Ana Sayfa

İrtibat

Sık Kullananlara Ekle

Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun

Biz Kimiz ?

İlkelerimiz

AYIN HABERİ

BM; ÇARK!

 

VE ALMANYA'DA GEZİ OLAYLARI OLUR!

 

 

 

                                                               SAMİMİYET!

   

 

 

 

                                                                İslam- batı, demokrasi- laiklik      
       

                                               Demokrasi ile bağdaşamayan Müslümanlar değil laikçiler!

Bu soruya cevap bulmadan ilerleyemeyiz. Neden, “jakoben laiklik” veya “laikçi laiklik” veyahut da adı her neyse her fırsatta bencilleşen laiklikle demokrasi bir türlü bağdaşmıyor? Darbe bile kolaylıkla ve bir haya emaresi gösterilmeden tercih edilebiliyor... Laikçi kesimlerin de değişimden pay alması; gelişmesi ve demokratikleşmesi beklenirdi. Mısır darbesine verilen tepkiler de gösterdi ki durum böyle değil. Sorun galiba şurada gizli... Kimliklerini “laik” olarak ilan edenler; özellikle de temsil kaabiliyetine haiz olanları gerçekte laik değil İslamofobik’ler * ve bunun farkında değiller. (Mustafa Karaalioğlu: Star: 08.07.2013 )

                                                               Batı'nın amacı laikleri iktidarda tutmak

 Suriye'de, İslamcılar iktidara gelir diye, Esed'in kanlı katliamlarına bile müsamaha gösterilmiştir. 1992 Cezayir'inde askerin seçim sürecini sabote edişine ve iktidara el koyuşuna göz yumulması, hatta desteklenmesi de İslami Selamet Cephesi'nin iktidara geleceğine kesin gözle bakılması yüzünden olmuştur. Amaç laik kadroların iktidarda kalmasıdır. Ama vakıa şu ki, bu tepeden inmecilik İslam'a karşı teyakkuz halinde, Müslümanlar'la mesafeli, laikliği İslam'ı sınırlandırma olarak anlıyor, Müslüman'ın hayatına müdahale ediyor ve bütün bunları laik nitelikli bir toplum kesimi ile birlikte yapmaya çalışıyor. (Ahmet Taşgetiren:Bugün:12.07.2013 )

                                                                                                  Batı demokrasi

Noam Chomsky, daha Mursi Mısır cumhurbaşkanı seçilmeden evvel Batı’nın hiçbir zaman Ortadoğu’ya demokrasi getirmek gibi bir hedefinin olmadığını söylüyordu.  Batı’nın bir algıyı nasıl inşa ettiğini iyi anlamakta fayda var. Bu konuda sponsorluklarını üstlendiği sivil toplum kuruluşları, insan hakları dernekleri, feminist örgütler, kadın hareketleri, araştırma merkezleri, stratejik düşünce kuruluşları önemli rol oynar. Her şey masum gibi görünür, faaliyetler o ülkenin yararına sunulur. Bir Filistinli durumu şöyle özetler: “Uzun yıllar beraber çalıştığımız Batılı STK’lardan kuşku duymadık, bizden somut bir talepte bulunmadılar; ne var ki bir süre sonra zihin haritamızın onların çizdiği gibi şekillenmeye başladığını fark ettik. Bunun farkına varan da çok az sayıda kişi olur.” ( Ali Bulaç: Zaman:13.07.2013 )

                                                      Demokrasi, laiklik, İslamcı

Doğu'da gerçekleşen bazı darbeler Batılı ülkelerin işine gelebiliyor. Bu durumda yaşananlara ‘darbe' diyerek kendi ahlakî normlarına ters düşmek istemiyorlar. Dolayısıyla da daha alt seviyede bir ahlakî zaaf göstermekle işin içinden çıkacaklarını sanıyorlar. Beyaz Saray “Mısır'daki gelişmelerin nasıl adlandırılacağı konusunda henüz bir karar veremediklerini” açıklıyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği de aynı rahatsızlığı taşıdığını beyan ediyor. Bu noktada Batılı ülkelerin Ortadoğu'da kendi siyasî ve iktisadî çıkarlarının peşinde olduklarını, ‘güvenlik ve istikrar' terimlerinden bölge halklarının huzur ve refahını anlamadıklarını hatırlayabiliriz.  bugün Batı'da da Türkiye'de de birçok yorumcu Mursi'nin hatalarını öne çıkarırken sahte bir simetri kaygısı sergiliyor. Sanki her iki tarafın da yanlışlarına işaret ederek ahlakî olunabilecekmiş gibi. Oysa bir tarafta bir siyasetçi, diğer yanda gayri meşru imtiyazlarını korumak isteyen darbeciler var. Bu durum aslında bir asimetriyi akla getiriyor: Ya Mursi laik biri, askerler ise İslamcı olsaydı? Batılı ve Türkiyeli ‘liberaller' hâlâ böyle mi yazacaklardı? Kesinlikle askerin darbe yaptığını söyleyecekler ve özgürlükler adına darbeye karşı çıkacaklardı. İslami yönetime laik itiraz bugün bir demokrasi konusu oluyor, ama laik yönetime İslami itirazlar yıllardan beri demokrasinin dışına çekilip, kültürel kimlik meselesi olarak ele alınabiliyor.** ( Etyen Mahçupyan: Zaman: 14.07.2013)
 

* Sitemde bir süre mailleştiğimiz bir arkadaş, devamlı ateist içerikli mesajlar gönderiyordu, bir ara cevap yazarken kendisini ateist olarak nitelendirince bana şöyle cevap vermişti: "Ben ateist değilim, Kemalistim."

