2. BÖLÜM. Ateistlerin yayımladığı yazıya cevap
Önce birkaç hatırlatma: Normal bir insanın; tanımadığı birisine ve bilmediği bir konuyu bahane
ederek "yobaz",
"uckagitcı"…
gibi yakıştırmalar yapması mümkün değildir. Aklı başında hiçbir insan başka bir insanın tanrısına, inancına,
peygamberine, önderine aşağılayıcı ifadeler kullanmaz. Kullananları da tasvip
etmez. Ne yapalım görgü meselesi. Sözüm ona bu ateistin görgüsü bu kadarmış.
Bu kişi hakkında söylenebilecek çok şeyler var. Ama bu şom ağızlı ateistin
şahsını muhatap almayı gereksiz görüyorum. Sadece yayımlanan yazıya cevap
veriyorum.
" Siyer kitaplarindan esinlenerek yazilmis bir yazi. Muhammed'in Mekke'yi
fethinden sonra oldurttugu kisilerin listesi. Yazi yobaz bir din ogretmeni
tarafindan Muhammed'i hakli gostermek icin suslenip puslenerek yazilmistir;"
Deniliyor.Bu ve bazı yazılarım genel olarak siyer, hadis, tarih ve -zaman zaman da
Kur'ân-ı Kerîm meali ve tefsirlerinden faydalanarak özet halinde
hazırlanmıştır. Özet mahiyetinde olduğu için kaynak göstermeye gerek görmedim.
Özet yazılara kaynak göstermek istenildiğinde içinden çıkılmaz hal alıyor. Her
taraf kaynağa boğuluyor. Yazılan yazının muhteviyatı ikinci plana düşüyor.
Şimdi, (Mekke
Fethi esnasında haklarında "vur" emri olan suçlu müşrikler)
konusunu kaynak göstererek yeniden hazırladım. Cevap yazımızın sonuna ekledim,
okuyabilirsiniz.
Benim için "yobaz"
sözcüğünü kullanmış, kendisine iade ediyorum.
Muhammed as. Allâh'ın en son resulüdür. Benim onu haklı göstermeme ihtiyacı da
yoktur. Bütün kâinat hakkında ne derse desin; "O Allâh'ın resulüdür." Hayatını
okuduğumuzda, karşı karşıya geldiği bütün olaylarda haklı olduğunu görüyoruz.
Biz sadece var olanı yazıyoruz. Geçmişte kendisine karşı çıkan mütecaviz
câhil, fâsık, zâlim, kâfir, müşrik, münâfık, …lar haksızdır. Bu geçmişte
olduğu gibi şimdi ve gelecekte de aynıdır. Kendilerini hangi isimlerle
tanıtırsa tanıtsınlar, netice aynıdır. Fark etmez..
Simdi listedeki kisileri inceleyelim. Tenkit yazısının
İbnu Hatal bölümünde şu
ifadeler kullanılıyor:
Simdi
listedeki kisileri inceleyelim","zamanin
cogu sairi gibi","Muhammed'in
uckagitciligini anlayip islami terkeden bir sair",
"yazisinda
Hatal'in bir musluman koleyi oldurdugunu iddia etmis",
"Kanit
olmadan beyan ettigi iddia asilsizdir"…
Kendisini inceleyici zanneden kişi "Simdi
listedeki kisileri inceleyelim",
diyor. Sanki inceleyici ateist adam araştırma yapmış. O zamanın şairlerini tek
tek tespit etmiş. Sonra onların hangisi öldürülmüş, hangisinin öldürülmediğini
öğrenmiş. Saymış. Bakmış ki öldürülenler daha fazla. Bundan dolayı da "zamanin
cogu sairi"
ifadesini kullanıyor.
İnceleyen biraz görgülü olsa, "uckagitciligini"
sözcüğünü kullanır mı? Hayır. Neden?
"…Çünkü Müslüman olduktan sonra Allah'ın Elçisi as. onu bir yere zekât toplama
memuru olarak gönderdi. Yanınada da yardımcısı olarak Ensar'dan -kölelikten
kurtulmuş- Müslüman bir adam verildi. Zekât toplandı. Medine'ye dönüyorlardı.
Derken bir yere konakladılar. İbnu Hatal yardımcısına, yemek için kendisine
bir koç kesip hazırlamasını emretti ve öğlen sıcağında uyudu. Ama adam da
unutarak öğlen sıcağında uyuyakaldı. Uyandı. Bir şey hazırlayamamıştı. Bu
haliyle İbnu Hatal'ın yanına geldi. Durumdan haberdar olan İbnu Hatal sinir
küpüne döndü. Hiç fırsat vermeden adamı döve döve öldürdü. Kendi kendine de
şöyle söylendi: "والله
ليقتلني محمد به إن جئته
" Vallahi Muhammed'in yanına gelirsem, mutlaka beni öldürür.
İslam'dan çıkarak tekrar şirke döndü. Zekâttan toplayıp aldığı malları önüne
katarak Mekke'ye kaçtı ve iltica etmiş oldu. Mekke halkı ona: Bizim yanımıza seni geri çeviren neden nedir? Dediler. O da:
"
لم أجد ديناً خيراً من دينكم"
Sizin dininizden daha hayırlı bir din bulamadım, dedi.
"
Saygıdeğer ziyaretçilerimiz,
Yukarıda okuduğunuz yazının kaynaklarına baktığınızda her cümlenin
kelimelerine kadar karşılığını bulacaksınız. Özellikle de İbnu Hatal'ın kaçış
nedenini ve Mekkeli müşriklere verdiği cevabın orijinalini de yazdım ki –sözüm
ona- incelemecinin(!) kişiliği iyice belirginleşsin.İbnu Hatal adam öldürmüş kısas edileceğini anlayınca Mekke'ye kaçmış. Kaçış
sebebini de "Vallahi Muhammed'in yanına gelirsem, mutlaka beni öldürür"
diyerek ifade ediyor. İncelemeci(!) ateistse "Muhammed'in
uckagitciligini anlayip islami terkeden bir sair",
diyor.Mekke'den Medine'ye giderek Müslüman olan ve daha sonra katil olunca Mekke'ye
geri kaçan İbnu Hatal'a: Bizim yanımıza seni geri çeviren neden nedir? Dediler. O da: Sizin dininizden daha hayırlı bir din bulamadım, diyor. Halbu ki:
Katil oldum, kendi kendime: "Vallahi, Muhammed'in yanına varırsam, bu suçumdan
dolayı, muhakkak beni öldürür" diyerek malları da alıp Mekke'ye kaçtım,
demiyor.
Saygıdeğer ziyaretçilerimiz, şimdi ben size soruyorum: Acaba Mekkelilere yalan söyleyen İbnu Hatal mı daha yalancı? Yoksa İbnu Hatal'ın yalanlarını yalan söyleyerek gizlemeye çalışan bu ateist
mi daha yalancı?...
Bence; yalancının yalanını yalan söyleyerek gizleyen daha yalancıdır. Yani bu
ateist daha yalancıdır. Katil, hırsız, yalancı, karalayıcı, saldırgan durumda
olan adamı masummuş gibi gösteren kişiye siz ne derseniz deyin. Vicdanınızla
baş başa bırakıyorum. "Kanit
olmadan beyan ettigi iddia asilsizdir",
diyor. Yüzlerce kanıt içinde birkaç kanıtım
İnternette rastladığım bir şiir örneği vereyim.
