Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 SUNNΠ ŞİΠ KARDEŞİLİĞİ  VE  LÜZUMU
 
 

         SUNNΠ VE  ŞİÎLER TEMELDE İKİ NOKTADA AYRILIRLAR AMA PEK ÇOK ORTAK NOKTADA DA BİRLEŞİRLER...AYRILDIKLARI   İKİ NOKTA :

      İMANİ  BAZDA : İMAMET VE TAKIYYE MESELESİ :  BIRAKALIM , GÖZ ARDI EDELİM BU MESELEYİ ; AHİRETE HAVALE EDELİM , ALLAH KARAR VERSİN BU KONUDA HAKLI VE YANLIŞ TARAFLAR HAKKINDAKİ HÜKMÜ.TABİİ Kİ BİZ  SÜNNÎ'YİZ    VE Şİİ OLMAYA  DÜŞÜNCEMİZ  YOK AYNI ŞEY ŞÎİ KARDEŞLERİMİZ İÇİNDE SÖZ KONUSU NE YAZIK Kİ ...ONLAR DA BİZİM Şİİ OLMAMIZI BEKLİYOR... AMA NEDEN FARKLI YORUM , FARKLI KÜLTÜR DİYEREK,İSLAM KARDEŞLİĞİNİ TEMEL ALARAK  BİR ARADA YAŞAMAYALIM !

       NEDEN VAKİT KAYBEDİP EMPERYALİSTLERİN EKMEĞİNE YAĞ  SÜRELİM!

       BİZ  SÜNNİ'YİZ VE ÖYLE ÖLECEĞİZ!ONLARDA Şİİ VE NE YAZIK Kİ SÜNNİ OLMAYA NİYETLERİ YOK...O  HALDE ONLARI ÖYLE KABUL  EDELİM VE TAKİYYE YAPMAYACAKLARINI UMARAK  DÜNYADA BİRLİK İÇİNDE  HAREKET  EDELİM! AHİRETTE DE ALLAH'U  TEALA YALNIŞ TARAFTA OLANA CEZA VERSİN ...

         TABİİ Kİ ŞİİLERİN ARASINDA GULAT YANİ AŞIRI OLANLARI VAR ! SAHABEYE HAKARET EDENLERİ VAR , ONLARDA DEĞİŞECEK , YUMUŞAYACAK , YOKSA BİR ARADA OLMAMIZA İMKAN YOK !

         SİYASİ NEDENLER... : ORTAK O KADAR NOKTAMIZ VARKEN , DÜNYADA MÜSLÜMAN KANI DÖKMEDE FIRSAT KAÇIRMAYAN VE FIRSAT ORTAMINI OLUŞTURAN BATI, ABD ...GİBİ EMPERYALİSTLERLE SİYASİ BERABERLİK YERİNE AYNI KİTAP ,AYNI RESUL ,AYNI ALLAH ,AYNI AHİRETE ... , ... , ... İNANAN  MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZLE NEDEN ORTAK SİYASİ HAREKET TEŞEBBÜSLERİNDE BULUNMAYALIM !

       DİYELİM TÜRKİYE'DE İDEAL BİR SİSTEM KURDUK...ABD , BATI ...NE YAPACAK ?AFGANİSTAN,IRAK...'TA NE YAPMIŞSA ONU.ŞİİLERE GİDECEK " ONLAR SÜNNİ " DİYECEK! BİZE GELECEK " ONLAR Şİİ ..." DİYECEK VE BİZİ İKİYE BÖLMEYE ÇALIŞACAK...

       BİRBİRİNİ KAFİR İLAN EDEN KATOLİK VE PROTESTANLAR BİLE BİR ARAYA GELDİ BİZ HALA TARİHTEKİ YANLIŞLIKLARI HATIRLAYIP KARŞILIKLI HOMURDANIYORUZ...

      BİZ Şİİ OLALIM  DEMİYORUZ AKSİNE ONLAR KEŞKE SÜNNİ OLSA DİYORUZ ! AMA OLMUYOR VE KARŞILIKLI DÜŞMANLIK İSLAM DÜŞMANLARININ İŞİNE YARIYOR  ...! O HALDE ...?BİZ SÜNNİ ONLAR Şİİ BERABER YOLA KOYULALIM!VE DÜNYAYA İSLAM'I YAYALIM.

