|
İSLAMİ DEVLET BİR
ÜTOPYA DEĞİLDİR
İslam
şeriatına ( kurallarına ) göre yönetilen ve ideal devlet modelini hayata
tatbik eden dönemler tarih .çerisinde hep var olmuştur.
İslami
devlet bir ütopya , ideal ,hayal değil , tarih sahnesinde yer almış bir
realite, hakikat ,gerçekler manzumesidir.Komünizm gibi tarihte hiç
gerçekleşmemiş hayali bir dünya sistemi değildir islam dünya görüşü.
Tarihte Hz.
Resul , Hz. Ebu bekir , Hz. ömer, Hz ömer b. Abdülaziz dönemlerinde ayrıca
Selçuklu ve Osmanlı'ların belli dönemlerinde ideal İslam devleti , idealler
dünyasından realiteler dünyasına geçmiş ve hayat ile yoğrularak dünyada
uygulanabilirliğini ve üstünlüğünü ispat etmiştir.
Bir devlet başkanı , bir Cumhurbaşkanı düşünün ki halkla olan
toplantısında halka eliyle sırası ile su dağıtıyor( Hz. Resul).Bir devlet
başkanı ki halkı gece denetliyor ;aç-susuz bulunca kendi sırtında
çuvalla un - yiyecek taşıyıp kapıya dek taşıp teslim ediyor ,
ayrıca değil rüşveti , "Fırat'taki ( devletin sınırındaki ) bir koyunu
bile düşünebilen bir ideal devlet adamı ( Hz. Ömer) .
Bunu hangi halkçı (sosyalist ) lider yapmıştır ?
Bir yönetici düşünün ki yanlış verdiği bir karar sonucu haksız olarak
cezalandırılan gayrimüslim bir mimarın hakkını İslam devletini
kadısının koruyup padişah hakkında kısas kararı verip aynı cezayı padişah
hakkında da verir de mimarın kendi hakkından feragat etmesi ile padişah
kısas'tan kurtulur ( Fatih sultan Mehmet ). Dinin peygamberi bir hüküm için
; " kızım bile olsa ona da aynı cezayı verirdim " diye dedirtecek bir adalet
anlayışı...BUNLARDAN DAHA BÜYÜK " HUKUK'UN ÜSTÜNLÜĞÜNE , BAĞIMSIZ
YARGIYA DELİL OLABİLİR Mİ... ? NEREDE UYGULANMIŞTIR !
Bir toplum düşünün ; Avrupalı bir gezgin para kesesini limanda düşürüp bazı
paralarının da denize düştüğü anda halkın paraları toplamaya başladığını
hatta denize daldığını görünce " paralarım çalınıyor ." diye
telaşlanırken , denize dalanlar dahil herkesin düşen paraları toplayıp
kendisine getirdiğini , paralarının tamam olduğunu ,denizde bile
kaybolunmasına izin verilmeden kendisine teslim edildiğine şahit
olduğu bir toplum,
Sadakaların meydandaki bir çukurda toplanıp ihtiyacı olan
kişilerin rencide olmadan geceleyin ihtiyacı kadarını alıp geri kalanı
bıraktıkları ,
Zeka özürlülerini musiki ile iyileştiren , hizmetçilerin kırabileceği
vazo,tabak ...gibi eşyaların malzemelerini karşılıksız ödemek üzere kurulmuş
vakıfların olduğu , kışın göç edemeyen kuşlar için vakıfların
oluşturulduğu , Hıristiyan halkın " kardinallerin külahı yerine
Müslümanların sarığını tercih edecek" kadar özgür ve hümanistçe
yaşanılan bir şeriat toplumu ( Osmanlı) ,...
Ve kapitalistçe yaşayıp , İslam'a bakışları sosyalistçe olan bir toplum...?!
VE YENİ ÖRNEKLERİMİZ;
İDEAL İSLAM DEVLETİNDEN,YAŞANAN,UYGULANMIŞ:
Bir Yahudi , Hz. Ali'nin Sıffın yolculuğu sırasında zırhını düşürdüğü
yerde bulur, sahiplenir...Hz. Ali zırhını geri ister ,... sonunda Hz. Ali ile
mahkemelik olurlar.Mahkeme başkanı kadı Süreyh'tir.Hz.Ali'ye sorar " şahidin var
mı?".Hz ali cevap verir " oğlum ve hizmetçim." kadı " onlar yakının şahitlikleri
geçerli olmaz " der....Mahkeme Yahudi lehine sonuçlanır.Halife ile Yahudi'nin
davasında mahkeme Yahudi'yi haklı bulmuş, halife davayı kaybetmiştir.Ama tüm bu
gelişmelere Yahudi dayanamaz ve itirafta bulunur " ... bu adalet karşısında
direnemiyorum, Müslüman oluyorum ."
