ALEVİ BİR İŞADAMININ ALEVİLİK TANIMI
*
ALEVİLİK BİR DİN DEĞİLDİR
Aleviler İslam'dır.Alevilik bir yoldur.Bu yol peygamberimiz Hz. Muhammed
(SAV)'in yoludur.4. Halifeye,Ehli beyte ve sevgili peygamberimiz Hz.
Muhammed (SAV)'in sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e
bağlıyız.Kitabımız Kuran'ı Kerim'dir,Mabedimiz camilerdir.Aleviler
ibadetlerini camilerde ve her Müslüman gibi evinde de yerine
getirirler.Aleviler sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed'in sünnet-i
seniyyelerini büyük bir huşû içinde yaşamaktadırlar.
ALEVİLERİN YAŞAM ŞEKLİ (TAHALLÂK-U Bİ AHLÂK-I ALLAH)
Aleviler Allah ahlakı ile ahlaklanmaktadırlar
.Aleviler, devletine ordusuna, milletine, sıkı sıkıya bağlı
,vatansever birinci sınıf vatandaştırlar.Ülke ekonomisine de büyük
katkı sağlamaktadırlar ve sağlamaya büyük azimle,şevkle,gayretle devam
edeceklerdir.Alevi toplumu , ekonomimizin büyük,küçük sanayici ve
işadamlarını büyük bir azimle ve gayretle desteklemektedirler.
* CEM ÇANKAYA
( Milliyet:
07.01.2004 )

KİM DEMİŞ ALEVİLER NAMAZ KILMAZ DİYE !







Alevi kardeşlerden hala Ergenekon'u savunan var mı acaba...!?
Tıklayınız
Alevî-Sünnî gerilimine dur demek
Geçen hafta
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hacıbektaş'taki törenlere katıldı. Çok da iyi
oldu. Cumhurbaşkanı'nın konuşmasını protesto etmek isteyen küçük bir zümreye
aldırış edilmedi.O taşkın topluluğun hevesi de kursağında kaldı. Hacı
Bektaş-ı Veli'nin evrensel sevgi mesajlarıyla ne kadar bağdaşıyor bu tür
kaba saba davranışlar? Eminim, değil devletin en zirvesindeki insan için
yapılan kabalık, oraya gelen herhangi bir kişiye gösterilen saygısızlık
bile yüreği insan sevgisiyle dolu Alevileri derinden yaralıyordur... Her
neyse... Sonuçta bu ülkenin cumhurbaşkanı protesto riskine aldırmadan
Hacıbektaş'taki törenlere iştirak etti, harika bir konuşma yaptı.
Birleştirici, bütünleştirici bir konuşmaydı bu. Kürsüden indikten sonra
sayın cumhurbaşkanı daha güzel bir jest yaptı ve halkın arasına karışıverdi.
Pazar gazetelerinin neredeyse tamamında yer alan fotoğraflara göre Alevi
vatandaşlarımızla Abdullah Gül sarmaş dolaş. Bu fotoğrafları gören herkes
rahatlıkla 'İşte devlet millet kucaklaşması' demiştir...Geçen hafta
Alevileri yakından ilgilendiren önemli bir hadise daha yaşandı: DHKP/C
adlı terörist örgütün lideri Dursun Karataş'ın cenazesi Türkiye'ye
getirildi. Malum olduğu üzere, bahsi geçen örgüt Alevi kimliği üzerine
sıkça vurgu yapıyor. Hatta güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada ölen
üyelerini cemevlerinde düzenlenen törenler sonrası gömüyor. Bu manzaradan
rahatsız olan Aleviler de var; ancak bu cebrî duruma itiraz çok da kolay
gözükmüyor. Karataş'ın cenazesi önce Gazi Mahallesi'ndeki cemevine
getirildi, orada bir tören düzenlendi. Cenaze daha sonra bir camiye
götürüldü: Sonra anlaşıldı ki Karataş, Alevi değilmiş; o yüzden iki defa
tören düzenlenmiş. Cami hocası için de zor bir durum. Ne desin imam
efendi? Çok az sayıdaki insanın namaza durmasıyla o da tekbiri getirdi,
görevini ifa etti. Karataş'ın cenazesindeki genel manzara bile aslında bir
gerçeği gözler önüne seriyor: Alevilik üzerinden söylem geliştiren bir
örgütün 'efsanevî lider'i Sünni çıkıyor: O kadar iç içe girmiş bir
toplumdan bahsediyoruz. Aynı mahallede yaşayan, aynı işyerinde meslek icra
eden, ortaklık yapan, aynı futbol takımı için şarkılar söyleyen... Kimin
haddine ki Alevi'yi, Sünni'den Kürt'ü Türk'ten ayırabilsin! Yüzyıllardır bu
topraklarda yaşayan insanlar kendine özgü bir sentez geliştirmiş ve
toplumsal barış için belli bir kültür oluşturmuş. Ne var ki insanları
birbirine düşürmeye ve ülkeyi zaafa uğratmaya azmetmiş birileri sürekli
ayrılığı-gayrılığı körüklemiş; hâlâ da körüklüyor...Pazar günkü Hürriyet'in
birinci sayfasından anons ettiği nefis bir haber vardı: Oradaki bilgiye göre
Ebuzer Gıffari Bakır adındaki bir imam, Alevi köyüne tayin ediliyor. Orada
yaşadıklarını Bir Alevi Köyü İmamının Hatıraları ismini verdiği kitabında
anlatıyor. Yozgat Kababel köyüne tayin olan Bakır, önyargılarını anlatıyor
önce. Sonra da o peşin hükümlerin insanları tanıdıkça nasıl yok olduğunu,
arada nasıl derin bir sevgi ve saygı oluştuğunu naklediyor. Asıl ihtiyaç
duyulan da budur! Bu ülkenin çocukları birbirini daha yakından tanıdıkça
daha derinden sevecek. Araya fitne sokmak isteyenlere fırsat
verilmeyecek. Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta yaşanan acı hadiselerin
arkasında provokatörler vardı. Ve maalesef kirli amaçlarına masum
gençleri alet etti bu uğursuz zümreler. Halen de insanların birbirini
tanımasından rahatsız oluyorlar: 'Alevileri Sünnileştiriyorlar' diye
feryat edenlerin önemli bir kısmı diyalogdan korkuyor, 'gelin tanış
olalım' düsturundan ödleri kopuyor: Halbuki herkes kendisi olarak
kalabilmeli ve 'öteki' ile beraber yaşamanın sevincini iliklerine kadar
duyabilmeli. ( Zaman: Ekrem DUMANLI -19
Ağustos 2008 )
Aleviler ile yeni bir
başlangıca var mıyız?
...Din âlimleri ne kadar aksini iddia ederse etsin, Hacı Bektaş, Alevi kesimi
tarafından, kendilerinin büyük önderlerinden kabul ediliyor. Hayli zamandır
bilimsel bir ismi de var bu anlayışın: 'Bektaşi-Alevi geleneği' deniliyor. Bu
'birlikte sunum' geçmişin sosyal ve dinsel gerçekleriyle tam örtüşmese bile,
önemli olan geniş Alevi toplumunun kendi gerçekliklerini bugün böyle görmeleri,
yorumlamaları... Konuya dışarıdan getirilecek her türlü yeni yorum Alevilerin
kendi kabullerini değiştireceğe de benzemiyor.Aslında Alevilerin Bektaşiliği Alevilik ile 'bir' saymalarını Türkiye'deki
daha geniş yakınlaşma için bir umut kapısı sayabiliriz. Yüzyıllarca birbirinden
kopuk yaşamış kentli Bektaşilik ile kırsalın Aleviliği, tarihin fazla uzak
olmayan bir diliminde, Aleviler tarafından, 'Bektaşi-Alevi geleneği' biçiminde
algılanabilir hale gelmiş ise, bu iki dosta bir üçüncü dost da pekâlâ
eklenebilir.Bu noktada durup ülkedeki Sünni çoğunluğun bunu ne kadar istediğini kendimize
sorabiliriz.Sünnilerin çoğu için 'Alevi sorunu' yeni bir keşif. Yaşadığı süre içerisinde
kendisini 'Alevi' olarak tanıtan veya öyle olduğu bilinen biriyle hiç
tanışmadığı oluyor kentli Sünnilerin; yoğun Alevi yerleşim yerlerine uzak kırsal
Sünnisi için ise bu kesinlikle böyle. Sorunlu olan daha çok iki kesimin
birbirine yakın yaşadığı yerler: Kırsalda komşu Sünni-Alevi köyleri, kentlerde
de iki inanç topluluğunun ayrı mahalleleri...Gönül elbette azınlığın kendini çoğunluk içerisinde eritmesini istiyor; hiç
değilse Cumhuriyet'in kurucu kadrosunun gönlünün böyle istediğini konuya
ilgisizliklerine bakarak düşünebiliriz. Belli bir döneme kadar tek boyutlu
olmamak, ülke çoğunluğuyla ters düşmemek Alevi önde gelenlerinin de siyasetiydi.
Ancak, 1960 sonrasının şiddeti de tırmandıran sert siyasi ortamı, belli
partilerin blok oy peşinde koşmaları manzarayı derinden değiştirdi. Kitlesel
eylemlerde dökülen kanlar da tabloyu kirletti.Bugünün dünyasında konuya yeni bir anlayış ve formül arayışıyla başlamak
şart. Eskinin gerçekleri hâlâ gerçek olmaya devam etse de, Ergenekon
operasyonunun ortaya serdiği yeni gerçekler açısından eskiye farklı yorumlar
getirilebilir bugün: İki kesim arasına düşmanlık tohumları serpen kitle
eylemlerinin, tam da bugün karşımızda bulunan birbirine kuşkuyla bakma
manzarasını meydana çıkarmak amacıyla sahneye konmuş olmaları mümkün.Yaşananların yeniden yorumu eşliğinde ülkedeki
'Sünni-Alevi' sorununa daha
sağlıklı yaklaşmak, çözüm yolları bulmak ve farklılıkları koruyarak birliğe
ulaşmak daha kolay olabilir. Yeter ki, böyle bir sonucu istemesi gerekenlerde o
istek oluşturulabilsin.Son Hacı Bektaş töreni, bana, devlet
yöneticilerinde böyle bir istek olduğunu düşündürdü. Şimdi iş benzer bir
isteğin Alevilerde meydana getirilmesinde. ( Fehmi Koru:19
Ağustos 2008)
İŞTE BU! ELHAMDÜLİLLAH, KULLAR UYANMAYA BAŞLIYOR !
Aleviler Başbağlar kurbanlarInI da anacak
Sivas katliamı için 2 Temmuz'da büyük bir anma hazırlayan Alevi örgütleri,
bu yıl ilk kez, Başbağlar'da öldürülen 33 kişiyi de anacak.
Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Gümüş: Başbağlar aydınlatılsın
Sivas’ta 16 yıl önce ateşe verilen Madımak
Oteli’nde 33 kişinin öldürülmesi nedeniyle düzenlenecek anma törenlerinde
bir ilk yaşanacak ve 5 Temmuz 1993 tarihinde PKK tarafından
gerçekleştirildiği öne sürülen Başbağlar katliamında ölenler de anılacak.
Anma törenine AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu da katılacak.
Pir Sultan Abdal Derneği’nin öncülüğünde yapılacak anma törenlerine
Sivas’ta 100 bin kişinin toplanması hedefleniyor.
Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Avukat
Fevzi Gümüş, Mamak Oteli’nin yakılarak 33 insanın katledilmesinin Ortaçağ
vahşetiyle Türkiye’nin aydınlığına, çağdaşlığına, demokrasi ve laikliğe,
halkların kardeşliğine, bir arada yaşama kültürüne ve çok kültürlülüğe
yapılan bir saldırı olduğunu söyledi.
