RADİKAL -DİYE İSİMLENDİRİLEN !- MÜSLÜMANLAR ASLINDA İYİ NİYETLİ
,HERKESİN CENNET'E GİTMESİNİ İSTEYEN ,HERKES İYİ-AHLAKLI İNSANLAR
OLSUN İSTEYEN , AMA BU HEDEFİNE RADİKAL USULLERLE
-AŞIRI TEPKİLİ,ZORLAYICI...METOTLARLA - ULAŞMAYA ÇALIŞAN ACELECİ VE İNCE
DUYGUDAN BİRAZ UZAK OLAN MÜSLÜMAN
KARDEŞLERİMİZDİR...İYİ NİYETLERİNE NE YAZIK KI DOĞRU
METOD VE İNCE AYARI EKLEYEMİYORLAR!
BİLİNDİĞİ
GİBİ ALLAH'U TEALA (CC) , HZ. MUSA (AS)'I , - HAŞA- " BEN
EN BÜYÜK TANRIYIM " DİYEN FRAVUNA GÖNDERİRKEN ,ONA " YUMUŞAK SÖZ
SÖYLEMESİNİ " İSTEMİŞTİ.HALBUKİ RADİKAL KARDEŞLERİMİZ FRAVUNA GİTSELER ONA
SALDIRIR VE - HAK ETTİĞİ HALDE GÖSTERMEMEMİZ GEREKEN -AŞIRI
TEPKİYİ ONA GÖSTERİRLERDİ...!
İŞTE RADİKAL
KARDEŞLERİMİZ GÖRDÜKLERİ HAKSIZLIK-AHLAKSIZLIK-YOLSUZLUKLARA ANİ
,DERİN DÜŞÜNMEDEN VE OLAYLARA UZUN VADELİ-DERİNLEMESİNE
BAKAMADAN TEPKİ GÖSTERİNCE HAKLI OLDUKLARI DAVADA HAKSIZ VE
SUÇLU DURUMA DÜŞEBİLMEKTEDİRLER...
AYRICA RADİKAL
MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZ NEDENSE -BAZEN - KAFİRLERDEN DAHA
ÇOK, FARKLI METOD KULLANAN MÜSLÜMANLARA TEPKİ
GÖSTERMEKTE VE ONLARA KARŞIDA SALDIRGAN BİR TUTUM
İZLEYEBİLMEKTEDİRLER...TARİHTE İLK RADİKAL MÜSLÜMANLARIN - HARİCİLERİN -
MÜSLÜMANLARA AŞIRI TEPKİLİ DAVRANIŞLAR GÖSTERİRKEN ,GAYRİ
MÜSLİMLERE DAHA TOLERANSLI DAVRANDIKLARININ BOL ÖRNEKLERİNİN
VAR OLDUĞU
BİLİNMEKTEDİR...EN SON GÜNÜMÜZDE GÜNEYDOĞUDA İLİM GRUBUNUN MENZİL
GRUBUNA YAPTIKLARI ORTADADIR...!
ONLAR BİZİM
AŞIRI TEPKİLİ CAN KARDEŞLERİMİZDİRLER !
ILIMLI MÜSLÜMANLAR
İÇİN İSE EN BÜYÜK TEHLİKE " CEHENNEMİN YOLUNUN
İYİ NİYET TAŞLARI İLE DÖŞELİ OLUĞUNUN " BAZEN
UNUTULMASIDIR...!BAZEN TAVİZİN SINIRLARINI AYARLAMAKTA
ZORLANMAKTADIR ILIMLI MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZ...
AYRICA ILIMLI
MÜSLÜMANLARDA NEDENSE RADİKAL MÜSLÜMANLARA KARŞI -RADİKALLER
KADAR AŞIRI OLMASA DA KAFİRLERE KARŞI TAKINDIKLARI MÜSAMAHAYI
GÖSTEREMEMEKTE VE ONLARI KENDİLERİNDEN OLABİLDİĞİNCE
UZAKLAŞTIRABİLMEKTEDİRLER...!
RADİKALLER ILIMLILARA
- "ONLAR KAFİRLERE KARŞI ŞİDDETLİ , MÜSLÜMANLARA KARŞI YUMUŞAKTIRLAR " AYETİ
GEREĞİNCE -
DAHA YUMUŞAK , ILIMLILARDA RADİKALLERE DAHA
MÜSAMAHALI VE DAHA HOŞGÖRÜLÜ BAKMALIDIR !
