAM DISI KULTUREL BIR YAKLASIM TARZININ SONUCUDUR!
İşte kimi hocaların burada yanıldığını
düşünüyorum. Eşcinsellik cinsel bir yönelimdir ve bundan eşcinsel olan birey
mesul olmaz, mesul olsaydı Allah insana zulm etmiş olurdu ki Allah kuluna ne
zaman zulm etmiştir?!
KARDESIM.BASTA SUNUN ALTINI CIZELIM:
ESCINSELLIK , BASTA YANLIS EGITIM VE YONLENDIRMENIN SONUCU ORTAYA
CIKAN , BOZUK BIR PSIKOLOJIYLE GELISEN BIR CINSEL SAPMADIR! HORMONAL SORULARIN
İSE ÇÖZÜMÜ TIP İLMİNDEDİR.YETER Kİ TEDAVİ OLMAK İSTEYELİM!
Kuran'da bile eşcinsellikten bahsedilmektedir,
demek ki eşcinsellikten bahsetmek gayri-ahlaki değilmiş. Dolayısıyla sırf
eşcinselliği kötüleyen yazılar yazmak doğru değildir. Kötülenecek ve ayıplanacak
şeyler kimlikler değil, vahyin yasaklarına uymayan
eylemler olmalıdır. Bu da üstte açıkladığım gibi eşcinseller arası
livatadır, heteroseksüeller arasında da evlilik öncesi gayrı meşru cinsel
ilişkidir.
KIMLIKTEN BIR AN ONCE KURTULMAK ICIN GEREK DINI GEREK PSIKOLOJIK DESTEK
ALMAK SARTI ILE BU MANTIĞA KATILMAK MUMKUN!
Özetlemek gerekirse, ben kendimi bildim bileli
bir eşcinselim ve bundan mesul değilim (bundan hiçbir eşcinsel mesul olamaz).
Allah'ın yasaklarına ve emirlerine göre bir hayat sürmek için cihat etmeye
gayret gösteriyorum ki bunun içinde livata yapmamak da var. Lütfen kimliğime bu
kadar açıktan saldırılar yapmayınız, tüm eşcinselleri livata yapan o
günahkarların düzeyine düşürmeyiniz.Saygılarımla...
KARDESIM.ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN.AMA SUNU BELIRTELIM.DUNYADA BULUNUS SEBEBİMİZ İMTİHANDİR HER KUL FARKLI İMTİHANLARA TABİ
TUTULUR.BİZLERE DÜSEN KURAN VE SÜNNETİN YOLUNDAN İLERLEMEKTİR.CİNSEL SAPMA DURUMLARINDA EHİL DOKTORLAR TARAFINDAN PSİKOLOJİK VE HORMONAL
TEDAVİ BERABER YAPILMALIDIR. CİNSEL DURUMUNUZU KABULLENMEDEN ONCE HER TURLU
TETKİKLERİN YAPILMASI PSİKOLOJİK (GECMİSİN İRDELENMESİ, ÇOCUKLUKTAKİ YETİSME
TARZINIZ,ORTAMINIZ,CEVRENIZ, BİLİNC ALTINA ATILANLAR VS.) YARDIMIN ALINMASI
GEREKİR.BENCE SIZ FIILIYATTA ESCINSEL OLANLARDAN COK DAHA IYI BIR KONUMDA
OLSANIZDA, KULLANDIGINIZ KAVRAMLAR- MESELA CIHADI , NEFIS ILE MUCADELE ANLAMINDA
KULLANDINIZ VE BU COK UYGUN DUSTU!- SIZIN DAHA DA GUZEL BIR YERE GELEBILECEGINIZI
GOSTERMEKTEDİR..EVET FIILIYATA DOKULMEMESI COK GUZEL AMA SONUCTA SIZ HAYATINIZI DAHA
NE KADAR BU SEKILDE DEVAM ETTIREBILIRSINIZ KI.EVLILIK BASTA OLMAK UZERE
SIZI BIR GELECEK BEKLIYOR VE BU KIMLIK ILE ISLAMI SINIRLAR ICINDE DAHA NE KADAR
DEVAM EDEBILIRSINIZ HAYATINIZA.SU AN MASALLAHINIZ VAR AMA GELECEK NE
OLACAK.YANI BU KIMLIK BAZINDAKI ESCINSELLIK BILE GELECEGINIZ ACISINDAN SIZI
ACMAZLARA SOKMAYACAK MI..BENCE SIZDE BIR CEVHER VAR.SADECE ILK ADIMI ATMAK
TA TEREDDÜDÜNÜZ VAR... UMARIM DETAYLI BIR DUSUNCE SONUCU BIZE HAK
VERECEKSİNİZ!ÖZETLE SIZ IYI BIRISINIZ VE KENDINIZI MUHAFAZA ETMENIZ GUZEL AMA ILERIYE DONUK
YARDIM ALMANIZ GEREKIR KARDESIM.RABBIM YARDIMCINIZDIR, SIZDEN SADECE BIR ADIM-
ILK ADIM HER ZAMAN ZOR VE COK ONEMLIDIR!- ATMANIZI BEKLIYORUZ...SELAM VE DUA ILE
|