Gümüş, “Bu nedenle geçmişte yaşanan katliamları unutturmamak ve
farklılıkların zenginlik olduğu bilincini beyinlere kazımak gerektiğini”
söyledi.Hükümetin bir şeyler yapmaya çalıştığını, Madımak’ın altındaki
kebapçının boşaltıldığını ama bunların orada bir müze yapmak için yeterli
olmadığını ifade eden Gümüş, orada bir ‘insanlık müzesi’ yapılması
gerektiğini yineledi.Gümüş, 2 Temmuz 1993’den üç gün sonra Başbağlar
katlimanın yapıldığını ve orada da 33 kişinin kurşuna dizildiğini
anımsatarak, şöyle konuştu: “Kimileri dediler ki, Başbağlar
katliamı Sivas’a misilleme olarak yapıldı; kimileri de Aleviler’in intikamı
alındı. Biz diyoruz ki, iki yerde devletin karanlık güçleri işbaşındaydı.
Madımak katliamını arkasında hangi karanlık güç varsa, Başbağlar katliamının
arkasında da aynı karanlık güç vardır. Madımak katliamının arkasındaki
karanlık güçlerin ortaya çıkarılması durumunda, Başbağlar’ın arkasındaki
karanlık güçlerde ortaya çıkarılacaktır. Biz, Madımak’ı lanetlediğimiz gibi,
Başbağlar’ı da lanetliyoruz ve bu yıl Sivas’ta Başbağlar katliamını da
lanetleyeceğiz.” ( Radikal:29/06/2009)
Muğla Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Necdet SubaşI
“Maalesef bu olay ve bu olayın tekrarıyla oluşan siyasal dil, yangının
ömrünü uzatmaktadır. Sonuçları itibariyle bir trajediye yol açan olayda hem
Sünni hem Alevi vatandaşlarımız kusurludur. Madımak olayıyla ilgili
incelediğim belgelerin tümü başta hükümet olmak üzere her düzeydeki
sorumlunun ağır ihmallerine vurgu yapıyordu. Doğrusu bu tür bilgilerde de
belgelerden daha çok halk arasında dolaşan söylentiler etkili olmaktadır.
Ben olayın bir provokasyon olduğundan şüphe duymuyorum. Ancak kabullendiğim
husus Alevi ve Sünniler tamiri bir hayli zaman alacak bu kumpasın kullanışlı
birer parçası oldular. Ateşe su taşımak yerine onu harlayanlar hangi
referans dünyasında geziniyorlar. Birlikte yaşamanın uygun formüllerinin
değişik mahfillerde tartışıldığı bir süreç gerek Madımak, gerekse Başbağlar
olayı, usta işi kışkırtma olarak birbirimize ulaşma zeminlerimizi yok etmiş,
karşılıklı konuşma ortamlarını imha etmiştir.” (
02-07-2009 )
Sivas Gazeteciler Cemiyeti BaşkanI Fikret Ünsal
"OlaylarIn failleri başka cezasInI
çekenler başka Insanlar"
Olayları planlayıp sahneye koyanlar başka, cezasını çekenler
başka. Sivas Madımak olaylarında bir üs olarak kullanılmıştır. Şer
güçler emeline ulaşmış, Sivaslılar ise lekelenmiştir. Sivas ve Sivaslı
artık bu kirli oyunun aydınlatılmasını istiyor. Bu olayları ortaya
çıkaranlar bir an önce adalet önüne çıkarılmalı...
Özgür Demokratik Alevi Hareketi'nden Ergin Doğu
Sivas katliamının sorumlusu olarak kullanılan insanları görmek doğru
değildir. Maraş Katliamı örneğini de biliyoruz. Orada da insanları
kullandılar. Ama kullanılanlar, kışkırtanlar rejimin hakim zihniyetini
uygulayan güçlerdi. Fakat İslami kesimin, Sünni insanlarımızın da özellikle
Alevilere karşı sahip oldukları önyargıları artık aşmaları gerekir
(Yenişafak:03
Temmuz 2009)
YAZARINDAN KİTABIN
ÖZETİ:
Neden
"Alevilik" ve "Ehl-i Beyt?", "Alevilik Müslümanlık mı?" Niçin
böyle bir kitaba ihtiyaç duyuldu? Bu konuda çok inceleme ve
araştırma yapıldı, çok kitap yayılandı. Bizim çalışmamız ne
ilk ne de son olacaktır. Amacımız yeni bir tartışma başlatmak
değil, süregelen tartışma ortamı içersinde zemini farklı
yönlere kaydırılmak istenen Aleviliği gerçek zeminine
oturtabilmektir. Gördüğümüz kadarıyla bu yayınlarda
niyetlere göre yorumlar da farklı olabiliyor.Bize göre bazı
yazarlar maalesef meseleye, nasıl görmek istiyorlarsa öyle
bakıyorlar. Halbuki bu yaklaşım doğru ve objektif bir
yaklaşım değildir.
Yine şunu
üzülerek görüyoruz ki, konuya menfi bir tavırla yaklaşanları
başında yabancı ideoloji mensupları geliyor. Onlar için bu
tür konular, hedefe götüren bir vasıtadan ibarettir.İşin içinde
memleketi karıştırıp, milleti düşman kamplara ayırmak isteyen dış
güçlerin varlığı ayan-beyan ortada.
Ve yine
"Aleviliği" ve "Ehl-i Beyti" siyasi menfaatlerine alet etmek
isteyenler var. Onu, dini kimliğinden ayırıp bir felsefi teori
gibi göstermek isteyenler var¦
|

Alevi Bir Yazarın Dilinden
" Alevilik ve Ehl-i Beyt " Üzerine Yazılmış Bir
Eser.
Özellikle Alevi Kardeşlerimize Öneririz ! |
Özellikle bazı
yazarları Aleviliği islam dışı bir inanış biçimi gibi gösterme gayretleri,
kendisini Müslüman olarak gören ve elinden geldiği kadarıyla da inancını
yaşamaya çalışan milyonlarca insanımızı rencide ediyor. işte bu yüzden
'Alevilik Müslümanlık mı?' derken, onları içinden birisi olarak bu
konuyu öz kaynaklarına dayanarak irdelemeye çalıştık. Alevi-islam
ilişkisini kurmaya çalışırken özellikle hepimizi birleştiren ve aynı
ortak paydada buluşturan "Ehl-i Beyt" sevgisi üzerinde durduk.
Günümüzde şunu da
üzülerek görüyoruz ki asırlardır aynı Allah'a, aynı Kitab'a, aynı
Peygamber'e inanan, aynı kıbleye yönelen, sevinçte ve tasada aynı
duyguları yaşayan bu vatanı insanları ne hikmetse bugün ayrı din
mensupları gibi gösterilmeye çalışılıyor. Sanki bir tarafta "Ehl-i
beyt" taraftarları, diğer tarafta "Ehl-i beyt" karşıtı insanlar varmış
gibi lanse ediliyor.
Tabi bütün bu toz-
duman bulutunun arasıda kaybolan, kendi değerlerinden, kültüründen
uzaklaşmış bir gençliğin feryadı ise kulakları tırmalıyor. Kendi kültürünü
tanımayan gençlerin bir kısmı, ideolojik akımlar ve misyoner tuzakları
için kolay bir av olabiliyor. işte son günlerde medyaya yansıyan haberler
de vehametin ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu gösteriyor.
Yeni nesillerin
arayış içinde oldukları gün gibi ortada. inancını tayin etmeye çalışan,
"Ben neyim?", "Müslüman mıyım?", "O halde Müslümanlık nedir?", "Aleviliğin
dindeki yeri nedir?", "Ehl-i beyt nedir? Kimlerdir?" gibi soruları
kendisine soran, sorgulayan bir gençlikle karşı karşıyayız!
Dolayısıyla bütün
bu olan bitenlere kayıtsız kalmak mümkün değildir. Bu işi istismar
edenlerin meydanda cirit attığı bir dönemde, artık bu işin gerçek
sahiplerinin, işin erbabı ilim adamları meseleye el koymaları zamanı
gelmiş de geçmek üzeredir bile.
Yine bizi bu
sahada yazmaya zorunlu kılan sebeplerden biri de bulunduğumuz çevredeki
gözlemlerimizdir. Gözlemlediğimiz kadarıyla, bu inanç ve değerleri
taşıdığını söyleyen insanlar, maalesef gerekli bilgi ve donanıma sahip
değildir.
"Ehl-i beyt
nedir?" , "12 imamlar kimlerdir?", "Bu insanlar nasıl bir hayat
yaşamış? Neye hizmet etmişlerdir?" gibi soruları cevabı ne yazık
ki çoğu zaman yanıtıı bulamamıştır.
Tabi, bilmemek
ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Bu ayıptan kurtulmanı yolu da yine Hz. Ali
Efendimizde ifadesini bulan ilim ve irfan yoludur.
"Bana bir harf
öğretenin kölesi olurum" diyen Hz. Ali' yi örnek alan bizler, binlerce
harf öğreten ilim-irfan sahiplerinin, öğretmenlerin ve kitapları takipçisi
olabilmeliyiz. Zamanı bu bilgi çağında, her türlü hurafe ve kulaktan dolma
asılsız bilgiler yerine doğru ve güvenilir kaynaklara yönelmeliyiz.
Bizim de gayemiz,
temel kaynaklar ışığında bir nebze de olsa hakikate giden yolu
gösterebilmektir. Alevilik adına yetkili-yetkisiz, bilen-bilmeyen herkesin
çıkıp konuştuğu şu ortamda, işin içersinde olan ve yıllardır bu konularda
araştırma ve gözlem yapan biri olarak siyasi ve ticari hiçbir amaç
gütmeden tamamen saf bir niyetle karanlığa bir mum da biz yakmak istedik.
Mevzuyu, kendisine zorla yakıştırılmak istenen siyasi, ideolojik, felsefi
ve hayali paslarından arındırıp ilmi ve objektif olarak incelemekte fayda
gördük. Bu ümit ve temenniyle yola çıktığımız bu alanda böylesine mütevazi
bir eser ortaya çıktı.
Yüce Rabbimden
niyazım, bu eserin hayırlara vesile olmasıdır. Gayret bizden, başarı ve
lütuf Allah' tandır. İHSAN ÜNLÜ
ELİNE, BELİNE
,DİLİNE HAKİM OLAN, KUR'AN'I HAK KİTAP, HZ. MUHAMMED'İ RESUL, HZ. ALİ'Yİ
ÖNDER KABUL EDEN ,İNSAN SEVGİSİ İLE DOLU, SİYASİ EMELLERİ İÇİN ALEVİLİĞİ
KULLANMAYAN TÜM CANLARA SELAM OLSUN !
|
İslam
dIşI gösterilmeye karşI çIkan AlevIler federasyon kurdu
Aleviliği İslam dışı gösteren
açıklamalar Alevi toplumunu hareketlendirdi. ‘Müslümanız’ diyen
vakıflar birleşerek ortak hareket etme kararı aldı.
Bu
çerçevede 9 Alevi vakfı, Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) adı
verilen yeni bir oluşum gerçekleştirdi. Federasyona katılmak isteyen
vakıfların İslam’ın temel değerleri olan Allah inancına sahip
olması, Hz. Muhammed’in peygamber ve Hz. Ali’nin de O’nun halifesi
olduğu gerçeğini kabul etmeleri gerekiyor. Geçtiğimiz hafta
kuruluş sürecini tamamlayan federasyonun Genel Başkanı Doğan Bermek,
amaçlarının Alevi-İslam inancını yaşatmak ve yaymak olduğunu ifade
etti. Bermek, Aleviliği İslam dışı göstermeye çalışanlara tepki
gösterirken, “Onlar Aleviliği kendi ideolojileri ve siyasi
amaçlarına alet etmek istiyorlar. Federasyonun kurulmasına bizim
katkımız yüzde 45 ise onlarınki yüzde 55. Onlar konuştukça Aleviler
bize yöneliyor.” dedi. Bermek, Alevilere İslam inancının öğretilmesi
için Diyanet ve ilahiyat fakültelerinden destek beklediklerini
vurguluyor.