SELEFİYYE ÜZERİNE KISA YAZIMIZ İÇİN
TIKLAYINIZ
EskiDEN radikal şimdİ İSE El-kaIde'ci
kardeşlerImIzIn anlamadIğI şu
Günümüz İslam aleminin, Hz peygamber dönemi cahiliye dönemi ile hiç bir
farkları yok (
Tıklayınız ) Hz Allah (cc) o toplumu 23 senede peygamber efendimiz gibi bir önderle ancak
islah ettirmiştir. Adım adım, aşama aşama, ayet ayet, tek tek yaşanarak,
eğitilerek toplum cahiliye aşamasından Mümin toplum aşamasına gelmiş. Aynı
özelliklere sagip ama kendini Müslüman sayan günümüz İslam alemine bir anda
Kur'anî emir ve yasakların, toplum eğitilmeden, kademe kademe belli bir seviyeye
getirilmeden İslamî bir ortamın içine sokulma gayreti ne nebevi be sünnetullah
ölçülerine uyar.
Hz resul'un (as) 23 senede yapmış olduğu bu devrimi, bilgi- yaşam olarak
sahabeden geri olan günümüz İslamî akımlarının bir anda yapma gayretlerini
sadece ütopya, hayatın gerçeklerinden kopuk ve en önemlisi de Kur'an'ın ruhunu
anlamadan kur'an'a hizmet etme gayreti olarak açıklayabiliriz ki, bu da sadece
İslam'a ve Müslümanlara zarar verir.
İslam; aşama aşama, kademe kademe, merhale merhale, "toplum, zihnen ve
ruhen hazırlanarak" insanlar arasında ancak yer tutar ve devamlı olur. Sadece
kabuk, dış görünüş, nâs'ın -Ayet, hadisin- kelimeleri değil ruhu ve
amaçları ele alınmadan yapılan çalışmalar sadece İslam'ın toplumca anlaşılmasını
geciktirir ki bu da dünya ve ahiret saadeti için hem insanlık hem İslam alemi
için hüsran demek olur.
İhtilafları müslümanca tartIşmak ve "def"ten
önce celb", Imkansız mI?
Birkaç anekdot.. Yıllarca önce, Qum"da okuyan Suriye"li, taşkın heyecanlı
bir genç geldi.. Bana, "sünnî iken, şiîliğe döndüğünü; sünnîlerin kıt akılları
yüzünden, gerçeği göremediklerini.." filan anlattı.. Tebliğ vazifesini yerine
getirdiğini düşünüyordu..Ona, hakikatin kavranmasında bu uslûbun doğru olmadığını anlatmaya çalışsam
da, susmak bilmiyordu. Bir de arab olmanın avantajını kullanıyor ve arka
arkaya sıraladığı âyet ve hadîslerle görüşlerini muhkemleştiriyordu..Ona,
herkesin, beyninde ve kalbinde yapacağı değerlendirmelerle, mutmain olduğu
yöne yönelebileceğini söylediysem de, o bildiğini okuyordu.. Bu usûle kapalı
olduğumu söyleyip, "başka bir konu yoksa.." diye gönderdim.. Aradan bir yıl
kadar bir zaman geçti.. Aynı kişi tekrar ve ısrarla görüşmek istiyordu.. Bu
kez, "şiîlerin sapık olduğunu, hanımını da sünnî yaptığını" söylüyordu,
heyecanla... Ona, "Ne geçen seneki sözlerin şiayı bağlardı ve ne bugünkü
sözlerin sünnîliği.. Varsa başka konular, onları konuşalım " deyip konuyu
zorlukla kapattım..
Bir arkadaşımız Almanya"da bir konferans sırasında, "Burası Dâr-ul"Harb
midir?" şeklindeki bir suale, "Burası Dâr"ul Acaib" diye bir nükteyle karşılık
vermişti.. Çıkışta, genç birisi önüne geçti, "O konuda nasıl öyle dersin?"
diye bir tartışma havası oluşturmak istedi.. Onu kenara çektim ve "Sen Hizb"ut-…
misin?" diye sordum.. "Evet, nereden bildin?" dedi.. Sonra, adını sordum,
söyledi.. O da benim adımı sordu, söyledim.. "Yahu, seninle Khomeynî üzerinde
konuşmak istiyorduk biz.." dedi. "Olur." dedim. "Ama, biz onu kafir
biliyoruz." dedi. "Olabilir." dedim.. Benden farklı bir tepki bekliyor
olmalıydı ki, muhatabım şaşırdı.. "Hepsi bu kadar mı?" dedi.. "Ne yani, dedim,
siz birisini müslüman sayınca o müslüman, kafir sayınca da kafir mi olacak?"
Yıllar geçti, hâlâ gelmediler.
1998"in Martı.. Mescid"ul Haram.. Gece saat 01.30 suları..
