|
Birbiri
ile çelişir gözüken hadislerin gerçek mahiyetlerini açıklayan bilim dalıdır.
Ama ne yazık ki tıpkı Mevzu- uydurma - hadis çalışmaları gibi bu
alandaki bir çok eserden ve çalışmadan günümüz Müslümanları pek haberdar
değildir. Bu özet çalışma ile bu konuyu kardeşlerimize tanıtmayı, benzer
rivayetlerle karşılaşınca kıyas ile çelişkili durum olamayacağı mantığına
ulaşmalarını amaçlamaktayız.
1- "
Birinizin ayakkabısının tasması koptuğu zaman, tek ayakkabı ile yürümesin."
( Buhari, Hanbel, Tirmizi). Halbuki hz Aişe'den rivayet edilmiştir ki:"
Bazen Rasulullah ayakkabısının tasması kopardı da onu tamir ettirene kadar
tek ayakkabı ile yürürdü. " (Tirmizi)
Bir
kimsenin ayakkabısının tasması kopunca ya ayakkabıyı atar ya da onu
tamirciye götürene kadar tek ayakkabı ile yürür.
2- "
Rasulullah asla ayakta bevletmedi." (Hanbel). Huzeyfe'den gelen rivayette
ise " Rasulullah'ın ayakta bevlettiği" (Buhari, Hanbel) rivayet edilir.
Rasulullah normal zamanlarda asla ayakta bevl etmemiştir. Fakat balçık, sulu
çamur veya pislik sebebiyle oturmanın mümkün olmadığı yerlerde istisnai bir
durum olarak ayakta bevletmiştir.
3- " Ben
şüphe etmeye babam (Atam) İbrahim'den daha layığım." ( Buhari, hanbel). Bu
İbrahim (as)'ın şahsına hakaret değil midir?
Bakara
260. ayet inip, Müslümanlar :" İbrahim (as) şüpheye düştü ama bizim
peygamberimiz düşmedi." demeleri üzerine Rasulullah'ta tevazu ile, İbrahim'i
kendinde üstün tutarak yukarıdaki sözü söylemiş, yani " Ben ondan daha aşağı
derecede olduğum halde şüpheye düşmedik, o nasıl şüphe eder." demek
istemiştir.
4-
Yüzüncü yıldan bahsederken, " Muhakkak ki o gün yeryüzünde nefes alan hiç
bir insan kalmayacaktır." ( Hanbel).Halbuki hala insanlar yaşamaktadır.
Rasulullah "Yeryüzünde o gün sizden hayatta kimse kalmayacak." demiştir.
Ravi "Sizden" kelimesini düşürmüştür. Benzeri durum "Uğursuzluk üç şeydedir,
at, ev, kadın." hadisinde de olmuştur. Ravi Ebu Hureyre :" cahiliye
döneminde- İslam öncesi- uğursuzluk 3 şeydedir..." şeklindeki rivayetin baş
tarafını duymamış, sonradan sohbete iştirak etmiş , o da sanki İslam'ın
görüşü imiş gibi bu hadisi rivayet etmişti de Hz Aişe duruma sonradan
açıklık getirmişti. Hadis ilminde, rivayetlerde bu durum arada
olabilmektedir.
5- "
Güneş ve ay kıyamet günü dürülüp sarılarak ateşe atılmış iki öküzdürler." (Buhari)
Güneş ve ay'ın günahı ne?
Enbiya
98. ayetinde belirttiği, günümüz Japonya'sı, Kung-fu öğretileri de dahil
hala güneş, hatta ay'a tapanlar olmuştur, olmaktadır. O kişilere kıyamet
günü en büyük azap taptıkları ile beraber Cehennem'de olmak olacaktır.
Kısaca İbrahim 33. ayetinde belirttiği gibi Allah'ın emirlerini yerine
getiren ay, güneş yine cehenneme bir görevli olarak girecek, azap gören
değil, azap aracı olacaklardır.