Aleviliğin tanımına yönelik tartışmalar 1990’lı yılların ortalarında
başladı. Faik Bulut’un “Ali’siz Alevilik” iddiasıyla başlayan
tartışmalar, Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu (ABBF) Genel
Başkanı Ali Doğan’ın “Alevilik, İslam dışıdır.” sözleriyle yeni bir
boyut kazandı. Aynı dönemde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
Genel Başkanı Turgut Öker de Ali Doğan’ı destekleyen açıklamalarda
bulundu ve mecburi din derslerinin kaldırılması için kampanya
başlattı. Erdoğan Çınar’ın, Alevilerin, insanın maymundan
evrimleştiğini ileri süren Darwin teorisine binlerce yıldır
inandığını ileri sürmesi; Erdoğan Aydın’ın ise Alevilikteki Hz. Ali
ile gerçekteki Hz. Ali’nin farklı kişiler olduğunu iddia etmesi ve
12 İmam’a yönelik eleştirileri tartışmaları doruk noktaya çıkardı.
Son olarak sosyolog Kamil Fırat’ın yaptığı ‘Kentleşen Aleviler’ adlı
araştırmasıyla, Alevilerin “Dinsel kimliğinizi nasıl açıklarsınız?”
sorusuna cevap olarak yüzde 34,5’inin sadece “Alevi”, yüzde 32’sinin
“hem Müslüman, hem Alevi” ve salt “Müslüman’ım” diyenlerin ise yüzde
12,1 olduğu ortaya çıktı. Aynı araştırmada ateist olduğunu ifade
edenlerin oranı ise yüzde 14,6 çıktı.
Doğan
Bermek, Alevileri İslam dışı göstermeye yönelik tartışmaların bir
taraftan Alevileri üzerken, diğer yandan ise faydalı sonuçların
ortaya çıkmasına vesile olduğunu söyledi. “Aleviler bu tartışmalar
sebebiyle İslam’ı daha çok araştırmaya başladılar.” diyen AVF Genel
Başkanı, söz konusu iddiaları ortaya atanlara ise şu soruyu
yöneltiyor: “Cemlerimizde Allah, Muhammed, Ali diyoruz. Madem
Alevilik İslam dışı, öyleyse Cem’de ne söylüyorsunuz?”
AVF
Genel Başkanı Bermek, Alevi İslam inancının yaşatılmasını amaç
edinen federasyona şu ana kadar Türkiye’de faaliyet gösteren 17
Alevi vakfından 9’unun katıldığını ve 5 vakfın da üyelik için
gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirme aşamasında olduğunu
belirtti.
Birliğe ilk aşamada 9 vakıf katıldı
Federasyona
ilk aşamada Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı (Cem Vakfı),
Anadolu Bilim Kültür ve Cem Vakfı, Gazi Kültür Vakfı, Haydar Eren
Kültür ve Eğitim Vakfı, Kartal Cemevi Kültür Eğitim ve Sosyal
Dayanışma Vakfı, Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, Adalar Cem Vakfı,
Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür
Vakfı’nın katıldığını kaydeden Bermek, federasyon kuruluşu
başvurusunu temmuzun ilk haftasında İstanbul Valiliği’ne
yaptıklarını söyledi. Bermek, Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr.
İzzettin Doğan’ın ‘onursal başkan’ olduğu federasyona,
Aleviliğin
tanımında anlaşamadıkları için Mürteza Demir’in genel başkanı olduğu
Pir Sultan Abdal, 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı’nı, Ali Doğan’ın
genel başkanı olduğu Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve
Fermani Altun’un genel başkanı olduğu Dünya Ehl-i Beyt Vakfı’nı
davet etmediklerini kaydetti.Doğan Bermek, federasyonun devletin muhatap kabul edebileceği marjinal
olmayan bir kuruluş olduğunu ifade ediyor. Alevilerin sorunlarını
kamuoyunun gündemine taşımayı amaçladıklarını belirten AVF Genel
Başkanı, şunları kaydediyor: “Alevi İslam inancını benimsemiş
insanlarımızın inançlarını öğrenebilmeleri için çalışacağız. Bu
konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve ilahiyat fakültelerinin
desteğini istiyoruz.” ( 16.07.2005
Tarihli Gazeteler)
Alevilerin 'gayrimüslim' olmasInI isteyenler var
"... Dışarıda, Almanya'da,
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun desteklediğini biliyoruz. İçerde
ise güçlü destekçiler var. İçerdekiler Alevilerin gayri müslimleşmesini
istiyorlar. İki nedenle istiyorlar bunu. Devletin içinde odaklanmış bir grup
Alevi, inançlarına dönerlerse Şiileşeceklerini düşünüyor. Bu dönüşün,
Türkiye'nin büyük Şii komşusu tarafından kullanılabileceği endişesi
içindeler. İkincisi ise Aleviler Sünnileşirse ya da laikliği bu kadar güçlü
savunmaktan vazgeçerlerse, bu sefer İslamcı cephenin güçleneceğini
düşünüyorlar. Devletin içindeki bu gruplar Alevilerin gayri-müslim ya da
dinsiz olmasını iyi bir şey olarak görüyor. Kendi halindeki bu dernek ve
kurumların bu kadar güçlü ses çıkarmaları, devlet içindeki bu gruplar
sayesinde oluyor. Devlet içindeki güçlerle, bu dernek ve kurumların ilişkisi
de var. "Alevi yazar Reha
Çamuroğlu ( 17.06.07)
Hacı Bektaş-ı
Veli Kültür Merkezi Vakfı Genel Başkanı Hasan Meşeli, Aleviler üzerinde
yeni oyunlar oynandığını, Sünnilerle Alevilerin karşı karşıya getirilmek
istendiğini belirterek, “Yeni Madımak’lar oluşturma gayretleri var.”
diyor. Meşeli, ayrıca, bazı Alevi dernek ve vakıfların başında “ateist”
insanların olduğunu iddia ediyor. Aksiyon:
15.08.2005
İnönü
Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Salim Cöhce: Sünni İslam’ın
dışından bir Alevilik tezi ortaya atıldı. Bu da içi boş bir Aleviliği doğurdu.
Ateist olan Alevilerin yanı sıra Hıristiyanlaşan Alevi gruplar çıktı ortaya.
Almanya’da 15 bin Alevi Hıristiyan oldu. Alevilerin bir kısmı neden Hıristiyanlığı seçiyor?
:
Zaten asıl problem orada. Dünya Kiliseler Birliği, Aleviler üzerinden
misyonerlik faaliyetlerine başladı. Bu noktada Almanya’ya dikkat çekmek
istiyorum. ABD ile enerji kaynakları konusunda bir mücadeleye giren Almanya,
Protestan Hıristiyanları kullanarak Türkiye üzerinde nüfuz sağlamaya çalışıyor.
Mesela, Doğu’daki 18 üniversiteyi kendisine göre tasnif ediyor. Kürtler,
Aleviler ve karma modelleri devreye sokuyor. 30.04.2007

Yenİ
nesİl Alevİ dedelerI 'delIkanlI'

Alevilerin yeni
nesil dedelerinin birçoğu bilinenin aksine gençlerden oluşuyor.
Yaşları 25 ile 40 arasında değişen dedeler, modern hayata entegre
olmuş durumda.Dargınları barıştıran, kız istemeye giden, hatta
borçlulara para bulan dedeler, Alevi gençleri saz, semah, Farsça
gibi kurslar için de teşvik ediyor. İnsanlarla sıcak ilişkiler
kurarak Alevi toplumunun nabzını tutan dedelerin birçoğu üniversite
mezunu ve Alevi sosyolojisine, dinler tarihine hâkim. Toplumun güzel
ahlakla düzeleceğine inanan genç Alevi dedeleri, birlik ve
beraberlik mesajı veriyor. Kırklar Cemevi'nin dedesi, 36 yaşındaki Baki Güngör,
Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Garip Dede Dergâhı'nın dedesi
Celal Fırat ise 35 yaşında... Türkiye'nin bilimsel sınırlar içinde sosyal
faaliyetlerinin bütün gençleri suçtan alıkoyacağını belirten Celal dede, Alevi
gençleri ahlaksal ve erdemsel açıdan donatmak için semah öğrettiklerini dile
getiriyor. "Aklı olmayanın dini olmaz." diyen Fırat, toplumdaki hataları
ve yanlışlıkları en az seviyeye indirmek için faaliyetlerde bulunduklarını
belirtiyor. Baki dede, Alevilikte geçmişte dede diye bir kavram
kullanılmadığını, yaklaşık 50 yıldır kullanılan bir sözcük olduğunu söylüyor.
Babadan oğula geçen dedelik için daha önce rahber, pir ve mürşit kelimelerinin
kullanıldığını anlatan Güngör, seyyid olmayanın dede postuna oturamayacağını
ifade ediyor. Ayrıca dede olmak için liyakat ilkesinin şart olduğunu kaydeden
Güngör, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Dede, donanımlı olmak zorunda.
Taliplerin sorularına cevap verebilmeli. Sadece dede çocuğu ve seyyid olmak
yetmiyor. Alevi hukukunu, Alevi sosyolojisini, dinler tarihini ve tasavvufu iyi
bilmesi gerekiyor. İnanç önderleri olan dedeler geçmişte çok daha donanımlı
insanlardı. Arapça ve Farsçayı biliyorlardı. Bir dedenin dedelik yapabilmesi
için kemalat, ilim ve irfan sahibi olması gerekir." Kurum başkanlarının kendi
sübjektif görüşlerini Alevilik diye sunmalarından kaynaklanan sorunlar olduğuna
işaret eden Güngör'e göre bugün hiçbir kurum ve kişi Alevi toplumunun hepsini
temsil etmiyor. İzzettin Doğan, Ali Balkız gibi Alevi önderlerinin de Alevi
toplumunun hepsini temsil etmediğini kaydeden Güngör'ün bir önerisi var. Güngör,
"Alevi toplumunun merkezî bir otoritesi yok. Bütün Alevi cemevleri kendilerini
feshetmeli, daha sonra 'Alevi Birliği Cemevleri' çatısı altında birleşmeli.
Böylelikle merkezî bir yapı olur. Orada seçilen başkan bütün Alevileri temsil
edebilir." şeklinde konuşuyor. Aleviliğin İslam'ın dışında olduğunu
söyleyenlere de tepki gösteren Güngör, "Alevilik İslam'ın dışında diyen bir
başkana da tepkimizi gösteririz. Allah, Muhammed, Ali, Ehl-i Beyt, on iki imam
diyeceksiniz, sonra da Alevilik İslam dışı diyeceksiniz. Biz kurbanlarımızı
Allah'ın ve Ehl-i Beyt'in ismiyle keseriz. Tüm ibadetlerimizde bu ritüeller
işlenir." diyor. Geçmişte ateist ve materyalist bilgilerin Aleviliği
şekillendirmeye çalıştığını kaydeden Güngör, bunun başarılamadığını dile
getiriyor. Güngör, "Kendi sübjektif görüşlerini Alevilik gibi sunanlar en
kısa sürede bu yanlış ve hatalardan dönecekler. Aleviliğin İslam'ın
tasavvufi ve Batıni yorumu olduğunu açıkça ifade edecekler." şeklinde
konuşuyor.