     BÖYLE YAPMAZSAK EMPERYALİSTLER ÖNCE ŞİÎ SONRA  SÜNNÎLERİ YOK ETMEYE ÇALIŞACAKLAR   VE ÇALIŞIYORLAR , BAŞARDILAR UYANMAZSAK  BAŞARMAYA  DEVAM   EDECEKLER !

                                       " SİZLER ONLARIN DİNİNE GİRMEDİKÇE ONLAR SİZDEN RAZI OLMAYACAKTIR ! "

                                                                           "  İNANALAR  KARDEŞTİR." (HUCURAT:10)

                     "MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR,ONA ZÜLMETMEZ ONU ZÜLME TESLİM ETMEZ" (Buhari, Mezalim, 3; Müsli,m, Birr 58)

     BİR İKİ İMANİ NOKTADAKİ FARKLILIKLARIN HESABINI AHİRETE ,ALLAH'A HAVALE EDİP , DİĞER AMELİ FARKLILIKLARI KÜLTÜRLER VE MEZHEPLER ARASI ZENGİNLİK OLARAK KABUL ETSEK  , SİYASETTE BİR HARAKET ETMEMEMİZ İÇİN HİÇ BİR SEBEP YOK ASLINDA.

      1400 SENELİK AYIRIMIN FATURASI ASLINDA YUKARIDAKİ TEKLİFİN HAKLILIĞININ EN BÜYÜK DELİLİDİR. SÜNNİLER  VE ŞİÎLER TARAFINDAN DA İTİRAZ VE KENDİLERİNCE HAKLI SEBEPLER İLERİ SÜRÜLECEKTİR AMA " NİYET SAMİMİ İSE " BİR ŞERİATÇI OLARAK BİZLER EN AZILI KOMÜNİSTLERLE BİLE ANLAŞABİLİYORUZ DA , " EHL-İ KIBLE " İNANAN KARDEŞİMLE Mİ  ANLAŞAMAYACAĞIZ ?

                                                                                      BİZ HAZIRIZ !

                                                        "   ALLAH'U  EKBAR ! "  ,  GÖNÜLDEN DİYEN   GELSİN !
 

  dini3.gif (61639 bytes)

                                     ORADAN   BAKINCA   BİR   TANE  SÜNNΠ  VEYA   ŞİΠ   AYIRT   EDEBİLEN   VAR  MI  ?

 

   .  .   . BEKÇİYİZ  .   .   .     

                                                                       SÜNNΠ aqs_madi_cube.gif (25285 bytes)  ŞİÎ
 

 
 

                                                       Şeyh Naim: "Sünnilerin Yeri Şiilerin Kalbidir"
   Hizbullah Lideri Seyyid Hasan Nasralah'ın yardımcısı Şeyh Naim Kasım Beyrut'ta yüzbinlerce Lübnanlıya hitaben yaptığı konuşmada
...14 Martçılara ve Arap ülkelerine seslenen Şeyh Naim Kasım, “Lübnan’da kimse mezhebi fitne peşinde değildir, Şiiler ve Sünniler birbirinin kalbinde yer etmiştir. Onlar Hıristiyan ve Dürzi kardeşleriyle beraber, kapsamlı bir ulusal birlik hükümeti kurmak şeklindeki ortak hedefi gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Ortada hiçbir mezhebi ihtilaf yoktur. Bugün bu meydanda toplanan her kesime mensup kitle bunu ispat etmektedir” dedi...14 Martçılardan Velid Canbolat’la Semir Caca’yı ismen zikrederek bunların Şiilerle Sünniler arasında mezhebi kışkırtmacılık yaptığını söyleyen Naim Kasım, “Sünnilerin yeri Şiilerin kalbindedir, bu tür çabalar boştur” diye konuştu...10/12/2006
 

