|
İngiltere, dünya siyaset sahnesinden tasfiye mi ediliyor?
Tunus, Lübnan ve Mısır'daki olaylar, uluslararası
su yollarının, yani Cebelitarık, Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolü
amaçlıdır. Amerika-Rusya-Türkiye ittifakı, İngiltere liderliğindeki Küresel
Sermayeyi, dünya siyaset sahnesinden tasfiye ediyor. Orta Doğu'nun siyasi
açıdan kontrolüne karşı Çin, enerji ihtiyacının temini için giderek Afrika'ya
kayıyor. Devler arasındaki mücadele de Afrika'ya kayacak. Hangi ülkenin ne
şekilde idare olunacağına kim karar verir? O ülkenin halkı ve aydınları mı yoksa
başka etmenler mi?
Dünyada ispatlanmış ham petrol rezervlerinin % 58'i, yani yaklaşık 675 milyar
varili Arap topraklarında bulunmaktadır. Dünyada 23 Tane Arap devleti var.
Bu 23 Arap devletinin içinden 5 tanesi, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt,
Birleşik Arap Emirlikleri ve Libya, Arap ülkelerinin tamamının sahip olduğu
toplam petrolün % 92'sine sahipler.
Rusya'nın dağılmasından hemen
sonra, Litvanya, Estonya, Ukrayna, Ermenistan ve Gürcistan serbest seçim
sistemine geçtiler. Ancak, Azerbaycan ve Kazakistan, henüz serbest seçim
sistemine geçemediler. Çünkü Azerbaycan ve Kazakistan önemli petrol
rezeervlerine sahip.
Burada
şuna dikkat çekmek istiyorum: Hangi ülkenin nasıl yönetileceğine o ülkenin halkı
karar veremez. Hangi ülkenin nasıl yönetileceğine o ülkenin sahip olduğu
kaynaklar, ya da onun jeopolitik konumu belirler. Petrol zengini bu ülkeler,
büyük paralara sahiptir ama devlet kurumları zayıftır. Halka rağmen görevde
kalma arzusu, bu ülkelerin idaresine dış müdahaleleri kolaylaştırır. Gücünü
halktan almayan yönetimler, biraz daha ayakta kalabilmek için dış desteğe
ihtiyaç duyarlar ve bu desteğin karşılığında ülkenin milli varlıklarını yabancı
yatırımcılara pay ederler. Dolayısıyla gücünü kendi halkından almayan
yönetimler vasıtasıyla o ülkenin varlıklarını yağmalamak, modern sömürgecilikte
bir sistemdir.
Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt,
Birleşik Arap Emirlikleri, Libya, Azerbaycan ve Kazakistan, dünya petrol
rezervinin yaklaşık yüzde 67'sine sahipler.
Ne ilginçtir ki; dünyanın petrol rezervinin yüzde 67'sine sahip olan bu
ülkeler, krallıkla ya da aileler vasıtasıyla idare ediliyor. Petrolü olmayan
ülkeler ise cumhuriyetle idare ediliyor.
Türkiye'nin kurtuluşu nasıl mümkün?
Türkiye'de ekonomi, üretime dayalı değil. Avrupa'nın uluslararası markalarının
Türkiye'de hangi aileye niçin verildiğini bilmek durumundayız. Bu sermaye
ülkemiz siyasetine de şekil vermiş, 85 yıllık cumhuriyet hayatımızda 62
hükümet kurulmuştur. Oysa biz hükümetleri 5 yıllığına seçiyoruz ve şimdi 62.
hükümet değil, 17. hükümet görevde olmalıydı.
- Şuanda Türkiye, 423 ton demir karşılığında 1 ton ilaç,
- 2 bin 612 tır çimento karşılığında sadece 1 tır bilgisayar,
- 1 Tır domates karşılığında sadece 7 kg domates tohumu alabilmektedir. Yani,
evet üretmeliyiz, ama ne üreteceğimizi de iyi planlamalıyız.
Türkiye nerede yer almalıdır?