(16.01.2010)


|
Sivas'ta birlik ateşi
Ankara'da
faaliyet gösteren Sivaslı Alevi ve Sünni kimlikli sivil
toplum örgütleri, bu imajı silmek için federasyon çatısı
altında bir araya geldi
İktidarı ve muhalefetiyle siyasi parti liderlerinin
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel
Kurulu'nda el ele tutuşarak verdikleri poz, övgüyü hak
etmişti. 'Asrın fotoğrafları' galerisindeki yerini de
itirazsız almıştı. İşte, özlenen bu tablonun benzeri,
sessiz sedasız sergilendi geçenlerde. Adlarının önünde
'Sivas' bulunan Ankara'daki sivil toplum örgütleri,
anlamlı bir birlikteliğe imza attı. Mezhep
farklılıklarını (Alevi-Sünni) zenginlik sayan 11 dernek,
federasyon çatısı altında toplandı. 'Kardeşlik ve barış'
sloganıyla yola çıkan Ankara Sivaslı Dernekler
Federasyonu (ASİDEF), 13 yıldır gerginlik konusu olan
'Madımak' hadisesinin yerleştirdiği olumsuz havayı
dağıtmayı da amaçları arasına koydu.
Kuşkusuz, Sivas
ile bağlantılı olması ASİDEF'i anlamlı kılıyor. Öyle ya,
tarih boyunca mezhep farklılıklarının odağındaki hassas
şehirdi Sivas, bu süreçte 37 kişinin ölümüyle
neticelenen 'Madımak hadiseyle' anılır oldu. 2 Temmuz
1993'te Madımak Oteli'nden yükselen alev, henüz
dindirilemedi. Acıları tazelemekten öteye gitmeyen
"Yakanlardan mısın, yakılanlardan mısın?" yollu soruya
da, sürekli Sivaslıları muhatap etti.
Federasyon
fikri, bütün bu algılamalardan duyulan rahatsızlığı tek
başına ifade etmeye yetiyor. Fikrin oluşması ve hayata
geçirilmesi kolay olmadı elbette, zorlu bir süreç
izledi. Sivas, göç veren bir şehirdi; büyük şehirlerde
kümeleşenler daha çok 'ideolojik, inanç ve siyasi'
kimliklerin öne çıktığı örgütler vasıtasıyla kendini
ifade etme yolunu seçiyordu. Hem, bu farklılıklar,
köy-ilçe derneklerinde Sivas'ta olmadığı kadar keskindi.
11 dernek yöneticisi, böyle bir atmosferde sık sık bir
araya geldi. Konu, 15 ay boyunca enine boyuna
tartışıldı. Derneklerin kendi içlerinden gelen kimi
itirazlar göğüslendi bu arada. "Tutmaz." diyenler oldu.
Diğerine taviz verileceğinden endişe edenler de.
Neticede, 'ötekini farklılıklarıyla kabul etme'
akılcılığında uzlaşıldı ve federasyon kuruldu.
Federasyon çatısı, geniş kitlelere hitap eden şu
derneklerden oluştu: Sivas Kültürel ve Sosyal
Yardımlaşma Derneği; Divriği Kültür Derneği; Zaralılar
Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği; İmranlı Merkez
Köyleri Kültür, Yardımlaşma, Dayanışma, Derneği; İmranlı
Kültür ve Dayanışma Derneği; Suşehri Kültür ve Dayanışma
Derneği; Koyulhisar ve Köyleri Kültür, Dayanışma
Derneği; Kangal Birliği Derneği; Yıldızeli İlçesini
Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği; Ankara Gürünlüler
Derneği; Gölova Kültür ve Dayanışma Derneği.
KARDEŞLİK İÇİN SİVAS MODELİ
Hassasiyetler,
federasyon tüzüğünde de yer buldu. Buna göre, federasyon
yönetim kurulu bütün dernekleri temsil eden 11 üyeden
oluştu. Başkan ve diğer kademelerdeki görevlendirmelerde
denge gözetildi. Yine, federasyon seçimlerine her dernek
eşit sayıda delege gönderecek. Kararlar ise oy
çokluğuyla değil oy birliğiyle alınacak.
Federasyon, kamuoyunun önüne 'Birlik ve Kardeşlik İçin
Sivas Modeli' başlıklı bir duyuru ile çıktı. Kurucu
derneklerin onayı alınarak hazırlanan duyuruda, amacın
ne olduğuna vurgu yapılıyor: "İleriye dönük vizyonumuz,
geniş tabanlı bir sivil toplum örgütü oluşturarak
yöremizin gelişmesine yardımcı olmak, toplumsal barışa
katkıda bulunmaktır. Uzun vadeli düşünüldüğünde asıl
kazancımız uzlaşma ve beraberlik ekseninde olacaktır.
Farklılıklarımızı tabii buluyor, kültürel zenginlik ve
çeşitlilik olarak algılıyor, saygı ve karşılıklı
anlayışla bunları kabulleniyoruz. Birbirimizi öğrenme
sürecini başlatıyoruz." Duyuruda, "Madımak" vurgusu da
dikkat çekiyor. Burada, Sivas'ın ve Sivaslıların
yaşadığı acı tecrübelerin kesinlikle unutulmayacağına
vurgu yapılıyor: "Her Sivaslı bundan ders çıkarmalı.
Yakın geçmişimizdeki Madımak gibi Sivaslıları derinden
etkileyen hadiselerin bir daha yaşanmasını istemiyoruz.
Çağımızın gerisinde kalan Alevi-Sünni çekişmelerine,
yapay sağ-sol ayrımına ve kardeşi kardeşe düşüren kısır
çekişmelere artık dur diyeceğiz. Hacı Bayram Velilerin,
Hacı Bektaşi Velilerin, Pir Sultan Abdalların,
Mevlanaların Yunus Emrelerin hoşgörü anlayışını
yaşatacağız."
ASİDEF'in Kurucu Genel Başkanı Doğan Ürgüp, kuruluş
sürecini anlatırken, Türkiye ve Sivas'ın geleceği
açısından önemli bir adım attıklarını belirtiyor.
'Alevi-Sünni' ayrımının gerçekte halk arasında
olmadığını göstermek istediklerini söylerken de ekliyor:
"Herkes birbirini olduğu gibi kabul etti, ahengimiz de
iyi. İnanç farklılıklarını, kültürel zenginlik olarak
görüyoruz. Sivas'taki birlik-beraberlik diğer
yerlerdekinden daha önemlidir. Kimse, Madımak hadisesini
tasvip etmiyor. İnsanlık dramı, neticede ölenler
insandır. Bunun üzerinden gerginlikler yaşanmamalı,
farklılıklarımız husumet sebebi olmamalı. Yeni başladık,
çok önemli adımlar atacağız. Yurt içindeki ve yurt
dışındaki sivil toplum örgütlerinden de benzeri
birliktelikleri bekliyoruz."
Federasyon İkinci
Başkanı Muharrem Ülger (Divriği Kültür Derneği Başkanı)
da aynı mesajları veriyor. Madımak hadisesinden sonra
'Sivaslıyım' diyen herkesin, "Yakandan mısın, yakılandan
mısın?" sorusuna muhatap kaldığından yakınan Ülger,
bunun gibi olumsuzlukları ortadan kaldırmayı
hedeflediklerini aktarıyor: "Yakanlarla yakılanların bir
araya gelmesi değildir bu. O dönemin sorumluluk
makamındakileri yani yakanları sorgulayanlar bir araya
gelmiştir. Üç Sünni, beş sağcı yaptı diyemeyiz. Karanlık
güçler tarafından yapılmış, organize edilmiştir.
İnsanlık ayıbını birlikte ortadan kaldıracağız. Bu yapı,
ileride Türkiye'ye örnek olacaktır. Yıllar önce yaşanan
mezhep çekişmelerini de geride bırakacak bir sürece
girdik. Birilerinin manevra alanı da boşa çıkacak. Bir
kültürün diğerini yutması değildir, yaptığımız."
ASİDEF'in işi zor kuşkusuz, olaya farklı kaygılarla
yaklaşanlar çıkacak. Belki, zaman zaman tartışmalar
yaşanacak. Yine de, girişime öncülük edenler
'federasyonun bundan sonra atacağı adımların önemli'
olduğunu hatırlatıyor. Bu çevrede, ilk ciddi sınav 2
Temmuz'da verilecek; 'Madımak' konusunda ortak bir
bildiriyle kamuoyuna seslenilecek. Anlaşılan,
Sivaslılar, Türkiye için gerçekten hayati bir
sorumluluğu yüklenmiş bulunuyor. Bakalım, semahlar,
deyişler ve âşıkların sazındaki 'insan sevgisi' pratiğe
dökülebilecek mi?
“GELİN CANLAR BİR OLALIM”
Kuruluşu gibi ASİDEF'in Ankara'daki tanıtım toplantısı
da ilgi gördü. Annesi Sivas-Zaralı olan Ankara Ticaret
Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün'ün ev sahipliğinde
gerçekleşen toplantıya, çok sayıda Sivaslı, Alevi ve
Sünni kesimin temsilcisi ile siyasi katıldı. Oluşumla
ilgili, birlik-beraberlik mesajları içeren görüşler ise
şöyle…
ABDÜLLATİF ŞENER (Başbakan Yardımcısı): Ülkeye
öteden beri hâkim olan, herkesin enerjisini birbirini
tüketmek için harcadığı geleneksel üslup değişmeli. Bu
siyaset tarzı ortadan kalkmalı. Bu ülkede 70 milyon
canlınız var. Her biri, uzvunuz gibi sizden bir
parçadır. Mevlana, "Aşksız- sevgisiz geçen bir ömrü ömür
saymam" diyor. Bunun toplumsal kültüre dönüştüğü dönemde
Anadolu bize vatan haline gelmiştir. Çekişme dönemleri,
güçsüzlük kaynağı olmuştur. ASİDEF çatısı altında atılan
adımı, önemli bir hadise olarak algılıyorum.
Sivaslıların attığı adım umarım Türkiye geneline
yayılır.
MUHSİN YAZICIOĞLU (BBP Genel Başkanı):
Birçokları farkında olmayabilir ama çok önemli ve
yürekli bir adım. Umarım, gün gelir benzeri bütün sivil
toplum örgütleri, "Kavgaları, kinleri, nefretleri
atıyoruz." der. Bir dönem, Türkiye'ye sığmadık,
'kahrolsun' diye bağırdık birbirimize. Sonunda 2,5
metrekarelik hücreleri paylaşmak zorunda kaldık.
Hücreleri paylaşanlar, neden Türkiye'yi paylaşmasın?
Kavgaları paylaşanlar, neden hoşgörüyü-sevgiyi
paylaşmasın? Ön yargılarımızda arınmak, el ele
tutuşmaktan geçiyor. Alevisiyle Sünnisiyle Türkiye'nin
zenginliğiyiz. Biz bir Türk ebrusuyuz. Büyük Hünkâr'ın
belirttiği gibi, bir olalım, iri olalım, diri olalım;
gelin canlar bir olalım.
SİNAN AYGÜN (ATO Başkanı):
Türkiye'yi Alevi-Sünni olarak bölme gayreti içinde
olanlara güzel bir cevap. Geçmişte yaşanmış olayları
yaşanmamış kabul ediyorum. Bu birlik beraberliği bundan
sonra bütün Türkiye'nin el ele yapması lazım. Alevi ve
Sünni'si ile beraberiz. Ayrımız gayrımız yok. Oyunlara
gelmeyeceğiz.
HASAN CANPOLAT (Sivas Valisi):
Türkiye'nin böyle fotoğraflara, olumlu mesajlara
ihtiyacı var. Sivas’la ilgili olumsuz her gelişmeyi,
biraz da abartarak veren medyamız güzel gelişmelere
duyarsız kalıyor. Sivas'ın maalesef bir gerçek imajı bir
de oluşturulmuş imajı var. Niye böyle olmuş, üzerinde
durmak lazım. Büyük şehirlere göçenlerin Sivas'ı temsili
birebir olmamış. Parçalarını yansıtmışlar. Sivas'ın
Türkiye'nin birliği içerisinde nerede durduğunu önce
Sivaslılar bilmeli. Medya Sivas'ta 2 Temmuz'da geliyor
ama el ele halay tutuşanlara gelmiyor. Köy, ilçe kimliği
etrafında buluşanlar şimdi ortak paydada buluşuyor.
