İran’ın devrik lideri Şah Pehlevi’nin kızı Leyla’dan sonra en küçük
oğlu Ali Rıza da intihar etti. New York Times’ın eski Türkiye ve İran muhabiri
Stephen Kinzer, prensin trajik ölümünü ve hanedanın lanetini kaleme
aldı. Boston'un güney ucundaki evimin aşağı sokağından gelen tek
el silah sesi salı sabahının karanlığını yardı. Bu mahallede artık böyle
olaylara çok sık rastlanmıyor. Komşularımla birlikte bana da bu silah
sesinin arkasındaki trajediyi hayal etmek düştü. Fakat sonra haber geldi:
İntihar eden eski İran Şahı Rıza Pehlevi'nin 44 yaşındaki oğlu Prens Ali Rıza
Pehlevi'ydi...Bu şok edici intihar eylemi, önce İranlılar'ın sonra
kendilerinin kanına bulanmış ailenin şiddet dolu son trajedisiydi. Bir
Shakespeare dramasına benziyordu. Şah İran'ı demir yumrukla yönetti ama ailesi
onun günahlarını çok pahalıya ödedi. Ali Rıza'nın babası Rıza Pehlevi, 20.
yüzyılın en görkemli devrimlerinden birinde vatanından sürgün edilmiş bir
şekilde öldü. Halası, Prenses Aşraf (Şah'ın ikiz kardeşi) İran'ın "siyah
panteri" olarak tanınıyordu. Hayatının sonuna kadar depresyonlar ve
bağımlılıklarla boğuştu, üç başarısız evlilik yaptı ve sonra oğullarından biri
suikasta kurban gitti. Ali Rıza'nın kardeşi Leyla, 2001'de Londra'da bir otel
odasında yüksek dozda uyuşturucu almış bir şekilde ölü bulundu.
DEMOKRASİDEN NEFRET EDERDİ
Pehlevi hanedanı perişan olmuş ve yok olmanın eşiğine gelmiş bir ulusu
modernleştirmek için yola koyulmuş bir aileydi. Hanedanın kurucusu Rıza Şah, Ali
Rıza'nın büyük babası, acımasız bir tiran aynı zamanda vizyon sahibi bir
reformistti. Rıza Şah, 1926'da bir darbeyle iktidara gelen okuma-yazma bilmeyen
bir askerdi. Ülkesine demokrasi getirmeyi reddetmesinin başlıca nedeni,
kendisinden sonra oğlunun şah olmasını istemesiydi. Bu isteği 1941'de Muhammed
Rıza Şah'ın yükselişiyle gerçek oldu. Fakat hükümdar babasından farklı olarak
Muhammed Rıza pısırığın tekiydi. İran'da II. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya
çıkan ve Başbakan Muhammed Musaddak'ın temsil ettiği demokrasiden nefret etti,
fakat onu ezmek için hiçbir şey yapmadı. Daha sonra CIA ve İngiliz MI6 servisleri 1953'te İran petrol endüstrisini
ulusallaştırmak isteyen Musaddak'ı devirdi. Bu da Muhammed Rıza Şah'ın mutlak
iktidarı ele almasını sağladı.
SOVYETLERİN ÇÖKÜŞÜ GİBİ
Pehlevi hanedanı 20. yüzyıl jeopolitik hayatında neredeyse herkesin daimi ve
değiştirilemez olarak gördüğü birkaç olaydan biriydi. 1979'da çöktü ve dünyayı
en az, on yıl sonra gerçekleşen Sovyetler Birliği'nin çöküşü kadar sersemletti.
İnsanlık tarihinde bir diktatöre karşı böylesi bir ittifakla isyan eden çok az
ulus vardır. Pehlevi hanedanının günahlarını saymak çok zahmetli bir iş olur
fakat belki de en önemlisi İranlılar'ı mollaları iktidara getiren bir devrime
sürüklemek oldu.