6-
Rasulullah (sav) :" Asla hiç bir peygamber Allah'ı inkar etmemiştir."
derken, Buhari ve Hanbel'den rivayet edilen hadiste:" Küçük yaşta iken iki
meleğin kendisine gelip kalbinden bir kan pıhtısı çıkardıktan sonra kalbini
yıkadıklarını ve yerine koyduklarını." rivayet edilir. Burada bir tenakuz,
ihtilaf yok mu?
Rasulullah hanif dini üzere idi. Asla putlara tapmamış daima tek yaratıcıya
inanmıştır. Ama tabii ki islam dini gelene dek imanın detayları hakkında
bilgi sahibi değildi: " Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun." ( Şura:
52) İkinci hadis Rasulullah'ın peygamberliğe hazırlık aşamasında olan bir
olaydan bahsetmektedir, yoksa Allah'a iman konusunda bir sorun yoktur
ortada.
(Difaun ani's-sunne: II/115)
7- "
Ümmetim yağmura benzer başı mı hayırlıdır, sonu mu belli olmaz." (Tirmizi),
buyurulduktan sonra " Ümmetimin hayırlısı benim peygamber gönderildiğim
asırdır." (Hanbel) buyurulmuştur. İkinci hadis doğrudur,esastır, birinci
hadis ise sonradan gelenlere iltifat, taltif için söylenmiş sözlerdir.
Ashaba yakın olduklarını ifade eder.Tıpkı bir sahabi (Tihame) hakkında :" O
bal tulumuna benzer, sonu mu , başı mı iyidir, bilinmez ." (Hanbel) gibi.
8- "Beni
Yunus (as)'dan üstün tutmayın.Peygamberler arasında üstünlük tercihi
yapmayın." (Buhari, Hanbel) , derken diğer hadiste :" Ben kendisi için yer
yarılıp parçalanacak ( kabirden çıkacak olan ) ilk kimseyim - Övünmüyorum -
" (Hanbel) dediği rivayet edilir.
Birinci
hadis esastır. Bu konuda ayette vardır: "
'O'nun elçileri arasında
hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz.
" (Bakara: 285) İkinci hadis -zaten övünmüyorum- diyerek te işaret
edildiği gibi , var olacak olan husular ifade edilir, kıyamet günü ilk
dirilecek olan Rasulullah (sav)'dir, bu bir vakıa, realitedir ve olacak olan
bir şeyin ifadesi de kibir ifadesi değildir.
9- "
Kalbinde hardal tanesi kibir olan cennete giremez." ( Buhari, Hanbel)
buyurulurken, " Zina etse de, hırsızlık etse de ' Lailahe illellah ' diyen
cennete girer. " ( Buhari, Hanbel, Müslim) buyurulmuştur, tenakuz değil
midir?
Hadislerin bazı bölümleri vardır, kimi tenzih (Sakındırma), kimi teşvik (
Yönlendirme )hadisleridir. Mesela Rasulullah (sav) " Cemaatle namaz
kılmayanın evini yakasım gelir ." veya " Kim ki 4. kez sarhoş yakalanır, onu
öldürün." buyurur ama her ikisi de olunca ne ev ne öldürme emri verir. Amaç
insanı sakındırmak, korkutmak, İslam'ın o olaya ne kadar olumsuz baktığını
göstermektir- Bu konuda
sünnet adlı
dosyamıza müracaat edilebilir- Birinci hadiste bu mihval üzerine
değerlendirilmelidir. Kibir kötüdür, sakınılmalıdır, cennete girmek isteyen
kibre yaklaşmamalıdır , anlamındadır hadis. İkinci hadis ise asıl olandır.
