|
İbn-i
Rüşt
Gazali'nin İbni Sina'yı -ve felsefeyi- yanlış anladığını, aslında özde ikisinin de
aynı şeyi söylediklerini açıklayarak aralarını bulmaya çalışır:
Gazali, İbni Sina'yı üç konuda tekfir ve tenkid etmiştir.
1-Cismani Haşr Meselesi:İbn-i Sina da cismani haşr olayını kabl eder ama bedenin
aynı beden olmayacağını ileri sürer.Aynı beden olmasına imkan yok der Sina çünkü
zaman -beden ilişkisi nedeni ile aynı beden ile haşr olamaz der.Aynı zamanda: Ruh beden
ayrıdır, ruh bedeni temsil edebilir. Allah (cc) boşuna
iş yapmaz.Ruh bedeni temsilen sadece haşr olacak der.
2-Alemin kıdemi meselesi :Allah var olduğu andan itibaren hemen düşünmeye
başladı.Düşününce düşündüğü var oldu.( Düşünme =Yaratama) Böylece düşünmesi ile
var etmesi arasındaki süre çok az olduğu için alemde kadim sayılır, der.İbn-i
Sina Sudur nazariyesini kabul eder.
3-Allah'ın cüzileri bilmemesi meselesi:Cüzi şeyler külli şeylerin
parçasıdır.Allah külliyi yaratır.Cüzi küllilerden oluşur.Allah cüzileri bilmez
ama küllileri bildiği için cüzileri de bilir, onlara muttalidir.Kısaca;Allah
cüzileri külli olarak bilir, der.
İbn-i Rüşt'e göre felsefeye karşı olan eleştiriler aslında
felsefeyi yanlış anlamadan doğmuştur.Felsefe eşyanın aslını bilmektir,
felsefenin gayesi kainatın sahibinin var olduğunun delillerini ortaya
koymaktır.Kurandaki bir çok düşünmeyi, araştırmayı emreden ayetler, Hz.
İbrahim'in akıl yolu ile Allah'ı bulması,... felsefenin varlığını destekler
mahiyetteki ayetlerdir.Bir insan Allah'ın varlığını ispat için düşünmenin
yollarını bilmesi gerekir.Düşünmeyi hem kuran hem felsefe savunur.Din
kesin delilleri (Burhan)ortaya kor.Felsefe ve mantıkta akli yollar ile kesin
deliller sunar.Kısaca din felsefeyi farz kılmıştır, der.
Gazali; İbn-i Sina'nın, Farabi'nin ...Aristo ve Eflatun'un "yabancı
fikirlerini bize getirdiler" demiştir. İbn-i Rüşt buna cevaben: Bir Müslüman bir
kurban kesecek ama bıçak yabancı marka bir bıçak olursa kurbanımız olmayacak mı,
tabii ki olacak.Burada alet mühim değil, önemli olan insanın
takvasıdır.Biz belirli hakikatlere ulaşmak istiyoruz.Bunun yollar, gayri
Müslimler tarafından belirlenmişse bunları alırız.yoksa hakikate götüren yola
kavuşamayız.Yapılmış, bazı şeyler ortaya konulmuş, bunlar dururken işe
baştan başlamak saçmalıktır...Boşa giden zaman ve mesai olur,eğer yapılan
işlerin hepsi doğru ise gayri Müslim dahi olsa hepsini almak gerekir.Bir kısmı
doğru ise doğru kısmını alırız.Bir insan tüm ilimleri bilemez.Ama her ilimde
tespit edilmiş hakikat ve usuller varsa biz onlardan faydalanırız. İbn-i Rüşt:
bizden önce ortaya konan ilimleri bunlarla ilgili kitapları okumak vaciptir der.Felsefe yapmak din açısından vaciptir. Ama herkes felsefe yapamaz.Felsefe
yapmak için şu şartların olması gerekir:
1-Doğuştan zeki olmak.
2-Şeriatın istediği ahlaki fazilet ve dürüstlük sahibi olacak.
3-Felsefe ve dini meseleleri iyi bilecek.
Bu şartlara sahip olmayan felsefecilerde mutlaka eksiklik vardır.Ya aklı kıt
veya ufku geniş değildir:Bu tür yetersizlikleri felsefeye mal etmek yanlıştır.Şeriat ve felsefenin usulü birbirine uyar.Her ikisi de insanı hakikate
ulaştırır. Kuran ve felsefe birbiriyle uyum halindedir.Felsefe yolunda
sapıtanlar var ise onlar yukarda belirttiğimiz - felsefecilerde olması
gereken- vasıfları taşımıyorlar demektir.Rüşt: Felsefede bazı insanlar
yanlışı söyleyerek başkalarını yanlışa götürür , felsefe imanı tehlikeye düşürür diyerek yanlış yapanlara
şöyle cevap verir:Felsefeyi okudukları halde, araştırdıktan sonra sapanlar olabilir,tıpkı
çölde susuz kalan insanın suyu bulunca kana kana içmesi sırasında suyun genzine
kaçıp onu öldürmesi gibi.Burada "su insanı öldürür" diyebilir miyiz ? Metodu
bilmeyip, yanlış yolda amel edildiği zaman , hayat verici olan şey ölüm getiren
şey olabilir.Bu yüzden suyu suçlamak yerine , metodu suçlamak gerekir.
İnsanların anlayışları farklı farklıdır.Hz resul'de insanlara
akılları seviyesine göre konuşulmalıdır , der.Kuran da bazen mucize, bazen delil
(burhan), bazen cedel muhataplarını ikna eder.Felsefede aynen
bu metotları kullanır.Kuran : " hikmetle çağır" der, felsefede insanı hikmete
çağırır. Eşyanın hakikatini bilmek hem felsefe hem şeriatın emridir, der İbn-i
Rüşt.Son olarak felsefe insanı yanlışa götürüyorsa felsefeyi eleştirmek yerine
felsefenin bu yanlış yollarını ele alarak incelemek ve doğrusunu ortaya koymak
lazım gelir , der.
NOT: İBN-İ RÜŞT'ÜN TÜM GÖRÜŞLERİNİ KABUL ETMEYEBİLİRİZ. ÖNEMLİ
OLAN FARABİ-İBN-İ RÜŞT...GİBİ MÜSLÜMAN FİLOZOFLARIN KURANÎ SINIRLAR
İÇİNDE KALMA ÇABALARININ GÖZ ARDI EDİLMEMESİDİR! ONLAR "MÜSLÜMAN FİLOZOFLARIDIR!"
|