HARVARD'DA DOKTORA YAPIYORDU
Ali Rıza, 30 milyon
insanın kaderini elinde tutan mutlak bir monarşinin ikinci oğluydu. Prens,
ailesinin hükümdarlığı 1979'da çöktüğünde, henüz 13 yaşında bile değildi. Ali
Rıza, babasının Mısır'da yüz kızartıcı ve yalnız bir şekilde ölümünden sonra
ABD'ye gitti, Berkshires'da hazırlık sınıfına katıldı, Princeton'dan mezun oldu
ve sonra filolojinin yanı sıra Ortadoğu ve Fars tarihi üzerine çalışmaya devam
etti. Harvard'da doktoraya başladı fakat tamamlamadı.
HİÇ EVLENMEDİ
Dünyanın en seçkin eğitimlerinden birini aldıktan sonra sıra evliliğe
gelmişti. 2001 yılında nişanlanan Ali Rıza, sekiz yıl nişanlı kaldıktan sonra
ayrıldı. West Newton sokağındaki komşuları, Ali Rıza'nın onlarla asla
konuşmadığını, genellikle kot pantolon ve şık ceketler giydiğini, Porsche'undan
inip evine girdiğini, pencerelerinin tahta kepenklerini hep kapalı tuttuğunu
söylüyor. Washington yakınlarında yaşayan ve sık sık kendini İran'ın
gelecekteki Şah'ı olarak gösteren ağabeyinin aksine Prens Ali Rıza asla bu tarz fantazilerden zevk almadı.
AİLESİNİN HİKAYESİ AĞIR GELDİ
Kimileri, "Kader, işlediği muazzam suçlar nedeniyle Pehlevi'nin ailesini
cezalandırdı" diye düşünse de gerçek şu ki Prens Ali Rıza Boston'da yaşayan
herhangi birinden daha günahkâr değildi. O asla bir idam emri vermedi,
kimseyi işkence odasına sokmadı, başını onurlu bir şekilde dik tutabilirdi.
Fakat ailesinin hikâyesi onun taşıması için fazla ağırdı. Ali Rıza, onursuzluk
ve utancı taşıyamayarak tek bir kurşunla kendini başından vuran bir asker gibi
öldü. Shakespeare "Kralın ölümcül şakaklarını çevreleyen içi oyuk bir taçtaki
saltanatı ölümü saklar" demişti.
FARAH DİBA SARSILD
İran Şahı Pehlevi'nin eşi Farah
Diba, dul kaldıktan sonra Washington ve Paris arasında yaşamaya başladı. Küçük
kızı Leyla ile (sağda) çok yakındı. İlk büyük acıyı Leyla'nın 2001 yılında aşırı
dozda uyuşturucu alarak intihar etmesinden sonra yaşadı. Farah Diba önceki gün
de küçük oğlu Ali Rıza'nın (solda) intiharı ile sarsıldı. 72 yaşındaki eski
kraliçe oğlunun ölümüyle ilgili bir açıklama yapmadı.
TEK VARİS KALDI
İran Şahı Pehlevi'nin üçüncü eşi olan Farah Diba 21 yaşında gelin olduğunda
erkek çocuk doğurmak için büyük baskı altına girdi. Sonuçta ikisi erkek toplam 4
çocuk dünyaya getirdi. Çiftin 1966 yılında Life dergisine birlikte poz
verdikleri büyük oğulları Rıza (50) artık hayatta kalan tek varis...
İKİSİDE İNTİHAR ETTİ
Şah ve ailesi devrimden sonra sırasıyla Mısır, Fas, Bahamalar ve Meksika'da
yaşadı. Bahamalar'da kendilerine özel bir plajları olan aile Şah'ın ölümünün
ardından 1981 yılında Başkan Ronald Reagan tarafından ABD'ye davet edildi ve
buraya yerleşti.
Stephen KINZER-
06 Ocak 2011