Geçmiş yüz yılların kavgalarını, önümüzdeki yüz yıllara
taşıyamayız. İstanbul ve Almanya'da yaşayan
hemşerilerimizin, Sivas'taki birlik-beraberliğin 10 yıl
gerisinden geldiklerini gördüm. Yıllar önce terk
ettiğimiz inanç ayrılıkları etrafında kümelenmişler.
ASDEF, bunun kırılması yönünde atılmış önemli bir
adımdır. Ancak, bu iyi başlangıcın aynı şekilde devam
ettirilmesi de lazım.
HASAN DOĞAN (Avukat-Alevi
temsilcisi): Madımak gibi gayri insani acı olaylar
yaşanmışsa da, eminim tüm Sivaslı hemşerilerimiz bunları
nefretle kınamaktadır. İnanıyorum, Alevi-Sünni,
Kürt-Türk, birlikte Sivas'ın yollarında el ele
yürüyeceğiz. Bundan böyle, geçmişin acı olayları
Sivas'ın tarihinden silinecektir.
HAYDAR YILMAZ (Eski
Çankaya Belediye Başkanı): Bize düşen, ayrım yapmaksızın
kenetlenmeyi sağlamaktır. Madem arkadaşlar böyle bir
çalışma başlattı. Üzerimize düşen katkıyı yaparız.
Sivaslıların, hangi sıkıntıları yaşadığını,
ayrımcılıktan ne çektiğini biliyoruz. Bunları gördükten
sonra, el birliğiyle hareket edilmesi gerektiğine
inanıyoruz.
SELAMİ UZUN (AK Parti Sivas
Milletvekili): Biz, bu topraklarda el yanık ayak çıplak
dolaşsak da, son model arabalarımıza yaslansak da
beraberiz. Bu birlikteliği sağlayanları kutlamak gerek.
İSMAİL DEĞERLİ (CHP Ankara Milletvekili): Anadolu
mozaiğinin en güzel örneğini Sivas verir. Ne yazık ki,
tarih boyunca bu insanları sıkıntıya düşüren, onlar
arasına nifak sokanlar olmuştur. Ama Sivaslılar çok şey
öğrenmiştir Anadolu erenlerinden. Hoşgörüyü Mevlana'dan,
hak aramayı Pir Sultan'dan, insan sevgisini Yunus'tan.
Geçmişten ders alıp, geleceği ona göre yönlendirmeliyiz.
Bu birliktelik, gelecekte de devam etsin. Sıkıntı
olmasın. Türkiye, bu buluşmayı örnek alsın.

Diyanet'ten imamlara Alevîlik eğitimi
Cem evlerinde Kur'an-ı
Kerim öğreteceğini açıklayan Diyanet, şimdi de binlerce imamı
Alevilik konusunda bilgilendirme çalışması başlattı. Alevi
önderlerinin destek verdiği projenin amacı, 'karşılıklı anlayışı
geliştirmek' olarak açıklanıyor.Diyanet
İşleri Başkanlığı, Alevilik konusunda bilgi eksikliğini gidermek
için yeni bir uygulama başlattı. Genel istek üzerine cem evlerinde
Kur'an-ı Kerim okuma kursu vereceğini açıklayan Diyanet, şimdi de
binlerce imamı Alevilik hakkında uzman akademisyenler tarafından
bilgilendiriyor.Hizmet içi eğitim seminerlerinde imamlardan yanlış
anlama ve eksik bilgiden kaynaklanan incitici söz ve davranışlardan
kaçınması istenirken, projeye Alevi önderler ve din alimleri büyük
destek verdi.
Projenin amacını anlatan
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Şevki Aydın, Sünni ve
Alevi kesimin birbirini yeterince tanımadığı ve önyargılı
yaklaşımlar içerisinde olduğu tespitinden hareket ettiklerini
belirtiyor. "Alevilerle Sünniler arasında istenmeyen bir gerilim
oluşmuş. Sanki aynı dinin mensupları değiller." diye konuşan Prof.
Dr. Aydın, bu durumu hem İslam açısından hem de ülke bütünlüğü
açısından son derece tehlikeli bulduklarını, Diyanet'in de kendisini
bu konuda sorumlu hissettiğini kaydetti. Aydın, seminer veren
akademisyenleri "alan araştırması yapmış, sağlıklı bilgi sahibi ve
ülke gerçeklerine hakim uzmanlar" olarak tanımlıyor.
|
Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı
Fermani Altun: Ehl-i Sünnet, Ehl-i Beyt'in dışında değildir
İyi
niyetli bir yaklaşım. Ancak yeterli değil. Aleviliğin kendi
inanç önderlerini, âlimlerini yetiştirmesi gerekir. Bu konuda
Diyanet'in de öneriler sunması gerekir. Alevi toplum, değişik
ideolojilerin tesiri altında. Siyasilere büyük görev düşüyor.
'Biz de Aleviyiz' demekle olmuyor. Biz Diyanet'le çok yakın
diyalog içindeyiz. Ancak kamuoyuna karşı birlik olmak
yetmiyor. Yıllarca, ehl-i sünnet, ehl-i beyt dışında gibi
algılanmış. Bu çok yanlış. Bilgi eksikliklerinin giderilmesi
gerekiyor. |
|
|
|
Alevi Dedesi Mehmet Yaman: Ortak
paydada birleşmemiz gerekiyor
Birlik
beraberlik içinde davranmazsak çok büyük sorun yaşarız. Hem
Aleviler hem Sünniler yanlışlar yaptı. Yanlış bilgi ve yanlış
yaklaşımlar ciddi sorunlara yol açtı. Olan olmuştur, artık
bunları geride bırakmamız lazım. Ortak paydada birleşmek şart.
Bu bağlamda Diyanet'in projesi fevkalâde faydalı. Diyanet'in
bugüne kadar yaptığı en önemli işlerden biri. Toplumsal barışa
hizmet eder. Ancak bu dersleri akademisyenlerin yanı sıra
Aleviliği yaşayan insanlar vermeli. |
|
|
|
Karacaahmet Sultan Dergâhı Dedesi Muharrem Ercan: Özünde,
Alevilik-Sünnilik birdir
Diyanet'in
projesine sonuna kadar destek veririz. Bizi boşuna parçalayıp
bölmüşler. İmamların Alevilikle ilgili bilgi sahibi olmasında
büyük fayda var. Bu derslerde dedelerden de yararlanılmalı.
İki toplumun birleşmesine, yakınlaşmasına katkı sağlar.
Özünde, Alevilikle Sünnilik bir. Alevi de Sünni de ehl-i beyte
inanıyor. Aynı Kur'an-ı Kerim'e inanıyor. Aynı Peygamber'e,
aynı Allah'a inanıyor. Yanlış anlamalardan doğan ön yargılar
artık bitmeli. |
Karacaahmet Sultan Dergahı Dedesi
Muharrem Ercan, projeyi sonuna kadar destekleyeceklerini söyleyerek,
bu derslerde dedelerden de yararlanılmasını istedi. Ercan, "Bizi
boşuna parçalayıp bölmüşler. Özünde Alevilikle Sünnilik bir. Boşu
boşuna gerilim oluşmuş, önyargılar oluşmuş. Alevi de, Sünni de Ehli
Beyt'e inanıyor. Aynı Kur'an-ı Kerim'e inanıyor. Aynı Peygamber'e
inanıyor. Yanlış anlamalardan doğan önyargılar artık bitmeli." dedi.
Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun da, böyle bir çalışmada seve
seve görev alabileceğini vurgulayarak, bilgi eksikliğini gidermek
için Alevi alimlerinin yetişmesi gerektiğini, Diyanet'ten bu konuda
da destek beklediklerini dile getirdi.Bazı marjinal grupların
Aleviliği İslam dışı gibi gösterme çabalarına da dikkat çeken Prof.
Dr. Aydın, Diyanet'in belirlediği yeni stratejiyi Zaman'a anlattı.
Din adamlarının öncelikle bilgi anlamında eksikliklerinin
giderileceğinin altını çizen Aydın, "İstiyoruz ki doğru bilgilerle
sağlıklı olarak tanısın. Kulaktan dolma ve önyargı ile beslenen
eksik bilgilerinden kurtulsun." diyor. İmamların ayrıştırıcı ve
itici olamayacağını vurgulayan Aydın, "Onun vazifesi toplumu bütün
farklılıklarıyla kucaklamak, birleştirici, bütünleştirici olmak."
ifadelerini kullanıyor.Dinlerarası diyalog çalışmalarıyla farklı
dinlerdeki insanların dostluklar kurduğuna dikkat çeken Aydın, "Yanı
başımızdaki dindaşlarımıza sahip çıkmıyoruz. Alevi kardeşlerimizi
ihmal ediyoruz." diyerek özeleştiride bulunuyor. Bazı marjinal
grupların Alevileri istismar etme gayretinde olduğunu söyleyen
Aydın, şunları ifade ediyor: "Bu durum din ve sosyal barış açısından
sakıncalı. Bunu dinimiz onaylamaz. Biz de seyirci kalamayız."
İmamlara yönelik eğitim projesine destek veren Ehl-i Beyt Vakfı
Başkanı Fermani Altun da böyle bir çalışmada seve seve görev
alabileceğini belirtiyor. Alevi toplumun değişik marjinal
ideolojilerin tesiri altında olduğuna dikkat çeken Altun, Diyanet'in
çabasının tek başına yeterli olmayacağını söylüyor. En önemli
sorunun bilgi eksikliği olduğunu anlatan Altun, Alevi âlimlerin
yetişmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı,
Diyanet'ten bu konuda da görüş ve öneri beklediklerini ifade ediyor.
Cemevlerinde Kur'an eğitimi
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir başka
projesi ise cem evlerinde Kur'an-ı Kerim öğretilmesi. İkili
görüşmelerinde Alevilerden bu yönde talep geldiğini aktaran Şevki
Aydın, "Kendi aramızda bunun müzakeresini yaptık. Bu taleplere
olumlu cevap verme kararı aldık. İsteyen cem evleri için hemen bir
Kur'an kursu hocası görevlendireceğiz. Kur'an, hem Alevi hem Sünni
kesimin ortak kitabı." diyor. Diyanet'in mezhepler üstü bir kurum
olduğuna işaret eden Şevki Aydın, camiye gelen Sünni vatandaşların
hizmet talebinin karşılandığı gibi Alevilerin hizmet taleplerinin de
aynı şekilde karşılanacağını vurguluyor.
'Cemevinin camı taşlandı' haberi
asılsız
Erzincan'ın Çayırlı ilçesinde bulunan
cem evine kimliği belirsiz kişilerin saldırdığı yönünde yapılan haber
Çayırlı Kaymakamı Abdullah Akdaş tarafından yalanlandı. Kaymakam
Akdaş, "Çayırlı ilçesinde Cem evi yoktur. İlçemizde Hacı Bektaş-ı
Veli Kültür Tanıtma Vakfı'nın bir binası vardır. Bu binanın bir camı
yaklaşık 15 gün önce, bir taş atılmak suretiyle kırılmıştır. Bu konu
abartılmaya çalışılıyor." diye konuştu. CHP Erzincan İl Başkanı
Coşkun Yılmaz da, "Camın nasıl kırıldığı bilinmiyor. Bir çocuk
kırmış olabilir. Konu abartılmak isteniyor. Erzincan ve Çayırlı
ilçesinde Alevi ve Sünniler birlik ve beraberlik içerisinde
yaşamaktadır. Olayın bu kadar abartılmasına gerek yoktur." şeklinde
konuştu.
Alevi kaynakları kitaplaştırılacak
Diyanet bir yandan da Alevi- Bektaşi
kültürünü yansıtan klasikleri kitap haline getirmek için çalışıyor.