Hz. Resul,
zekat dağıtır, elindekilerin hepsini tüketir.Sonra biri gelir ve çok ihtiyaç
sahibi olduğunu ifade eder.Hz. resul ona " Şehre git, ihtiyaçlarını al, mal
senin , borç benimdir." buyururlar.
Hz. Resul'e o yılın ilk olgunlaşan hurmaları getirilir.İkram
sırasında Hz. Resul sorar: " idare ettiğim halkım böyle hurma yiyebiliyor mu şu
an ?" hayır cevabı üzerine " götürün bunları çocuklara verin , ümmetimin
yemediğini yemem, giymediğini giymem . " buyururlar.
Komutan Halid b. Velid , sefer sırasında sofrasında
soğuk su ve yumuşak ekmek görünce ; " kaldırın bunları , bana askerimin yediği
kuru ekmek ve sıcak suyu getirin " der.
Hz. Resul ,
bir toplantı esnasında şöyle buyururlar . " Benim en sevdiğim kimse benden
hakkını alandır. " buyururlar.
Hicri 17. sene.Hz. Ömer halife...Hz. Resul'un türbesinin yanındaki cami
ihtiyaç nedeniyle genişletilmek istenir .Çevredeki arsalar para ile satın
alınır.Sadece Hz. Abbas arsasını vermek istemez.İş mahkemeye intikal
eder.Mahkeme kadısı Übey b. Kab'tır...Sonunda mahkeme kararını verir ." Mescid
yapmak için Mal sahibinin arsası para ile ile bile olsa zorla
alınamaz."Bu sonuçtan sonra Hz. abbas " Ben arsamı hibe ettim " der.kendisine
sorulur " neden aşırı fiyatla bile olsa vermedin de şimdi parasız hibe
ediyorsun?" Hz. Abbas cevap verir:" İslam'ın insan haklarına gösterdiği saygıyı
dünyaya duyurmak için!..."
Hz. Ömer
döneminde Halife olan Ömer gece teftişlerinin birinde fakir bir adamın
çocuğu olduğunu fark eder.Hemen hanımının yanına döner " Yoksul bir adamın yeni
doğum yapmış hanımına neler lazım gelir, sen bilirsin " der, ihtiyaçları sırtına
çuvalla alır ve hanımı ile fakir adamın yardımına koşarlar.Çocuk doğar, Hz.
Ömer'in hanımı dışarıya seslenir " Ey Mü'minlerin emiri çocuk sağlıklı , merak
edecek bir şey yok" fakir adam yanındaki kişinin halife olduğunu anlayınca
ayağa kalkmak ister :"Hiç ayağa kalkmana gerek yok, ' Yöneticinin görevi
ihtiyaç sahiplerini tespit edip yardımlarına koşmaktır.Ben görevimi yaptım, geç
kalmışsam Allah beni af etsin ." buyurur.Ve ilave eder :" Yoksula görev ,
devletin görevidir."
Halife Ömer
döneminde kıtlık olur....Eslem : " Kıtlık biraz daha devam etseydi yoksullardan
önce Hz. Ömer ölebilirdi.Çünkü halktan çok Ömer yokluğu yaşıyordu ."
demektedir .
Kıtlık
vaktidir.Hz. Ömer dolaşırken oldukça semirmiş bir deve görür , sahibini
sorar.Oğlu Abdullah " benimdir." deyince Hz. Ömer oğluna döner , " bak oğlum bu
deve nasıl semirdi sana anlatayım mı " der ve anlatır :" Bu deve halifenin
oğlunundur denip senin devene yedirdiler , otlu yerleri senin devene tahsis
ettiler...şimdi bu deveyi al, sat, ana parayı ayır , kârını hemen
bana getir , hazineye yatırıp Beytü'l-Mal'e devredelim.çünkü halife unvanı
devletindir.Devletin unvanı ile kazanılan para da devlete aittir.aksi
halde nüfuz ticareti yapmış olur, helal malımıza haram karıştırmaktan
kurtulamayız, " buyururlar
Hz. Ömer
hastalanır." Beytü'l-Mal'dan ( Hazineden ) bal alıp verelim " denir.Halife
itiraz eder :"hazine ortak maldır, izinsiz almak caiz olmaz." der.