10- "
Benim minberim cennet kapılarında bir kapı üzerindedir." ( Lisanul arab:
9-381, Hanbel) ve " Benim kabrim ile minberim arası cennet bahçelerinden bir
bahçedir." (Buhari, Hanbel) buyurulur. Halbuki bir çok ayet ve hadis
cennetin bu dünyada olmadığını ifade eder (Necm :114-115, Ali İmran: 133,
Buhari:8-1, Hanbel: 1-422) Hz Resul zikir halkalarını ayrıca hasta
ziyaretini de cennet bahçesi veya yoluna benzetmiştir.( Hanbel) Kısaca o
amel, yerler- de yapılan ibadetler- cennete götürecek cennete vesile olacak
anlamında ifade edilen sözlerdir. Zaten I. hadiste kapı anlamındaki
'Et-tur'a' kelimesi kanal ağzı anlamına gelir.Yani benim minberim- den
alınan bilgiler- cennete açılan bir kapıdır, demek olmaktadır.Bu hadisleri
teşvik hadisleri olarak ta nitelendirebiliriz, o alanlarda ibadet, ilme
teşvik anlamında yani.
11-
Rasulullah (sav) :" Her doğan İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra ana-babası
onu yahudi, hristiyan yapar." ( Buhari, Hanbel), buyurur. Sonra " Şaki -
Cehennemlik- annesinin karnında da şaki'dir.Said (cennetlik) anasının
karnında cennetliktir." ( Buhari) buyrulur. Bu bir çok ayet ve hadise karşı
anlamlar içeren ifadelerdir.
I.hadis
esastır, her insan İslam fıtratı üzerine doğar.İkinci hadis ise lavhi
mahfuzdan bahsetmekte, insanların cennetlik veya cehennemlik olduklarını
Allah'ın ezelden bildiği ifade edilmektedir. Yani kader konusu II. hadiste
anlatılmaktadır. Allah her şeyi önceden bilir ki buna kader denir. Bu konuda Kader isimli yazımıza
müracaat edilebilir.
12- Bir
hadisinde peygamberimizin kabir ehli ile konuştuğu ifade edilir. ( Buhari,
Hanbel). Halbuki Allah " Sen kabirde olanlara sesini duyuramazsın, sen
ölülere sesini duyuramazsın." ( Fatır:22, Rum: 52) buyurmaktadır.
Ayetlerdeki ölülerden kasıt yaşayan ölülerdir, İslam'a kulaklarını tıkamış,
duymaz, hak-hakikat cahilleridir: Yani ölü gibi gerçeğe karşı duyarsız,
önyargılı, cahil kişilere sen Allah'ın nurunu - Kuranı - duyuramazsın demek
istemektedir yüce yaratan.
Kuran'da
teşbih konusuna müracaat edilebilir.
13-
Rasulullah (sav) : " Senden benim ve akrabalarımın zenginliğini isterim." (
Hanbel) buyurulurken diğer hadiste :" Allah'ım beni miskin yaşat..."
buyurulur. Bu zıtlık değil midir?
Miskin
kelimesi 'Sukûn' kelimesinden türemiştir.Arapçada bir kişi yumuşak huylu
olduğu, tevazü gösterdiği, huşu hudu ( Alçakgönüllü ) sahibi olduğu zaman "
temeskene'r-raculü": Adam miskinleşti, denir. Kısaca İslam fakirliği
teşvik etmez, aksine bir çok ibadet için zengin olmalıdır: Zekat, hac,
Kurban...! Kısaca miskin: sadece Allah'a muhtaç olan, alçakgönüllü kimse
anlamındadır.
14-
Rasulullah (sav) : " Zina eden zina ederken mü'min değildir, hırsız da
hırsızlık ederken mü'min değildir." (Buhari) derken başka bir hadiste:" Zina
etse de, hırsızlık etse de ' Lailahe illellah ' diyen cennete girer." (Buhari,
Hanbel) buyrulur.
I.
hadisten kasıt; İmanı kamil iman değildir denmek istenmektedir. Zina
"ederken" müminlik sıfatı kalkar, imanı kamillikten uzaklaşır taaki
tevbe edene dek denmek istenmektedir. Bu hadiste tenzih hadislerindendir.
Mesela " Komşusu aç iken tok yatan iman etmiş olmaz." ( Buhari) hadisi
gibi.
15-
Rasulullah (sav) : Deri dibağatlandı mı temiz olur.", başka bir hadiste de
ölü bir koyunu görünce :" Derisinden faydalansa isiniz ya!" (Buhari, Hanbel)
buyurduğu rivayet edilir. Başka bir hadisinde ise:" Ölü hayvanın ne
derisinden ne sinirinden faydalanın."