28 Şubat"ı
takiben istifa etmek zorunda kalan Erbakan Hoca da gelmiş Hacc"a ve Kâbe"yi
tavaf ediyordu, insan seli içinde.. Bir anda 100-150 kişilik bir grup zuhûr
etti ve türkçe olarak, "Şeriat gelecek, vahşet bitecek.." diye tempo tutup,
Suudî polisi gelinceye kadar 10-15 dakikalık bir tur attılar.. Çoğu genç..Kimler olduğunu bilsem de yine sordum.. "Siz kimlersiniz?" diye.. "Biz‚
müslümanlarız.." dedi, birisi.. "Burada müslüman olmayan mı var?" dediğimde
durakladı.. Olmadıklarını bildiğim halde, "Erbakancı mısınız?" diye sordum..
Muhatabım, "O kafirdir!" diye kesip attı.. Ona söyleyecek söz bulmak o anda o
kadar zordu ki.. "Kardeşim, bakın; o şu anda Kâbe"yi tavaf ediyor.. Bir kafir
mi geldi, Kâbe"ye?" deyince, ne diyeceğini şaşırdı..Bir grup genç, yine Mescid"ul Haram"da.. Sohbet ediyoruz.. Türkiye"li
hacıların çoğu ise, gariban.. "Ömrümüzde bir kez gelmişiz, bir hata
yapmayalım.." diye, hele de şeklî konularda daha bir dikkatliler..
Başlarındaki hocanın sözünü tekrarlıyorlar, tavaf esnasında: "Allah"ım!
Ordumuzu karada, havada, denizde mansûr ve muzaffer eyle." (28 Şubat ironisi
gibi bir şey..)
Gerçekte ise, o gariban taifesi, neler söylediklerinin farkında bile değiller
belki.. Gençler bu sözleri duyunca daha bir kızıyorlar.. İtidali terketmemelerini tavsiye ediyorum. Ama, onlar dua diye tekrarlanan o sözleri
işittikçe köpürüyorlar âdetâ: "Baksanıza, ne söylenirse, düşünmeden
tekrarlıyorlar.. Bunlar değil mi, anayasaya yüzde 90"ların üstünde evet oyu
verenler.. Bunlar mı Müslüman?"
"Evet, bunlar.." diyorum: "Çoğu kimse bu durumda.. Ama, onları müslüman
saymayarak ne elde edeceğiz? Celb"in def"ten önce geldiğini hatırlayalım.. M.
İqbal, "Bîzâr oldum bu müslümanlardan.. Ama, yine sığındım Müslümanlara.."
dememiş miydi.. Kime sığınacağız?"
Bugün de yığınla insanımız var.. Çoğu üniversite okumuş.. Sohbetler
ediyoruz..Nedense, müslüman coğrafyasındaki öteki örnekler üzerinde pek durmayıp, daha
çok da Türkiye"deki siyasî durumu değerlendirirken, yapılanların, semeresiz,
boş çaba olduğunu söylüyorlar ve kendileri gibi düşünmeyenleri suçluyorlar.
Çıkışın, "Peygamberî metod"da olduğunu vurguluyorlar.. Hayal ve ümidleri
güzel, ama, pratik açısından, neyin, nasıl yapılacağı söz konusu olduğunda,
yıldızlardaki bir âlemden sözediliyor gibi.."Peygamberî yol" diyorsunuz da, kendisinin Peygamberî bir hedef taşımadığını
söyleyen müslüman var mı? Yüzlerce-binlerce tefsir, aynı hedefi gözetmek
istese de, farklı anlayışları yansıtmıyor mu? Sadece kendimizin doğru
düşündüğümüzü nasıl söyleyebiliyoruz?
Kurulu düzenin, egemen zorba güçlerin kurallarına göre hareket ederek de
toplumun inanç kimliğine hizmet edebileceklerini düşünüp uzlaşmacı metoda
başvuranlar, inkılabçı metodu mantıklı ve halkın desteğini sağlayacak şekilde
ortaya koydunuz da mı, karşı çıktılar? Halkı yok sayarak nereye varacaksınız?
Değişimin ilahî kanunu "Bir halkın kendi halini değiştirmedikçe, Allah"ın
onların hallerini değiştirmeyeceği" şeklinde açıklanmamış mıdır? dediğinizde,
bakıyorsunuz, bir burukluk, hattâ istihza.. Kafa karışıklığıyla suçlama, vs..
Asıl anlaşılması gereken, her şeyden önce, herhalde şu olmalıdır: Ben kendi
görüşlerimin doğruluğunda nasıl emîn ve samimî isem, diğer müslümanlar da aynı
durumdadır.Bunu söyleyebilsek, çoğu problemleri daha geniş ufuklu olarak konuşabileceğiz.
( Selahaddin ÇAKIRGİL -
Vakit: 01 07.2008
)
 |

Penguen'in bu karikatürü nedense bana İslam'ın ilk dönem
Haricilerini hatırlattı. Tarih tekerrür ediyor, hala akıllanmadık ...!
|