|
Niçin Filistin değil de Sudan?
Umman
Gazetesi'nde yer alan başyazı batının hiçbir zaman cevaplamak istemeyeceği
soruları gündeme getiriyor.Sudan'da yaşananların
batının çirkin yüzünü bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten yazıda,
yüzyıldır süren İsrail sorunun çözümü için kılını bile kıpırdatmayan
Batı'nın, Sudan petrolleri için bölgeye aç kurtlar gibi saldırışı ele
alınıyor.
İşte o makale:
Batı dünyasında çokça tartışılan insan haklarının, bölgesel denklem ne
olursa olsun, aşılamaz bir kırmızı çizgi olduğu belirtiliyor; ancak konu
Filistinlilerin insan hakları olunca, bu hakkın Batı'nın öncelikleri
arasında yer almadığını görüyoruz. Batı, Filistin halkını bağımsız
devletleri olması gibi en basit bir haktan mahrum bırakıyor. Batı
ülkeleri, yeni Güney Sudan devletini tanımakta adeta yarıştı. Zira
Batı, bu ayrılmayı insan haklarının korunması ve zaferi olarak görüyor.
Güneyliler, ayrılma lehinde oy kullandı ve hala ayrılma yönünde
hemfikirlerse, bu onların hakkı. Fakat bu hak, asırlardır yaşadığı
toprakların sahibi bir halk için olacağı zaman ortadan kalkıyor nedense...
Çünkü ABD'deki Yahudi lobisi, İsrail'in ekonomik ve siyasi çıkarlarından
endişelenerek bu hakkın tanınmasını istemiyor.
Güney Sudan'ın bağımsızlık ilanını tanıyan sadece Batılı ülkeler değildi.
Arap ülkeleri dahi bu adımı güneylilerin insani hakkı görerek kutladı. Kendi
halkına özgürlük tanımayan Libya bile bu meşru hakkı tanıdı. Tablo, insan
hakları ve halkların kendi geleceğini tayin hakkından uzak tutulduğu
takdirde, tam bir çıkarlar tablosu.
BM'nin kuruluş amacı
Bugün Batılılardan Doğu dünyasında insan haklarına desteklerini sadece
söylemlerle değil, bu yönde somut adımlar atarak göstermeleri bekleniyor.
Batılı halklar bu niyetlerini ispatlamalı ve Filistinliler, 1967
sınırlarında bir Filistin devletinin tanınmasını isteyerek ABD'ye
gittiklerinde, hükümete baskı yapmalı.
Bugün dünya, Filistin sorununun daha fazla bilincinde ve 60 yıldır kavrulan
bu toprak parçasına barışın gelmesi için geçmişte çok ödünler verildi. BM,
dünyadaki süper güçlere bağımlığından çıkmalı, tüm dünyayı temsil eden bir
kurum olarak kurulma amaçlarını yerine getirmeli, etnik kimlikleri dikkate
almaksızın insan haklarını gözetmeli, Filistin devletini tanımalı ve
Gazze'deki ablukanın kaldırılmasına katkıda bulunmalı. Fakat Batı dünyası,
bazı Arap devrimlerini desteklemesine rağmen, iş Filistinlilere gelince bu
hakları tanımıyor. Aynı Batılılar, Özgürlük filosu 2'nin denize açılmaması
için Yunanistan'a da baskı yaptı.
Umarız ki Arap sokaklarının yaşadığı olayların akışı içinde Batı müdahalesi,
Arap dünyasının tıpkı Sudan'daki gibi Filistin'in bağımsız olması eğilimini
engellemenin gerekçesi olmaz. Batı, Arapların sahip olmadığı gelecek
vizyonuna sahip. Bizler söylemlerin arkasından gidiyoruz, ancak bu
söylemlerin geçici olduğunu ve sonuçlarının Arapların lehinde olmayacağını
sonra anlayacağız. (
2011-07-12
)
Silah var diyerek işgal ettiler şimdi silah satıyorlar
İtalya'nın sermaye piyasalarını sallayan mali krizinin yanı sıra, dün ajanslar
önemli bir haber daha geçti. Habere göre, ABD ve İngiltere öncülüğünde
oluşturulan koalisyon güçleri, tehlikeli silahlar var iddiasıyla işgal ettikleri
Irak'a silah satışına başladılar. Ordusunu güçlendirmek için Irak,
Lockheed Martin Corp.'dan 36 tane F- 16 savaş uçağı alacak. Irak
Başbakanı Nuri El Maliki, F- 16 alımlarını fon yetersizliği nedeniyle bir müddet
ertelediklerini söylese de, bu savaş uçakları sonunda satın alınacak. Çünkü ABD,
askerlerini bu yıl sonunda Irak'tan çekiliyor. Dolayısıyla Irak, savunmasını
artık kendisi yapacak.