(Hanbel) buyurduğu rivayet edilir. ( Türkçesi:
Tabakhane; ham derilerin işlendiği yer)
II.
hadiste geçen 'El-ihâb' dibağatlanmamış deri için söz konusudur.Dibağatlanınca
bu isim ondan kalkar. Yani " Dibağatlanmamış deriyi dibağatlanıncaya dek
kullanmayın ." denmek istenmiştir.Nitekim : " Ne de sinirinden" sözü de bunu
açıklar. çünkü sinir dibağat kabul etmez. Başka hadiste bu konuya açıklık
getirir: Rasulullah (sav) Meymune annemizin azadlı cariyesine ait bir
hayvan ölüsüne rastlayınca:" Onun derisini alsalar ve dibağatlayıp
kullansalardı ya!" buyurmuştur. ( Hanbel)
Aslında
bu konu bizi hadis alanında önemli bir kurala da götürür. Bir konu hakkında
sadece bir eserden - Mesela Buhari'den- okunan bir - veya bir kaç- kaç
hadis bizi bir sonuca ulaştırmamalıdır. O konu hakkındaki tüm hadisler-
gerektiğinde ayetler- bir araya getirilip, konunun genişletilip
daraltılmadığı, yasaklanıp serbest bırakılmadığı...gibi konular tam anlamı
ile anlaşılınca bir hükme, sonuca varılmalıdır. Mesela
Hz Muhammed (sav) bir
hadisi ile kadınların mezar ziyaretini yasaklamış, diğeri ile serbest
bırakmıştır. Tek bir hadisi okuyup onunla amel etmek bizim İslam'ın
ruhunu anlamamıza engel olur, İslam'ın o konudaki görüşünü her yönü ile
kavramamamıza neden olur. Olay nedir, Hz Muhammed İslam'ın ilk dönemlerinde
İslam'ın ruhunu anlayamayan, ölüme bakışını kavrayamayıp, cenazelerde
bağırıp üstünü başını yırtan kadınları görünce yasaklamış, zamanla İslam'ı,
ölümü kavrayan kadınlara ise serbest bırakmıştır.Demekki zaman, şarta göre o
hadisleri anlamalıyız, cahil kadınlara yasak, islam ruhu ile donanımlı
kadınlara mezar ziyareti serbesttir.
16- Bir
hadiste:" Kıyamet günü Allah'ın görülebileceği." (Buhari, Hanbel)
bildirilir. Halbuki Araf:143, ve Enam: 103 Allah'ın görülemeyeceğini bizlere
bildirir.
Ayetler
dünyada Allah'ın görülemeyeceğini anlatır. hadis ise kıyamet gününden
bahsetmektedir. Allah'ın mümin kullarına ilahi hediyesi anlatılmaktadır.
Kıyamet: 22-23. ayetler de hadisi doğrular: " Kıyamet günü nice yüzler
rablerine bakarlar."
17- "
Zamana sövmeyiniz. Çünkü Allah zamanın ta kendisidir." ( Muvatta)
Allah'ın
yarattığına sövmek, onu yaratana eksiklik izafe etmektir. Başka bir hadiste:
" Rüzgara sövmeyiniz, çünkü o rahman'ın nefesidir." ( Hanbel ) buyrulur. Bu
hadiste de aynı mantık kullanılmıştır: Rahman:Acıyan, rahmeti sonsuz olan
Allah'ın bir ferahlık ve rahatlık vesilesi olarak insanların hizmetine
sunduğu rüzgara sövmeyin denmektedir. Rüzgarda, zamanda her şey gibi
Allah'ın yarattığı, insana hizmet eden şeylerdir. İnsan sorumluluklarında
kaçmak için bunlar dahil yaratılanlara suç bulmamalı, onlara hakaret etmekle
kendini kandırmamalıdır. Başımıza gelen bela, musibetler bizim elimizle
işlediklerimizin sonucudur,
Şura:30: "
Sizin başınıza gelen kötülükler ancak elinizle kazandıklarınızın,
yaptıklarınızın sonucudur. ",
zamanı- kaderi suçlamak hele hele küfretmek sadece sorumluluktan kaçmak ve
hala olayı çözememek demektir.
