Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
İSLAMİ  MÜCADELEDE  İKİ TEMEL HAREKET  NOKTASI

                                               RADİKAL İSLAMİ TEBLİĞ   -   ILIMLI İSLAMİ TEBLİĞ
 

     RADİKAL -DİYE İSİMLENDİRİLEN !-  MÜSLÜMANLAR ASLINDA İYİ NİYETLİ ,HERKESİN CENNET'E  GİTMESİNİ İSTEYEN ,HERKES İYİ-AHLAKLI İNSANLAR  OLSUN İSTEYEN , AMA  BU  HEDEFİNE  RADİKAL  USULLERLE -AŞIRI TEPKİLİ,ZORLAYICI...METOTLARLA - ULAŞMAYA ÇALIŞAN ACELECİ VE İNCE  DUYGUDAN  BİRAZ  UZAK  OLAN  MÜSLÜMAN  KARDEŞLERİMİZDİR...İYİ NİYETLERİNE NE YAZIK  KI  DOĞRU  METOD  VE  İNCE AYARI  EKLEYEMİYORLAR!
        BİLİNDİĞİ  GİBİ  ALLAH'U  TEALA (CC) , HZ. MUSA (AS)'I  , - HAŞA- " BEN EN BÜYÜK TANRIYIM " DİYEN FRAVUNA  GÖNDERİRKEN ,ONA " YUMUŞAK  SÖZ SÖYLEMESİNİ " İSTEMİŞTİ.HALBUKİ  RADİKAL KARDEŞLERİMİZ FRAVUNA  GİTSELER ONA SALDIRIR VE - HAK ETTİĞİ  HALDE GÖSTERMEMEMİZ  GEREKEN -AŞIRI  TEPKİYİ ONA  GÖSTERİRLERDİ...!
    İŞTE  RADİKAL  KARDEŞLERİMİZ  GÖRDÜKLERİ  HAKSIZLIK-AHLAKSIZLIK-YOLSUZLUKLARA ANİ ,DERİN DÜŞÜNMEDEN VE OLAYLARA UZUN  VADELİ-DERİNLEMESİNE  BAKAMADAN  TEPKİ  GÖSTERİNCE HAKLI OLDUKLARI DAVADA HAKSIZ VE SUÇLU DURUMA DÜŞEBİLMEKTEDİRLER...
      AYRICA  RADİKAL MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZ NEDENSE  -BAZEN  - KAFİRLERDEN DAHA  ÇOK, FARKLI  METOD  KULLANAN  MÜSLÜMANLARA TEPKİ GÖSTERMEKTE VE ONLARA KARŞIDA SALDIRGAN  BİR TUTUM  İZLEYEBİLMEKTEDİRLER...TARİHTE  İLK RADİKAL MÜSLÜMANLARIN - HARİCİLERİN - MÜSLÜMANLARA AŞIRI TEPKİLİ  DAVRANIŞLAR  GÖSTERİRKEN ,GAYRİ MÜSLİMLERE  DAHA  TOLERANSLI DAVRANDIKLARININ  BOL ÖRNEKLERİNİN VAR OLDUĞU BİLİNMEKTEDİR...EN SON GÜNÜMÜZDE GÜNEYDOĞUDA İLİM  GRUBUNUN MENZİL GRUBUNA YAPTIKLARI  ORTADADIR...!
       ONLAR  BİZİM AŞIRI TEPKİLİ  CAN KARDEŞLERİMİZDİRLER !
     ILIMLI  MÜSLÜMANLAR  İÇİN  İSE EN  BÜYÜK  TEHLİKE " CEHENNEMİN  YOLUNUN  İYİ NİYET TAŞLARI İLE DÖŞELİ  OLUĞUNUN " BAZEN UNUTULMASIDIR...!BAZEN  TAVİZİN SINIRLARINI AYARLAMAKTA ZORLANMAKTADIR ILIMLI  MÜSLÜMAN  KARDEŞLERİMİZ...
      AYRICA  ILIMLI  MÜSLÜMANLARDA NEDENSE RADİKAL  MÜSLÜMANLARA KARŞI -RADİKALLER  KADAR  AŞIRI OLMASA DA  KAFİRLERE KARŞI  TAKINDIKLARI MÜSAMAHAYI  GÖSTEREMEMEKTE VE ONLARI  KENDİLERİNDEN OLABİLDİĞİNCE UZAKLAŞTIRABİLMEKTEDİRLER...!
     RADİKALLER ILIMLILARA  - "ONLAR KAFİRLERE KARŞI ŞİDDETLİ , MÜSLÜMANLARA KARŞI YUMUŞAKTIRLAR " AYETİ GEREĞİNCE - 
DAHA YUMUŞAK , ILIMLILARDA RADİKALLERE DAHA MÜSAMAHALI VE  DAHA HOŞGÖRÜLÜ  BAKMALIDIR !
 