                                                                      Ümmete Vahdet Çağrısı
   İran İslam inkılabı rehberi yerli ve yabancı Şii ve Sünni alimlerle görüşüp İslami vahdet üzerine bir konuşma yaptı. Hamaney İslam düşmanlarına karşı birleşmeliyiz mesajını verdi. İki akide ve anlayış taraftarı arasındaki ihtilaflar, doğal bir şeydir. Bu mesele sadece Şii ve Sünnilerle sınırlı değildir. Nitekim Şii fırkalar arasında iç ihtilaflar yaşandığı gibi Sünni fırkalar arasında da iç ihtilaflar yaşanmaktadır. İslam ve fıkıh tarihine bakın..Ehli sünnetin fıkhi ve akidevi usulleri ve ekolleri olan Eşeri, Mutezile, Hanbeli, Hanefi, Şafii ve diğer mezhepleri arasında ihtilaflar yaşandığı gibi, Şii fırkalar arasında da ihtilaflar yaşanmıştır. Bu (fıkhi ve içtihadi farklı anlayış ve hükümler) ihtilaflar avam halk arasında yansıtıldığında “olay” , aşırı ve tehlikeli boyutlar kazanıyor. Çatışmalar ve yaka tutmalar başlıyor. Alimler ve bilginler oturup meseleyi irdeliyor ve tartışıyorlar. Fakat ilim silahına donanmamış olanlar, duygulara kapılıp maddi silahlar ve yumrukları kullanmaya başlıyorlar. İşte olayın bu boyutu tehlikelidir.Alimler ve bilginlerle düşünürler, bilimsel olmayan çalışmalarının çatışmalara dönüşmemsine özen gösterirler. Fakat belli bir dönemde sömürgeci güçler bu olaylara müdahale edip ,ortalığı karıştırdı...Çünkü duygusal davranma da bu ihtilafların çatışmalara dönüşmesine sebep oldu. Bazı cahiller ve cahili yaklaşımlar, kör taassuplar, yanlış anlaşılmalar, idrak kıtlığı da bu çatışmacı ihtilafların meydana gelmesine sebep oldu.fakat gerçek şudur ki; sömürgeci ve sultacı güçler bu olaylara müdahale edip bu silahı en etkin bir şekilde (Müslümanlara karşı) kullandı. Mezhepler arası ihtilafları çatışmaya dönüştürme konusunda İngiltere diğer sömürgeci güçlere kıyasla daha büyük tecrübe ve birikime sahiptir. Çünkü İngiliz( sömürgeci ve işgal güçleri) uzun yıllar, İran, Türkiye, Arap ülkeleri ve Hind yarım adasında yaşadılar. İngilizler Şiilerin nasıl Sünnilere karşı, Sünnileri nasıl Şiilere karşı tahrik edip kışkırtacak yöntemleri iyi biliyorlar. Nitekim İran’da İslam inkılabının zaferi sonrası, sömürgeci güçlerin bu sinsi faaliyetleri zirveye ulaştı. Son yıllarda ve son günlerde İran İslam cumhuriyeti nizamı büyük başarılara imza attığı için, yani İslam dünyasının bilinçlenmesi ve uyanış sürecini zirveye ulaştırdığı için, Müstekbirlik cephesiyle yandaşlarının İslam aleminde ihtilaf çıkarma çalışmaları ve saikı daha bir arttı.Müstekbir güçler, günümüz Irak, Pakistan,ve Afganistan’da Şii ve Sünni Müslümanları biri biriyle çatıştırmaya çalışıyorlar. Hatta sömürgeci ve emperyalist güçlerin işbirlikçileri ve uzantıları Lübnan’a akın edip, bu ülkedeki Şii ve Sünni cemaatleri biri birine düşürmeye çalışıyorlar. Her kes şunu bilmelidir ki, Şii ve Sünni ihtilafını ve çatışmasını yaratmaya çalışanlar ne Şii ve ne de Sünni’dirler. Bunlar ne Şiiliği ne de Sünniliği kabul etmeyen ve İslami mukaddesatlara inanmayan kimse ve odaklardır.Her kes uyanmalıdır… Şii ve Sünniler uyanmalıdır. Özellikle İslam alimleri bilinçli davranmalıdırlar...  9 şubat 2007


       


