Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
Felsefe-Tasavvuf tartIŞMALARINA son!

   İbn-i Rüşt  Gazali'nin İbni Sina'yı -ve felsefeyi-  yanlış anladığını, aslında özde ikisinin de aynı şeyi söylediklerini açıklayarak aralarını bulmaya çalışır:
   Gazali, İbni Sina'yı  üç konuda tekfir ve tenkid etmiştir.
1-Cismani Haşr Meselesi:İbn-i Sina da cismani haşr olayını kabl eder ama bedenin aynı beden olmayacağını ileri sürer.Aynı beden olmasına imkan yok der Sina çünkü zaman -beden ilişkisi nedeni ile aynı beden ile haşr olamaz der.Aynı zamanda: Ruh beden ayrıdır, ruh bedeni temsil edebilir. Allah (cc) boşuna iş yapmaz.Ruh bedeni temsilen sadece haşr olacak der.
2-Alemin  kıdemi meselesi :Allah var olduğu andan itibaren hemen düşünmeye başladı.Düşününce düşündüğü var oldu.( Düşünme =Yaratama) Böylece düşünmesi ile var etmesi arasındaki süre çok az olduğu için alemde kadim sayılır, der.İbn-i Sina Sudur nazariyesini kabul eder.
3-Allah'ın cüzileri bilmemesi meselesi:Cüzi şeyler külli şeylerin parçasıdır.Allah külliyi yaratır.Cüzi küllilerden oluşur.Allah cüzileri bilmez ama küllileri bildiği için cüzileri de bilir, onlara muttalidir.Kısaca;Allah cüzileri külli olarak bilir, der.
   İbn-i Rüşt'e göre felsefeye karşı olan eleştiriler aslında felsefeyi yanlış anlamadan doğmuştur.Felsefe eşyanın aslını bilmektir, felsefenin gayesi kainatın sahibinin var olduğunun delillerini ortaya koymaktır.Kurandaki bir çok düşünmeyi, araştırmayı emreden ayetler, Hz. İbrahim'in akıl yolu ile Allah'ı bulması,... felsefenin varlığını destekler mahiyetteki ayetlerdir.Bir insan Allah'ın varlığını ispat için düşünmenin yollarını  bilmesi gerekir.Düşünmeyi hem kuran hem felsefe savunur.Din  kesin delilleri (Burhan)ortaya kor.Felsefe ve mantıkta akli yollar ile kesin deliller sunar.Kısaca din felsefeyi farz kılmıştır, der.
   Gazali; İbn-i Sina'nın, Farabi'nin ...Aristo ve Eflatun'un "yabancı fikirlerini bize getirdiler" demiştir. İbn-i Rüşt buna cevaben: Bir Müslüman bir kurban kesecek ama bıçak yabancı marka bir bıçak olursa kurbanımız olmayacak mı, tabii ki olacak.Burada alet mühim değil, önemli olan  insanın takvasıdır.Biz belirli hakikatlere ulaşmak istiyoruz.Bunun yollar, gayri Müslimler tarafından belirlenmişse bunları alırız.yoksa hakikate götüren yola kavuşamayız.Yapılmış, bazı şeyler  ortaya konulmuş, bunlar dururken işe baştan başlamak saçmalıktır...Boşa giden zaman ve mesai olur,eğer yapılan işlerin hepsi doğru ise gayri Müslim dahi olsa hepsini almak gerekir.Bir kısmı doğru ise doğru kısmını alırız.Bir insan tüm ilimleri bilemez.Ama her ilimde tespit edilmiş hakikat ve usuller varsa biz onlardan faydalanırız. İbn-i Rüşt: bizden önce ortaya konan ilimleri bunlarla ilgili kitapları okumak vaciptir der.Felsefe yapmak din açısından vaciptir. Ama herkes felsefe yapamaz.Felsefe yapmak için şu şartların olması gerekir:
1-Doğuştan zeki olmak.
2-Şeriatın istediği ahlaki fazilet ve  dürüstlük sahibi olacak.
3-Felsefe ve dini meseleleri iyi bilecek.
    Bu şartlara sahip olmayan felsefecilerde mutlaka eksiklik vardır.Ya aklı kıt veya ufku geniş değildir:Bu tür  yetersizlikleri  felsefeye mal etmek yanlıştır.Şeriat ve felsefenin usulü birbirine uyar.Her ikisi de insanı hakikate ulaştırır. Kuran ve felsefe birbiriyle uyum halindedir.Felsefe yolunda sapıtanlar var ise onlar yukarda belirttiğimiz -  felsefecilerde olması gereken-  vasıfları taşımıyorlar demektir.Rüşt: Felsefede bazı insanlar yanlışı söyleyerek başkalarını yanlışa götürür , felsefe  imanı tehlikeye düşürür diyerek yanlış yapanlara şöyle cevap verir:Felsefeyi okudukları halde, araştırdıktan sonra sapanlar olabilir,tıpkı çölde susuz kalan insanın suyu bulunca kana kana içmesi sırasında suyun genzine kaçıp onu öldürmesi gibi.Burada "su insanı öldürür" diyebilir miyiz ? Metodu bilmeyip, yanlış yolda amel edildiği zaman , hayat verici olan şey ölüm getiren şey olabilir.Bu yüzden suyu suçlamak yerine , metodu  suçlamak gerekir.
    İnsanların anlayışları farklı farklıdır.Hz resul'de insanlara akılları seviyesine göre konuşulmalıdır , der.Kuran da bazen mucize, bazen delil (burhan), bazen cedel   muhataplarını ikna eder.Felsefede  aynen bu metotları kullanır.Kuran : " hikmetle çağır" der, felsefede insanı hikmete çağırır. Eşyanın hakikatini bilmek hem felsefe hem şeriatın emridir, der İbn-i Rüşt.Son olarak felsefe insanı yanlışa götürüyorsa felsefeyi eleştirmek yerine felsefenin bu yanlış yollarını ele alarak incelemek ve doğrusunu ortaya koymak lazım gelir , der.

   NOT: İBN-İ RÜŞT'ÜN TÜM GÖRÜŞLERİNİ KABUL ETMEYEBİLİRİZ. ÖNEMLİ OLAN FARABİ-İBN-İ RÜŞT...GİBİ MÜSLÜMAN FİLOZOFLARIN  KURANΠ SINIRLAR İÇİNDE KALMA ÇABALARININ GÖZ ARDI EDİLMEMESİDİR! ONLAR  "MÜSLÜMAN  FİLOZOFLARIDIR!"