Projeyle aralarında Hızırname, Hacı Bektaş Veli'nin Tasvir-i
Besmele'si, Makalat ve Velayetname'si de bulunan 17 eser, Diyanet
tarafından basılacak. Alevi Klasikleri'nin bir kısmı çok cüz'i bir
fiyattan satışa sunulacak, bir kısmı da ücretsiz olarak okuyucuya
ulaştırılacak.
Araştırmacı-Yazar Reha Çamuroğlu: İki toplum birbirini daha iyi
anlayacaktır
Son
yıllarda gerek Diyanet, gerekse ilahiyat fakülteleri din eğitimi
konusunda ciddi ilerleme sağladı. Bu ilerleme imamlara
yansıtılabilirse son derece isabetli olur. Ancak imamlarda,
Alevileri eğitme gibi bir algı oluşmamalı. Sünnilerde oluşan ön
yargıların kırılması ve iki toplumun birbirini anlamalarına yönelik
çalışma yapılmalı. Sayın Ali Bardakoğlu'nun başkanlığında böyle bir
çalışmanın yapılıyor olması tesadüf değil. Diyanet'e gelmiş geçmiş
en iyi başkanlardan biri.
( Zaman :10/02/2007)
|
|


İŞTE BU-NLAR-
ALEVİLİK DEĞİL
-
Bizce ! -
|
Alevi Bektaşi Federasyonu
Genel Başkan Yardımcısı Ali Kenanoğlu, Üsküdar Rasathane
İlköğretim Okulu'nda okuyan oğlu Mustafa Berkay 4. sınıfa
geçtiğinde, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne başvurdu.
Kenanoğlu, 4. sınıfta zorunlu din dersi okutulduğunu, Alevi
olduklarını, dini ve felsefi inançlarına uygun olmayan dersten
oğlunun muaf tulması gerektiğini belirtti.İstanbul İl
Milli Eğitim Müdürlüğü, talebe herhangi bir yanıt vermedi.
Mevzuata göre bu "olumsuz yanıt" sayıldığından, Kenanoğlu
İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nde dava açtı.Valilik
savunması:İl Milli Eğitim Müdürlüğü adına mahkemeye savunma
gönderen Vali Yardımcısı Ali Sözen, Anayasa'nın 24. maddesine göre,
din dersinin zorunlu olduğunu, Eğitim Öğretim Yüksek Kurulu
Başkanlığı'nın 1990 tarihli kararına göre, sadece azınlık
okullarında okumayan Hıristiyan ve Musevi öğrencilerin bu dersten muaf
tutulabileceğini ifade etti. Sözen, davacının, farklı dinden olduğuna
dair herhangi bir beyanı bulunmadığını kaydetti.Mahkeme, kararın
yürütmesini 30 Aralık 2005'te durdurdu. Geçen hafta taraflara tebliğ
edilen kararda, Anayasa'nın 24. maddesine göre herkesin, vicdan, dini
inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'nin 9. maddesinin de aynı yönde olduğu ifade edildi.
Kararda, uluslararası anlaşmalarla yasaların çeliştiği durumlarda,
anlaşmaların uygulanacağı vurgulanırken, Anayasa'nın din derslerini
İslama mensup olanlar için zorunlu saydığının kabul edilmesi gerektiği,
aksini düşünmenin dini inancın korunması ilkesiyle çelişeceği
belirtildi.Dilekçesi dikkate alındı:1990 tarihli kararın asıl
amacının, İslam dinine mensup olmayanların zorunlu din dersi almaması
olduğu ifade edilen kararda, Kenanoğlu'nun dersin dini ve felsefi
inancına uygun olmadığını belirten bir dilekçesi bulunduğu
anımsatıldı.Valilik bu karara Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz edebilecek.
Mahkeme, yürütmeyi durdurma kararını kaldırırsa, Kenanoğlu ailesi 5.
İdare Mahkemesi'nin davayı esastan sonuçlandırmasını bekleyecek. Bölge
İdare Mahkemesi kararı yerinde bulursa, dava emsal niteliği
oluşturacak. (
Milliyet :17 Nisan 2006 )
'Din dersi zorunlu olmaz'
İstanbul 5.İdare Mahkemesi,
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ali
Kenanoğlu’nun ilkokul dördüncü sınıfa giden oğlunun zorunlu
din derslerine girmemesi için açtığı davada “Zorunlu din dersi
inanç özgürlüğüne aykırı” kararı verdi.(
Milliyet 24 Kasım
2006 )



BİZİM NOTUMUZ:ALEVİ KARDEŞLERİMİZİN:"DIN DERSİNDE ALEVİLİKTE
OKUTULSUN" TEKLİFİNİ ANLARIZ AMA DİN DERSİNİN KALDIRILMASINI İSTEMEK
ÇOK FARKLI ANLAMLARA RAHATLIKLA ÇEKİLEBİLİR...TIKLAYINIZ
İSLAM DIŞINDAYIZ,
ANADOLU'NUN TA KENDİSİYİZ (Galip
KARAKUŞ,Cumhuriyet:06.12.2007)
Alevilik geleneğinin 2000 yıllık
bir geçmişi olduğunu iddia edip, 1400
senelik Alevi-İslam geleneğini yok sayıp, Alevilik adı altında 2000 yıl
öncesine dayanan Şamanizm adetlerini Alevilik adı altında içimize sokuşturup İslam'dan uzak bir
Alisiz Alevilik hilkat garibesini aramıza salmaya çalışan Mustafa Karayünlü türü Gayri-alevi Şamanistler !
( Radikal:13.11.2008)
BU DA ALEVİLİK DEĞİL, ALEVİCİLİKTİR!
Genelkurmay Hareket Eski Başkanı Cetin
Doğan ile KKK'lığı Eğt ve Ok. D. Eski Bşk. Tuğg. Volkan Kaplama
arasındaki gizli görüşme tutanaklarından: "Alevi dışında hiç kimseye
ateist bile olsa güvenilmeyecek...PKK'ya karşı savaşanlara el altından
şu mesaj gönderilecek:" Sakın ha ölmeyin, bırakın Atatürkçü olsa da Sünniler ölsün...Biz Türkiye'de İslam ile bağlantılı görülen ama
bu dini tamamen değiştirecek bir Türkiye Aleviliği yaratmak
zorundayız..." (
Ergenekon Tutanaklarından, 17.08.08)
BİZ ALEVİ-SÜNNİ KARDEŞİZ! BİZİ KENDİ
İDEOLOJİ VE DÜNYEVİ EMELLERİ İÇİN KULLANMAYA ÇALIŞANLARA
BİRLİKTE KARŞI KOYACAĞIZ.DİNİMİZ BİR, KİTABIMIZ BİR, VATANIMIZ BİR!


Aleviler sağ partiye gideneri afaroz etti
Aleviler, solda geniş tabanlı bir güç birliği isterken, AKP, DYP, Anavatan ve
MHP'den milletvekili aday adayı olan Alevileri de 'Alevilikten çıkmış'
saydı.Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri
Konfederasyonu'nca (AABK) düzenlenen Alevi Bektaşi Meclisi'nin Hacı Bektaş Veli
Anadolu Kültür Vakfı'nda yapılan toplantısı iki gün sürdü. Toplantıdan sonra
yayımlanan bildiride özetle şunlar yer aldı:
Kırmızı çizgiler: Laiklik ve demokrasi mücadelesinde
Aleviler yok sayılamaz. MHP ve AKP gibi sağ partilerin Alevi kökenli
milletvekili gösterme çabaları tesadüfi değildir. Siyasal İslam'la, ırkçılıkla
aynı kulvarda buluşan Alevi, en temel Alevi değerlerini reddettiği için Alevi
olmaktan çıkmıştır. Irkçılığa, gericiliğe siyasal İslam'ın dayattığı şeriata
karşı çıkmak Aleviler için kırmızı çizgilerdir.(Radikal:13.05. 2009)
HİÇ BİR İNSAN BAŞKALARININ AKLINI VE RUHUNU EMİR ALTINA ALAMAZ,
DİNİ DUYGULARINI KENDİ SİYASİ RANTLARI İÇİN KULLANMAZ! SİZ KİMSİNİZDE KİMİ
"DÜŞKÜN" İLAN EDİYOR, NERDEN AFOROZ EDEBİLECEĞİNİZİ SANIYORSUNUZ...! İNANÇLAR
SİZİN TEKELİNİZDE Mİ?





" ... Bağcılar cem Evinde yöneticilik yapmış bir kişi Sunni islama
özenerek Muharrem Ayı imsakiyesi bastırmış."
Oruç:Hemen suçlu ilan edildiler yine...! Klasik kare içine
alma adeti burada da uygulandı. Suçlama ise zaten tam bir komedi!







"Alevi mitingi yapanların Alevilikle ilgisi yok"

Alevi
Bektaşi Federasyonu’nun öncülüğünde Ankara’da düzenlenen “eşit yurttaşlık”
mitingine katılmak için Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya gelen
yurttaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren Ankara Tren Garı’nda
toplandı...İzzettin
Doğan mitinge ilişkin görüşünü Cem TV'de açıkladı: "Mitinge desteğim yok çünkü
bu mitingin liderliğine soyunanların Avrupa'dan kaynaklı tipler olduğunu
ve Alevilikle ilgisinin olmadıklarını biliyorum da onun için.Yani
ismi Alevi ama cismen ne Cemevlerine giderler, ne Alevi ritüellerine
katılırlar, ne peygamberi tanırlar ne Kuran'ı tanırlar ne de Muhammet’i
(Habertürk
). DTP'nin sahiplendiği 'Yurttaşlık Hakkı' mitingine
Alevi kuruluşlar ve kanaat önderleri tepki gösterdi. Cem Vakfı Başkanı Doğan, 'Bugün
bir Kürt hareketi var. Alevi bayrağı altında destek arıyorlar. Eyleme
katılmayın' dedi (Yenişafak).
Devlet Bakanı Prof. Dr. Mustafa Sait
Yazıcıoğlu, Alevi Bektaşi Federasyonunun uç fikirlerine itibar
etmediklerini söyledi. (Milliyet:08.11.2008)
Anadolu
İnanç Önderleri Derneği Başkanı Hıdır Bulut (Hıdır Dede), Dünya Ehl-i Beyt Vakfı
Genel Başkanı Fermani Altun, Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan,
Hasandede Alevi Bektaşi
Kültür Derneği Başkanı Özdemir Özdemir
...Bu eylemi desteklemediklerini belirtirler...!
Almanya Alevi İslam Dernekleri Birliği Başkanı Alişan Hızlı: "
Miting
inançsızlar tarafından organize edildi, mitingin amacı Alevi sorunu çözmek
değil, provokasyon, bunlar marjinal solcular, bunların Aleviliği İslam
dışında her şeye yakındır.Bunlarda ne dil, ne el ne bel ,ne Muhammed ne Ali
vardır....Allah'ımız bir, kitabımız bir, peygamberimiz bir devletimiz
bir.Cami de bizim Cem evi de....Canımız Alevi-Sünni kardeşliği yolunda feda
olsun..." ( 14.11.2008 )
Alişan kardeşimizin sözlerinden sonra
BIR KEZ DAHA anladIm ki ben doğduğumda beri
aleviymişim.Biz Kardeşiz, biriz, aynI gönülden çIkan IkI ayrI çIğlIğIz, sesiz,
yoluz.Yol ki O'na ulaşa...!
