|
HÜMANİZM
DİNİ
Hümanizm
kısaca insan sevgisi olarak açıklanabilir. Hümanizmin, "insan sevgisi", "barış", "kardeşlik" gibi değerleri
kapsadığını sanılır halbuki hümanizm, "insanlık" kavramını, insanların yegane
amaç ve odak noktası haline getiren bir yanılgıdır. Bir başka deyişle,
insanın yaratıcı ile irtibatını kesip sadece kendi varlığı ve benliği ile
ilgilenmeye çağırır. Hümanizmin bu anlamı, özellikle de kelimenin Batı
dillerindeki kullanımında belirgindir. Hümanizmin İngilizce'deki sözlük
anlamı şu şekildedir:
En iyi değerler, karakterler ve davranışların doğaüstü bir otoritede değil de,
insanlarda olduğuna inanan düşünce sistemi. (Encarta® World English Dictionary)
Hümanizm, tüm gerçekliğin bizzat doğanın kendisinden ibaret olduğuna inanır,
evrenin temel materyali, zihin değil madde-enerjidir.... (Hümanizme göre)
Doğaüstü varlıklar gerçek değildir; yani insan düzeyinde, insanlar
doğaüstü ve ölümsüz ruhlara sahip değildirler ve tüm evren düzeyinde,
evrenimizin doğaüstü ve sonsuz bir Yaratıcısı yoktur.
(Corliss
Lamont, The
Philosophy of Humanism 1977, s. 116)
Ernest Renan: "Ancak halk olumlu bilim ve akıl ile eğitilirse, aydınlatılırsa,
dinlerin boş inançları kendi kendine yıkılır." Lessing'in şu sözleri de bu
düşünüyü destekler: "İnsanların olumlu bilim ve akıl ile aydınlatılmasıyla
bir gün dine gerekseme kalmayacaktır." (Dr. Selami Işındağ. "Olumlu
Bilim-Aklın Engelleri ve Masonluk". Mason Dergisi, yıl 24, sayı 25-26
[Aralık 76-Mart 77])
Görüldüğü gibi, hümanizmin temeli doğrudan ateizme dayanmaktadır. Tanrı
inancı yerine insan kendi nefsini, egosunu, tatmin, arzu, zevk, hazzını merkeze oturtur
bu görüş. Ateist görüşten, din yerine bilim veya hümanizm
kelimelerini koyup ateizmi başka isimlerle yeniden gündeme getirmenin
insanlığa kan, göz yaşı, ahlaksızlık içinde sapıklıklarla dolu bir
kaybolmuş dünya hayatı kazandırmak dışında insanlığa ne katkısı (!)
olmuştur ki...?!
Günümüzde hümanizm, ateizmin diğer bir ismi durumundadır. Bu gerçek, hümanistler
tarafından da açıkça kabul edilir. Geçtiğimiz yüzyılda hümanistler tarafından
yayınlanan iki önemli "manifesto" yani beyanname vardır. Birinci manifesto 1933
yılında yayınlanmış, dönemin bazı ünlü isimleri tarafından imzalanmıştır. 40 yıl
sonra, 1973'te yayınlanan II. Hümanist Manifesto ise, birincisini teyid etmiş,
ancak aradan geçen zamanın gelişmelerine göre bazı ilaveler içermiştir. Bu maddelerde; insanın, evrim teorisinin öne sürdüğü gibi, yani yaratılmadan var
olduğu yalanı öne sürülmektedir. İnsan ruhunun varlığı reddedilmekte, insanın
maddeden ibaret olduğu iddia edilmektedir. "Kültürel evrim" iddiası öne
sürülmekte ve insanın "fıtratının" (yaratılıştan gelen özelliklerinin) varlığı
reddedilmektedir.
Dikkat edilirse bu iddialar, hak dinlere düşman olan çevrelerin hemen her
zaman kullandıkları basmakalıp söylemlerin bir toplamı niteliğindedir.
Bunun nedeni, hümanizmin, insanları din ahlakından uzaklaştırmanın temel
çatısını oluşturmasıdır. Çünkü hümanizm, ateistlerin tarih boyunca en
bilinen çıkış noktası olan "insanın kendini başıboş ve sorumsuz sanması"
aldanışının bir ifadesidir.
Hümanistlerin sonsuzdan beri var olan (yani yaratılmamış) evren fikri Big
bang ile ( "Big
Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini
kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir
başlangıcı olduğu iddiasını." (Henry Margenau, Roy Abraham
Vargesse, Cosmos, Bios, Theos. La Salle IL, Open Court Publishing, 1992, s. 241)
)
, evrim teorisi de başta fosil kayıtları ve mikrobiyolojinin ilerlemesi ile
geçerliliklerini kaybetmişlerdir ( Mesela bakınız: Harun Yahya: Hayatın Gerçek
Kökeni, 2005)
I.Hümanist Manifesto'nun insanlığı çatışmaya sürükleyen etkenin dini inanç
olduğu şeklindeki çarpık iddiası da, tarihsel tecrübelerle çürümüştür.
Hümanistler, dini inançlar ortadan kaldırıldığında insanlığın mutluluk ve huzur
bulacağını öne sürmüşler, oysa bunun tam tersi yaşanmıştır. Nitekim I. Hümanist
Manifesto'nun yayınlanmasından 6 yıl sonra patlak veren II. Dünya Savaşı,
tamamen din-dışı bir ideoloji olan faşizmin insanlığa getirdiği felaketlerin
belgesidir. Hümanist bir ideoloji olan komünizm, önce Sovyetler Birliği'nde,
ardından da Çin, Kamboçya, Vietnam, Kuzey Kore, Küba ve çeşitli Afrika ve Latin
Amerika ülkelerinde insanlığa eşi benzeri görülmemiş bir vahşet yaşatmış, toplam
120 milyon insanın hayatına mal olmuştur. Batı tipi hümanizmin (kapitalist
sistemlerin) de kendi toplumlarına ve dünyanın diğer bölgelerine barış ve
mutluluk getiremediği açıktır.