                                                                            Irak’ta Sünni-Şii ihtilafI
   Şiileri de laik-demokrat, anti laik diye kamplara ayıracaklar. Irak'ta ise hedef, İran'dan bağımsız yeni bir Şii yönetimi oluşturmak..Yani İran'la hem siyasi ve hem de teolojik ihtilaf çıkartmak.. Tony Blair İngiltere'yi yönetir. Kraliçe ise Büyük Britanya'yı.. Hatemi ile Ahmedinejat arasında böyle bir fark var. Hamaney, dünya Caferilerinin dini lideridir.. Lübnan Hizbullah'ı onun için Hamaney'e bağlıdır..ABD Irak'ta, İran'a bağlı olmayan bir Şii yönetim icad etmek istiyor.. İran'ın çevresinde ise Sünnilere destek verecekler.. Özellikle de ABD Türkiye'de ılımlı İslâm siyasetini Sünnilik üzerine planlıyor.. Bu Alevileri kışkırtmayacakları anlamına gelmiyor elbette.. Ama siyasi yapılanma Sünni temelde olacak..Zaten bu durum başından beri böyle idi.. Türkiye ne kadar laikçi olursa olsun, Sünni / Hanefi / Nakşi geleneği üzerinde biçimlendirilmiştir.. Alevi kesim din dışına / Sekülerleştirilmeye / laikleştirilmeye çalışılmıştır. Yani, Aleviliğin referansları birileri tarafından Kemalizmle özdeşleştirilmeye, hatta Şamanizme, batı değerlerine döndürülmeye çalışılmıştır.. Onun için genelde solculaştırılmışlardır.. Devlet partisi CHP o sebeble Alevileri hep elinin altında bulundurmaya özen göstermiştir. Ama iktidar sağ partilere kaydırılmıştır.. Alevi öğretmen CHP'li, Sünni imam DP/AP'li olacaktır. Düzen imam ile öğretmenin kavgası üzerine kurgulanmıştır..Bu iş zaten başından beri böyleydi.. ABD'nin ajandasında bu konu hep vardı.. Şimdi 2007'de ABD'nin bölgede yeni ve daha kanlı bir Şii-Sünni hesaplaşması için tarafları kışkırtacağı anlaşılıyor.
   Bunun anlamı Irak'ın bölünmesi demektir.. Saddam'ın infazının Saddam'la kan davası olan Şiilere verilmesinin sebebi budur.. Saddam'a yapılan haksız, hukuk dışı işlemler ortada.. Oysa dinimiz bize, bir kavim ya da kişiye olan öfkemizin, düşmanlığımızın, bizi o/onlar hakkında adaletsizliğe sevketmemesini emreder. Muhtemelen infazda görev alanlar işbirlikçi Şiilerdir. Kuşkusuz Şiilerin hepsi işbirlikçi değil.. En azından elinin altında her emre amade bir Halkın Mücahidleri olduğunu biliyoruz.. Ama olaya dini bir görüntü verilmesi, salavat ve tekbir sesleri, aslında bu kışkırtmanın bir parçası olarak da düşünülmüş bir iş olabilir.. Irak'ta bir Şii devleti, İran Irak arasında ciddi bir sorun olabileceği gibi, İran ve Irak Şiileri içinde de sorun olabilir. Irak Şiasının içeride ve İran'a karşı ihtilafa düşmesi, Sünni-Şii çatışmasını daha da şiddetlendirebilir.. Korkarım ABD buna oynuyor.Kuşkusuz bütün bunlar bölgede ABD, İngiltere ve İsrail'in işini daha da zorlaştıracaktır.. Tutuşturdukları ateş onların da paçalarını tutuşturacaktır. Ama gidiş bu yönde gözüküyor.