** Refahyol iktidarda iken, "Hitler'de demokrasi ile iktidara gelmişti, demokrasi ile şeriat gelir mi?" türü medyada bir sürü yazılar gırla giderdi!

 

 

 

 

 

 

                                                         GEZİ: Ruhsuz!

   

                                                  ABD'ci  geziciler!

                      

 

                                                         EMPATİ çağrısı!    
    Devamı >>1- 2- 3- 4

                    Saygı göster ki, saygı göresin. Biz ikinci sınıf vatandaş değiliz!         

 

             

                                                              ÖZET!

      

 

 

 



      
  Akıttığı kana bakmadan sözle eleştiriye bile tahammül edemiyorlar...!          İÇİMİZDEKİ İSRAİL ASKERLERİ

 

 

   

 

                                           MİLLET ORDU EL ELE, LİDER ÜLKE TÜRKİYE

           

 

                                      
 

 

                    
 Türk Kürt Dindaştır!                       İslam, askerlik, vicdan                     Batı'nın son maşasının piyonu         Zulüm bitiyor!

 

                
   Ordudan atılanlar!              11 Eylül kahramanı Müslüman oldu!                İki yüzlü batı!                İmamesiz ümmetin yetimleri
 

 

                             
 Zamanın gerisinde kalanlar!                  Kuran ve bilim                       Vahdettin ve Mustafa Kemal Atatürk, Milli mücadele


 

                                                            
       Kurbana laf atanlara ...!               Coca Cola'nın formülü!    Ülkemde hangi görevde idi...?      Atatürk resmine bile sansür !

 

 

            
      Başörtüsü, dini kimliği ile alay etmişlerdi...!           Facebook, twitter... Zararları!              En mutsuz ülke Fransa!


                                                          

 

 

                   
   ABD Dışişleri Bakanı Warren Cristopher’in imzası ile Ankara büyükelçiliğine gönderilmiş, bilgi olarak Atina, Beyrut, Moskova, Sofya elçilikleri ile Geneva, NATO ve BM Amerikan misyonlarına da ulaştırılmış 28 Şubat'ı başlatma belgesi.
                                       
 
                              IMF'de IMF dediler...Ama...!
     

 

                                                                   
                                                           Castro'dan tarihi itiraf! 
  Küba'nın efsanevi lideri Fidel Castro, ülkesinde uyguladıkları ekonomik sistemle ilgili tarihi bir itirafta bulundu.Küba’da 1959’da yapılan komünist devrimin lideri Fidel Castro, ülkede uygulanan ekonomik modelin çöktüğünü itiraf etti. Castro, Amerikan ‘The Atlantic Dergisi’ muhabiri Jeffrey Goldberg’in “Küba’nın ekonomik modelinin, hala diğer ülkelere ihraç edilebilir olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusunu yanıtladı: “Küba modeli artık bizim için bile işlerliğe sahip değil” Küba’da ekonomik faaliyetlerinin yüzde 90’ı komünist modele uygun olarak devlet tarafından yürütülüyor. Fidel Castro, devlet başkanlığı görevini sağlık nedeniyle 2006’da kardeşi Raul Castro’ya devretmişti.
 
Wall Street Journal Gazetesi’nin (WSJ), Castro ailesi ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında Castro’nun yaptığı bu yorum üzerine konuşan eşi Julia Castro da, “Fidel’in bu ifadesi, şu anda devlet başkanı olan Raul Castro’nun bürokrasi ve ortodoks komünist partidekilerin uygulaması gereken reformlar için zemin hazırlıyor olabilir” ifadesini kullandı. Devlet yönetiminin, ülke ekonomisi üzerinde oluşturduğu baskıyı azalttığı belirtilirken, özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin sayısının artması için yaptığı çalışmaların ve yabancı yatırımcıların Küba’dan gayrimenkul alımına izin vermesinin bu noktada etkili olduğu kaydedildi. Bu noktada ABD’lilere de Kaba’dan gayrimenkul alımına ilişkin yasağın kalktığı ancak ABD hükümetinin vatandaşlarının Küba’ya yatırım yapmasına izin vermediği hatırlatıldı. (10.09.2010)
 Not: Kimse "Ambargo" teriminin  arkasına sığınmasın, İran kurulduğundan beri ambargo altında "Kendi" uçak, füze, atom, uzay mekiğini yaptı...! Devamı >>
 

                    Not: İlginç- İbretlik- Tarihi haber- olayların devamı için Tıklayınız: Hikmetli 1   -  Hikmetli 2