Cahiliye devrinde İbnu Hatal'ın lideri Ebu Süfyan Allah'ın son elçisi Muhammed
as.'ı hicvetti. Hassân bin Sâbit isminde Müslüman bir şair şöyle cevap verdi:
"هجوت
محمدا فأجبت عنه وعند الله في ذاك
الجزاء
هجوت
محمدا برا حنيفا رسول الله شيمته الوفاء
.....
Şiirin bir bölümü internete yazıldığında bu ve benzeri şiirleri içeren
yüzlerce eser gelmektedir. Şiirin iki mısrasını Türkçeleştireyim: "…Sen Muhammed’i hicvettin. Ben onun adına cevap veriyorum. Allah katında bu
yaptığının cezası da vardır. Sen ona denk olmadığın halde onu hiciv mi ediyorsun?! Sizin şerliniz
hayırlınıza feda olsun…"
İnceleyen biraz kültürlü olsa, bir dinin peygamberine
"mafya
babasi gibi"
yakıştırmasını yapmaz. Kültürlü insan az/çok medenîdir. Ama
araştırmacı/incelemeci geçinen ateist bay/bayan bu ifadelerle tam bir bedevî
portre çiziyor. İnancı ne olursa olsun beyefendilik veya hanımefendilik
nerde?. Yok ki. Boşuna arayıp yorulmayalım. Bulamayız. Çünkü kültürlü
insanlarda başkalarında olmasa bile, kendisinde hoşgörü, nezaket, anlayış,
incelik vardır.Kendisine gerçekten bir incelemeci süsü vermek için Kütübü Sitte hadis
kitabından internet yoluyla bir de alıntı yapmış. İslami kaynakları da
biliyormuş, desinler diye tenkit ve hakaret ettiği Muhammed as.'ın hadisini
alıntılamayı da ihmal etmiyor. Ne yapsın inandırıcı olması için havalı
gözükmesi lazım. Şişirilmiş balon gibi. Kapasite dar, havası çok. Aman ha
bay/bayan ateist. Dikkat et. Toplu iğnenin ucu kadar minik bir etki senin
havanı halleder.
Tenkit yazısının İbnu
ERNEP
bölümü:
Erneb'in saygısızlığı, çığırtkanlığı, kışkırtıcılığını, aşağılamaları, yaptığı
hakaretleri es geçen bay/bayan ateist hiç ortada bir şey yokmuş gibi
"bu
kadincagizida oldurtmustur",
diyor.
Araştırmacı/incelemeci geçinen bay/bayan ateistin adalet duyguları kabarmış.
"bu
kadincagizida oldurtmustur",
diyerek sanki bir gerçeği(!) ifade ediyor. İnce ruhluluk taslıyor. O kadın,
müşriklerin içki sofralarında Muhammed as.'ı hicveden şarkıları söyleyen
aşağılık bir kadındı. "(tabi
islam tarihini muslumanlarin kaleminden okuyoruz, dogrulugu tartisilir)"
diyor. Bu konuların Eskimolar veya Apaçiler ile hiçbir alakası yoktur. Alakası
olsa onların da tarihinde karşılaştırmalı olarak okurdum. Bu konular İslam
tarihiyle ilgilidir. Elbette ki Müslümanların kaleminden okuyacağım. Ben
konuları yazarken elbette İslami eserlere müracaat edeceğim. Bunları bırakıp
da senin gibi tanrı tanımaz/imansızların gevezeliklerini mi kanıt olarak
kullanayım.
"(tabi
islam tarihini muslumanlarin kaleminden okuyoruz, dogrulugu tartisilir)"
diyorsun. Çok rahatsız oluyorsan başka kaynak göster. Ha, bulamıyorsan bari
sen uydur. Senin uyduruk tarihinden okuyalım, bay/bayan ateist.
Tenkit yazısının İbnu
HARİS bölümü:Pis ağzında "uckagitci",
"yobaz"
deyerek geveleyip duruyor. Yukarıda okuduğunuz "Haris" başlıklı yazıdaki
iddialara gelelim:"Yaziyi
yazan uckagitci yobaz din ahlakci ogretmen harisin muminlere iskence yaptigini
soylemis","
yine kanit ve ispat gosterememis
" diyor.Saygıdeğer ziyaretçilerimiz,"Yaziyi
yazan uckagitci yobaz din ahlakci ogretmen harisin muminlere iskence yaptigini
soylemis"
diyor. Evet diyorum. Müslümanlara ezâ-cefa veren iki Hâris'ten İslam tarihi
haber vermektedir.1- Hâris b. Talâtile
2- Hâris b. Hişâm
Hâris b. Talâtile: Kaynaklara bakıldığında görülecek ki bu adam Allah'ın
Elçisine ve Müslümanlara eziyet etmiştir. Sürekli söz, ağız, kaş-gözlü
hareketlerle istihzâ ederek onuruyla oynamıştır. Bedir Gününden önce de ölüp
gitmiştir. Bunun gibi istihzacılar hakkında ayet bile indiğini tefsirlerde
görmekteyiz. Bedir Savaşı (13 Mart 624), Mekke'nin Fethi (8 Ocak 630) arada
yaklaşık 6 sene bulunmaktadır. Hâris b. Talâtile Mekke'nin Fethinde yaklaşık 6
sene ölmüştür.
Hâris b. Hişâm: Bu müşrik de yaptıklarından ötürü Mekke'nin Fethi günü kaçtı.
Araya hatırlı kişileri koydu. Allah'ın Elçisi onu da affetti. O da Müslüman
oldu.
Bu iki Haris'i tekrarlıyorum; ikisi de Allah'ın Elçisi ve müminlere eziyet
etmiştir. Ancak, diyorum. Neden "ancak" diyorum? Çünkü işin gülünç ve
eğlenceli tarafına geldik. Lütfen bundan sonrasını biraz daha dikkatli
okuyunuz.
Ben on beş sene önce yazmış olduğum yazılarımı sitemde
(http://www.diniyol.com/)
yayımladım. Bu yazılarımın içerisinde "Mekke'nin Fethi" yazısını
ateistler alarak kendi tabirleriyle "Simdi
listedeki kisileri inceleyelim"
demişler ve incelemeye devam ediyorlar. İncelemeye alınan yazımın 4. maddesi
aynen aşağıdaki gibidir.
4- Haris: Öldürüldü. Mekke'deki müminlere işkence yapardı. Rasûlullah'la alay
eder ve işkence yapardı.
Ben sehven listenin 4. maddesine Hâris'i eklemişim. Kaynaklara bakıyorum,
listede Hâris diye bir müşrik yoktur. Aynı zamanda Mekke'nin Fethi günü Hâris
diye bir müşrik de öldürülmemiştir. Yukarıda da zikrettiğim gibi Müslümanlara
ezâ-cefa veren iki Hâris'ten İslam tarihi haber vermektedir.
1- Hâris b. Talâtile: Bedir Harbinden önce ölmüş,
2- Hâris b. Hişâm: Öldürülecekler listesinde olmamasına rağmen korkusundan
Mekke'nin Fethi günü kaçmış. Allah'ın Elçisi de onu affetmişti.
Gelelim benim hatalı 4. maddenin incelemeci(!) ateistler tarafından tenkit
edilmesine: "Haris'in
tek sucu Muhammed'in uckagitciligini dile getirmesidir."