                                                                    TEBLİĞ BÖYLE YAPILIR

            
                                                         Önce tanış, sevdir, devamı gelir!





                                                  SELEFİYYE ÜZERİNE KISA YAZIMIZ İÇİN TIKLAYINIZ



                                   EskiDEN radikal şimdİ İSE  El-kaIde'ci kardeşlerImIzIn anlamadIğI şu
   Günümüz İslam aleminin, Hz peygamber dönemi cahiliye dönemi ile hiç bir farkları yok
( Tıklayınız )  Hz  Allah (cc) o toplumu 23 senede peygamber efendimiz gibi bir önderle ancak islah ettirmiştir. Adım adım, aşama aşama, ayet ayet, tek tek yaşanarak, eğitilerek toplum cahiliye aşamasından Mümin toplum aşamasına gelmiş. Aynı özelliklere sagip ama kendini Müslüman sayan günümüz İslam alemine bir anda Kur'anî emir ve yasakların, toplum eğitilmeden, kademe kademe belli bir seviyeye getirilmeden İslamî bir ortamın içine sokulma gayreti ne nebevi be sünnetullah ölçülerine uyar.
   Hz resul'un (as) 23 senede yapmış olduğu bu devrimi, bilgi- yaşam olarak sahabeden geri olan günümüz İslamî akımlarının bir anda yapma gayretlerini sadece ütopya, hayatın gerçeklerinden kopuk ve en önemlisi de Kur'an'ın ruhunu anlamadan kur'an'a hizmet etme gayreti olarak açıklayabiliriz ki, bu da sadece İslam'a ve Müslümanlara zarar verir.
   İslam; aşama aşama, kademe kademe, merhale merhale, "toplum, zihnen ve ruhen hazırlanarak" insanlar arasında ancak yer tutar ve devamlı olur. Sadece kabuk, dış görünüş, nâs'ın -Ayet, hadisin-  kelimeleri değil ruhu ve amaçları ele alınmadan yapılan çalışmalar sadece İslam'ın toplumca anlaşılmasını geciktirir ki bu da dünya ve ahiret saadeti için hem insanlık hem İslam alemi için hüsran demek olur.