Peki Irak'ın alacağı silahlar tehlikeli değil mi? Sözde tehlikeli değil,
çünkü silahları ABD, İngiltere ve diğer gelişmiş ülkeler satıyor. Öldürücü
silahları onlar satıyorsa "tehlikeli" olmuyor! Onların sattığı silahlar
insanları öldürmüyor! Halbuki ABD ve İngiltere, Irak'ı işgal etmeden önce
Irak'ta kitle imha silahları olduğunu ileri sürerek "Irak'ı özgürleşme
operasyonu" adı altında bir harekat düzenlediler ve tahminlere göre çoluk çocuk
demeden bir milyon insanı öldürdüler. Ardından Birleşmiş Milletler Doğrulama ve
Teftiş Komisyonu, Irak'ta kimyasal silahların üretildiğine ilişkin bir kanıt
bulunmadığını açıkladı. Anlayacağınız Irak petrollerine dolaylı yoldan böylece
el konuldu.
Irak'ı işgal planı yapılırken söylenen bir diğer yalan da şuydu. Eğer Irak
işgal edilmezse petrol fiyatlarının hızla artacağı ve artık binek arabası
kullanmanın bile mümkün olmayacağı ileri sürüldü. Hatta bu iddiayı sık sık
dile getirenlerden biri de "Dünya düzdür" kitabının yazarı ünlü gazeteci Thomas
Friedman'dı. Bu gazeteci, kitabında, eğer bir ülkede McDonald's hamburger
dükkanı varsa o ülkelerin savaşa girmeyeceği kehanetinde de bulunuyordu. Adeta
Big Mac'in gittiği yere medeniyet götürdüğünü söylüyordu. Oysa medeni
Amerikalılar ve İngilizler ellerinde Big Mac hamburgerlerle önce Irak halkına
ait Bağdat müzesini yağmaladılar.
Irak savaşının ardından işler hiç söylendiği gibi gelişmedi. İşgalden sonra
petrol fiyatları düşeceğine hızla yükseldi. Savaştan önce ham petrolün varil
fiyatı 21 dolar seviyesindeyken, petrol savaştan sonra bir daha bu fiyat
seviyesine geri gelmedi. Irak işgal güçlerinin komutanları,
valileri ve Amerikan diplomatları petrol şirketlerinde hissedar ve yönetici
olarak Irak petrollerini ele geçirdiler.
Kısacası, Irak'ın işgali için öne sürülen gerekçelerin tam tersine, asıl
amacın petrol fiyatlarını yükselterek daha çok para kazanmak olduğu iyice açığa
çıktı. Üstelik durup dururken çıkarılan savaşın maliyeti de Irak'a
ödetildi ve hala ödetilmekte. Tekrar Irak'a F-16 satışına dönersek…İşgalci
koalisyon güçleri, Irak'ın petrollerine el koymakla yetinmemiş olacaklar ki
şimdi de Irak halkına yüksek fiyattan uçak ve silah satarak Irak bütçesini de
soyacaklar. Bir süre sonra silah alımları nedeniyle Irak bütçesi açık
vermeye başlayacak. Iraklılardan daha fazla vergi ödemeleri istenecek, onlar
bu verglileri ödeyip duracaklar, ama ödenen vergiler bütçe açığını kapatmaya
yetmeyecek ve sonunda IMF gelip onlara bir bütçe yapacak. Böylece
Irak'ta gerçek demokrasi kurulacak. Anlayacağınız her yıl 10 milyar dolarlık
silah alımları nedeniyle batan Yunanistan örneğini bir müddet sonra Irak'da
da göreceğiz. (
Süleyman YAŞAR: Sabah:
13 Temmuz 2011 )
|