Deniliyor.Hangi Hâris Muhammed as.ın hangi üçkağıtçılığını dile getirmiş? Kanıtlara
dayanarak ortaya koymazsanız; şerefsizsiniz. "Akabinde
zaten Muhammed'in tetikcileri tarafindan oldurulmustur."
Deniliyor.
Mekke'nin Fethi günü tetikçiler tarafından öldürülen kim? Yahu ben 4.
maddedeki kişiyi sehven yazmışım. Gerçek listede yoktur. Siz
incelemecisiniz(!) hangi tetikçi, hangi Hâris'i Mekke'nin Fethi günü
öldürdüyse, bunları da kanıtlara dayanarak ortaya koymazsanız; yine
şerefsizsiniz.
"Sevgi
ve Baris dininin peygamberinin gazabina ugramis zavallinin teki.",
diyor.Evet, Muhammed as. sevgi ve barış dininin peygamberidir. Buraya kadar
doğrudur. Sonrası akıllı ve bilgili bir edayla incelemeciliğinin(!) hakkını
vermeğe çalışıyor. Akıllıca değil yani ukalâca. Hayali Hâris için Allah'ın
Elçisinin "gazabina
ugramis zavallinin teki"
diyor. Zannedersem Hâris b. Hişâm'dan bahsetmiyor. Çünkü Allah'ın Elçisi onu
da affetmişti. Peki hangi zavallı Hâris Mekke'nin Fethi günü gazaba uğramış?
Bay/bayan incelemeci(!) bunu da kanıtlara dayanarak ortaya koymazsanız; yine
şerefsizsiniz.
Tenkit yazısının İbnu
HUVEYRİS
bölümü:
"Muhammed
tarafindan katledilen sayisiz sairlerden birisi."
diyor. Yukarıdaki ifademi tekrar anımsatıyorum: Sanki inceleyici ateist adam
araştırma yapmış. O zamanın şairlerini tek tek saptamış. Sonra onların hangisi
öldürülmüş, hangisinin öldürülmediğini öğrenmiş. Saymış. Bakmış ki
öldürülenler daha fazla. Böyle akıllı geçiniyor, zavallı.
"Peygamberin
kizlarina elini bile surmemistir. Kendisi bir sairdi"
diyor. Dikkat edilirse Huveyris'e toz kondurmamaya gayret ediyor. İşte
delilleriyle Huveyris. Kaynaklara müracaat edildiğinde mezkûr kişi daha iyi
anlaşılacaktır."Huveyris
Huveyris b. Nukayz, Mekke'de Allah'ın Elçisine eziyet edenlerdendi. Kötü
sözler de sarf ederdi. Allah'ın Elçisini hicveden şiirleri söylerdi.Allah'ın Elçisinin kızı Fatıma ile Ümmü Külsüm ra. Mekke'den Medine'ye hicret
ederlerken Huveyris yollarını kesti. Hayvanları ürküttü. Yere yuvarlandılar...Çok sıkıntı çektiler.Mekke Fetih günü Ali ra. Huveyris'in evine gitti. Onu sorduğunda: Çöldedir, dediler. Hâlbuki evdeydi. Ali ra. evde olduğundan emindi. Kenarda
gözükmeyecek bir yerde beklemeye başladı. Durumdan haberdar olan Huveyris,
başka bir yere gitmek için evden çıktı. Kaçmaya başladı. Ama Ali ra. ona
ulaştı ve öldürdü."
Sana gelelim bay/bayan ateist. "Peygamberin
kizlarina elini bile surmemistir. Kendisi bir sairdi"
diyorsun. Sen bu aklınla kimi nereye yönlendirmeye çalışıyorsun? Ayrıca,
mütecaviz Mekke müşriklerini niye doğrudan veya dolaylı olarak savunmaya
gayret ediyorsun? Yoksa benzerliğiniz mi var? İnanç bakımından birbirinize de
benzemiyorsunuz. O Allah'a inanan ve Allah'la beraber başka ilâhlar edinmiş
bir müşriktir. Sen ise; güya ateistsin. İlâhsızsın. Bu azgın, saldırgan,
yolkesen, müstehzi… adamın şahsiyetini temize mi çıkarmak istiyorsun?
Saygıdeğer site ziyaretçileri bu ateistin kafası boş olduğu gibi çabası da
boşunadır. Çünkü eldeki kanıtlar onun zannettiği gibi değildir.
Hebbâr
Hebbâr Kureyşlilerin azılı müşriklerindendi.
Mekke'deki kimsesiz Müslümanlara
ağır işkenceler yapardı.Allah'ın Elçisi, kızı Zeyneb'in Medine'ye getirilmesi için Zeyd b. Hârise'yi
Mekke'ye gönderdi. Zeynep ra. hazırlandı. Hind onu vazgeçirmek istedi. Ama
Zeynep gitmek istiyordu. Derken Zeynep ra. bir deveye binerek Zeyd ra. ile
yola çıktı. Ancak Hind'in kışkırtmalarıyla bir gurup Mekkeli çapulcular yola
koyuldular. Zeyd ve Zeynep'e yetiştiler.
Devenin üzerindeki hevdeçin içinde
bulunan Zeynep'e Hebbâr bir mızrakla vurdu. Zeynep devesinden düştü.
Rahatsızlandı. Hamile olan Zeynep çocuğunu kaybetti. Daha sonra gizlice yola
çıkıp Medine'ye geldiler. Rahatsızlığı ölümüne kadar devam etti.
Mekke Fetih günü, öldürülmesi için Hebbâr arandı. Bulunamadı. Kaçmıştı. Daha
sonra gelerek
af diledi ve Müslüman oldu."
Tenkit yazısının
SARE
bölümü:
"Muhammed'in
uckagitciligini"
diyor... "uckagitciligi"
sözcüğü bu adamla tam bütünleşmiş.
Diline dolanmış, kalbine yerleşmiş. Artık kime baksa herkesi kendisi gibi
görüyor bu bay/bayan ateist. Şu haliyle; karşıyı gereği gibi görmeyen,
duymayan, doğruları ifade etmeyen ve gidişatından da vazgeçmeyen
pozisyonundadır.
"gecimini
sarki soyleyerek saglayan zavalli bir kadinin teki"
Zavallı dediğin kadın, geçimini neyle sağlarsa sağlasın. İsterse fahişelik
yapsın. Bizi hiç alakadar etmez. O seçimini öyle yapmışsa kendi bileceği bir
şeydir. Şimdi bizi ilgilendiren tarafı:
İslâm'a ve Muhammed as.'a saldırganlık durumudur.Muhammed as.'a hakaret ve iftira dolu hiciv şiirlerini okumasıdır.Müslümanlara karşı savaş çığırtkanlığını yapan ağıtçılığıdır.
Muhammed as.'a yalan söyleyerek yiyecek ve binit almasıdır.Medine'ye gelerek ajanlık yapmasıdır.Bu
"zavalli
bir kadinin teki"
diyorsun. Bu suçlamalar da çok fazla diyeceksin.