( Ayrıca
Tıklayınız
)
ÇağIn Dİnİ: HÜmanİzm
Yürekten inanıyorum
ki geleceğin dini katıksız bir hümanizm olacaktır, yani insanın bütününe
saygı; hayat ahlaki bir değer taşıyacak, kutsileştirilecek yüceltilecek.Yarının başlıca kanunu güzelim insanlığa özen göstermek. Belli bir
şekle bürünmeyecek bu inanç, hizipler ve tarikatlar gibi kimseye kapalı
olmayacak. Akıldan başka kılavuz tanımayan, gizli remizleri, tapınakları,
rahipleri bulunmayan, kiliseler dışı dünyada gönlünce yasayan geniş ve hür
ilim.. iste insanlığı kanatlandıracak biricik inanç" (Renan, İlmin
Geleceği) İmanını kaybeden bir çağın dini. Sözünü dinletmek
isteyen her felsefe bu kaftana bürünmek zorunda. Marksizm’den
egzistansiyalizme kadar Avrupa’nın tüm düşünce akımları hümanist.
Kavramdan çok kılıf; kelime değil bukalemun: demokrasi gibi, sosyalizm
gibi. Hümanizm genç bir kavram, bati dillerini 1850'den sonra fethetmiş.
Ama batıcılarımız hemen benimsemiş kelimeyi, onlara göre Yunus'lar,
Mevlana'lar, Hacı Bektaş Veli'ler su katılmamış birer hümanist. Hümanizm
nedir, kimsenin tarife yanaştığı yok. Hümanizmin manası insanlık dinidir.Kilisenin
abesleriyle bunalan serazad zekalardan kimi, "tabiatta tanrı yoktur,
tanrıyı yaratan insandır. Toplum kendi değerlerini gök kubbeye
aksettirmiş, beşeriyi ilahileştirmiştir", dedi; kimi, "insanlığı
kurtaracak tek kılavuz ilimdir"; ne Rab ne ibad. İnsanın yabancılaşmasıydı
din, bir çeşit afyondu. Geçen asrın düşünce fatihleri Promete'yi
bayraklaştırırlar, "bütün tanrılardan iğreniyorum" diyen Promete'yi. iyi
ama Promete'nin iğrendiği tanrılar karanlık bir çağın kan dökücüsü, habis,
zenperest mabudları değil mi? Hümanizm, Avrupalı için kaybettiği
dinlerin, yıktığı inançların yerini alan bir put. Hümanizm bir aydın
hastalığı ama kimse bu izmin hudutlarını çizemiyor. Diyorlar ki hümanizm,
insanı mükemmelleştirmek, varabileceği en yüksek irtifaa yükseltmek yani
gerçek insan, kamil insan yapmak. Yalnız örnek kim olacak? Sokrat mı,
Vinci mi, Erasmus mu, Goethe mi? Nietzsche'nin ideali insan-üstü idi;
yakın tarihin kanlı tacidarları bu rüyanın ne kadar tehlikeli olduğunu
ispat ettiler. Carlyle'in kahramanlarına gelince onlar da mazide yasayan
veya yaşandığı farz edilen birer gerçek veya tecrid. Hümanizm insanın
tanrılaştırılmasıymış, hangi insanın, feylesofun mu, kozmonotun mu,
yığının mı? Hümanizm, saltanatının sarsıldığını anlayan kilisenin de
bayrağı. Gerçek hümanist biziz diyen Pierre l'Hermite'lerin, Ignace de
Loyola'ların torunları kanlı pençelerine ipek eldivenler geçirerek
insanoğlunu kardeşliğe çağırıyor. Katolik bir tarihçi, "Hıristiyan
hümanizmi, yunanlıların dini ideali ile İncil arasındaki kaynaşmanın
eseridir, diyor; Yunan felsefesi Latin hukuk anlayışı ve judeo kretien
teoloji aynı potaya döküldü, bu haritadan çıkan ana mefhum: insanoğlunun
değeridir". (Grouset) Hümanizm insan haysiyetine saygı, insana tabiat içinde
istisnai bir değer vermekse, İslamiyet tek gerçek hümanizmdir. "Humanités"
edeb, efendilik, nefse hakimiyet, mukaddese saygı ise İslamiyet ve
bilhassa tasavvuf "humanités" nin ta kendisi. İnsan yalnız İslamiyet’te
eşref-i mahlukattır. Bir yanıyla balçık, bir yanıyla tanrı. Feyzi
Hindi'nin meşhur beyiti ile çerçevelediği muhteşem varlık: Haki,
eğer bezulmeti hesdi mukayyedi, Arşı, eğer benur-i ilahi münevveri.
( Cemil Meriç, Hisar Dergisi, Ocak 1980 )
Akıl ve
ruhun barışık olduğu mefhum imandır.peki ,imanını kaybeden akıl ne yapar?kaybettiği
şeyin yerine başka bir şey arar…İnsan
insanın kıblesi olmuş…Tek
olana kulluk yapmayan kendi gibi olana kulluk yapıyor…Hümanizm, yaratıcıdan kaçan ve merkeze insanı alan bir görüş… Fefirru
ilallah yani “Allah a kaçınız.başka kaçabileceğimiz bir yer var mı?ne yani
olimpos a mı kaçalım.
Not: İslam en hümanist din ve sistemdir. Yarattığını yaratandan daha iyi
kim tanıyabilir ki ? Tıklayınız:
İslam ve Hümanizm
|