Şiiler üzerinde ABD, AB ve İsrail'in yakın ve sıcak ilgileri kafa karıştırıyor.. Müttefikler arasında da bu konuda bir görüş birliği olduğunu sanmıyorum. Şiiler İmamete inansa da tek bir özellik göstermezler. Suriye Şiası, Türk Şiası, İran Şiası, Irak Şiası aynı Şia değildir. Şii topluluklar Türk, Arap, Kürt, Fars olarak farklı etnisitelere bölünmüştür ve bir kısmı çok uç noktalarda solculaştırılıp, laikleştirilip ve kendi ülkelerindeki rejimle özdeşleşirken, bazı grublar tam aksi bir noktaya savrulmuş vaziyettedir..Mesela bizdeki Alevi, Şii, Caferi, Bektaşi aynı özelliklere sahip olmayabiliyor.. Hatay Alevisi ile Tunceli Alevisi de aynı değil..Ama ben şunu gördüm, bu konu konuşulup tartışıldıkça bu kesim çok hızlı bir şekilde İslâmlaşıyor.. Aleviliği dindışı bir hareket olarak göstermek isteyenlere karşı Aleviliği İslâm'ın ayrılmaz bir parçası olarak görenlerin İslâm'a yönelmeleri dikkat çekici.. Cemevleri düne kadar sosyalist fikir kulüpleri gibi çalışırken bugün şöyle ya da böyle dini bir sosyolojik kesimin buluşma adresi olarak tarif edilmeye çalışıyor.. Dikkat ederseniz, dinin siyasete alet edilmesine en fazla karşı çıkan kesim, bu konuda Aleviliği siyasete en çok alet eden kesim olmuştur. CHP'nin yanında yer almak devletin yanında yer almak gibi anlaşılmıştır.. Garip bir şekilde Tunceli yasasını çıkartan,    Dersim'den sabıkalı CHP, Tunceli'den her zaman en fazla oy alan parti durumunda olmuştur yakın zamana kadar..
   Her gün Irak'ta Sünni ve Şii mahallelerinde bombalar patlıyor ve onlarca insan hayatını kaybediyor.. Bana gelen bilgilere göre bunların çoğu ABD, İngiliz ve İsrail istihbaratının işi. Taraflar biribirine karşı çıkartılmak isteniyor.. Zaman zaman cahil kesimden bu oyunlara gelenler olsa da, halk işin farkında. Korkarım birileri bunu bizim ülkemizde de denemek isteyecektir.. Tıpkı daha önce Maraş'ta, Sıvas'ta, Çorum'da, Başbağlar'da denediği gibi.. Ecevit'in evrakı merukelerinde Maraş olaylarının sırrı ile ilgili ilginç bilgiler çıktı ortaya.. Bana göre Sıvas ve Başbağlar da aynı merkezlerin servis yaptığı bir operasyondu.. Bu olaydan ders almayıp karşılıklı suçlamalar peşinde olanlar bu çevrelerin oyununa gelen kişilerdir diye düşünüyorum.. Bizim bu olaylardan ders almamız gerekiyor. Birileri bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek istiyor.. Olay bu! Buna izin vermeyelim..Biz çok gördük, aynı silahtan çıkan mermiler önce gidip ülkücü kahvesini taradı, sonra gitti sol kahveleri taradı.. Alevi-Sünni, sağ-sol, ilerici gerici, Kürt-Türk, kavgasının arkasında da aynı çevreler var.. Apo'yu bize teslim edenler, düne kadar onu destekleyenlerdi. Bugün Saddam'ı asanlar, dün Halepçe'ye atılan gazı Saddam'ın eline tutuşturanlardan başkası değil..Anlayalım artık bu kanlı ve kirli oyunu. Bu zalimlerin media, mafia, sermaye, siyaset ve bürokrasi içindeki uzantılarına dikkat edelim. İrtica ve terörün kayıtdışı ekonomiden beslenen kayıtdışı siyaset olduğunu bilelim. Birilerinin savunuculuğuna sarıldıkları rejim, bu kanlı soygun düzenidir. Bunu bilelim.. Hep birlikte adalet, barış, özgürlük, insan haklarına saygı, katılımcı, çoğulcu ve şeffaf bir yeniden yapılanma için kolları sıvayalım.. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı duralım ve de, kollektif anlamda hiçbir kesimin masum olmadığını bilelim.. Selâm ve dua ile.
  (Abdurrahman DİLİPAK-Vakit:04.01.2007 ) 