Saygıdeğer ziyaretçilerimiz,Bu ateistin zırvalamasını kendisine iade ediyoruz ki borçlu kalmayalım. Bu
"zavalli
bir kadinin teki"
dediği ağıtçının deliller karşısındaki durumunu görelim: "
Sâre
Esas ismi Kenud fakat Sâre diye anılırdı. Azatlı cariyelerdendi. Ağıtçılığıyla
meşhurdu. Ağıtçılar önemli gün ve gecelerde, savaşlarda çığırtkanlık
yaparlardı. İnsanlar galeyana gelirdi. Esasında ağıtçılık başlı başına bir
maharet işiydi. Medine'ye, Allah'ın Elçisinin yanına geldi. O sırada Mekke
Fethi için hazırlık yapıyordu. Allah'ın Elçisi: Müslüman olarak mı geldin? Diye sordu. Sâre: Hayır, dedi, Allah'ın Elçisi: Muhacir olarak mı geldin? Buyurdu. Sâre: Hayır, dedi. Allah'ın Elçisi: O halde niçin geldin? Buyurdu. Sâre: Siz köle azatlayıcılarsınız… Ben son derece muhtaç hale geldim. Bana yiyecek
ve giyecek veresin, giyecekle giyindiresin diye geldim, dedi. Allah'ın Elçisi: Senin şarkı söylemelerin, ağıt yakmaların senin ihtiyaçlarını gidermedi mi?
Diye sordu. Sâre: Ya Muhammed!.. Kureyşlilerin bazısının öldürülmesinden sonra bu zamana kadar
şarkı söylemeyi bıraktılar. Bedir'den sonra benden bir şey isteyen olmadı. Ben
de şarkıcılığı ve ağıtçılığı bıraktım, dedi. Allah'ın Elçisi, Abdulmuttalib
oğullarının Sâre'ye yardım etmesini istedi. Onlar da Sâre'nin gerekli yiyecek,
giyecek ve binit ihtiyacını karşıladılar. Hâtıb ismindeki biri Sâre'nin yanına
geldi. Sâre'ye on altın ve bir elbise verdi. Bir de Kureyşlilere yazılmış
gizli bir mektup verdi. Mektupta Müslümanların Mekke'ye gelmek üzere oldukları
bildiriliyordu. Sâre yola çıktı. Gitti. Allah'ın Elçisi, Ali ile Zübeyir'i ra.
Çağırdı. Onlara: Acele edin. Hah bahçesine ulaştığınızda kendisinde bir mektup bulunan hayvan
üzerinde bir kadın bulacaksınız. Üzerindeki mektubu alın bana getirin. Kadını
da serbest bırakın. Mektubu vermezse boynunu vurun, buyurdu. Ali ra. ile
Zübeyir ra. zikredilen yere gittiler. Kadını buldular. Gizli mektubu
istediler. Kadın inkâr etti. Fakat kılıcı görünce direnmeyi bıraktı. Saçının
bölüğünü çözdü. İçinde sakladığı mektubu çıkarıp verdi. Onlar da gizli mektubu
alıp Allah'ın Elçisi Muhammed as'a getirdiler. Sâre yoluna devam etti.
Mekke'ye gitti. Fakat yine Allah'ın Elçisi ve Müslümanlar aleyhine söylenen
hiciv şiirlerini söylemeye devam etti. Mekke Fetih günü yakalanarak öldürüldü.
" Kanıtlardan uzakta durup konu hakkında zurna çalmaya gelmez. Sana benzeyen
"zavalli
bir kadinin"
öldürülme sebebini öğren. Duygu sömürüsü de yapma. Dürüst ol, dürüst. Ey
incelemeci(!) ateist gerekçeyi karıştırma. Kendin sapıksın, gerekçeyi de
saptırma."Hosgoru
ve baris"
sözcükleri ilk bakışta çok güzel. Ancak bazı insanlar böylesi güzel
sözcüklerin arkasında veya gölgesinde rezaletler sergilemektedir. "İnsan hak
ve özgürlüklerini kısıtlarlar. Sonra kitlelerin hak ve hukukunu ayaklar altına
alırlar. Yolsuzluklar yaparlar. Çalarlar. Sömürürler. Yiyip içip zıkımlanırlar…"
Hele hele mağdur olan toplum müslümansa, karşı koymayı durdurmak için hemen bu
sözcüklerin arkasına geçerek:İslam hoşgörü ve barış dinidir.
Muhammed as.'a da
"Hosgoru
ve baris peygamberi"
derler.
Doğru. İslam hoşgörü ve barış dinidir. İslam zulmü, hırsızlığı, yalancılığı,
istismarı, istihzayı… her türlü edepsizliği ve kötülüğü yasaklamıştır. Bunlara
hoşgörü ile bakmaz. Kim ki böylesi edepsizliği ve kötülüğü getirir
"hosgoru
ve baris"
diye sunarsa; o ne insanı ne de insanlığı biliyor. Sapla samanı birbirine
karıştırıyor. Muhammed as. da İslam dinin tebliğcisi ve uygulayıcısıdır. Hakla
batılı birbirinden en güzel biçimde ayırıyordu. Hoşgörü ve barış Elçisi ne
yaptığını iyi biliyordu. Ne söylediğini de. Mekke fethi gerçekleşince;
Müslümanlara ve o taşkın, azgın, sapkın mağlup Mekke'li müşriklere bir konuşma
yaptığıda: Ey Kureyş topluluğu! Ne dersiniz? Şimdi, hakkınızda benim ne yapacağım
konusunda görüşünüz nedir? Diye sordu. Onlar da: Biz senin hayır ve iyilik yapacağını sanar ve hayır yapacaksın, deriz. Sen
kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sahibi bir kardeş
oğlusun, dediler. Allah'ın Elçisi: Gidiniz! Serbestsiniz, Buyurdu.
"Hosgoru
ve baris peygamberi",
"Hosgoru
ve baris peygamberi"
deyip deyip geveliyorsun. Peki bu hoşgörü ve barış değil de nedir? Saygıdeğer ziyaretçilerimiz vaziyeti size havale ediyorum. Değerlendirmeyi siz
yapın. Demiştim ki: Muhammed as. hakla batılı birbirinden en güzel biçimde
ayırıyordu. Hoşgörü ve barış Elçisi ne yaptığını iyi biliyordu. Ne söylediğini
de. Yaptıklarından ve söylediklerinden misal vereyim:1- Yaptıklarından: Yukarıda az da olsa anlattım. Zulüm, iftira, istihza,
yaftalama, hırsızlama, yağmalama, yol kesme, insanları yurdunda sürme, yerini
yurdunu terk edenlere karşı savaş açma… vb. gibi taşkınlıkları yapan ve
yaptıran Mekke'nin ileri gelenlerinden bazısı hakkında "vur" emri vermiştir.
2- Söylediklerinden:
Yüce Allah buyuruyor ki:
وَلَا
تَسُبُّوا الَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ فَيَسُبُّوا اللَّهَ عَدْوًا
بِغَيْرِ عِلْمٍ ? كَذَ?لِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ إِلَى
رَبِّهِمْ مَرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Allah'tan başkasına tapanlara (ve putlarına) sövmeyin; sonra onlar da
bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini cazip
gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine
bildirecektir.
Enam/108
Allah'tan aldığı vahyi insanlara tebliğ eden bir Elçi bu emir karşısında
müşriklerin tanrılarına veya onların atalarına hiç küfreder mi? Hayır. Asla…
Müşriklerin tanrılarına veya kendilerine sövmek şurda kalsın etrafındaki
insanlara şöyle buyuruyor:
Kişinin anne ve babasına sövmesi büyük günahlardandır! Orada bulunanlar: Hiç kişi anne ve babasına söver mi? dediler. O da: Evet! Kişi, bir başkasının babasına söver, o da babasına söver; annesine
söver, o da bunun annesine söver! Buyurdu.