Kader
konusuna müracaat.
18-
Namazı cemaatle kılmayan- Evde kılanlara - cemaate katılık bu size nafile
olur." (Hanbel, Ebu davud ) buyururken, başka hadiste : " Bir namazı günde
iki defa kılmayın." rivayeti vardır.
Arada
çelişki yoktur, birinci hadiste kılınan ikinci namazın nafile olduğu
belirtilirken, ikinci hadis 'farz' olan namazlardan bahsetmektedir. Yani
farz niyeti ile aynı namazı ikinci kez kılmayınız demektedir, ama nafile
niyetle cemaate katılanın amacı
' Nafile ' kılmaktır.
19- Hz.
Muhammed cünüp iken uyumak istediğinde namaz abdesti gibi abdest alırdı (Buhari,
Hanbel) şeklinde bir rivayet varken başka bir rivayette :" Suya el sürmeden
cünüp olarak uyuduğu." (Hanbel) rivayet edilir.
Bu ikisi
de caizdir. Belkide toprak ile teyemmüm almıştır bu husus belirtilmemiştir
ama efdal olan abdest alıp uyumaktır - Namaz vakti geçirmemek ise farzdır,
bu ayrı konu! - Hz Muhammed (sav) her zaman en efdal olanı yapardı ama
ruhsat , izin olduğunu göstermek için bazen istisnai bu tür
uygulamalarda yapar, bu ruhsatı ümmetine örnek olarak gösterirdi. Savaş
esnasında ikindi namazının sünnetini kılamamış, bu konu ümmete - şartlar
dahilinde- ruhsat olarak kalmıştır.
20- Bir
hadis:" Geride kalanların kendisine ağlamalarından ötürü ölüye azap olunur."
( Buhari, Hanbel) buyrulur. Bu Fatır 18. : " Kimse başkasının günahını
yüklenmez." ayetine aykırıdır.
Abbas (ra)'dan
gelen rivayette:" Yahudi kabrinin yakınından geçerken, ' Muhakkak o azap
olunuyor, geride kalanlar ona ağlıyor'. buyrulmuştur."(Hanbel).Yani hadis
Müslüman olmayan ölü için, "O zaten azap görüyor, ağlamalar işe yaramıyor."
mealinde söylenmiştir. Hz. Aişe'den gelen bir rivayette bunu doğrular (
Difaun ani's-sunne:1/214)
21-
maymunların zina ettiğinden dolayı bir maymunu recmettiğini rivayet ettiniz
( Buhari ) Recm Yahudilerde var. maymunlar Yahudi mi ?
Bu hadis
değil, Amr b. Meymun'dan gelen bir haberdir. Bir maymunu taşlayan maymunları
görünce Yahudilerin recm cezası ile ilişkilendirip aktarmıştır, yanılmıştır.
Tıpkı Ûc adlı kişinin boyu ve eni ile ilgili aşırı mübalağalı haber gibi .Bu
da ne hadis ne sahabiden gelen bir rivayettir. Ehli kitabın rivayet ettiği
eski bir haberdir.
22-
Keler ( kertenkele cinsi bir hayvan ) hakkında hz Muhammed (sav) :" Onu ne
yerim ne yenmesini yasaklarım.Onu ne helal kılarım ne haram." ( Buhari,
Hanbel) buyururken bir çok sahabi keler yemiştir.
İlk
ravi hadisin birinci bölümünü rivayet ettikten sonra kendisi de şahsi
görüşünü eklemiş, "Ne helal haram kılarım." mealindeki söz sonradan hadise
eklenmiş, peygamberimizin sözünden bu anlamı çıkarmıştır. Zamanla raviler bu
eklemeyi de hadis olarak rivayet etmişlerdir. Başka bir hadis olayı
açıklar. Keler yiyenleri görünce: " Yiyiniz, şüphesiz o helaldir, onu
yemenizde bir mahsur yoktur. Lakin o benim kavmimin yiyeceği
değildir." ( Buhari )
23- "
Benden Kuran haricinde hiç bir şey yazmayınız.Kim benden bir şey yazdı ise
onu silsin." ( Hanbel) derken Abdullah b. Amr b. el-As'a ise izin vermiştir.