Mısır valisi
Amr b. As'ın oğlu kendini yarışmada geçen bir kıpti'nin yüzüne kırbaçla
vurur.Adam yola çıkar, halife Ömer'i bulur ve durumu anlatır.valinin oğlu
çağırılır ve aynı ceza adam tarafından ona da uygulanır .
Übey b. Kaab
, Halife Ömer ile mahkemelik olur.mahkeme kadısı Zeyd b. sabit , halifeyi
görünce ayağa kalkmak ister,Halife şöyle buyurur. " Adalet
hiç kimse için ayağa kalkmaz.Ama herkes adalete ayağa kalkmalıdır."halife
ve halktan biri yan yana muhakeme olurlar.
Suriye
Gassan kabile reisi Cebele'nin ayağına tavaf esnasında bir köylü
yanlışlıkla basar.Cebele bir tokat atar, ...adam Hz. Ömer'e şikayet eder...Hz.
Ömer :"Cebele'nin büyük , Köylünün tokat yiyecek kadar küçük olduğu ne
ile belli?..Üstünlük takvadadır." buyururlar.
Halife Ömer
Mısır'a tayin ettiği vali hakkında şikayetler alınca onu geri çağırır.Vali
Bin Ganem oldukça şişmanlamıştır. Hz. Ömer ona bir sopa verir ve : " Bu
sopayı al, sana lazım olacak bundan sonra hazinenin koyunlarını
otlatacaksın,sana memurluk değil , çobanlık yakışır" der ve ekler : "Senden süt
isteyene bedava vereceksin , ama Ömer'in aile efradına vermeyeceksin..."
Bir devlet memuru halktan birini haksız yere döver.Hz. Ömer'e durum intikal
edince, " Sende onu vurduğu kadar kırbaçla " buyurur.Amr b. As " ...memurun
itibarı sarsılır.." deyince, Hz. Ömer:" Ben zalimi şu, bu nedenlerle koruyup ,
mazlumu uğradığı zulüm ile baş başa bırakamam, kim zulmetmiş ise
karşılığını görmeli ki tekrarına cesaret edemesin ." buyururlar....NÜFUZ
KULLANANLARA...!
Halife Ömer
Abdurrahman b. Avf'dan ödünç para ister . Abdurrahman b. Avf
şaşırır ve sorar : "...hazine elinin altında..." deyince Hz. Ömer . " Hazine
milletin ortak malıdır....ödüncü ödeyemeden ölürsem bütün bir milletle
helalleşmek zorunda kalırım.Ama senden alırsam ve ödeyemeden ölürsem
sadece seninle helalleşmek zorunda kalırım , bu ise göze alınabilecek bir
helalleşme olur. " buyururlar.YOLSUZLUK'UN ZİRVEDE OLDUĞU TÜRKİYE'YE
DUYURULUR!NEDEN BATTIK, HZ. ÖMER'İMİZ YOK !
Hz. Ömer
yaşlanır.Oğlunu halife tayin et diyenlere Hz. Ömer şu cevabı verir:"
Bir evden bir kurban yeter!"...MAKAM MEVKİ AŞIKLARINA ...!
Hz. Ali
akşama kadar hurma ağaçlarından hurma toplar.Akşama doğru devenin üstünde hurma,
ipi elinde hizmetçisi Kamber ve Hz. Ali eve doğru yollanırlar.Yolları üzerinde
bir fakir el açar ve " Allah rızası için ..." diye yardım
ister.Hz. ali Kamber'e döner :"Ne istiyor" , diye sorar.Kamber cevap verir "
Hurma " . Hz. ali " ver öyleyse " buyurur.Kamber " Hurma çuvalda " der.Hz. Ali "
Çuvalla ver " buyurur.Kamber" Çuval devede " deyince , Hz. Ali " Deveyle ver "
buyururlar.Kamber devam diyor " Devenin ipi elimde demekten korktum!...Yoksa
beni de deveyle birlikte yoksula vermekte tereddüt etmeyebilirdi..."
BİZDEN İSTEYENE , SONUNDA " VERİN ARABAYLA " DİYEBİLİR MİYİZ...!?NEDEN İDEAL
DEVLETİMİZİ KURAMIYORUZ ANLAŞILDI MI ?... NEDEN BİZİZ, BİZ MÜSLÜMANLAR -IN
SAMİMİYETSİZLİĞİ !-
ŞUNU KENDİMİZE İTİRAF EDELİM : " BEN İSLAM'I YAŞARSAM , İSLAM DÜNYAYA
HAKİM OLUR!" KURTARICI SİZSİNİZ !...
Kaynak : Sadr-ı İslam ( Mevlana Şibli) , Aradığımız İslam ( Ahmet Şahin )
|