İkrime ve babası Ebu Cehil, Allah'ın, Elçisinin ve Müslümanların amansız baş
düşmanıydı. İkrime Müslüman oldu. Babasının özellikleri İkrime'yi toplumda
sıkıntıya düşürebilirdi. Örneğin; "Bu Allah'ın düşmanı Ebu cehilin oğludur",
denmesi. Allah'ın Elçisi, etrafındaki Müslümanlara: …Onun babasına sövmeyiniz. Ölülere sövmek yaşayanlara acı verir. Ölüye de
bir şey ulaşmaz, buyurdu.
Saygıdeğer ziyaretçilerimiz, ateistin
sitesinin hakkımızda yayımladığı uzun yazının baş tarafında şu ifadeler
geçiyor:
"…Mekke
halkinin putlarina ve babalarina kufretmistir. Mekke'nin onde gelen kisileri
Muhammed'in bu kufurlerinden ve kiskirtmalarindan artik bikmis usanmis…"...
"…Peki
Muhammed neden kasitli olarak Mekkeli halkin putlarina sovmus, babalarinin
dinlerine kufretmistir?...
"
Muhammed as.'ın yaptıklarından ve söylediklerinden sadece birer tane misal
verdim. Yalnızca bu üç misale bakarsak, iddia ettikleri zırvalamanın sadece
kendilerine benzediğini artık ifade edebilirim. Sövme işinin Muhammed as.'la
hiçbir alakası yoktur. Ha… bu yazıyı ilk okuduğumda da dikkatimi çekmişti. Bari yeri gelmişken
sorayım.
"bu
zavalli kadincagizdan ne istemis.. Allah bilir.."
diyorsun. Hani siteniz Ateist sitesiydi? Yazının seyri içinde de
kendinize ateist süsü vermişsiniz. Şimdi de
"Allah
bilir.."
diyorsunuz ...
3. BÖLÜM.
Mekke Fethi esnasında
haklarında "vur" emri olan suçlu müşrikler
Mekke'de Müslümanlar, sadece "Allah'tan başka ilâh yoktur", "Rabbimiz
Allah'tır" demelerinden dolayı çeşitli sıkıntılara uğradılar. Mekke
müşriklerinin ileri gelenleri Allah'ın vahiylerini, Elçisini, Müslümanları
küçümsüyor, aşağılıyor, istihza ediyordu. İstihzacıların başında Velîd b.
Muğîre, Âs b. Vâil, Esved b.
ِAbdi
Yeğûs, Esved b. Abdulmuttalib, Hâris b. Talâtıle… geliyordu. Bunlar Bedir
Gününden önce ölmüşlerdi.
Bunların azgınlıklarını bazıları daha ağır şekilde devam ettirdiler. Mekke
Fethi günü bütün Mekkeli müşrikler Allah'ın Elçisi tarafından affedildi.
Ancak; öldürme, zulüm, iftira, istihza, yaftalama, hırsızlama, yağmalama,
yol kesme, insanları yurdunda sürme, yerini yurdunu terk edenlere karşı savaş
açma… vb. taşkınlıkları yapan ve yaptıran Mekke'nin ileri gelenlerinden bazısı
hakkında "vur" emrini vermiştir. Bir kısmı öldürüldü. Bir kısmı Mekke'yi terk
ederek kaçtı. Kimisi de araya girenlerin hatırına affedildi. Konu iki bölümde
oluşacaktır:
İsim listesi ve
Kişiler hakkında kısa bilgi. İsimler
kaynak eserlerde ufak-tefek ayrıntılı farklarla zikredilmektedir: Birkaç
kaynaktan isim listesi aşağıya alındı.
1- İsim listesi:
سيرة ابن هشامSîretu ibni Hişâm'a göre:
1-
Abdullah b. Sa'd "
عَبْدُ اللّهِ بْنُ سَعْدٍ
",
2-
Abdullah b. Hatal"
عَبْدُ اللّهِ بْنُ خَطَلٍ
",
3-
Fertenâ "فَرْتَنَى"=(Kureynâ
(Fertenâ)"
قُرَيْنَا"
"
فَرْتَنَا
")
4-
Onun arkadaşı "صَاحِبَتُهَا"=(Kureybe
= Ernebe "قُرَيْبَةَ"
"َأَرْنَبَة")
5-
Huveyris b. Nukaz b. Vehb"
الْحُوَيْرِثُ بْنُ نُقَيْذِ
",
6-
Mikyes b. Hubâbe "
مِقْيَسُ بْنُ حُبَابَةَ
",
7-
Sâre "
سَارَةُ مَوْلَاةٌ بَنِي عَبْدِ الْمُطّلِبِ",
8-
İkrime b. Ebi Cehil"
عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ
"
Öldürülecekler listesinde olup/olmadığı bilinmemekle birlikte öldürülmekten
korkup kaçanlar da vardı. Bunlara da araya girenlerin hatırı için eman
verildi:
1-
Züheyr b. Ebi Ümeyye b. Muğire "
زهير بن أبي أمية
",
2-
Hâris b. Hişâm "
الحارث بن هشام
"
سيرة ابن كثير
Sîretu İbni Kesîr'e göre:
1-
Abdullah b. Sa'd "عَبْدُ
اللّهِ بْنُ سَعْدٍ بن أبي سرح
"
2-
Abdullah b. Hatal (Abuluzza b. Hatal) (عبد
العزى بن خطل)"
عَبْدُ اللّهِ بْنُ خَطَلٍ
"
3-
Fertenâ "فَرْتَنَى",
(Kureynâ = Fertenâ"
قُرَيْنَا"
"
فَرْتَنَا
")
4-
Onun arkadaşı "صَاحِبَتُهَا"
= (Kureybe (Ernebe) "قُرَيْبَةَ"
"َأَرْنَبَة"
5-
Huveyris b. Nukaz b. Vehb"
الْحُوَيْرِثُ بْنُ نُقَيْذِ بْنِ وَهْبِ
",
6-
Mikyes b. Hubâbe "
مِقْيَسُ بْنُ حُبَابَةَ
",
7-
Sâre (Ümmü Sâre) "(
أم سارة)
سَارَةُ
",
8-
İkrime b. Ebi Cehil"
عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ
"
Öldürülecekler listesinde olup/olmadığı bilinmemekle birlikte öldürülmekten
korkup kaçanlar da vardı. Bunlara da araya girenlerin hatırı için eman
verildi:
1-
Züheyr b. Ebi Ümeyye b. Muğire "
زهير بن أبي أمية بن المغيرة
",
2-
Haris b. Hişâm "
الحارث بن هشام
"
مغازي الواقدي
Rasulullah
as. savaşta (Mekke fethi esnasında öldürmeyi) yasakladı. Ancak altı erkek ve
dört kadının öldürülmesini emretti. Meğâzî'l Vâkidî'ye göre:
1-
İkrime b. Ebi Cehil "
عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ
"
2-
Hebbâr b. Esved "
وَهَبّارِ
بْنِ الْأَسْوَدِ
"
3-
Abdullah b. Sa'd "
عَبْدِ اللّهِ بْنِ سَعْدِ
"
4-
Mikyes b. Sübâbe "
مِقْيَسِ بْنِ صُبَابَةَ
"
5-
Huveyriz b. Nukayz "
الْحُوَيْرِثِ بْنِ نُقَيْذٍ
"
6-
Abdullah b. Hilâl b. Hatal "
عَبْدِ اللّهِ بْنِ هِلَالِ بْنِ خَطَلٍ
"
1-
Hind binti Utbe "
هِنْدَ بِنْتِ عُتْبَةَ
"
2-
Sâre Mevla Amr "
َسارَةَ مَوْلَاةَ عَمْرِو
"
3-
Kureynâ (Fertenâ)"
قُرَيْنَا"
"
فَرْتَنَا
"
4-
Kureybe (Ernebe) "قُرَيْبَةَ"
"َأَرْنَبَة"
Yukarıdaki
listeden başka "Rasulullah as. Vahşi'nin öldürülmesini emretti" cümlesi
zikredilmektedir.