İzzettin Doğan ezber bozdu Önceki
gün Cem TV'de canlı yayına katılan Prof. Doğan, Sivas'taki Madımak
provokasyonu için "siyasi çatışma" derken, Aleviliğin İslâm dışında olduğunu
söyleyenlere "zır cahiller" diye tepki gösterdi. Doğan'ın dikkat çeken
açıklamaları şöyle:
MARAŞ VE SİVAS OLAYLARI: SİYASİ ÇATIŞMA
"Alevi-Sünni çatışması yoktur tarihte, bu son yıllarda nifak
soktular. Sivas'ta yaşananlar bir Alevi-Sünni çatışması değil. Bunlar siyasi
çatışmalar. Yakılan 37 kişinin 24'ü Alevi, 13'ü Sünni'dir. Alevi Sünni'yi Yezid,
Sünniler Alevi'yi Kızılbaş olarak görüyor. Bizim politikamız Sünniliğin
Aleviliği, Aleviliğin Sünniliği tanıması esasına dayanır."
ALEVİLİĞİN İSLÂM DIŞINDA OLDUĞUNU SÖYLEMEK ZIR CAHİLLİK
"Aleviliğin İslâm dışında olmasını anlayamam. Sen bu pozisyonda
kendini savunmaya kalkıyorsun. Ancak bunu zır cahiller söyler. Ya da bunu
ideolojiye alet edenler Aleviliğin bayrağını almak istiyor."
9 KASIM'DAKİ MİTİNG İÇİN PARA ALDILAR
"9 Kasım'ı değerlendirirken, orada Alevilerin toplanması beni niye
üzsün. Avrupa'dan birtakım kurumlardan 3-5 para almak uğruna,
vatandaşları çatıştırmak isteyenlerin isteyerek ya da istemeyerek, bilerek ya da
bilmeyerek buna iştirak etmeleridir. Onların da bir kısmı iştirak etmemiş.
Alevilik ayrı bir dindir, Alevilik İslâm dışıdır diyenlerle Alevi olarak işim
olmaz, insan olarak olur."
"KÜRT MÜSÜNÜZ" SORUSUNA CEVABI: İSLÂM'DA IRK HİÇBİR ANLAM İFADE ETMİYOR
"Hangi ırk, hangi milletten olursam olayım onur duyarım. Ben
Tanrısal zerreden oluştuğumuza inanan bir insanım, Tanrı hepimizi bir yaratır
ama, hepinizi ayrı ayrı yarattım diyor. Laz, Çerkez olmak bir marifet değil.
Hâlâ ırklarından, cinslerinden, siyasi felsefelerinden insanlar kınanıyorsa, o
kınayan çağların gerisinde kalmış demektir. O yüzden bizim İslâm
anlayışımızda ırk hiçbir anlam ifade etmiyor. Mevlana'yı, Yunus'u, hümanist
filozofu, insanı yetiştiren düşünce Orta Asya'dadır. Türk ve Arap kavimlerini en
çok birbirinden ayıran nokta budur... Arap'ın Müslümanlık böyle olmalı demesi
seni bağlamaz. İslâm'a göre bütün Müminler kardeştir. Kur'an insana gelmiştir,
Adem'e gelmiştir, Arap'a gelmemiştir. Sizin için Kürt diyorlar, desinler ama ben
Türk'üm. Ben soyumu sopumu ön plana çıkarmıyorum. Ben herkesin ayaklarının
altında yer almayı tercih ederim, Alevi-Sünni önemli değil. Ben tasavvufun
ilkelerine saygılıyım. Ben Yunus, Mevlana olmak istiyorum, niçin Muaviye
olayım?"
'ALEVİLİK İSLÂM DIŞIDIR' DİYENLERLE İŞİM OLMAZ
"9 Kasım için bir çağrı almadım ama büyük ihtimalle
gelmiştir. Ama desteklemedim. Bir defa 'Alevilik İslâm dışıdır' diyenlerle benim
işim olmaz. Bunları saklamıyorlar. Belki onlara da saygı duyanlar vardır ama bir
de tarihi gerçekler var. 'Alevilik İslâm dışıdır' derken hepimizi çocuk
yerine koyuyorlar."
DTP'NİN MİTİNGİ DESTEKLEMESİ "
DTP seçimlerde Alevi oylarını almak için bunu yaptı.
Adıyaman'dan, Batman'dan ve Diyarbakır'dan otobüslerle insan geldi. Yani Kürt
kardeşlerimizin Alevilerin isteklerine destek vermesi önemli ama olayı doğru
yere oturtmak lazım. Mahalli seçimlere çok az bir süre kala, böyle bir şeyi
düzenlemek, ben bunun hocalığını da yaptım. AB'nin ve ABD'nin böyle
projeleri var. Kürtlerin ve Alevilerin ayrı bir partide birleştirilmesi. Yani
dini bir kimliği etnik bir kimlik haline getiriyorlar.
SON MESAJ: KUR'AN'A GÖRE BÜTÜN MÜMİNLER KARDEŞTİR
"Aleviliği bir inanç olarak yaşayalım, siyasi
sonuçları olsa bile siyasi bir şey olarak görmeyelim. Hz. Ali'nin inancı olarak
görelim, Sünni kardeşlerimize göre diğer bütün müminler kardeştir Kur'an'a göre.
Kur'an da Adem'in, insanın kendisine yollandığına göre, insanlığın
erişebileceği nihai noktadır. Yunus'un deyimiyle 'Ete kemiğe burundum, Yunus
diye göründüm.' Bu istikamette yaşamlarını tanzim etsinler."
( 16 Kasım 2008)
"HEM AVRUPA KAYNAKLILAR HEM ALEVİ DEĞİLLER" DİYOR SAYIN DOĞAN ...
KENDİSİ ARADA SIRADA ALEVİ TOPLUMU SİYASETE - CHP- ANGAJE YAPMAK İSTESE DE BU
DEFA TAM ON IKIDEN VURDU.
KÜRTLERLE ALEVİLERİ BİR POTADA ERİTİP TÜRKİYE'DEN AYIRMAK İSTEYEN
AVRUPA'NIN OYUNUNA GELEN BU KARDEŞLERİMİZ NE YAZIK KI MİTİNGE DESTEK
VEREN KOMUNİST PARTİSİNİN ALEVİLİKLE NE İLGİSİ OLDUĞUNU
AÇIKLAYABİLECEKLER Mİ VEYA ATATÜRK'ÜN EMRİ İLE KURULAN
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ KAPATILMASINI İSTEMELERİNİ
NASIL AÇIKLAYACAKLAR ACABA...?! OLAYI ÖZETLEYEN CÜMLEYİ
ZAMAN GAZETESİ BAŞLIK OLARAK ATAR: "
Sivas ve Gazi'yi
planlayan eller, yeni oyun peşinde! " EY GERÇEK ALEVİ KARDEŞLERİM.HANGİ İDEOLOJİYE
OLURSA OLSUN ALET OLMAYIN .NE AVRUPA'NIN NE AŞIRI SOL'UN NE DE SAHTE
ATATÜRKÇÜLERİN EMELLERİNE ALET OLMAYIN LÜTFEN...!
BİZ; ALEVİ-Şİİ- VE SÜNNİ MÜSLÜMAN BİR TOPLUMUZ!
ÜZERİMİZDE OYNANMAYA ÇALIŞILAN
BÖLME, İSLAM'DAN UZAKLAŞTIRMA,.. İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN ÇALIŞMALARINA DİKKAT!
ALEVİ SÜNNİ KARDEŞTİR, O KADAR !
SÜNNİ BİR KARDEŞİNİZDEN ALEVİLİK ÜZERİNE !
Aleviliğin İslam'ın sevgi, hümanizm, boyutunu ortaya çıkaran bir yorum olduğu
tartışmasız bir gerçektir.Çünkü Alevilik İslam'ın tasavvufi yorum ekolünden
süzülerek gelen bir anlayış biçimidir.Tıpkı Kadirilik veya Nakşibendilik
gibi.Sevgi, Hoşgörü, tevazu, iyilik, ihsan ve ihlas...gibi kavramlar tüm
tasavvufi ekollerde olduğu gibi, Alevilikte de mevcuttur.Ama göz ardı edilmemesi
gereken önemli bir konuda şudur ki : Kur'an bir bütündür ve Kur'an'ın
ahlaki emirlerinin yorumu ile oluşan tasavvufi ekoller dışında, Kur'an'da inanç(
Kelam: Maturidi-Eşari) ve ibadet,Sosyal hayat ( Fıkıh:Hanefi, Maliki,
Şafi,Hanbeli, Vehhabi, Zeydi, Şii,... ) ile ilgili de kurum-ekol-yorumlar
vardır.İman- Ahlak- İbadet ve sosyal hayat bir bütün olarak Kur'an'ı ancak ifade
edebilir.Her üç yorumda ancak Kur'an'ın bir bölümünü anlama çabasının sonucudur,
üç yorum insan hayatında birleşince İslam'ı ve Müslüman'ı temsil edebilir, ifade
edebilir.
Aleviliğin içinde olduğu tasavvufi ekolün en büyük özelliği ise
inanç-ibadet ve sosyal hayatın harcını, çimentosunu
oluşturmasıdır. Ahlak-tasavvufi yorum olmadan İslam asla tam manası ile
anlaşılamaz, yaşanamaz.
"Alevilerin Müslüman olması için önce başka bir dine girip sonra
Müslüman olması gerektiği " gibi aptalca, Alevi biri Sunni birine yemek ikram
ediyorsa önce içine tükürüp öyle verdiği gibi salakça iddiaları, mumsöndü gibi
iftiraları bir kenara bırakacak olursak, "Hz Ali namaza giderken şehit edildi biz o nedenle
kılmıyoruz" gibi akıl-mantık dışı ifadelerden Alevliğin kendisini temizlemesinin
bir zaruret olduğunun altını özellikle çizmek istiyoruz! Hz Ömer namaz kıldırırken, Osman
Kur'an okurken şehit
edildi...Biz Sünnî'ler aynı mantığı işletsek ortada İslam mı kalırdı
yoksa Kur'an mı...?! İnşa-e Allah Müslümanların ortak ibadet alanı olan
camilerde birleşmek ama namazdan çıkınca tasavvufi hayatımızı ortaya koyacağımız
cem -tarikat evlerine yöneleceğimiz günlerin yakın olması dileği ile Alevi-Sünni
tüm kardeşlerimizin Kur'anî bir hayat yaşamalarını temenni ediyoruz !
|
ALEVİ
KARDEŞLERİMİZİN KENDİ İÇLERİNDEKİ BAZI SORULARA CEVAP BULMADAN SORUNLARININ
ÇÖZÜLEMEYECEĞİ KANAATİNDEYİZ!
1-Alevilerin Türkiye'deki sayısı:Bizce 10-12 milyon Alevi kardeşimiz var
yurdumuzda.( Özellikle sayın İzzettin Doğan'ın 20-25 milyon olarak ilan
ettiği rakamdan vazgeçmesi gerekir.Yıllardır soldan başka partiye oy
vermeyen Alevilerin, sol'u iktidar edememeleri, sola oy veren Sunnilerin
oylarının Nasreddin Hoca'nın ciğeri misali yok sayılması bu sayının gerçek
dışılığını ispatlamaktadır ! )
2-Aleviliği İslam dışı kabul edenlerin Aleviler içindeki yüzdelik dilimi
nedir? :Vardığımız sonuç % 5 civarında ve belli örgüt-istihbarat-illerle
sınırlı oldukları ama seslerini sayılarını aşan şekilde çok
çıkardıklarıdır.Sayıları az çünkü en son yaptıkları mitingte Komünist, sol,
DTP, Eğit-sen, ...bir çok Alevi olmayan kurum destek verdiği halde
topladıkları sayı ortada !
3-Kendilerini İslam dışı kabul eden Alevilerin (!) dini ne? Ateistler mi,
Şamanistleri mi, İsevi veya Museviler mi...? .Cami red edilir ama
reenkarnasyon kabul edilir, soldan başka partilere oy verilmez emri verilir,
din düşmanı fikirler baş tacı edilirken, insan hiç mi altında
oturdukları o Ali resminden utanmaz...! Nerden baksan kaosça, nerden baksan
mantıksızlık !
