...:::   ÖLÜM   :::..

    Çocuktum 12 yaşlarındaydım, bir gün okuldan eve geldiğimde üzücü bir haberin 1 saat berisiydi,zaman;hayatımda ismini çok duyduğum ama daha yüzleşmediğimiz ölümle yüzleşmemize gebeydi... hiçbir şeyden habersiz oturup dururken telefon çaldı ve babam dedemlere gitmemizi söyledi ,normal bir durum değildi tabiki ...Bir şeyler sezmek olabilecek kötü durumlara engel olamıyor ,dedemlere gittik herkesin üzgün ve ağlıyor olduğunu gördük.

       Dedem bir kaza geçirmiş hastaneye kaldırılmış meğer. bir süre sonra da ölüm haberi gökten bir hançer gibi saplanıverdi oturma odasının ortasına. ben halen hiç bir şey anlamıyordum ne olmuştu, ne olacaktı ölüm dedikleri olay neyi değiştirecekti...?Yoksa bir film mi izliyordum derken; sinmişti üzerime bu his ; dedem ölmüştü .önce neden dedim kendi kendime insanlar neden ölür veya yaşam ne kadar zaman sürmelidir .Tabi bilemezdim ki o zaman HAK  TEALA kullarına belirli bir ömür verip ,bu zaman içinde onları sınayıp ,sonrada ruhlarını bedenlerinden ayırıp, hesap sorar ; dünya hayatında neler yaptığından. Hiç birini bilecek kadar ne eğitilmiştim, nede öğretilmiş .sadece soruyor, yanıtsız kalıyordum .

     Dedem nereye gitmişti. en önemlisi bir daha görebilecek miydim ...? Herkes perşembeyi cumaya bağlayan akşam öldü demek ki kalbi temiz adammış RABBİM onu mübarek gün yanına aldı diyordu da ben nereye aldığını ,orada ne olacağını düşünüyordum . Akşam vaktiydi hastaneden getirdiler ,odasına yatırdılar ,bütün kuzenlerim görmekten çekiniyordu ,bense dedem dedemdir görmek istiyorum diyebilmiştim .nitekim de gördüm odadan içeri girdiğimde keskin bir koku burnuma çaldı , güzel ama ağır bir kokuydu sanki güz günleri dökülen yaprakların yanması gibi bir şey ;tütsüymüş... dedem yerde boydan boya yatıyordu .Daha doğrusu yerde üstü örtülü yatanın o olduğunu tahmin edebilmiştim. üzerinde maşa vardı-ne için olduğunu tabi yine sonra öğrendim -yaklaştım. Babam örtüyü hafifçe açtı yüzü görünecek kadar,kafası sarılıydı ,onu hiç böyle görmemiştim .ve bir daha da göremeyecektim. kafasındaki sargıdan hariç çenesinden kafasına giden bir bez daha vardı .Anladım ki çenesini bağlamışlardı. gözleri kapalıydı ama her an açacaktı sanki ! burnunun önünde biraz kan vardı ,ama uyur gibiydi,  yüzünün solgunluğu hariç ...

     Odadan hızlıca çıktım .biraz korku girmişti benimde içime ama en çok merak kemiriyordu beni, dedeme ne olmuştu? Ertesi gün hoca onu yıkadı ve cuma namazından sonra kabre götürdük ,kabrine koyduk elime küreği alıp bana salı günü yemek yediren benimle sohbet eden dedemin üstüne cuma günü toprak attım .

    Oradan ayrıldıktan sonra ölümden çok korkmaya başladım ,nerede ,ne zaman gelir belli olmuyordu çünkü.

      Ve araştırmaya başladım ölünce ne olur? YÜCE MEVLAM bize dünya hayatını vermiş meğer ,ama burası hazırlık sınıfı gibi bir şeymiş ,asıl yaşamlarımız bizleri hani hiç olmayacak dediğim dedem var ya, onun oradaymış bizleri bitmeyen yaşamlarımız bekliyormuş yani ona yaşam da denmez aslında çünkü orada ölüm yok sadece varoluş var tabi dünyadaki hareket davranış ve amellerimizin neticesi olan bir varoluş ...!

      Sonrada hayatımda ölen dostlarım, akrabalarım oldu ,ama onlara dedeme dediğim gibi ,nereye gittin demedim .Sadece (Görüşmek Üzere) dedim ve bu dünyada ,yaşamında ,yaptıklarını düşündüm .Ama insanların ALLAH için ne yaptığını bazen kendileri bile bilmez onların yargıları ahirettedir ...Bunu da iyi öğrendim.

                                                                                                         Mete
 

...::: www.islamustundur.com :::...