1-
Vahşî
"وَحْشِيّ
"Vur emri
olmamasına tağmen kaçıp da sonra eman verilen1-
Huveytıb b. Abdulazzâ "
حُوَيْطِبُ بْنُ عَبْدِ الْعُزّى"
ابن
الأثير
Rasulullah
as. (savaşta Mekke fethi esnasında) sekiz erkek ve dört kadının öldürülmesini
emretmişti.
1-
İkrime b. Ebi Cehil "
عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ
"
2-
Safvân b. Ümeyye "
صفوان بن أمية بن خلف
"
3-
Abdullah b. Sa'd "
عَبْدِ اللّهِ بْنِ سَعْدِ
"
4-
Abdullah b. Hatal "
عَبْد اللّهِِ بْنِ خَطَلٍ
"
5-
İki şarkıcı cariyeden 1. (Kureynâ = Fertenâ"
قُرَيْنَا"
"
فَرْتَنَا
")
6-
İki şarkıcı cariyeden 2. (Kureybe = Ernebe "قُرَيْبَةَ"
"َأَرْنَبَة")
7-
Huveyriz b. Nukayz "
الْحُوَيْرِثِ بْنِ نُقَيْذٍ
"
8-
Mikyes b. Sübâbe "
مِقْيَسِ بْنِ صُبَابَةَ
"
9-
Abdullah b. Ziba'râ "
عبد الله بن الزبعري"
10-
Vahşî "وَحْشِيّ
"
11-
Hind binti Utbe "
هِنْدَ بِنْتِ عُتْبَةَ
"
12-
Sâre (Ümmü Sâre) "(
أم سارة)
سَارَةُ
".
الطبري
Târîhu't Taberî 'ye göre:
Müslümanlardan ileri gelenleri uyardığında; Mekke'ye girdiklerinde
(müşriklerin) kendileri savaşmadıkça hiçbir kimseyi öldürmemeyi emretti. Ancak
ismini verdiği topluluğun, Kâbe'nin örtüsü altında bulunsalar bile
öldürülmelerini istedi.
1-
Abdullah b. Sa'd "
عَبْدِ اللّهِ بْنِ سَعْدِ
"
2-
Abdullah b. Hatal "
عَبْد اللّهِِ بْنِ خَطَلٍ
"
3-
İki şarkıcı cariye 1. Fertenâ (Kureynâ = Fertenâ"
قُرَيْنَا"
"
فَرْتَنَا
")
4-
İki şarkıcı cariye 2. isim yok (Kureybe = Ernebe "قُرَيْبَةَ"
"َأَرْنَبَة")
5-
Huveyriz b. Nukayz "
الْحُوَيْرِثِ بْنِ نُقَيْذٍ
"
6-
Mikyes b. Sübâbe "
مِقْيَسِ بْنِ صُبَابَةَ
"
7-
Sâre
سَارَةُ
",
8-
İkrime b. Ebî Cehil "
عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ
"
9-
Hind binti Utbe "
هِنْدَ بِنْتِ عُتْبَةَ
"
2- Suçlular hakkında kısa bilgi
İbnu Hatal
İbnu
Hatal'ın ismi Hilal b. Hatal (هلال
بن خطل),
Abduluzza b. Hatal (عبد
العزى بن خطل),
Abdullah b. Hatal (عبد
الله ابن خطل),
Âdem (آدم)
olarak anılmaktadır. İbnu Hatal Müslüman oldu. Medine'ye hicret etti. İsmini
Abdullah olarak değiştirdi.Onun
hakkında öldürülme emri verilmiştir. Çünkü Müslüman olduktan sonra Allah'ın
Elçisi as. onu bir yere zekât toplama memuru olarak görevlendirdi. Yanında da
yardımcısı Ensar'dan kölelikten kurtulmuş Müslüman bir adam vardı. Zekât
toplandı. Medine'ye dönüyorlardı. Derken bir yere konakladılar. İbnu Hatal
yardımcısına, yemek için kendisine bir koç kesip hazırlamasını emretti ve
öğlen sıcağında uyudu. Ama adam da unutarak öğlen sıcağında uyuyakaldı.
Uyandı. Bir şey hazırlayamamıştı. Bu haliyle İbnu Hatal'ın yanına geldi.
Durumdan haberdar olan İbnu Hatal sinir küpüne döndü. Hiç fırsat vermeden
adamı döve döve öldürdü. Şöyle söylendi: "والله
ليقتلني محمد به إن جئته
" Vallahi Muhammed'in yanına gelirsem, mutlaka beni öldürür.
İslam'dan
çıkarak tekrar şirke döndü. Zekâttan toplayıp aldığı malları önüne katarak
Mekke'ye kaçtı ve iltica etmiş oldu. Mekke halkı ona:
Bizim yanımıza seni geri çeviren neden nedir? Dediler. O da:
لم أجد ديناً خيراً من دينكم.
" Sizin dininizden daha hayırlı bir din bulamadım, dedi.
Mekke'ye geldikten sonra tekrar eski hayatına devam etti. Mekke'nin Fethi günü
İslam ordusuna karşı koymak istedi. Bunun mümkün olmadığını gördü. Korktu.
Giderek Kâbe'nin örtüsüne sarılarak gizlendi. Onu görenler Allah'ın Elçisine
gelerek:Ibnu Hatal Kâ'be'nin örtüsüne sarılmış, dediler. Allah'ın Elçisi de:nu öldürün, buyurdular.
Oradan çıkarılarak öldürüldü.
İbnu Hatal içki içerek Muhammed as'ı ve Müslümanları hicveden şiirler
söylerdi. Bu adamın iki şarkıcı kadın kölesi vardı. Onlar da İbnu Hatal'ın
şiirlerini söyleyip duruyorlardı. Sesi duyan Mekkeliler de gelir içki âlemine
katılır ve kadınların söylediği şiirlere iştirak ederlerdi.İbnu Hatal'ın şarkıcı kadın kölelerinin isimleri :
Bunlardan birisinin adı Kureynâ, diğerinin adı Kureybe'ydi. Fertenâ ve Ernebe
denilirdi.
Fertenâ:
:
İbnu Hatal,
Allah'ın Elçisini yeren ve hicveden şiirler söylerdi. Fertena, Ernebe ile bu
şiirleri seslendirirdi. Böylece etrafındaki insanları eğlendirirlerdi. Mekke'nin Fethi günü korkusundan kaçtı.
Sonra araya girdiler.Allah'ın elçisinden eman verildi. Müslüman oldu.
Ernebe
Ernebe de
Fertenâ gibi İbnu Hatal'ın şarkıcı kölesiydi. Onun hicvedici şiirlerini
söyleyerek Kureyşlileri eğlendiriyorlardı.
Mekke'nin Fethi günü yakalanarak öldürüldü.
Sâre
Esas ismi
Kenud fakat Sâre diye anılırdı. Azadlı cariyelerdendi. Ağıtçılığıyla meşhurdu.
