| ...::: ATATÜRK VE YAHUDİLER :::... |
|
Merhaba değerli dostum. Sitenizi yapmakta olduğum bir araştırma esnasında tesadüfen gördüm ve çok beğendim. Özellikle kafamda soru işaretleri oluşturan peygamberimizin yapmış olduğu evlilikler konusunda yazdığınız metin beni tatmin etti. Teşekkürler.
Sanırım siteniz Gülen cemaati sempatizanları ya da üyeleri tarafından
hazırlanmış bir site. Fethullah hoca hakkındaki bölümlerden böyle
anlaşılıyor. Ben açıkçası Fethullah hocayı tam olarak analiz edebilmiş
değilim. Bunu başarabilmeyi çok isterdim ama gerek Amerika ile bağlantısı
gerekse eşi sebataist olan Bülent Ecevit'in hoca efendiye duyduğu sempati
kafamda bazı soru işaretleri oluşmasına neden oluyor. Şuna katılıyorum. Gerçekten de Atatürk yaşadığı dönemin koşulları içerisinde yahudilerle etkileşim içerisinde bulunmuştur. İlk gittiği okul bir yahudi olan Şemsi Efendi'nin okuludur. Ama altı yedi yaşında bir çocuğu bu nedenle hor görmek sanırım akla ve mantığa çok ters düşecektir! Mesleğini icra ettiği dönemde de Atatürk'ün yine Sebataistlerle (Yahudilerle) bazı ilişkiler içerisinde olduğu görülür. Özellikle bir Yahudi komplosu olan ve amacı Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamak ve böylece Büyük İsrail'e giden yolun önündeki en büyük engeli kaldırmaktan başka birşey olmayan İttihat ve Terakki cemiyetinin içinde de yer almış ancak bu cemiyetin gerçek amacını anladığında cemiyetle olan tüm bağlarını hiç tereddüt etmeden koparmıştır. Bu nedenle de cemiyetin içinde istenmeyen adam ilan edilmiş ve yolunu kesmek için her türlü hileye başvurulmuştur. Atatürk'ün mesleki kariyeri ve cumhuriyetin ilanına kadar geçen süreç hepimizin malumudur bu nedenle üzerinde fazlaca durmaya gerek yoktur. Bizim Atatürk'le ilgili şüphelerimize son verecek asıl hadiseler cumhuriyetin kuruluşundan sonraki evrede gerçekleşmiştir. Bunlardan ilki Atatürk'e karşı çeşitli defalar düzenlenen ya da yalnızca planlama aşamasında kalan suikastların arkasında mason ve sebataistlerin bulunmasıdır. Bilindiği üzere bunların içindeki en ünlü isim olan Dr.Nazım (İttihat Terakkinin kurucularından, mason ve yahudi dönmesi sebataist) İzmir suikastı sonrasında idam edilmiştir. Bu olay sebataistlerin ve masonların içindeki Atatürk öfkesini bin misli artırmıştır. Ve gelelim en önemli ve ikinci kanıtımıza. Eminim eğer fırsat verirseniz bu yazımı okuyanlar Atatürk'ün kim olduğunu çok daha iyi anlayacaklar ve O'ndan nefret edenler dahi Türk İslam dünyasının bu en önemli liderine saygı duyacaklardır. Atatürk 1935 senesinde iç yüzünü ve gerçek amacını çok iyi bildiği masonluk tarikatına son noktayı koymuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde dahi dikkat çekmemiş ve faaliyetleri kısıtlanmamış, ancak Osmanlıyı içten içe eritmiş bu yahudi tarikatı Atatürk tarafından sonlandırılmıştır. Bu olay millet meclisindeki görünüşte Türk fakat aslen yahudi sebataist ve mason milletvekilleri içersinde büyük infihal uyandırmış Atatürk'e karşı tepkiler çığ gibi büyümüştür ve locaların kapısına kilit vurulmadan önce yapılan son büyük toplantılarında vatan haini masonlar şu kararı almışlardır:" Bundan sonra tüm faaliyetlerimizi yer altına indiriyoruz. Ta ki SARI KEMAL'İN KELLESİ GİDENE DEK" . Bu karardan sonra Atatürk Çankaya Köşkündeki işbirlikçiler tarafından yavaş yavaş zehirlenmiştir. Hastalığın ilerlediği dönemlerde de 33ncü dereceden mason doktor Mim Kemal Öke Atatürk'e doktorluk etmiş ve vefatında büyük pay sahibi olmuştur. Dikkatinizi çekerim Mim Kemal Öke, Atatürk'ün ölüm raporunda imzası bulunan bir şahsiyettir. Atatürk'ün ölümünden sonra ise mason locaları tekrar kurulmuş ve Türkiye'nin yönetimini tekrar ele geçirmişlerdir. Ve bugüne dek saf Türk insanın kanını emerek O'nu aciz bırakmışlardır. Bu dönemde Nuri Demirağ gibi vatanperver ve milliyetçi gerçek işadamları sistemden elimine edilmiş ve Koçlar, Sabancılar, Zorlular, Halil Bezmenler, Kamhiler yaratılmıştır. Bu insanların ortak noktaları ise birçoğunun sebataist ve hepsinin Bilderberg CFR üyesi olmasıdır. Dikkatinizi çekerim Nuri Demirağ bu ülkede uçak fabrikaları kurarken ve imal ettiği uçakları Avrupa ülkelerine satarken bu insanlar Fiat, Danone vs. gibi emperyalist küresel yahudi şirketlerinin taşeronluğu yapmaktadırlar. Her fırsatta da o bildik bakkal edebiyatıyla halkımızı uyutmaktadırlar. Saf Türk insanı yıllarca bu hainlerin bir bakkal dükkanından kurdukları dev holdingler masalıyla uyutuldu. Babalarımız annelerimiz bize sen de çok çalış Sabancı gibi Koç gibi ol dediler. Ama babalarımızın annelerimizin bilmedikleri birşey vardı. Onlar çok çalışarak değil İslam Dini'nin en büyük düşmanlarıyla işbirliği yaparak bu güce eriştiler. Görüldüğü üzere Atatürk bir zamanlar bu hainlerin tüm oyunlarına engel olmuş Türkler'in ülkesi Türkiye'de milli sermayeyle bir sanayi kurmuş ve bu ülkeyi Yahudiler'e satmamıştı. Ama Yahudiler Fatih'e ve Osmanlı'ya yaptıklarının aynısını önce Atatürk'e sonra da Türkiye Cumhuriyeti'ne yapmışlardır. Tarih tekerrürden ibarettir. Yıllarca uyutulan halkıma şu soruyu soruyorum. Osmanlı Tarihi'nin en büyük imparatoru kimdir? Şüphesiz Hz Muhammed'in çıktığı seferlerde kendisine rehberlik ettiği Yavuz Sultan Selim'dir. Peki Yahudilere göre hangisidir? Şüphesiz yahudi belasını Osmanlı topraklarına yerleştirmiş Sultan Süleyman'dır. Peki Sultan Süleyman niçin Kanuni'dir? Yine şüphesiz yahudilere tanıdığı sonsuz özgürlük nedeniyle.
Bir sorum daha var! Bizi durmadan Osmanlı'nın modernleşemediği ve çağa
ayak uyduramadığı için bittiği palavrası ile kandırdılar. Soru şu:
Osmanlı'nın duraklama devri ile yahudilerin bu topraklara yerleştirildiği
tarih niçin çakışmaktadır? Bu bir tesadüf müdür? Yoksa.....!!!???
(
hesiedos )
|
| ...::: www.islamustundur.com :::... |