    
                     


 

 

                                     

 

                                               

 

                                      

 

                                                  ÖNEMLİ ÇAĞRILAR, GEÇ AMA HİÇTEN İYİDİR!
 

      

                          

 

 

 

                                                                          Şii Sünni meselesine

   "Allahu Teala’ya inanan ve Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)’e son peygamber olarak iman getiren, Kur’an’ı ilahi kitab, Kabe’yi kıble olarak kabul eden ve beş maruf rükünlere iman getiren, ahirete iman edip dinin tartışma götürmez kesin hükümlerini tatbik eden her şahıs Müslüman sayılır.” (İslami Mezhepleri Yakınlaştırma Cemiyeti’nin Sünni ve Şii kurucuları)

   “Ben her ne kadar bir çok farklı meselede Şia’dan farklı düşünüyor ve amel ediyorsam da bu benim bu düşüncemi din olarak kabul etmemi ve karşı tarafı günahkâr saymamı gerektirmez; aynı şekilde de Ehl-i Sünnet mezhepleri içerisindeki farklı düşünceler için de bu böyledir.” (Muhammed Gazali)

    “Tağutların Müslümanlara zulmettiği, onları baskı altına aldığı yer ve zamanlarda Müslümanlar mezhebî ihtilaflara önem vermezler (vermemelidirler). Birbirlerinin sorunlarına, mazlum arkadaşlarının dertlerine ortak olurlar (olmalıdırlar). Şüphesiz bizler düşmanın Müslümanlar arasında tefrika çıkarma planlarını boşa çıkarabiliriz. Gerçekten de çeşitli mezheplerin varlığının hiçbir zararı yoktur. Mezhepleri ortadan kaldırmak bizlerin elinden de gelmez. O halde ne yapmalıyız? Bizlerin görevi kalplerinde hastalık olan kimselerin bu durumdan faydalanmalarına izin vermemek olmalıdır.” (Nevvab Safevi)

    “Diğer İslâm mezheblerine açılmaya ve onların ictihâdlarına ihtirâm gerektiğine inanıyoruz. Ehl-i Sünnet ve Şîa arasında müşterek ictihâd ameliyelerini ziyâdeleştirmeye, Kur’ân-ı Kerîm’e dönmeye ve onu ilk teşrî kaynağı ve diğer bütün teşrî kaynaklarının en yücesi kabûl etmeye davet ediyoruz.  Şîa ve Sünnîlerin bütün hadîs kaynaklarına hürmet ediyoruz. Fakat kaynakları Nebiyy-i Ekrem’e nisbet edilen tüm zaîf hadîsleri, hassâten Kur’ân’a, akla ve ilme muhâlif olanları ayıklamayı taleb ediyoruz. Sünnî ve Şîa dînî müesseselerini ve ilmî havzalarını, programlar, talebeler, hocalar cihetinden ve muhâvere, mukârane ve hür tefekküre teşvîk edici bir çevre oluşturmak için birleşmeye çağırıyoruz. İslâm Alemi’nin vahdetine inanıyoruz ve mezhebî ayrımcılığı reddediyoruz. Her beldede vatanın dâhilî vahdetinin takviyesi, bütün tâifeler arasında, vatandaşlık, hürriyet, adâlet ve müsâvât esâsı üzerinde, siyâsî ortaklık için çalışırız.” (Ahmed El-Kâtib)

   “Gerçekten de İslam dünyası muhtelif fıkhî mezhep ve gruplardan oluşmuştur. Her bölge de kendine özgü fikir ve mezhebe sahiptir. Bu yüzden diyorum ki: Herkes kendi meşrebi üzere yaşadığı bölgede kendine has yönetime sahip olsa ne mahzuru vardır? Şiaların yaşadığı bölge kendi yönetimlerine, ayrı mezhep ve düşüncede olanlar ise kendi bölgelerinde kendi yönetimlerine sahip olsunlar. Her bölge kendi yönetimi için bir yönetici seçsin ve hepsi birlikte bir merkezi yönetimdeki halifeye tabi olsunlar.” (Said Havva)

    “Bir slogan var: ‘Ne Şii ne Sünni, Yaşasın İslam Birliği’. Aslında sloganımız şu olmalı: ‘Hem Sünni Hem Şii, Yaşasın İslam Birliği’. Mezhepleri ortadan kaldıramadığımıza göre, onları barış içinde yan yana yaşatmanın yolunu bulmaya mecburuz.” (Cevad el-Halisi)

     Şii Sünni meselesiyle ilgili geçen yazımda belirttiğim mezkûr değerlendirmeler ne yazık ki İran yahut Irak’taki Şii idarecilerin Sünnilere, Suudi Arabistan yahut Bahreyn’deki Sünni idarecilerin de Şiilere düşmanlık etmelerine, birtakım mutaassıp Şii ve mutaassıp Sünni örgütleri yüzünden Şii-Sünni çatışmalarının çıkmasına mani teşkil edememektedir; fakat mevcut mezhebî krizlerin aşılabilmesi için veya bir şekilde aşıldıktan sonra meselenin yeniden hortlamasına imkân tanımayacak bir düzenin kurulabilmesi için, mutedil kimseler bu türden değerlendirmeleri daima -en zor zamanlarda bile- gündeme getirmelidirler.