                                İhtilafları müslümanca tartIşmak ve "def"ten önce celb", Imkansız mI?
   Birkaç anekdot.. Yıllarca önce, Qum"da okuyan Suriye"li, taşkın heyecanlı bir genç geldi.. Bana, "sünnî iken, şiîliğe döndüğünü; sünnîlerin kıt akılları yüzünden, gerçeği göremediklerini.." filan anlattı.. Tebliğ vazifesini yerine getirdiğini düşünüyordu..Ona, hakikatin kavranmasında bu uslûbun doğru olmadığını anlatmaya çalışsam da, susmak bilmiyordu. Bir de arab olmanın avantajını kullanıyor ve arka arkaya sıraladığı âyet ve hadîslerle görüşlerini muhkemleştiriyordu..Ona, herkesin, beyninde ve kalbinde yapacağı değerlendirmelerle, mutmain olduğu yöne yönelebileceğini söylediysem de, o bildiğini okuyordu.. Bu usûle kapalı olduğumu söyleyip, "başka bir konu yoksa.." diye gönderdim.. Aradan bir yıl kadar bir zaman geçti.. Aynı kişi tekrar ve ısrarla görüşmek istiyordu.. Bu kez, "şiîlerin sapık olduğunu, hanımını da sünnî yaptığını" söylüyordu, heyecanla... Ona, "Ne geçen seneki sözlerin şiayı bağlardı ve ne bugünkü sözlerin sünnîliği.. Varsa başka konular, onları konuşalım " deyip konuyu zorlukla kapattım..
  Bir arkadaşımız Almanya"da bir konferans sırasında, "Burası Dâr-ul"Harb midir?" şeklindeki bir suale, "Burası Dâr"ul Acaib" diye bir nükteyle karşılık vermişti.. Çıkışta, genç birisi önüne geçti, "O konuda nasıl öyle dersin?" diye bir tartışma havası oluşturmak istedi.. Onu kenara çektim ve "Sen Hizb"ut-… misin?" diye sordum.. "Evet, nereden bildin?" dedi.. Sonra, adını sordum, söyledi.. O da benim adımı sordu, söyledim.. "Yahu, seninle Khomeynî üzerinde konuşmak istiyorduk biz.." dedi. "Olur." dedim. "Ama, biz onu kafir biliyoruz." dedi. "Olabilir." dedim.. Benden farklı bir tepki bekliyor olmalıydı ki, muhatabım şaşırdı.. "Hepsi bu kadar mı?" dedi.. "Ne yani, dedim, siz birisini müslüman sayınca o müslüman, kafir sayınca da kafir mi olacak?" Yıllar geçti, hâlâ gelmediler.
  1998"in Martı.. Mescid"ul Haram.. Gece saat 01.30 suları.. 28 Şubat"ı takiben istifa etmek zorunda kalan Erbakan Hoca da gelmiş Hacc"a ve Kâbe"yi tavaf ediyordu, insan seli içinde.. Bir anda 100-150 kişilik bir grup zuhûr etti ve türkçe olarak, "Şeriat gelecek, vahşet bitecek.." diye tempo tutup, Suudî polisi gelinceye kadar 10-15 dakikalık bir tur attılar.. Çoğu genç..Kimler olduğunu bilsem de yine sordum.. "Siz kimlersiniz?" diye.. "Biz‚ müslümanlarız.." dedi, birisi.. "Burada müslüman olmayan mı var?" dediğimde durakladı.. Olmadıklarını bildiğim halde, "Erbakancı mısınız?" diye sordum.. Muhatabım, "O kafirdir!" diye kesip attı.. Ona söyleyecek söz bulmak o anda o kadar zordu ki.. "Kardeşim, bakın; o şu anda Kâbe"yi tavaf ediyor.. Bir kafir mi geldi, Kâbe"ye?" deyince, ne diyeceğini şaşırdı..Bir grup genç, yine Mescid"ul Haram"da.. Sohbet ediyoruz.. Türkiye"li hacıların çoğu ise, gariban.. "Ömrümüzde bir kez gelmişiz, bir hata yapmayalım.." diye, hele de şeklî konularda daha bir dikkatliler.. Başlarındaki hocanın sözünü tekrarlıyorlar, tavaf esnasında: "Allah"ım! Ordumuzu karada, havada, denizde mansûr ve muzaffer eyle." (28 Şubat ironisi gibi bir şey..) Gerçekte ise, o gariban taifesi, neler söylediklerinin farkında bile değiller belki.. Gençler bu sözleri duyunca daha bir kızıyorlar.. İtidali terketmemelerini tavsiye ediyorum. Ama, onlar dua diye tekrarlanan o sözleri işittikçe köpürüyorlar âdetâ: "Baksanıza, ne söylenirse, düşünmeden tekrarlıyorlar.. Bunlar değil mi, anayasaya yüzde 90"ların üstünde evet oyu verenler.. Bunlar mı Müslüman?" "Evet, bunlar.." diyorum: "Çoğu kimse bu durumda.. Ama, onları müslüman saymayarak ne elde edeceğiz? Celb"in def"ten önce geldiğini hatırlayalım.. M. İqbal, "Bîzâr oldum bu müslümanlardan.. Ama, yine sığındım Müslümanlara.." dememiş miydi.. Kime sığınacağız?"
  Bugün de yığınla insanımız var.. Çoğu üniversite okumuş.. Sohbetler ediyoruz..Nedense, müslüman coğrafyasındaki öteki örnekler üzerinde pek durmayıp, daha çok da Türkiye"deki siyasî durumu değerlendirirken, yapılanların, semeresiz, boş çaba olduğunu söylüyorlar ve kendileri gibi düşünmeyenleri suçluyorlar. Çıkışın, "Peygamberî metod"da olduğunu vurguluyorlar.. Hayal ve ümidleri güzel, ama, pratik açısından, neyin, nasıl yapılacağı söz konusu olduğunda, yıldızlardaki bir âlemden sözediliyor gibi.."Peygamberî yol" diyorsunuz da, kendisinin Peygamberî bir hedef taşımadığını söyleyen müslüman var mı? Yüzlerce-binlerce tefsir, aynı hedefi gözetmek istese de, farklı anlayışları yansıtmıyor mu? Sadece kendimizin doğru düşündüğümüzü nasıl söyleyebiliyoruz?
  Kurulu düzenin, egemen zorba güçlerin kurallarına göre hareket ederek de toplumun inanç kimliğine hizmet edebileceklerini düşünüp uzlaşmacı metoda başvuranlar, inkılabçı metodu mantıklı ve halkın desteğini sağlayacak şekilde ortaya koydunuz da mı, karşı çıktılar? Halkı yok sayarak nereye varacaksınız? Değişimin ilahî kanunu "Bir halkın kendi halini değiştirmedikçe, Allah"ın onların hallerini değiştirmeyeceği" şeklinde açıklanmamış mıdır? dediğinizde, bakıyorsunuz, bir burukluk, hattâ istihza.. Kafa karışıklığıyla suçlama, vs..
  Asıl anlaşılması gereken, her şeyden önce, herhalde şu olmalıdır: Ben kendi görüşlerimin doğruluğunda nasıl emîn ve samimî isem, diğer müslümanlar da aynı durumdadır.Bunu söyleyebilsek, çoğu problemleri daha geniş ufuklu olarak konuşabileceğiz.

                                                                                                        
       ( Selahaddin ÇAKIRGİL - Vakit: 01 07.2008 )
 

            

            Penguen'in bu karikatürü nedense bana İslam'ın ilk dönem
        Haricilerini  hatırlattı. Tarih tekerrür ediyor, hala akıllanmadık ...!