Ağıtçılar önemli gün ve gecelerde, savaşlarda çığırtkanlık yaparlardı.İnsanlar galeyana gelirdi. Esasında ağıtçılık başlı başına bir maharet işiydi.
Medine'ye, Allah'ın Elçisinin yanına geldi. O sırada Mekke Fethi için hazırlık
yapıyordu. Allah'ın Elçisi:
Müslüman olarak mı geldin? Diye sordu. Sâre:
Hayır, dedi, Allah'ın Elçisi:
Muhacir olarak mı geldin? Buyurdu. Sâre:
Hayır, dedi. Allah'ın Elçisi:
O
halde niçin geldin? Buyurdu. Sâre:
Siz köle azatlayıcılarsınız… Ben son derece muhtaç hale geldim. Bana yiyecek
ve giyecek veresin, giyecekle giyindiresin diye geldim, dedi. Allah'ın Elçisi:
Senin şarkı söylemelerin, ağıt yakmaların senin ihtiyaçlarını gidermedi mi?
Diye sordu. Sâre:
Ya
Muhammed!.. Kureyşlilerin bazısının öldürülmesinden sonra bu zamana kadar
şarkı söylemeyi bıraktılar. Bedir'den sonra benden bir şey isteyen olmadı. Ben
de şarkıcılığı ve ağıtçılığı bıraktım, dedi. Allah'ın Elçisi, Abdulmuttalib
oğullarının Sâre'ye yardım etmesini istedi. Onlar da Sâre'nin gerekli yiyecek,
giyecek ve binit ihtiyacını karşıladılar. Hâtıb ismindeki biri Sâre'nin yanına
geldi. Sâre'ye on altın ve bir elbise verdi. Bir de Kureyşlilere yazılmış
gizli bir mektup verdi. Mektupta Müslümanların Mekke'ye gelmek üzere oldukları
bildiriliyordu. Sâre yola çıktı. Gitti. Allah'ın Elçisi, Ali ile Zübeyir'i ra.
Çağırdı. Onlara:
Acele edin. Hah bahçesine ulaştığınızda kendisinde bir mektup bulunan hayvan
üzerinde bir kadın bulacaksınız. Üzerindeki mektubu alın bana getirin. Kadını
da serbest bırakın. Mektubu vermezse boynunu vurun, buyurdu. Ali ra. ile
Zübeyir ra. zikredilen yere gittiler. Kadını buldular. Gizli mektubu
istediler. Kadın inkâr etti. Fakat kılıcı görünce direnmeyi bıraktı. Saçının
bölüğünü çözdü. İçinde sakladığı mektubu çıkarıp verdi. Onlar da gizli mektubu
alıp Allah'ın Elçisi Muhammed as'a getirdiler. Sâre yoluna devam etti.
Mekke'ye gitti. Fakat yine Allah'ın Elçisi ve Müslümanlar aleyhine söylenen
hiciv şiirlerini söylemeye devem etti. Mekke Fetih günü yakalanarak öldürüldü.
Huveyris
: Huveyris b.
Nukayz, Mekke'de Allah'ın Elçisine eziyet edenlerdendi. Kötü sözler de sarf
ederdi. Allah'ın Elçisini hicveden şiirleri söylerdi. Allah'ın
Elçisinin kızı Fatıma ile Ümmü Külsüm ra. Mekke'den Medine'ye hicret
ederlerken Huveyris yollarını kesti. Hayvanları ürküttü. Yere yuvarlandılar.
Çok sıkıntı çektiler. Mekke Fetih
günü Ali ra. Huveyris'in evine gitti. Onu sorduğunda:Çöldedir,
dediler. Hâlbuki evdeydi. Ali ra. evde olduğundan emindi. Kenarda gözükmeyecek
bir yerde beklemeye başladı. Durumdan haberdar olan Huveyris, başka bir yere
gitmek için evden çıktı. Kaçmaya başladı. Ama Ali ra. ona ulaştı ve öldürdü.
Mikyes
Mikyes'in
kardeşi Haşim Müslüman olmuştu. Müreysi gazvesine katılmıştı. Evs isminde bir
Müslüman Haşim'i müşrik sanarak yanlışlıkla öldürdü. Haşim'in kardeşi Mikyes
Allah'ın Elçisinin yanına gelerek Müslüman olduğunu söyledi. Öldürülen kardeşi
Evs'in kan bedelini istedi. Mikyes'e yanlışlıkla öldürülen kardeşinin diyeti
ödendi. Mikyes'in kardeşini yanlışlıkla öldüren Müslüman'ı yani Evs'i
öldürerek kaçtı. Müşrikliğe tekrar döndü. Mekke'ye kaçtı. Mekke Fetih
günü, Mikyes ve arkadaşları bir yerde gizlice içki içiyorlardı. Mikyes'in
amcası oğlu Nümeyle müslümandı. Nümeyle amcası oğlu Mikyes'in yerini öğrenince
oraya gitti. Mikyes'i dışarı çağırdı. Öldürdü.
Hebbâr
Hebbâr
Kureyşlilerin azılı müşriklerindendi. Mekke'deki kimsesiz Müslümanlara ağır
işkenceler yapardı.Allah'ın
Elçisi kızı Zeyneb'in Medine'ye getirilmesi için Zeyd b. Hârise'yi Mekke'ye
gönderdi. Zeynep ra. hazırlandı. Hind onu vazgeçirmek istedi. Ama Zeynep
gitmek istiyordu. Derken Zeynep ra. bir deveye binerek Zeyd ra. ile yola
çıktı. Ancak Hind'in kışkırtmalarıyla bir gurup Mekkeli çapulcular yola
koyuldular. Zeyd ve Zeynep'e yetiştiler. Devenin üzerindeki hevdeçin içinde
bulunan Zeynep'e Hebbâr bir mızrakla vurdu. Zeynep devesinden düştü. Hamile
olan Zeynep çocuğunu kaybetti. Rahatsızlandı. Daha sonra gizlice yola çıkıp
Medine'ye geldiler. Rahatsızlığı ölümüne kadar devam etti. Mekke Fetih
günü, öldürülmesi için Hebbâr arandı. Bulunamadı. Kaçmıştı. Daha sonra gelerek
af diledi ve Müslüman oldu.
Abdullâh b. Sa'd
Abdullâh,
Mekke Fetih gününden önce Müslüman oldu. Medine'ye hicret etti. Okur-yazar
olması sebebiyle Resulullâh'a vahiy kâtipliği yapan gurubun içinde yer aldı.Ancak
bir zaman sonra yazdığı âyetlerde gizlice bazı değişiklikler yapmaya
başladı. Kelimeleri değiştiriyordu. Yaptığı hainliğin farkına varıldı. O
Mekke'ye kaçmak zorunda kaldı. Müşrikliğe geri döndü. Mekke Fetih
günü, öldürülmesi için Abdullâh arandı. Bulunamadı. Osman ra.'ın yanına
kaçmıştı. Osman'a. Benim
suçum, suçların en büyüğüdür, diyerek kedisinden yardım istedi. Osman'ın
ısrarlı arzusu üzerine affedildi.