Tevrat'a göre bir dünya hayal eden Küresel Sermaye, 19. Yüzyılda, İngiltere'ye
yerleşmiş, bu ülkeyi ele geçirmiş ve Osmanlıyı İngiltere ve Rusya'ya
parçalatmıştır. Aynı güç, 1. ve 2. Dünya savaşlarıyla İsrail devletini
kurdutmuştur. Ancak tüm bu savaşlar İngiltere'yi çok yormuştur. İngiliz
atının çok yorulduğunu, kendisine karşı dünya çapında kin ve nefret biriktiğini
dolayısyla artık işine yaramayacağını anlayan Küresel Sermaye, at
değiştirmiş, Londra'dan Washington'a taşınmıştır. İngiltere'nin süpergüçlüğü
ABD'ye devri, 1947-48'lerdir. Küresel Sermaye, 1947 ila 2001 arasında da
Amerikan atına binmiş, onu dünyanın hemen her yerinde kendi planları için
koşturmuştur. Kabalist Savaş Çetesi tarafından kullanıldığını ve yavaş yavaş
kendisine karşı Çin'in güçlendirildiğini anlayan Amerikan devletinin "milli"
kanadı, 11 Eylül Olayları sonrası yeni bir dönem başlatmıştır. Yahudi
spekülatör George Soros'uın "Bush yönetiminin devrilmesi için tüm servetimi feda
etmeye hazırım" sözü oldukça önemlidir. Küresel sermaye şimdi Avrupa ve Çin
üzerinden faaliyet göstermektedir. Küresel Sermaye'nin planı, önümüzdeki
dönemde Çin'i dünyanın süper gücü yapmak Avrupa'yı da buna destek veren merkez
haline getirmekti. Rusya'yı da tamamen ele geçireceklerdi. Hatta ele
geçirmişlerdi. Ancak tıpkı Obama'nın ortaya çıkarılması gibi, Rus derin devleti,
Yeltsin döneminde 30-35 yaşındaki Yahudi gençler tarafından paylaşılmış Rusya'yı
kurtarmak için Putin'i ortaya çıkardı. Putin, yakalayabildiklerinin ellerindeki
malları geri aldı ve bunları hapse attı, operasyonu önceden haber alanlar ise
İngiltere'ye kaçtı. Başbakan Erdoğan yerine hazırlanan bir isim de, Ergenekon
operasyonlarının başlamasından 1 hafta önce Londra'ya sığınmıştır ve hâlâ
oradadır. Amerika, Küresel Sermaye'ye karşı mücadelede kendisine müttefik
olarak Rusya'yı seçti. Rusya'yla ortak hareket etme kararı alındı. Rusya'nın
bugünkü ekonomik krize hazırlıklı olması için önce petrol fiyatları 70 dolardan
139 dolara kadar yükseltildi. Rusya bu sayede depolarını parayla doldurdu. Sonra
tüm şartlar aynı olduğu halde petrol tekrar 70 dolara indirildi. Bu arada
ekonomik kriz çıkarıldı, küresel sermaye çok ciddi oranda güç kaybetti. Bugün
Küresel Sermaye oldukça zor durumdadır. Küresel Sermaye'yle ortak hareket eden
Avrupa merkez bankalarının 2010 yılının ilk 10 ayındaki kayıpları, 300 milyar
dolardır.
Peki
Türkiye ne yapmalı?
Bir
tarafta Küresel Sermaye, yani Londra liderliğindeki Avrupa ve Çin, diğer tarafta
ABD ve Rusya bulunmakta. Türkiye nerede yer almalıdır, Avrupa'nın geleceği var
mıdır? Türkiye'deki Avrupa yanlısı siyasi yapıların tasfiyesi üzerine AB bize
soğuk bakmakta bu sebeple Birlik'e almamak istemektedir. AB, pazarını ve enerji
aldığı sahaları siyasi açıdan kontrol edememektedir. AB, endüstrisini ayakta
tutan karşı cephede bulunan Rusya'ya enerji temini bakımından tamamen teslim
olmuş durumdadır. Avrupa'nın nüfus bakımından da geleceği yoktur. Yaşlı Avrupa
göçmenlere muhtaçtır. Alman sanayisi dünyanın en iyi otomobilini üretebilmekte,
ama çocuk yapamamaktadır. Bütün bu sebeplerle Avrupa'nın geleceği yoktur. Orta
Doğu'nun siyasi açıdan kontrolüne karşı Çin, enerji ihtiyacının temini için
giderek Afrika'ya kayıyor. Devler arasındaki mücadele de Afrika'ya kayacak.
Tunus, Lübnan ve Mısır'daki olaylar, uluslararası su yollarının, yani
Cebelitarık, Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolü amaçlıdır.
Amerika-Rusya-Türkiye ittifakı, İngiltere liderliğindeki Küresel Sermayeyi,
dünya siyaset sahnesinden tasfiye ediyor. Arap ülkelerindeki kıpırdanmalar
bu kapsamda incelenmelidir. (Ömer Özkaya- Milli Gazete:
01.02.2011)
|