    Zor zamanlardan geçiyoruz. İran devletinin Irak ve Suriye’de takip ettiği zalimane siyaset maalesef Şiiliğe mal edilebilmekte, zulmün faturası bütün Şiilere çıkarılabilmektedir. Aynı şekilde Suudi Arabistan yahut Bahreyn devletinin Şiilere reva gördüğü zulüm de bütün Sünnilerin suç hanesine yazılabilmektedir. Bu yanlıştır. Çılgınlıktır. Şii-Sünni savaşları yahut o kisve altındaki siyasi hesaplaşmalar iki tarafın da kanını emmekten başka işe yaramamıştır, yani neticede sadece Müslümanların ortak düşmanlarının işine yaramıştır. Diyelim ki ‘karşı tarafın’ tasfiye edilmesi gerektiğine inanıyorsunuz; tarihî tecrübe bunun mümkün olmadığını ortaya koymaktadır. Yeni bir mezhep savaşını kışkırtmaya çalışanlar / kışkırtanların ekmeğine yağ sürenler, tarihte kalması gereken beyhude acıların tekerrüründen başka şeye hizmet etmezler. Aslolan din kardeşliği muhabbetidir, ama bu muhabbeti hissedemeyenler de hiç değilse maslahat icabı Şii-Sünni kavgasından uzak durmalıdırlar. (Şiileri din kardeşleri olarak görmeyen bir kısım Sünniler ve Sünnileri din kardeşleri olarak görmeyen bir kısım Şiiler dahî, emperyalistlerin bu topraklardaki manevra sahasını daraltmak ve “Böl, parçala, yönet” siyasetini boşa çıkarmak için bağırlarına taş basarak, hiç değilse ‘komşuluk hukuku’ çerçevesinde diğer mezhebin mensuplarıyla iyi geçinmeyi şiar edinmelidirler.)

      Bir devletin veya örgütün yanlışını bütün bir mezhep camiasına mal etmeyeceğiz; ama belli bir mezhebî kimliğe sahip olan o devlet veya örgütün yanlışına dikkat çekmenin mezhepçilik gibi algılanabileceği endişesiyle hakkı söylemekten geri durmak da olmaz. Gerekeni, tekfir mekanizmasını çalıştırmadan, İslam kardeşliği dairesinin dışına çıkmadan söyleyeceğiz.

     Allah Azze ve Celle mealen şöyle buyuruyor: “Allah’ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın sizin üzerinize olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birbirinize O ısındırmıştı. O’nun nimetiyle kardeşler olmuştunuz. Hani bir ateş çukurunun yanındaydınız da sizi oradan O kurtarmıştı. Allah ayetlerini size işte böyle açıklıyor. Umulur ki hidayete erersiniz.” (Al-i İmran 103)                   ( Hakan ALBAYRAK, Star, 7-8.5.2013)

 

 

 

                                                                    Sitenin adı İslam'a davet ama;

                                                        
Youtube'da paylaştığı videonun açıklamasına dikkat: Mücahid,Türkiye'den gidince "terörist", İran'dan gidince Ehlibeyt savaşçısı!

 

 

 

 

 

 

 

                                 << ŞİİLER KARDEŞİMİZ AMA İRAN POLİTİKALARI BUNU BALTALIYOR! - Tıkla - >>

 

 

 

 

 

 



   ÖNEMLİ NOT:
Amerika tarafından “terörü destekleyen âlim ve fikir adamları listesi”de  adı olan, İsrail'e karşı yürütülen fedai eylemlerine “şehâdet eylemleri” fetvasını verme cesaretini gösteren " Dünya Müslüman Ulemâ Birliği "  Başkanı (İttihad-ı Ulemâ-i Muslimîn)  Üstad Şeyh Yusuf el-Karadâvî, Mısır'da yayımlanan el-Yevm gazetesine verdiği demeçte, “Şia'nın ehli bidat bir fırka olduğunu, Sünnî toplumlarda sistemli bir Şiîleştirme faaliyetinin yürütüldüğünü ve bunun kabul edilemez bulduğunu” söylemesi üzerine meydana gelen tartışmalarla ilgili önemli bir hatırlatma yapmak istiyoruz!
    İran'ın Amerika ve İsrail tarafından vurulmak istenmesi, Irak'ta ateşlenen Şiî-Sünnî çatışması, Lübnan'da Hizbullah'ın İsrail karşısında gösterdiği destansı mukâvemet ve yine İran'ın Filistin dâvasındaki aktif rolünün olması , ayrıca ayrılığın sadece saldırganları kazançlı çıkaracağı ... gibi görüşlerimiz nedenleri ile bazı yorumlarımızı yapmaktan daima kaçındık. Ama Şii kardeşlerimize önemli bir hatırlatma yapmak yine bizim için kardeşlik görevimizdir :
    "Sünnî dünyada Şiî nüfuzunun yayıldığı endişesi dile getiriliyorsa - ki bizce bunun sebebi dini termolojilerinin daha  sağlam olması değil, günümüzde Şiilere batılı ülkelerce uygulanan baskılara tepki ve buna karşı verilen Şii  kökenli reaksiyonların ümmette oluşturduğu taraftarlık ruhudur! -
Şii kardeşlerimize düşen mevzi kazanma duygularıyla değil, bunun yol açabileceği Şiilerin yalnızlaşması tehlikesini doğru okumak olmalıdır!    Üstat Karadavi'yi  sanunan A.Varol'un yazısına ulaşmak için  Tıklayınız