(Hanbel)
Kuran
ile karışması ihtimaline karşı ilk dönem hadis yazımını yasaklayan Hz.
Muhammed (sav), bu tehlike ortadan kalkıp, ayet-hadis ayrımını yapacak
olanlara bu izni vermiştir. yani tıpkı mezar ziyareti olayı gibi. Topluluk
bilinçlendikçe yasaklar kalkmıştır.
24- Bir
hadisinde peygamberimiz : " Ben eğlence ve şakadan değilim; eğlence ve şaka
da benden ." (Tac: 2/346) buyururken, başka hadislerde şaka yaptığı,
eğlenenleri izlediği (Buhari), hz. Aişe ile yarıştığı ( hanbel) rivayet
edilir.
Hz
Muhammed (sav) Müslüman vakarına aykırı olmadan eğlenmiş, gülmüş, şaka
yapmıştır. Yoksa boş, batıl, israf dolu, yalan, gıybet, sövgüden ...vb.
şeylerden ise uzak durmuştur. Peygamberimiz bir hadisinde: " Nikahı ilan
ediniz ! Ve nikahta def çalınız." ( Buhari) buyurmuştur.
25- "
Vücudunu dağlattıran da okuyup üfleten de Allah'a tevekkül etmemiştir." (Hanbel)
hadisi , " hacamat ve ateş dağlamasını tedavi olarak öneren " hadis (Buhari,
Müslim) ile ihtilaflı değil midir?
Cahiliye
Araplarında şöyle bir adet vardı: Uyuz olan hayvanların iyileşmesi için
sağlam hayvanlarını dağlarlardı. Yani uyuz deve serbestçe dolaşırken sağlam
develer dağlanırdı. Yani dağlanmakla develerin uyuzdan- Kaderlerinden -
korunacağını zannetmek İslam'a aykırı bir görüştür. İkinci hadis ise tedavi
amaçlı dağlanmadan bahseder, bu ise caizdir.
26- Bir
hadisinde Rasulullah ayakta su içmeyi yasaklarken ( Hanbel), İbn'ü-l
Ömer'den gelen bir rivayette ( Buhari) ise O'nun " Ayakta su içtiği" rivayet
edilmiştir.
Araplar
birisine :" Bizim işimizi görmek için kalk." dediklerinde o kişinin
kalkmasını değil, yürüyerek veya koşarak işlerini görmesini isterler.
Hadisteki ayakta durmakta yürümek anlamındadır. Yürüyerek yiyip içmek ise
yasaktır. Çünkü boğazına tıkanma, göğsüne su kaçma ihtimali mevcuttur.
İkinci hadiste belirtildiği şekilde yani ayakta ama yürümeden su içmek ise
caizdir.
27- "
Allah (cc): " Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim." ( Buhari,
Hanbel)
Kim bana iteat ederse ben ona daha süratli sevap
gönderirim mealinde kinaye olarak yürüme ve koşma ifadeleri kullanılmıştır.
Mesela biri " Sapıklıkta hızlıdır." derken hızlı yürümesi değil, hızla
sapıklığa gittiği anlatılmak istendiği gibi.
Arapça lisanı ima, işaret, ve benzetmelerle doludur (Sayfa: 266)
....Şüphesiz Allah'ın kitabı kuran icaz, ihtisar, işaret ve ima kullanır
(Sayfa: 376) Bu konuda
teşbih
konusuna bakılabilir.
Ayrıca tıklayınız:
www.islamustundurcom/T_M-Kuran.html
http://www.islamiyetdini.com/T_M-Kuran.html
Kaynak:
Te'vilu muhtelifi'l hadis: İbn Kuteybe, Difaun ani's-sunne: Muhammed Ebu
Şehbe
|