4-Alevilik bir kültür mü, tarikat mı, mezhep mi?: Bizce -özü
itibari ile bozulan ritüelleri olmasına rağmen -
Bektaşilik Tarikatının günümüz
müntesipleridirler.Ülkemizin kültürel bir öğesini oluşturmaktadırlar.
5-Müslümanların ortak mabedi- dünyada başka hiç bir İslam topluluğunun itiraz
etmediği- cami'ye olan bakışları nedir? : Ortak mabedimizin - Cami+cem
evi külliyesi şeklinde bile olabilir ama -
cami olduğu
mutlaka kabul edilmelidir, dünyada sadece buna
farklı bakan sadece ülkemizdeki Alevi kardeşlerimizin olması onları da
şaşırtmıyor, "Biz nerede hata yapıyoruz ?" dedirtmiyor mu !?
6-Hz. Ali ,hakkında Alevi kardeşlerimizin görüşü nedir? "Hilafetin Hz
Ali'nin hakkı iken diğer halifelerce hakkının gasp edildiği" görüşü di mi?
Peki o zaman sormak istiyorum Alevi kardeşlerime, " Halifelik nedir?" ,
İslami kurallara göre devlet yöneten dini lider değil mi...? Yozlaştırılmış
adı ile " Siyasal İslam" değil mi!?...İkinci sorum da şu Alevi kardeşlerime:
"Alevilik nedir?" , Hz Ali yolu değil mi? Halife Ali'nin dünya görüşü ve
hayat kurallarına karşı olan bir Alevi olabilir mi...!?
SUNNÎ KARDEŞİNİZİN BU BAKIŞ AÇISI
YORUM, YAPICI ELEŞTİRİYE, DEĞERLENDİRMEYE AÇIKTIR VE TAMAMEN İYİ NİYET
ÜRÜNÜDÜR!
NOT: ALEVİ OLDUĞUNU İDDİA EDEN SİTELERİ TAKİP EDİYORUZ, CEM VAKFI İLE
SİTEMİZİ PARALEL OLMAKLA İTHAM EDENLERE SADECE ŞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ: İSLAM
İÇİ ALEVİLİĞİ SAVUNAN TÜM ALEVİLER KARDEŞİMİZDİR, DİĞER AZINLIK İSE POLİTİZE
EDİLMİŞ KLİKLERDİR !
ALEVİLİK ÜZERİNE SEÇME
YAZILAR
SEÇME İKİ MAİL :
MERHABALAR...BÖYLE BİR SİTE HAZIRLADIĞINIZ İÇİN İLK ÖNCE TEŞEKKÜRLERİMİ
BİLDİRİYORUM....ALEVİ BİR İNSAN OLARAK DİNİME DÜŞKÜN BİR BİREY OLARAK
YAŞAMIMI SÜRDÜRÜYORUM.. ALEVİLİĞİN YANLIŞ TANIMLANMASI HER ALEVİ
VATANDAŞIMIZ GİBİ BENİ DE ÜZMEKTEDİR .. ALEVİLİK HZ.ALİ'Yİ
SEVEN ANLAMINA GELDİĞİNDEN ÖTÜRÜ BEN ALEVİ
OLUŞUMDAN DOLAYI GURUR DUYUYORUM..SİTENİZDE ALEVİLİĞE YER AYIRDIĞINIZ
İÇİN AYRICA MUTLU OLDUM..SİZİN ARACILIĞINIZLA BURADAN DİN KARDEŞLERİME
ŞUNLARI SÖYLEMEK İSTİYORUM:HAYATIMIZI İNSAN AYRIMI YAPARAK GEÇİRMEYELİM
ALEVİ-SÜNNİ İNSANLARIMIZ HEP BİR ARADA OLMAYA ÖZEN GÖSTERELİM YAKINLAŞMAKTAN
KAÇARSAK BİRBİRİMİZİ TANIYAMAYIZ BU DA DAHA ÇOK YANLIŞ BİLGİYLE DOLMAMIZA
SEBEP OLUR...ALLAH'A EMANET OLUN ALLAH İÇİNİZİ İNSAN SEVGİSİYLE DOLDURSUN.
is-amas..@hotmail.com
öncelikle
merhaba, sitenizde alevilikle ilgili bölümleri okudum ve bu yazıyı yazma
gereği duydum,herşeyden
önce sünni arkadaşların aleviliğe ilişkin
olumsuz düşüncelerden yavaş yavaş sıyrılmaya başladığını görmek sevindirici
bir gelişmedir,ben bir alevi olarak bu durumdan son derece memnun olduğumu
söylemek istiyorum, alevi-sünni yakınlaşması bu ülkenin gelecekte en büyük
kazanımlarından biri olacaktır düşüncesindeyim.
Ancak, bu yakınlaşma olurken,bunun aleviliğin asimile edilip
sünnileştirilmesi şeklinde algılanmaması lazım,çünkü yakınlaşmadan bir kısım
sünniler alevilerin sünnileşmesini anlıyorlar. Öncelikle şunu belirtelim,alevilik
islamın tıpkı sünnilik gibi,şiilik gibi ayrı ve kendine özgü bir
yorumudur,hiçbir inancın alt kolu veya şubesi değildir,tamamen
bağımsız,kendi teolojik inanç yapısı olan bir yoldur,alevilere göre Hakk-Muhammed
-Ali yoludur, aleviliği islam dışı diyen sözde alevilerin
alevilikle hiçbir ilgisi yoktur,alevilik dışında başka bir yerlere hizmet
ettikleri daha doğru bir tespit olur.Sitenizde
bunun gibi bazı aleviyim diyenlerinde, camiye gittiklerini,namaz
kıldıklarını vs söylemeleride çelişkilidir,zira alevilerin ibadet yeri
cemevidir cami değildir,temel ibadeti cemdir namaz değildir,bu kişiler bu
yolu terk edip asimile olanlardır,alevilikle bir alakaları yoktur,onun için
inancımız hakkında yanlış bilgi vermesinler. YANLIŞLAR
1.Alevilik dört halifenin tamamını meşru görmezler,ebubekir,ömer ve osman
alevilerin halifesi değildir,alevi demek Ali taraftarı demektir,şimdi bu üç
halifeyi kabul eden nasıl Ali yandaşı
olur?ayrıca İmam Ali alevilerin gözünde İmamdır,halife değildir,hilafet
siyasi bir makamdır ki Ali zaten istemeyerek halkın ısrarıyla halifeliği
kabul etmiştir,yoksa inancımızda hz. imam 12 imamların birincisidir.
KARDEŞİM : İDDİALARINIZA SAYGILIYIM CEVAPLARI İSE ŞİİLİKLE İLGİLİ
YAZILARIMIZDA MEVCUT: AMA ŞUNU UNUTMAYALIM : HZ ÖMER, EBU BEKİR, OSMAN İLE
ALİ ARASINDA ASLA AYRILIK, KAVGA, FARKLILIK YOKTUR, “INSANI “ KAYNAKLI
GÖRÜŞ FARKLILILARI HARİÇ. DETAY ŞİİLİK YAZILARIMIZDA! BIZ SUNNİLER 4
HALİFEYI DE SEVER, SAYGI DUYARIZ.-
2.Alevilikte cami yoktur,cemevi tekke değil,birincil ibadet yerimizdir,alevilerin
camiye gitmemesinin nedeni,sanıldığı gibi Alinin camide şehit edildiği
hikayesi de değildir,zira şah-ı merdan evinin önünde mülcem tarafından
zehirli kılıç darbesiyle yaralanmıştır,2-3 gün sonra hakka
yürümüştür,camiler hz.peygamber zamanında yoktur hatta bizzat peygamber emri
ile yıkılmıştır(dırar mescidi), ilk defa minareler ömer zamanında
dikilmiştir, şam valisi muaviyenin başlattığı bir adetle,90 yıllık emevi
saltanatının tam 70 yıllık sürecinde camilerde Ali ve ehlibeyte
küfürler,hakaretler edilmiştir, bu yüzden aleviler camiye gitmezler,
ibadetlerini dergahlarda ve cemevlerinde yaparlar. AMA OLDU MU KARDESIM.
PİREYE KIZIP YORGAN YAKMAK GİBİ… HZ RESUL’UN “YIKMADIGI MESCIDLERE “
GIDINIZ O ZAMAN SEVGILI KARDESIM. HZ RESUL KAÇ MESCID ACMIS ZAMANINDA SIZ
DE BILIYORSUNUZ DI MI…ADI ONEMLI DEGIL, MESELE NAMAZ KILMAKTA , YOKSA – CUMA
HARIC- ISTERSENIZ EVDE KILIN, SORUN DEĞİL.AMA NAMAZ KURANIN EMRI.INKARI
KUFURDUR- NAMAZ KILAN BIR COK ALEVI KARDESIMIZ VAR, HACCA GIDEN…VS.. BU
ASIMILASYON DEĞİL, ÖZE DÖNÜŞTÜR, TIPKI SUNNILERIN YAPMASI GEREKEN GIBI…SUNNI
DE SII DE KURANILEŞMELİ.,
TEK KAYNAK ONU KABUL ETMELİ, DEĞİL Mİ KARDEŞİM…!
3.Ali, alevilikte ilim şehrinin kapısı,hakkın sırrına ermiş,hak ile hak
olmuş şah-ı velayettir,hakkın sıfatları onda tecelli etmiş tir, işte böyle
bir uluhuyet sahibi olan İmam Alinin ortalıkta bir yerlerde zahiri ibadet
yapıp namaz kıldığının bizce mantıklı bir tarafı yoktur, zira sıradan bir
kul gibi Ali kavrayışı alevilikte yoktur, o yüceler yücesi,evliyaların
şahıdır,Mürtezadır,Haydar-ı Kerrar olandır, peygamberimizin dediği gibi
cümle nebilerle sırren gelip giden, Muhammedle aşikare olan bir sırdır,şimdi
bu Aliyi sünniler ve şiiler camiye sokup namaz kıldırıyorlar.
ULUHIYET SAHIBI OLAN IMAMI ALI SOZU COK TEHLIKELI KARDESIM. ULUHIYET
DEMEK, İLAHI, ALLAH’LIK TARAFI OLMAK DEMEK – HAŞA- .BUNU BIR DÜŞÜNÜNÜZ, GERİ
KALAN GÖRÜŞLER ZATEN KLASIK ALEVİ KARDEŞLERİMİZİN GÖRÜŞLERİ SAYGI DUYUYORUZ!
4.Yine iddia edildiği gibi camiler ortak ibadet yeri
m... @mynet.com
MESAJ BURADA BITIYOR,
HERHALDE MAİL EKSİK GELDİ…!
KARDESİM; ULUHIYET KONUSU COK TEHLİKELİ BİR ALAN.O KONUYA HİÇ
GİRMİYORUZ!, DİĞER KONU ; “İBADET YERİ CEM EVİDİR “ SÖZÜ DIŞINDA HER TÜRLÜ
GÖRÜŞLERİNE SAYGIMIZ VARDIR.AMA CAMİ MÜSLÜMANLARIN EVRENSEL “TEK “ İBADET
MERKEZİDİR, NE TARİHTE NE GÜNÜMÜZDE CAMİ DIŞINDA İBADET MERKEZİ İDDİASINDA
BULUNAN YOKTUR, HELE SU TV SAHIBİ ARKADAŞIMIZIN DA ALTINI ÇİZDİĞİ GİBİ : CEM
EVİ SON 20 YIL İÇİNDE ÖNPLANA ÇIKMIŞ BİR VAKIADIR, GEÇMİŞTE BÖYLE BİR
ALTERNATİF ASLA OLMAMIŞTIR.!
HER HALUKARDA, SON SOZUMUZ; ALEVİ SUNNİ KARDEŞTİR, O KADAR !