Abdullah b. Ziba'râ
Abdullah
Kureyş müşriklerinin en azılı şairlerindendi.Resulullâh'ı hicveden şiirleri
müşriklerce meşhurdu. Müslümanlara karşı her türlü kötülüğü arkasına
bırakmıyordu. Eliyle, diliyle hep saldırıyordu. Bu saldırgan müşrikleri de
İslâm'a karşı kışkırtıyordu. Mekke Fetih
günü, öldürülmesi için Abdullâh b. Ziba'ra arandı. Bulunamadı. Necran'a
kaçmıştı. Geri döndü. Müslüman oldu. Bundan böyle Resulullâh'ı öven şiirler
söylemeye başladı. Geriye kalan hayatını Müslüman olarak geçirdi.
İkrime b. Ebî Cehil
İkrime,
İslâm'ın en azılı düşmanlarından Ebu Cehil'in oğluydu. Resulullâh'a karşı
yapılan her türlü eza-cefanın içinde yer alıyordu. Düşmanlık son safhadaydı.
İşkence yanında Resulullâh'a karşı yapılan mücadele için her türlü yardımı da
yapıyordu. Mekke Fetih günü, Kaçtı. Ancak hanımı tarafından ikna edildiğinden
Mekke'ye geri döndü. Allah'ın
Elçisi huzuruna getirildi. İkrime ve babası Allah'ın, Elçisinin ve
Müslümanların amansız baş düşmanıydı. Bu özellikler İkrime'yi toplumda
sıkıntıya düşürebilirdi. Örneğin; "Bu Allah'ın düşmanı Ebu cehilin oğludur",
denmesi. Allah'ın Elçisi, etrafındaki Müslümanlara:…Onun
babasına sövmeyiniz. Ölülere sövmek yaşayanlara acı verir. Ölüye de bir şey
ulaşmaz, buyurdu.
İkrime daha sonra Müslüman oldu. Hayatının sonunu şehitlikle noktaladı.
Hind b. Utbe
Hind
İslam'ın azılı düşmanlarından Utbe'nin kızıdır. Şair, zeki, kurnaz ve ikna
edici bir hitabete sahipti. Mekke müşriklerinin en saygın kişilerindendir.
Kendi zamanında Resulullâh'a karşı kin, nefret,
düşmanlık, entrika, intikam, kışkırtıcılık gibi konularda hiçbir kadının buna
ulaşması mümkün değildi. Bu konularda hep en ileri saflardaydı. Sanki Bedir
savaşında ölen babası Utbe, oğlu Hanzala, kardeşi Velîd, amcası Şeybe'nin
Resulullâh'a karşı kin ve nefretleri bu kadında bütünleşmişti. Kocası Ebu
Süfyan'ın İslâm düşmanlığı bunun yanında gerilerde kalıyordu. Resulullâh'ın
amcası Hamza'yı şehit edip ciğerini sökmesi için Vahşi'yi hürriyet ödülüyle
kiralayan kadındır. Hebbâr'ı ve Mekke çapulcularını Resulullâh'ın kızı
Zeynep'e saldırtandır. Bu kadının suçu çok kabarıktı. Yakalandığı yerde
vurulacaktı. Mekke Fetih günü, öldürülmemesi için gizlendi. Büyük bir
ustalıkla hiç kimseye tanınmadan Allah'ın Elçisine yaklaşmayı becerdi.
Müslüman oldu. Geriye kalan hayatını Allah yoluna adadı. Hatta savaşlara bile
iştirak ederek cephelerde savaştı.
Vahşi b. Harb
Vahşi, Ebu
Sufyan'ın karısı Hind'in ayarlamasıyla Uhud'ta Hamza ra.'ı şehit etmişti. Uhud
savaşı esnasında Hamza'nın ayağı yere takılarak sendeledi. Vahşi sürekli
Hamza'yı elindeki mızrağıyla takip ediyordu. Sendelemeyi fırsat bilen Vahşi
mızrağını Hamza'ya fırlattı. Şehit etti. Ciğerini söküp Hind'e götürdü.
Mekke Fetih
günü, Tâif'e kaçtı. Daha sonra hiç kimseye tanınmadan Allah'ın Elçisine geldi.
Müslüman oldu. Savaşlara katıldı. Yalancı Müseyleme'yi öldürdü. Ve:
Cahiliyede insanların en hayırlısını, İslam'da da insanların en şerlisini
öldürdüm, diyerek kendisini özetledi.
Saffân b. Ümeyye
Saffân,
Mekke müşriklerinin ileri gelen zenginlerindendi. Babası Bedir savaşında kâfir
olarak öldürülmüştü. Mekke Fetih günü İslam ordusuna karşı çıkanlardandı.
Ancak Allah'ın Elçisi Mekke'ye girince Cidde'ye kaçmak istedi. Araya girerek
ona eman verilmesini istediler. Allah'ın Elçisi de eman verdi. Eman haberini
kendisine haber verenle birlikte Allah'ın Elçisine gelerek:Bu, senin
bana eman verdiğini iddia ediyor, dedi. Allah'ın Elçisi: Doğrudur,
deyince: Seçim
konusunda bana iki ay müsaade et, dedi. Allah'ın Elçisi de: Sen bu
konuda dört ay muhayyersin, buyurdu. Dört ayı beklemeden Müslüman oldu.
Allah'ın Elçisinden hep güzellik ve iyilik gördü.
Abdu's Selâm Hârûn, Tehzîbu Sîretu İbni Hişâm c. 7, s. 35.
Kurtubî, Tefsîru'l kurtubî, 15/Hicr: 94-96. ayetlerin
tefsiri.
Et Taberî, Câmiu'l Beyân fî Te'vîli'l Kur'ân, 15/Hicr: 94-96.
ayetlerin tefsiri.
Ez Zemahşerî Cârullâh, Keşşâf, 15/Hicr: 94-96. ayetlerin
tefsiri.
İbnu Hacer, el İsâbe fî Temyîzi's Sahâbe, c.1, s.593
Abdu's Selâm Hârûn, Tehzîbu Sîretu İbni Hişâm c. 7, s. 35.
İbnu'l Esîr, Esedu'l Ğâbe c.1, s.223
2- Kurtubî, Tefsîru'l kurtubî, 15/Hicr: 94-96. ayetlerin
tefsiri.
3- Et Taberî, Câmiu'l Beyân fî Te'vîli'l Kur'ân, 15/Hicr:
94-96. ayetlerin tefsiri.
4- Ez Zemahşerî Cârullâh, Keşşâf, 15/Hicr: 94-96. ayetlerin
tefsiri.
5- İbnu Hacer, el İsâbe fî Temyîzi's Sahâbe, c.1, s.593
İbnu Hişâm, Sîretu ibni Hişâm c. 1, s. 410-411
"Onun arkadaşı" deniliyor ve isim verilmiyor. Listeye ismi
tarafımızdan eklendi.
1- Buhârî, cezaü's-sayd 18, cihâd 169, el-Meğâzî47 libâs 17;
2- Müslim, hac 450;
3- Tirmizi, cihâd 18;
3- Nesâi, menâsık 107;
4- İbni Mâce, cihâd 8;
5- Dârimî, menâsık 88; siyer 20;
6- Muvatta', hac 247;
7- Ahmed b. Hanbel, III, 109, 163, 180, 186, 224, 231, 232,
240.
(وقينتين لابن خطل: قرينا وقريبة؛ ويقال: فرتنا وأرنبة)
Fertenâ
*
Şadi KUL -
Emekli Din Kültür ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni -
www.diniyol.com -
BU KONU İLE BAĞLANTILI "
ISLAM BARIŞ DINIDIR
" BAŞLIKLI YAZIMIZIN DA OKUNMASINI TAVSİYE EDERİZ !