 NOT 1 : BU YAZIMIZDAN TERSİNE  ANLAMLAR ÇIKARIP BİZLERE HAKARET EDEN KARDEŞLERİMİZİ  ALLAH'A  HAVALE EDİYORUZ !
 NOT 2 : Şİİ  DOSYAMIZI OKUMADAN NE SÜNNİ NE DE Şİİ KARDEŞLERIMIZ BIZLER HAKKINDA SON KARARA VARMASIN...TIKLATINIZ



   BİR MAİL VE CEVABIMIZ
   selam arkadasimmm. bugun siiler ve sunniler hakkinda yazdiklarini okudumm... sen nasil insansin yaa... senin neren musluman.. musluman insan kardes gibi yasamasini bilir oyle biz sii olalim demiyoruz keske onlar sunni olsa... sen sunni olmussunda ne halta yaramissin... belki ben sii olabilirim ama belki ben senden daha muslumanim nerden biliyorsun allahin isine karisma arkadasimm... gunahtir birakta YUCE RABBIMIZ BUNA KARAR VERSIN... SEN NE BILIYONDA MILLETI YANLIS YONLENDIRIYONN... SENIN GIBILERI ISTE BOYLE AYRIM YAPAR SONRA BEN MUSLUMANIM DER.. OFF OFF SENIN GIBILER HIC EKSIK OLMAYACAKK... BEN ALEVIYIM, SIIYIM VARMI ARKADASIM BOYLE DOGDUM BOYLE ÖLECEMM.... YAPTIGIN HARAKETLERE YAZDIGIN SEYLERE DIKKAT ET.. BI MUSLUMAN DIGER BI MUSLUMANIN KALBINI KIRMAMALI.. SIZ BIZI KABUL ETSEYDIZINIZ SUANDA BIARADA COKTAN BERABER OLURDUK AMA SEN VE SENIN GIBI GERI KAFALILAR BAZISEYLER HIC ANLAMIYOR HIC ANLAMAYACAKLAR... YINEDE ALLAHA EMANET OL
   CEVABIMIZ:SENIN DUNYADAN HABERIN YOK KARDESIM...YAZDIKLARINI AYNEN SANA BIR DAHA OKUMAN ICIN GONDERIYORUM...BAK BAKALIM...SENIN MANTIGIN ILE MI UMMET BIRLIK ICINDE OLUR YOKSA BENIM MANTIKLA MI...NE DEDIM...SEN SIISIN ...OYLE KAL- KESKE SUNNI OLSAN AMA OLMUYON...NE YA SEN BENIM SII OLMAMI ISTEMEZ MISIN...ISTEMIYORLAR MI...COK IYI BILIYOM ISTIYORLAR...NEYSE !- SEN SUNNI OLMUYON...BEN SII OLMUCAM..BARI BIR ARADA YASIYALIM...DIYORUZ...DAHA NE DIYELIM...KALP KIRMAMAKTAN BAHSEDIYON AMA MASALLAH YANI...VURDUN GIDIYON...NE HALTA YARAMISIZ FALAN...NEREN MUSLUMAN...YAHU BIZ HIC OLMAZSA BOYLE KELIMELER KULLANMADIK..HATTA BIRAKIN KULLANMAYI...SIILERLE BIRLIK CAGRIMDAN DOLAYI BIZI  " GIZLI SII " BILE ILAN ETTILER...ALLAH SENI ISLAH EYLESIN...BENI DE TABII...KULUM HATAM VARDIR MUTLAKA ..AMA SENINKI  DAHA FAZLA ...EMIN OL...YINE DE    ' SII SUNNI KARDESTIR '  SLOGANIMIZDIR...SELAM VE DUA
ILE- HER HALUKARDA -  DUAMIZ UMMET ICIN !- 

 

 

                                                                        En azından siyasi birlik !